<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<itemContainer xmlns="http://omeka.org/schemas/omeka-xml/v5" xmlns:xsi="http://www.w3.org/2001/XMLSchema-instance" xsi:schemaLocation="http://omeka.org/schemas/omeka-xml/v5 http://omeka.org/schemas/omeka-xml/v5/omeka-xml-5-0.xsd" uri="https://omeka.ibu.edu.ba/items/browse?output=omeka-xml&amp;page=244" accessDate="2026-06-25T17:11:15+01:00">
  <miscellaneousContainer>
    <pagination>
      <pageNumber>244</pageNumber>
      <perPage>10</perPage>
      <totalResults>3494</totalResults>
    </pagination>
  </miscellaneousContainer>
  <item itemId="1168" public="1" featured="0">
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9079">
                <text>3347</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9080">
                <text>CONTRIBUTION OF TRUE COGNATES TO  MATERIAL DEVELOPMENT</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9081">
                <text>Çakir, Abdulkadir</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9082">
                <text>After we had discovered that there were nearly 2500 English cognates in the Turkish language and  seen the facilitating role of true cognates in teaching English to Turkish students, we designed some  cognate-based teaching materials. Thus, the purpose of this paper is to illustrate how we can construct  cognate-based teaching materials to teach English to Turkish learners. The use of cognate-based material in  Turkish classes indicates us that they not only increase the students’ motivation but also enhances their  performance. Briefly cognate-based materials prove to play an extremely affective and facilitating role in  teaching English.  Keywords: cognate, material development, contextualize, transfer</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9083">
                <text>2014</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9084">
                <text>Conference or Workshop Item
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="18">
        <name>PE English</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
  <item itemId="1167" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1251">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/91f158cb5700da7203f8733557fcaa0d.docx</src>
        <authentication>fcece9f82be3218f1edb0ad181c1cc9a</authentication>
      </file>
      <file fileId="1252">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/28d9baf49b8d14de2f3fe94db9cf8f68.pdf</src>
        <authentication>d91a126c101362899f7253a1a2dc3c50</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="9078">
                    <text>İlyas Çeliktaş
Assistant Professor Doctor, Fatih Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret
Hukuku Anabilim Dalı

ANONİM ORTAKLIĞIN HAKLI SEBEPLE FESHİ
GİRİŞ
Anonim şirketler çoğunluk ilkesine göre yönetilirler1. Pay sahiplerinin
veya temsilcilerinin katılımı ile oluşan ve anonim ortaklığın iradesini temsil
eden genel kurulda alınan kararlar toplantıya katılsın ya da katılmasın tüm
ortakları, organları ve ortaklığı bağlar. Ancak şirkette çoğunluğa sahip pay
sahipleri ile azınlık pay sahipleri arasında demokrasilerde olduğu gibi bir
denge kurulması gerekir. Nitekim bu konuda pay sahiplerine bireysel olarak
genel kurul kararlarına karşı iptal davası açma hakkı tanındığı gibi bazı
konularda karar alınabilmesi için ağırlaştırılmış toplantı ve karar yetersayıları
öngörülmüştür. Çoğunluk ilkesine karşı temel bir ilke olan eşitlik ilkesi de bu
anlamda bir denge unsuru olarak kabul edilmektedir2. Çoğunluk ilkesinin
yaratacağı olumsuz sonuçları engellemek amacıyla önemli bazı konularda
sermayenin belirli bir oranını temsil eden azınlık pay sahiplerine de bazı
haklar tanınmıştır. Bu haklar yoluyla kimi zaman belli konularda çoğunluğun
karar alması önlenebilmekte (olumsuz azınlık hakları)3 kimi zamanda
çoğunluğa rağmen ortaklık adına bazı işlemler gerçekleştirilebilmektedir
(olumlu azınlık hakları)4. Anonim ortaklığın haklı sebeple feshi olumlu
azınlık haklarından biridir. Çalışmamızda bu hakkın özellikleri üzerinde
duracağız.

1

Çoğunluk ilkesi ve anonim şirketlere hakim olan diğer ilkeler için bkz.: Hasan Pulaşlı, Şirketler
Hukuku Genel Esaslar, Ankara: Adalet Yayınevi, 2013, s. 261 vd. Türk Hukuku bakımından bu ilke
Türk Ticaret Kanunu (TTK) m.423’de somutlaşmıştır.
2
Avrupa Birliği’nin 77/91 sayılı İkinci Yönergesinde (m.42) evrensel nitelikteki eşit işlem ilkesi
kanunî bir üst-kural haline getirilmiştir (ABI. Nr. L 026, 31.1.1977). Keza 77/91 sayılı yönergeyi
yürürlükten kaldıran 2012/30 sayılı Yönerge m.46 (ABI. Nr. L 315/74, 14.11.2012).
3
Genel kurul toplantılarında belli konularda karar alınabilmesi için ağırlaştırılmış toplantı ve karar
yetersayısı öngörülmüşse azınlığın bu kararların alınmasını önleyebilmesi.
4
Mehmet Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, İstanbul: Beta, 2012, s. 234. Bu haklar konusunda ayrıntılı
bilgi için bkz.: Selin Sert Canpolat, “Anonim Ortaklıklarda Azınlık Haklarının İncelenmesi”, TBB
Dergisi, Sayı 74, 2008, s.161 vd.

413

�İlyas Çeliktaş: ANONİM ORTAKLIĞIN HAKLI SEBEPLE FESHİ

1.

Anonim şirketlerde azinlik kavrami

Azınlık kavramı anonim şirketler hukukunda üç anlamda ele
alınabilir5:
a) Şirket esas sermayesinin yarısının altındaki paylar topluluğunu temsil
eden pay sahipleri grubu,
b) Genel kurul toplantısında azınlıkta kalanlarla beraber, herhangi bir
sebeple genel kurula veya oylamaya katılmamış pay sahipleri grubu,
c) Şirket esas sermayesinin belirli bir oranını temsil eden pay sahipleri
grubu.
Kanun koyucular genellikle azınlık kavramını şirket esas
sermayesinin belirli bir oranını temsil eden pay sahipleri grubu olarak ele
almıştır. Örneğin Türk hukukunda “sermayenin en az onda birini, halka açık
şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahipleri” azınlık olarak
tanımlanmıştır (TTK.411/1). Azınlık pay sahiplerine genel kurula katılma, oy
kullanma, iptal davası açma, kar payı alma, tasfiye bakiyesine katılma hakkı
gibi her bir pay sahibine tanınan haklar dışında bir takım haklar tanınmıştır.
Şirket sermayesinin en az onda biri değerinde paylara sahip olmak azınlık
haklarını kullanmak için yeterlidir. Bu hak bir kişide toplanacağı gibi birden
çok paydaşın birlikte hareket etmesi halinde de oluşur6. Şirket esas
sözleşmesine konulacak bir hükümle bu oran düşürülerek azınlık haklarının
kullanılması kolaylaştırılabilir7. Kanunen tanınan azınlık hakları dışında esas
sözleşme ile azınlığa yönetim kurulunda temsil edilebilme hakkı gibi
haklarda tanınabilir8. Azınlık hakları gelişme göstermekte ve bunların listesi
de zenginleşmektedir. Türk hukukunda azınlığa tanınan haklara; denetçinin
görevden alınmasını ve yeni denetçi atanmasını talep hakkı (TTK.399/4),
nama yazılı pay senedi bastırılmasını talep hakkı (TTK.486/3), özel denetçi
atanmasını sağlama (TTK.439), finansal tabloların görüşülmesini bir ay
sonraya erteletme (TTK.420), genel kurulu toplantıya davet ve gündeme
5

Mahmut T. Birsel, “Anonim Şirketlerde Azınlık Hakları”, İmran Öktem’e Armağan, Ankara 1970,
s.627.
6
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi T. 25.11.1978, E. 1978/4856, K. 1978/5184.
7
Bahtiyar, s.236; Ayşe Sumer, Anonim Ortaklıklarda Azınlık Haklarının Korunması ve Anonim
Ortaklığın Haklı Nedenle Feshi, İstanbul 1991, s. 9.
8
İsmail Kırca (Manavgat/Şehirali Çelik), Anonim Şirketler Hukuku, C.1, Ankara 2013, s. 430.

414

�ZBORNIK RADOVA - Međunarodna naučna konferencija „Javni i privatni aspekti nužnih pravnih
reformi u BiH: Koliko daleko možemo ići?“

madde koydurma (TTK.411,412), haklı sebeple anonim ortaklığın feshini
talep hakkı (TTK.531) örnek verilebilir.

