<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
<rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1371">
    <dcterms:title><![CDATA[İRŞÂDÜ’L-MÜLÛK VE’S-SELÂTÎN’DE “TAKI” BAĞLACI VE ANLAMLARI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Memlûk Kıpçakçası, bağlaç, “takı” bağlacı, anlam.  ÖZET  Memlûk Kıpçakçasının önemli yadigârlarından olan İrşâdü’l-Mülûk ve’s-Selâtîn, miladî 1387 yılında İskenderiye şehrinde Berke Fakih tarafından istinsah edilmiştir. Arapçadan satır arası tercüme olan eser, Memlûk Kıpçakçasının Arapça karşısındaki ifade yeteneğini göstermesi bakımından önemlidir. Bu ifade yeteneği içerinde ise “takı” bağlacının önemli bir yeri vardır. Bu durum, bugün kullandığımız pek çok ifadeyi anlam bakımından bünyesinde barındırması açısından “takı” bağlacını incelenmeye değer bir konu haline getirmiştir. “Takı” bağlacı üzerine bir anlam incelemesi yaptığımız bu çalışmada söz konusu bağlacın eserde kazandığı anlamlar belirlenmiştir. Ayrıca, takı bağlacının Türk dili tarihindeki serüvenine, yerini alan bağlaçlara ve kullanımlara da değinilmiştir. Böylece de dilimizin kadim bir bağlacı vasıtasıyla Türk dilinin tarihî bir süreci irdelenmiş olacaktır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1850]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1370">
    <dcterms:title><![CDATA[GÜNÜMÜZ TÜRK EDEBİYATINDA BOSNA SAVAŞI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Bosna Savaşı, savaş, Türk edebiyatı, roman, öykü.  ÖZET  Sebebi ne olursa olsun, her savaşın tüm dünyaya tesir eden askeri ve sosyal sonuçları vardır. Savaşın sosyal hayattaki yansıması ve bıraktığı izler, en az askeri sonuçlar kadar ciddi ve hasar vericidir. Sosyal hayat üzerinde böylesine etkileri bulunan savaşın, konu edildiği alanlarından biri de edebiyattır. Türk edebiyatında Balkan Savaşları, Kırım Savaşı ve Kurtuluş Savaşı ile ilgili pek çok eser verilmiştir. Edebiyatımıza savaş ve göçle konu olan coğrafyalardan biri de Bosna’dır. 1878’e dek Osmanlı idaresinde kalan, 93 Harbinden sonra kaybedilen Bosna’da, tarih boyunca pek çok isyan, savaş ve göç yaşanmıştır. Yaşanan bu acı tecrübeler, dünya edebiyatına olduğu kadar Türk edebiyatına da konu olmuştur. Günümüz yazarlarından Ayşe Kulin, Sevdalinka; Sinan Akyüz, İncir Kuşları; Berkant Karakaya, Ağlayan Bosna-Ölüme Giderken; Nurten Ertul, Beyaz Zambak adlı romanlarında ve Ali Koçak, Karda Kalan İzler adlı öykü kitabında, Bosna’da savaş sırasında ve sonrasında yaşananları ele almışlardır. Bu çalışmada, günümüz Türk edebiyatında, roman ve öykü sahasında eser veren beş yazarın seçilen eserleri incelenmiş ve bu eserlere yansıyan Bosna Savaşı ve sonrasındaki gelişmeler irdelenmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1862]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1369">
    <dcterms:title><![CDATA[EĞİTİMDE PROBLEM ÇÖZME TEKNİKLERİ AÇISINDAN FUZÛLÎ&#039;NİN LEYLÂ VE MECNÛN MESNEVÎSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Problem Çözme Teknikleri, Leylâ Mecnûn Hikâyesi, Nasihat, Şark Klasikleri.  ÖZET  Birçok Leylâ ve Mecnûn hikâyeleri içerisinde şüphesiz bambaşka bir değere sahip olan Fuzûlî’nin Dastân-ı Leylî vü Mecnûn adını verdiği şarkın bu dillere destan hikâyesi pek çok açıdan olduğu gibi eğitim açısından da irdelenmesi gereken bir eserdir. Bu çalışmamızda bir problem olarak karasevdaya tutulmuş iki gencin(Leylâ – Mecnûn) yakın çevresi başta olmak üzere horlanıp hakir görülmek, deli(mecnun) lakabıyla yaftalanmak, sosyal hayattan kopuk yaşamak gibi içine düştükleri sıkıntılı durumlardan onları kurtarma adına ailesinin üretip tatbik ettikleri çözümleri ve problem çözme adına ortaya koydukları bu tekniklerin neticelerinden bahsedilmiştir. Konu sıralaması kısaca şöyle olacaktır: Kays ve Leyla’nın birbirlerine âşık olması, Leyla’nın Mecnûn ile görüşmesinin yasaklanması, Leyla’nın okuldan alınması, Leylâ ile Mecnûn’a ailelerinin nasihatleri, Mecnûn’un bu dertten kurtulması için dua etmesi maksadıyla hacca götürülmesi gibi yöntemlerle eğitimde problem çözme teknikleri üzerinde durulmuştur.