<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
<rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/568">
    <dcterms:title><![CDATA[ZȂTI’NIN “HAZER ET” REDİFLİ GAZELİNİN YAPISALCILIK  AÇISINDAN İNCELENMESİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Bu çalışmada, 16. yüzyıl Klâsik Türk şairlerinden Zȃti’nin “hazer et” redifli  gazelinin yapısalcılık yöntem ile incelenmesi oluşturacaktır.Çalışmada  öncelikle yapısalcılık hakkında bilgi verilecek, sonrasında ise gazel klasik  yöntemle çözümlenecektir.Gazelin biçim ve özünde gizli kalan başka yönleri  de ortaya konularak şairin dünyası, günümüzde gazellerinin yeri ve  popülaritesi sunulacak, bu hedef doğrultusunda Zati’nin gazeli şekil, anlam ve  yapısal açıdan ortaya konulacaktır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2634]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/567">
    <dcterms:title><![CDATA[YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU&#039;NUN YABAN ADLI  ROMANINDAKİ ULUS İNŞA ETME AMACI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerine ve  Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarına şahitlik etmiş bir Türk aydınıdır.  Karaosmanoğlu, Yaban adlı eserinde Türk Kurtuluş Savaşı ile ilgili gözlemlerini yazmıştır. Yazar bu eserinde, toplumun aksak yönlerini  göstererek, bir ulus inşa etme amacı gütmektedir. Ona göre, toplumdaki aydın  insanlar ulus inşa etmede önemli bir role sahiptir ve aydınlar ulus bilincinden  yoksun insanlara öncülük etmelidir. Karaosmanoğlu Yaban’da, Ahmet Celal  isimli Türk aydını ile Anadolu köylüleri arasında yaşanan kültür ve fikir  çatışmasını anlatır. Ahmet Celal, bir yandan Türk Kurtuluş Savaşı ile ilgili  haberleri takip ederken, diğer yandan yaşadığı köyde, ulusal bilinç  oluşturmaya çalışır. Fakat bu amacına ulaşamaz. Romanın sonunda, köy  düşmanlar tarafından işgal edilir ve köylüler acı bir felaketle karşı karşıya  kalırlar. Bu çalışmada, Yaban’da toplumun aksak yönleri anlatılarak  yapılmaya çalışılan ulus inşa etme amacı irdelenecektir. Ulus inşa etme süreci,  köylülerin yaşam şekillerini, düşmana verdikleri desteği ve Türk askerleri  hakkındaki düşüncelerini eleştirilerek, onları eğitmekten ibarettir.  THE AIM OF NATION-BUILDING IN YAKUP KADRI  KARAOSMANOĞLU’S NOVEL “YABAN”  Keywords:Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yaban, nation-building, national  consciousness.  ABSTRACT  Yakup Kadri Karaosmanoğlu who witnessed late Ottoman period and  foundation of the Republic of Turkey was a Turkish intellectual.  Karaosmanoğlu wrote a novel whose name was Yaban and he told about his  observation in the Turkish Independence War. In this novel, he intends nationbuilding  by showing the disadvantages of the society. He thinks that  intellectuals have an important role for nation-building and they should lead to  the people who have no national consciousness. Karaosmanoglu tells about the  conflict of cultures and ideas between Ahmet Celal who is a Turkish  intellectual and peasants in Anatolia in Yaban. On the one hand, Ahmet Celal  follows the news about the Turkish Independent War. On the other hand, he  wants to build national consciousness of the peasants. However, he cannot  achieve the purpose. At the end of the novel, the village is occupied by enemy  soldiers and this becomes a disaster for the peasants. This study will examine  the depiction of nation-building in Yaban by showing disadvantages of the  society. The nation-building process consists of education of the peasants by criticizing their lifestyle, supports of the enemy soldiers and thoughts about  Turkish army.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2726]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/566">