2. Anonim ortakliğin hakli sebeple feshi
2.1. Genel olarak
Bir sözleşme yapıldıktan sonra özellikle sürekli sözleşmeler
bakımından zaman içinde şartlar değişebilir. Tarafların üstlendikleri
edimlerini yerine getirmeleri dürüstlük kuralı gereğince çekilmez hal alabilir.
Böyle bir durumda hakkaniyet gereği taraflara bozucu yenilik doğuran bir
beyanla sözleşmeyi sona erdirebilme imkânı tanınmıştır9. Temelinde
sözleşme ilişkisi bulunan anonim şirketler bakımından da haklı sebeple fesih
imkânı mevcuttur10. Konu, Türk hukukunda TTK.531’de “Haklı sebeplerle
fesih” başlığı altında düzenlenmiştir. Bu hükmün kaynağı olan İsviçre
Borçlar Kanununda da (736/4) şirket sermayesinin yüzde onunu temsil eden
pay sahiplerinin haklı sebeple şirketin feshini talep edebilecekleri
düzenlenmiştir. Alman hukukunda ise Alman Paylı Ortaklıklar Kanununda
(AktG) bu konuda yasal bir düzenleme olmamakla beraber, Alman Limited
Ortaklıklar Kanununu (GmbHG) § 61 hükmünün kıyasen uygulanmasının
mümkün olabileceği veya esas sözleşme ile dava hakkının düzenlenebileceği
ifade edilmektedir11. Çoğunluk gücünün kötüye kullanılmasına karşı etkili bir
araç olan haklı sebeple ortaklığın feshi hakkı aynı zamanda azınlık ile
çoğunluğun menfaatler dengesinde uzlaşarak yaşamalarına da hizmet
etmektedir.12

3. Hakli sebeple feshi talep hakki azinliğa taninmiştir
Türk hukuku bakımından bu hakkın kullanılabilmesi için esas
sermayenin onda birine halka açık şirketlerde yirmide birine sahip olmak
gerekli ve yeterlidir. Bu oranda paya bir pay sahibinin sahip olması şart
değildir. Birden fazla pay sahibi de bir araya gelerek söz konusu hakkı
9

Erdoğan Moroğlu, “Anonim Ortaklıkta Azınlık Pay Sahiplerinin Korunması ve Haklı Nedenlerle
Fesih”, Makaleler I, İstanbul 2001, s.93.
10
Emin Cem Kahyaoğlu, “Anonim Ortaklıkta Haklı Sebeple Fesih”, Prof. Dr. Şener Akyol’a Armağan,
İstanbul 2011, s. 549 vd.
11
Ayşe Şahin, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2013, s. 86 vd.
12
Ünal Tekinalp, “Otuz Yıllık Uygulamanın Işığında Azınlık Hakları Sisteminin ve Uygulamasının
Değerlendirilmesi”, Türk Ticaret Kanunu’nun 30. Yıl Semineri, İstanbul 1988, s.241.

415

�İlyas Çeliktaş: ANONİM ORTAKLIĞIN HAKLI SEBEPLE FESHİ

kullanabilir. Esas sözleşme ile daha düşük bir oran öngörülebilir13. İsviçre
hukukunda ise bu oran gerek kapalı gerekse halka açık anonim şirketlerde %
10 dur14. Bu oranlar dava şartı olup hakim tarafından resen nazara alınır15.

4. Feshi talep hakkinin hakli sebebe dayanmasi gerekir
Türk hukukunda haklı sebep Kanunda tanımlanmamış, haklı sebepler
örnek olarak da gösterilmemiş, bu kavramın niteliklerinin gösterilmesi ve
tanımlanması yargı kararlarıyla öğretiye bırakılmıştır. Tekinalp’e göre şu
hallerden birinin veya bazılarının bulunması halinde haklı sebep mevcuttur16;
a) Çoğunluğun yönetimi anonim ortaklığın finansal durumunun devamlı
olarak kötüye gitmesine, ödeme dar boğazına girmesine ve acze
düşmesine yol açacak nitelikte ise,
b) Anonim ortaklığın kaynaklarının sistematik olarak çoğunluğa veya
onun ortaklık ve işletmelerine aktarılıyorsa,
c) Kar dağıtmama politikasının sürekli hale gelmesi,
d) azlık haklarının devamlı ihlalî.
İsviçre öğretisinde genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde
toplantıya çağrılmış olması, genel kurul olağan toplantısının sürekli ve
devamlı şekilde yapılamaması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı
ihlalî, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin
sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli azalması, haklı sebep
sayılmıştır17. Buna karşılık ileride kötüye kullanma hususunda sadece korku
ve endişeye dayanan varsayımlar ve olumsuz beklentiler haklı sebep
sayılmamıştır18. İleri sürülen sebeplerin haklı olup olmadığına karar verecek
olan mahkemedir.
13

Esas sermayenin en az onda birine sahip olma şartının, esas sözleşme ile ne ağırlaştırılabileceği ne de
hafifletilemeyeceği konusunda bkz.: Rauf Karasu, Anonim Şirketlerde Emredici hükümler İlkesi,
Ankara 2009, s.145.
14
OR.736/4; “durch Urteil des Richters, wenn Aktionäre, die zusammen mindestens zehn Prozent des
Aktienkapitals vertreten, aus wichtigen Gründen die Auflösung verlangen. Statt derselben kann der
Richter auf eine andere sachgemässe und den Beteiligten zumutbare Lösung erkennen”.
15
Şahin, s.345.
16
Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2013, s.292.
17
Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi, C.II, Ankara: Adalet Yayınevi, 2011, s.1791.
18
Pulaşlı, Şerh, s.1791.

416

�ZBORNIK RADOVA - Međunarodna naučna konferencija „Javni i privatni aspekti nužnih pravnih
reformi u BiH: Koliko daleko možemo ići?“

5. Hâkimin taleple bağli olmamasi
Mahkeme sebepleri haklı bulsa bile fesih kararı vermek zorunda
değildir. Nitekim bu husus TTK.531’in gerekçesinde şu şekilde ifade
edilmiştir; “Şirketin feshini haklı kılan sebeplerin varlığına rağmen,
yaşatılmasının ekonomik ve rasyonel açıdan daha doğru olacağına kanaat
getiren mahkeme; şirketi feshetmek yerine, fesih talebinde bulunan
paysahiplerinin paylarının gerçek değerinin ödenmesine ve kendilerinin
şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer
bir çözüme karar verebilir. Davacıya paranın kimin tarafından ve nasıl
ödeneceği, bu payları geçici olarak şirketin iktisap edip edemeyeceği yargı
kararlarına ve öğretideki görüşlere göre belirlenecektir”.
Türk hukukunda mahkemenin feshi haklı gördüğü durumda şirketi
feshetmek yerine, fesih talebinde bulunan paysahiplerinin paylarının gerçek
değerinin ödenmesine ve kendilerinin şirketten çıkarılmalarına karar vermesi
hali açıkça zikredilmesine karşılık İsviçre hukukunda bu alternatifin açıkça
zikredilmemesi Türk hukukunun alternatif çözümü feshe üstün tuttuğu
şeklinde yorumlanmaktadır19.
Fesih en son çare olmalıdır. İptal davası açma, yönetim kurulu
aleyhine sorumluluk davası açma, bilgi alma ve özel denetim talep edilmesi
gibi yollara gitmek varken fesih davası açılması dava şartı değilse de açılan
davanın reddini gerektirebilir20. Aksi takdirde yönetim kurulu üyelerine
tazminat ve iptal davası ile ilgili sebepler çoğunlukla şirketin feshi için de
haklı sebep teşkil edebileceğinden pay sahipleri bu kanuni imkanlar yerine
etkin araç olarak fesih davasına yönelebileceklerdir21.
Duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme örnek
olarak; kar dağıtma zorunluluğu, uygun bir yeni pay sahibinin şirkete
alınması, sermaye artırımı, davacı azınlığın yönetim kurulunda temsili, bir
iştirakin şirketten ayrılması, şirketi sağlığa kavuşturabilecek kısmî tasfiye
verilebilir22.