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2260]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1368">
    <dcterms:title><![CDATA[“VE ŞAİRLER BOYUNA KİMLERE YAZARLAR?”: NECATİGİL VE SÜREYA’NIN GÖZÜYLE ŞİİR OKURU]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Cemal Süreya, Behçet Necatigil, Michael Riffaterre, modern şiir, üstün okur.  ÖZET  Bu çalışma, dış dünyayla ilişkisini metafor ve metonomiler aracılığıyla kuran “şiir”in karşısında okurun konumunu, edebiyatımızın iki usta şairinin değerlendirmelerinden hareketle tartışmayı amaçlamaktadır. Semiotics of Poetry kitabında, göstergebilimin verileriyle okur odaklı bir çözümleme yöntemi geliştiren Michael Riffaterre‟e göre şiir, “söylediğinden farklı bir şeyi kasteden” bir türdür. Dolayısıyla okurun, şiirdeki göstergeleri, yansıtmacı ( mimetic ) düzlemden yorumsamacı ( hermeneutic ) düzleme aktararak kavrayabilmesi mümkündür. Bu çalışma, 1950‟lerin ikinci yarısından sonra tasvire ve öykülemeye dayalı biçemi terk ederek geleneksel söz ve anlam sanatlarının modern bir işlevde kullanıldığı birden fazla anlam katmanına sahip “çokgen şiirler” yazmaya yönelen Behçet Necatigil ile, edebiyat dünyasına 1958‟de Üvercinka kitabıyla giren; biçimciliği, soyutlamayı, serbest çağrışımı ve anlam kapalılığını ilke edinmiş II. Yeni‟nin öncü isimlerinden Cemal Süreya‟nın yazılarında şiir okuruna bakış açılarını, örtüşen ve ayrışan yönleriyle ele almayı hedeflemektedir. Her iki ismin de ortak yönü, bilinçli şekilde, ortalama şiir okuruyla sözleşme yapmamış şairler olmalarıdır. Şiirlerini yazarken gösterdikleri titizliği, muhatap aldıkları okurun niteliklerini sıralarken de görebilmek mümkündür. 1970‟de yayımlanan bir söyleşisinde, “Bugünün şiiri mümkün olduğu kadar geçmişe atıflarla ilerlemelidir.” diyen Behçet Necatigil‟in şiiri, binlerce yıldır süregelen toplumsal, dilsel ve yazınsal devinimden haberdar bir okur tipiyle karşılaşmayı beklemektedir. Bir başka deyişle Necatigil şiiri, tasavvufi motiflerden Yunan ve Latin mitolojisindeki simgelere; tenasüb, tevriye ve leff ü neşr sanatlarından Alman yazınındaki „düşünce çizgisi‟ne bir solukta atlayabilecek kıvrak bir okur zekâsına yöneliktir. Necatigil, şairin metinlerarası koridorlarda dolaşırken şiirine dipnot düşmeyeceğini, okurun şiiri kavrama noktasında kendisini mutlaka yetiştirmesi gerektiğini vurgulamıştır. “…. şiirimi yazarken belli birileri okusun isterdim; onlar okumasa bile birileri var diye yazardım biraz da.” diyen Cemal Süreya ise, yazdığı şiiri okuyacak veya bir gün okuma ihtimali bulunan okurla daha yazma aşamasında sözleşmiş gibidir. Bu, 1967 tarihli bir söyleşisinde bahsettiği gibi, modern şiire ilgi duyan bir okurdur. Sanat eserinin okurla ilişkisini belirleyen değişkenlerden bir kısmının o eserin niteliğinde aranması gerektiğini savunan Süreya‟nın bu nitelikten kastı; basmakalıplıktan arınmış, öz şiir arayışının ürünü olan, dilin ve biçemin bütün imkânlarını kullanmaktan çekinmeyen; bu anlamda kendisine kadar süregelen şiir birikiminden ayrışmaya başlamış olan modernist şiirdir. Behçet Necatigil gibi, Cemal Süreya da, sözleştiği bu yeni şiir okurunu, “…şiir okuru olmak artık hiç değilse ufak bir hazırlık, ufak bir çaba istiyor. Eski şiirin alışkanlığından yeni şiirin havasına girebilmek için onların da kendi yönünden ufak bir adım atması gerekiyor.” sözleriyle göreve çağırmaktadır. Özetle, her iki şairin de kafasında kurguladığı ve şiirlerinin ürettiği okur, Riffaterre‟in deyimiyle, içinde yaşadığı toplumun sözlü-yazılı kültürel zenginliğine, başka metinlere ve dilin ses, sözdizimi, anlam vb. temel özelliklerine hâkim olmuş, dilbilimsel ve yazınsal yetkinliğe sahip bir “üstün okur”dur.