<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<itemContainer xmlns="http://omeka.org/schemas/omeka-xml/v5" xmlns:xsi="http://www.w3.org/2001/XMLSchema-instance" xsi:schemaLocation="http://omeka.org/schemas/omeka-xml/v5 http://omeka.org/schemas/omeka-xml/v5/omeka-xml-5-0.xsd" uri="https://omeka.ibu.edu.ba/items/browse?output=omeka-xml&amp;page=42&amp;sort_field=Dublin+Core%2CTitle" accessDate="2026-06-06T08:00:53+01:00">
  <miscellaneousContainer>
    <pagination>
      <pageNumber>42</pageNumber>
      <perPage>10</perPage>
      <totalResults>3494</totalResults>
    </pagination>
  </miscellaneousContainer>
  <item itemId="1149" public="1" featured="0">
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="8949">
                <text>3490</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="8950">
                <text>AYDIN GÖÇÜ, SÜRGÜN YAHUT YURT DIŞININ ÇEKIMI: MISIR</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="8951">
                <text>Ulucan, Mehmet</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="8952">
                <text>Voluntary or compulsory exiles are important events that affect the future of communities. Especially politic exiles have hardly been in every era subject. In Turkish history are encountered such exiles.   The exiles that had been lived in Turkish literature, caused in a lot of ways changes and improvements. Of course exile places are important beside exile and banisher. In other words exile places have a different meaning according to exile and banisher. More importantly exile places of voluntary exiles are more important. In this announcement will we shortly mention about exile literature and we will discuss Egypt more where is an exile place.    Keywords: Turkish Literature, Enlightened Immigration, Voluntary and compulsory Exile, Egypt.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="8953">
                <text>2014</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="8954">
                <text>Conference or Workshop Item
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="18">
        <name>PE English</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
  <item itemId="2131" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="3185">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/f418c467b0fdfd06c1321c765bff71e6.doc</src>
        <authentication>b1a9a045f8b1ffac2857e32374ddf405</authentication>
      </file>
      <file fileId="3186">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/f7475291f66cf8520984cbdddbbb5f54.pdf</src>
        <authentication>d0ced8ea9e49740a5f13217b263a8a92</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="17363">
                    <text>1st International Annual Student Symposium

yaşantısında Bektâşîliğin özel bir konumu vardır. Özellikle Balkanlarda
yaşayan müslümanlar arasında en çok nüfûsa sahip olan Arnavutlar üzerinde
Bektâşîlerin te’sirleri çoktur ve başlı başına bir araştırma konusudur.Bu
anlatılan süreçten sonra ise Bektaşilikte büyük bir düşüş gerçekleşir. .Büyük
bir ilgiden sonraki süreçte Bektaşilik Tarikatı’nın günümüzde etkilerinin
hemen hemen hiç görülmemesi araştırılmaktadır.Biz bu çalışmamızda
Bosna’da Bektaşilik Tarikatının gerileme sebepleri,halkın gözünde Bektaşilik
Tarikatının dünü-bugünü hakkındaki görüşlerini kayıt altında takdim
edeceğiz.Bektaşilik Tarikatı’nın Bosna ayağını bilinmeyen yönleriyle ortaya
koymaya çalışacağız.Bu bilgileri röportaj yöntemiyle pekiştirmeye çalışacağız.
AYVAZ DEDE
Nurşen Özkan
International Burch University / Sarajevo, Bosnia and Herzegovina
Anahtar Kelime: Ayvaz Dede, Akhisar, Prusats, şenlik
ÖZET
Ayvaz Dede, Bosna-Hersek’te yaşamış en ünlü kişilerden biridir. Hakkında
çok fazla bilgi bulunmamaktadır. 15. yüzyılda, Manisa-Akhisar’dan Bosna’nın
Prusats bölgesine gelmiştir. Fatih Sultan Mehmet’in Bosna’yı fethi sırasında
(1463), İslamiyeti yaymak için getirdiği 40 şeyhten biridir. Türkçe kaynaklara
göre; 500 yıl önce Akhisar’dan gelmiş ve bugünde hala şenliklerle anılan Donyi
Vakuf kentinin Prusats kasabasına gelmiştir. Halkın kıtlık çektiği bir dönemde
kente su gelmesini önleyen dağın önünde 40 gün 40 gece ibadet edip Allah’a
yalvarmıştır. İnanışa göre, 40. gece rüyasında iki koçun birbiriyle çarpıştığını
gören Ayvaz Dede, uyandığında dağın yarıldığını ve oradan suyun aktığını
görmüştür. Böylece, halk suya kavuşmuştur. Ayvaz Dede’nin doğum günü ve
hayatı hakkında ortak bir fikir yoktur. Nereli olduğuna dair kesin olmamakla
birlikte çok değişik rivayetler vardır. Bosna’nın kalbini kazanan değerli, saygı
46 |

�BOOK OF ABSTRACTS

gören bir derviştir. Ağzında kötü bir söz duyan olmamıştır. Allah’a karşı
yakınlığından ve itinasından dolayı ‘Dede’ lakabı verilmiştir. Dağın yarılması
hadisesinden sonra vefat ettiği söylenir. Bosna’da yaptığımız bu çalışma da
Gazi Hüsrev Bey kütüphanesinden ve Tarih Enstitüsü’nden çıkardığımız
kaynaklar 11 gazete haberi ve bir kitap olmak üzere toplam 12 kaynaktır.
Türk-Boşnak kaynaklarında bilgi bununla kısıtlı olup; Bosna’da onun anısına
her yıl anma şenlikleri düzenlenir. Haziranın son haftasında gerçekleştirilen bu
şenlikler on binlerce kişiye her yıl ev sahipliği yapmaktadır. Bu şenlik
kapsamında ülkenin her tarafından, ellerinde Osmanlı’yı temsil eden
sancaklar, başlarında feslerle çok sayıda kişi Prusats’a gelmektedir. Boşnaklar
Ayvaz Dede’ye ve bu şenliklere öyle önem vermiştir ki, Ayvaz Dede
Şenlikleri’ni küçük Hac olarak nitelendirirler. Çalışımızın amacı, hakkında
ortaya çıkan yanlış görüşleri Ayvaz Dede’den ayırıp doğru olan Ayvaz Dede’yi
bilimsel âleme tanıtmaktır. Bosna’ya bıraktığı milli ve manevi duyguların
insanlar tarafından daha iyi anlaşılmasını sağlamaktır. Yapılan röportajlarla,
bölgede önemli bir insan olmasına rağmen, sadece etkinlik kapsamında
tanınan bu büyük zatın bu çalışmayla Bosna’da ve Dünya’da daha iyi
anlaşılmasını sağlamaktır.
TANZİMATTAN SONRA BOSNA'DA YAPILAN EDEBİ ÇEVİRİLER
Merve Kandemir
International Burch University / Sarajevo, Bosnia and Herzegovina
Anahtar Kelime: Çeviri , Edebi eser, Yazar, Bosna , Tanzimat
ÖZET
Bosna-Hersek'in Fatih Sultan Mehmet tarafından 1463 tarihinden
fethedilmesinden itibaren 500 yıl boyunca Müslüman Türkler ve Boşnaklar
arasında çok sıkı bir dil ve kültür etkileşimi olmuştur. İstanbul'a giderek
Arapça, Farsça ve Türkçe öğrenen aydınlar arasından Osmanlı Türkçesi'yle
| 47

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="17357">
                <text>1411</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="17358">
                <text>AYVAZ DEDE</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="17359">
                <text>ÖZKAN, Nurşen</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="17360">
                <text>Ayvaz Dede, Bosna-Hersek’te yaşamış en ünlü kişilerden biridir. Hakkında  çok fazla bilgi bulunmamaktadır. 15. yüzyılda, Manisa-Akhisar’dan Bosna’nın  Prusats bölgesine gelmiştir. Fatih Sultan Mehmet’in Bosna’yı fethi sırasında  (1463), İslamiyeti yaymak için getirdiği 40 şeyhten biridir. Türkçe kaynaklara  göre; 500 yıl önce Akhisar’dan gelmiş ve bugünde hala şenliklerle anılan Donyi  Vakuf kentinin Prusats kasabasına gelmiştir. Halkın kıtlık çektiği bir dönemde  kente su gelmesini önleyen dağın önünde 40 gün 40 gece ibadet edip Allah’a  yalvarmıştır. İnanışa göre, 40. gece rüyasında iki koçun birbiriyle çarpıştığını  gören Ayvaz Dede, uyandığında dağın yarıldığını ve oradan suyun aktığını  görmüştür. Böylece, halk suya kavuşmuştur. Ayvaz Dede’nin doğum günü ve  hayatı hakkında ortak bir fikir yoktur. Nereli olduğuna dair kesin olmamakla  birlikte çok değişik rivayetler vardır. Bosna’nın kalbini kazanan değerli, saygı gören bir derviştir. Ağzında kötü bir söz duyan olmamıştır. Allah’a karşı  yakınlığından ve itinasından dolayı ‘Dede’ lakabı verilmiştir. Dağın yarılması  hadisesinden sonra vefat ettiği söylenir. Bosna’da yaptığımız bu çalışma da  Gazi Hüsrev Bey kütüphanesinden ve Tarih Enstitüsü’nden çıkardığımız  kaynaklar 11 gazete haberi ve bir kitap olmak üzere toplam 12 kaynaktır.  Türk-Boşnak kaynaklarında bilgi bununla kısıtlı olup; Bosna’da onun anısına  her yıl anma şenlikleri düzenlenir. Haziranın son haftasında gerçekleştirilen bu  şenlikler on binlerce kişiye her yıl ev sahipliği yapmaktadır. Bu şenlik  kapsamında ülkenin her tarafından, ellerinde Osmanlı’yı temsil eden  sancaklar, başlarında feslerle çok sayıda kişi Prusats’a gelmektedir. Boşnaklar  Ayvaz Dede’ye ve bu şenliklere öyle önem vermiştir ki, Ayvaz Dede  Şenlikleri’ni küçük Hac olarak nitelendirirler. Çalışımızın amacı, hakkında  ortaya çıkan yanlış görüşleri Ayvaz Dede’den ayırıp doğru olan Ayvaz Dede’yi  bilimsel âleme tanıtmaktır. Bosna’ya bıraktığı milli ve manevi duyguların  insanlar tarafından daha iyi anlaşılmasını sağlamaktır. Yapılan röportajlarla,  bölgede önemli bir insan olmasına rağmen, sadece etkinlik kapsamında  tanınan bu büyük zatın bu çalışmayla Bosna’da ve Dünya’da daha iyi  anlaşılmasını sağlamaktır.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="17361">
                <text>2013</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="17362">
                <text>Conference or Workshop Item
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="87">
        <name>PA Classical philology,PN Literature (General)</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
  <item itemId="1466" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1908">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/f1efad710d3c632f8d18245e0896ad24.docx</src>
        <authentication>6865f6ce377c3e2e2dfd9d596e3c825b</authentication>
      </file>
      <file fileId="1909">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/4af21b25eedb87db8c74e4230870f449.pdf</src>
        <authentication>1679d12cec8fdece68177d8fb0780a95</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="11738">
                    <text>AYVAZ DEDE’NİN İSLAMİ YÖNDEN BOŞNAKLARA ETKİSİ VE AYVAZ DEDE
ŞENLİKLERİNE GENEL BAKIŞ
Yunus Emre TERZİ
International Burch University, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü, Saraybosna /
Bosna Hersek
Anahtar Kelimeler: Boşnak Halk Edebiyatı, Ayvaz Dede, Ayvaz Dede Şenlikleri.
ÖZET
Yüzyıllar boyu Osmanlı Devleti’nin hâkimiyetinde kalmış olan, Balkanların içinde bize
en yakın olanı Bosna’da Türk kültürünün tesiri çok fazla olmuştur. Yüzyıllar boyu bu
etkileşimde İslamiyet’in önemli bir rolü vardır. İslamiyet Boşnaklarla aramızda gönül bağı
kurmuştur. Bu bağlamda Bosna-Hersek’in Yunus Emre’si sayılan Horasan erenlerinden Ayvaz
Dede’nin de Bogomilizm dini’ni yaşayan Boşnaklarla gönül bağı vardır. Bu çalışmada
Bogomilizm dinini yaşayan Boşnaklara Ayvaz Dede’nin İslami yaşamının etkisi araştırılmıştır.
Bununla birlikte Boşnak halkının gönlünde taht kuran, Yugoslavya Devleti’nin varlık gösterdiği
zamanda kutlanmayan veya kutlanamayan lakin unutulmayan kendi devletlerini kurduklarında
anılan Ayvaz Dede Şenliklerine genel bir bakışıda ele almaktadır.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11730">
                <text>2188</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11731">
                <text>AYVAZ DEDE’NİN İSLAMİ YÖNDEN BOŞNAKLARA ETKİSİ VE AYVAZ DEDE ŞENLİKLERİNE GENEL BAKIŞ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11732">
                <text>TERZİ, Yunus Emre </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11733">
                <text>Anahtar Kelimeler: Boşnak Halk Edebiyatı, Ayvaz Dede, Ayvaz Dede Şenlikleri.  ÖZET  Yüzyıllar boyu Osmanlı Devleti’nin hâkimiyetinde kalmış olan, Balkanların içinde bize en yakın olanı Bosna’da Türk kültürünün tesiri çok fazla olmuştur. Yüzyıllar boyu bu etkileşimde İslamiyet’in önemli bir rolü vardır. İslamiyet Boşnaklarla aramızda gönül bağı kurmuştur. Bu bağlamda Bosna-Hersek’in Yunus Emre’si sayılan Horasan erenlerinden Ayvaz Dede’nin de Bogomilizm dini’ni yaşayan Boşnaklarla gönül bağı vardır. Bu çalışmada Bogomilizm dinini yaşayan Boşnaklara Ayvaz Dede’nin İslami yaşamının etkisi araştırılmıştır. Bununla birlikte Boşnak halkının gönlünde taht kuran, Yugoslavya Devleti’nin varlık gösterdiği zamanda kutlanmayan veya kutlanamayan lakin unutulmayan kendi devletlerini kurduklarında anılan Ayvaz Dede Şenliklerine genel bir bakışıda ele almaktadır.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11734">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11735">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11736">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11737">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="600" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="594">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/eb8b6a67c92b900639d19d61e72a6e99.pdf</src>
        <authentication>9ebdba44a40bde7ba0c25eb4a6a87f6c</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="4703">
                    <text>BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