19

Tekinalp, Sermaye, s.289.
Ayşe Sumer, “Türk Ticaret Kanunu Tasarısında Anonim Ortaklıkların Haklı Nedenle Feshi”,
MÜİİBF Dergisi, 2010, C.XXVIII, S.I, s. 176; Tekinalp, s.288.
21
Moroğlu, Makaleler, s. 100.
22
Tekinalp, Sermaye, s.294; Pulaşlı, Şerh, s.1793 vd.
20

417

�İlyas Çeliktaş: ANONİM ORTAKLIĞIN HAKLI SEBEPLE FESHİ

5. Feshi talep hakkinin makul sürede ileri sürülmesi gerekir
Türk ve İsviçre hukukunda fesih davası açılması için özel bir
zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Fesih gibi etkili bir silahın keyfi
kullanılmasını engellemek için haklı neden oluşturacak vakıaların oluşundan
itibaren iki yıllık bir kısa zamanaşımı süresinin menfaatler dengesine uygun
olacağı ifade edilmiştir23. Moroğlu ise kanun tasarı halinde iken; “Dava
hakkı, feshe neden olan son işlem veya eylemden itibaren bir yıl geçmekle
zamanaşımına uğrar” şeklinde bir metin önermiştir24. Şahin ise, bir yıllık bir
zamanaşımı veya hak düşürücü sürenin öngörülmesinin davanın niteliğine
uygun olmadığını, davanın feshe yol açan sebebin öğrenilmesinden itibaren
makul bir sürede açılması gerektiğini, makul sürenin somut olayın şartlarına
ve haklı sebebin niteliğine göre mahkemece belirleneceğini ifade eder25.
Herhalde haklı sebebin meydana gelmesinden uzun süre sonra fesih davasının
açılması dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder26.

SONUÇ
Azınlığın haklı sebeplerle anonim şirketin feshini talep etme hakkı
çoğunluk pay sahiplerine karşı kendilerine verilen radikal bir araçtır27.
Dolayısıyla mahkemelerin bu konuda sebebin haklı olup olmadığını
değerlendirmede isabetli karar vermeleri ve feshi son çare olarak görerek
alternatif çözümlere yönelmeleri kanunun amacına uygun düşecektir.
Mahkemeye bu konuda takdir yetkisi tanınmıştır. Türk hukuku açısından yeni
olan bu hüküm içtihatlar yoluyla somut çözümlere ulaşacaktır. Örneğin, feshi
talep hakkının ileri sürülmesindeki makul sürenin ne olması gerektiği
mahkeme kararlarıyla çözülecektir. Fesih davasının azınlık tarafından kötü
niyetle kullanılmasının önüne geçmek için 1/10 yerine daha yüksek oranların
belirlenmesi gerektiği ileri sürülmüşse de28 feshin en son çare olması, diğer
hukuki imkanların kullanılmasının gerekmesi, kanuni tercihin alternatif
çözümler olduğu gerçeği karşısında büyük bir risk oluşturmadığı
23

Sumer, Tasarı, s.179.
Erdoğan Moroğlu, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı, Değerlendirme ve Öneriler, İstanbul 2009, s. 306.
25
Şahin, s.360. Benzer görüşte bkz.: Oruç Hami Şener, Teorik ve Uygulamalı Ortaklıklar Hukuku,
Ankara, 2012, s. 597. Murat Oruç, “6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu’na Göre Anonim
Ortaklıktan Haklı Sebeple Fesih İstemine Bağlı Çıkarılma”, Batider (2011), C.XXVII, S.1, s.220.
26
Pulaşlı, Şerh, s.1792.
27
Pulaşlı, Şerh, s.1787.
28
Sumer, Tasarı, s.180.
24

418

�ZBORNIK RADOVA - Međunarodna naučna konferencija „Javni i privatni aspekti nužnih pravnih
reformi u BiH: Koliko daleko možemo ići?“

kanaatindeyiz. Çünkü anonim şirketin feshedilmesi sadece ortakların değil
üçüncü kişilerin de maruz kalacağı ekonomik ve sosyal türdeki ağır sonuçları
beraberinde getirecektir29.

KAYNAKÇA
BAHTİYAR, Mehmet. Ortaklıklar Hukuku, İstanbul: Beta, 2012.
BİRSEL, Mahmut T. “Anonim Şirketlerde Azınlık Hakları”, İmran Öktem’e
Armağan, Ankara 1970.
CANPOLAT, Selin Sert. “Anonim Ortaklıklarda Azınlık Haklarının
İncelenmesi”, TBB Dergisi, Sayı 74, 2008.
KAHYAOĞLU, Emin Cem. “Anonim Ortaklıkta Haklı Sebeple Fesih”, Prof.
Dr. Şener Akyol’a Armağan, İstanbul 2011.
KARASU, Rauf. Anonim Şirketlerde Emredici hükümler İlkesi, Ankara
2009.
KIRCA, İsmail (Manavgat/Şehirali Çelik), Anonim Şirketler Hukuku, C.1,
Ankara 2013.
MOROĞLU, Erdoğan. “Anonim Ortaklıkta Azınlık Pay Sahiplerinin
Korunması ve Haklı Nedenlerle Fesih”, Makaleler I, İstanbul 2001.
MOROĞLU, Erdoğan. Türk Ticaret Kanunu Tasarısı, Değerlendirme ve
Öneriler, İstanbul 2009.
ORUÇ, Murat. “6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu’na Göre Anonim
Ortaklıktan Haklı Sebeple Fesih İstemine Bağlı Çıkarılma”, Batider (2011),
C.XXVII, S.1, s.209-233.
PULAŞLI, Hasan. Şirketler Hukuku Şerhi, C.II, Ankara: Adalet Yayınevi,
2011 (Şerh).

29

Pulaşlı, Şerh, s.1788.

419

�İlyas Çeliktaş: ANONİM ORTAKLIĞIN HAKLI SEBEPLE FESHİ

PULAŞLI, Hasan. Şirketler Hukuku Genel Esaslar, Ankara: Adalet Yayınevi,
2013.
SUMER, Ayşe. Anonim Ortaklıklarda Azınlık Haklarının Korunması ve
Anonim Ortaklığın Haklı Nedenle Feshi, İstanbul 1991.
SUMER, Ayşe. “Türk Ticaret Kanunu Tasarısında Anonim Ortaklıkların
Haklı Nedenle Feshi”, MÜİİBF Dergisi, 2010, C.XXVIII, S.I, s. 171-181
(Tasarı).
ŞAHİN, Ayşe. Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, İstanbul: Vedat
Kitapçılık, 2013.
ŞENER, Oruç Hami. Teorik ve Uygulamalı Ortaklıklar Hukuku, Ankara,
2012.
TEKİNALP, Ünal. “Otuz Yıllık Uygulamanın Işığında Azınlık Hakları
Sisteminin ve Uygulamasının Değerlendirilmesi”, Türk Ticaret Kanunu’nun
30. Yıl Semineri, İstanbul 1988.
TEKİNALP, Ünal. Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, İstanbul: Vedat
Kitapçılık, 2013 (Sermaye).

