<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<itemContainer xmlns="http://omeka.org/schemas/omeka-xml/v5" xmlns:xsi="http://www.w3.org/2001/XMLSchema-instance" xsi:schemaLocation="http://omeka.org/schemas/omeka-xml/v5 http://omeka.org/schemas/omeka-xml/v5/omeka-xml-5-0.xsd" uri="https://omeka.ibu.edu.ba/items/browse?output=omeka-xml&amp;page=50&amp;sort_field=added" accessDate="2026-06-06T19:12:07+01:00">
  <miscellaneousContainer>
    <pagination>
      <pageNumber>50</pageNumber>
      <perPage>10</perPage>
      <totalResults>3494</totalResults>
    </pagination>
  </miscellaneousContainer>
  <item itemId="595" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="589">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/5cb953fd3b48d6b6a4c942ff6aa094b5.pdf</src>
        <authentication>238f9f40bf73a54bfdb154fc5dd6f933</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="4658">
                    <text>BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

present given information about banditry and this act of the state where they
live in and how to get a response in the eyes of the nation were discussed.
Also İslamoğlu these thugs, especially on the floor of the reasons people are
not rebels was seen as a hero were explained.

İBNÜ’L-FARIZ VE KASİDE-İ HAMRİYYE’Sİ
Halil Karabulut
Trakya Üniversitesi, Edirne / Türkiye
ÖZET
Büyük mutasavvıf İbnü’l-Farız (1181-1235), şiirleri geniş yankılar uyandıran,
“Sultanü’l-âşıkîn” olarak tanınan bir şairdir. Divanı ve şiirleri, takipçileri
tarafından defalarca tercüme-şerh edilmiştir. İbnü’l-Farız şiirlerinde tasavvufî
ve ilâhî aşkı dile getirmiş, çoğu şiirini sekr halinde irticalen söylemiştir.
Bildiri metnimize konu olan şiir ise, İbnü’l-Farız’ın en meşhur iki şiirinden
biri olan Kaside-i Hamriyye’sidir. Şarabın ilâhî aşkı temsil etmesi sebebiyle
bu isimle anılmıştır. Ayrıca kafiye harfi mim olması dolayısıyla Kaside-i
Mimiyye olarak da tanınan bu şiir, başta Molla Cami ve İdris-i Bitlisî olmak
üzere birçok şarih tarafından şerh edilmiştir, şerh edilme ihtiyacı duyulmuştur.
Bildirimizde İbnü’l-Farız’ın şarap etrafında şekillenen 41 beyitlik bu tasavvufi
şiiri, yapı ve şekil bakımından incelenip şarihlerin dikkat çektiği hususlar
sunulacaktır.

176

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4650">
                <text>2695</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4651">
                <text>İBNÜ’L-FARIZ VE KASİDE-İ HAMRİYYE’Sİ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4652">
                <text>Karabulut, Halil </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4653">
                <text>Büyük mutasavvıf İbnü’l-Farız (1181-1235), şiirleri geniş yankılar uyandıran,  “Sultanü’l-âşıkîn” olarak tanınan bir şairdir. Divanı ve şiirleri, takipçileri  tarafından defalarca tercüme-şerh edilmiştir. İbnü’l-Farız şiirlerinde tasavvufî  ve ilâhî aşkı dile getirmiş, çoğu şiirini sekr halinde irticalen söylemiştir.  Bildiri metnimize konu olan şiir ise, İbnü’l-Farız’ın en meşhur iki şiirinden  biri olan Kaside-i Hamriyye’sidir. Şarabın ilâhî aşkı temsil etmesi sebebiyle  bu isimle anılmıştır. Ayrıca kafiye harfi mim olması dolayısıyla Kaside-i  Mimiyye olarak da tanınan bu şiir, başta Molla Cami ve İdris-i Bitlisî olmak  üzere birçok şarih tarafından şerh edilmiştir, şerh edilme ihtiyacı duyulmuştur.  Bildirimizde İbnü’l-Farız’ın şarap etrafında şekillenen 41 beyitlik bu tasavvufi  şiiri, yapı ve şekil bakımından incelenip şarihlerin dikkat çektiği hususlar  sunulacaktır.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4654">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4655">
                <text>2014-05-23</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4656">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4657">
                <text>ISSN 2303-582X     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="75">
        <name>P Philology. Linguistics,PA Classical philology,PI Oriental languages and literatures,PN Literature (General)</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
  <item itemId="596" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="590">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/5053c1cc706447bba08c1769df711564.pdf</src>
        <authentication>ac77109739aa183dd991e359410df8a2</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="4667">
                    <text>BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

criticizing their lifestyle, supports of the enemy soldiers and thoughts about
Turkish army.
MEHMET AKİF VE TEVFİK FİKRET’İN ŞİİRLERİNDE MAZİNİN
KİMLİK İNŞASINDAKİ YERİ ÜZERİNE MUKAYESELİ BİR
DEĞERLENDİRME
Sümeyye Dinler KÖKSAL
İnönü Üniversitesi, Malatya / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Mehmet Akif, Tevfik Fikret, kimlik, kimlik inşası.
ÖZET
Osmanlı’nın çöküşüyle ortaya çıkan medeniyet karmaşası sorunu dönemin
aydınlarınca üzerinde çokça durulan bir konudur. Aidiyet probleminin
yaşandığı bu dönemde Türk milletine diriliş ruhunu aşılayacak ve Batı ile
uyum sağlayacak kurtarıcı reçetelere ihtiyaç vardır. Kimliksel bir bunalımın
yaşandığı yeni Türkiye’nin oluşumu döneminde Mehmet Akif ve Tevfik
Fikret kimlik inşasını sorun edinmiş şairlerdir. Değişen dünya düzeninde
oluşacak kimlik adına titiz birer fikir işçisi gibi çalışan bu iki şahsiyet
şiirlerine ele aldıkları temalar vasıtasıyla görüşlerini yansıtma gayreti içinde
olmuşlardır. Dünya görüşleri farklı olan Mehmet Akif ve Tevfik Fikret
toplumda sağlanacak ideal birliğe dikkat çekmiş, şiirleriyle ideal dünya ve
gelecek tasarımı sunmuşlardır. Çalışmanın amacı farklı ideolojiye sahip bu iki
şairi yeni bir ülke düzeni kurma noktasında birleştiren ve ayrıştıran noktaları
ortaya çıkarmaktır.

67

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

A COMPERATIVE İNTERPRETATION ON PLACE IN
‘DEVELELOPMENT IDENTITY’ OF THE PAST IN POEMS OF
MEHMET AKIF AND TEVFIK FIKRET
Key Words: Mehmet Akif, Tevfik Fikret, Identity, develelopment identity.
ABSTRACT
By the collapse of Ottoman Empire, the issue of complexity of civilization has
become the most popular issue to emphasize on by the intellectuals. Early
periods of Turkiye were the stage of identical crisis. Mehmet Akif and Tevfik
Fikret are poets who were ready and willing to be part of delelopment of new
nation`s identity. During the formation of new world order, these two figures
were very meticulous to contribute for the identity of nation when it is taking
its shape. The themes of their poems were an effort to reflect their ideas.
Despite having different worldview and philosophy of life Mehmet Akif and
Tevfik Fikret they both emphasized on ideal unity of the community and they
introduced a dream world and future designs with their poems. The aim of this
study is to investigate similarities and dissimilarities of these two different
philosophies on the point of building process of the new order of the nation.
AHMET MİTHAT EFENDİ'NİN "PARİSTE BİR TÜRK"
ROMANINDA ORYANTALİST VE OKSİDENTALİST İZLER
Zeliha ÖZTÜRK
Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Bilecik / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Ahmet Mithat Efendi, Avrupa, oryantalizm,
oksidentalizm.
ÖZET
Medeniyetlerin birbirini tanıması ve anlamlandırması sürecinde ortaya atılmış
olan "oryantalizm" ve "oksidentalizm", sanat eserleri için verimli temalar
sunmuştur. Sanat eserleri kadar sosyal bilimleri de meşgul eden bu anlayışlar,
hem tematik hem de bakış açısı bakımından “medeniyet” ile ilgili birtakım
tezler ortaya atmıştır. Bu tezler, tek taraflı bakış açılarına sahip olmak ya da
68

