<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<itemContainer xmlns="http://omeka.org/schemas/omeka-xml/v5" xmlns:xsi="http://www.w3.org/2001/XMLSchema-instance" xsi:schemaLocation="http://omeka.org/schemas/omeka-xml/v5 http://omeka.org/schemas/omeka-xml/v5/omeka-xml-5-0.xsd" uri="https://omeka.ibu.edu.ba/items/browse?output=omeka-xml&amp;page=225" accessDate="2026-06-24T15:37:35+01:00">
  <miscellaneousContainer>
    <pagination>
      <pageNumber>225</pageNumber>
      <perPage>10</perPage>
      <totalResults>3494</totalResults>
    </pagination>
  </miscellaneousContainer>
  <item itemId="1361" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1630">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/dd79657305c929f424b53f575b620a1c.docx</src>
        <authentication>5de881c4a92bf3160840ba34363259c6</authentication>
      </file>
      <file fileId="1631">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/c607c32c16990ab1b957524990364fc5.pdf</src>
        <authentication>6d17ddaa94822f1e4b993268fe967122</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="10759">
                    <text>2006-2012 YILLARINDA BOSNA’DA YAPILAN EDEBİ ÇEVİRİLER
Sezai COŞKUN - Ayşe DİNÇ - Merve KANDEMİR
International Burch University, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Böülümü, Saraybosna /
Bosna Hersek
Anahtar Kelimeler: : Çeviri, Edebi eser, Çevirmen, Bosna, Yayınevi.
ÖZET
Bosna- Hersek'in Fatih Sultan Mehmet tarafından 1463 tarihinden fethedilmesinden
itibaren 500 yıl boyunca Müslüman Türkler ve Boşnaklar arasında çok sıkı bir dil ve kültür
etkileşimi olmuştur. İstanbul'a giderek Arapça, Farsça ve Türkçe öğrenen aydınlar arasından
Osmanlı Türkçesi'yle yazan şairler çıkmış ve bu şairler divan meydana getirmişlerdir. Bu
dönemde metinler Türkçe aslından okunup anlaşıldığı için çeviri çalışmalarına pek fazla
rastlanamaz. Ancak Osmanlı Devleti'nin bölgeden çekilmeye başladığı 19.yüzyıldan itibaren
çeviri çalışmaları yapılmaya başlanmış ve bu çeviriler günümüzde de devam etmektedir.
Tanzimat'tan itibaren başlayan bu çeviri çalışmalarını ilk olarak Çatica, Başagiça, gibi isimler
Namık Kemal, Ziya Paşa, Tevfik Fikret, Muallim Naci gibi isimlerden çeviri yaparak
başlatmışlardır. Daha sonraki yıllarda bu konu üzerine Amina Şiljak, Kerima Filan, Sabina
Baksic gibi isimler çalışma yapmışlardır. Bu tercüme çalışmalarının edebiyat- edebiyat teorisi,
edebi tenkit gibi açılardan Bosna edebiyatına katkıları olmuştur. Son zamanlarda özellikle
2006’dan itibaren Bosna’da çeviri çalışmaları üzerine bir artış gözlenmiştir. Bu çalışmada
2006’dan sonra Bosna'da yapılan edebi çeviriler tespit edilmiş ve ülkede daha fazla edebi çeviri
yapılmasını engelleyen çevirmen ve yayınevi ile ilgili sorunlar irdelenmiştir. Yaşanılan
sıkıntıların sebepleri gösterilip ve bu konuda çözümler sunulmuştur.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
      <file fileId="1632">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/4faeaa3a3b35ce7b2ef36b37692db201.docx</src>
        <authentication>e3adf85453529869ce98a1f0c64a247d</authentication>
      </file>
      <file fileId="1633">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/4b8dbc9709e17a0f954a49c446c1a497.pdf</src>
        <authentication>5dafcd555f83e708fa186daf13406a97</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="10760">
                    <text>2006-2012 YILLARINDA BOSNA’DA YAPILAN EDEBİ ÇEVİRİLER
Ayşe DİNÇ1
MERVE KANDEMİR2
Özet
Bosna- Hersek'in Fatih Sultan Mehmet tarafından 1463 tarihinden fethedilmesinden
itibaren 500 yıl boyunca Müslüman Türkler ve Boşnaklar arasında çok sıkı bir dil ve kültür
etkileşimi olmuştur. İstanbul'a giderek Arapça, Farsça ve Türkçe öğrenen aydınlar arasından
Osmanlı Türkçesi'yle yazan şairler çıkmış ve bu şairler divan meydana getirmişlerdir. Bu
dönemde metinler Türkçe aslından okunup anlaşıldığı için çeviri çalışmalarına pek fazla
rastlanamaz. Ancak Osmanlı Devleti'nin bölgeden çekilmeye başladığı 19.yüzyıldan itibaren
çeviri çalışmaları yapılmaya başlanmış ve bu çeviriler günümüzde de devam etmektedir.
Tanzimat'tan itibaren başlayan bu çeviri çalışmalarını ilk olarak Çatica, Başagiça, gibi isimler
Namık Kemal, Ziya Paşa, Tevfik Fikret, Muallim Naci gibi isimlerden çeviri yaparak
başlatmışlardır. Daha sonraları bu konu üzerine Amina Şiljak, Kerima Filan, Sabina Baksic
gibi isimler çalışma yapmışlardır. Bu tercüme çalışmalarının edebiyat- edebiyat teorisi, edebî
tenkit gibi açılardan Bosna Edebiyatına katkıları olmuştur. Son zamanlarda Bosna‟da çeviri
çalışmaları üzerine bir artış gözlenmiştir.
Bu çalışmada 2006‟dan sonra Bosna'da yapılan edebî çeviriler tespit edilecek ve ülkede
daha fazla edebî çeviri yapılmasını engelleyen çevirmen ve yayınevi ile ilgili sorunlar
irdelenecektir. Yaşanılan sıkıntıların sebepleri ve bu konuda çözümler sunulacaktır.
Anahtar Kelimeler: Çeviri, Edebî eser, Çevirmen, Bosna, Yayınevi

LITRARY TRANSLATIONS IN BOSNIA AFTER AT 2006-2012
Abstract
Since the Bosnia and Herzegovina was conquered by the Sultan Fatih Mehmed, there
has been a very strong interaction in language and culture between Bosnians and Muslim
1

Arş.Gör., International Burch University, Türk Dili ve Edebiyatı Öğr.Böl., adinc@ibu.edu.ba
Lisans Öğrencisi, International Burch University, Türk Dili ve Edebiyatı Öğr.Böl.,m.kandemir@windowslive.com

2

�Turks (among 500 years).

After Bosnian writers went to Istanbul to learn Arabic, Turkish

and Persian, some of them began to write their writings by Ottoman Turkish. Therefore those
poets composed their Divan. In that term, there was not translation because poets tried to
understand tasks in their original language. From the 19 century, when the Ottoman Empire
began to lose ground from Balkans, translations of literary works became common, and it
continues nowadays. First translators were Çatica, Başagiça, Avde Karabegoviça and these
translators did their work from famous Turkish writers like Namık Kemal, Ziya Paşa, Tevfik
Fikret, Muallim Naci. Literature theory of these translations has contributions on Bosnian
literature to criticize literally.
In this work, literary translations which are composed after Tanzimat term will be
scanned and the contributions of these works on Bosnian Literature will be analyzed.
Key words: translations, literary works, writer, Bosnia, publishing house.

Giriş
Çeviri kelime anlamı olarak; bir dilden başka bir dile aktarmak olarak açıklanabilir
ancak çevirinin en önemli işlevi diller arası ve kültür alışverişini sağlayan bir iletişim alanı
olmasıdır. Çevirmen yaptığı çevirinin dilini ve çevirinin konusunu bilerek ya da bu konuda
araştırma yaparak kaynak metne anlamca uygun işlevsel bir çeviri metni oluşturmakla
yükümlüdür.
Bir ülkenin kültürü hakkında bilgi edinmek için o ülkenin diline hâkim olmak
gerekmektedir. Bir ülkenin yapısı, onun milli unsurları, diline ve yazılmış olan eserlere
yansımaktadır. Bu açıdan çevirinin kültür aktarımı işlevini gerçekleştirebilmesi için kaliteli
olması önem arz etmektedir.
Bu bağlamda Bosna‟da Türkçenin gelişimi ve çevirilerin başlangıcı açısından Osmanlı
Devleti‟nin Balkanlarda bulunuşunu kısaca gözden geçirmek gerekmektedir.
Osmanlı Devleti tarih boyunca birçok milletle birlikte yaşamış, kendi varlığını
sürdürürken, birlikte yaşadığı milletleri kültürü ve diliyle etkilemiş ve bu milletlerden de
etkilenmiştir.