420

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9071">
                <text>3074</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9072">
                <text>ANONİM ORTAKLIĞIN HAKLI SEBEPLE FESHİ  GİRİŞ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9073">
                <text>ÇELIKTAŞ, İlyas</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9074">
                <text>Anonim şirketler çoğunluk ilkesine göre yönetilirler1. Pay sahiplerinin  veya temsilcilerinin katılımı ile oluşan ve anonim ortaklığın iradesini temsil  eden genel kurulda alınan kararlar toplantıya katılsın ya da katılmasın tüm  ortakları, organları ve ortaklığı bağlar. Ancak şirkette çoğunluğa sahip pay  sahipleri ile azınlık pay sahipleri arasında demokrasilerde olduğu gibi bir  denge kurulması gerekir. Nitekim bu konuda pay sahiplerine bireysel olarak  genel kurul kararlarına karşı iptal davası açma hakkı tanındığı gibi bazı  konularda karar alınabilmesi için ağırlaştırılmış toplantı ve karar yetersayıları  öngörülmüştür. Çoğunluk ilkesine karşı temel bir ilke olan eşitlik ilkesi de bu  anlamda bir denge unsuru olarak kabul edilmektedir2. Çoğunluk ilkesinin  yaratacağı olumsuz sonuçları engellemek amacıyla önemli bazı konularda  sermayenin belirli bir oranını temsil eden azınlık pay sahiplerine de bazı  haklar tanınmıştır. Bu haklar yoluyla kimi zaman belli konularda çoğunluğun  karar alması önlenebilmekte (olumsuz azınlık hakları)3 kimi zamanda  çoğunluğa rağmen ortaklık adına bazı işlemler gerçekleştirilebilmektedir  (olumlu azınlık hakları)4. Anonim ortaklığın haklı sebeple feshi olumlu  azınlık haklarından biridir. Çalışmamızda bu hakkın özellikleri üzerinde  duracağız.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9075">
                <text>Pravni fakultet Univerziteta u Tuzli i Centar za društvena istraživanja Internacionalnog Burč univerziteta</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9076">
                <text>2014</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9077">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="19">
        <name>K Law (General)</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
  <item itemId="1166" public="1" featured="0">
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9065">
                <text>3557</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9066">
                <text>THE ROLE OF CONCEPT ANALYSIS IN STUDYING ENGLISH (ON THE BASIS OF AMERICAN POLITICAL DISCOURSE)</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9067">
                <text>Yulia, Chanturidze</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9068">
                <text>“Every language is a temple in which the soul of those who speak it is enshrined.” Oliver Wendell Holmes    Language is a means of communication between people. It is inextricably bound to the life and development of people who use it. It is a human being who perceives and understands the world through various senses and creates a worldview on the basis of this experience. Having received the results of such a perception, people pass their knowledge to other people with the help of language. That is why one can argue that language, thinking and culture are so closely interconnected that they exist in the state of unity.     Language does not only reflect people’s worldview and culture but among its key functions one can also name preserving culture and passing it on to the next generations. In this respect it goes without saying that it is necessary to turn to language analysis when teaching foreign culture to students. People see the world around them differently: their worldview depends on what has become traditionally important to them. The peculiarities of the vocabulary of a language should be noticed by teachers of language and culture and explained to students.    As a result of world perception one can observe the appearance of concepts in culture. Their nature has been defined by such prominent Russian linguists as V.A.Maslova and Y.S.Stepanov. Then their theory has been applied to a great variety of languages (see Levenkova E.R., Ter-Minasova S.G., Vishnyakova O.D. and others). As a result of their research it has become clear that an important peculiarity of a concept, which helps to distinguish it from the lexical meaning, appears to be the fact that a concept is “felt through”, i.e. it carries some special emotions and reflects a person’s attitude to it (positive or negative). Moreover, concepts are connected with the norms of people’s behaviour since they also fix the peculiarities of native speakers’ culture.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9069">
                <text>2014</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9070">
                <text>Conference or Workshop Item
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="18">
        <name>PE English</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
  <item itemId="1165" public="1" featured="0">
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9059">
                <text>3397</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9060">
                <text>LEGAL ENGLISH DISCOURSE: GENRE AND  CULTURE-SPECIFICITY</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9061">
                <text>Yankova, Diana</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9062">
                <text>Legal discourse is very much tainted by political, ideological, historical, cultural characteristics, much more so than the language of mathematics or technology. Independently of any culturally, historically and linguistically determined variation, legislation has, however, one and the same function across cultures - it regulates behaviour. The different legal systems have one and the same goal, which is the administration of justice. The aim of this presentation is to discuss the common features of the statutory text in different legislative contexts in terms of its communicative purpose, the participants in the communication, production strategies and then highlight how the diversity in legal ratiocination affects the form and content of legislative expression.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9063">
                <text>2014</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9064">
                <text>Conference or Workshop Item
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="18">
        <name>PE English</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
  <item itemId="1164" public="1" featured="0">
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9053">
                <text>3520</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9054">
                <text>A RESEARCH ABOUT “CULTURAL TALKİNG PATTERNS” IN ISTANBUL UNİVERSİTY LANGUAGE CENTRE A1-A2-B1-B2 LEVEL BOOKS ACCORDING ELP (EUROPEAN LANGUAGE PORTFOLİO)</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9055">
                <text>Yahşi Cevher, Özlem
Güngör, Canan</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9056">
                <text>The culture plays a huge role in society formation. Because it includes analysing life style of communities, their traditions, beliefs, language and art. Language learning or teaching activities in connection with the culture helps to understand the characteristics of society which are reflected or not reflected in the language. Because language during the years through the the spirit, brain and conscience of the community reached our days.  “A nation’s history, geography, religious values, folklore, music, art, literature, science which perform worldview and all types of common values filtred through the hundred years by words symbolically flows into the language treasury.” (Barın, 2004). The importance of teaching Turkish to foreigners in Turkey is rising. We should teach not only phonetic features of our language to foreigners, but also Turkish culture and history. Language is the basic mechanism that transfers culture to time and space and refines it (Güngör, 1991:214). Therefore, written and verbal pieces used in language education should comprise cultural talking patterns. Turkey joined Socrates Project, which regulates common education practices in Europe, on 24th of January 2000, with European Council’s decision number 253/2000/EC. For that reason, foreign language teaching practices in European countries are adopted in Turkey (Mirici, 05.02.2014). These practices are being applied in connection with framework programme. One of this common framework programme’s features is cultural diversity. In other words, foreign language teaching practices should also comprise cultural aspects of the language. In this research, we will investigate with scanning method, how much and how the cultural talking patterns of Turkish culture are reflected, on terms of Teaching Turkish as a Foreing language, on the texts of A1-A2-B1-B2 level TÖMER books of Istanbul University.    Keywords: Turkish teaching, ELP, Turkish lesson books</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9057">
                <text>2014</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9058">
                <text>Conference or Workshop Item
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="18">
        <name>PE English</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
  <item itemId="1163" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1249">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/880283a7eeac6fa3fa76bcb29913ce32.docx</src>
        <authentication>8942ba7813a8f1b83ad6991a6aaf8732</authentication>
      </file>
      <file fileId="1250">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/1868c2e6abb018539cc8a4935313d57a.pdf</src>
        <authentication>360d1c69c9ddbe8dd051ce234a4d3b05</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="9052">
                    <text>Yrd. Doç. Dr. Mustafa Yilmaz
Fatih Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Öğretim Üyesi

ESKİ VAKIF MALLARININ GÜNÜMÜZDEKİ HUKUKİ
REJİMİ
TÜRKİYE ÖRNEĞİ
1. Eski vakiflar hakkinda genel bilgiler
Vakıflar, insanın fıtratında varolan başkasına iyilik yapma, insanlar
için yardımda bulunma, karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma duygusunu
hukuki statüye kavuşturan ve ona süreklilik sağlayan, düzenli ve koordineli
bir şekilde hayata geçirilmesini temin eden en önemli müesseselerden
birisidir. Çok eski zamanlardan beri insanlar çeşitli nedenlerle vakfetmişler,
ancak İslam’ın vakıf müessesesine verdiği önemden dolayı, gerek teorik
alanda ve gerekse pratikte çok önemli bir yer işgal etmiş, İslâm ve Osmanlı
hukukunda kapsamlı çalışmalar yapılmıştır. Denilebilir ki İslâm hukukunun
ve hukukçularının geliştirdiği ve yaygınlaştırdığı en önemli müesseselerden
biri de vakıf olmuştur.
Eski medeniyetlerde de vakıf benzeri bir takım müesseseler
bulunmaktadır. Eski Mısır'dan eski Roma'ya, eski Türklerden eski Yunan'a,
eski Mezopotamya medeniyetlerinden eski Avrupa medeniyetlerine ve hatta
yakınçağ Avrupa devletlerine kadar bir çok toplumda vakıf benzeri
kurumlara rastlanılmaktadır. Ancak İslâmiyetle birlikte ve İslâm'ın vakıf
müessesesine verdiği önemden dolayı İslâm hukukunda ve İslâm
devletlerinde çok güçlü bir şekilde ortaya çıkmış, çok sayıda hukuk ekolü
tarafından ele alınmış ve geliştirilen içtihatlarla hukukî statüsü ve ilkeleri
belirlenmiştir. Kur'an-ı Kerim'de açıkça "vakıf" ile ilgili bir kavram geçmese
de, insanlara yararlı olma, hayır işleme sosyal yardımlaşma, dayanışma,
sadaka, fakir ve yetimlerin gözetilmesi gibi sosyal nitelikli esaslara sıklıkla
yer verilmiş, Hz. Peygamber’in (SAS) bu konudaki sözleri ve uygulamaları,
kısaca hadisleri, vakıf müessesesinin gelişmesinde etkili olmuştur. Hz.
Peygamberin bizzat kendisi vakfetmiş, ashabına da vakıfta bulunmalarını
tavsiye etmiştir. Bu tavsiyeye uyan ashabın ileri gelenleri ve daha sonraki