    <dcterms:title><![CDATA[SEVİM BURAK VE MİNÖR EDEBİYAT]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Cumhuriyet ile inşa edilen Türkiye ulus devletinde özellikle farklı etnik ve  dini kimliğe sahip olmak ve bu kimlikleri ifade edebilmek her zaman sorunlu  olmuştur. Bu bildiride ele alacağımız Sevim Burak, Türk bir baba ile Yahudi  bir annenin kızı olarak bu ülkede yaşamış, yazdıklarıyla döneminde ses  getirmiş, bir o kadar da görmezden gelinmiş bir yazardır. Bu farklılığı  nedeniyle onu, yazdıklarının yanında önemli kılan bir unsur da ‘’öteki olarak  yazması’’dır. Şüphesiz onu öteki kılan sadece taşıdığı etnik unsurlar değildi, o  aynı zamanda bir ‘’kadın yazar’’ olarak da edebiyat dünyasında tutunmaya  çalışmış, yani bir anlamda ‘’çifte ötekilik’’ yaşamıştır. Bununla beraber  annesinden gelen bu Yahudi kimliğini tam olarak ne kadar benimseyebildiğini  bilemediğimiz Sevim Burak’ın, eserlerinde kurduğu kadın karakterleri  yansıtma biçimi annesine duyduğu nefret veya tam tersi acıma olabilir miydi?  İşte bu bildirinin amacı hikâye, roman, oyun metni gibi kurgu olan eserlerinin  yanında mektuplar ve röportajlarını da ele alarak Sevim Burak’ın hayatını  annesi ve anne-kız ilişkisi üzerinden okumak, eserlerinde annesi üzerinden  kurguladığı hayatın kendi hayatındaki izlerine bakmak, bunları yaparken de  bir öteki olarak majör dilin içinde kurduğu minör dile tanıklık edebilmektir.  Key Word: Sevim Burak, Minor Literature, The Other and Minor Literature.  ABSTRACT  It has always been notably problematic to have a different ethnic and religious  identity, and to be able to express it in the nation state of Turkey, which was  built with Republic. Sevim Burak, whom we are going to analyze in this  proceeding, is a writer who lived as the daughter of a Turkish father and a  Jewish mother in this country, did good work in her time with her writings,  but was ignored as well. Due to this difference of her, besides her writings,  one factor that makes her remarkable is her “writing as the other”. Certainly  what makes her “the other” was not only her ethnic features; she struggled to survive in the literary world as a “female writer” at the same time, due to  which she experienced “a double otherness”. In addition, it is not possible to  know exactly whether Sevim Burak, who had a Jewish identity coming from  her mother, was able to adopt this Jewish identity or to what extent, or was her  reflecting the female characters in her literary works influenced by her hatred  towards her mother or her pity for her? Briefly, the purpose of this proceeding  is to read Sevim Burak’s biography with the help of her fictions such as her  stories, novels, and plays as well as her letters and interviews, and her life and  relationship with her mother, and to look at the traces of the lives that she  constructed in her works keeping her mother in mind on her real life, and,  while doing all these, to witness the minor language that she created in the  major language as “the other”.