�Etkileşime girdiği milletlerin en önemlilerinden birisi de Boşnaklardır. Resmi olarak
(1428-1429) yılları içerisinde Bosna Kralı ll. Tvrtko, Osmanlı devletini kabul etmiş ve 1463
yılında Fatih Sultan Mehmet döneminde fethedilmiştir. Bu dönemden itibaren Türkler ve
Boşnaklar arasında ciddi bir kültürel iletişim başlamış ve zamanla Türkçe kelimeler Bosna‟da
günlük hayatın bir parçası olmuştur. (Yorulmaz, 2008: 73)
Bosna‟da Türkçe kelimelerin bu kadar yayılmasında; Bosna‟dan İstanbul'a giderek
Osmanlıca Farsça ve Türkçe öğrenen Müslümanların payı büyüktür. Hatta bu kişiler
arasından Osmanlıca yazan şairler de çıkmış ve Divan Edebiyatı şairleri arasında
sayılmışlardır. İstanbul‟da bulundukları süre içinde bazı kelimeleri Boşnakçada tam olarak
çeviremedikleri için, aynı şekilde alıp kullanmak zorunda kalmışlardır. Dolayısıyla 19.
Yüzyıla kadar Bosna‟da Türkçeden Boşnakçaya çevrilmiş eser hemen hiç yoktur. (Filan,
2005:192)
Ancak 19. Yüzyılda Panslavizm politikası sebebiyle Bosna‟da çıkan isyanlar ve
ayaklanmalar sonucunda karışıklıklar çıkmıştır. Bu ayaklanmalar Ayastefanos Antlaşması‟nın
3 Mart 1878‟de imzalanmasıyla sonuçlanmıştır. Ayastefanos Antlaşmasının şartları İngiltere
gibi diğer Avrupalı devletlerin kabul etmemesinden dolayı reddedilmiş ve Rusya ve İngiltere
de bir Avrupa kongresinin toplanması konusunda anlaştıklarından, Osmanlı İmparatorluğu 13
Haziran 1878‟de, Berlin‟de toplanacak olan kongreye çağrılmıştır. (Doğu Anadolu Bölgesi
Araştırmaları, 2003: 17)
Böylece 13 Haziran 1878‟de toplanılan Berlin kongresinde Osmanlı devleti Bosna‟daki
topraklarını Avusturya‟ya bırakmak zorunda kalmıştır.
Avusturya‟nın bölgeyi işgalinden sonra Bosna‟da bir dönem boyunca kültürel açıdan ciddi
sorunlar yaşanmış ve bir süre burada eğitim alanında çalışma yapılamamıştır. Bu dönemde
yayın yapan gazeteleri kapatırlar ve bazı seçkin insanlar bu dönemde ülkeden ayrılmak
zorunda kalmışlardır. Avusturya‟nın hâkimiyeti içerisinde bulunan Bosna‟da yedi yıl boyunca
Türkçe eser yayınlanmamıştır. Bu yedi yıllık dönem hem Bosna-Hersek, hem Boşnaklar için
ciddi kayıptır. Yedi yıllık bir aradan sonra Mehmet Hulusi, Neretva gazetesinden edindiği
birikimlerle Vatan adında haftalık bir gazete ile Bosna-Hersek semalarında Türkçenin ses
bayrağını yeniden dalgalandırmaya başlar.(Birinci, 2000: 407).
19. yüzyılda Divan edebiyatından sonra Tanzimat edebiyatına benzer bir geçiş Bosna‟da
yaşanmıştır. Batı‟da gelişen şiir, hikâye, roman, tiyatro türleri bizdeki yazarlar gibi denemeye

�çalışmışlardır. Avusturya‟nın siyasi baskısına paralel olarak edebiyattaki Batı etkisi 19.
Yüzyılın sonlarında hızlanmış ve 20. Yüzyılın başlarında da devam etmiştir. (Yorulmaz,
2007:275) Bosna‟da çeviri çalışmalarına Türkçenin yeni öğrenilmesi ve yeni yeni eserler
çıkması dolayısıyla ilk dönemler pek rastlamak mümkün değildir.
Kerima Filan, Türkçeden Boşnakçaya yapılan çeviri çalışmalarını şu dört bölümde
incelemektedir:
-19.yüzyıldan 1918'e kadar olan çalışmalar
-Savaş dönemi çalışmaları (1918'den 1941'e kadar)
-Yugoslavya Dönemi (1945-1992)
-Yugoslavya'nın yıkılışından günümüze kadar olan dönem
Yapılan çalışmalarda tercüme çalışmaları; edebiyat teorisi ve tarih, edebî tenkit ve çeviriler
açısından önemlidir.

1. Başlangıçtan Günümüze Bosna’da Yapılan Çeviriler
1990‟lı yıllardan itibaren Saraybosna‟da Zagreb ve Üsküp‟te Türk kültür ve edebiyatına
ait bir takım eserlerin tercüme edildiğini ve tanıtıldığını görüyoruz. Bu dönemde Bajram
Esad, Emin İljami, Fahri Mermer, Kerima Filan, Amina Şiljak Jesenkoviç gibi isimler önde
gelen Türkologlardır. (Filan, 2005:192)
Nedim Filipoviç, Fehim Nametak gibi Şarkiyat'ta hocalık yapan Türkologlar'ın yaptığı
çeviriler tamamıyla profesyonel değildi, hem anlam hem de bilgi yanlışları bulmak
mümkündü. Ancak bu çalışmaların önsözlerinde yazar, eserin yazıldığı dönem hakkında
verilen bilgiler oldukça eğiticiydi ve Türk Edebiyatı'nın Bosna'da anlaşılması ve sevilmesinde
etkili oluyordu.
Ljubinka Rajkoviç'in (Sırp ve Hırvatlar'da Türk Şair ve Yazarlar) isimli çalışması, o
zamanda çıkan Novi Behar, Biser, Gajret gibi dergilere kadar hep ikinci elden çeviriler
yapılıyordu. Avrupa dillerinden yapılan bu çeviriler genellikle hem yanlış bilgilerle dolu hem
de çok yorumlu oluyordu. Bir nevi çevirinin çevirisi durumunda idiler. Ancak yapılan bu

�çeviriler her ne kadar çok iyi olmasalar da Bosna'da ilk dönem adına çok önemli bir görevi
yerine getirmişlerdir. (Filan, 2005:192)
Çevirilerin dönemlere göre ve o zaman ki yaşanılan siyasi olaylara göre şekil aldığını
görüyoruz. Komünizm zamanında Yaşar Kemal, Nazım Hikmet gibi sanatçıların eserleri
çevrilmiştir. Yaşar Kemal‟in düşünce yapısı eserlerine işleyişi o zamanki tercümanların
dikkatini çekmiştir. (Yılanı öldürseler kitabı). Ayrıca yine günümüz yazarlarından Orhan
Pamuk‟un Nobel ödülü almasından dolayı birçok eseri yayınevleri tarafından çevrilmiştir. Son
7 yıl içinde yayınevleri birçok çeviri yayımladılar. Böylece çeviri adına yapılan çalışmalar
artarak devam etti.
Sabina Baksic, Saraybosna‟daki Gazi Hüsrev Kütüphanesinin her yıl çıkartmış olduğu
„ANALİ‟ dergisinin bu seneki sayısında „ÇEVİRİ VE İDEOLOJİ‟ başlığı altında bir makale
yayımlamıştır. Burada çevirilerin Bosna‟ya etkisi üzerine bir yazı yazmıştır. Makaleye göre;
Çevirilerin ideolojik kökenli olabileceğinden bahsetmiş ve çalışmada editörlerin ya da
çevirmenlerin önsözlerinde eseri, neyi hangi amaçla çevirdiği incelenerek bir sonuca
varılmaya çalışılmıştır.
Ülkenin zaman zaman birçok sıkıntılar atlatması, birçok dönemlerden geçmesi eserleri
mutlaka etkileyen sebepler arasındadır.
Yılmaz Taşçıoğlu, Bosna‟da yapılan çevirileri Türk Edebiyatı konusunda öne çıkan 200
kadar dergiyi tarayarak tespit etmiştir. Boşnakça Hırvatça ve Sırpça Dillerine çevrilen Türk
yazarların başında ilk yıllarda Namık Kemal, Abdülhak Hamit, Tevfik Fikret, Halit Ziya
Uşaklıgil, Ahmet Hikmet gibi isimleri görüyoruz.
Cumhuriyetin ilk dönem yazarlarından Halide Edip, Yakup Kadri Ve Reşat Nuri bölgede
ilgi gören yazarlar arasındadır. 2. Dünya savaşı sonrasında ise başta Nazım Hikmet olmak
üzere, Orhan Veli, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Melih Cevdet Anday, Aziz Nesin kitapları en çok
tercüme edilen yazarlardır. Son zamanlarda ise Orhan Pamuk‟un romanları çevrilmektedir.
(Taşçıoğlu, 429-477)
Tanzimat‟tan itibaren Bosna‟da çeviri çalışmaları yapılmaya devam etmiştir. Ancak bu
çalışmalar profesyonel olmaktan ziyade amatör bir ruhla yapılmış çalışmalardır. Dolayısıyla
etkisi de çok geniş çaplı olamamıştır. Ancak 2005 yılından itibaren Boşnakçaya çevirisi
yapılan Türkçe eserlerin sayısında bir artış gözlemlenmiştir.