93

�Mustafa Yilmaz: ESKİ VAKIF MALLARININ GÜNÜMÜZDEKİ HUKUKİ REJİMİ - TÜRKİYE
ÖRNEĞİ

yıllarda halifeler ve zenginler mallarını vakfetmişler, çok çeşitli alanlarda
vakıf medeniyetinin örneklerini sergilemişlerdir.
İslâm ve Osmanlı hukukunda genel kabul görmüş bir tanıma göre
"vakıf, menfaati Allah'ın kullarına ait olmak üzere bir malı Cenab-ı
Hakkın mülkü hükmünde olmak üzere tahsis etmek, bağışlamaktır." Bu
tanıma uygun olarak yapılan bağışlamalar ve kurulan vakıflar, İslâm
coğrafyasında insanlara ve diğer canlılara hizmet vermişlerdir.
Diğer İslâm devletlerinde olduğu gibi Selçuklu Devleti ve özellikle
Osmanlı Devleti zamanında da vakıf müessesesi kapsamlı olarak ele alınmış,
gerek teorik planda gerekse uygulamada çok önemli gelişmeler
kaydedilmiştir. İslam devletlerinde bireyler çok sayıda vakıflar kurarak
insanlara ve hatta hayvanlara çok çeşitli alanlarda hizmet vermişlerdir. Aynı
zamanda hükümdarlar, padişahlar, sultanlar ve çeşitli devlet adamları da
vakıflar kurarak insanlara ve topluma yararlı eserler ve hizmetler
sunmuşlardır. Hukuki nitelik itibariyle vakıflar başlangıçta bireylerin
kurdukları vakıflar olarak ortaya çıkarken daha sonra hükümdarların, devlet
adamlarının, hanedan yakınlarının kurdukları vakıflar ortaya çıkmış, kısacası
devlet tarafından vakıf adı altında kamu tüzel kişileri oluşturulmuş, adı
konmasa da tüzel kişilikleri statüsü verilmiştir. Kısacası bir çok kamu hizmeti
bireyler ve devlet tarafından kurulan vakıflar eliyle yürütülmüştür.
Osmanlı Devleti zamanında da vakıflar suretiyle insanlara bir çok
alanda hizmetler sunulmuş, toplumsal hayatın her alanında vakıflar eserleri
ve uygulamaları görülmüştür. Osmanlı devletinde daha ilk beyler zamanından
başlayan vakıf kurma geleneği, ilerleyen yüzyıllarda devletin siyasi, mali
gücüne paralel olarak çeşit ve kapsam itibariyle ilerlemiş; hukuki, iktisadi,
sosyal ve siyasi yapıyı etkilemiş; sosyal siyasetin, sosyal adaletin,
dayanışmanın, toplumsal huzur ve barışın gerçekleşmesinde, fırsat eşitliğinin
dağılımının sağlanmasında rol oynamış ve daha birçok yönden insanlığa
hizmet etmişlerdir. Medrese, kütüphane, hastane, han, hamam, kervansaray,
darü’şşifa, köprü, yol, çeşme ve su tesisatı vb. bir çok eser ve hizmet, başta
padişahlar ve saltanat hanedanı, hanedan kadınları (sultan eş, kız ve anneleri
olmak üzere en yüksek mevkilerde görev yapan kişilerden mütevazi mal
varlığına sahip bir çok kişi tarafından kurulan vakıflar aracılığıyla
gerçekleştirilmiş ve daha birçok hayır hizmeti bu müesseselerle yerine

94

�ZBORNIK RADOVA - Međunarodna naučna konferencija „Javni i privatni aspekti nužnih pravnih
reformi u BiH: Koliko daleko možemo ići?“

getirilmiştir. Vakıf hizmetleri yalnız dini alanlarda değil, devletin faaliyet
alanına giren, hatta sosyal ve kültürel hizmetler alanında da yapılmıştır.
Toplumsal barış ve dayanışmaya sağladığı katkıların yanı sıra devletin
göreceği bir takım hizmetler de vakıflar tarafından yüklenilerek devletin
toplumsal ihtiyaçları karşılamadaki yükü hafifletilmiştir. Osmanlı Devleti
zamanında gerek bireylerin ve gerekse devlet ve devlet adamlarının kurduğu
vakıflar sayesinde Osmanlı'nın egemen olduğu yerlerde Anadolu'dan
Balkanlara, Harameyn'den Kuzey Afrika'ya kadar bir çok yerde vakıf eserleri
inşa edilmiş, bu durum Osmanlı Devletinin bir "vakıf medeniyeti ve cenneti"
olarak nitelendirilmesine yol açmıştır.

2. Osmanli devleti zamaninda vakiflar ve mallarinin hukuki
durumu
2.1. Osmanlı Devletinde Vakıfların Yerine Getirdiği Kamu Hizmetleri
Vakıflar, insan hayatının hemen her alanında çok önemli fonksiyonlar
ifa etmişlerdir. Türk ve İslam tarihinde eğitimden sağlığa bayındırlık
eserlerinden ulaştırma hizmetlerine, din hizmetlerinden sosyal yardımlara
kadar toplumsal hayatın her alanında bir çok kamu hizmeti vakıflar
tarafından gerçekleştirilmiş, vatan savunmasından kolluk faaliyetlerine kadar
hizmet vermiş, insanların ihtiyaç duyduğu alanlarda destek olmuş, kimi
alanları da teşvik etmiştir.
Değişik dönemlere ait yapılan araştırmalarda, vakıfların sayısı, devlet
ekonomisi içerisindeki yeri hususunda farklı sonuçlar çıksa da, XIX. yüzyılda
kurulan 9.000 vakıf dahil Osmanlı ülkesinde 35.000 civarında vakıf
bulunduğu tahmin edilmekte, devlet bütçesi içerisinde de önemli yer
tutmaktadır. Kısacası Batı’da kilise, belediye ve devletin gördüğü hizmetler,
Osmanlı’da bireylerin ve devlet adamlarının kurduğu vakıflar eliyle
yürütülmüştür.
En önemli kamu hizmetlerinden olan eğitim ve kültür hizmetleri,
Selçuklu ve Osmanlı Devletinde büyük çoğunlukla vakıflar tarafından
gerçekleştirilmiştir. Başta mektep ve medreselerde olmak üzere sunulan
eğitim faaliyetleri, kurulan vakıflar eliyle yürütülmüş, sadece bina ve
tesislerin yapılması ile yetinilmemiş, aynı zamanda burada görev yapan veya
95

�Mustafa Yilmaz: ESKİ VAKIF MALLARININ GÜNÜMÜZDEKİ HUKUKİ REJİMİ - TÜRKİYE
ÖRNEĞİ

ders veren hocaların maaşları ve öğrencilerin tüm masrafları da vakıflar
tarafından karşılanmıştır.
Osmanlı toplumunun en önemli sosyal merkezlerinden birini
külliyeler oluşturmuş ve büyük vakıf külliyeleri kurularak insanların bir çok
önemli ihtiyacı karşılanmıştır. Külliyelerin odak noktasını cami oluşturmuş,
cami merkezli bu oluşumun yanında her seviyede mektep ve medrese,
kütüphane, hastane, aşhane, imarethane, arasta-çarşı, han-kervansaray,
hamam vb. yer almıştır. Mesela, külliyelerin en gelişmiş örneği bulunan
Süleymaniye Külliyesinde, cami merkezinde hastane, misafirhane, hamam ve
dükkanlar gibi diğer unsurların yanında darü’l-hadis, dârü’l-kurra,
dârü’ssıbyan, tıp medresesi, mülazımlar medreseleri de yer almaktaydı.
Benzer bir durum Fatih ve Beyazıt Külliyesinde de söz konusudur. Bu
külliyelerde yer alan bazı hizmetler günümüzde de sürdürülmektedir.
Kütüphaneleri, camileri, imarethaneleri halen aktif olarak kullanılmaktadır.
Yine en önemli kamu hizmetlerinden olan sağlık hizmetlerinin
vakfedilmiş sağlık müesseseleri olan “darü’ş-şifa”lar tarafından hiçbir din,
dil, ırk ayrımı yapılmadan bütün insanlara ücretsiz sunulduğu görülmüştür.
Bu müesseseler sadece halkın sağlığı ile ilgili değil, aynı zamanda tıp eğitimi
yaparak doktor yetiştirmişlerdir.
Şehirlerin kurulmasından temizliğinin sağlanmasına, park bahçe ve
mezarlıklarının yapımından su ve hamam ihtiyacının karşılanmasına kadar
birçok belediye hizmeti ve şehircilik faaliyetleri yıllarca vakıflar eliyle
yürütülmüştür. Yine belediye hizmetlerinden olan yol ve kaldırımların inşa
ve tamiri, kabristanların, park, bahçe, çayır ve korulukların oluşturulması,
ağaç dikimi, temizlik ve çöp işleri, kanalizasyon sistemleri, aydınlatma
sistemleri, yangın söndürme hizmetleri, pazarcı kayıkları, son dönemlerde
elektrikli tramvay gibi çok değişik ve yaygın kamu hizmetleri, vakıflar
tarafından gerçekleştirilmiştir. Sadece Müslüman vakıfları değil,
gayrimüslimlerin kurduğu vakıflar da bu hizmetleri sağlamışlardır. Yine
belediyelerin yoksullara, güçsüzlere ve kimsesizlere yardım hizmeti, eskiden
vakıflar tarafından kurulan imaretler aracılığıyla sunulmuştur.
Uluslararası ticaretin daha iyi işlemesi, insanların güvenle seyahat
edebilmesi ve güvenliğin sağlanması amacıyla yollar, köprüler,