yüzyılın ilk yıllarında Fuzuli geleneklerinin takipçisi olarak tanınmış
kendisiyle hemfikir olan Aliağa Vahid, Ali Nazmi, Salman Mümtaz gibi
şahsiyetlerle defalarca görüşmüştür. Novberi Füzuli yaratıcılığına o kadar
hayran olmuş ki, şiirlerinden birinde kendisiyle aynı dönemde yaşamak, hatta
onun kalemi, mürekkebi olmak istediğini belirtmiştir. Fuzuli şiirlerine yazılan
tahmisler şairin yaratıcılığında önemli yer tutmaktadır. Onun Fuzuli'nin “Ya
Rab”, “Gül”, “Beni”, “Aşk”, “Bak”, “Çare”, “Sabah” ve başka redifli
gazellerine yazdığı tahmisleri özellikle dikkat çekicidir Azerbaycan Milli
Bilimler Akademisi Elyazmaları Enstitüsü'nde S-464 ve S-465 şifresile
Növberinin avtografı olan 2 ciltten oluşan tahmisler toplusu korunmaktadır.
AZERBAYCANIN GEDEBEY YÖRESİNİN TÜRK MENŞELİ
ETNOTOPONİMLERİ
Mehebbet PAŞAYEVA
Azebaycan Devlet İktisat Universitesi / Azerbaycan
Anahtar Kelimeler: Etnotoponim, kabile, halk, tarih, söykökü.
ÖZET
Malumdur ki, etnotoponimler halkın tarihini, etnogenezini, onun yayılma
önem kesb edir.
areallarını öğrenmek açısından son derece büyük
Etnotoponimlerin müeyyen qrupu halqın teşekkülünde hansı kabile, tayfaların
iştirak etdiyini, bu prosesin özünün ne zaman baş verdiyini
müeyyenleşdirmeye imkan verir ve halkın tarih boyu yaşadığı ve yayıldığı
arazini müeyyenleşdirmek için tutarlı kaynakdır. Her bir yer adı ait olduğu
halkın dili, tarihi, etnoqrafiyası, dünya görüşleri, teşeklülû, etnogenetik yapısı,
medeniyeti gibi özellikier hakkında çokyönlü bilgi verir. Yer adları sadece
belirli bir yerin adını bildirmekle yanısıra, o yerlerde yaşayan halkın etnik
yapısı gibi çeşitli özellikleri de bildirmektedir. Türk dünyasının ayrılmaz bir
parçasi olan Azerbeycan insanların yerlesmiş olduklan en eski yerlerden
biridir. Azerbaycan'ın tarihi geçmişi, cografi konumu ve halkların etnik
menşeyi hakkrnda bilgi veren yer adları (toponimler) zaman zaman
parçalanarak bir birinden ayrı kalmış Türk dünyasının büyük geçmisinin
ögrenilmesi için degerli bir kaynaktır. Azerbaycanda tarihin eski devirlerinden
14

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

baslamış günümüze kadar korunmuş Türk menşeli yer adları mevcuttur. Tarihi
milattan öncelere ait bu yer adları eski yazılı kaynaklar ve folktor
arastrmalarında açık bir sekide ifade olunmuşdur.Azerbaycan türklerinin
etnogenezinde bir çok kadim türk kavimleri iştirak etmişler. Bu kavimlerin her
biri Azerbaycann arazisindeki toponimlerde adlarını koruya bilmişlerdir.
Azebaycanın Gedebey yöresi tarih boyunca birçok türk kavimlerinin göç
etdiyi arazilrden olmuştur. Bu kavimlerden Hun, Katak, Qarqar, Kıpçak ve b.
bölgenin etnotoponimlerinin formalaşmasında mühüm rolu olmuşdur.
Sunulan çalışmada Azerbaycan'nın zengin tarihe malik olan arazilerinden
Gedebey yöresindeki yer adları incelenmiştir. Gedebey yöresi Azerbaycan
Türk köklerinin daha derin katlarını, ümumtürk tarihinin eski çağlarını
öyrenmek üçün misilsiz hazinedir. Makalede Azerbaycan'nın Gedebey
yöresindeki mevcut olan bazı yer adları ve bu yerlere adlarını vermiş eski
Türk menşeli tayfalarla bağlı bilgiler verilmiş, türk halklarının soy kökünde
bulunan etnik tayfa ve kabile birlesmeleri ile bağlı tahliller aparılmıştır. Yer
adları ile ilgili yöre halkı arasında dolaşan efsane ve rivayetlerde eski türk
kültürünün izleri araştırılmış, zaman-zaman bu topraklara göç eden eski türk
tayfalarından söz edilmis, bazı yer adlarının menseyi hakkında bilgi
verilmiştir.

ETHNO TOPONYMS OF THE TURKISH ORIGIN OF GEDEBEY
REGION OF AZERBAIJAN
One of the oldest places where people settled is the Azerbaijan is an integral
part of the Turkish community. In Azerbaijan names of Turkish origin from
the ancient times of history has been preserved until today. Toponyms which
give information about Azerbaijani history, geographial position and origin of
people. It is known that the ethno toponyms assume extremely important for
studing history, ethnogenesis of nation. Some turkish communities took part in
the formation of the ethnogenesis of Azerbaijani turks They kept their names
in the toponyms of Azerbaijani ground. Gedebey region of Azerbaijan
throughout the history of Azerbaijan has been one of regions of the migration
of Turkish tribes. These tribes Huns, Kataks, Qarqars and etc. played an
important role in the formation of the ethnonymis of the region. In present
work investigated the land names of Gedebey region of Azerbaijan. Gedebey
region is the unique treasure for studing the ancient history of Azerbaijani. In
15

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

the present article were given information about place names of Gedebey
region of Azerbaijan.

OZAN-AŞIK SANATININ KÜLTÜRÜMÜZDE YERİ
Maarife HACIYEVA
Azebaycan Devlet İktisat Universiteti / Azerbaycan
Anahtar Kelimeler: Saz, söz, kültür, kimlik, milli, sanat.
ÖZET
Türk kültürünün kadim bir sahasını ifade eden saz-söz sanatının, milli
kültürün kökünde dayandığını musiki ve folklor araştırıcıları ispatlamışlar.
Türk dünyasının zengin kültürü ile bağlı olan saz-söz sanatı yüzyıllar boyu
türklerin güclü sanat tribunu olmuş, onların milli-manevi değerlerinin bir
kısmı da daha çok saz-söz sanatında korunup yaşamışdır. Çağdaş sazın ibtidai
forması olan kopuz, çağdaş aşıkların ulu dedesi, selefi olan türk dünyasının
milli kimliğinin bir belgesidir. Saz-söz türklerin manevi varlığının optimal
kültürel kimliğini ifade etmektedir. Tarihi eskilere dayanan “kopuz” ,
“bağlama” adlanan saz tekmilleşerek “cüre” sazdan “tavar” saza, “tavar”
sazdan daha iri saz olan “ustad saza”, daha doğruau üçtelliden on iki telliye
kadar saz çeşidine dönüçmüşdür. Saz hem de türklerin musiki kültüründen
haber veriyor. Bu kültürel aletde 200 civarında aşık havasının çalınıb
günümüze kadar geldiyi tespit edilmişdir. Aşık havaları yeni aşık tarzı, şiir
türlerinin de yaranmasına vesile olmuştur. Sazın aşık ifaçılık sanatına verdiyi
töhfeler, aşığın ifaçılığında yaranan musiki regarengliyi, sazın aşık
terminolojisine mahsus isimleri, saz-söz sanatında yeni-yeni havaların yaranıb
zenginleşmesi, saz-söz sanatında kendine has geyim-kuşam halkın kadim
kültüründen etnoğrafisinden haber verir ve türkülerin milli kimliyinde
müstüsna rol oynamıştır. Sazın eşliyinde ortaya çıkan aşık sanatında musiki,
şiiriyyat, dans, aktörlük ve ifaçılığı ihata etmesi aşık sanatının kendine has
özelliyini ifade ediyor. Saz-söz sanatının bu özelliğini ilk defa Azerbaycan
müziğinin klassiki Üzeyir Hacıbeyli “Koroğlu” operasında tatbik etmişdir.
Kara Karayevin ve diger bestekarların da eserlerinde, opera, bale, simfonik ve
kamera müziginde aşık havalarının intonasya özellikleri vardır. YUNESKOnun Keyri Maddi Medeni İrsinin Korunması üzre Komitesi 2009-cu il
16