�2006‟dan itibaren Bosna‟da Türkçe eser çevirilerinde görülen artışın en önemli sebeplerini
şöyle sıralayabiliriz;
1. Türkçe Çeviri Projesi ile (TEDA). (24 tane eser çevirmiş ve hala çalışmalar
sürmektedir.)
2. 2006 'da Orhan Pamuk‟un Nobel ödülü alması
3. Türkçe dizilerin Türk kültür hayatının merak edilip araştırılmasına neden olması
4. Bosna‟da bulunan Türk okullarının Türkçenin yaygınlaşmasına etkisi
Son yıllarda çevirilerin artmasının başka nedenleri de: 1990‟dan itibaren Avrupa Birliğine
aday olan Türkiye‟nin hem diğer ülkelerce daha da çok tanınması, hem ülkenin ekonomik
açıdan gelişim göstermesi ve birçok insanın Bosna‟dan Türkiye‟ye gitmesi, gezme veya iş
maksatlı programlar da etkilidir.
Türk Kültür, Sanat ve Edebiyatı ile ilgili Eserlerin Türkçe Dışındaki Dillerde
Yayımlanmasına Destek Projesinin (TEDA) önemli etkisi vardır. TEDA Türkiye kapsamında
yurtdışındaki birçok ülkeyle çalışma halinde olup, birçok kitabın çevrilmesinde katkıda
bulunmuştur. TEDA projesi kapsamında görüştüğümüz, Doç. Dr. Oktay Saydam‟ın bize
gönderdiği Bosna‟da çevrilen eserler aşağıdaki tabloda gösterilmektedir:
TEDA Programı Kapsamında Boşnakça Dilinde Verilen Destekler
Ülke
Dil
Yayınevi
Bosna2005/2
Boşnakça Connectum
Hersek
Bosna2005/2
Boşnakça Connectum
Hersek
Bosna2006/1
Boşnakça Connectum
Hersek

No Dönem
1
2
3
4

2006/1

5

2007/2

6
7
8

BosnaBoşnakça Connectum
Hersek

BosnaHersek
Bosna2007/2
Hersek
Bosna2007/2
Hersek
Bosna2007/2
Hersek

Buybook
D.O.O.
Buybook
Boşnakça
D.O.O.
Boşnakça

Boşnakça Connectum
Boşnakça Connectum

2007/2

BosnaBoşnakça Connectum
Hersek

10 2007/3

BosnaBoşnakça Connectum
Hersek

9

Eser
Öyküler
(Şeçmeler)
O/Hakkari‟de
Bir Mevsim

Yazar/Hazırlayan

Çevirmen

Durumu

Füruzan

Kerima Filan

yayımlandı

Ferit Edgü

Kerima Filan

yayımlandı

Kar Masalları

Feridun Andaç

Ayet Arifi

yayımlandı

Ciğerdelen

Safiye Erol

Mucizevi
Mandarin
Kırmızı
Pelerinli Kent
Yılanı
Öldürseler

Aslı Erdoğan

Gezgin
Osmanlıyı
Yeniden
Keşfetmek
Mavisini
Yitirmiş
Yaşamak

Aslı Erdoğan

Amina
Siljakyayımlandı
Jesenkovic
Enver
yayımlandı
İbrahimkadic
Enver
yayımlandı
İbrahimkadic

Yaşar Kemal

Kerima Filan

yayımlandı

Sadık
Yalsızuçanlar

Ayet Arifi

yayımlandı

İlber Ortaylı

Ayet
Arifi/Selmir
Kaplan

yayımlandı

Ali Çolak

Ayet Arifi

yayımlandı

�11 2007/3
12 2007/3
13 2007/3
14 2007/3
15 2008/1
16 2008/1
17 2008/3

BosnaHersek
BosnaHersek
BosnaHersek
BosnaHersek
BosnaHersek
BosnaHersek
BosnaHersek

Buybook
D.O.O.
Buybook
Boşnakça
D.O.O.
Buybook
Boşnakça
D.O.O.
Buybook
Boşnakça
D.O.O.
Boşnakça

Boşnakça Connectum
Boşnakça
Boşnakça

Buybook
D.O.O.
Buybook
D.O.O.
Izdavacka
kuca
TUGRA
Izdavacka
kuca
TUGRA
Izdavacka
kucaTUGRA
Izdavacka
kuca
TUGRA
NID "Novi
Kevser"
d.o.o.
NID "Novi
Kevser"
d.o.o.
NID "Novi
Kevser"
d.o.o.

18 2009/1

BosnaBoşnakça
Hersek

19 2009/1

BosnaBoşnakça
Hersek

20 2009/2

BosnaBoşnakça
Hersek

21 2009/2

BosnaBoşnakça
Hersek

22 2010/1

BosnaBoşnakça
Hersek

23 2010/1

BosnaBoşnakça
Hersek

24 2010/2

BosnaBoşnakça
Hersek

25 2010/2

BosnaBoşnakça Connectum
Hersek

26 2010/2

BosnaBoşnakça Connectum
Hersek

27 2010/2

Bosnabuybook
Boşnakça
Hersek
d.o.o.

28 2010/2

Bosnabuybook
Boşnakça
Hersek
d.o.o.

29 2011/1

30 2011/1
31 2011/1
32 2011/1
33 2011/2
34 2011/2

BTC
BosnaBoşnakça (TKD)
Hersek
Sahinpasic
BTC
BosnaBoşnakça (TKD)
Hersek
Sahinpasic
BosnaBoşnakça Connectum
Hersek
BosnaBoşnakça Connectum
Hersek
BTC
BosnaBoşnakça (TKD)
Hersek
Sahinpasic
Bosna- Boşnakça BTC

Adı: Aylin

Ayşe Kulin

Beyaz Kale

Orhan Pamuk

Sessiz Ev

Orhan Pamuk

Babamın
Bavulu
Türk
Masalları
Kara Kitap
Masumiyet
Müzesi
Git Kendini
Çok
Sevdirmeden

Orhan Pamuk
Fatih M. Durmuş
Orhan Pamuk

Enver
yayımlandı
İbrahimkadic
Enver
yayımlandı
İbrahimkadic
Marta Andric yayımlandı
Enver
yayımlandı
İbrahimkadic
Dzejla
yayımlandı
Dautovic
Ekrem
yayımlandı
Causevic
yayımlandı

Orhan Pamuk

Kerima Filan

Tuna Kiremitçi

Enver
yayımlandı
İbrahimkadic

Kayıp Söz

Oya Baydar

Enver
yayımlandı
İbrahimkadic

Küçüğe Bir
Dondurma

Tuna Kiremitçi

Enver
İbrahimkadic

Huzur

Ahmet Hamdi
Tanpınar

Enver
İbrahimkadic

Bir Anlık
Gecikme

Reha Çamuroğlu

Enver
İbrahimkadic

On Beş Türk
Masalı

Adnan Binyazar

Enver
İbrahimkadic

Aşka Şeytan
Karışır

Hande Altaylı

Enver
İbrahimkadic

İlber Ortaylı

Mirsad
Turanoviç

Reşat Nuri
Güntekin

Kerima Filan

yayımlandı

Ahmet Hamdi
Tanpınar

Marijana
Bavcevic

yayımlandı

Mario Levi

Sabina
Baksic

Yeşil Peri
Gecesi

Ayfer Tunç

Enver
İbrahimkadic

Aziz Bey
Hadisesi

Ayfer Tunç

Enver
İbrahimkadic

İlber Ortaylı

Ayet Arifi

Cemil Kavukçu

Mirsad
Turanoviç

Ayşe Kulin

Enver
İbrahimkadic

Mehmet Murat

Enver

Son
İmparatorluk
Osmanlı
Yaprak
Dökümü
Saatleri
Ayarlama
Enstitüsü
Karanlık
Çökerken
Neredeydiniz

Defterimden
Portreler
Öyküler
(Seçme)
Veda: Esir
Şehirde Bir
Konak
Buse Cinayeti

�Hersek

(TKD)
Sahinpasic

BosnaSemerkand
35 2012/1
Boşnakça
Hersek
D.O.O.
BosnaHersek
Bosna37 2012/1
Hersek
Bosna38 2012/1
Hersek
Bosna39 2012/1
Hersek
36 2012/1

40 2012/1

Semerkand
D.O.O.
Semerkand
Boşnakça
D.O.O.
Boşnakça

Boşnakça Connectum
Boşnakça Connectum

BosnaBoşnakça Connectum
Hersek

41 2012/1 Bosna- Boşnakça Connectum
Hersek

42 2012/1

BosnaBoşnakça Connectum
Hersek

Bosna43 2012/1
Boşnakça Connectum
Hersek

44 2012/2

BosnaBoşnakça Connectum
Hersek

Bosna45 2012/2
Boşnakça Connectum
Hersek

46 2012/2

BosnaBoşnakça Connectum
Hersek

47 2012/2

BosnaBoşnakça Connectum
Hersek

48 2012/2

BTC
BosnaBoşnakça (TKD)
Hersek
Sahinpasic

Somer
Leyla ile
Mecnun
Nusret Özcan
Kalbin
Şehrayini
Aşık Paşazade Cemil Çiftçi
Tarihi
(Haz.)
Ömer Nasuhi
İki Aşk Çiçeği
Bilmen
Üç Kıtada
İlber Ortaylı
Osmanlı

İbrahimkadic

Amir
Cananovic
Amir
Cananovic
Amir
Cananovic
Ajet Arifi

Balkanlarda
Osmanlı Mirası
ve Milliyetçilik

Kemal Karpat

Dzejla
Khattab

Osmanlılar,
Fütühat,
İmparatorluk,
Avrupa İle
İlişkiler

Halil İnalcık

Nadira Zunic

Barbaros

Metin Özdamarlar

Nadira Zunic

Mimar Sinan

Nefise Atçakarlar

Azra Efendic

Niyazi Mısri Burc-i Belada
Mustafa Tatçı
bir Merdi
Huda
Dahi Fatihin
Muhteşem
Behiçe Tezçakar
Fethi
365 Günde
Sevgili
Peygamberim
Bir Adam
Girdi Şehre
Koşarak
Kekeme
Çocuklar
Korosu
Serenad

Amina
SiljakJesenkovic

yayımlandı

Azra Efendic

Nurdan Damla

Samira
Osmanbegovi
c Baksic/Ajet
Arifi

Tarık Tufan

Ajet Arifi

Tarık Tufan

Ajet Arifi

Zülfü Livaneli

Nura Dika
Kapic

Türk dilinin, kültürünün ve Edebiyatının farklı ülkelerce tanınması açısından çalışmalar
yapan bu kurumun Bosna‟da da birçok yayınevi ile çalıştığı görülmüştür. 2005‟den itibaren
çevrisi yapılan ve yapılma aşamasında olan birkaç eserlere bakacak olursak:
Bosna‟da 2005‟ten itibaren 24 adet kitap çevrilmiştir. Bu kitaplar içerisinde 15 tane
roman ve romanlar içerisinde 1 tarihi roman, 4 hikâye kitabı, 1 anı, 1 deneme türü eser çeviri
çalışması olmuştur. Bunlar içerisinden de hala çevirisi yapılan kitaplar arasında 17 roman
vardır. Romanlardan 7 tarihi roman, 2 çocuk hikâye kitabı, 2 deneme türü eser bulunmaktadır.