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2713]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/565">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRK DİLİ VE EDEBİYATININ ÖĞRETİMİ ÜZERİNE ÖNERİLER]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Bu bildiride, Türkiye’deki yirmi beş üniversitenin Türk Dili ve Edebiyatı  Bölümleri örneklemiyle, Türk dili ve edebiyatı öğretim programlarını  değerlendirmeye ve bu çerçevede bazı önerilerde bulunmaya çalışacağım. Bu  üniversitelerden on dördü devlet ve on biri vakıf üniversitesi statüsündedir.  Örneklem olarak ele aldığım üniversiteleri, şu ölçütlere göre seçtim :  1. Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne yüksek puanla öğrenci alan üniversiteler,  2. Köklü geçmişe sahip tanınmış üniversiteler,  3. Yeni kurulan bazı Vakıf Üniversitelerindeki bölümler,  4. Bölgesel temsil özelliğine sahip üniversiteler,  5. Eğitim Fakülteleri dışındaki Fen-Edebiyat, Edebiyat ve İnsan Toplum  Bilimleri gibi fakülteler bünyesindeki bölümler.  Konu bütünlüğü bakımından önce sözkonusu örnek bölümlerin mevcut  programlarındaki ana dersleri gruplandırmaya çalışınca, karşımıza şu iki tip  program çıkmaktadır :  1. Gazi, Marmara, Hacettepe, Atatürk, İstanbul, Ege, Çukurova, Selçuk,  Ondokuzmayıs, İnönü, Dicle, Uludağ, Dokuz Eylül, Fatih, Başkent, Erciyes,  Aydın, Kültür üniversiteleri.  2. Boğaziçi, Şehir, TOBB ETÜ, Süleyman Şah, Beykent, Fatih Sultan Mehmet  üniversiteler..]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2621]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/564">
    <dcterms:title><![CDATA[&#039;KADIN VE SANAT&#039; BAĞLAMINDA FATMA ALİYE&#039;NİN UDÎ VE  ANNE BRONTË&#039;UN ŞATODAKİ KADIN ROMANLARINA BAKIŞ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Fatma Aliye’nin Udî ve Anne Brontë’un Şatodaki Kadın romanlarına  baktığımızda ataerkil yapılanma içerisinde kadına düşen roller çerçevesinde  sanat da kadını bezeyen bir süs uğraşısıolarak yerini alır. Fakat romanların  kadın kahramanları açısından bu durum, zorunluluk gereği biraz değişikliğe  uğrar. Bu çalışmamızda sanatın, kadın için hangi anlamlara geldiğinin, bahsi  geçen romanlar üzerinden, bir değerlendirmesini yapacağız.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2729]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/563">
    <dcterms:title><![CDATA[KLASİK TÜRK ŞİİRİNDE HAYÂL]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Klasik Türk Şiirine yapılan eleştirilerin önde gelenlerinden biri de “hayâl  mahsûlü bir şiir” olmasıdır. Oysaki Türk şiirinde üslubu meydana getiren  unsurların başta gelenlerinden biri de şüphesiz ki hayaldir. Ve mısraların arka  planında yatan bu hayalin anlaşılması klasik şiirimizi anlamada hayâtî bir  öneme sahiptir. Bu kavram aynı zamanda pek çok şaire “Hayâlî” mahlasını  verdirecek kadar büyük bir önemi haizdir. Hayal kavramı gerek edebî,  tasavvufî ve gösteri sanatlarına ait bir terim olarak gerekse gerçek anlamıyla  divan şiirinde sıkça kullanılan bir kelime olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu  arada hayâle dayanan birçok edebî sanatın varlığını da ifade etmek  gerekmektedir. Bununla birlikte hayâl kelimesinin imaj (imge) kavramıyla  aynı manada kullanılması bu kavramların içinde bulunduğu bir anlam  kargaşasını da beraberinde getirmektedir. Bu durum da ister istemez Klasik  Türk Edebiyatı için de bir sorun teşkil etmektedir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2692]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/562">