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4695">
                <text>2630</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4696">
                <text>AZERBAYCANIN GEDEBEY YÖRESİNİN TÜRK MENŞELİ  ETNOTOPONİMLERİ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4697">
                <text>PAŞAYEVA, Mehebbet</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4698">
                <text>Malumdur ki, etnotoponimler halkın tarihini, etnogenezini, onun yayılma  areallarını öğrenmek açısından son derece büyük önem kesb edir.  Etnotoponimlerin müeyyen qrupu halqın teşekkülünde hansı kabile, tayfaların  iştirak etdiyini, bu prosesin özünün ne zaman baş verdiyini  müeyyenleşdirmeye imkan verir ve halkın tarih boyu yaşadığı ve yayıldığı  arazini müeyyenleşdirmek için tutarlı kaynakdır. Her bir yer adı ait olduğu  halkın dili, tarihi, etnoqrafiyası, dünya görüşleri, teşeklülû, etnogenetik yapısı,  medeniyeti gibi özellikier hakkında çokyönlü bilgi verir. Yer adları sadece  belirli bir yerin adını bildirmekle yanısıra, o yerlerde yaşayan halkın etnik  yapısı gibi çeşitli özellikleri de bildirmektedir. Türk dünyasının ayrılmaz bir  parçasi olan Azerbeycan insanların yerlesmiş olduklan en eski yerlerden  biridir. Azerbaycan'ın tarihi geçmişi, cografi konumu ve halkların etnik  menşeyi hakkrnda bilgi veren yer adları (toponimler) zaman zaman  parçalanarak bir birinden ayrı kalmış Türk dünyasının büyük geçmisinin  ögrenilmesi için degerli bir kaynaktır. Azerbaycanda tarihin eski devirlerinden baslamış günümüze kadar korunmuş Türk menşeli yer adları mevcuttur. Tarihi  milattan öncelere ait bu yer adları eski yazılı kaynaklar ve folktor  arastrmalarında açık bir sekide ifade olunmuşdur.Azerbaycan türklerinin  etnogenezinde bir çok kadim türk kavimleri iştirak etmişler. Bu kavimlerin her  biri Azerbaycann arazisindeki toponimlerde adlarını koruya bilmişlerdir.  Azebaycanın Gedebey yöresi tarih boyunca birçok türk kavimlerinin göç  etdiyi arazilrden olmuştur. Bu kavimlerden Hun, Katak, Qarqar, Kıpçak ve b.  bölgenin etnotoponimlerinin formalaşmasında mühüm rolu olmuşdur.  Sunulan çalışmada Azerbaycan'nın zengin tarihe malik olan arazilerinden  Gedebey yöresindeki yer adları incelenmiştir. Gedebey yöresi Azerbaycan  Türk köklerinin daha derin katlarını, ümumtürk tarihinin eski çağlarını  öyrenmek üçün misilsiz hazinedir. Makalede Azerbaycan'nın Gedebey  yöresindeki mevcut olan bazı yer adları ve bu yerlere adlarını vermiş eski  Türk menşeli tayfalarla bağlı bilgiler verilmiş, türk halklarının soy kökünde  bulunan etnik tayfa ve kabile birlesmeleri ile bağlı tahliller aparılmıştır. Yer  adları ile ilgili yöre halkı arasında dolaşan efsane ve rivayetlerde eski türk  kültürünün izleri araştırılmış, zaman-zaman bu topraklara göç eden eski türk  tayfalarından söz edilmis, bazı yer adlarının menseyi hakkında bilgi  verilmiştir.    ETHNO TOPONYMS OF THE TURKISH ORIGIN OF GEDEBEY  REGION OF AZERBAIJAN  One of the oldest places where people settled is the Azerbaijan is an integral  part of the Turkish community. In Azerbaijan names of Turkish origin from  the ancient times of history has been preserved until today. Toponyms which  give information about Azerbaijani history, geographial position and origin of  people. It is known that the ethno toponyms assume extremely important for  studing history, ethnogenesis of nation. Some turkish communities took part in  the formation of the ethnogenesis of Azerbaijani turks They kept their names  in the toponyms of Azerbaijani ground. Gedebey region of Azerbaijan  throughout the history of Azerbaijan has been one of regions of the migration  of Turkish tribes. These tribes Huns, Kataks, Qarqars and etc. played an  important role in the formation of the ethnonymis of the region. In present  work investigated the land names of Gedebey region of Azerbaijan. Gedebey  region is the unique treasure for studing the ancient history of Azerbaijani. In the present article were given information about place names of Gedebey  region of Azerbaijan.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4699">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4700">
                <text>2014-05-23</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4701">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4702">
                <text>ISSN 2303-582X     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="75">
        <name>P Philology. Linguistics,PA Classical philology,PI Oriental languages and literatures,PN Literature (General)</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
  <item itemId="1444" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1852">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/912d895fbd63421c55f4af7330a551a5.docx</src>
        <authentication>a523d39e4b4f53e8ce5c7e5ab618541f</authentication>
      </file>
      <file fileId="1853">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/e1f415190a0eef43f8c58d40e09d3740.pdf</src>
        <authentication>12ddf0aad5849a9e11d05cde95151ba9</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="11534">
                    <text>AZERBAYCANIN ŞEKİ-ZAKATALA YÖRESİNİN TÜRK MENŞELİ
ETNOTOPONİMLERİ
Mehebbet PAŞAEVA
Azerbaycan Milli İlimler Akademisi, Arkeoloji ve Etnografi Enstitüsü, Bakü /Azerbaycan
Anahtar Kelimeler: Etnotoponim, Kabile, Halk, Tarih, Söykökü.
ÖZET
Insanların yerlesmiş olduklan en eski yerlerden biri de hiç süphe yok ki, Türk dünyasının
ayrılmaz bir parçasi olan Azerbeycandır. Azerbaycanda tarihin eski devirlerinden baslamış
günümüze kadar korunmuş Türk menşeli yer adları mevcuttur. Tarihi milattan öncelere ait bu
yer adları eski yazılı kaynaklar ve folktor arastrmalarında açık bir sekide ifade olunmuşdur.
Azerbaycan'ın tarihi geçmişi, cografi konumu ve halkların etnik menşeyi hakkrnda bilgi veren
yer adları (toponimler) zaman zaman parçalanarak bir birinden ayrı kalmış Türk dünyasının
büyük geçmisinin ögrenilmesi için degerli bir kaynaktır. Her bir yer adı ait olduğu halkın dili,
tarihi, etnoqrafiyası, dünya görüşleri, teşeklülû, etnogenetik yapısı, medeniyeti gibi özellikier
hakkında çokyönlü bilgi verir. Yer adları sadece belirli bir yerin adını bildirmekle yanısıra, o
yerlerde yaşayan halkın etnik yapısı gibi çeşitli özellikleri de bildirmektedir. Malumdur ki,
etnotoponimler halkın tarihini, etnogenezini, onun yayılma areallarını öğrenmek açısından son
derece büyük önem kesb edir. Etnotoponimlerin müeyyen qrupu halqın teşekkülünde hansı
kabile, tayfaların iştirak etdiyini, bu prosesin özünün ne zaman baş verdiyini
müeyyenleşdirmeye imkan verir ve halkın tarih boyu yaşadığı ve yayıldığı arazini
müeyyenleşdirmek için tutarlı kaynakdır. Azerbaycan türklerinin etnogenezinde bir çok kadim
türk kavimleri iştirak etmişler. Bu kavimlerin her biri Azerbaycann arazisindeki toponimlerde
adlarını koruya bilmişlerdir. Azebaycanın Şeki-Zakatala yöresi tarih boyunca birçok türk
kavimlerinin göç etdiyi arazilrden olmuştur. Bu kavimlerden Hun, Avar, Savir, Katak, Bulqar,
Hazar, Kıpçak, Tele, Muğal, Bucaq ve b. bölgenin etnotoponimlerinin formalaşmasında
mühüm rolu olmuşdur. Sunulan çalışmada Azerbaycan'nın zengin tarihe malik olan
arazilerinden Şeki-Zaqatala yöresindeki yer adları incelenmiştir. Şeki-Zakatala yöresi
Azerbaycan Türk köklerinin daha derin katlarını, ümumtürk tarihinin eski çağlarını
öyrenmek üçün misilsiz hazinedir. Makalede Azerbaycan'nın Şeki-Zaqatala yöresindeki
mevcut olan bazı yer adları ve bu yerlere adlarını vermiş eski Türk menşeli tayfalarla bağlı
bilgiler verilmiş, türk halklarının soy kökünde bulunan etnik tayfa ve kabile birlesmeleri ile
bağlı tahliller aparılmıştır. Yer adları ile ilgili yöre halkı arasında dolaşan efsane ve rivayetlerde
eski türk kültürünün izleri araştırılmış, zaman-zaman bu topraklara göç eden eski türk
tayfalarından söz edilmis, bazı yer adlarının menseyi hakkında bilgi verilmiştir.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11526">
                <text>1873</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11527">
                <text>AZERBAYCANIN ŞEKİ-ZAKATALA YÖRESİNİN TÜRK MENŞELİ ETNOTOPONİMLERİ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11528">
                <text>PASAEVA, Mehebbet</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11529">
                <text>Anahtar Kelimeler: Etnotoponim, Kabile, Halk, Tarih, Söykökü.  ÖZET  Insanların yerlesmiş olduklan en eski yerlerden biri de hiç süphe yok ki, Türk dünyasının ayrılmaz bir parçasi olan Azerbeycandır. Azerbaycanda tarihin eski devirlerinden baslamış günümüze kadar korunmuş Türk menşeli yer adları mevcuttur. Tarihi milattan öncelere ait bu yer adları eski yazılı kaynaklar ve folktor arastrmalarında açık bir sekide ifade olunmuşdur. Azerbaycan'ın tarihi geçmişi, cografi konumu ve halkların etnik menşeyi hakkrnda bilgi veren yer adları (toponimler) zaman zaman parçalanarak bir birinden ayrı kalmış Türk dünyasının büyük geçmisinin ögrenilmesi için degerli bir kaynaktır. Her bir yer adı ait olduğu halkın dili, tarihi, etnoqrafiyası, dünya görüşleri, teşeklülû, etnogenetik yapısı, medeniyeti gibi özellikier hakkında çokyönlü bilgi verir. Yer adları sadece belirli bir yerin adını bildirmekle yanısıra, o yerlerde yaşayan halkın etnik yapısı gibi çeşitli özellikleri de bildirmektedir. Malumdur ki, etnotoponimler halkın tarihini, etnogenezini, onun yayılma areallarını öğrenmek açısından son derece büyük önem kesb edir. Etnotoponimlerin müeyyen qrupu halqın teşekkülünde hansı kabile, tayfaların iştirak etdiyini, bu prosesin özünün ne zaman baş verdiyini müeyyenleşdirmeye imkan verir ve halkın tarih boyu yaşadığı ve yayıldığı arazini müeyyenleşdirmek için tutarlı kaynakdır. Azerbaycan türklerinin etnogenezinde bir çok kadim türk kavimleri iştirak etmişler. Bu kavimlerin her biri Azerbaycann arazisindeki toponimlerde adlarını koruya bilmişlerdir. Azebaycanın Şeki-Zakatala yöresi tarih boyunca birçok türk kavimlerinin göç etdiyi arazilrden olmuştur. Bu kavimlerden Hun, Avar, Savir, Katak, Bulqar, Hazar, Kıpçak, Tele, Muğal, Bucaq ve b. bölgenin etnotoponimlerinin formalaşmasında mühüm rolu olmuşdur. Sunulan çalışmada Azerbaycan'nın zengin tarihe malik olan arazilerinden Şeki-Zaqatala yöresindeki yer adları incelenmiştir. Şeki-Zakatala yöresi Azerbaycan Türk köklerinin daha derin katlarını, ümumtürk tarihinin eski çağlarını öyrenmek üçün misilsiz hazinedir. Makalede Azerbaycan'nın Şeki-Zaqatala yöresindeki mevcut olan bazı yer adları ve bu yerlere adlarını vermiş eski Türk menşeli tayfalarla bağlı bilgiler verilmiş, türk halklarının soy kökünde bulunan etnik tayfa ve kabile birlesmeleri ile bağlı tahliller aparılmıştır. Yer adları ile ilgili yöre halkı arasında dolaşan efsane ve rivayetlerde eski türk kültürünün izleri araştırılmış, zaman-zaman bu topraklara göç eden eski türk tayfalarından söz edilmis, bazı yer adlarının menseyi hakkında bilgi verilmiştir.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11530">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11531">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11532">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11533">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1429" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1808">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/d8e511cb1eee1379ba212736c9038b8f.docx</src>
        <authentication>53f8a07b62bb540fb5da277051a3a8d5</authentication>
      </file>
      <file fileId="1809">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/e90b196c76cd2a3045462aa90c19f3de.pdf</src>
        <authentication>56700c4abe0b32b5640f0db953cde5af</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="11392">
                    <text>AZERİ AĞIZLARI VE ÇAĞDAŞ TATAR DİLİNDE KULLANILAN BİR KISIM ESKİ
TÜRK KÖKENLİ KELİMELERİN DİLBİLİM VE KÖKENBİLİM AÇISINDAN
AÇIKLIANMASI
Kübra KULİYEVA
Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi, Nesimi Adına Dilbilim Araştırmaları Enstitütü,
Dialektoloji, Dil Tarihi, Bakü / Azerbaycan
Anahtar Kelimeler: Ağızlar, dil tarihi, dilbilmsel analiz, kökenbilimsel araştırma.
ÖZET
Dilin tarihinin eskiliyi halkın, onun bulunduğu coğrafi mekanın eskiliği demektir. Fakat o
eskiliği koruyan ve tespit eden maddesel esasın da önemli etmen olduğunu unutmamak gerek.
Dillerin öğrenilmesinde böyle bir esas olarak ağızlar ele alınmaktadır. Ağızlar canlı tarihtir,
çünkü dil tarihinin öğrenilmesinde yazılı kaynakların yanısıra ağızlarda bulunan dil olgularının
değeri büyüktür. Ağızlar eski dil ve kelime birimlerinin ilk yazılı anıtlarla karşılaştırılması,
kelimelerin oluşum ve gelişim tarihinin izlenilmesi, araştırılması, onların yeniden
yapılandırılması suretiyle eski biçimlerinin bulunmasına olanak sağlıyor. Türk dillerinin teşekkül
ve biçimlenme dönemlerinden yüzyıllar geçmesine rağmen ağızlar yüzlerce eski sesbilgisel,
dilbilgisel ve biçimbilgisel unsurların korunmasına imkan sağlamış, söz varlığının
zenginleşmesinde rol oynamıştır. Azeri dili ve tarihinin biçimlenmesinde rolü olan kıpçak, oğuzselcuk boylarının dil özelliklerini, dilbilgisel ve biçimbilimsel unsurlarını ağızlar hala da
yansıtmaktadır. Günümüz ağızlarda değişik Türk dillerinde, ayrıca Tatarcada kullanılan pek fazla
kelimeye rastlamaktayız. Bu kelimeler Azericede ağız seviyesinde korunmasına rağmen
Tatarcada edebi dilde kullanılıyor. Bunlara abzar, küp, adaş, baytal, aru, bike, xatın, əytü, təmiq
ve diger kelimeleri örnek verebiliriz. Bu kelimelerin kökenbilim açısından araştırılması Azeri ve
Tatar dilleriyle beraber tüm Türk dillerinin dil tarihinin öğrenilmesi için önem taşır. Şunu da
kaydedelim ki, ağızlarda taşlaşarak kalan kelimelerin açıklanması günümüzün sorunlarından
birine dönüşen bir meseleyi - halkımızın bu toprakların asıl sakinleri olgusunu da ortaya
koymaktadır. Ağızlar eski boyların her türlü özelliklerini iyi şekilde koruyabilen yegane
kaynaktır. Bu yüzden de yazılı kaynaklarda rastlanan özellikler ümumhalk dilinde bulunmasa
bile, ağızlarda yaşayabilir ki, bu da araştırmalar için en değerli özelliktir.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
      <file fileId="1810">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/0cf769f62184b14fbba81aad9c8dc559.docx</src>
        <authentication>9f288db7cc2b29109f0b9cc0dc3ac7fd</authentication>
      </file>
      <file fileId="1811">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/6f2bc0d263cc7cc7ea75e678791ff791.pdf</src>
        <authentication>8ffcf817228032240f24b3a44118c857</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="11393">
                    <text>AZERİ AĞIZLARI ve ÇAĞDAŞ TATAR DİLİNDE KULLANILAN BİR KISIM ESKİ
TÜRK KÖKENLİ KELİMELERİN DİLBİLİM ve KÖKENBİLİM AÇISINDAN
AÇIKLIANMASI
KÜBRA KULİYEVA1

ÖZET
Dilin tarihinin eskiliyi halkın, onun bulunduğu coğrafi mekanın eskiliği demektir. Fakat o
eskiliği koruyan ve tespit eden maddesel esasın da önemli etmen olduğunu unutmamak gerek.
Dillerin öğrenilmesinde böyle bir esas olarak ağızlar ele alınmaktadır. Ağızlar canlı tarihtir,
çünkü dil tarihinin öğrenilmesinde yazılı kaynakların yanısıra ağızlarda bulunan dil olgularının
değeri büyüktür. Ağızlar eski dil ve kelime birimlerinin ilk yazılı anıtlarla karşılaştırılması,
kelimelerin oluşum ve gelişim tarihinin izlenilmesi, araştırılması, onların yeniden
yapılandırılması suretiyle eski biçimlerinin bulunmasına olanak sağlıyor. Türk dillerinin teşekkül
ve biçimlenme dönemlerinden yüzyıllar geçmesine rağmen ağızlar yüzlerce eski sesbilgisel,
dilbilgisel ve biçimbilgisel unsurların korunmasına imkan sağlamış, söz varlığının
zenginleşmesinde rol oynamıştır. Azeri dili ve tarihinin biçimlenmesinde rolü olan kıpçak, oğuzselcuk boylarının dil özelliklerini, dilbilgisel ve biçimbilimsel unsurlarını ağızlar hala da
yansıtmaktadır. Günümüz ağızlarda değişik Türk dillerinde, ayrıca Tatarcada kullanılan pek
fazla kelimeye rastlamaktayız. Bu kelimeler Azericede ağız seviyesinde korunmasına rağmen
Tatarcada edebi dilde kullanılıyor. Bunlara abzar, küp, adaş, baytal, aru, bike, xatın, əytü, təmiq
ve diger kelimeleri örnek verebiliriz. Bu kelimelerin kökenbilim açısından araştırılması Azeri ve
Tatar dilleriyle beraber tüm Türk dillerinin dil tarihinin öğrenilmesi için önem taşır. Şunu da
kaydedelim ki, ağızlarda taşlaşarak kalan kelimelerin açıklanması günümüzün sorunlarından
birine dönüşen bir meseleyi - halkımızın bu toprakların asıl sakinleri olgusunu da ortaya
koymaktadır. Ağızlar eski boyların her türlü özelliklerini iyi şekilde koruyabilen yegane
kaynaktır. Bu yüzden de yazılı kaynaklarda rastlanan özellikler ümumhalk dilinde bulunmasa
bile, ağızlarda yaşayabilir ki, bu da araştırmalar için en değerli özelliktir.
Anahtar Kelimeler: Ağızlar, dil tarihi, dilbilmsel analiz, kökenbilimsel araştırma.
LINGUISTIC AND ETYMOLOGICAL EXPLANATION OF ANCIENT
TURKISH WORDS USING IN MODERN TATAR LANGUAGE OF
AZERBAIJAN LANGUAGE DIALECT AND ACCENT
Abstract
Ancient history of language means antiquity of folk and area of that geographical history.
But we must not forget an important factor that material basics protects ancient. Such basics are
dialect and accents. Dialects are alive history, because studying history of language are very
valuable facts of dialect materials and written sources.
Dialects creats opportunity to the comparison of ancient lexical units with initial written
monuments, tracking the history of the establishment and development, investigation of the
words, restoration archetypes by way reconstruction.