�Teda kapsamında bakılırsa 1351 Türkçe eser, 54 farklı dile çevrilerek 57 ülkede
yayımlanmıştır.
Çevrilen kitaplara baktığımızda büyük bir kısmının edebî eser kapsamında bulunduğunu
görürüz. Bu eserlerin büyük bir kısmı roman türündedir. Ardından hikâye ve deneme türünde
eserler gelmektedir. Bu noktada dikkatimizi çeken, eserler arasında hiç şiir kitabının
bulunmamasıdır. Buna sebep olarak ise şiir çevirisinin daha zor olması gösterilebilir.
Türkiye'nin Saraybosna Kültür ve Tanıtma Müşaviri Dr. Cengiz Aydın ise Türkçe
kitaplara olan ilgide TEDA‟nın önemini belirtti. Bu proje sayesinde 2005 yılından bugüne
kadar Türkçeden Boşnakçaya çevrilen çeşitli alanlardaki 24 kitaba destek verildiğini ifade
eden Aydın, bu destekler nedeniyle çevirmenlerin ve yayıncıların Türk edebiyatına öncelik
verdiğine işaret etti.(Radikal.com)

2. Yayınevleri
Bosna‟da yayınevleri sayısı çok fazla değildir. Bununla birlikte Bosna‟da bulunan toplam
yayınevi sayısı 10‟ u geçmemektedir. Yayınevleri pek çok açıda sıkıntılı olsa da genel
anlamda en ciddi problem olarak, çeviri sisteminin ticari bir amaç haline gelmesi nedeniyle
masraftan kaçınan bir tutuma sahip olduklarını görüyoruz.

Bu işi üstlenen profesyonel

anlamda bilgisi olan insanların maddi gelir açısından çok şey isteyeceklerini düşünen
yayınevleri çözümü çeviri işlerini daha az bilgili veya daha az para alan ve profesyonel
olmayan insanlarla çalışmakta bulmaktadır. Bu nedenle ortaya kaliteli ve sağlıklı çeviriler
çıkmamaktadır.
Bu projede payı olan Connectum Yayınlarının sahibi ve çok sayıda Türkçe kitabı
Boşnakçaya çeviren Ajet Arifi3 olumlu bir tablo çizerek; Bosna‟da kitap okuma oranının çok
fazla olduğunu ve Boşnakçaya çevrilen Türkçe eserlerin çok satıldığını söyledi. Çevrilen kitap
sayısının az bir nüfusa sahip olan Bosna‟ya göre gayet yüksek olduğunu belirtti. Ancak
Arifi‟ye göre Türkiye‟de günümüze kadar Boşnak yazarlarından sadece üç yazarın kitabının
yayımlanmış olması, çevirilerin kültür aktarımı açısından önemi dikkate alındığında bir
eksikliktir. Boşnakçadan Türkçeye çevrilen bu kitaplar, Meşa Selimovic‟in „Derviş ve Ölüm‟,
İzet Sarajlic‟in „Sunu‟ ve Ahmet Hromadzic‟in hikâyeleridir. Bundan dolayı da çeviri
çalışmalarının tek taraflı şekilde yürüyemeyeceğini, Türkiye‟de bu çalışmaların daha yoğun
3

Buradaki bilgiler 05.03.2013 tarihte yapılan röportajından alınmıştır.

�şekilde yapılması gerektiği Ajet Arifi tarafından vurgulanmıştır. Çeviri açısından sadece bu
alanda bilindik kişilerin yapabildiğini, günümüzde çok fazla çeviri yapabilen çevirmenin
olmadığından söz etti.
Bu konuda çalışma yapan diğer bir yayınevi olan Bybook yayınlarının sahibi Damir
Uzunovic de, popüler kitaplar çevirdiklerini, bu konuda Teda‟nın desteğinin oldukça iyi
olduğunu ancak devletin bu konuda yayınevlerine katkısının olmayışının sıkıntı meydana
getirdiğini söyledi. Teda yaklaşık her kitap için 3 ile 5 bin Euro arasında yardım yapmaktadır.
Profesyonel olarak çalışan çevirmenler, İngilizce çeviriye göre Türkçe eser çevirisinden daha
fazla ücret talep etmektedirler. Bu da yayınevlerinin daha az ücretle çalışan insanlara
yöneldiğini gösteriyor. Bybook‟da en çok Orhan Pamuk ve Ahmet Hamdi Tanpınar‟ın
eserlerine talep vardır. Edebî eserlerin yanında dini eser çevirisi yapan yayınevleri de
bulunmaktadır. Bu yayınevlerinin sıkıntıları, Boşnakların çok fazla tasavvuf bilgisi olmayışı
ve bu yüzden Türkçeden çeviri eserlerde çok fazla satış olmamasıdır. Semerkand Yayınevi de
Türkiye ile karşılıklı ilişki halinde çeviri çalışması yapmaktadır. Boşnakçaya çevrilen
eserlerin yanında Türkçe eserler de satılmakla birlikte bu kitapların satış rakamları iyidir.
Satış oranlarının iyi olmasını sebebini Aldin Zigiç, Semerkand Tv kanalının olmasına bağladı.
Hikmet yayınevinden Fikret Daçiç, tercih olarak daha çok dini kitap çevirisi yaptıklarını
bunların içinde Fethullah Gülen‟in yazmış olduğu eser çevirileri oldukça fazladır. Gülen‟in
yazmış olduğu eserler, Bosna‟da iyi satılmakta ve bu kitaplar Boşnakçaya çevrilen eser
sayısını arttırmaktadır. Geçen sene açılan ve bu zamana kadar 20 kitap çevirisi yapmış olan
Hikmet Yayınevi, çeviri yapabilecek her türlü insanla çalıştıklarını, bunların içinde
profesyonel ve üniversite öğrencisinin yanında daha önce Türkiye‟de yaşamış kişilerin
bulunduğunu ifade etti. Fikret Daçiç, genç ve daha az tecrübeli insanlarla daha kolay iş birliği
yapıldığını, buna sebep olarak çok tecrübeli olan çevirmenlerin, yaptıkları çevirilerde çok
fazla dikkatli olmadığını söylüyor. Aksine az tecrübeli olan çevirmenler hata yapma korkusu
ile daha da dikkatli çalıştıklarını belirtti.
Sonuç olarak; yayınevlerinin kitap seçiminde popüler kitaplara yöneldikleri, daha az
maliyetle çalışmak için profesyonel olmayan çevirmenler tercih ettikleri, bu nedenle edebî
eser çevirisinde kalitenin birinci planda olmadığını belirtebiliriz.

�3. Çevirmenler
Bir dilden başka bir dile çeviri yapılırken; bu çevirinin nitelikli olması işini bilen
uzman çevirmenlerin yetiştirilmesiyle ilgilidir. Bosna bu anlamda, henüz profesyonel
olgunluğa ulaşamamıştır. Daha çok gönüllülük esasına dayalı olarak çevirmenler,
çalışmalarını yapmaktadır.
Bosna‟da çevirmenler de çeşitli sıkıntılar yaşamaktadırlar. Bunların en başta gelenlerinden
birisi, yayınevleri ile ilgili yaşanan sıkıntıdır.
Bu sıkıntılar yayınevlerinin popüler eserlere öncelik tanımasından kaynaklanmaktadır.
Yayınevleri kitapların satış oranına göre, estetik değerlerine öncelik vermeden çevrilecek
kitaba karar vermekte ve bu konuda profesyonel anlamda çalışan çevirmenlerin görüşlerine
değer vermemektedir. Bu genel anlamda dünyanın pek çok ülkesinde yaşanan bir problemdir.
Çevirmen olarak Sabina Baksic4 de bazen çalışmalarda sorun çıkarabildiğini, kendisinin
çeviri yapmaktan çok zevk aldığını ama iki yıl önce yaptığı çevirinin yayınlanmamasından
dolayı (Maria Levi, Karanlık çökerken neredeydiniz? ) yaşanılan sıkıntılardan bahsetti.
Yayınevleri çevirilerin iyi olup olamadığına bakmaksızın kâr amacıyla çalıştıkları için ortaya
kaliteli çeviriler çıkmamaktadır.
Diğer bir sıkıntı da, çevirinin Bosna‟da çok para getirmemesiyle ilgilidir. Bu yüzden
genellikle çeviriler belirli kişiler tarafından yapılmaktadır. Profesyonel anlamda çok çeviri
yapan olmadığından, olanların da mali açıdan çok fazla beklenti içinde olabileceğini düşünen
yayınevleri, uzman olmayanlarla bu işi sürdürmektedir. Fehim Nametak 5 da çeviri açısından
yaşanan en büyük sıkıntının, yayınevlerinin daha az maliyete kaçmasından dolayı, kalitesiz
çalışmaların ortaya çıkması olduğunu söyledi. Ona göre profesyonel olmayan çevirmenlerle
çalışan yayınevleri kalitenin düşmesine sebep olmaktadır.
Diğer bir konu da çevirmen Edina Ustavdic6, konuyu çevirmenin sorumlulukları
açısından değerlendirerek, Türk olmayan Türkologların iki dile hâkim olmak zorunda
olduğunu ifade etti. Ona göre bir çevirmen kaliteli bir eser ortaya koyabilmek için edebî dili
akımları, iyi bilmeli ve bu konuda pek çok kitap okumalıdır. Aynı zamanda o dilin
inceliklerine eserin ruhunu da yansıtacak kadar hâkim olmalıdır.
4