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4659">
                <text>2727</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4660">
                <text>MEHMET AKİF VE TEVFİK FİKRET’İN ŞİİRLERİNDE MAZİNİN  KİMLİK İNŞASINDAKİ YERİ ÜZERİNE MUKAYESELİ BİR  DEĞERLENDİRME</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4661">
                <text>KÖKSAL, Sümeyye Dinler</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4662">
                <text>Osmanlı’nın çöküşüyle ortaya çıkan medeniyet karmaşası sorunu dönemin  aydınlarınca üzerinde çokça durulan bir konudur. Aidiyet probleminin  yaşandığı bu dönemde Türk milletine diriliş ruhunu aşılayacak ve Batı ile  uyum sağlayacak kurtarıcı reçetelere ihtiyaç vardır. Kimliksel bir bunalımın  yaşandığı yeni Türkiye’nin oluşumu döneminde Mehmet Akif ve Tevfik  Fikret kimlik inşasını sorun edinmiş şairlerdir. Değişen dünya düzeninde  oluşacak kimlik adına titiz birer fikir işçisi gibi çalışan bu iki şahsiyet  şiirlerine ele aldıkları temalar vasıtasıyla görüşlerini yansıtma gayreti içinde  olmuşlardır. Dünya görüşleri farklı olan Mehmet Akif ve Tevfik Fikret  toplumda sağlanacak ideal birliğe dikkat çekmiş, şiirleriyle ideal dünya ve  gelecek tasarımı sunmuşlardır. Çalışmanın amacı farklı ideolojiye sahip bu iki  şairi yeni bir ülke düzeni kurma noktasında birleştiren ve ayrıştıran noktaları  ortaya çıkarmaktır. A COMPERATIVE İNTERPRETATION ON PLACE IN  ‘DEVELELOPMENT IDENTITY’ OF THE PAST IN POEMS OF  MEHMET AKIF AND TEVFIK FIKRET  Key Words: Mehmet Akif, Tevfik Fikret, Identity, develelopment identity.  ABSTRACT  By the collapse of Ottoman Empire, the issue of complexity of civilization has  become the most popular issue to emphasize on by the intellectuals. Early  periods of Turkiye were the stage of identical crisis. Mehmet Akif and Tevfik  Fikret are poets who were ready and willing to be part of delelopment of new  nation`s identity. During the formation of new world order, these two figures  were very meticulous to contribute for the identity of nation when it is taking  its shape. The themes of their poems were an effort to reflect their ideas.  Despite having different worldview and philosophy of life Mehmet Akif and  Tevfik Fikret they both emphasized on ideal unity of the community and they  introduced a dream world and future designs with their poems. The aim of this  study is to investigate similarities and dissimilarities of these two different  philosophies on the point of building process of the new order of the nation.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4663">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4664">
                <text>2014-05-23</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4665">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4666">
                <text>ISSN 2303-582X     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="75">
        <name>P Philology. Linguistics,PA Classical philology,PI Oriental languages and literatures,PN Literature (General)</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
  <item itemId="597" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="591">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/b251e033b5dfc036ba813f7b3be6fe6b.pdf</src>
        <authentication>fbdb9b5c6e38045dd5ff146be55b1c44</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="4676">
                    <text>BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

veya sözcükler dizisi ile belirtilip, ANL. kısaltmasıyla gösterilmiştir. Seçilen
öykü metninin çoğulluğu ise anlambirimciklerin çeşitli şekillerde
yorumlanmasına olanak sağlamıştır. Anlam derinliği olan bu öykülerde,
herkesin kendinden bir şeyler bulması mümkündür. Bu makalede, yaşam
mücadelesi içinde, ait olmadığı bir ortamdan çıkmaya çalışan bir aydının, içsel
mücadelesi açıklanmaya çalışılmıştır. Toplum yaşamından aile yaşamına
doğru perspektif bir yapıda aktarılan bu öykü çalışması, toplumsallıktan
bireyselliğe uzanan bir yolculuk niteliğindedir.

GÖSTERGEBİLİMSEL YÖNTEMLE BİR MASAL ÇÖZÜMLEMESİ:
"ALTIN ARABA" MASALI ÖRNEĞİ
Esra KÜLAH
Mersin Üniversitesi, Mersin / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Göstergebilimsel Çözümleme, Eyleyenler Modeli,
Masal, Anlam.
ÖZET
Dil ve edebiyat alanında olduğu kadar resimden sinemaya, mimariden
antropolojiye kadar birçok farklı alanda da uygulama alanı genişleyen
göstergebilim, kuramsal yaklaşımlar ve dilbilimin yöntemleriyle metin
çözümlemelerinde farklı bakış açıları ortaya koyar. Yazın eleştirisi ve metin
incelemelerine işlevsel açıdan yaklaşan göstergebilim, anlamın metin içinde
nasıl oluştuğu ve nasıl iletildiği ile ilgilenir. Göstergebilimsel yaklaşımla ele
alınan metin çözümlemelerinde birtakım araçlardan yararlanılır. Algirdas
Julien Greimas tarafından geliştirilen Eyleyenler Modeli de bunlardan biridir.
Bu çözümleme yönteminde, metindeki anlam evreninin oluşumunu ortaya
koymak amacıyla aşamalı bir süreç izlenir. Bu yazıda Greimas’ın geliştirdiği
Eyleyenler Modeli’nden yararlanılarak Naki Tezel’in Türk Masalları adlı
eserindeki “Altın Araba” adlı masalı çözümlenmiştir. Çözümleme sürecinde
öncelikle metin belirli ölçütlerle kesitlere ayrılmış; sonrasında bu kesitler
söylemsel, anlatısal ve mantıksal-anlamsal düzeylerde çözümlenerek metnin
derin yapısına ulaşmak amaçlanmıştır.
139

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

AN ANALYSIS OF A TALE WITH SEMIOLOGICAL METHOD: AN
EXAMPLE OF A TALE “ALTIN ARABA”
Key Words: Semiological Analysis, Actantial Model, Tale, Meaning.
ABSTRACT
Semiotics, which has expanding field of application in such different areas as
cinema, art, architecture and anthropology as well as language and literature,
suggests different point of view for textual analysis by using theoretical
approaches and methods of linguistics. Semiotics, which approach literary
criticism and textual analysis as functional, deals with how meaning is formed
and conveyed in the text. There are some tools for textual analysis which is
examined by semiotic approach. The Actantial Model, developed by Algirdas
Julien Greimas, is one of them. In this analysis method, in order to reveal the
formation of universe of meaning, a gradual process is followed. In this
article, the tale called “Altın Araba”, which is in the book of Naki Tezel called
“Türk Masalları”, is analyzed. In the process of analysis first, the text is
divided into sections with specific criteria, then it is aimed to reach the deep
structure of the text by analysing these sections at the levels of discursive,
narrative and logical-semantic.

140

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4668">
                <text>2732</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4669">
                <text>GÖSTERGEBİLİMSEL YÖNTEMLE BİR MASAL ÇÖZÜMLEMESİ:  "ALTIN ARABA" MASALI ÖRNEĞİ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4670">
                <text>KÜLAH, Esra</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4671">
                <text>Dil ve edebiyat alanında olduğu kadar resimden sinemaya, mimariden  antropolojiye kadar birçok farklı alanda da uygulama alanı genişleyen  göstergebilim, kuramsal yaklaşımlar ve dilbilimin yöntemleriyle metin  çözümlemelerinde farklı bakış açıları ortaya koyar. Yazın eleştirisi ve metin  incelemelerine işlevsel açıdan yaklaşan göstergebilim, anlamın metin içinde  nasıl oluştuğu ve nasıl iletildiği ile ilgilenir. Göstergebilimsel yaklaşımla ele  alınan metin çözümlemelerinde birtakım araçlardan yararlanılır. Algirdas  Julien Greimas tarafından geliştirilen Eyleyenler Modeli de bunlardan biridir.  Bu çözümleme yönteminde, metindeki anlam evreninin oluşumunu ortaya  koymak amacıyla aşamalı bir süreç izlenir. Bu yazıda Greimas’ın geliştirdiği  Eyleyenler Modeli’nden yararlanılarak Naki Tezel’in Türk Masalları adlı  eserindeki “Altın Araba” adlı masalı çözümlenmiştir. Çözümleme sürecinde  öncelikle metin belirli ölçütlerle kesitlere ayrılmış; sonrasında bu kesitler  söylemsel, anlatısal ve mantıksal-anlamsal düzeylerde çözümlenerek metnin  derin yapısına ulaşmak amaçlanmıştır.    AN ANALYSIS OF A TALE WITH SEMIOLOGICAL METHOD: AN  EXAMPLE OF A TALE “ALTIN ARABA”  Key Words: Semiological Analysis, Actantial Model, Tale, Meaning.  ABSTRACT  Semiotics, which has expanding field of application in such different areas as  cinema, art, architecture and anthropology as well as language and literature,  suggests different point of view for textual analysis by using theoretical  approaches and methods of linguistics. Semiotics, which approach literary  criticism and textual analysis as functional, deals with how meaning is formed  and conveyed in the text. There are some tools for textual analysis which is  examined by semiotic approach. The Actantial Model, developed by Algirdas  Julien Greimas, is one of them. In this analysis method, in order to reveal the  formation of universe of meaning, a gradual process is followed. In this  article, the tale called “Altın Araba”, which is in the book of Naki Tezel called  “Türk Masalları”, is analyzed. In the process of analysis first, the text is  divided into sections with specific criteria, then it is aimed to reach the deep  structure of the text by analysing these sections at the levels of discursive,  narrative and logical-semantic.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4672">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4673">
                <text>2014-05-23</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4674">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4675">
                <text>ISSN 2303-582X     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="75">
        <name>P Philology. Linguistics,PA Classical philology,PI Oriental languages and literatures,PN Literature (General)</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
  <item itemId="598" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="592">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/dfa5059fe7935cfe7a6a0f18df45655e.pdf</src>
        <authentication>fb10986af6a06955fc8d932ff0df80a2</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="4685">
                    <text>BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

İbrişimoviç’s historical novel Karabey and Mizancı Mehmet Murat’s novel,
firstly one by one, and than comparing with each other. In this way, it is aimed
to contribute the researches of literature and also aimed to find points of
common between two cultures.