1

Doç. Dr., Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi Nesimi Dil Araştırmaları Enstitütüsü
1

�Although passed centuries from the period of formation and forming of Turkish languages,
dialects and accents created an opportunity for hundreds old phonetic lexical and morphological
elements and have great role in development of lexical base and language. Today we can meet a
lot of different Turkish and Tatar words in dialects and accents. Although those words are in
dialect level of Azerbaijan language, they are used in literary in Tatar language.
We can show such examples as kup, abzar, adash, aru, xatin, aytu, tamiq, baytal, bike an
etc. Etymological explanations of these words have importance in history of language.
Let us note that, hundred words which remained in language of folk

are used in

Azerbaijan language dialect and accents inform us about aborigine living in Turkish kins.
Dialects and accents preserve traces and features of ancient tribal. In case of phonetic events are
not preserved in national language, in comparison the random words in written sources,
grammatical features have great importance in accent and other Turkish languages.
Key words: Dialect and accents, language history, linguistic analysis, etymological analysis
GĠRĠġ
Dilin tarihinin eskiliyi halkın, onun bulunduğu coğrafi mekanın eskiliği demektir. Fakat o
eskiliği koruyan ve tespit eden maddesel esasın da önemli etmen olduğunu unutmamak gerek.
Dillerin öğrenilmesinde böyle bir esas olarak ağızlar ele alınmaktadır. Ağızlar canlı tarihtir,
çünkü dil tarihinin öğrenilmesinde yazılı kaynakların yanısıra ağızlarda bulunan dil olgularının
da değeri büyüktür.
Ağızlar eski dil ve kelime birimlerinin ilkel yazılı anıtlarla karşılaştırılması, kelimelerin
oluşum ve gelişim tarihinin izlenilmesi, araştırılması, onların yeniden yapılandırılması suretiyle
eski biçimlerinin bulunmasına olanak sağlıyor.
Türk dillerinin teşekkül ve biçimlenme dönemlerinden yüzyıllar geçmesine rağmen
ağızlar yüzlerce eski sesbilgisel, dilbilgisel ve biçimbilgisel unsurların korunmasına imkan
sağlamış, söz varlığının zenginleşmesinde rol oynamıştır. Azeri dili ve tarihinin biçimlenmesinde
rolü olan Kıpçak, Oğuz-Selcuk boylarının dil özelliklerini, dilbilgisel ve biçimbilimsel
unsurlarını ağızlar hala da yansıtmaktadır.
Günümüz ağızlarda değişik Türk dillerinde, ayrıca Tatarca'da kullanılan pek fazla
kelimeye rastlamaktayız. Bu kelimeler Azerice'de ağız seviyesinde korunmasına rağmen,
Tatarca'da edebi dilde kullanılıyor. Bunlara abzar, küp, adaş, baytal, aru, bike, xatın, eytü, temig
ve diğer kelimeleri örnek verebiliriz. Bu kelimelerin kökenbilim açısından araştırılması Azeri ve
Tatar dilleriyle beraber tüm Türk dillerinin dil tarihinin öğrenilmesi için önem taşır.
2

�ÇAĞDAġ AZERĠ AĞIZLARI ve TATARCADA KULLANILAN ORTAK ESKĠ
KELĠEMELERĠN AÇIKLANMASI
Tamu/temig – cehennem
Bu eski kelime her iki dilde, fakat Tatarca'da edebi dil, Azerice'deyse ağızlarda
görülmektedir. Azeri ağızlarında dami/damu biçiminde rastladığımız sözcük Tatarca'da ve
“Oğuzname”de t varyantıyla kullanılmıştır: Tama olmasa, olmazdı tamu (Qğuzname,1987,130).
Şunu da söyleyelim ki, bu kelime Azerice'de uzun süre dilde yaşamış, Arap asıllı cehennem
kelimesi onu dilden çıkaramamış, her iki kelime bir süre paralel şekilde biribirinin eşanlamlısı
olarak kullandıktan sonra dilin pasif kelime fonuna geçerek ağız seviyesinde sabitleşmiştir. Ama
alıntı kelimeler dile girdiği zaman dil içi mücadelede bazan alıntı kelimelerin kazandığını da
söylemek gerekir ki, bunun da sebepleri vardır. Başka deyişle, İslamın gelmesi bu açıdan Türk
asıllı kelimelerin kaybına da yol açmış oldu. Şöyle ki, günümüz Türk dillerinde yaygın olan
Arap kökenli cennet/behişt kelimelerinin de zamanında dilimizde aynı anlamları taşıyan kendine
özgün karşılığı uçmağ kelimesi olmuştur. Araştırmalardan günümüzde ağız seviyyesinde kalan
damu kelimesinin Azerice'ye ait bir sıra yazılı kaynaklarda belirli dönemlerde tamu şeklinde
kullanıldığı belli oluyor. Eski Türk yazılı anıtlarında da rastlanan bu kelimeye çağdaş Türk
dillerinde tam, tama, tamı, tamu, tamuk gibi biçimlerde rastlamaktayız. Kelimenin Moğolca'da
da mevcutluğu onun kullanım coğrafisinin genişliğine delalet eder. Eski Türkçe'de tamuğ gibi
kullanılan sözcük ilkel biçimini sadece Başkurt ve Kazak dillerinde korumuşdur (Başkirskorusskiy slovar,1950, 504; Russko-kazaxskiy slovar,1954,18). Diğer Türk dillerinde ise -ğ/-k
ünsüzü düşmekle beraber, ünlüler arasında da sesbilim açısından değişiklikler olduğu
görülmektedir. XIII. yüzyıl abidesi sayılan “Kısseyi-Yusuf” eserinde kelimenin ilkel biçimine
rastlıyoruz:
Uçmağ verüb tamuğ otın satun alman,
Tamuğ içre bagi kalman süzler imdi (E.Alibeyzade,1982,124).
Örnekten de görüldüğü gibi, nerdese XII.-XIV. yüzyıllarda bu sözcük en eski yazılı
anıtlarımızda olduğu şekilde kullanılmış, dilin sonrakı gelişim sürecinde ğ ünsüzü düşerek,
“Divanü-lügat-it-Türk”, “Kutadgu bilig” eserlerinde, “Dedem Korkut Kitabı”nda, ayrıca,
Nesimi, Füzuli ve Hatayinin dilinde tamu/damu/dami/damı gibi biçimlerde kullanılmıştır.
Q.Voroşil XII.-XIII. yüzyıl Ermeni abidelerinin dilinde tamuğ kelimesinin var olduğunu
kaydediyor (G.Voroşil, V. Aslanov,1986,77-78). E.V.Sevortyan “Erken Orta Çağ Ermeni
yazarların dilinde türkizmler” başlıklı makalesinde Erzincanlı Hovanesin dilinde tamuğ
kelimesinin geçtiğini ve o dönem Ermeni yazarlarının Türk dillerinden çok sayıda kelimeler
aldıklarını yazmaktadır ( Е.Sevortyan,1971,266).
3

�Azerice'nin Karabağ ağzında dami kelimesi günümüzde hem de “azap” anlamında
kullanılıyor. Bize göre, en eski Türkler'in mitlojisi ve dinsel görüşlerinde cehennem, cennet
kavramı olmadığı ve onların sadece bunu hem maddesel hem de maddesel olmayan dünya için
“azap” gibi kabul ettiklerinden Karabağ ağzında kullanılan anlam daha eski biçim olarak kabul
görülebilir. Dilimizin sonraki gelişim safhalarında İslamın getirdiyi Arap kökenli cehennem
kelimesi yalnız Azerice'de değil, büyük çoğunlukla Türk dillerinde tamu kelimesini dilden
çıkarmış, yada söz varlığının eskimiş kelimeleri sırasına geçmesine neden olmuştur.
Ayutmağ/eytü – demek, söylemek
Ayutmağ şeklinde Azeri ağızlarında, eytü biçiminde Tatarca'da mevcuttur. Azerice'de
ağız seviyesinde tesadüf olunmasına rağmen, çağdaş Türk dillerinin büyük kısmında edebi dilde
kullanılır. Genelde, kullanım hızına göre bütün yazılı abidelerimizde gerek umumtürk gerekse
Azerice'nin değişik dönemlerine ait kaynaklarda sık sık tesadüf edilen sözcükdür.
“Oğuzname”de bu kelimenin “aytmak, demek” ve “söylemek” kelimeleriyle paralel kullandığını
görüyoruz: Öküz aytmıĢ: “Ben ölicek gönümü inek üstüne serün”; Eyü kendüyi gösterir; öldür
ki, doğru söyleye; Atalar: “Babam öldi, iş başına düşmüş”demiĢler (Oğuzname,1987, 30,31,18)
Azerice'nin Derbent ağzında “demek, söylemek” fiillerinin yanısıra aynı anlamda
kullanılmaktadır. Kelimenin sesbilim-biçimbilimsel şekilleri, anlam farklılıkları, kelime türetme
olanakları üzerine N.Hacıyeva ve A.Koklyanovanın beraber yazdıkları “Türk dillerinde konuşma
fiilleri” adlı makalelerinde bilgi verilmektedir (G.Bağırov, 1966,91-92). B. Oruzbayeva bir sıra
Türk dilleri için aynı derecede değerli olan sözcüklerin Kaşgarlı Mahmut “Divan”ında yansısını
bulmasının öneminden bahsederken “Divan”ın günümüz Türk dillerinde taşlaşarak kalmış eski
biçimbirimlerin yeniden yapılanması için önemli kaynak olduğunu kaydederek umumtürk asıllı
eski ayt- fiilini de gösterir ve Kırgızca'da terkibinde ay- kökünü korumuş kayaşa (söylenen,
homurdanıp duran), uşak-ayung (dedi-kodu), ayğak (haberci), kayşa yaksu (söylenen, inatçı, mız
mız) kelimelerini örnek gösteriyor (B.Oruzbayeva, 1972,44). Kelimenin daha eski biçimi olan
ay- fiili –ıt ekini dilin sonrakı gelişim sürecinde anlam değiştirmeksizin kabul etmiştir. Çağdaş
Kırgız, Karakalpak, Noqay, Kumuk dillerinde de kaydettiğimiz manaları bildirmektedir. Kazak
dilinde “seslemek, çağırmak” anlamlarında aytmak, “çekiştirmek” anlamında aytaktau, Tatar
dilinde eytü, Başkurt dilinde eyteü, Özbek ve Uygurca'da ayt kullanılmaktadır. Oğuz grubu Türk
dillerinden Azerice'nin ağızlarında ay kökü esasında ayamağ “hatırlamak”, aydırmax “demek,
söylemek, anlatmak”, ayındırmax “deyerek utandırmak”, aynax “çalıp oynayan, şakayla
konuşan” gibi türeme kelimeler oluşmuştur. Türkmence'de ayt şeklinde “demek” anlamında,
günümüz Türkiye Türkçesi'nde aytışmak, aytaşmak biçiminde “tartışmak, müzakere etmek”,
aytaşma gibi “tartışma, müzakere”, ayta şeklinde “muracaat etmek”, aytanç gibi “demeçte
bulunmak”, aytar biçiminde “gazeteci, röportör”,

aytmak gibiyse “demek” anlamında
4

�sözlüklerde yer almıştır. Genel olarak, bu kelimenin kelime türetme ve anlam bildirme imkanları
geniştir. Şöyle ki, ayt sözcüğü Tuvaca “göstermek, dizilmek, açıklamak, yorumlamak” gibi
biribirindən farklı anlamlar bildirmekle beraber, aytığ biçiminde “emir” anlamında, aytılğa
şeklindeyse “tekit” manasında isim gibi kullanılarak ay- kökünü terkibinde korumuştur (Russkotuvinskiy slovar,1953,106). Altay dilinde de bu fiilin bir sıra türeme fiillerin, ayrıca, “rica,
hüküm, ferman” bildiren aytı, “rica etmek, yoluna koymak, emretmek, mecbur edilmek” manası
ifade eden aytıla, “söylenmek” anlamı bildiren aydış kelimelerinin oluşumunda rolü olmuştur
(Russko-altayskiy slovar,1964,108).
Xatun – kadın
Bu kelime çoğunlukla türk dillerinin sözlüklerinde yer alarak, edebi dilinde
kullanılmaktadır. Eski yazılı anıtlarda katun, xatun, yotuz, emlig, emgeç, kudaz gibi eşanlamlı
biçimlerinin “hanım, kadın” anlamlarında kullanıldığı hallere tesadüf etmekteyiz. Türk
dillerinden Tuva dilinde kaday, kat, Kırgızca'da katın, Altayca'da kadıt, Karaçay-Balkarca'da
katın, Uygurca'da xatun, Türkmence'de xatın, Türkçe'de hatun, Tatarca'da katın ve s. şekillerde
kullanıldığı görülüyor. Araştırma Oğuz grubu dilleri için h ~ x uygünluğunun önemli olduğunu,
Tatarca'da ise çoğunlukla diğer türk dillerinde olduğu gibi k varyantının kullanıldığını
göstermektedir. Bu, öteki Türk dillerinin sesbilim açısından eski unsurları daha fazla
korumalarına örnek de olabilir. Azerice'de edebi dilde bu kelime yalnız “Xanım-xatın”, yani
“çok hanımefendi bir kadın” ifadesinde yansısını bulduğu halde, şahış ismi olarak çok yaygındır.
Ağızlardaysa “kadın” anlamı bildirmektedir.
Bir kısım Türk dillerinde kelimenin eski biçimiyle beraber Arapça asıllı ayal kelimesi de
kullanılır. Bu kelimenin hatunla eşit seviyede kullanıldığını diyebiliriz. Uygur ve Özbekçe'de
aynı anlamda xotin-kizler, katun-kız tamlamaları türemiştir (L.Aşiraliyev,1966,28). Azeri yazılı
abidelerinden

“Esrarname”(C.