Sarajevo üniversitesi Felsefe Fakültesi öğretim Görevlisi Sabina Baksic’le 23.03.2013 tarihinde yapılan
röportajda edinilen bilgilerdir.
5
Sarajevo üniversitesi öğrt. Felesefe Fehim Nametak’la 18.04.2013 tarihinde yapılan röportajdır.
6
Sarajevo üniversitesi Felsefe Fakültesi Araştırma Görevlisi Edina Ustavdic ile 23.03.2013 tarihinde yapılan
ropörtajdır.

�Bosna da son zamanlarda Türkçe bölümü okuyanların sayısının arttığını ifade eden
Ustavdic, daha önceleri Boşnak öğrenciler amaçsız bir şekilde bu bölüme gelirken son
dönemlerde artık bu seçimin bilinçli olarak yapıldığını söyledi. Buna bağlı olarak profesyonel
manada çevirmen olacak kişilerde bir artış gözlenebileceği düşünülebilir.
Son zamanlarda Türkiye‟ye olan ilgi artınca, bu bölüme olan ilgi de arttı. Buna sebep
olarak dizilerin payı ve Türkiye‟nin yükselişi etkilidir. Türkiye ile duygusal bir bağ
oluşmuştur.
Bir başka sıkıntı da Bosna Şartlarında çeviriler hususunda çevirmenlerin arkasında olan
veya yayınevlerini destekleyici bir kuruluşun olmayışıdır.
Çevirilere, çevirmen açısından bakıldığında bir diğer konu; çevirmenlerin asıl işlerinin bu
olmaması ve zaman yetersizliğidir. Amina Şiljak7 en büyük sorununun zamanı olmadığını,
dolayısıyla çeviri çalışmalarına yetirince eğilemediğini ifade etti. Ayrıca hem bilimsel
araştırma yapıp hem de tercümanlık yapmanın çok zor olduğunu, diğer taraftan bu çevirdiği
eserlerin para ile olamayacağını, vakit bulduğu zamanlarda çeviri yaptığını, bunun
karşılığında herhangi bir ücret talep etmediğini söyledi.

Sonuç
Sonuç olarak; Çeviri çalışmaların ülkeler arası etkileşim açısından büyük bir etkiye sahip
olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bu çalışmaların tek taraflı değil de karşılıklı koordinasyon
kurularak daha ciddi çalışmalarla devam etmesi gerekmekte ve çeviri çalışmalarında
çevrilecek eseri, konusunu ve yayınevinin belirleyen pek çok etmenden bahsetmek
mümkündür. En önemli etkilerden birisi çevirinin ideolojik fikirleri göre değişiklik
gösterebildiğidir.
Başka bir etmen olarak ise, Bosna‟da bu işi yapan profesyonel manada çevirmenlik
mesleğini icra eden bireylerin yetişmemesidir. Bu bağlamda herhangi destekleyici bir
Kurumun olmaması, Türkoloji‟nin bu konuda yeterince çalışma yapamaması bürokratik
engeller ve ülke yönetimindeki aksaklıkların da etkisi vardır.

7

Sarajevo Üniversitesi Şarkiyat Endüstrisi Öğretim Görevlisi Amina Şiljak ile görüşmemiz sonucunda edilinilen
bilgilerdir.

�Bir diğer sebep ise ülkedeki ekonomik sıkıntının ve çevirmenlerin yeterince para
alamamasıdır.
Son bir nokta olarak ise yayınevlerinin politikasını belirlemelerinde dünyanın pek çok
yerinde görüldüğü gibi, popüler olan eserlerin öne çıkması ve estetik değerler taşıyan eserlerin
daha arka planda kalmış olmasıdır. Bu konuda çok yönlü çalışma yapılması ve daha verimli
olunması için Türkiye ile karşılıklı etkileşim halinde olunmalıdır. Çünkü edebî çeviri
çalışması pek çok anlamda önemlidir. Kendi edebiyatımızı daha iyi anlamanın yolu farklı
edebiyatları da anlamaktan geçer. Farklı dillerin edebî eserlerini anlayarak, yabancı
edebiyatları tanımak, kültürlerarası etkileşime yardımcı olacaktır.

Kaynaklar:
Alparslan Şenol (2008), “Bosna‟da Türk Kültürünün İzleri”, Ankara, Genel Kurmay Ataşe ve
Denetleme Başkanlığı Yayınları
Baksic Sabina (2012) „Prevodenje İ İdeologıa‟, Anali Gazi Husrevbegove biblioteka, 2012 S.
33, s.291-300
Filan Kerima (2005), “Antologija Turske Price”, TKD Şahinpaçiç, Sarajevo 2005. s.192
Karatay Osman, Gökdağ Bilge (2006), “Dil ve Edebiyat Balkan Kaynakçası”, Balkanlar El
Kitabı, Ankara, Tarih / Araştırma ve Kültür Vakfı-Karam Yayınları
Karatay Osman, Gökdağ A.Bilgehan, Pars Melehat (2007), “Balkanlar El Kitabı III. Cilt Dil
Ve Edebiyat”, Ankara, Vadi Yayınları
Yorulmaz Hüseyin (2007), “Osmanlı‟nın Batı Yakası Bosna”, İstanbul, 3F Yayınevi