    <dcterms:title><![CDATA[ÇEVİRMENİN KİMLİĞİ VE ÇEVİRİ POLİTİKASI ÜZERİNE BİR  İNCELEME: HASAN BEDREDDİN’İN POLİSİYE ROMAN  ÇEVİRİLERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[1913-1926 yılları arasında Almanca ve Fransızca gibi Batı Dillerinden  Osmanlı Türkçesine otuz üç roman çevirisi yapan Hasan Bedreddin, dönemin  önde gelen çevirmenlerinden birisi olarak anılmaktadır. Bu bildiride Hasan  Bedreddin’in yaptığı polisiye roman çevirileri, ön söz ve son sözlerin  tanıklığında ve de İsrailli Çeviribilim kuramcısı Itamaar Even-Zohar’ın  çoğuldizge kuramı çerçevesinde ele alınacaktır. Bahsi geçen dönemde çeviri  eylemi edebiyat dizgesini şekillendirmede önemli bir rol oynamış, polisiye  roman türünde bir çok eser Osmanlı Türkçesine tercüme edilmiştir. Bildirinin  temel inceleme nesnesini oluşturmak üzere Hasan Bedreddin’in polisiye  roman çevirilerine yazdığı ön söz ve son sözlerin çeviriyazıları yapılarak  yaşadığı dönemin çeviri politikasına ve de çevirmenin kimliğinin okuyucu  üzerindeki etkisine ışık tutulmaya çalışılacaktır. Hasan Bedreddin  çevirmenliğin yanı sıra, gazeteci ve yazar olarak da karşımıza çıkmaktadır.  İrdelemeye temel olan sorunsal Hasan Bedreddin ve roman çevirileri üzerine  çeviribilim bağlamında ön söz ve son söz odaklı bir çalışmanın yapılmamış  olmasıdır. Çevirmen, tarihi romanlar ve Türkler ile ilgili romanların yanında  dönemin hâkim roman türü olan polisiye roman türünde de çeviriler yapmıştır.  Bu çevirilerinin bazılarında “Hasan Merzuk” takma adını kullanan çevirmenin  hangi romanların veya yazarların çevirilerinde bu takma adı hangi nedenle  kullandığı hatıratlarda ve ön söz/son söz tanıklıklarında araştırılmaya  çalışılacaktır. Sonuç olarak Hasan Bedreddin’in yazar, gazeteci ve çevirmen  kimlikleri doğrultusunda çeviri politikasını ve hedef okuyucuyu kitlesini nasıl  belirlediğini ortaya koymak amaçlanmaktadır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2684]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/561">
    <dcterms:title><![CDATA[OSMANLI DEVLETİNDE İSTIMÂLET SİYASETİ VE BOSNA]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[İstimâlet Osmanlılar’ın uyguladığı meylettirici ve uzlaştırıcı fetih siyaseti için  kullanılan tabir. Osmanlı kroniklerinde “halkı ve özellikle gayri müslim  tebaayı gözetme, onlara karşı hoşgörülü davranma, raiyyetperverlik”  mânasında kullanılmıştır. Fethedilen yerlerin halkına iyi davranma, onları  himaye etme, dış düşmanlara karşı can ve mal güvenliğini sağlama, dinî  konularda serbestiyet verme, vergi hususunda kolaylık gösterme Osmanlı  istimâletinin başlıca unsurlarıdır.  Osmanlı istimâlet siyasetinin asıl dikkat çekici neticeleri Trakya ve Balkan  fetihlerinde ortaya çıkar. Edirne’nin alınmasından sonra gelişen Balkan  fütuhatının sadece kılıçla değil yerli hıristiyan halkın himayesi, haklarının  iadesi, kendilerine dinî serbestiyet verilmesi, vergi muafiyeti tanınması gibi  ısındırıcı bir politika sonucunda gerçekleştiği bilinmektedir. Osmanlılar’ın  asırlarca Balkanlar’da ve Orta Avrupa’da tutunabilme sebeplerinden biri de bu  uygulamadır. Osmanlılar, istimâlet siyasetini sadece fetihler sırasında değil  yeni idarî yapı kurulduktan sonra da devam ettirmişlerdir. Bu hususta resmî  uygulamayı gösteren birçok belgenin bulunduğu bilinmektedir.  