TÜRK SAĞININ İDEOLOJİK BAGAJI: NİHAL ATSIZ
ROMANLARINDA MİTLER VE MİLLET
Güldeniz KİBRIS
Leiden University / Hollanda
Anahtar Kelimeler: Milli kimlik, Türk milliyetçiliği, Nihal Atsız.
ÖZET
Milliyetçi elit, milli kimliğin yaratılması sürecinde, var olan tarihsel ve siyasi
koşulların da etkisiyle bazı mitler, efsaneler, semboller kullanır. Buradaki esas
amaç milli kimliği kimliğe meşruiyet kazandırarak devamlılığını
sağlayabilmektir. Edebiyat kitleleri etkileyebilme gücü açısından bu ideolojik
bagajın yaratılmasında önemli rol oynar. Bu doğrultuda bakıldığında;
Türkiye’de sağ düşüncenin şekillenmesinde Nihal Atsız’ın yarattığı birikimin
önemli katkıları bulunduğu görülebilir. Atsız’ın sunduğu ya da yeniden
ürettiği mitler, semboller, düşman imgeleri sağın milliyetçi ideolojik bagajını
tamamlamıştır. İşte, bu çalışmada yazarın Bozkurtlar Diriliyor, Bozkurtların
Ölümü ve Deli Kurt romanlarında Türklük imgesi, düşman, ve devlet
kavramlarına bakış açısı anlatılmaya çalışılacaktır.
THE IDEOLOGICAL BAGGAGE OF THE TURKISH RIGHT: MYTHS
AND NATIONHOOD IN NIHAL ATSIZ NOVELS
Keywords:National identity, Turkish nationalism, Nihal Atsız.
ABSTRACT
National identities are constructed by the nationalist elite through shared
symbols, myths and legends depending on the existing historical and political
conditions. The actual aim here is to provide the continuity of the nation by
152

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

justifying its existence. Literature plays an important role because of its ability
to influence a large number of people in the creation of the ideological
baggage. Nihal Atsız’ ideas; the myths and symbols he presented or created
have shaped and completed the Turkish rightist nationalist ideology. This
paper focuses on the image of the Turk, the concepts of enemy, and state in
Atsız’ novels of Bozkurtlar Diriliyor, Bozkurtların Ölümü and Deli Kurt.

KİLİSLİ ZİHNÎ DİVANI’NDAKİ KERBELA MESİYELERİ
Hasan ŞENER
Fırat Üniversitesi, Elazığ / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Kilisli Zihnî, Kerbelâ, Mersiye.
ÖZET
Kilisli Zihni, 19. Yüzyılda Kilis’te yaşamış son dönem klasik Türk edebiyatı
şairlerindendir. Asıl adı, Mehmet’tir. Babası Çermik müftüsü Abdullah
Efendi’dir. Vasfi Mahir Kocatürk, Türk Edebiyatı Tarihinde onun 19.yy.da
Tanzimat’tan sonra, İstanbul dışında yetişmiş en güçlü şahsiyetlerden birisi
olduğunu söyler. Bir Nakşibendi tekkesi olan Kilis’teki Baytazoğlu tekkesine
bağlı olup, Abdullah Sermest Efendi’ye intisap etmiştir. Abdullah Sermest
Efendi ve Hacı Abdünnafi Efendi, onun çok sevdiği ve saydığı
kimselerdendir. Abdullah Sermest Efendi’nin ölümü üzerine Zihni Efendi,
büyük bir boşluğa düşmüş ve 1889 Birecik’e göçmüş ve 1893 yılında vefat
etmiştir. Zihni Efendi, edebi üslubu itibariyle güçlü bir şairdir. Üslubu; sade,
fikirleri açıktır. Rint- Meşrep bir kişiliği vardır. İslam tarihinin en hazîn
olaylarından biri Kerbelâ hadisesidir. Kerbelâ’da Hz. Peygamber’in torunu
Hz. Hüseyin’in ve ailesinin elîm bir şekilde şehit edilmesi, İslam âlemini
derinden etkilemiştir. Türk edebiyatında birçok şair bu olay karşısındaki
hislerini dile getirmek için mersiyeler kaleme almıştır. Hz. Hüseyin’in
Kerbela’da şehit edilmesine duyduğu derin üzüntüyü mersiye yazarak dile
getiren şairlerden biri de, yukarıda hakkında kısaca bilgi verdiğimiz, XIX.
yüzyıl divan şairlerinden Kilisli Zihnî’dir. Bildirimizde, Kilisli Zihnî
153

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4677">
                <text>2675</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4678">
                <text>TÜRK SAĞININ İDEOLOJİK BAGAJI: NİHAL ATSIZ  ROMANLARINDA MİTLER VE MİLLET</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4679">
                <text>KİBRIS, Güldeniz</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4680">
                <text>Milliyetçi elit, milli kimliğin yaratılması sürecinde, var olan tarihsel ve siyasi  koşulların da etkisiyle bazı mitler, efsaneler, semboller kullanır. Buradaki esas  amaç milli kimliği kimliğe meşruiyet kazandırarak devamlılığını  sağlayabilmektir. Edebiyat kitleleri etkileyebilme gücü açısından bu ideolojik  bagajın yaratılmasında önemli rol oynar. Bu doğrultuda bakıldığında;  Türkiye’de sağ düşüncenin şekillenmesinde Nihal Atsız’ın yarattığı birikimin  önemli katkıları bulunduğu görülebilir. Atsız’ın sunduğu ya da yeniden  ürettiği mitler, semboller, düşman imgeleri sağın milliyetçi ideolojik bagajını  tamamlamıştır. İşte, bu çalışmada yazarın Bozkurtlar Diriliyor, Bozkurtların  Ölümü ve Deli Kurt romanlarında Türklük imgesi, düşman, ve devlet  kavramlarına bakış açısı anlatılmaya çalışılacaktır.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4681">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4682">
                <text>2014-05-23</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4683">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4684">
                <text>ISSN 2303-582X     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="75">
        <name>P Philology. Linguistics,PA Classical philology,PI Oriental languages and literatures,PN Literature (General)</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
  <item itemId="599" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="593">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/f5ff7233b5b75346446402e97023705e.pdf</src>
        <authentication>7f3867d72b725939ee49043bd86bba29</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="4694">
                    <text>BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

arzusunun görsel dille dönüşümünü temsil etmektedir. Filmsel mekanlarda
Bosna Hersek vatandaşları, şehirlerine yönelik olarak sivil toplumun kentsel
aidiyet ve bütünleşme çabalarını sergilemektedir. Öte yandan, filmlerin
senaryoları yazınsal bir ürün olarak drama olgusundan yola çıkmakta,
böylelikle Bosna Hersek sinemasının dili dramatik-trajik anlatılara
dayanmaktadır. Bu anlatıların temellerinden birisi ise Türk kültürüyle ve inanç
sistemiyle olan bağlantılardır. Özellikle Osmanlı’nın dörtyüzelli yıllık izlerini
taşıyan Saraybosna’nın sinemasal mekan olarak kullanımı, bu sinemanın
görsel dilinin Türk kültüründen ayrışık olamayacağını göstermekte ve bu
bölgedeki Osmanlı izleri sinema diline önemli ölçüde katkı sağlamaktadır. Bu
anlamda Bosna Hersek sineması hem dramanın aktarılış biçimi hem de
mekanın yansıtılması anlamında Türk kültürün derin izlerini taşımaktadır.
Tüm bu olguların ışığında bu çalışmada Bosna’lı farklı yönetmenlerin filmleri
anlatısal ve görsel unsurlar bağlamında ele alınarak sinemasal dilleri kültürel
bir çözümlemeye tabi tutulacaktır.

XX YÜZYIL AZERBAYCAN EDEBİYATINDA TAHMİS TARZININ
ÜSTADI NOVBERİ
Naile MUSTAFAYEVA
Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi M.Fuzuli Adlı
Elyazmalar Enstitüsü
Anahtar Kelimeler: Toplu, tahmis, klasik, Novberi, Fuzuli.
ÖZET
Yirminci yüzyılda, özellikle de eski Sovyetler döneminde Azerbaycan
edebiyatı yeni görevler üstlenmiş, şiire yeni konular gelmiş, birtakım klasik
şiir türlerinden vazgeçilmiştir. “Novberi” mahlasıyla şiirler yazan Kerbelayi
Gara Meşedi Suleyman oğlu Garayev böyle bir dönemde yaşayarak klasik
edebi geleneği yaşatmaya çalışan, Nevai ve Fuzuli şiirlerine tahmisler yazan
şairlerden olmuştur. O, 1885 yılında Şuşa'da, tüccar ailesinde doğmuş,
eğitimini de burada almış, Arap, Fars ve Rus dillerini öğrenmiştir. 1920
yılında Azerbaycan'da Sovyet hakimiyeti kuruluncaya kadar şair ticaretle
uğraşmış, İran, Suriye, İrak ve Suudi Arabistan'a seyahat etmiştir. Novberi XX
13