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10751">
                <text>2281</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10752">
                <text>2006-2012 YILLARINDA BOSNA’DA YAPILAN EDEBİ ÇEVİRİLER</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10753">
                <text>COŞKUN, Sezai 
DİNÇ, Ayşe
KANDEMİR, Merve</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10754">
                <text>Anahtar Kelimeler: : Çeviri, Edebi eser, Çevirmen, Bosna, Yayınevi.  ÖZET  Bosna- Hersek'in Fatih Sultan Mehmet tarafından 1463 tarihinden fethedilmesinden itibaren 500 yıl boyunca Müslüman Türkler ve Boşnaklar arasında çok sıkı bir dil ve kültür etkileşimi olmuştur. İstanbul'a giderek Arapça, Farsça ve Türkçe öğrenen aydınlar arasından Osmanlı Türkçesi'yle yazan şairler çıkmış ve bu şairler divan meydana getirmişlerdir. Bu dönemde metinler Türkçe aslından okunup anlaşıldığı için çeviri çalışmalarına pek fazla rastlanamaz. Ancak Osmanlı Devleti'nin bölgeden çekilmeye başladığı 19.yüzyıldan itibaren çeviri çalışmaları yapılmaya başlanmış ve bu çeviriler günümüzde de devam etmektedir. Tanzimat'tan itibaren başlayan bu çeviri çalışmalarını ilk olarak Çatica, Başagiça, gibi isimler Namık Kemal, Ziya Paşa, Tevfik Fikret, Muallim Naci gibi isimlerden çeviri yaparak başlatmışlardır. Daha sonraki yıllarda bu konu üzerine Amina Şiljak, Kerima Filan, Sabina Baksic gibi isimler çalışma yapmışlardır. Bu tercüme çalışmalarının edebiyat- edebiyat teorisi, edebi tenkit gibi açılardan Bosna edebiyatına katkıları olmuştur. Son zamanlarda özellikle 2006’dan itibaren Bosna’da çeviri çalışmaları üzerine bir artış gözlenmiştir. Bu çalışmada 2006’dan sonra Bosna'da yapılan edebi çeviriler tespit edilmiş ve ülkede daha fazla edebi çeviri yapılmasını engelleyen çevirmen ve yayınevi ile ilgili sorunlar irdelenmiştir. Yaşanılan sıkıntıların sebepleri gösterilip ve bu konuda çözümler sunulmuştur.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10755">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10756">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10757">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10758">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1360" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1628">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/5b7929af9f83b27208a5214bf053dc43.docx</src>
        <authentication>627b111186959014d5f4be20d641b537</authentication>
      </file>
      <file fileId="1629">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/fad1af55c04ba316577439f2bed514b4.pdf</src>
        <authentication>06ef33452fd60d51eb89556f1e718ec6</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="10750">
                    <text>TÜRK TOPLUMUNDA NASREDDİN HOCA VE FIKRALARI
Melek COŞGUN SOLAK - Yusuf SOLAK
Bozok Üniversitesi, Sosyoloji Alanı, Yozgat / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Türk kültürü, ortak akıl, tarihi şahsiyet, sembol.
ÖZET
Nasreddin Hoca bir halk klasiğidir ki, o Türk soylu halkların hepsinde aynı karakterde
ama farklı isimlerle yer alır. İnsanların kendi davranışlarını kontrol etmelerini, ne yaptıklarının
bilincinde olmalarını sağlayarak; pervasız davranışlar sergileyenlere göndermelerde bulunur. Bu
yönüyle aslında toplumda bir kontrol mekanizmasıdır. Toplumsal sorunlara vurgu yapar, o
sorunun kaynağına dikkat çeker; sorunları ince bir zekâ ve büyük bir ustalıkla fıkralarına taşır ve
aynı ustalıkla kolay çözümler üretir. Güldürmece yönünden o Türk toplumunun ortak aklıdır.
Toplumun bireysel olarak dile getiremediği düşünceleri dile getirir, dini, sosyal, siyasi konuların
hassas ve tehlikeli noktalarına ustaca değinir; onda kırma ve kırılma yoktur. Nasreddin Hoca
Türk toplumunun adeta özetlenmiş sembolüdür. Önce tarihi bir şahsiyet iken daha sonra sembol
olmuştur. Nasreddin Hoca akıllı mı deli mi, kurnaz mı saf mı, ahlaklı mı değil mi, evli mi bekar
mı, çocuğu var mı yok mu…? Nasreddin hoca deyince birçok insan tipini bir arada buluruz.
Nasreddin Hoca her yerde, her yüzyılda yaşayan bir tiptir. O Türk toplumunun, Türk kültürünün
özelliklerini bünyesinde taşıyan bir fıkra tipidir; aklıyla, ahlakıyla, cahilliğiyle, kurnazlığıyla, vs.
bütün yönleri doğrudur. Nasreddin Hoca Türk insanının ahlaki yönünü yansıtır ve insanları
ahlaki yönden eğitir. Söylenmek ve ya anlatılmak istenen, onun dilinde ince ve derin bir ifade ile
bulur. Gayr-ı ahlaki davranış sergileyen; zulmedenler, bağnazlar, kendini bilgili zanneden
cahiller vs. ondan nasibini alır. Nasreddin Hoca toplumdaki beğenilmeyen davranışlara bir
tepkidir ve onun fıkraları bu olumsuz davranışların kontrol altına alınmasında kullanılır.
Bildirinin amacı bir Türk bilgesi olan Nasreddin Hoca’yı bir kültür koruyucusu, eğitimci ve din
adamı olarak, toplumun değer yargılarıyla ilgili tavırlarını (uyuşmayan dini, ahlaki, vs.
toplumdaki her türlü davranış bozukluklarını hesaba çekmesi gibi) ortaya koymaktır. Aynı
zamanda fıkralarıyla insanları güldürürken düşündüren, düşündürürken ise sorumluluğunu
hatırlatan yönlerine dikkat çekmektir. Bunu yaparken fıkralarından yola çıkılacak, konuyla ilgili
Nasreddin hoca fıkraları incelenmiştir.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10742">
                <text>2278</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10743">
                <text>TÜRK TOPLUMUNDA NASREDDİN HOCA VE FIKRALARI</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10744">
                <text>COŞGUN SOLAK, Melek
SOLAK, Yusuf</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10745">
                <text>Anahtar Kelimeler: Türk kültürü, ortak akıl, tarihi şahsiyet, sembol. ÖZET  Nasreddin Hoca bir halk klasiğidir ki, o Türk soylu halkların hepsinde aynı karakterde ama farklı isimlerle yer alır. İnsanların kendi davranışlarını kontrol etmelerini, ne yaptıklarının bilincinde olmalarını sağlayarak; pervasız davranışlar sergileyenlere göndermelerde bulunur. Bu yönüyle aslında toplumda bir kontrol mekanizmasıdır. Toplumsal sorunlara vurgu yapar, o sorunun kaynağına dikkat çeker; sorunları ince bir zekâ ve büyük bir ustalıkla fıkralarına taşır ve aynı ustalıkla kolay çözümler üretir. Güldürmece yönünden o Türk toplumunun ortak aklıdır. Toplumun bireysel olarak dile getiremediği düşünceleri dile getirir, dini, sosyal, siyasi konuların hassas ve tehlikeli noktalarına ustaca değinir; onda kırma ve kırılma yoktur. Nasreddin Hoca Türk toplumunun adeta özetlenmiş sembolüdür. Önce tarihi bir şahsiyet iken daha sonra sembol olmuştur. Nasreddin Hoca akıllı mı deli mi, kurnaz mı saf mı, ahlaklı mı değil mi, evli mi bekar mı, çocuğu var mı yok mu...? Nasreddin hoca deyince birçok insan tipini bir arada buluruz. Nasreddin Hoca her yerde, her yüzyılda yaşayan bir tiptir. O Türk toplumunun, Türk kültürünün özelliklerini bünyesinde taşıyan bir fıkra tipidir; aklıyla, ahlakıyla, cahilliğiyle, kurnazlığıyla, vs. bütün yönleri doğrudur. Nasreddin Hoca Türk insanının ahlaki yönünü yansıtır ve insanları ahlaki yönden eğitir. Söylenmek ve ya anlatılmak istenen, onun dilinde ince ve derin bir ifade ile bulur. Gayr-ı ahlaki davranış sergileyen; zulmedenler, bağnazlar, kendini bilgili zanneden cahiller vs. ondan nasibini alır. Nasreddin Hoca toplumdaki beğenilmeyen davranışlara bir tepkidir ve onun fıkraları bu olumsuz davranışların kontrol altına alınmasında kullanılır. Bildirinin amacı bir Türk bilgesi olan Nasreddin Hoca’yı bir kültür koruyucusu, eğitimci ve din adamı olarak, toplumun değer yargılarıyla ilgili tavırlarını (uyuşmayan dini, ahlaki, vs. toplumdaki her türlü davranış bozukluklarını hesaba çekmesi gibi) ortaya koymaktır. Aynı zamanda fıkralarıyla insanları güldürürken düşündüren, düşündürürken ise sorumluluğunu hatırlatan yönlerine dikkat çekmektir. Bunu yaparken fıkralarından yola çıkılacak, konuyla ilgili Nasreddin hoca fıkraları incelenmiştir.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10746">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10747">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10748">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10749">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1359" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1624">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/7fe348c8348ddc429a308eae8b8e76d3.docx</src>
        <authentication>119f4d2572ff93a408d1c3bbd69d00f0</authentication>
      </file>
      <file fileId="1625">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/eb32cfb9bea9f65b77548a67c8db8345.pdf</src>
        <authentication>74fb2e4e85edff425980712031dd4052</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="10740">
                    <text>SON DÖNEM ÂŞIK ŞİİRİNDE BOSNA
Münir CERRAHOĞLU
Çankırı Karatekin Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Çankırı /
Türkiye
Anahtar Kelimeler: Türk edebiyatı, âşık şiiri, Bosna savaşı.
ÖZET
20. yüzyıl siyasî ve tarihî olayları içinde II. Meşrutiyet’ten itibaren büyük bir çoğunluğu
Osmanlı coğrafyasından kopan Balkanlar, çeşitli yönleriyle Türk edebiyatında ele alınmıştır.
Balkanların Osmanlı’dan kopmasıyla başlayan ayrılık sürecinden günümüze Türk edebiyatının
hemen her şubesinde farklı cepheleriyle gündeme gelen Balkanlar, aramızdaki tarihî ve kültürel
bağlar nedeniyle Türk toplumunda aydın tabakasından sade vatandaşına kadar yakın ilgi odağı
olmuştur. Balkan toplumlarının Osmanlı coğrafyasından kopmalarıyla birlikte bu topraklar
üzerinde yaşayan özellikle Müslüman halka karşı yapılan baskı, zulüm ve katliamlar Türk
halkını derinden etkilemiştir. Bu zulümlerin son halkasını oluşturan 1992’de yaşanan Bosna
zulmü ise başta bir çok şair ve yazarımızda olduğu gibi yüzyıllardır içerisinde yetiştikleri
toplumun duygu ve düşüncelerine tercüman olmuş aşıklarda da büyük üzüntü oluşturmuş
yaşanan bu trajedi, zulüm ve soykırımlar karşısında duydukları kızgınlık, öfke ve tepkilerini
şiirleriyle dile getirmişlerdir.
Yüzyıllardır içerisinde yetiştikleri toplumun duygu ve
düşüncelerini dile getiren aşıkların son dönem temsilcileri Bosna’da yaşanan dramı farklı
açılardan şiirlerine taşımıştır. Bu bildiri de, yakın tarihimizde sıcaklığını hala yitirmemiş Bosna
trajedisi merkezde olmak üzere son dönem aşık edebiyatının temsilcileri arasında yer alan Ozan
Nihat, Aşık Temel Turabî, Âşık Feymanî ve Furkanî’nin Bosna konulu şiir örnekleri üzerinde
durulmuştur. Bosna Savaşı’nda yaşanan dramatik olayların Türk halkının belleğinde bıraktığı
etkiler bağlamında Bosna olaylarının son dönem aşık edebiyatına yansıması ele alınmıştır.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
      <file fileId="1626">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/ec97a62cc437c1d17b135e0d76e1bfa4.doc</src>
        <authentication>34cf788da997cb4f5b569d8478476eb9</authentication>
      </file>
      <file fileId="1627">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/c2ad3bea91664a31c0be176f4ea22286.pdf</src>
        <authentication>bbff338b9fc1830f3f0a5151b90efa92</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="10741">
                    <text>SON DÖNEM ÂŞIK ŞİİRİNDE BOSNA
Münir CERRAHOĞLU1
Özet
20. yüzyıl siyasî ve tarihî olayları içinde II. MeĢrutiyet‟ten itibaren büyük bir
çoğunluğu Osmanlı coğrafyasından kopan Balkanlar, çeĢitli yönleriyle Türk edebiyatında ele
alınmıĢtır. Balkanların Osmanlı‟dan kopmasıyla baĢlayan ayrılık sürecinden günümüze Türk
edebiyatının hemen her Ģubesinde farklı cepheleriyle gündeme gelen Balkanlar, aramızdaki
tarihî ve kültürel bağlar nedeniyle Türk toplumunda aydın tabakasından sade vatandaĢına
kadar yakın ilgi odağı olmuĢtur. Balkan toplumlarının Osmanlı coğrafyasından kopmalarıyla
birlikte bu topraklar üzerinde yaĢayan özellikle Müslüman halka karĢı yapılan baskı, zulüm ve
katliamlar Türk halkını derinden etkilemiĢtir. Bu zulümlerin son halkasını oluĢturan 1992‟de
yaĢanan Bosna zulmü ise baĢta birçok Ģair ve yazarımızda olduğu gibi yüzyıllardır içerisinde
yetiĢtikleri toplumun duygu ve düĢüncelerine tercüman olmuĢ âĢıklarda da büyük üzüntü
oluĢturmuĢ yaĢanan bu trajedi, zulüm ve soykırımlar karĢısında duydukları kızgınlık, öfke ve
tepkilerini Ģiirleriyle dile getirmiĢlerdir.
Yüzyıllardır içerisinde yetiĢtikleri toplumun duygu ve düĢüncelerini dile getiren
âĢıkların son dönem temsilcileri Bosna‟da yaĢanan dramı farklı açılardan Ģiirlerine taĢımıĢtır.
Bu bildiri de, yakın tarihimizde sıcaklığını hala yitirmemiĢ Bosna trajedisi merkezde olmak
üzere son dönem âĢık edebiyatının temsilcileri arasında yer alan Ozan Nihat, ÂĢık Temel
Turabî, ÂĢık Feymanî ve Furkanî‟nin Bosna konulu Ģiir örnekleri üzerinde durulacaktır.
Bosna SavaĢı‟nda yaĢanan dramatik olayların Türk halkının belleğinde bıraktığı etkiler
bağlamında Bosna olaylarının son dönem âĢık edebiyatına yansıması ele alınacaktır.
Anahtar Kelimeler: Türk edebiyatı, âĢık Ģiiri, Bosna savaĢı
BOSNİA İN THE RESENT EPOCH ASHIKS POETRY
Abstract
Within the political and historical events of the 20th century II. A large majority of the
Ottoman constitutional monarchy from the geography Knight of the Balkans, discussed
various aspects of Turkish literature.
The Balkans from Ottoman Turkish literature to the present separation process that begins
nearly every gap. Branch came up with different facades of the Balkans, due to historical and
1