Kahramanov,

1964,

64),

“Şeyh

Safi

tezkiresi”nde

(A.Sadıkov,1972,130) de geçiyor.
Eski yazılı anıtlardan “yüksek görevli, yüksek zümreden olan erkeklerin hanımlarına
hatun” denildiği belli oluyor. Bununla ilgili T.A.Bertagayev şöyle yazıyor: “Xatan unvan ismi de
xan kelimesinden xan&gt; xa + tan şeklinde türemiştir. Burada tan ek olarak kelimeye çokluk
anlamı katmaktadır. Başka deyişle, bir şahsa ait olan çok şahıslar” anlamı ifade eder. Mesela,
Dugartan “Dugarın ailesi veya Dugarın etrafında olanlar” anlamının ifade ettiği gibi. Buradan da
xatan, xatun kelimelerinin xan kökünden oluştuğu, önce “hanın (kağanın) ailesi”, “hanımefendi”
~ “kraliçe” anlamları bildirdiği belli oluyor. Moğol mitolojisinde “eş”, “anne” anlamlarında”
eskilerde ötgön, exe, Buryatça'da ejin ve başka kelimeler kullanılmıştır. Çok büyük ihtimalle o
kelimeler daha eski olup, anaerkil dönemin kelimeleri, xatansa ataerkil zamana ait kelimedir
(T.Bertagayev,1976, 49-50). T.Bertaqayev kelimenin Moğol kökenli olması düşüncesini
5

�savunmaktadır. Fakat bize göre kelime türk kökenli olup, Moğolcadan dilimize değil, Türk
dillerinden Moğolca'ya Türk-Moğol ilişkileriyle bağlı geşmiştir., çünkü bu kökün esasında Türk
dillerinde ka – dın, ka - rt – kadın, ke/ge – gelin gibi kelimeler de oluşmuştur. V.Osmanaliyeva
da ge kökünün Tungus-Mancur dillerinde kadın anlamı taşıdığını, kelin, kadın, katun
kelimelerinin aynı bir köke dayandığı düşüncesini savunur (V.Osmanaliyeva,1983,93). Biz de bu
fikirden yanayız. Kelimenin Azerice'nin Kah ağzında bulunan xatınşı biçimi ilgiyi çekiyor.
Zannimizce, bu biçim bileşik kelimeden türemiştir. Şöyle ki, zamanında xatun kişi şeklinde olan
kelime zaman geçtikçe xatınşı şekline girmiş, başka deyişle basit kelimeye dönüşmüştür. –çi
ekinin dilin belirli aşamalarında “adam, insan, şahıs” anlamı bildirən kişi kelimesinden oluşması
üzerine bilgiler vardır. Diğer taraftan “Dedem Korkut kitabı”nda da kelimenin xatun kişi
biçiminin kullanılması fikrimizin doğruluğuna sübuttur, diyebiliriz.
Azbar – avlu, ev
Çok az Azeri ağzında bulunmaktadır, başka deyişle, Azerbaycan dilinin Rusya sınırları
içinde kalmış Derbent ve Tabasaran ağızlarında yaygındır. Tatarca'da ise edebi dil olgusudur.
“Avlu”, “ev” anlamlarında kullanılmaktadır. K.Musayev kelimenin Türk asıllı olması
düşüncesinden yana olmakla, onun komşu İber-Kafkas dillerine geçmesini de Kumukça'nın
etkisi olarak kabul etmektedir, Çünkü Kumıkça'da azbar/abzar “avlu” anlamı ifade eder
(K.Musayev,1975,34). Azbar kelimesinin Türk asıllı, hem de bileşik bir kelime olduğu
düşüncesindeyiz. Bize göre bu kelime “küçük” anlamındaki az ve “mülk” anlamındaki eski
bark/bar kelimesinden türemiştir, fakat kelimenin bileşik biçimde olması tüm hallerde onun dilin
daha sonraki gelişim safhalarına ait olmasına, en azından da bir kısım Türk boylarının, ayrıca
Kumıklar'ın oturak hayat biçimine gesmesinden sonraki dönemlere ait olmasına delalet eder. Son
dönemlerde Başkurtça'da kelimenin anlamının daralarak “hayvanlar için yer” anlamında
kullanıldığı gözlemleniyor (K.Musayev,1975,58). Kelimenin Kumukça'da hem azbar hem de
albar biçimlerinin kullanılmasını Türk dillerinde z ~ r ~ l sesuygunluğuna dayanarak ağız unsuru
olarak kabul edebiliriz.
Arı – temiz
Eski kelimelerden biri olarak bilinen arı kelimesi aynı grup içinde yer almayan Azeri
Türkçesi ve Tatarca'da bulunmaktadır. Eski kelimeler sözlüğünde ariγ şeklinde geçmektedir
(Drevnetyurkskiy slovar,1969,51).

M. Räsänen Moğolca'yla bağlı olması düşüncesini

savunmanın yanısıra umumaltay asıllı olasını da kaydeder (Ş. Gabeskeriya,1983,185).
Kây ârî gân gerek şah hâzretinde (Ş.Gabeskeriya,1983,42).
Azerice'de sadece “Aydan arı, sudan duru” ifadesinde kaldığı halde, ağızların büyük
kısmında bu anlamıyla yaşamaktadır. Azeri edebi dilinde ar kökü esasında “temizlemek”
6

�anlamında arıtmak, “temizlenmek” anlamında arınmak, “zayıf” anlamında arıq, “zayıflamak”
anlamında arıqlamaq gibi türeme kelimeler oluşmuştur.
Baytal/beytal – dişi at
Tatar ve Azeri dillerinde korunabilmiş eski kelimelerden

baytal/beytalın da

yorumlanması ilgi doğuruyor. Bu bay ve tal sözcüklerinin biraraya getirilmesiyle yapılmış
bileşik kelimedir. Eski Türk kelimeleri sözlüğünde bay sözcüğünün “zengin”, “arsız, dikkatsiz”
gibi farklı anlamlarının kaydedildiği görülmektedir. Büyük çoğunlukla Türk dillerinde “zengin”
anlamında mevcuttur, fakat bir sıra durumlarda “sahip, eş, kahraman, başçı” gibi anlamlar da
ifade etttiği haller kaydedilmiştir. Eski Türk yazılı kaynaklarında bay kelimesinin “zengin, soylu,
bilinir, soylu soplu, temiz” gibi anlamlarını görebiliriz. N.Kudaçina baytal sözcüğünün genelde,
Altaylar'da “neslin himayecileri için kesilecek kurbanlık at, kutsal ve yasak olunmuş hayvan”
anlamı bildirdiğini ve böyle hayvanların ev işlerinde kullanılmasıının ve onlara evli kadınların
binmesinin tamamen yasak olduğunu yazıyor (N.Kudaçina,1980,84). Kelimenin ilkel anlamının
“zengin” olduğunu, diğer anlamların sonradan ortaya çıkışını kesinlikle söyleyebiliriz.
Bize göre, bu sözcüğün açıklanması için “temiz soylu” anlamı daha uyğundur. Kelimeyi
açıklamazdan önce –tal kısmının ek veya kelime olduğunu belirlemek gerekir. Mesela,
Başkurtça'da tal ek olarak bir kısım isim ve sıfatların oluşumunda rol oynuyor
(E.İşberdin,1981,13). Baytal kelimesinde de tal'ın ek olduğunu kabul etmemiz zannimizce, doğru
olamaz. Çünkü tal burada kelimeye hiç bir sıfatlık anlamı katmıyor. V. Aslanovun tal üzerine
ilginç bir görüşü vardır.Yazar t ~ l, y ~ ş ~ d ses uygunluğuna dayanarak dilin belirli safhalarında
yaş kelimesinin tal/tel sesbilimsel biçiminin olduğunu yazıyor. Yazara göre, erken Orta Çağ'da ü
yapım eki kelimeye eklenmekle ona talü/telü biçiminde “genç”, “yiğit”, “delikanlı” gibi anlamlar
kazandırmış, daha sonralarsa “akılsız” anlamında kullanılmıştır (V.Aslanov,1984,43). Tal
sözcüğünün anlam değiştirmesi olayı her halde XVI.-XVII. yüzyıl sonralarına tesadüf eder.
Çünkü o zamana kadar talü/deli iyi anlam ifade ettiği içindir ki, “Köroğlu” destanında da
yiğitlere deli denilmekteydi. Eğer V.Aslanovun görüşüne dayanarsak, o zaman baytal
kelimesinin de anlamını kökenbilim açısından açıklamış oluruz. Bu halde baytal kelimesi için:
baytal bileşik bir kelime olup “temiz”, “necabetli” anlamı bildiren bay ve “genç” “yiğit”
anlamları ifade eden tal kelimelerinin biraraya getirilmesiyle yapılmıştır diyebiliriz. Bilhassa atla
ilgili olduğundan “genç, delikanlı, temiz soydan at” gibi de açıklamak olur. Bu halde kelimeyi
oluşturan tarafların her ikisinin Türk asıllı kelime olmasını söylemenin de yararı vardır.

Sonuç
Şunu da kaydedelim ki, ağızlarda taşlaşarak kalan kelimelerin açıklanması günümüzün
sorunlarından birine dönüşen bir meseleyi - halkımızın bu toprakların asıl sakinleri olgusunu da
7

�ortaya koymaktadır. Ağızlar eski boyların her türlü özelliklerini iyi şekilde koruyabilen yegane
kaynaktır. Bu yüzden de yazılı kaynaklarda rastlanan özellikler ümumhalk dilinde bulunmasa
bile, ağızlarda yaşayabilir ki, bu da araştırmalar için en değerli özelliktir.

Kaynakça
1. Oğuznamə, Bakı, Yazıçı, 1987.
2. Başkirsko-russkiy slovar, М., 1950; Russko-kazaxskiy slovar. М., 1954.
3. E. Alibeyzade Edebi şahsiyyet ve dil. Bakü, Yazıçı, 1982.
4. G. Voroşil, V. Aslanov İssledovaniye po istorii azerbaydjanskogo yazıka dopismennogo
perioda. Baku, Еlm, 9186.
5. Е.Sevortyan Tyurkizmı u rannıx armyanskix pisateley.- Struktura i istoriya tyurkskix
yazıkov. М., Nauka, 1971.
6. G.Bagırov Leksiko-semantiçeskoye pazbitiye glagola v azerbayedjanskom yazıke.
Avtoreferat kand.diss., Baku, 1966.
7. B.Oruzbayeva Slovar Maxmuda Kaşgari kak istoçnik dlya izuçeniya leksiki 8.
Kirgizskogo yazıka v istoriçeskom plane – ST, 1972, №1.
9. Russko-tuvinskiy slovar. М., 1953.
10. Russko-altayskiy slovar. М., 1964.
11. L.Aşiraliyev Drevniye tyurkskiye elementı v sovremennıx yazıkax. – İstoçniki
formirovaniya tyurkskix yazıkov Sredney Azii I Yujnoy Sibiri. Frunze, 1966.
12. C.Kahramanov “Esrarname”, Bakü, 1964.
13. A.Sadıkov “Şeyh Safi” tezkiresinin dili , Bakü, 1972.
14. Bertagayev T.A.Ob etimologii xan – xatan, xatun i ob otnoşeniyax k xat. –
Tyurkologiçeskoye issledovaniya. M., 1976.
15. V.Osmanaliyeva Kırgız tilindegi tuugançılıkka baylanışguu kee bir sözderün
etimologiyası jönünde. – tyurkologiçeskoye issledovaniya, Frunze, 1983.
16. Musayev Leksika tyurkskix yazıkov b sravnitelnom osveşenii. M., 1975.
17. Drevnetyurkskiy slovar, M, 1969.
18. Ş.Gabeskeriya Leksika proizvedeniy Yunusa Emre. Tbilisi,1983 T.I.
19. N.Kudaçina K etimologii slova “bay” v altayskom yazıke – ST, 1980, №5.
20. E.İşberdin Hekotorıye voprosı razvitiya morfologiçeskoy strukturı slovo v başkirskom
yazıke . – Voprosı leksikologii i leksikografii başkirskogo yazıka.
21. V.Aslanov Dahili berpa üsulü ve Azericenin yazıyakadarki fonomorfoloji ve leksiksemantik manzarasının öğrenilmesi. – Azerbaycan filolojisi meseleleri.