96

�ZBORNIK RADOVA - Međunarodna naučna konferencija „Javni i privatni aspekti nužnih pravnih
reformi u BiH: Koliko daleko možemo ići?“

kervansaraylar vakıflar tarafından yapılmış, aynı zamanda korunması da bu
müesseseler tarafından gerçekleştirilmiştir.
Eskiden vakıf denilince akla ilk önce dini mabetler gelmiş, zira İslâm
toplumları dinȋ eser ve mabetlere büyük önem vermiş ve eserlerinin çoğunu
bu alanda vücuda getirmişlerdir. Osmanlı toplumunda camiler kimi zaman
mahalleden önce kurulmuş, bu yüzden yerleşim alanları bu caminin
çevresinde oluşmuştur. Vakıflar eliyle sadece cami ve mescit yaptırılmamış,
aynı zamanda buraların imam, müezzin, kayyım gibi görevlilerinin maaşları
da vakıflar tarafından karşılanmıştır. Cami ve mescitlerin yanı sıra tekke ve
zaviyeler de vakıflar tarafından kurulmuş ve ihtiyaçları vakıflar tarafından
karşılanmıştır.
Devlet organlarının yanı sıra bazı vakıflar, varlıklarını yurt ve
yurttaşın asayiş, güvenlik ve selameti için sarfederek kolluk kuvvetlerine
katkıda bulunmuşlardır. Örneğin, askerlere gerekli olan savaş malzemesi
alınması, orduların güçlendirilmesi, deniz yoluyla seyahat eden yolcuların
emniyeti için kaleler yapılması, kara yoluyla seyahat eden hacıların ve diğer
yolcuların hırsızlar ve yankesiciler tarafından korunması için kaleler
yapılması ve muhafız birliklerinin kurulması amacıyla vakıflar ihdas
edilmiştir.
Vakıflar, ekonomik ve sosyal açıdan güçsüz ve zayıf kimselere
yaptıkları yardımların yanı sıra kimsesiz, fakir, hasta ve yaşlıların hiç bir
aidat, pirim veya ücret ödemeden çeşitli hizmetlerden yararlanmalarını
sağlamışlardır. Hatta o kadar değişik alanda vakıflar kurulmuştur ki örneğin,
kimsesiz çocuklar, öksüzler, yetimler, muhtaçlar için yardım vakıfları, akıl
hastalarının bakımı için hastane vakıfları, fakirlerin ve kimsesizlerin
cenazelerinin kaldırılması için vakıflar, esnafa yaşlandıkları veya
sakatlanarak çalışamayacak hale geldikleri zaman emekli aylığına benzer
şekilde gelir tahsis eden vakıflar, harp malullerine ve gazilere yardım
vakıfları, borç veya iflas sebebiyle hapse düşmüş olanlara yardım edilerek
hapisten kurtarılmaları için kurulan vakıflar, öksüz kızlara çeyiz verilmesi
için vakıflar, Hac yolunda parasız kalanlara yardım için kurulan vakıflar,
ticaret veya sanatla uğraşanlardan işi bozulanlara yardım vakıfları, çırakların
kırdıkları çanak-çömlek gibi şeyler yüzünden hakarete uğramamaları için
bunların bedelinin ödenmesi için dahi vakıflar dahi kurulmuştur. Sadece
insanlar için değil aynı zamanda hayvanlar için de kurulan vakıflar
97

�Mustafa Yilmaz: ESKİ VAKIF MALLARININ GÜNÜMÜZDEKİ HUKUKİ REJİMİ - TÜRKİYE
ÖRNEĞİ

bulunmaktadır. Kuşların aç kalmamaları, sakat leyleklerin tedavisi gibi
amaçlarla kurulan vakıflara rastlanılmaktadır.
2.2. Saraybosna'daki Vakıf Eserleri ve Faaliyetleri
Osmanlı Devleti’nde vakıf müessesesi çeşit ve alan itibariyle o kadar
genişlemiştir ki, Osmanlı coğrafyasında Anadolu'dan Balkanlara,
Harameyn'den Kuzey Afrika'ya kadar bir çok yerde vakıf eserleri inşa
edilmiştir. Özellikle Osmanlı Devleti, devlet politikası olarak Balkanlara özel
bir önem vermiş, gerek şahıslar tarafından gerekse devlet adamları tarafından
çok sayıda vakıf eseri inşa edilmiştir.
Tüm Balkanlar ve Avrupa'da çok sayıda vakıf eseri olup bir kısmı
halen faaliyettedir. Yapılan bir araştırmaya göre, sadece Bulgaristan'da 3339
adet Türk vakıf hayratı mevcut olup, bunlardan 2356'sı cami ve mescit, 142'si
medrese, 16'sı kervansaray, diğerleri de hamam, ılıca, türbe, kale, çeşme
kütüphane şeklinde sıralanabilir. vakıflar tarafından yapılan bu eserlerden
Bulgaristan'da 1925 yılında 40 kadar cami kalmıştır.
Bosna-Hersek'te çok çeşitli vakıfları ve eserlerini görmekteyiz.
Bunlardan belli başlı ünlü olanlarını kısaca sıralayalım. XVI. yüzyılda
Saraybosna'da kurulmuş en büyük vakıf, cami, külliye, şadırvan, medrese,
bedesten vb. oluşan Gazi Hüsrev Bey vakfıdır. 1537 yılında II. Beyazıt'ın
torunu olan Gazi Hüsrev bey tarafından Osmanlı baş mimarı Mimar Sinan'a
yaptırılan cami, kütüphane, şadırvan, mektep, medrese, türbe ve saat kulesi
ile Bosna'nın en merkezi yerinde bulunmakta ve faaliyet göstermektedir.
1457 yılında İsa bey tarafından Fatih Sultan Mehmet'e armağan olarak
yaptırılan Hünkar camii, köprü, kervansaray, hamam, tekke ve dükkanlarla
bir kompleks olarak inşa edilmiştir. Bundan başka Ali Paşa Camii, Ferhadiye
Camii, Koski Mehmet Paşa Camii, Karagözbey camii, Bosna-Hersek'in
önemli dini vakıf eserlerindendir.
Blagay - Sarı Saltuk Tekkesi, 1466 yıllarında Anadolu erenlerinin
Buna ırmağının çıktığı yere gelerek insanlar yetiştirdiği ve buralarda vakıflar
aracılığıyla hizmet verdiği görülmektedir.
Bosna-Hersek'in ve dünyanın en önemli simgelerinden biri olan
Mostar Köprüsü, 1566 yılında Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle Mimar
98

�ZBORNIK RADOVA - Međunarodna naučna konferencija „Javni i privatni aspekti nužnih pravnih
reformi u BiH: Koliko daleko možemo ići?“

Sinan'ın öğrencisi Mimar Hayrüddin tarafından yapılmış, çevresindeki kente
de bu isim verilmiş, şehirde ticaret canlanmış, Hersek bölgesinin en önemli
şehri haline gelmiştir. 1993 yılında Sırplar tarafından yıkılmasına rağmen
TİKA, UNESCO ve Dünya Bankası'nın desteğiyle 1997 yılında onarılarak
yeniden hizmete açılmıştır.
Yine Bosna-Hersek'in Sırbistan sınırına yakın Vişgrad (Vişegrad)
şehrinde Sava nehrinin kolu üzerinde Drina ırmağı üzerinde 1571 yıllarda
Sokullu Mehmet Paşa tarafından yaptırılan köprü hala kullanılmaktadır. Yine
1682 yılında IV. Mehmet tarafından Konjiç köprüsü, II. Dünya Savaşında
tahrip edilmesine karşın, 2006-2009 yılları arasında tamir ettirilerek hizmete
açılmıştır.
15. yüzyıl vakıf eserlerinden İsa Bey hamamı, Bosna-Hersek'in
olduğu kadar Avrupa'nın da en eski hamamlarından olup halen Türkiye
Cumhuriyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmektedir.
2.3. Osmanlı Devletinde Vakıf Mallarının Hukuki Durumu
Aile vakıfları ve şahısların kendi çocukları için kurduğu vakıflar
dışında kamuya yararlı olan ve kamu hizmetine yönelik herkesin yararlandığı
hayri vakıfların malları kamu malı statüsünde kabul edilmiş, bu malların
mülkiyetleri kamuya geçmiş, vakfiyelerinde öngörüldüğü amaç ve hizmetler
için kullanılması amacıyla bu vakıfların mülkiyetlerine dokunulmamıştır.
Mülkiyetlerine dokunulduğunda beddua ve lanetler edildiğinden bu arazi ve
eserler başka devletler tarafından ele geçirilse bile vakıf eseri ve vakıf
etkinliğini devam ettirmiş, dokunulmazlık zırhından yararlanmıştır. Bu
yüzden vakıf arazi ve eserleri istisnaları olmakla birlikte kolay kolay
satılamamış, başkalarına devredilmemiştir.
Vakıf eserleri ve bunların masraflarını karşılamak amacıyla tahsis
edilen vakıf arazileri vergiden muaf tutulmuştur
Genellikle vakıflar mütevellileri tarafından yönetilip kadı ve
kazaskerler tarafından denetlenirken, sayılarının artmasıyla birlikte nezaretler
tarafından denetlenmiş, hatta yerine göre idare edilmişlerdir. XVI. ve XVII.
yüzyılda nezaretlerin sayısı çoğalınca 1826 yılında Evkaf-ı Hümayun
Nezareti kurularak bu nezaretler tek bir tüzel kişilik altında birleştirilmiş,
daha sonra bu Nezaret Bakanlar Kurulu'nda temsil edilmeye başlanmıştır.
99