Yrd. Doç. Dr., Çankırı Karatekin Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü,
munircerrah@hotmail.com.

1

�cultural ties between the Turkish Cypriot community alone has been the focus of attention as
close as simple citizens layer.
Balkan communities with breaking out of the Ottoman geography living on this land,
especially along

Muslim massacres, persecution and repression against the Turkish

community deeply affected.
This causes the Bosnia in 1992 who created the last ring is especially a lot of cruelty
and writer grown in society for centuries, such as feelings and thoughts that the interpreter has
been enamored is also great sadness in the face of this tragedy, oppression and genocide have
created when they have expressed resentment, anger, and reactions of the poems.
Lovers for centuries, voicing the thoughts and feelings of the society they grew up in
the late representatives of the drama in Bosnia moved poems from different angles. This
paper, the recent history of end stage as the center temperature of the tragedy of Bosnia is still
not lost their love of literature in the area between the representatives of Mr Ozan, Love Basic
Turabi, will focus on examples of love poems titled Feymanî and Furkanî'nin Bosnia.
Effects of the Turkish people had left the memory of the Bosnian War in the context of
the dramatic events in the recent events in Bosnia and fell in love with the reflection of
literature will be discussed.
Key Words: Turkish literature, ashıks poem, the warn in Bosnia

Giriş
Ġkinci dünya savaĢından sonra Avrupa‟nın en büyük talihsiz olaylarından ve
trajedilerinden biri de zulümlerin ve soykırımlarının yaĢandığı Bosna Hersek olaylarıdır. “Üç
yıldan fazla süren bu savaĢ sırasında, Uluslararası Kızıl Haç Örgütü verilerine göre Bosna
Hersek‟te 312 000 kiĢi hayatını kaybetmiĢtir. Bu kayıpların 200 000 kadarı BoĢnak halkına ait
olup Bosnalılar dünyanın gözü önünde ve Avrupa‟nın göbeğinde sistematik bir soykırıma tabi
tutulmuĢtur. Sadece Srebrenica‟da olanlar hakkında elle tutulur delillerin varlığı söz konusu
olsa

da,

çok

yakın

tarihte

gerçekleĢen

soykırımı

aydınlatmaya

yetmemektedir.”

(wikipedia.org, Bosna Soykırımı) (E.T 29.01.2013)
Aradan yirmi yıl gibi bir süre geçmesine rağmen Bosna Hersek‟teki Sırp zulmü,
katliamların acısı, insanlara karĢı vahĢeti aratmayan uygulamaları hala unutulmamıĢ, uzun
yıllarca da unutulacağa benzememektedir. Avrupalının insanı merkeze alan insan sevgisini
öğütleyen hümanizm felsefesinin, demokrasi anlayıĢlarının bir noktada iflası anlamına gelen
bu olaylar, Batılının insan hakları kavramına getirdikleri yorumları ve uygulamaları hakkında
2

�bir gösterge kabul edilebilir. Bir tek insanına zarar gelmesi durumunda tüm dünya kamuoyunu
ayağa kaldıran sözde insan haklarını savunan bu anlayıĢ, Bosna‟daki yüz binlerce masum,
savunmasız insanın katledilmesi, kadınlarının kirletilmesi karĢısında sessiz kalmayı tercih
etmiĢtir. Uluslararası barıĢ, istikrar ve güvenliği sağlama ve korumada birincil derecede
yetkili ve sorumlu uluslararası kuruluĢ olan BirleĢmiĢ Milletlerin (BM) Sırpların Bosna
Hersek‟e saldırıları, hak ihlalleri ve zulümleri karĢısında sessiz kalması, Müslüman Bosna
halkına karĢı büyük bir çifte standart göstergesi olarak tarih sayfalarında yerini almıĢtır.
Bosna‟da 1990‟lı yılların baĢında meydana gelen iç savaĢ sırasında iĢlenen savaĢ
suçlarına ve katliamlara karĢı BirleĢmiĢ Milletler sistemi etkili bir tutum benimseyememiĢtir.
Ġkinci Dünya SavaĢı sonrası kurulan ve Soğuk SavaĢ‟ın sona ermesinden sonra birkaç önemli
sınavdan geçen BM sistemi Bosna„da büyük bir hayal kırıklığı yaĢatmıĢtır. Uluslararası
düzenin önemli aktörleri eski Yugoslavya topraklarındaki soykırım ve diğer suçları uzunca bir
süre seyretmekle yetinmiĢlerdir. Örneğin BM ve AB Bosna‟daki soykırım konusunda etkili
bir tutum benimseyememiĢtir. Bunun en temel nedeni olarak büyük güçlerin askeri müdahale
seçeneğini dikkate almamıĢ olmasıdır. (http://bilgestrateji.com), (E.T 29.01.2013)
Balkanların ortasında yer alan, kültür ve dinlerin kesiĢme noktasında bulunan ve
dünya tarihi açısından önemli olaylara sahne olan Bosna Hersek, Türk halkının gönlünde her
zaman özel bir yeri olmuĢtur. 1463 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından alınması ile
baĢlayan kültürel ve tarihi birliktelik beĢ asır sürmüĢ, böylece her iki ülkenin sosyal ve siyasî
hayatlarında karĢılıklı sağlam ve kalıcı bağlar kurulmuĢtur. Türk insanı Bosna‟yı hemen her
dönemde kendisinden bir parça olarak görmüĢ, tarihin hemen her döneminde bu gönül bağını
koparmamıĢtır. Ġki ülke arasında kurulan kültürel ve tarihî köprüler günümüze kadar varlığını
korumuĢ, günümüzde de siyaset, güvenlik alanları, ekonomik alan, kültür ve eğitim alanları
baĢta olmak üzere hemen her sahada iliĢki ağları geniĢletilmiĢ, iki millet tek yürek haline
gelmiĢtir.
Bosna halkı ile Türk insanı arasında tesis edilen birlik, beraberlik ve kardeĢlik
duyguları iki ülke insanı arasında büyük bir sevgi halesi oluĢturmuĢtur. Osmanlı zamanında
atılan sevgi ve hoĢgörü tohumları, zamanla yaĢayan halkların gönlünde yeĢermiĢ, iki ülke
insanı arasında, tarihlerinin en zor dönemlerinde bile dost ve kardeĢlik bağını koparmamıĢtır.
Müslüman Bosna halkının yanı sıra bu topraklarda yaĢayan farklı din ve mezheplere mensup
insanların yakın zamanda yaĢanan savaĢa rağmen değiĢik vesilelerle Osmanlı‟nın hoĢgörü ve
adaletini dile getirmesi, Osmanlı‟dan övgüyle söz etmesi Türk insanının bu coğrafya ile
bağının ne denli sağlam olduğunun bir göstergesidir.