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

yüzyılın ilk yıllarında Fuzuli geleneklerinin takipçisi olarak tanınmış
kendisiyle hemfikir olan Aliağa Vahid, Ali Nazmi, Salman Mümtaz gibi
şahsiyetlerle defalarca görüşmüştür. Novberi Füzuli yaratıcılığına o kadar
hayran olmuş ki, şiirlerinden birinde kendisiyle aynı dönemde yaşamak, hatta
onun kalemi, mürekkebi olmak istediğini belirtmiştir. Fuzuli şiirlerine yazılan
tahmisler şairin yaratıcılığında önemli yer tutmaktadır. Onun Fuzuli'nin “Ya
Rab”, “Gül”, “Beni”, “Aşk”, “Bak”, “Çare”, “Sabah” ve başka redifli
gazellerine yazdığı tahmisleri özellikle dikkat çekicidir Azerbaycan Milli
Bilimler Akademisi Elyazmaları Enstitüsü'nde S-464 ve S-465 şifresile
Növberinin avtografı olan 2 ciltten oluşan tahmisler toplusu korunmaktadır.
AZERBAYCANIN GEDEBEY YÖRESİNİN TÜRK MENŞELİ
ETNOTOPONİMLERİ
Mehebbet PAŞAYEVA
Azebaycan Devlet İktisat Universitesi / Azerbaycan
Anahtar Kelimeler: Etnotoponim, kabile, halk, tarih, söykökü.
ÖZET
Malumdur ki, etnotoponimler halkın tarihini, etnogenezini, onun yayılma
önem kesb edir.
areallarını öğrenmek açısından son derece büyük
Etnotoponimlerin müeyyen qrupu halqın teşekkülünde hansı kabile, tayfaların
iştirak etdiyini, bu prosesin özünün ne zaman baş verdiyini
müeyyenleşdirmeye imkan verir ve halkın tarih boyu yaşadığı ve yayıldığı
arazini müeyyenleşdirmek için tutarlı kaynakdır. Her bir yer adı ait olduğu
halkın dili, tarihi, etnoqrafiyası, dünya görüşleri, teşeklülû, etnogenetik yapısı,
medeniyeti gibi özellikier hakkında çokyönlü bilgi verir. Yer adları sadece
belirli bir yerin adını bildirmekle yanısıra, o yerlerde yaşayan halkın etnik
yapısı gibi çeşitli özellikleri de bildirmektedir. Türk dünyasının ayrılmaz bir
parçasi olan Azerbeycan insanların yerlesmiş olduklan en eski yerlerden
biridir. Azerbaycan'ın tarihi geçmişi, cografi konumu ve halkların etnik
menşeyi hakkrnda bilgi veren yer adları (toponimler) zaman zaman
parçalanarak bir birinden ayrı kalmış Türk dünyasının büyük geçmisinin
ögrenilmesi için degerli bir kaynaktır. Azerbaycanda tarihin eski devirlerinden
14

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4686">
                <text>2628</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4687">
                <text>XX YÜZYIL AZERBAYCAN EDEBİYATINDA TAHMİS TARZININ  ÜSTADI NOVBERİ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4688">
                <text>MUSTAFAYEVA, Naile</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4689">
                <text>Yirminci yüzyılda, özellikle de eski Sovyetler döneminde Azerbaycan  edebiyatı yeni görevler üstlenmiş, şiire yeni konular gelmiş, birtakım klasik  şiir türlerinden vazgeçilmiştir. “Novberi” mahlasıyla şiirler yazan Kerbelayi  Gara Meşedi Suleyman oğlu Garayev böyle bir dönemde yaşayarak klasik  edebi geleneği yaşatmaya çalışan, Nevai ve Fuzuli şiirlerine tahmisler yazan  şairlerden olmuştur. O, 1885 yılında Şuşa'da, tüccar ailesinde doğmuş,  eğitimini de burada almış, Arap, Fars ve Rus dillerini öğrenmiştir. 1920  yılında Azerbaycan'da Sovyet hakimiyeti kuruluncaya kadar şair ticaretle  uğraşmış, İran, Suriye, İrak ve Suudi Arabistan'a seyahat etmiştir. Novberi XX yüzyılın ilk yıllarında Fuzuli geleneklerinin takipçisi olarak tanınmış  kendisiyle hemfikir olan Aliağa Vahid, Ali Nazmi, Salman Mümtaz gibi  şahsiyetlerle defalarca görüşmüştür. Novberi Füzuli yaratıcılığına o kadar  hayran olmuş ki, şiirlerinden birinde kendisiyle aynı dönemde yaşamak, hatta  onun kalemi, mürekkebi olmak istediğini belirtmiştir. Fuzuli şiirlerine yazılan  tahmisler şairin yaratıcılığında önemli yer tutmaktadır. Onun Fuzuli'nin “Ya  Rab”, “Gül”, “Beni”, “Aşk”, “Bak”, “Çare”, “Sabah” ve başka redifli  gazellerine yazdığı tahmisleri özellikle dikkat çekicidir Azerbaycan Milli  Bilimler Akademisi Elyazmaları Enstitüsü'nde S-464 ve S-465 şifresile  Növberinin avtografı olan 2 ciltten oluşan tahmisler toplusu korunmaktadır.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4690">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4691">
                <text>2014-05-23</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4692">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4693">
                <text>ISSN 2303-582X     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="75">
        <name>P Philology. Linguistics,PA Classical philology,PI Oriental languages and literatures,PN Literature (General)</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
  <item itemId="600" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="594">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/eb8b6a67c92b900639d19d61e72a6e99.pdf</src>
        <authentication>9ebdba44a40bde7ba0c25eb4a6a87f6c</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="4703">
                    <text>BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

yüzyılın ilk yıllarında Fuzuli geleneklerinin takipçisi olarak tanınmış
kendisiyle hemfikir olan Aliağa Vahid, Ali Nazmi, Salman Mümtaz gibi
şahsiyetlerle defalarca görüşmüştür. Novberi Füzuli yaratıcılığına o kadar
hayran olmuş ki, şiirlerinden birinde kendisiyle aynı dönemde yaşamak, hatta
onun kalemi, mürekkebi olmak istediğini belirtmiştir. Fuzuli şiirlerine yazılan
tahmisler şairin yaratıcılığında önemli yer tutmaktadır. Onun Fuzuli'nin “Ya
Rab”, “Gül”, “Beni”, “Aşk”, “Bak”, “Çare”, “Sabah” ve başka redifli
gazellerine yazdığı tahmisleri özellikle dikkat çekicidir Azerbaycan Milli
Bilimler Akademisi Elyazmaları Enstitüsü'nde S-464 ve S-465 şifresile
Növberinin avtografı olan 2 ciltten oluşan tahmisler toplusu korunmaktadır.
AZERBAYCANIN GEDEBEY YÖRESİNİN TÜRK MENŞELİ
ETNOTOPONİMLERİ
Mehebbet PAŞAYEVA
Azebaycan Devlet İktisat Universitesi / Azerbaycan
Anahtar Kelimeler: Etnotoponim, kabile, halk, tarih, söykökü.
ÖZET
Malumdur ki, etnotoponimler halkın tarihini, etnogenezini, onun yayılma
önem kesb edir.
areallarını öğrenmek açısından son derece büyük
Etnotoponimlerin müeyyen qrupu halqın teşekkülünde hansı kabile, tayfaların
iştirak etdiyini, bu prosesin özünün ne zaman baş verdiyini
müeyyenleşdirmeye imkan verir ve halkın tarih boyu yaşadığı ve yayıldığı
arazini müeyyenleşdirmek için tutarlı kaynakdır. Her bir yer adı ait olduğu
halkın dili, tarihi, etnoqrafiyası, dünya görüşleri, teşeklülû, etnogenetik yapısı,
medeniyeti gibi özellikier hakkında çokyönlü bilgi verir. Yer adları sadece
belirli bir yerin adını bildirmekle yanısıra, o yerlerde yaşayan halkın etnik
yapısı gibi çeşitli özellikleri de bildirmektedir. Türk dünyasının ayrılmaz bir
parçasi olan Azerbeycan insanların yerlesmiş olduklan en eski yerlerden
biridir. Azerbaycan'ın tarihi geçmişi, cografi konumu ve halkların etnik
menşeyi hakkrnda bilgi veren yer adları (toponimler) zaman zaman
parçalanarak bir birinden ayrı kalmış Türk dünyasının büyük geçmisinin
ögrenilmesi için degerli bir kaynaktır. Azerbaycanda tarihin eski devirlerinden
14

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

baslamış günümüze kadar korunmuş Türk menşeli yer adları mevcuttur. Tarihi
milattan öncelere ait bu yer adları eski yazılı kaynaklar ve folktor
arastrmalarında açık bir sekide ifade olunmuşdur.Azerbaycan türklerinin
etnogenezinde bir çok kadim türk kavimleri iştirak etmişler. Bu kavimlerin her
biri Azerbaycann arazisindeki toponimlerde adlarını koruya bilmişlerdir.
Azebaycanın Gedebey yöresi tarih boyunca birçok türk kavimlerinin göç
etdiyi arazilrden olmuştur. Bu kavimlerden Hun, Katak, Qarqar, Kıpçak ve b.
bölgenin etnotoponimlerinin formalaşmasında mühüm rolu olmuşdur.
Sunulan çalışmada Azerbaycan'nın zengin tarihe malik olan arazilerinden
Gedebey yöresindeki yer adları incelenmiştir. Gedebey yöresi Azerbaycan
Türk köklerinin daha derin katlarını, ümumtürk tarihinin eski çağlarını
öyrenmek üçün misilsiz hazinedir. Makalede Azerbaycan'nın Gedebey
yöresindeki mevcut olan bazı yer adları ve bu yerlere adlarını vermiş eski
Türk menşeli tayfalarla bağlı bilgiler verilmiş, türk halklarının soy kökünde
bulunan etnik tayfa ve kabile birlesmeleri ile bağlı tahliller aparılmıştır. Yer
adları ile ilgili yöre halkı arasında dolaşan efsane ve rivayetlerde eski türk
kültürünün izleri araştırılmış, zaman-zaman bu topraklara göç eden eski türk
tayfalarından söz edilmis, bazı yer adlarının menseyi hakkında bilgi
verilmiştir.