�Mustafa Yilmaz: ESKİ VAKIF MALLARININ GÜNÜMÜZDEKİ HUKUKİ REJİMİ - TÜRKİYE
ÖRNEĞİ

Ayrıca vakıf davaları özel mahkemelerde görülmüştür.
2.4. Vakıf Sisteminde Meydana Gelen Bozulmalar
Tanzimat ve onu takip eden süreçte, sosyal, kültürel, siyasî, malî,
kısacası ve her türlü alanda baş gösteren değişiklikler idari yapıyı da
etkilemiş, Osmanlı devlet yapısında yapılan değişikliklerden vakıflar da
nasibini almış, gördüğü hizmetleri yapmak üzere Batı tarzı yeni kamu tüzel
kişilikleri ihdas edilmiş, belediye ve köy tüzel kişiliklerinin yanısıra çeşitli
eğitim, sağlık, ulaştırma alanında çeşitli kurumlar kurulmuş, vakıfların gelir
kaynakları bu yeni kurumlara aktarılarak vakıfların mevcut yapısı zayıflamış,
bir müddet sonra iş göremez hale gelmiştir.
Osmanlı Devletinin son devresinde gerek borçlarından gerekse vakıf
taşınmazlarının gelir getirmesi nedeniyle satılmasından dolayı vakıfların
hizmetlerinde ciddi azalmalar görülmüştür. 17. ve 18. yüzyılda özellikle
İstanbul'da çıkan yangın ve meydana depremlerle tahrip olan vakıf eserlerinin
tamiri önemli masraflara yol açmıştır. Vakıfların yeniden eski fonksiyonlarını
ifa etmesi için çeşitli reformlar yapılmış, ancak herhangi bir sonuç
vermemiştir.

3. Cumhuriyet döneminde eski vakif mallarinin hukuki durumu
Cumhuriyetle birlikte yeni bir devlet ve hukuk sistemine geçilmiş,
eskiden vakıfların yürüttüğü kamu hizmetleri, yeni bir takım kamu tüzel
kişileri eliyle yürütülmeye başlanmış, eski fonksiyonlarını kaybetmişlerdir.
Bu durumda 42.000'i aşkın eski vakıfların (mütevellisi kalmayan vakıflar,
mütevellisi olup da idaresi Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından idare ve
denetlenen vakıflar) ve eserlerinin yeni devlet ve hukuk sistemine adapte
edilmesi, korunması ve harap olmaması amacıyla çeşitli düzenlemeler
yapılmıştır. Eski vakıf mallarının önemli bir kısmının sevk ve idaresi
Vakıflar Genel Müdürlüğüne, bir kısmı Diyanet İşleri Başkanlığına, bir kısmı
da hazineye, bir kısmı belediye ve köylere ve çeşitli bakanlıklara ve de
şahıslara devredilmiş, bazıları da lağvedilmiştir.
Tarihsel süreçte, özel hukuk tüzel kişisi olarak ortaya çıkan ancak
zamanla başkalaşım geçirerek özellikle Osmanlı Devleti'nin ilk zamanlarında
devlet yapısı içerisinde yer alan, kamu hizmetlerini gerçekleştirmesi
bakımından kamu tüzel kişiliği niteliği kazanan, özellikle hayrat denilen
100

�ZBORNIK RADOVA - Međunarodna naučna konferencija „Javni i privatni aspekti nužnih pravnih
reformi u BiH: Koliko daleko možemo ići?“

malları kamu mallarına sağlanan ayrıcalıklardan yararlanan, vergiden muaf
tutulan bu vakıfların büyük bir çoğunluğu Cumhuriyet döneminde de bir
kamu kurumu olan Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından idare edilmiş veya
denetlenmiştir. Mallarının da önemli bir kısmı kamu malı statüsünde
değerlendirilmiş, eski vakıf malları kamu hizmetlerini sürdürmeye devam
etmiştir. Hayrat denilen vakıf malları vergi, resim ve harçlardan muaf
tutulmuş, kamu mallarına uygulanan imtiyazlardan yararlanmışlardır.
Ancak Cumhuriyetin ilk yıllarında eski vakıflara biraz önyargılı ve
mesafeli bir yaklaşım sergilenmesi, akademik çalışmalara ve hukuk sistemine
de yansımış, vakıf müessesesinin ifa ettiği misyon ve hizmetler görmezden
gelinerek çok kere olumsuz yönleri ön plana çıkaran eserler kaleme
alınmıştır. Hukuk sisteminde de eski vakıflarla ilgili 1926 tarihli Medeni
Kanun ve Tatbikat Kanunu ile 1935 tarihli Vakıflar Kanunu çerçevesinde
düzenlemeler yapılmış, ancak bu düzenlemeler ve uygulamalar gerek teoride
ve gerekse pratikte tartışma konusu olmuştur. Yüksek yargı organlarının
içtihatları ve daha sonraki yıllarda yapılan değişiklik ve reformlarla eski
vakıflar düzenlenmeye çalışılmıştır.
Türkiye'de azınlıkların sahip oldukları cemaat=azınlık vakıfları
konusunda önemli tartışmalar yaşanmış, cemaat=azınlık vakıflarına tüzel
kişilik statüsü verilmesi ve mallarını iadesi yolunda önemli adımlar atılmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları doğrultusunda ve 2002 ve 2003
yıllarında yasal mevzuatta cemaat vakıfları lehine önemli değişiklikler
yapılmış, 2008 yılında da Vakıflar Kanunu tamamiyle yenilenmiştir.
Cemaat= azınlık vakıfları tüzel kişilik olarak kabul edilmiş ve el konulmuş
bazı malları iade edilmeye başlanmıştır.
Diğer eski vakıflar da devletin denetim ve gözetimi altında
faaliyetlerine devam etmektedirler.

SONUÇ
Vakıflar, tarihsel süreçte çok önemli fonksiyonlar ifa etmiş ve halen
bu fonksiyon ve hizmetlerine devam eden sosyal, kültürel, toplumsal
kuruluşlardır. Eskiden İslâm devletlerinde sadece insanların kurduğu bir
müessese olmayıp devlet adamlarının gereke kendi adına ve gerekse devlet
adına kurdukları ve çok çeşitli kamu hizmetleri yürüten kurumlar olmuştur.
Özellikle Osmanlı Devleti zamanında bayındırlıktan eğitime, din
101

�Mustafa Yilmaz: ESKİ VAKIF MALLARININ GÜNÜMÜZDEKİ HUKUKİ REJİMİ - TÜRKİYE
ÖRNEĞİ

hizmetlerinden sağlığa, fakirlerin korunmasından sosyal güvenlik
hizmetlerine kadar bir çok hizmet vakıflar eliyle yürütülmüş, günümüzde
devletlerin yaptığı veya yapması gereken bir çok faaliyet vakıflar tarafından
gerçekleştirilmiştir. Devlet, güvenliği sağlayan, adaleti gerçekleştiren bir
mekanizma gibi kabul edilmiş, diğer kamu hizmetleri vakıflar tarafından
yerine getirilmiştir.
Osmanlı Devletinin her yanında olduğu gibi Bosna-Hersek'te de çok
sayıda vakıf eseri inşa edilmiş, vakıflar eliyle bir çok hizmet sunulmuştur ve
halen bu hizmet ve tesislerden yararlanılmaktadır.
Osmanlı Devleti zamanında vakıflar tarafından sunulan hizmetler,
yeni Türkiye Cumhuriyeti döneminde çeşitli kamu tüzel kişileri tarafından
sunulmaya başlanmış, eski vakıflar ve malları yeni hukuk ve devlet sistemine
adapte edilmeye çalışılmıştır. Bu vakıfların ve eserlerinin korunması
amacıyla 1924 yılında Başbakanlığa bağlı bir kamu kurumu olan Vakıflar
Genel Müdürlüğü ihdas edilmiş, bu kurum eski vakıfların idare ve denetimi,
korunması ve restorasyonu ile ilgili görevlerini yerine getirmeye başlamış ve
halen de bu görevini sürdürmektedir. Bu kurum sadece Türkiye içinde değil
aynı zamanda Türkiye'nin yurtdışındaki bazı vakıf eserlerini de korumaya
gayret etmektedir.
Atalarımızın bize miras bıraktığı bu eserlerin korunması ve gelecek
nesillere aktarılması vatandaş ve insan olarak hepimizin görevidir ve
olmalıdır.