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2183]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1367">
    <dcterms:title><![CDATA[MURATHAN MUNGAN’DAN AVANGART BİR POETİK-ROMAN: ŞAİRİN ROMANI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Poetika, Şairin Romanı, Murathan Mungan, Poetik-roman.  ÖZET  Edebiyat teorisi üzerine yapılan çalışmaların tarihi, neredeyse yazılı edebiyatın tarihi kadar eskidir. Şairler, yazarlar ve edebiyatçılar bir taraftan sanatsal bir üretim içersinde olurken; öte taraftan sanat eserinin içeriğini, yapısını, tekniğini ve oluşumunu açıklamaya çalışan teorik çalışmalar üretirler. Bu teorik çalışmaların en önemlisi de tarih boyunca farklı anlamlar kazanan poetikadır. Önceleri Aristoteles’in -aynı zamanda türün ilk örneği olan- Poetika’sından hareketle trajedi ve destan türlerinin temel özelliklerinin ve bileşenlerinin ortaya konmasına dayanan poetik çalışmaların çerçevesi; sonraları, daha çok şiirle sınırlandırılır. Özellikle 19. yüzyıldan sonra bu yönü daha da belirginleşen poetika kavramı, şiiri genel anlamda kavrayan, onun biçimini, muhteviyatını, üslubunu, estetiğini kapsayan konuları belli bir örneğe bağlı kalmaksızın irdeleyen bir bilgi dalına dönüşür. Bu bağlamda birçok şair, şiire dair fikirlerini, şiir anlayışlarını yansıtan poetikalar kaleme alır. Bu poetikalar, kimi zaman şairin poetik fikirlerini yazdığı şiirler aracılığıyla dile getirmek istemesi sebebiyle manzum; kimi zaman da teorik bir çerçeve oluşturma gayesiyle mensur bir karakter taşıyabilir. İşte bu teorik bağlam içerisinde Çağdaş Türk Edebiyatının önemli kalemlerinden Murathan Mungan, Şairin Romanı adlı eseriyle poetik metinlere farklı bir boyut kazandırır. Çünkü sadece Türk Edebiyatında değil; belki de Dünya Edebiyatı içerisinde ilk kez bir şair, poetikasını yazdığı bir roman üzerinden açıklar, okurla paylaşır. Neticede fantastik, ütopik ve polisiye roman havası taşıyan Şairin Romanı, aynı zamanda şiir sanatını merkezine alan, şiirin yapısal, varoluşsal ve teknik meselelerine çeşitli vesilelerle değinen avangart bir poetik-roman olarak okunabilir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2215]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1366">
    <dcterms:title><![CDATA[OSMANLI DEVLETİ DÖNEMİNDE BOSNA HERSEK’TE EĞİTİM VE ÖĞRETİM]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Bosna-Hersek, Osmanlı Devleti, Eğitim, Öğretim.  ÖZET  Bosna Hersek Federasyonu vatandaşlarının Türkiye Cumhuriyeti ile yüzlerce yıllık tarihsel, kültürel bağı ve iyi ilişkileri bulunmaktadır. Türkler ile Bosnalılar 1391’de Üsküp’ün alınmasından sonra komşu olmuşlar, bu tarihten sonra daha sık karşı karşıya gelmişler veya bir arada bulunmuşlardır. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Osmanlı Arşivinde Bosna-Hersek ile ilgili on binlerce belge bulunmaktadır. Bunların önemli bir kısmı Osmanlı Devleti’nin Bosna-Hersek’teki eğitim ve öğretim faaliyetlerini anlatmaktadır. Osmanlı Arşivlerinde Bosna’ya yapılan eğitim yatırımları ile ilgili en eski belge şimdilik Gazi Hüsrev Bey’in 1537’de Saraybosna’da yaptırdığı külliye içindeki medrese ve sıbyan mektebi ile ilgilidir. Osmanlı Devleti Dönemi’nde Bosna’nın vilayetlerine, kazalarına ve köylerine yapılan okullar, okulların tamiri, muallim atamaları, yönetmelikler, ders araç-gereçlerinin karşılanması, okulların mali konuları, okullarda eğitimin düzenli şekilde yürümesi ile ilgili yazışmaları içeren yüzlerce evrak değerlendirilecektir. Ayrıca seyhatnameler, salnameler, maarif salnameleri, Cevdet Paşa’nın Maruzat ile Tezâkir’i ve konuyla ilgili diğer kaynaklar incelenecektir. Başbakanlık Osmanlı Arşivindeki belgelerden anlaşıldığına göre Osmanlı Devleti, 1537-1912 yılları arasında sınırları içerisinde kalan bütün coğrafyada eğitimi modernleştirmek ve çağın gereklerine cevap vermek için bütün zor şartlara rağmen, aşırı gayret göstermiştir. Bosna’nın merkezi Bosna/Saraybosna’da o dönemin çağdaş eğitim kurumları olan Darülmuallim, Mekteb-i Tıbbiyye-i Mülkiye, Mekteb-i Mülkiye, Baytar Mektebi, Mekteb-i Rüştiye, Askerî Rüştiye, Mekteb-i Sultani, Kız Rüştiyesi, Darüşşafaka, Sabah Mektebi, ... gibi okullar açılmıştır. Bu okullara çoğunlukla İstanbul’da iyi yetişmiş muallimler tayin edilmiştir. Öyle görünmektedir ki eğitimin kalitelileşmesi, çağdaşlaşması ve verimliliğinin artması için bizzat sultanlar konu ile ilgilenmişlerdir. Çalışmada, Osmanlı Arşivlerindeki Bosna’da eğitim öğretim konusu ile ilgili arşivlenen belgeleri taranmıştır. Belgeler tek tek incelenmiş, Bosna-Hersek’in vilayetleri, kazaları ve köylerinin eğitim ve öğretim durumu hakkında, daha sonra konu ile ilgili yapılacak çalışmalara da kaynak olabilecek derecede ve özelliklerde, bilgiler verilmiştir. Çalışmamızın dünyanın en yeni devletlerinden biri olan Bosna Hersek Cumhuriyeti’nin eğitim ve öğretimine önemli bir kaynak olacağı düşünükmektedir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1864]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1365">
    <dcterms:title><![CDATA[RUMELİLİ DİVAN ŞAİRLERİNDE “AKIL, SABIR, KADER VE İRADE” KAVRAMLARI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Rumelili Divan Şairleri, akıl, sabır, kader, irade.  ÖZET  „İslâm düşünce tarihinde kader ve irade tartışmaları büyük bir yer tutar.‟ Bu doğrultuda “kader ve irade” kavramları, ilham kaynağını büyük oranda dinî çerçeveden alan klâsik Türk şiirinin de vazgeçilmez temalarından olmuştur. Klâsik Türk şiirinin kader anlayışına göre; „dünya ve içindeki her şey ilahi takdir tarafından ezelde programlanmıştır. Doğum, ölüm, hastalık, sağlık, mal ve mülk hep bu kabildendir. İnsanın kaderini değiştirme çabası beyhude bir gayrettir.‟ Kader ve iradenin söz konusu olduğu yerde sabır ve akıl kavramlarını da ele almak uygun olacaktır. Zira bu kavramlar birbirleriyle bağlantılıdır. Geniş bir kültür coğrafyasına sahip olan Osmanlı Devleti‟nin dört bir yanında yetişen divan şairleri, bu kavramlara kayıtsız kalmamışlar ve şiirlerinde çeşitli vesilelerle “akıl, sabır, kader, irade” kavramlarına yer vermişlerdir. Bu noktada Rumelili divan şairlerinin de aynı duygu ve düşüncelerle hareket ettikleri görülmektedir. Bu tebliğde Rumelili divan şairlerinin şiir dünyalarından “akıl, sabır, kader ve irade” anlayışları gösterilmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2230]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1364">