8

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11384">
                <text>1995</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11385">
                <text>AZERİ AĞIZLARI VE ÇAĞDAŞ TATAR DİLİNDE KULLANILAN BİR KISIM ESKİ TÜRK KÖKENLİ KELİMELERİN DİLBİLİM VE KÖKENBİLİM AÇISINDAN AÇIKLIANMASI</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11386">
                <text>KULİYEVA, Kübra</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11387">
                <text>Anahtar Kelimeler: Ağızlar, dil tarihi, dilbilmsel analiz, kökenbilimsel araştırma. ÖZET  Dilin tarihinin eskiliyi halkın, onun bulunduğu coğrafi mekanın eskiliği demektir. Fakat o eskiliği koruyan ve tespit eden maddesel esasın da önemli etmen olduğunu unutmamak gerek. Dillerin öğrenilmesinde böyle bir esas olarak ağızlar ele alınmaktadır. Ağızlar canlı tarihtir, çünkü dil tarihinin öğrenilmesinde yazılı kaynakların yanısıra ağızlarda bulunan dil olgularının değeri büyüktür. Ağızlar eski dil ve kelime birimlerinin ilk yazılı anıtlarla karşılaştırılması, kelimelerin oluşum ve gelişim tarihinin izlenilmesi, araştırılması, onların yeniden yapılandırılması suretiyle eski biçimlerinin bulunmasına olanak sağlıyor. Türk dillerinin teşekkül ve biçimlenme dönemlerinden yüzyıllar geçmesine rağmen ağızlar yüzlerce eski sesbilgisel, dilbilgisel ve biçimbilgisel unsurların korunmasına imkan sağlamış, söz varlığının zenginleşmesinde rol oynamıştır. Azeri dili ve tarihinin biçimlenmesinde rolü olan kıpçak, oğuz- selcuk boylarının dil özelliklerini, dilbilgisel ve biçimbilimsel unsurlarını ağızlar hala da yansıtmaktadır. Günümüz ağızlarda değişik Türk dillerinde, ayrıca Tatarcada kullanılan pek fazla kelimeye rastlamaktayız. Bu kelimeler Azericede ağız seviyesinde korunmasına rağmen Tatarcada edebi dilde kullanılıyor. Bunlara abzar, küp, adaş, baytal, aru, bike, xatın, əytü, təmiq ve diger kelimeleri örnek verebiliriz. Bu kelimelerin kökenbilim açısından araştırılması Azeri ve Tatar dilleriyle beraber tüm Türk dillerinin dil tarihinin öğrenilmesi için önem taşır. Şunu da kaydedelim ki, ağızlarda taşlaşarak kalan kelimelerin açıklanması günümüzün sorunlarından birine dönüşen bir meseleyi - halkımızın bu toprakların asıl sakinleri olgusunu da ortaya koymaktadır. Ağızlar eski boyların her türlü özelliklerini iyi şekilde koruyabilen yegane kaynaktır. Bu yüzden de yazılı kaynaklarda rastlanan özellikler ümumhalk dilinde bulunmasa bile, ağızlarda yaşayabilir ki, bu da araştırmalar için en değerli özelliktir.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11388">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11389">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11390">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11391">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="604" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="598">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/8a1fd39029bad6d82ffe1f26316a2f29.pdf</src>
        <authentication>2a28f75b9eb48b031e71f28cec02cece</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="4739">
                    <text>BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

BABUR-NÂME’DE KADINLA İLGİLİ SÖZ VARLIĞI
Münevver TEKCAN
Kocaeli Üniversitesi, Kocaeli / Türkiye
Serpil Yazıcı ŞAHİN
Kocaeli Üniversitesi, Kocaeli / Türkiye
Anahtar Sözcükler: Baburn-nâme, Kadın, Söz Varlığı.
ÖZET
Türk dilinin tarihî söz varlığı içerisinde “kadın” kavramı, kadının tarihî
görünümü ve dil kültür değişim sürecini göstermesi açısından oldukça
adlandırmalar,
benzetmeler-ilişkilendirmeler
ve
önemlidir.
Çeşitli
ekleşmelerle oluşan "kadın"la ilgili söz varlığı Türk dilinin kavram
zenginliğini vurgulamasının yanı sıra sosyal bir statü göstergesi olarak kadının
o toplumdaki yerini, temsilini ve yaşantısını yansıtması açısından da ayrıca
önem taşımaktadır.
Bu bağlamda, Türk ve dünya tarihindeki hatırat türünün öncü ve en önemli
örneğini veren Babur’un (1483-1530) 16. yüzyılda kaleme aldığı Babur-nâme
adlı eserinde, “kadın”la ilgili söz varlığı tespit edilecektir. “Kadın”la ilgili
belirlenen kavramlar, tarihî süreç içerisinde kazandıkları anlamlarına göre
incelenerek sınfılandırılacaktır. Söz konusu kavramların -tespit edebildiğimiz
ölçüde- tarihî metinlerdeki kullanılışı ve çağdaş Türk dillerindeki uzantıları
ortaya konulacaktır.
Key Words: Babur-nama, Women, Vocabulary.
The concept of woman in historical Turkic vocabulary is important to indicate
the process as an evolving language and culture of women. Women related
vocabulary is rich, constituted by various naming conventions, compounding,
overarching, and evolving. It is also important to emphasise the Turkish
concept of variety together with representation. The life of women in the
society was an indication of status. In this context, women related vocabulary
will be determined in the work named as Babur-name written in 16th century
by Babur who wrote the most important and the pioneer memoirs sample in
Turkish and world history. The concepts will be analized and clasified
according to what is expressed with additional meaning in the historical
170

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

process by categorizing under the topics of the Corresponding Vocabulary of
“Women”. Usage of these mentioned concepts in historical texts is expressed
by the vocabulary and gained meanings. They are discussed as possible
corresponding forms in modern Turkic Languages.

BALKANLARDA YAŞAYAN ULAHLARIN (KARAKAÇANLAR)
DİLLERİNDE TÜRKÇE UNSURLAR
ABİDİN KARASU
Türkiye
Anahtar Kelimeler: Balkanlar, Dil İlişkileri, Ulahlar, Karakaçanlar,
Makedonya.
ÖZET
Balkan yarımadası etnik, dilbilim, dinsel açıdan dünyanın en karmaşık
bölgelerindendir. Bu coğrafyadaki ilginç etnik gruplardan biri de Ulah
(Karakaçan)’ lardır. 1950 ‘li yıllara kadar yarı göçebe halinde yaşayan
Ulahların geçim kaynağını hayvancılık oluşturmuştur. Balkanlara komünist
rejimin gelmesiyle hayvanlarına el konulan ve yerleşik hayata geçen
Ulahlar,bugün ağırlıklı olarak Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya ve
Romanya sınırları içinde yaşamaktadır. Ulahların kökeni tam olarak
bilinmemekle birlikte Romalılaştırılmış kolonilerin soyundan geldiklerine
inanılmaktadır. Dilbilimcilerin yaptıkları araştırmalara göre Ulah ve Rumen
dillerinin aynı Latince temelli dilden türediği tespit edilmiştir. Türkçenin
tarihsel süreç içinde en fazla etkilediği diller Balkan coğrafyasında yer
almaktadır. Türkçenin, Balkan dillerine etkisiyle alakalı birçok incelenme
yapılmasına rağmen küçük etnik gruplar üzerindeki etkisi yeterli
araştırılmamıştır. Balkan coğrafyasında özel bir öneme sahip olan Ulahlar
(Karakaçanlar) ve dilleri Türkçenin etkisine maruz kalmış ve binlerce Türkçe
kelimenin yanında atasözü, deyim, Türkçe ekler ve fiiller almıştır.
bılıgica&lt;bilezik, binae&lt; bina, cacac&lt;kaçak, cacamac&lt;kaçamak, direc&lt;direk,
dirvis&lt;derviş, elbete&lt;elbette, filan&lt;filan, elbete&lt;elbette, yera&lt;yara,
yama&lt;yama, gule&lt;gülle, halva&lt;helva, ıbric&lt;ibrik, ikindie&lt;ikindi kelimeleri;
“ala bin bereket versin”, “ala kerim”, “cacir keif”, “dur bakalım” gibi deyim
171

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4731">
                <text>2689</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4732">
                <text>BABUR-NÂME’DE KADINLA İLGİLİ SÖZ VARLIĞI</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4733">
                <text>TEKCAN, Münevver 
ŞAHİN, Serpil Yazıcı </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4734">
                <text>Türk dilinin tarihî söz varlığı içerisinde “kadın” kavramı, kadının tarihî  görünümü ve dil kültür değişim sürecini göstermesi açısından oldukça  önemlidir. Çeşitli adlandırmalar, benzetmeler-ilişkilendirmeler ve  ekleşmelerle oluşan "kadın"la ilgili söz varlığı Türk dilinin kavram  zenginliğini vurgulamasının yanı sıra sosyal bir statü göstergesi olarak kadının  o toplumdaki yerini, temsilini ve yaşantısını yansıtması açısından da ayrıca  önem taşımaktadır.  Bu bağlamda, Türk ve dünya tarihindeki hatırat türünün öncü ve en önemli  örneğini veren Babur’un (1483-1530) 16. yüzyılda kaleme aldığı Babur-nâme  adlı eserinde, “kadın”la ilgili söz varlığı tespit edilecektir. “Kadın”la ilgili  belirlenen kavramlar, tarihî süreç içerisinde kazandıkları anlamlarına göre  incelenerek sınfılandırılacaktır. Söz konusu kavramların -tespit edebildiğimiz  ölçüde- tarihî metinlerdeki kullanılışı ve çağdaş Türk dillerindeki uzantıları  ortaya konulacaktır.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4735">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4736">
                <text>2014-05-23</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4737">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4738">
                <text>ISSN 2303-582X     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="75">
        <name>P Philology. Linguistics,PA Classical philology,PI Oriental languages and literatures,PN Literature (General)</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
  <item itemId="586" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="580">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/1fc6ceaf0e1a23e367dcbbd3c106b0ad.pdf</src>
        <authentication>b9849a26f0363f17dd6d52dd1e7d5019</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="4577">
                    <text>BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

BAĞDATLI RÛHÎ DİVANI’NDA RUMELİ ESİNTİLERİ
Duygu KARAGÖZ
Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Tokat / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Bağdatlı Rûhî, Divan, Rumeli.
ÖZET
XVI. yüzyılın önde gelen şairlerinden biri olan Rûhî, Bağdat’ta dünyaya
gelmiş ancak asıl itibariyle Rumelili bir şairdir. Ahdî ve Esrar Dede,
tezkirelerinde onun Bağdat seferi sonrasında gönüllü olarak Bağdat’a yerleşen
Rumelili bir Türkün oğlu olduğunu ifade etmişlerdir. Rûhî her ne kadar
Bağdat doğumlu olsa da, onun şiirlerinde Rumeli’ye ait izler bulmak
mümkündür. Bu bildiride, Bağdatlı olarak tanınan şairin, şiirlerinden
hareketle, Rumeli’ye bakan yönleri ele alınacaktır.
RUMELIAN IMPRESSIONS IN DIVAN OF BAĞDATLI RUHI
ABSTRACT
One of the prominent poets of the 16th century, Ruhi, though born in
Baghdad, was a poet with a Rumelian origin. In their biographies, Ahdi and
Esrarci Dede depict him as son of a Rumelian Turk who settled in Baghdad
following the Baghdad War. Though Ruhi was born in Baghdad, it is possible
to find traces of Rumelia in his poems. This paper will look at those aspects of
the poet influenced by Rumelia based on his poems.

32

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4569">
                <text>2702</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4570">
                <text>BAĞDATLI RÛHÎ DİVANI’NDA RUMELİ ESİNTİLERİ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4571">
                <text>KARAGÖZ, Duygu</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4572">
                <text>XVI. yüzyılın önde gelen şairlerinden biri olan Rûhî, Bağdat’ta dünyaya  gelmiş ancak asıl itibariyle Rumelili bir şairdir. Ahdî ve Esrar Dede,  tezkirelerinde onun Bağdat seferi sonrasında gönüllü olarak Bağdat’a yerleşen  Rumelili bir Türkün oğlu olduğunu ifade etmişlerdir. Rûhî her ne kadar  Bağdat doğumlu olsa da, onun şiirlerinde Rumeli’ye ait izler bulmak  mümkündür. Bu bildiride, Bağdatlı olarak tanınan şairin, şiirlerinden  hareketle, Rumeli’ye bakan yönleri ele alınacaktır.  RUMELIAN IMPRESSIONS IN DIVAN OF BAĞDATLI RUHI  ABSTRACT  One of the prominent poets of the 16th century, Ruhi, though born in  Baghdad, was a poet with a Rumelian origin. In their biographies, Ahdi and  Esrarci Dede depict him as son of a Rumelian Turk who settled in Baghdad  following the Baghdad War. Though Ruhi was born in Baghdad, it is possible  to find traces of Rumelia in his poems. This paper will look at those aspects of  the poet influenced by Rumelia based on his poems.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4573">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4574">
                <text>2014-05-23</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4575">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4576">
                <text>ISSN 2303-582X     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="75">
        <name>P Philology. Linguistics,PA Classical philology,PI Oriental languages and literatures,PN Literature (General)</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
  <item itemId="2399" public="1" featured="0">
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="19216">
                <text>771</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="19217">
                <text>Bağlama Dayalı Dil Öğretimi ve Çağdaş Yöntemler</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="19218">
                <text>Dinç, Ayşe
KARLI, Elçin
ÇETİN, Mustafa</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="19219">
                <text>Eski çağlarda dil dendiğinde akla gelen ilk ve en önemli yapılar sözcükler olmuştur. Dil öğretimi salt sözcüklerin ezberlenmesi şeklinde algılanıyordu. Sözcükler bağlamdan soyutlanarak ya da akla gelen ilk anlam ve algılarıyla öğretiliyordu. Zamanla düşünce sistemleri her alanda olduğu gibi dilde de değişti ve gelişti. 19. yy’da yapılan tipolojik dil çalışmaları dillerin evrensel yönlerinin ortaya çıkmasına sebep oldu. Tipolojik dil çalışmalarının sonucunda 20.yy’da F. De  Saussure dile sistem düşüncesini getirdi. Dildeki sözcükleri bir sistem içerisinde birbiriyle ilişkilendirerek sözcüklerin muhtevalarının(içerik) kavram ve kapsamını dil içi ve dil dışı bağlamla betimlenmesine kapı araladı.  Saussure’ün ardından gelen dilbilimciler bunu daha da geliştirdi. Dildeki sistem düşüncesi bağlamın ortaya çıkmasına sebep oldu. Bağlam ise en belirgin şekilde dil öğretimi alanını etkilemiştir. Eski yöntemlerle yapılan dil öğretiminde sözcüklerin anlam tasnifi dikkate alınmadan daha çok onların şekli yönleri nazarda tutulurdu. Bu gelenek Saussure’la başlayan dile bakış açısının değişmesine paralel olarak yerini modern yaklaşımlara bırakmıştır. Günümüzde yeni yaklaşımlarla dil öğretim yöntemleri uygulanmakta ve dil öğretim araç gereçleri dil içi ve dil dışı bağlamı dikkate almaktadır. Bu bildiride  bağlama dayalı dil öğretimi, dil öğretim materyalleri ve yöntemleri açısından değerlendirilecektir.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="19220">
                <text>2012-05-04</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="19221">
                <text>Conference or Workshop Item
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="32">
        <name>P Philology. Linguistics</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
  <item itemId="301" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="287">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/1af86411e93916f17e401b978385f5ef.pdf</src>
        <authentication>27e31b6274d7c1c2aec0a94dc2a3cb51</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="2250">
                    <text>BÂKİ`NİN ’’SÖYLEN SÖYLESÜN’’ REDİFLİ GAZELİNİN ŞERHİ VE
YAPISALCILIK AÇISINDAN İNCELENMESİ
Ali Rıza ÖZUYGUN1 Elif BARAN 2
ÖZET
Bu çalışmada, XVII. Yüzyıl Klâsik Türk Edebiyatı şairlerinden Sultanü’ş-şuara (Şairler
sultanı) olarak anılan Bâkȋ`nin “söylen söylesün” redifli gazeli incelenmiştir. Gazel; öncelikle
klasik şerh metodu ile daha sonra da yapısalcılık açısından incelenmesinden oluşmaktadır.
Öncelikle dilbilim ve yapısalcılık hakkında bilgi verilmiştir.
Anahtar Kelimeler : Bâkȋ, Gazel, Şerh, Yapısalcılık
Giriş
Şerh kelime olarak keşfetmek, açıklamak, anlaşılanı açıklamak, kolay anlaşılması için izah
etmek manalarına gelir.
Edebiyat alanında “şerh” ve “belâgat” çalışmaları 8. yüzyılda başlamış, bilhassa Anadolu
Osmanlı sahasında 20. yüzyılın başlarına kadar devam etmiştir. Öncelikle Kur’ân-ı Kerîm ve
onun i‘câzı ile Hz. Muhammed’in hadislerini daha iyi, daha doğru anlayıp aktarabilme
gayretleri, beraberinde Arap dili ve edebiyatı üzerinde yoğun bir düşünme sürecini başlatmış,
bu süreç birçok ilim dalının doğup hızla gelişmesinin fikrî zeminini oluşturmuştur. Tefsir,
hadis gibi konuyla doğrudan ilgili ilimlerin yanında, bu ilimlerin alt yapısını oluşturan nahiv,
sarf, lugât, iştikak gibi dil; fesâhat, meânî, beyân, belâgat, aruz, kâfiye, inşâ gibi edebiyat
bilimleri zamanla başlı başına birer ilmî disiplin hâline gelmişlerdir. Batı edebiyatında olduğu
gibi doğu edebiyatında da yüzlerce yıllık bir geçmişe sahip olan “metin şerhi”, genel olarak
“bir metnin, daha iyi anlaşılsın diye, o metni başkalarından daha iyi anladığı kanaatinde olan
kişiler tarafından açıklanması” şeklinde tarif edilmektedir. “Metin şerhi” başlığı altında tıp,
matematik, tarih, felsefe, nahiv, sarf, belâgat gibi ilimlere ait eserlerin yanında, kelâm, hadis
gibi dînî karakterli metinler de şerhe konu edilegelmiştir. “Edebî metinler şerhi” ise bu ana
başlık altında hatırı sayılır büyüklükte bir bölümü ifâde eden alt başlık sayılabilir. (Dağlar,
2007:163).
Temelinde bir dilcilik faâliyeti olan şerh veya metin şerhi öncelikle, hangi dilde, sahada ve
şekilde yazılmış olursa olsun, şerhe konu olan kelimeleri, cümleleri, mısraları, beyitleri bazen
parçadan bütüne (kelime biriminden cümle veya mısra/beyit bütününe) bazen de bütünden
parçaya (cümle veya mısra/beyit bütününden kelime birimine) ait olduğu dilin eserin
yazıldığı dönemdeki durumunu gözeterek ele alır, gramer ve anlam düzlemi içindeki yerini
tespit eder. Bu, şerhin dilciliği ilgilendiren kısmıdır. (Dağlar, 2007:293-294). Metin şerhinin
bundan sonraki kısmı ise şârihin ve o konuda daha önceden fikirlerini beyan etmiş kişilerin
yorumlarının yer aldığı, bazen de tartışıldığı kısımdır. Eğer şerh edilen metin hele edebî bir
metin ise, bu kısımlar daha çok edebiyat araştırmacılarının ilgi alanına girmektedir. Ele alınan
1
2