102

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9045">
                <text>3057</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9046">
                <text>ESKİ VAKIF MALLARININ GÜNÜMÜZDEKİ HUKUKİ REJİMİ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9047">
                <text>YILMAZ, Mustafa</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9048">
                <text>Vakıflar, insanın fıtratında varolan başkasına iyilik yapma, insanlar  için yardımda bulunma, karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma duygusunu  hukuki statüye kavuşturan ve ona süreklilik sağlayan, düzenli ve koordineli  bir şekilde hayata geçirilmesini temin eden en önemli müesseselerden  birisidir. Çok eski zamanlardan beri insanlar çeşitli nedenlerle vakfetmişler,  ancak İslam’ın vakıf müessesesine verdiği önemden dolayı, gerek teorik  alanda ve gerekse pratikte çok önemli bir yer işgal etmiş, İslâm ve Osmanlı  hukukunda kapsamlı çalışmalar yapılmıştır. Denilebilir ki İslâm hukukunun  ve hukukçularının geliştirdiği ve yaygınlaştırdığı en önemli müesseselerden  biri de vakıf olmuştur.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9049">
                <text>Pravni fakultet Univerziteta u Tuzli i Centar za društvena istraživanja Internacionalnog Burč univerziteta</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9050">
                <text>2014</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9051">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="19">
        <name>K Law (General)</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
  <item itemId="1162" public="1" featured="0">
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9039">
                <text>3510</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9040">
                <text>KONTEKST KORIŠĆENJA STRANIH REČI U ZEMLJAMA U TRANZICIJI - KVALITATIVNI INDIKATOR SAMODEFINIŠUĆEG KULTURNOG IDENTITETA</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9041">
                <text>Vučurović, Milica</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9042">
                <text>Anаlizа rečnikа osobа (kаo i kognitivnih shema) kаko bi se odredilа njihovа ubeđenjа i identitet u odnosu nа "spoljаšnji svet" nije novа stvаr, ne sаmo zа lingviste i kognitivne nаučnike, već i zа klаsične i sаtirične pisce, nаročito kаdа je potrebno dа se predstаve nečijа stereotipnа rаzmišljаnjа o "globаlnom" „zаpаdnom“ kulturnom modelu . Ali upotrebа strаnih i pozаjmljenih reči u kontekstu koji ponekаd ne odgovаrа njihovom etimološkom znаčenju tаkođe pružа drаgocene podаtke zа lingvističke i аntropološke studije jer predstаvljа određen doprinos koji se odnosi nа kulturno okruženje. Ako tаkаv kontekst deli određenа populаcijа preko lokаlnih medijа, ili nа neki drugi nаčin, ondа je ispunjen uslov zа postojаnje rаzličitih podkulturnih grupа. Cilj ovog rаdа je dа pronаđemo kvаlitаtivne rаzloge koji stoje izа upotrebe određenih terminа u Srbiji i nekim drugim zemljаmа u trаnziciji, bilo od strаne nаsumičnih ljudi ili u mаsovnim medijimа. Štа je globаlno, а štа je lokаlno kulturno uslovljeno, štа nаdkulturnа а štа lokаlnаkulturnа pojаvа? Kojа grupа koristi koje termine pri određivаnju svog identitetа ili identitetа neke druge grupe, kаo što je nа primer korišćenje reči „trаnspаrentno“ umesto „jаvno“ , ili reči „nаcionаlizаm" u pohvаlnom ili pogrdnom znаčenju.    Ključne riječi: Identitet, pozаjmljenice, etimologijа, kognitivnа lingvistikа, kognitivnа аntropologijа, globаlizаcijа, nаcionаlizаm</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9043">
                <text>2014</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9044">
                <text>Conference or Workshop Item
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="18">
        <name>PE English</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
  <item itemId="1161" public="1" featured="0">
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9033">
                <text>3515</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9034">
                <text>ESP CURRICULUM AT THE UNIVERSITY LEVEL</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9035">
                <text>Vučen, Nevena</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9036">
                <text>The paper focuses on the former curricula for English for Special Purposes at the University of Banjaluka. Namely, the old curricula that had been used to teach ESP to students of mathematics, physics, chemistry, biology, geography, and spatial planning had displayed a poor focus on the specific vocabulary. Furthermore, the main focus was one the basic grammar points so the students could not be expected to show deep understanding of specific texts. If we consider the fact that students from the target departments all use different vocabulary in their own fields, it became obvious that the target vocabulary should be included, which had not been the case. Another flaw of the former curricula was that the students did not deal with any original English texts in their subject field or with the translation. Hence, we introduced such texts in the new curriculum resulting in a better understanding of the students' own subject matter. We also considered the fact that most scientific papers and handbooks that the students use during their college years were written in English. Our suggestion was that apart from the grammar points presented to the students, their ESP curricula should more focus on their own scientific language, i.e. on the vocabulary that is typical of their own subject matter and which they might be able to use one day in their own field of research. The new curricula resulted in students being more eager to study ESP and better understand the specific target texts.    Keywords: ESP, curriculum, revision, university level, teaching trends</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9037">
                <text>2014</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9038">
                <text>Conference or Workshop Item
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="18">
        <name>PE English</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
  <item itemId="1160" public="1" featured="0">
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9027">
                <text>3469</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9028">
                <text>DESIGNING A TRANSLATION AND INTERPRETATION  DIPLOMA COURSE</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9029">
                <text>Villalobos Nájera, Luis Armando</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9030">
                <text>The objective of this paper is to share the experiences regarding the design and implementation of a  Translation and Interpretation Diploma Course (TIDC) in a public university located in central Mexico.  The main point of designing and implementing the diploma course was to start a new generation of  translators and interpreters since a number of BA in ELT graduates from local universities and many other  translators from the region wish to grow professionally in both translation and Interpretation areas. Besides,  the implementation of this diploma course became a necessity since no institutions in this region offer a  course of this kind. Moreover, the TIDC was designed taking into account the demand for professional  translators and interpreters derived from the industrial and commercial growth in the state of  Aguascalientes, Mexico.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9031">
                <text>2014</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9032">
                <text>Conference or Workshop Item
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="18">
        <name>PE English</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
  <item itemId="1159" public="1" featured="0">
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9021">
                <text>3445</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9022">
                <text>ARGUMENTATION STRATEGIES IN NEGATIVE ACADEMIC  BOOK REVIEWS</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9023">
                <text>Vassileva, Irena</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9024">
                <text>Although nobody would deny that academic criticism is an inherent feature of academic communication, most of the existing studies assume that due to the nature of the development of science, collaborative rhetoric is intrinsic to academic discourse and criticism is an exception rather than the rule. In order to check this hypothesis, the present pilot study investigates a sample corpus of 10 book reviews in the field of English applied linguistics, which have a definitely negative character.    Scientific book reviews not only belong to the basic academic genres, but also possess a functionally determined highly evaluative character, thus being potential carriers of academic criticism. They have, unfortunately, received relatively little attention as yet. The study aims at uncovering the argumentation strategies used by review writers in terms of the classical argumentation Aristotelian theory. Within this theory the notion of topic plays a crucial role. There are two basic types of topoi: those based on everydaylogic generic premises and those with conventionalised conclusions, whose subgroups are used as a methodological instrument of the analysis.    The analysis leads to conclusions concerning the surface expression of the argumentation strategies used by writers, the degree to which criticism is based on objective logic and on subjective personal evaluation, the preference for certain topoi, as well as some general concerns in relation to confrontation in the academia.    “ I f y o u h a v e m o ne y t o b u r n, b u r n i t; d o n’ t b u y t h i s b o o k! ”</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9025">
                <text>2014</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="9026">
                <text>Conference or Workshop Item
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="18">
        <name>PE English</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
</itemContainer>