    <dcterms:title><![CDATA[SİNAN YAĞMUR`UN &quot;AŞKIN GÖZYAŞLARI 1.TEBRİZLİ ŞEMS&quot; ve POULA COELHO` NUN &quot;ELİF&quot; İSİMLİ ROMANLARINDA METAFİZİK ANLATIM]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Sinan Yağmur, Paulo Cohelho, Metafizik Anlatım, “Aşkın Gözyaşları 1.Tebrizli Şems”, “Elif”.  ÖZET  Bu çalışmada, dünyada eserleri en çok dile çevrilen Paulo Cohelho`nun &quot;Elif&quot; ve Türkiye`nin en çok okunan yazarları arasında bulunan Sinan Yağmur`un &quot;Aşkın Gözyaşları 1.Tebrizli Şems&quot;, isimli biyografik romanları, metafizik anlatımın unsurları bakımından incelenecektir.&quot;Elif&quot; romanın başkahramanı olan Coelho, hayatın monotonluğundan kurtulmak ve gerçek mutluluğa ulaşmak düşüncesiyle, ustası J nin de tavsiyesine uyarak, uzun zamandır hayalini kurduğu yolculuk için Rusya ya gider. Roman, yazarın manevi bir arayışa dönüşen 9200 kilometrelik tren yolculuğunu, keman virtüözü Hilal ve Rus Yayıncıs ve Tao ustası ile birlikte tamamlamasını anlatır. Sinan Yağmur`un konusu tasavvuf olan, &quot;Aşkın Gözyaşları 1.Tebrizli Şems&quot; ,romanı ise Mevlana’yı Mevlana yapan hocası Tebrizli Şems`in içindeki aşkı ömür boyu süren bir yolculuk sonunda Konya`da bulmasını anlatır]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2232]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1363">
    <dcterms:title><![CDATA[ADALET AĞAOĞLU’NUN HİKÂYELERİNDE KENTLEŞME]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Türk hikayesi, Kentleşme, Adalet Ağaoğlu.  ÖZET  1976’dan itibaren hikaye yazmaya başlayan ve kullandığı farklı tekniklerle hikayeciliğini canlı tutmayı başaran Adalet Ağaoğlu hemen her hikayesinde toplumsal konularla ilgilenmiştir. Sosyalist bir dünya görüşüne sahip olan Ağaoğlu kendi ifadesiyle ‘üç darbe dönemine tanıklık etmiş bir yazardır. O şahitlik ettiği toplumsal olayları özgün bir yapı ile kurguladığı hikayelerinde işleyerek Türk hikayeciliğinde önemli bir yere sahip olmuştur. Bu bağlamda Türkiye’nin geçirdiği kentleşme süreci Ağaoğlu’nun hikayelerinde arka plan veya temel izlek olarak yer almaktadır. Kentleşme sürecinin modern insanın yaşamına getirdiği problemler, yabancılaşma, gecekondulaşma ve çarpık kentleşme gibi mekan ile ilgili değişiklikleri onun hikayelerinde takip etmek mümkündür. Bu çalışmanın amacı, Adalet Ağaoğlu’nun hikayelerinde gözlemlenen kentleşme sürecinin hangi bağlam/bağlamlarda ele alındığını tespit etmek ve kentleşmenin yer alış biçimi ile ilgili değerlendirmede bulunabilmektir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2185]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1362">
    <dcterms:title><![CDATA[HİLMİ YAVUZ’UN ŞİİRLERİNDE TASAVUF İMGESİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Hilmi Yavuz, Poetikası, Tasavvuf İmgesi.  ÖZET  İlk şiir kitabı “Bakış Kuşu” nun 1996’da yayımlanmış olan Hilmi Yavuz’un şiirlerini kaleme alışı hep farklı açılardan olmuştur. Bazı şiirlerinde geleneğin içinde kaybolan şair, bazı şiirlerinde modern Batı imgesini kullanmıştır. Şiiri özgürce yorumlaması gereken okurun, imgelerle yol bulması gerektiğine karşı çıkmıştır. Hilmi Yavuz; şiiri yapanın dil değil söz olduğunu, şiirin tarihinin ise dilden söze doğru olduğunu söylemiştir. Okuyucunun kulaklarında müzikaliteyi hissettiren şair, felsefesini ve ideolojisini şiirlerinde yansıtmıştır. Şairce tasavvuf masivadan vazgeçip gönlü terbiye etmektir. Tasavvufun yalnız yapısıyla ilgilenen, tasavvufu ve klasik şiiri malzeme olarak kullanan şair yeni bir şiir anlayışı oluşturma peşindedir. Bu çalışma ile Hilmi Yavuz’un kim olduğu, şiirlerini yazarken biçim ve öz bakımından hangi ilke ve kuralları kullandığı tespit etmek. Ayrıca şiirlerindeki tasavvuf unsurlarının neler olduğu ve bu unsurların yenilikçi şiir anlayışı ile nasıl yansıdığını anlatmak amaçlanmıştır]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2289]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description></rdf:RDF>