ETHNO TOPONYMS OF THE TURKISH ORIGIN OF GEDEBEY
REGION OF AZERBAIJAN
One of the oldest places where people settled is the Azerbaijan is an integral
part of the Turkish community. In Azerbaijan names of Turkish origin from
the ancient times of history has been preserved until today. Toponyms which
give information about Azerbaijani history, geographial position and origin of
people. It is known that the ethno toponyms assume extremely important for
studing history, ethnogenesis of nation. Some turkish communities took part in
the formation of the ethnogenesis of Azerbaijani turks They kept their names
in the toponyms of Azerbaijani ground. Gedebey region of Azerbaijan
throughout the history of Azerbaijan has been one of regions of the migration
of Turkish tribes. These tribes Huns, Kataks, Qarqars and etc. played an
important role in the formation of the ethnonymis of the region. In present
work investigated the land names of Gedebey region of Azerbaijan. Gedebey
region is the unique treasure for studing the ancient history of Azerbaijani. In
15

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

the present article were given information about place names of Gedebey
region of Azerbaijan.

OZAN-AŞIK SANATININ KÜLTÜRÜMÜZDE YERİ
Maarife HACIYEVA
Azebaycan Devlet İktisat Universiteti / Azerbaycan
Anahtar Kelimeler: Saz, söz, kültür, kimlik, milli, sanat.
ÖZET
Türk kültürünün kadim bir sahasını ifade eden saz-söz sanatının, milli
kültürün kökünde dayandığını musiki ve folklor araştırıcıları ispatlamışlar.
Türk dünyasının zengin kültürü ile bağlı olan saz-söz sanatı yüzyıllar boyu
türklerin güclü sanat tribunu olmuş, onların milli-manevi değerlerinin bir
kısmı da daha çok saz-söz sanatında korunup yaşamışdır. Çağdaş sazın ibtidai
forması olan kopuz, çağdaş aşıkların ulu dedesi, selefi olan türk dünyasının
milli kimliğinin bir belgesidir. Saz-söz türklerin manevi varlığının optimal
kültürel kimliğini ifade etmektedir. Tarihi eskilere dayanan “kopuz” ,
“bağlama” adlanan saz tekmilleşerek “cüre” sazdan “tavar” saza, “tavar”
sazdan daha iri saz olan “ustad saza”, daha doğruau üçtelliden on iki telliye
kadar saz çeşidine dönüçmüşdür. Saz hem de türklerin musiki kültüründen
haber veriyor. Bu kültürel aletde 200 civarında aşık havasının çalınıb
günümüze kadar geldiyi tespit edilmişdir. Aşık havaları yeni aşık tarzı, şiir
türlerinin de yaranmasına vesile olmuştur. Sazın aşık ifaçılık sanatına verdiyi
töhfeler, aşığın ifaçılığında yaranan musiki regarengliyi, sazın aşık
terminolojisine mahsus isimleri, saz-söz sanatında yeni-yeni havaların yaranıb
zenginleşmesi, saz-söz sanatında kendine has geyim-kuşam halkın kadim
kültüründen etnoğrafisinden haber verir ve türkülerin milli kimliyinde
müstüsna rol oynamıştır. Sazın eşliyinde ortaya çıkan aşık sanatında musiki,
şiiriyyat, dans, aktörlük ve ifaçılığı ihata etmesi aşık sanatının kendine has
özelliyini ifade ediyor. Saz-söz sanatının bu özelliğini ilk defa Azerbaycan
müziğinin klassiki Üzeyir Hacıbeyli “Koroğlu” operasında tatbik etmişdir.
Kara Karayevin ve diger bestekarların da eserlerinde, opera, bale, simfonik ve
kamera müziginde aşık havalarının intonasya özellikleri vardır. YUNESKOnun Keyri Maddi Medeni İrsinin Korunması üzre Komitesi 2009-cu il
16

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4695">
                <text>2630</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4696">
                <text>AZERBAYCANIN GEDEBEY YÖRESİNİN TÜRK MENŞELİ  ETNOTOPONİMLERİ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4697">
                <text>PAŞAYEVA, Mehebbet</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4698">
                <text>Malumdur ki, etnotoponimler halkın tarihini, etnogenezini, onun yayılma  areallarını öğrenmek açısından son derece büyük önem kesb edir.  Etnotoponimlerin müeyyen qrupu halqın teşekkülünde hansı kabile, tayfaların  iştirak etdiyini, bu prosesin özünün ne zaman baş verdiyini  müeyyenleşdirmeye imkan verir ve halkın tarih boyu yaşadığı ve yayıldığı  arazini müeyyenleşdirmek için tutarlı kaynakdır. Her bir yer adı ait olduğu  halkın dili, tarihi, etnoqrafiyası, dünya görüşleri, teşeklülû, etnogenetik yapısı,  medeniyeti gibi özellikier hakkında çokyönlü bilgi verir. Yer adları sadece  belirli bir yerin adını bildirmekle yanısıra, o yerlerde yaşayan halkın etnik  yapısı gibi çeşitli özellikleri de bildirmektedir. Türk dünyasının ayrılmaz bir  parçasi olan Azerbeycan insanların yerlesmiş olduklan en eski yerlerden  biridir. Azerbaycan'ın tarihi geçmişi, cografi konumu ve halkların etnik  menşeyi hakkrnda bilgi veren yer adları (toponimler) zaman zaman  parçalanarak bir birinden ayrı kalmış Türk dünyasının büyük geçmisinin  ögrenilmesi için degerli bir kaynaktır. Azerbaycanda tarihin eski devirlerinden baslamış günümüze kadar korunmuş Türk menşeli yer adları mevcuttur. Tarihi  milattan öncelere ait bu yer adları eski yazılı kaynaklar ve folktor  arastrmalarında açık bir sekide ifade olunmuşdur.Azerbaycan türklerinin  etnogenezinde bir çok kadim türk kavimleri iştirak etmişler. Bu kavimlerin her  biri Azerbaycann arazisindeki toponimlerde adlarını koruya bilmişlerdir.  Azebaycanın Gedebey yöresi tarih boyunca birçok türk kavimlerinin göç  etdiyi arazilrden olmuştur. Bu kavimlerden Hun, Katak, Qarqar, Kıpçak ve b.  bölgenin etnotoponimlerinin formalaşmasında mühüm rolu olmuşdur.  Sunulan çalışmada Azerbaycan'nın zengin tarihe malik olan arazilerinden  Gedebey yöresindeki yer adları incelenmiştir. Gedebey yöresi Azerbaycan  Türk köklerinin daha derin katlarını, ümumtürk tarihinin eski çağlarını  öyrenmek üçün misilsiz hazinedir. Makalede Azerbaycan'nın Gedebey  yöresindeki mevcut olan bazı yer adları ve bu yerlere adlarını vermiş eski  Türk menşeli tayfalarla bağlı bilgiler verilmiş, türk halklarının soy kökünde  bulunan etnik tayfa ve kabile birlesmeleri ile bağlı tahliller aparılmıştır. Yer  adları ile ilgili yöre halkı arasında dolaşan efsane ve rivayetlerde eski türk  kültürünün izleri araştırılmış, zaman-zaman bu topraklara göç eden eski türk  tayfalarından söz edilmis, bazı yer adlarının menseyi hakkında bilgi  verilmiştir.    ETHNO TOPONYMS OF THE TURKISH ORIGIN OF GEDEBEY  REGION OF AZERBAIJAN  One of the oldest places where people settled is the Azerbaijan is an integral  part of the Turkish community. In Azerbaijan names of Turkish origin from  the ancient times of history has been preserved until today. Toponyms which  give information about Azerbaijani history, geographial position and origin of  people. It is known that the ethno toponyms assume extremely important for  studing history, ethnogenesis of nation. Some turkish communities took part in  the formation of the ethnogenesis of Azerbaijani turks They kept their names  in the toponyms of Azerbaijani ground. Gedebey region of Azerbaijan  throughout the history of Azerbaijan has been one of regions of the migration  of Turkish tribes. These tribes Huns, Kataks, Qarqars and etc. played an  important role in the formation of the ethnonymis of the region. In present  work investigated the land names of Gedebey region of Azerbaijan. Gedebey  region is the unique treasure for studing the ancient history of Azerbaijani. In the present article were given information about place names of Gedebey  region of Azerbaijan.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4699">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4700">
                <text>2014-05-23</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4701">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4702">
                <text>ISSN 2303-582X     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="75">
        <name>P Philology. Linguistics,PA Classical philology,PI Oriental languages and literatures,PN Literature (General)</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
  <item itemId="601" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="595">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/db94c45eadcd912d3f0ff0f632540e3a.pdf</src>
        <authentication>94b14875bef30b1005ae9f4671a25ad2</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="4712">
                    <text>BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