Doç. Dr., International Burch University, Eğitim Fakültesi, TDE Bölümü, Öğretim Üyesi
International Burch University, Eğitim Fakültesi, TDE Bölümü, Yüksek Lisans Öğrencisi

�metinde geçen kelimelerin metnin yazıldığı dönemde veya ona yakın dönemlerde yüklenmiş
olduğu manaların, yine aynı gelenek içinde yer alan şârihler tarafından tespiti ve te’yidi
günümüz klâsik Türk edebiyatı araştırmacıları için emsalsiz veriler teşkil etmektedir. (Dağlar,
2007:294). Şerh edebiyatımıza bütünleyici bir nazarla bakıldığında ise Arapça, Farsça ve
Türkçe olmak üzere üç dilden eserlere şerhlerin yazıldığı görülür. Şerh çalışmalarının
sınırları, edebî eserleri de içine alarak zaman içerisinde genişler. İlk bakışta anlaşılmayan ince
anlamlar ve mecazlar ihtiva etmeleri, edebî eserlerin de şerh edilmeleri sonucunu doğurur.
(Gök, 2014:412). Günümüzde yapılan literatür ve tasnif çalışmaları sayesinde divanlardan,
lügatlere yapılan şerhlere kadar her türden eserin şerh edildiğini öğrenmekteyiz. (Gök,
2014:413).Arapça, Farsça ve Türkçe yazılmış ve klâsik kabul edilen eserler için
yapılmış Arapça, Farsça ve Türkçe şerhleri kastettiğimiz “Klâsik Şerh Edebiyatı” tek bir
literatür yazısıyla sınırlanamayacak kadar kapsamlı bir konudur ve sayısız örneğe sahiptir.
Tasavvufî ve klâsik olmak üzere 2 ana kola ayrılan Şerh Edebiyatı; hem nazım hem nesir
birçok eseri muhtevî genel bir başlık olarak edebiyat tarihlerindeki yerini al mistir. Klâsik
şerhler, genel mahiyetiyle, Arap ve İran edebiyatının klâsik kabul edilmiş eserlerine yapılan
şerhlerin ortak adıdır ve bu eserlere “klâsik” denilmesinin sebebi, eserlerin kendi
türleri içinde şaheser niteliğini hak etmiş olmasıyla izah edilmektedir. Klasik Türk şiirine,
günümüzde geleneksel şerh yöntemi ve belagate dayalı estetik anlayışın yanı sıra modern
eleştiri ve inceleme yöntemleri ile de yaklaşıldığı görülmektedir. Böylece sadece “Doğu”
medeniyetine ait olduğu savunulan klasik şiirin “Batı’da üretilen yöntemlerle de
incelenebileceği ortaya çıkmıştır.(Akçay t.y:1). Bu tanımlara baktığımızda metni serhetmenin
amacının, metnin içerisinde yer alan sanatını, dilini ve estetik özelliklerini ortaya çıkarmak ve
eseri daha anlaşılır kılmak olduğu anlaşılmaktadır. Tzevetan Todorov’a göre şerhin
“dilbilimsel ve tarihsel” olmak üzere iki kanadı vardır.(Sahin, 2001:8). Geleneksel metot da
konunun niteliğinin, eserin var edildiği tarih ve ortamın vasıflarının, çağın gelenek ve
göreneklerinin ve sanatçı ile ilgili bilgilerin şârihin fikir ve inançlarının oluşturduğu bakış
açısı ile değerlendirilmesinden ibarettir; bu şekildeki metne yaklaşma metodu “tarihsel”dir.
Türk şiirinde 20. yüzyıla kadar popülerliğini sürdüren bu tür geleneksel şerhler “daha çok
artsüremli çalışmalar olup, dili eskimiş, kadim eserleri incelemek, anlamak ve eleştirmekle
yetiniyordu.”(Erdem, 2003:228-238 ). Tarlan`a göre metin şerhi edebi bir tenkit metodu
değildir. Çünkü bir metnin edebi yönden eleştirisi metnin bedii değeri hakkında bir hüküm
verir. Bedii güzellik yani estetik değer, tenkit edenin zevkiyle yakından ilgili olduğu,
dolayısıyla kurallarını ve sınırlarını tayin etmenin güç olduğu düşünüldüğünde münekkidin
şahsi zevklerinin tesiriyle yazdığı tenkitlerin de ikinci türden bir edebi metin olduğunu ve
bunların şiiri anlamaya yetmeyeceğini söyler. Münekkid, edebi bir metni duyan ve hisseden
kişiyse, metinler şerhçisi anlayan kişidir, diyerek ciddi bir ayrıma gider. Şerhçinin metodu
bellidir, anladığını anlatabilir. Anlattıkları ise nesneldir, ölçülebilirdir. Söylediklerini
belgelendirir, okuyanın zevkine karışmaz. Şerhin sonunda bir esere güzel veya çirkin
hükmünü vermez. Yapmış olduğu iş laboratuvarda çalışan bir ilim adamı gibi tarafsızdır.
Ortak özelliklerini bulur, sıralar, devrine ait özellikleri ortaya çıkarmaya çalışır.(Güleç, t.y: s.
85).
19. ve 20. yüzyıllarda Batı’da yapılan bilimsel keşif ve icatlar dil ve edebiyat çalışmalarını da
etkilemiş, özellikle Ferdinand de Saussure’ün temellerini attığı yapısalcılık, dil çalışmalarını,

�dilsel varlıkların algılanışını ve değerlendirilişini toptan değiştirmiştir. Gerçeği tek tek
nesneler üzerinden değil, nesneler arasındaki ilişkiler yoluyla saptayan yapısal yöntem,
adından da anlaşılacağı gibi incelendiği nesnenin yapısına yönelmektedir. “Saussure’ün dil
hakkında öne sürdüğü en önemli, en etkin görüş “dil”in bir sistem olduğu görüşüdür. O
‘dil’deki ‘sistem’e dikkat çekip belli bir zaman diliminde, bir ‘dil durumu ’nu saptayıp dilin
yapısını incelemek gerekliliğini vurgular, yani eşsüremli bir incelemenin önceliğini belirtir.”
(Ucan,2003:209-219). 1950- 1960 yılları arasında büyük bir yayılma gösteren yapısalcılık,
dilbilim dışında özellikle insanbilim alanında F. de Saussure’ün, R. Jakopson’un ve N.
Trubetskoy’un çalışmalarının yanı sıra matematik ve mantıktan da yararlanan C. LeviStrauss’ta en ileri yöntemsel aşamasına ulaşmıştır. Yapısalcılık, göstergebilim alanında da
etkisini güçlü bir biçimde duyurmuş, değişik doğrultularda gelişen çeşitli akımların kalkış
noktasını oluşturmuştur (Vardar, 2002:219). Yapısalcılıkta eleştirici yansız olarak metne
bakar. Ne yazar ne de diğer etkenleri dikkate alarak metne bakmaz. Metne tarafsız olarak
karşıdan bakar ve kendi kurduğu modelle karşılaştırarak onu incelemeye çalışır. Yapısalcılık
metni incelerken belirgin bir yol takip eder. İlk olarak eleştirmen metni birim parçalara böler.
Bu parçalar anlambilimi, sözdizimi, söyleniş biçimi olarak üçe ayrılır. Bu inceleme
sonucunda eleştirmen metni kendine has yönlerini bulup yorumlar (ERDEM, 2003:232).
Öncelikle, gazel geleneksel yöntemle şerh edilecek daha sonra yapısalcı yaklaşımla bir
inceleme yapılacaktır.
Bâki `nin” Söylen söylesün “Redifli Gazeli Günümüz Türkçesine Çevirisi ve Şerhi
1.Söylemez küsmüş bana cânâne söylen söylesün
Neyledüm ol yâr-ı âlî-şâne söylen söylesün
(Sevgili bana küsmüş, benimle konuşmuyor. Söyleyin benimle konuşsun O, sani yüce
sevgiliye ne yaptım? Söyleyin bana söylesin.)
Divan edebiyatında, sevgili her zaman asığını pesinden koşturur, yüz vermez. Şair burada
tecahül arif sanatını kullanmistir, bilir ancak bilmezden gelerek sorar. “Neyledüm” diyerek
hem sevgiliden şikâyet eder, hem de “söylesin” diyerek medet umar.

2.Nâz ile güftâre gelmezse helâk eyler beni
Ol cefâ vü cevri bî-pâyâne söylen söylesün
(Nazlanıp durur da benimle konuşmazsa, helak olurum, O cefa ve eziyeti sonsuz olan
sevgiliye söyleyin nazlı nazlı konuşsun benimle.)
Sevgili hercaidir, nazlanır, aşığını peşinden koşturmak hoşuna gider.Sevgilinin yokluğu aşığa
acı verir çünkü âşık sevgilinin aşkından beslenir, hayat bulur. Burada da şair, sevgilinin
nazlanması devam ederse, helak olacağını söyleyip, O, naz etmekten usanmayan sevgiliye
haber edilmesini, kendisiyle barışmasını, aksi takdirde bu acıya dayanamayıp, yok olacağını,
helak olacağını soyluyor.

�3.Derd-i aşkı gayrdan sorman ne bilsün çekmeyen
Ânı yine âşık-ı nâlâne söylen söylesün
(Aşk acısını aşk derdinden haberi olmayana sormayin, ne bilsin. Onu aşk ile inlemiş olana
sorun, o, benim derdimi anlatsın.)
Aşk acısıyla yanmamış olan benim derdimden anlamaz, siz onu aşk acısıyla inleyene
söyleyin da sevgiliye haber etsin çünkü ancak beni O anlar. Gerçek âşık olmayan aşk
derdinden anlamaz, şair, gerçek âşık olup aşk derdi çekenler kendini daha iyi anlayacağı için
onlardan yardım istiyor.
4.Hâr zahmından neler çektiğimi gülzârda
Bâğbân-ı bülbül-i giryâne söylen söylesün
(Gül bahçesinde dikenin zahmetinden neler cektigimi, bahcivan olan bülbüle sorun size
anlatsın.)
Sevgili güldür, âşık ise bülbül. Gül bahçesi sevgilinin mekânıdır, dikenler ise âşığı sevgiliden
uzak tutan sebeplerdir. Nasıl ki bülbül gül bahçesinde şakırsa, tıpkı onun gibi âşık da
sevgilisine nağmeler dizer. Bülbülün ona yaptığı gibi O da sevgilisinin aklini çelmeye çalışır.
Buradan yola çıkarak şair, bülbülden medet umuyor, güle yani sevgilisine haber etmesini
istiyor. Çünkü bülbül o bahçenin ayni zamanda kapıcısıdır. Kapıcıdan, geldiğini sevdiğine
haber vermesini istiyor.
5.Bâkıyâ din turmasun güftâre tâkat kalmadı
Vaktidur ol hüsrev-i devrâne söylen söylesün
(Ey Bâkȋ! Devrin güzellik sultanına söyleyin; benim söylemeye mecalim kalmadi,
konuşmanın vaktidir artık benimle konuşsun.)
Asik: Vuslati arzulayan bir dilenci, sevgili:Devrin Sultani, sairin dostlari ise elcidir. Asigin
söz söyleyecek gücü kalmamistir.
Asik vuslata ermek icin dostlarindan yardim dilenir, dostlarını sevdiğine elçi gönderir,
dostlarindan, masukuyla konusup, onu vustlata razi etmelerini ummaktadir.