Zaman zaman tüccardan fazla gümrük vergisi alındığına dair şikâyetler veya  cizye tahsili hakkındaki arzlar üzerine çıkan fermanlar bu konuda dikkat  çekici birer örnektir. Devlet bu şikâyetler üzerine müfettişler tayin ederek  takibat başlatır, varsa zulmü önlerdi. XIX. yüzyılda Doğu Anadolu’dan  Rusya’ya göç ettirilen Ermeniler’le Bulgaristan’dan zorla Rusya’ya göçürülen  Bulgarlar’ın perişan durumları üzerine II. Mahmud’un istimâletnâme  yayımlaması son dönemlere ait dikkat çekici bir örnektir. Tarih yazımı  açısından bakıldığında anılan mevzuların çoğu istimâlet siyaseti kavramı  altında incelenebileceğini göstermiştir. En kısa ifade ile istimâlet siyaseti çok  yönlü olarak farklı metot, taktik, araç, yöntem ve tedbirden oluşan ve  kullanılan bir gönül alma ve yönlendirme siyâsetidir. Bu sürecin temel unsuru  Osmanlı merkezi iktidarının devlet idarecilerine, askeri teşkilatına ve halka  karşı göstermiş olduğu ilişkilerden ibarettir. Osmanlı istimâlet siyasetinin izleri devletin hemen hemen her köşesine dayanmakla birlikte Bosna&#039;ya kadar  da uzandığını (yaptığımız araştırmalar 16. asrın sonralarına kadar) tespit  edebilmekteyiz. Nasıl ki herhangi bir siyaset toplumun en önemli kısımlarını  ihtiva eder, aynı şekilde Osmanlı istimâlet siyaseti de Bosna toplumunun  politik, askerî, iktisadî, kültür ve dinî bölümlerine de yansımıştır. Diğer  taraftan Bosna ile ilgili arşiv kaynaklarda somut olarak istimâlet kavramının  bulunması nadir görülen bir hadisedir. Ancak bazılarını tespit edebildik. Buna  dair Bosna sancağının 1488/89. Mufassal Tahrir Defterinde, 1099-1116\1688-  1704. Osmanlı Tarihi başlığında bir anonim kroniğinde, Viyana Bozgunudan  sonraki Saray Bosna Şer&#039;iye Sicillerindeki örnekleri zikredebiliriz. “İnsanı  yaşat ki devlet yaşasın” düsturuyla hareket eden Osmanlı hâkimiyeti bu  durumu çok iyi kavramış ve istimâlet siyâseti ile de bunu genel manada  başarmıştır. Hiç de homojen olmayan bir yapıya sahip olan Osmanlı hâkimiyet  alanı ve toplumlar (Balkanlar gibi) Osmanlı&#039;nın uyguladığı istimâlet siyâseti  sayesinde asırlar boyunca barış ve huzur içinde beraberce yaşamayı  başarmıştır. 15. ve 16. yüzyıl Bosna&#039;sı da bu tarihi bağlamda yer alan bir  bölgeyi temsil etmektedir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2625]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/560">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRK DİLİNDE İYİ DİLEK VE NEZAKET İFADELERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Bu çalışmada dilin iletişimde nasıl kullanılması gerektiğini araştıran  edimbilim ile ilgili kısaca bilgi verilmektedir. Türk dilinde iyi dilek ve nezaket  ifadeleri içeren olumlu nezaket teorisinden de bahsedilmektedir. Hayatın her  hangi durumlarında iyi dilek ve nezaket ifadelerini sık sık kullanan Türkler  olumlu nezaket teorisine düşkün bir toplum olarak nitelendirilebilir.  