yabancı kaldıkları yaşadıkları ortamın kültürünün etkisinde kaldıkları
gözlemlenmiştir.
IRAK TUZHURMATU TÜRKMENLERİNDE TOY (DÜĞÜN) İLE
İLGİLİ ÖRF VE ADETLER
Zeynel POLAT
Ishik Üniversitesi / Irak
Anahtar Kelimeler: Horyat, Irımlar, Kültürel Göçüşme, Toy, Tuzhurmatu
Kültürü.
ÖZET
Oğuzlardan devraldıkları örf, adet ve geleneklerini yaşatma gayreti içinde olan
Irak Türkleri, teknolojinin gelişmesi ile son çeyrek asırdır ister istemez şehir
ve kasabalarda kendi kültürlerini yaşatmada gözle görülür şekilde
yavaşlamışlardır. Araştırmalarımızda birçok hadisenin artık şehir ve
kasabalarda değil de köylerde yaşatılmaya gayret edildiğini tesbit ettik. Başta
Kerkük şehri olmak üzere, Tuzhurmatu, Tellafer, Altunköprü gibi şehirlerde
de az da olsa kültürel gevşeme kendini göstermektedir. Buna rağmen
kültürlerine saygıda kusur etmemiş, yaşatma azimlerini sürdürme çabası içine
girmişlerdir. Kültürü hayata tatbik etmede, birlikte yaşama mecburiyetinde
olan milletlerde kültür transferi de olmaktadır. Bunun en açık örneği Erbil
şehridir. Erbil’de nüfusun çoğunluğunu Kürtler teşkil ettiğinden dil, kültür
alışverişi çok yaşanmaktadır. Etkilenmenin daha az olduğu bazı şehir, kasaba
ve köyler de zamandan nasibini almıştır. Bu bağlamda bildirimizin kültürel
sıcaklığını koruma azmi içinde olan Tuzhurmatu kasabasının folklorik açıdan
ele aldığımız bu kısmını günümüzden yaklaşık 35 – 40 yıl gerisinde halkın
yaşadığı, uyguladığı şekliyle yansıtma gayreti içine girdik. Kız isteme, ev
kurma, evlenme, sünnet, çocuk isteme, hamilelik, çocuğa ad koyma, ölüm vs.
hayatın içinde ve hayata yön veren bunlar gibi dönüm noktalarını bu şehir baz
alınarak Irak Türkmenleri halk şiirleri örnekleriyle vermeye çalıştık.

134

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4704">
                <text>2728</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4705">
                <text>IRAK TUZHURMATU TÜRKMENLERİNDE TOY (DÜĞÜN) İLE  İLGİLİ ÖRF VE ADETLER</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4706">
                <text>POLAT, Zeynel</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4707">
                <text>Oğuzlardan devraldıkları örf, adet ve geleneklerini yaşatma gayreti içinde olan  Irak Türkleri, teknolojinin gelişmesi ile son çeyrek asırdır ister istemez şehir  ve kasabalarda kendi kültürlerini yaşatmada gözle görülür şekilde  yavaşlamışlardır. Araştırmalarımızda birçok hadisenin artık şehir ve  kasabalarda değil de köylerde yaşatılmaya gayret edildiğini tesbit ettik. Başta  Kerkük şehri olmak üzere, Tuzhurmatu, Tellafer, Altunköprü gibi şehirlerde  de az da olsa kültürel gevşeme kendini göstermektedir. Buna rağmen  kültürlerine saygıda kusur etmemiş, yaşatma azimlerini sürdürme çabası içine  girmişlerdir. Kültürü hayata tatbik etmede, birlikte yaşama mecburiyetinde  olan milletlerde kültür transferi de olmaktadır. Bunun en açık örneği Erbil  şehridir. Erbil’de nüfusun çoğunluğunu Kürtler teşkil ettiğinden dil, kültür  alışverişi çok yaşanmaktadır. Etkilenmenin daha az olduğu bazı şehir, kasaba  ve köyler de zamandan nasibini almıştır. Bu bağlamda bildirimizin kültürel  sıcaklığını koruma azmi içinde olan Tuzhurmatu kasabasının folklorik açıdan  ele aldığımız bu kısmını günümüzden yaklaşık 35 – 40 yıl gerisinde halkın  yaşadığı, uyguladığı şekliyle yansıtma gayreti içine girdik. Kız isteme, ev  kurma, evlenme, sünnet, çocuk isteme, hamilelik, çocuğa ad koyma, ölüm vs.  hayatın içinde ve hayata yön veren bunlar gibi dönüm noktalarını bu şehir baz  alınarak Irak Türkmenleri halk şiirleri örnekleriyle vermeye çalıştık.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4708">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4709">
                <text>2014-05-23</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4710">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4711">
                <text>ISSN 2303-582X     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="75">
        <name>P Philology. Linguistics,PA Classical philology,PI Oriental languages and literatures,PN Literature (General)</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
  <item itemId="602" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="596">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/bac98ba7709ea5a4c54c3e4de89d18d8.pdf</src>
        <authentication>3827546decff09871992215214be19f9</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="4721">
                    <text>BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

and partly with full of didactic features were written generally in an artistic
style because they narrated miracle of mi’râc. Kerkükî Abdüssettâr Efendi
(1858-1932) also wrote a Mi’râciyye in poetry form of tercî-i bend. It’s chorus
verse is below: Rûz u şeb zikr-i lisânımdır salât ile selâm Ol mübârek rûhuna
ey Hazret-i fahrü’l-enâm In this mi’râciyye, the poet expressed his deep love
and affection to the Prophet Muhammad in a sincere, enthusiastic and lyric
way. In this paper, some information about mi’râciyye as a genre, the place of
mi’râciyye in Turkish Literature, its historical development and some major
mi’râciyye in Turkish literature will be given. After that, author’s life will be
mentioned, his Mi’râciyye, which hasn’t been emphasized before, will be
examined in terms of form and content and its transcript and translation into
modern-day Turkish will be provided.

MUSTAFA KUTLU’NUN ZAFER YAHUT HİÇ HİKÂYESİNDE
ANLATIM TEKNİKLERİ VE TEMATİK UNSURLAR AÇISINDAN
BİR BAKIŞ
Lale QASIMOVA
Qafqaz Üniversitesi / Azerbaycan
Anahtar Kelimeler: Mustafa Kutlu, Zafer yahut Hiç, hikâye.
ÖZET
Yazı hayatına 1970’li yılların başında katılan Mustafa Kutlu, Türk
hikâyeciliğinde kendine özgü bir yere sahiptir. Kutlu, anlatımda geleneğe
yönelmiş, böylece de gelenekle modern hikâye tarzının sentezine ulaşarak,
yeni ve farklı bir hikâye tarzı geliştirmiştir. Bugün “yaşayan mektep” olarak
bilinen Kutlu’nun şimdiye kadar yirmi hikâye kitabı çıkmıştır. Bu hikâyeler
anlatım tarzı, şekil, muhteva bakımından gösterdikleri değişiklikler dikkate
alınarak araştırmacılar tarafından çeşitli biçimde dönemlere ayrılarak
incelenmiştir. Çalışmada bahsettiğimiz Zafer yahut Hiç hikâyesi, 2000
yılından itibaren Uzun Hikâye kitabıyla başlatılan son döneme girer. Dönemin
genel hususiyetlerini yansıtan hikâye, burada olay örgüsü, konular, kişiler,
zaman, mekân, bakış açısı ve anlatıcı bakımından incelemeye tabi tutulmuştur.

43

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

ABSTRACT
Mustafa Kutlu, who has begun his creative activity in 1970 has got special
place in the Turkish story writing. He created new and different method of
narration in his story writing combining modern and traditional methods
altogether. Kutlu who has been known with his “Live School” published 20
story books. The stories had been studied by different researchers on the basis
of the method of narration, style and plot in different periods. Moreover the
classifications of his stories haven’t been differed greatly. The story of “Zafer
yahut Hiç” (“Victory or Nothing”) belongs to the book of “The Long Stories”
beginning from 2000 years. The story which reflected general feature of the
century has been analyzed from the view point of theme, character, time,
setting, view point.

GAZÂYÎ-İ BOSNAVÎ’NİN MAKSAD-I AKSÂ ADLI ESERİ
Muhittin ELIAÇIK
Kırıkkale Üniversitesi, Kırıkkale / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Bosna, Yayçe, Gazâyî, Maksad-ı Aksâ.
ÖZET
Gazâyî-i Bosnavî’nin künyesi “İbni Hasan Dede Şa’bân Gazâyî el-Bosnavî elYayçevî olup, şair kimliğiyle Gazâyî olarak şöhret bulmuştur. Mensup olduğu
yer Bosna, oturduğu yer ise Yayçe (Jajce)’dir. Yayçe, bugün Bosna-Hersek
merkezinde Vrbas nehrinin kenarında, Banya Luka, Mrkonjiç Grad ve Donji
Vakuf yollarının kesişim noktasında bir yerleşim yeridir. Gazâyî-i Bosnavî,
1022/1613 tarihinde Kanice ve çevresine kadı olmuş ve buranın gazilerini
ibadete düşkün dindar insanlar görerek bir ilmihal ve va’z u nasihat kitabı
yazmak istemiştir. Ancak, içine bir şeyhe bağlanmanın gerekliliği doğmuş ve
o sırada tarikat halifesi olarak Leskofça’dan Peçuy’a gelip yerleşmiş bulunan
Halvetî şeyhlerinden Şeyh Hasan Efendi’nin manevi terbiyesine girmiştir.
Arkadaşlarıyla birlikte bu şeyhe bağlanan Gazâyî insanlara faydalı olmak için
Maveraünnehrli ünlü velîlerden Aziz bin Muhammed Nesefî (ö.1300)‘nin
44