B.

Gazelin Yapısalcılık Açısından İncelenmesi
1. Nazım Şekli: Gazel

Türk edebiyatında gazeller 4-15 beyit arasında değişmektedir. Dört beyitli gazeller yok
denecek kadar azdır. Divanlarda bulunan bu gazellerin yarım mı kaldıkları, yoksa bazı
beyitlerinin eksik mi yazıldığı belli değildir. Kesin bir kural olmamakla birlikte gazeller
genellikle 5, 7, 9, 11 gibi tek sayılı beyitlerde yazılmışlardır. Gazel Âşıkane konulu bir
gazeldir. Baki`nin bu gazelinde “söylen söylesün” redifinden yararlanılmıştır. Bu gazel 5
beyitten meydana gelmektedir. Bakinin divanında 548 gazel bulunmakta,548 gazelden 451
'inde; 21 kıt ‘adan 15' inde ve 31 matla'dan 18'inde redif bulunmaktadır.( Aydın, 2012:42)

�2. Gazelin Vezni: Gazel, aruzun, remel bahrinin müsemmen kalıbı olan Fâilâtün fâilâtün
fâilâtün fâilün kalıbıyla yazılmıştır. Aşağıdaki tablodan gazelin vezin unsurlarına
baktığımızda; 4 kelimede med, 17 kelimede imale, 3 kelimede de vasl (ulama) yapıldığını
görüyoruz. Beyitleri aruz kuralları açısından değerlendirecek olursak dengeli ve sağlam bir
kuruluşu vardır.
Gazelde anlam, ‘’söylen söylesün ‟ redifiyle daha netleşiyor. Gazelin kafiyesi cânâne, âlîşâne, bî-pâyâne, nâlâne, giryâne, devrâne kelimelerinde gecen ”ân”olup, zengin kafiyedir.
Kafiyede ki ‘’â‟ kalın ve uzun sesiyle birlikte, redifin söylenişine bir zenginlik ve güçlü bir
ses değeri vermektedir. Bâki’nin ‘‘söylen söylesün’’ redifli gazeli aruz açısından
kusursuzdur. Bu durum Bâki’nin aruzdaki ustalığının bir göstergesidir. Gazelin yukarıdaki
açıklanan aruz özellikleri aşağıdaki grafikte gösterilmiştir. Bu grafikte, gazeldeki ses
uyumunu gözler önüne sermektedir.
Tablo 1: Gazeldeki Aruz Vezni Unsurlarının Dağılımı
Med
İmale
Zihaf
Vasl

1.Beyit
0
2
0
1

2.Beyit
0
4
0
2

3.Beyit
1
4
0
0

4.Beyit
3
4
0
0

5.Beyit
0
1
0
0

3 Gazelde Kullanılan Ünlü ve Ünsüzler:
Beyitler
Yumuşak
Ünsüzler
Sert Ünsüzler
Kalın Ünlüler

1

2

3

4

5

Toplam

32

33

29

36

30

160

11

6

11

7

14

49

9

7

12

10

15

53

İnce Ünlüler

20
72

23
68

16
68

17
70

15
74

91
352

Toplam

Tablo 2: Gazelde kullanılan kalın ve ince ünlülerin beyitlere göre dağılımı.
Beyitler

1.Beyit

Kalın Ünlüler 9
İnce Ünlüler 20
29
Toplam

2.Beyit

3.Beyit

4.Beyit

5.Beyit

7
23
30

12
16
28

10
17
27

15
15
30

Tablo 3: Gazelde kullanılan yumuşak ve sert ünsüzlerin beyitlere göre dağılımı.
Beyitler

1. Beyit

2. Beyit

3. Beyit

4. Beyit 5. Beyit

Yumuşak

32

33

29

36

30

�Ünsüzler
11
6
11
7
14
Sert Ünsüzler
43
39
40
43
44
Toplam
Kalın ve ince ünlülerin beyitlere göre dağılımının gösterildiği yukarıdaki grafiğe
bakıldığında, toplamda kalın ve ince ünlülerin beyitlere neredeyse eşit dağıldığı
görülmektedir. Gazelin ünlü ve ünsüz dağılımı, tablolarda gördüğümüz gibi birbiriyle uyum
içindedir. Yumuşak ve sert ünsüzlerin de beyitlere dağılımının gösterildiği yukarıdaki grafiğe
bakıldığında, toplamda yumuşak ve sert ünsüzlerin beyitlere eşit dağıldığı görülmektedir.
Gazele hâkim olan harflerin, yumuşak sessiz harfler olduğunu goruyoruz. Buradan hareketle,
gazelde anlamla yapı arasında uyum söz konusudur.
4 Gazelin Sözdizimi İncelemesi
5.1. Kelime Çeşitleri ve Yapıları
Gazelde 61 kelime kullanılmıştır. Bu kelimelerden en fazlası 35 kelimeyle Türkçe, daha
sonra 17 kelimeyle Farsça ve 11 kelimeyle de Türkçe olmuştur. Âşıkane konulu bir gazel
olduğu için kelimeler Türkçe ağırlıklıdır.
5.2. Tamlama Çeşitleri ve Yapıları
Gazeldeki isim ve sıfat tamlamalarının büyük çoğunluğu Farsça dilbilgisi kurallarına göre
yapılmıştır. Türkçe, Farsça ve Arapça isim ve sıfatlar, Farsça tamlamalarda bir araya
gelmişlerdir. Gazelde 5 adet ikili tamlama ve 1 tanesi de 3 kelimeden oluşan zincirleme isim
ve sıfat tamlaması olmak üzere toplamda 6 tamlama vardir. Gazelde ağırlıklı olarak Farsça
tamlamalar kullanıldığını görmekteyiz.
Gazelin tamlama tablosu ise aşağıdaki gibidir.

Tablo 4: Gazelde geçen tamlamalar.
Tamlamalar
yâr-ı âlî-şân

Türü
Farsça İ.T

derd-i aşk

Farsça İ.T

âşık-ı nâlân

Farsça S.T

hâr zahmı

Türkçe İ.T

hüsrev-i devrân

Farsça İ.T

bâğbân-ı bülbül-i giryân

Farsça İ.T

Kelimelerin Özellikleri
yâr
Farsça
âlî
Arapça
şân
Arapça
derd
Farsça
aşk
Arapça
âşık
Arapça
nâlân
Farsça
hâr
Farsça
zahmı
Farsça
hüsrev
Farsça
devrân
Arapça
bâğbân
Farsça
bülbül
Farsça
giryân
Farsça

İsim
Sıfat
İsim
İsim
İsim
İsim
Sıfat
İsim
İsim
İsim
İsim
İsim
İsim
Sıfat

�5.3. Gazelin Cümle Çeşitleri ve Yapıları
Bâki`nin 5 beyitlik bu gazelinde 21 adet cümle vardır. Gazeldeki cümlelerin çoğu, fiil
cümlelerinden oluşmaktadır. 20 fiil cümlesi, 1 adet isim cümlesi kurulmuştur. Genelde devrik
cümlelerle dikkat toplanmıştır. ‘’Söylemez’’ kelimesiyle başlayan gazelde önce dikkat
çekilerek, mana sonrakiler üzerinde yoğunlaştırılmıştır.
Tablo 5: Gazelin Cümle Çeşitleri
Cümle
Sayısı

1.Beyit

6

2.Beyit

3

3.Beyit

4

4.Beyit

2

5.Beyit

6

Yüklemine
Göre
Fiil
Fiil
Fiil
Fiil
Fiil
Fiil
Fiil
Fiil
Fiil
Fiil
Fiil
Fiil
Fiil
Fiil
Fiil
Fiil
Fiil
Fiil
Isim
Fiil
Fiil

Öğe Dizilişine
Göre
Devrik
Kurallı
Kurallı
Devrik
Kurallı
Kurallı
Devrik
Kurallı
Kurallı
Kurallı
Kurallı
Kurallı
Kurallı
Kurallı
Kurallı
Kurallı
Devrik
Kurallı
Kurallı
Kurallı
Kurallı

Anlamına
Göre
Olumsuz
Emir
Emir
Olumlu
Emir
Emir
Olumlu
Emir
Emir
Emir
Olumsuz
Emir
Emir
Emir
Emir
Emir
Emir
Olumsuz
Olumlu
Emir
Emir

Yapısına Göre
Basit
Basit
Basit
Basit
Basit
Basit
Girişik Bileşik
Basit
Basit
Basit
Basit
Basit
Basit
Girişik Bileşik
Basit
Basit
Basit
Basit
Basit
Basit
Basit

5.4. Gazelin Anlam İncelemesi

Beyitler

Gönderici

1. Beyit

Sair

2.Beyit

Sair

İletilen

Alıcı

Şair, sevdiğinin küsmesinin sebebini
merak ettiğinden dolayı bilmek
istemesi
Nazlı
sevdiğinin
nazından
konuşmaması aşığı helak etmekte,
aşığın hüzne gark olması

Şairin
dostları
Şairin
dostları

�3.Beyit

Sair

4.Beyit

Sair

5.Beyit

Sair

Dertlinin halini, dert çekenler anlar,
derdini aynı derdi çekenlerin
anlatması
Sevilenin sevene
anlatılması

ettiği

eziyetin

Şairin sevdiğinin konuşmamasına
Takatinin kalmamasi, kuslugun sona
erip, derhal sevdiğinin konuşmasını
istemesi

Şairin
dostları
Şairin
dostları
ve
kendisi
Şairin
dostları

Sonuç:
Sairler Sultanı diye bilinen Mahmud Abdulbaki divan şairlerimizin önde gelen
isimlerindendir. Doğduğu şehrin lehçesini şiirlerinde kullanarak, edebiyatımıza yenilik ve
güzellik katmıştır. Bu çalışmada Baki`nin “söylen söylesün” isimli gazeli geleneksel şerhle
birlikte ele alınmış, diğer taraftan da gazele yapısalcı bir bakışla değinilmiştir. Klasik şerhte
fark edilemeyen, iç ve yapı bütünlüğü, biçim ve ses örgüsü incelenip, gazelin zenginliği
kapsamlı bir şekilde tanıtılmaya çalışılmıştır.

�Kaynakça
AKÇAY, G. (t.y) Fuzuli ve Nedim`in “Eyler Beni” Redifli Gazellerinin Yapısalcı Yöntemle
Karşılaştırılması, trbys.trakya.edu.tr/file/download/72228799/.
AYDIN, H.(2012) Muhtevanin Çerçevesi Bâkî Divan Örnegi, Pr Dr Mine Mengi Adina Turkoloji
Sempozyumu Bildirileri, s.42.

DAGLAR, A. (2007) Klasik Türk Edebiyati Şerh Gelenegi Ve Haci İbrähim Efendi’nin Şerh-i
Belagat’ina Dair, turkishstudies, s.163.
DAGLAR , A. (2007):Vassâf Tarihi Şerhinden Hareketle Şerh Kaynakları Meselesi, Turkish
Studies, ss.293- 294.
GOK, T. (2014) Şem’i Şem’ullâh Ve Şerh-i Subhatü’l-Ebrâr’i Şem’î Şem’ullâh and His Şerh-i
Subhatu’L-Ebrâr: jasstudies, s. 412.
ERDEM, M. ( 2003) “Dilbilimsel Eleştiri”, Hece, Eleştiri Özel Sayısı, S. 6, Hece Yay,
Ankara, s. 228-238.
ERDEM, M. ( 2003). “Dilbilimsel Eleştiri”, Hece Eleştiri Özel Sayısı, Hece Yay, MayısHaziran-Temmuz, Özel Sayı:6, Ankara, s.232.
GULEÇ ( t.y) Klasik Türk Edebiyatı Metinleri Nasıl Şerh Edilmeli? , journals.istanbul, s. 85,
TODOROV, T, .( 2001), Poetikaya Giriş, Akt: Şahin, K. Metis Yayınevi, İstanbul, s.8
UCAN, H.( 2003) “Dil, Yazar, Metin, Eleştiri Bağlamında Yapısalcılık,” Hece Eleştiri Özel
Sayısı 6, Ankara, s. 209-219.
VARDAR, B.( 2002), Açıklamalı Dilbilim Terimleri Sözlüğü, Multilingual Yay, İstanbul,
s.219.
YILMAZ, O.(2007), “Klâsik Şerh Edebiyatı Literatürü”, Türkiye Araştırmaları Literatür
Dergisi, Cilt: 5, Sayı: 9, İstanbul, s. 271-304.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="2244">
                <text>3617</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="2245">
                <text>BÂKİ`NİN ’’SÖYLEN SÖYLESÜN’’ REDİFLİ GAZELİNİN ŞERHİ VE                                                                    YAPISALCILIK AÇISINDAN İNCELENMESİ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="2246">
                <text>ÖZUYGUN, Ali Rıza
Baran, Elif</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="2247">
                <text>Bu çalışmada, XVII.  Yüzyıl Klâsik Türk Edebiyatı şairlerinden Sultanü’ş-şuara (Şairler sultanı) olarak anılan Bâkȋ`nin “söylen söylesün” redifli gazeli incelenmiştir. Gazel; öncelikle klasik şerh metodu ile daha sonra da yapısalcılık açısından incelenmesinden oluşmaktadır. Öncelikle dilbilim ve yapısalcılık hakkında bilgi verilmiştir.  Anahtar Kelimeler : Bâkȋ, Gazel, Şerh, Yapısalcılık</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="2248">
                <text>2016</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="2249">
                <text>Conference or Workshop Item
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="21">
        <name>PI Oriental languages and literatures</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
</itemContainer>