Karşımızdaki kişiye saygı göstermek için bu tür ifadeleri kullanırız. Türk  dizileri, Türk filmleri ve Türkçeyi ana dili olarak kullananlar ile internet  vasıtasıyla yazışmalar üzerinden yapılmış olan bu çalışmanın yöntemleri  hakkında kısaca bilgi verilmektedir. İyi dilek ve nezaket ifade eden örnekler  şu şekilde sıralanır: düğün, doğum, doğum günü kutlama ve bayramlar  sırasında söylenen iyi dilek ve nezaket ifadeleri, iş hayatında başarı dileğiyle  ve teşekkür etmek amacıyla söylenen iyi dilek ve nezaket ifadeleri, yeni  eşyaları alanlara, Allah kelimesi kullanılarak söylenen iyi dilek ve nezaket  ifadeleri, ölüm sonrası, kaza geçirenlere ya da hasta olanlara, bir işte başarılı  olanlara, yemek ile ilgili, şaşırtıcı olaylar ile ilgili söylenen iyi dilek ve  nezaket ifadeleri, bir işin başarılı bitirilebilmesi için, teşekkür ve tebrik için  söylenen iyi dilek ve nezaket ifadeleri, duş alan, tıraş olan ve saç kestirenlere,  hapşıranlara, gelecek ile ilgili söylenen iyi dilek ve nezaket ifadeleri, nazardan  korunmak, mutluluk ve başarı, güzel muhabbet ve övgü için söylenen iyi dilek  ve nezaket ifadeleri ve hayatın farklı durumlarında söylenen iyi dilek ve  nezaket ifadeleri. İyi dilek ve nezaket ifadelerini Türkçeden Boşnakçaya  çevirirken karşılaşabileceğimiz sıkıntılardan bahsedilmektedir. Çalışmanın son  bölümünde ise Türk ve Boşnak dili ve kültürü arasındaki farklılıklardan  bahsedilmektedir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2705]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/559">
    <dcterms:title><![CDATA[HAMİ YAVUZ&#039;UN ŞİİRİNDE SÖZÜN BÜYÜSÜ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Hilmi Yavuz, farklı şiir geleneklerinde yararlanarak dili dönüştüren oradan bir  kültür şiiri inşa eden bir şairdir. Yahya Kemal’in “hissin tâ kendisi olan  mısrayı yazma/söyleme edimini, “bireysel bir söz” inşa ederek ortaya koyan  Hilmi Yavuz mısrayı esas alır. Semantikten çok dilin estetik yanıyla ilgilenen  Yavuz, Doğu ve Batı şiirini temellük etmiş; şiirini görsel ve işitsel bir zemin  üzerinde terennüm etmiştir. Yavuz’un şiiri, teksif edilmiş bir dikkati, organize  olmuş bir bilinci taşır. Onun şiiri, zihnî bir yoğunlaşmayı üzerinde taşır. Hilmi  Yavuz, kendi şiirini kelimelerle yapılabilen, zanaatkârlık isteyen bir şiir olarak  tanımlar. Şiirimizde “Hilmi Yavuz Şiiri”, imgelerle, alışılmamış  bağdaştırmalarla, biçim ve semantik özellikleriyle; Asaf Halet Çelebiden  sonra, şifreli yeni bir şiiridir. Okuyucudan belli bir kültür donanımı isteyen bu  şiir sağlam olduğu kadar, Hilmi Yavuz’un “Söz”e verdiği önemin, poetik bir  göstergesidir.  TEH MAGIC OF “WORD” IN HILMI YAVUZ’S POEM  Key Words: Culture Poem, Word, Semantic, Rhythm, Image  ABSTRACT  Hilmi Yavuz is a poet that transforms the language by employing different  poem traditions and builds a culture poem through it. Hilmi Yavuz, who  presents “Yahya Kemal’s acquisition of writing/telling of the verse which is  the very sense by building “an individual word” bases on verse. Hilmi Yavuz,  who interests in the aesthetic of the language rather than semantic, has taken  East and West poem in possession and created his poem on visual and auditory background. His poem bears an organized conscious and  concentrated care. His poem carries a mental concentration on it. He describes  his poem as the one that can be written with words and needs craftsmanship.  In our poem, “Hilmi Yavuz Poem” is an encoded one with its semantic and  style, unusual harmonisation, images following Asaf Halet Çelebi. The poem  which requires readers to have a certain cultural equipment is a strong one and  shows the importance given to “word” by Hilmi Yavuz.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2706]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description></rdf:RDF>