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4713">
                <text>2711</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4714">
                <text>MUSTAFA KUTLU’NUN ZAFER YAHUT HİÇ HİKÂYESİNDE  ANLATIM TEKNİKLERİ VE TEMATİK UNSURLAR AÇISINDAN  BİR BAKIŞ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4715">
                <text>QASIMOVA, Lale</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4716">
                <text>Yazı hayatına 1970’li yılların başında katılan Mustafa Kutlu, Türk  hikâyeciliğinde kendine özgü bir yere sahiptir. Kutlu, anlatımda geleneğe  yönelmiş, böylece de gelenekle modern hikâye tarzının sentezine ulaşarak,  yeni ve farklı bir hikâye tarzı geliştirmiştir. Bugün “yaşayan mektep” olarak  bilinen Kutlu’nun şimdiye kadar yirmi hikâye kitabı çıkmıştır. Bu hikâyeler  anlatım tarzı, şekil, muhteva bakımından gösterdikleri değişiklikler dikkate  alınarak araştırmacılar tarafından çeşitli biçimde dönemlere ayrılarak  incelenmiştir. Çalışmada bahsettiğimiz Zafer yahut Hiç hikâyesi, 2000  yılından itibaren Uzun Hikâye kitabıyla başlatılan son döneme girer. Dönemin  genel hususiyetlerini yansıtan hikâye, burada olay örgüsü, konular, kişiler,  zaman, mekân, bakış açısı ve anlatıcı bakımından incelemeye tabi tutulmuştur. ABSTRACT  Mustafa Kutlu, who has begun his creative activity in 1970 has got special  place in the Turkish story writing. He created new and different method of  narration in his story writing combining modern and traditional methods  altogether. Kutlu who has been known with his “Live School” published 20  story books. The stories had been studied by different researchers on the basis  of the method of narration, style and plot in different periods. Moreover the  classifications of his stories haven’t been differed greatly. The story of “Zafer  yahut Hiç” (“Victory or Nothing”) belongs to the book of “The Long Stories”  beginning from 2000 years. The story which reflected general feature of the  century has been analyzed from the view point of theme, character, time,  setting, view point.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4717">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4718">
                <text>2014-05-23</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4719">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4720">
                <text>ISSN 2303-582X     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="75">
        <name>P Philology. Linguistics,PA Classical philology,PI Oriental languages and literatures,PN Literature (General)</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
  <item itemId="603" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="597">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/f92d77e4c92427a16e8ca1499291723c.pdf</src>
        <authentication>dd4e14140fca3eb94185af0261397e7e</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="4730">
                    <text>BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

SAİT FAİK ABASIYANIK’IN KÜÇÜREK (KISA) ÖYKÜSÜ “BEN VE
ONLAR”IN ROLAND BARTHES’İN S/Z ADLI ESERİNDE YER ALAN
“SEMANTİK KOD” BAKIMINDAN YENİDEN OKUMA DENEMESİ
Elif SAYAR
Ondokuz Mayis Üniversitesi, Samsun / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Semantik Kod, Roland Barthes, Sait Faik Abasıyanık,
Küçürek Öykü.
ÖZET
Öykü, kendine ait özellikleriyle, yeni yorumlara açık ve derin boşluklar
taşıyan bir anlatı türüdür. Bu çalışma, öykünün bu derin boşluklarında,
imgesel ve semantik unsurlarla satır aralarını yeniden okuma denemesidir. Bu
çalışmada Sait Faik Abasıyanık’ın “Ben ve Onlar” adlı kısa öyküsünün
taşıdığı anlam yükü, Roland Barthes’in S/Z adlı eserindeki beş koddan ( 1.
Deneyin Sesi ( Özgür seçim edimleri)EYL.2. Kişinin Sesi
(Anlambirimcikler)ANL. 3. Bilimin Sesi (Ekinsel düzgüler)GÖN. 4. Gerçeğin
Sesi (yorumlar)YOR. 5. Simgenin Sesi (Karşısav) SİM.), birisi olan “Kişinin
Sesi /Semantik Kod” bakımından yeniden okunmuştur. Değerlendirmede, Sait
Faik Abasıyanık’ın kısa öykülerinden biri olan “Ben ve Onlar”ı seçilmesinin
nedeni, dünya edebiyatında “short short story” veya “flash fiction” gibi
adlandırmalarla bilinen, Küçürek (kısa) öykü tarzında olmasıdır. Ramazan
Kaplan’a göre yüz sözcüğü geçmeyen bu anlatılar beş yüz sayfalık bir
romanda, anlatılmak isteneni birkaç tümceyle anlatır. Hızlı iletişim çağında,
her şeyin parçalanıp küçüldüğü, dost sohbetleriyle saatlerce süren sofraların
yerini, kısa sürede tüketilen Fast- Food’un alması, özlem sözcüklerinin
sayfalarca sürdüğü mektupların yerini ise birkaç harfe sıkıştırılarak yazılan
kısa mesajların aldığı, tüketim çağında yaşayan insanın, günün yirmi dört
saatinin bir dakikasına sığdırabileceği bu öyküler, çağın bir aynası gibidir.
Yoruma açık ve yananlam öğelerinin fazlasıyla bulunduğu bu öyküler,
“Semantik Kod” bakımından incelemeye değerdir. Metni temel olarak
yazınsal yapıttan ayıran, onu estetik bir ürün değil, anlam aktarıcı bir kılgı,
olarak gören Barthes, S/Z adlı eserinde, metni anlambirimlere ayırarak
incelemiştir. Bu çalışmada, Anlambilimin gönderme yaptığı yananlam veya
anlambirimcikler, Roland Barthes’in izlediği yöntem dâhilinde bir sözcük
138

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

veya sözcükler dizisi ile belirtilip, ANL. kısaltmasıyla gösterilmiştir. Seçilen
öykü metninin çoğulluğu ise anlambirimciklerin çeşitli şekillerde
yorumlanmasına olanak sağlamıştır. Anlam derinliği olan bu öykülerde,
herkesin kendinden bir şeyler bulması mümkündür. Bu makalede, yaşam
mücadelesi içinde, ait olmadığı bir ortamdan çıkmaya çalışan bir aydının, içsel
mücadelesi açıklanmaya çalışılmıştır. Toplum yaşamından aile yaşamına
doğru perspektif bir yapıda aktarılan bu öykü çalışması, toplumsallıktan
bireyselliğe uzanan bir yolculuk niteliğindedir.

GÖSTERGEBİLİMSEL YÖNTEMLE BİR MASAL ÇÖZÜMLEMESİ:
"ALTIN ARABA" MASALI ÖRNEĞİ
Esra KÜLAH
Mersin Üniversitesi, Mersin / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Göstergebilimsel Çözümleme, Eyleyenler Modeli,
Masal, Anlam.
ÖZET
Dil ve edebiyat alanında olduğu kadar resimden sinemaya, mimariden
antropolojiye kadar birçok farklı alanda da uygulama alanı genişleyen
göstergebilim, kuramsal yaklaşımlar ve dilbilimin yöntemleriyle metin
çözümlemelerinde farklı bakış açıları ortaya koyar. Yazın eleştirisi ve metin
incelemelerine işlevsel açıdan yaklaşan göstergebilim, anlamın metin içinde
nasıl oluştuğu ve nasıl iletildiği ile ilgilenir. Göstergebilimsel yaklaşımla ele
alınan metin çözümlemelerinde birtakım araçlardan yararlanılır. Algirdas
Julien Greimas tarafından geliştirilen Eyleyenler Modeli de bunlardan biridir.
Bu çözümleme yönteminde, metindeki anlam evreninin oluşumunu ortaya
koymak amacıyla aşamalı bir süreç izlenir. Bu yazıda Greimas’ın geliştirdiği
Eyleyenler Modeli’nden yararlanılarak Naki Tezel’in Türk Masalları adlı
eserindeki “Altın Araba” adlı masalı çözümlenmiştir. Çözümleme sürecinde
öncelikle metin belirli ölçütlerle kesitlere ayrılmış; sonrasında bu kesitler
söylemsel, anlatısal ve mantıksal-anlamsal düzeylerde çözümlenerek metnin
derin yapısına ulaşmak amaçlanmıştır.
139

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4722">
                <text>2731</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4723">
                <text>SAİT FAİK ABASIYANIK’IN KÜÇÜREK (KISA) ÖYKÜSÜ “BEN VE  ONLAR”IN ROLAND BARTHES’İN S/Z ADLI ESERİNDE YER ALAN  “SEMANTİK KOD” BAKIMINDAN YENİDEN OKUMA DENEMESİ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4724">
                <text>SAYAR, Elif</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4725">
                <text>Öykü, kendine ait özellikleriyle, yeni yorumlara açık ve derin boşluklar  taşıyan bir anlatı türüdür. Bu çalışma, öykünün bu derin boşluklarında,  imgesel ve semantik unsurlarla satır aralarını yeniden okuma denemesidir. Bu  çalışmada Sait Faik Abasıyanık’ın “Ben ve Onlar” adlı kısa öyküsünün  taşıdığı anlam yükü, Roland Barthes’in S/Z adlı eserindeki beş koddan ( 1.  Deneyin Sesi ( Özgür seçim edimleri)EYL.2. Kişinin Sesi  (Anlambirimcikler)ANL. 3. Bilimin Sesi (Ekinsel düzgüler)GÖN. 4. Gerçeğin  Sesi (yorumlar)YOR. 5. Simgenin Sesi (Karşısav) SİM.), birisi olan “Kişinin  Sesi /Semantik Kod” bakımından yeniden okunmuştur. Değerlendirmede, Sait  Faik Abasıyanık’ın kısa öykülerinden biri olan “Ben ve Onlar”ı seçilmesinin  nedeni, dünya edebiyatında “short short story” veya “flash fiction” gibi  adlandırmalarla bilinen, Küçürek (kısa) öykü tarzında olmasıdır. Ramazan  Kaplan’a göre yüz sözcüğü geçmeyen bu anlatılar beş yüz sayfalık bir  romanda, anlatılmak isteneni birkaç tümceyle anlatır. Hızlı iletişim çağında,  her şeyin parçalanıp küçüldüğü, dost sohbetleriyle saatlerce süren sofraların  yerini, kısa sürede tüketilen Fast- Food’un alması, özlem sözcüklerinin  sayfalarca sürdüğü mektupların yerini ise birkaç harfe sıkıştırılarak yazılan  kısa mesajların aldığı, tüketim çağında yaşayan insanın, günün yirmi dört  saatinin bir dakikasına sığdırabileceği bu öyküler, çağın bir aynası gibidir.  Yoruma açık ve yananlam öğelerinin fazlasıyla bulunduğu bu öyküler,  “Semantik Kod” bakımından incelemeye değerdir. Metni temel olarak  yazınsal yapıttan ayıran, onu estetik bir ürün değil, anlam aktarıcı bir kılgı,  olarak gören Barthes, S/Z adlı eserinde, metni anlambirimlere ayırarak  incelemiştir. Bu çalışmada, Anlambilimin gönderme yaptığı yananlam veya  anlambirimcikler, Roland Barthes’in izlediği yöntem dâhilinde bir sözcük veya sözcükler dizisi ile belirtilip, ANL. kısaltmasıyla gösterilmiştir. Seçilen  öykü metninin çoğulluğu ise anlambirimciklerin çeşitli şekillerde  yorumlanmasına olanak sağlamıştır. Anlam derinliği olan bu öykülerde,  herkesin kendinden bir şeyler bulması mümkündür. Bu makalede, yaşam  mücadelesi içinde, ait olmadığı bir ortamdan çıkmaya çalışan bir aydının, içsel  mücadelesi açıklanmaya çalışılmıştır. Toplum yaşamından aile yaşamına  doğru perspektif bir yapıda aktarılan bu öykü çalışması, toplumsallıktan  bireyselliğe uzanan bir yolculuk niteliğindedir.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4726">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4727">
                <text>2014-05-23</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4728">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4729">
                <text>ISSN 2303-582X     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="75">
        <name>P Philology. Linguistics,PA Classical philology,PI Oriental languages and literatures,PN Literature (General)</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
  <item itemId="604" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="598">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/8a1fd39029bad6d82ffe1f26316a2f29.pdf</src>
        <authentication>2a28f75b9eb48b031e71f28cec02cece</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="4739">
                    <text>BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

BABUR-NÂME’DE KADINLA İLGİLİ SÖZ VARLIĞI
Münevver TEKCAN
Kocaeli Üniversitesi, Kocaeli / Türkiye
Serpil Yazıcı ŞAHİN
Kocaeli Üniversitesi, Kocaeli / Türkiye
Anahtar Sözcükler: Baburn-nâme, Kadın, Söz Varlığı.
ÖZET
Türk dilinin tarihî söz varlığı içerisinde “kadın” kavramı, kadının tarihî
görünümü ve dil kültür değişim sürecini göstermesi açısından oldukça
adlandırmalar,
benzetmeler-ilişkilendirmeler
ve
önemlidir.
Çeşitli
ekleşmelerle oluşan "kadın"la ilgili söz varlığı Türk dilinin kavram
zenginliğini vurgulamasının yanı sıra sosyal bir statü göstergesi olarak kadının
o toplumdaki yerini, temsilini ve yaşantısını yansıtması açısından da ayrıca
önem taşımaktadır.
Bu bağlamda, Türk ve dünya tarihindeki hatırat türünün öncü ve en önemli
örneğini veren Babur’un (1483-1530) 16. yüzyılda kaleme aldığı Babur-nâme
adlı eserinde, “kadın”la ilgili söz varlığı tespit edilecektir. “Kadın”la ilgili
belirlenen kavramlar, tarihî süreç içerisinde kazandıkları anlamlarına göre
incelenerek sınfılandırılacaktır. Söz konusu kavramların -tespit edebildiğimiz
ölçüde- tarihî metinlerdeki kullanılışı ve çağdaş Türk dillerindeki uzantıları
ortaya konulacaktır.
Key Words: Babur-nama, Women, Vocabulary.
The concept of woman in historical Turkic vocabulary is important to indicate
the process as an evolving language and culture of women. Women related
vocabulary is rich, constituted by various naming conventions, compounding,
overarching, and evolving. It is also important to emphasise the Turkish
concept of variety together with representation. The life of women in the
society was an indication of status. In this context, women related vocabulary
will be determined in the work named as Babur-name written in 16th century
by Babur who wrote the most important and the pioneer memoirs sample in
Turkish and world history. The concepts will be analized and clasified
according to what is expressed with additional meaning in the historical
170

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

process by categorizing under the topics of the Corresponding Vocabulary of
“Women”. Usage of these mentioned concepts in historical texts is expressed
by the vocabulary and gained meanings. They are discussed as possible
corresponding forms in modern Turkic Languages.

BALKANLARDA YAŞAYAN ULAHLARIN (KARAKAÇANLAR)
DİLLERİNDE TÜRKÇE UNSURLAR
ABİDİN KARASU
Türkiye
Anahtar Kelimeler: Balkanlar, Dil İlişkileri, Ulahlar, Karakaçanlar,
Makedonya.
ÖZET
Balkan yarımadası etnik, dilbilim, dinsel açıdan dünyanın en karmaşık
bölgelerindendir. Bu coğrafyadaki ilginç etnik gruplardan biri de Ulah
(Karakaçan)’ lardır. 1950 ‘li yıllara kadar yarı göçebe halinde yaşayan
Ulahların geçim kaynağını hayvancılık oluşturmuştur. Balkanlara komünist
rejimin gelmesiyle hayvanlarına el konulan ve yerleşik hayata geçen
Ulahlar,bugün ağırlıklı olarak Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya ve
Romanya sınırları içinde yaşamaktadır. Ulahların kökeni tam olarak
bilinmemekle birlikte Romalılaştırılmış kolonilerin soyundan geldiklerine
inanılmaktadır. Dilbilimcilerin yaptıkları araştırmalara göre Ulah ve Rumen
dillerinin aynı Latince temelli dilden türediği tespit edilmiştir. Türkçenin
tarihsel süreç içinde en fazla etkilediği diller Balkan coğrafyasında yer
almaktadır. Türkçenin, Balkan dillerine etkisiyle alakalı birçok incelenme
yapılmasına rağmen küçük etnik gruplar üzerindeki etkisi yeterli
araştırılmamıştır. Balkan coğrafyasında özel bir öneme sahip olan Ulahlar
(Karakaçanlar) ve dilleri Türkçenin etkisine maruz kalmış ve binlerce Türkçe
kelimenin yanında atasözü, deyim, Türkçe ekler ve fiiller almıştır.
bılıgica&lt;bilezik, binae&lt; bina, cacac&lt;kaçak, cacamac&lt;kaçamak, direc&lt;direk,
dirvis&lt;derviş, elbete&lt;elbette, filan&lt;filan, elbete&lt;elbette, yera&lt;yara,
yama&lt;yama, gule&lt;gülle, halva&lt;helva, ıbric&lt;ibrik, ikindie&lt;ikindi kelimeleri;
“ala bin bereket versin”, “ala kerim”, “cacir keif”, “dur bakalım” gibi deyim
171

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4731">
                <text>2689</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4732">
                <text>BABUR-NÂME’DE KADINLA İLGİLİ SÖZ VARLIĞI</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4733">
                <text>TEKCAN, Münevver 
ŞAHİN, Serpil Yazıcı </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4734">
                <text>Türk dilinin tarihî söz varlığı içerisinde “kadın” kavramı, kadının tarihî  görünümü ve dil kültür değişim sürecini göstermesi açısından oldukça  önemlidir. Çeşitli adlandırmalar, benzetmeler-ilişkilendirmeler ve  ekleşmelerle oluşan "kadın"la ilgili söz varlığı Türk dilinin kavram  zenginliğini vurgulamasının yanı sıra sosyal bir statü göstergesi olarak kadının  o toplumdaki yerini, temsilini ve yaşantısını yansıtması açısından da ayrıca  önem taşımaktadır.  Bu bağlamda, Türk ve dünya tarihindeki hatırat türünün öncü ve en önemli  örneğini veren Babur’un (1483-1530) 16. yüzyılda kaleme aldığı Babur-nâme  adlı eserinde, “kadın”la ilgili söz varlığı tespit edilecektir. “Kadın”la ilgili  belirlenen kavramlar, tarihî süreç içerisinde kazandıkları anlamlarına göre  incelenerek sınfılandırılacaktır. Söz konusu kavramların -tespit edebildiğimiz  ölçüde- tarihî metinlerdeki kullanılışı ve çağdaş Türk dillerindeki uzantıları  ortaya konulacaktır.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4735">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4736">
                <text>2014-05-23</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4737">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4738">
                <text>ISSN 2303-582X     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="75">
        <name>P Philology. Linguistics,PA Classical philology,PI Oriental languages and literatures,PN Literature (General)</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
</itemContainer>