3

�II. MeĢrutiyet‟ten itibaren büyük bir çoğunluğu Osmanlı coğrafyasından kopan
Balkanlar, çeĢitli yönleriyle Türk edebiyatında ele alınmıĢtır. Balkanların Osmanlı‟dan
kopmasıyla baĢlayan ayrılık süreci, Türk edebiyatının hemen her Ģubesinde farklı cepheleriyle
gündeme gelmiĢ, Bosna ile aramızdaki tarihî ve kültürel bağlar nedeniyle Türk toplumunda
aydın tabakasından sade vatandaĢına kadar yakın ilgi odağı olmuĢtur. Bu ilginin yansıması her
iki ülkenin edebiyatında, müziğinde, güzel sanatlarında kendini göstermiĢtir. Özellikle
1992‟de Bosna Hersek‟te yaĢanan savaĢın dramı son dönem aĢık edebiyatında iĢlenmiĢ
savaĢın acı yüzü aĢık Ģiirinde çeĢitli yönleriyle ele alınmıĢ ve Bosna son dönem aĢıklarının da
ilgi odağı olmuĢtur. Böylece Bosna halkının savaĢta yaĢadığı dram ve Türk halkının
Bosnalı‟nın dramı karĢısındaki duyguları konu edilmiĢtir.
Bu bildiri de, yakın tarihimizde sıcaklığını hala yitirmemiĢ Bosna trajedisi merkezde
olmak üzere son dönem âĢık edebiyatının temsilcileri arasında yer alan Ozan Nihat, ÂĢık
Temel Turabî, ÂĢık Feymanî, ÂĢık Celalî ve Furkanî‟nin Bosna konulu Ģiir örneklerinden
hareketle son dönem âĢık Ģiirinde Bosna konusu üzerinde durulacaktır.
Bosna SavaĢı‟nda yaĢanan dramatik olaylar, Türk halkının belleğinde derin izler
bırakmıĢ, gerek savaĢ sırasında gerekse sonrasında Türk halkı maddi ve manevi olarak
Bosnalı kardeĢlerinin yanında olmaya çalıĢmıĢtır. Bosna halkının yaralarının sarılması için
gıda, sağlık ve eğitim baĢta olmak üzere hemen her konuda destek olmaya çalıĢan Türk milleti
her zaman Bosnalı‟nın derdini kendi derdi olarak görmüĢ, onun derdiyle dertlenmiĢtir.
ÂĢıklar aĢk, tabiat, din ve tasavvuf konularının yanı sıra içinde yaĢadıkları dönemin
tarihî ve sosyal olaylarını da Ģiirlerinde dile getirmiĢlerdir. Ġki millet tek yürek olan Türk ve
Bosna kardeĢliği âĢık edebiyatında önemli bir tema olarak iĢlenmiĢ, âĢıkların Ģiirlerinde iki
ülke kardeĢliğine dair önemli mesajlar yer almıĢtır.
Son Dönem Âşık Şiirinde Bosna
ÂĢık bir geleneğin sanatçısı olarak aĢk ve sevdaya dair en güzel Ģiirleri terennüm eden,
sözleriyle insanlara iyiyi güzeli öğütleyen, çevresinde olup biten sosyal ve tarihî hadiseleri
mısralarında iĢleyen, haksızlık ve zulümler karĢısında sözünü esirgemeden tepkisini dile
getiren halk sanatçısıdır. Onlar Ģiirlerinde halkın umutlarını, isteklerini, duygularını, tarihî
olayları Ģiirlerine taĢımıĢ, yaĢadıkları döneme dair pek çok olay ve hadiseler hakkında bilgiler
vermiĢtir. ÂĢık, hem döneminde hem de sonraki dönemlerde sesini geniĢ kitlelere duyurmuĢ
bir halk sanatçısıdır. “Her edebiyat akımı gibi, âĢık Ģiiri de kendi döneminin zihinsel
atmosferinin bir sonucu olarak oluĢmuĢtur. ÂĢık yaĢadığı kültürel ortamla iç içedir, âĢık Ģiiri
toplumun ihtiyacına bağlı olarak ortaya çıkmıĢtır. ÂĢık destanları Türk milli edebiyat

4

�geleneğinin en eski Ģiir formlarından biridir. Ozan-baksı geleneğinden âĢıklık geleneğine ve
aĢık Ģiirine intikal etmiĢtir” (Çobanoğlu 2000: 333)
YaĢanan hadiseleri kendi duygu ve düĢünce süzgecinden geçirerek mısralarına taĢıyan
âĢıklar hadiselerin halk üzerinde bıraktığı etkiyi ve kendi üzerindeki tesiri Ģiirlerine taĢırlar.
“Sanat ürünleri toplumun yapısıyla iç içedir. Her toplumun kendine özgü acıları, sevinçleri,
umutları, özlemleri, iç dünyası vardır. Bunlar sanat ürünlerinde dile getirilir. ÂĢıkların Ģiirleri
yaĢadıkları toplumun ortak dünya görüĢüne ve değerler sistemine göre Ģekillenir. ÂĢıklar
halkın duygularını dile getirerek, geniĢ kitlelere yayarlar.” (Artun 1996: 296)
ÂĢıkların tarihi bir olayı konu alan destanları buna örnektir. SavaĢları konu alan
destanlarda en dikkati çeken nokta, savaĢların toplum üzerinde bıraktığı olumsuz etkilerdir.
“Kaybedilen vatan toprakları geride kalan insanların acıları, halkta derin yaralar açar. Bu tür
destanlar bir deyiĢle savaĢların halk üzerindeki psikolojisi ve sosyal etkisinin ĢiirleĢmiĢ bir
anlatımıdır.” (Esen 1991: 53) Sırpların 1992- 1995 yılları arasında Bosna Hersek‟te yaptıkları
zulümler ve soy kırımları son dönem âĢık edebiyatında iĢlenen önemli tarihî konulardan
biridir.
Bu bağlamda son dönem âĢıklık geleneğinin önemli temsilcileri arasında yer alan
Ozan Nihat, ÂĢık Turabî, ÂĢık Ġsmetî, ÂĢık Feymanî, ÂĢık Celalî ve ÂĢık Furkanî Ģiirlerinde
Bosna savaĢı ile ilgili gördüklerini, duyduklarını ve gönül dünyasında yaĢadıklarını, ayrıca
savaĢın Türk kamuoyu üzerindeki etkisinden hareketle Türk halkınıın duygularını dile
getirmiĢ, Avrupa‟nın ve BM‟nin yanlı tutumlarını mısralarında eleĢtirmiĢ, böylece Bosna
olayları karĢısında hüzünlerini ve Sırplara karĢı öfkelerini mısralarına taĢımıĢlardır.
Savaş Karşısındaki Üzüntüler, Çaresizlikler Ve Tepkiler Dile Getirilir.
ÂĢıkların en önemli görevlerinde biri de evrensel boyutta insanlığın kederlerini
haykırmak, problemleri dile getirmek ve onlara tercüman olmaktır. YaĢanan haksızlıklar ve
zulümler karĢısında sanatının da gücünü kullanarak haksızlık ve zulümlere insanların
dikkatini çekmek, yanlı kararları mısralarında eleĢtirmektir. Bu bağlamda son dönem âĢıkları
yaĢadıkları dönemin en talihsiz olayları arasında yer alan Bosna SavaĢı ve Bosnalının yaĢadığı
dram karĢısında içten ve samimi üzüntülerini, kederlerini ayrıca yaĢanan talihsiz olaylarla
ilgili bir Ģey yapamamanın verdiği çaresizliklerini Ģiirlerine taĢımıĢlardır. ÂĢık Ġsmeti ve Ozan
Nihat yüreklerindeki bu yangını ve kahırlarını Ģu mısralarla dile getirir.
ÂĢık Ġsmeti'yim bu sözün aslı
Kılıcım kınında çıkmıyor paslı

5

�Sen orda kan ağla, ben burda yaslı
Yüreğim yanıyor Bosnalı gardaĢ
(ÂĢık Ġsmetî Bosnalı Gardaş, http://www.antoloji.com), (E.T: 05.02.2013)
Karabağ karardı, Bosna kapkara
Kafkaslarda kanar, bir büyük yara
GardaĢlarımızın, göz göre göre
Vurulup ölmesi kahreder beni (Uğur 2008: 393)
sözleriyle Bosna‟da yaĢanan katliamlar, göz göre göre Ģehit edilen Bosnalılar için yaĢadıkları
çaresizliklerine karĢı üzüntüleri dile getirir ve kahırlarını ifade ederler.
Savaş İki Millet Arasındaki Mücadeleden Çok Bir Planın Parçasıdır.
Görünürde iki millet arasındaki mücadele gibi gösterilmeye çalıĢılan savaĢ dönemin
âĢıklarına göre Batılı güçlerin perde arkasında hazırladıkları sinsi planların, döndürülen
dolapların bir neticesidir. ÂĢık Ġsmetî Bosnalı GardaĢ Ģiirinde bu oyunlara Ģu mısralarla dikkat
çeker:
Sözlerinde durmaz oldu hainler
Avrupa bunuyor, Bosnalı gardaĢ.
Perde arkasında, sinsi oyunlar
Dolaplar dönüyor, Bosnalı gardaĢ
(ÂĢık Ġsmetî, Bosnalı Gardaş, http://www.antoloji.com),( E.T:05.02.2013)
sözleriyle sözünde durmayan Avrupalı devletleri eleĢtirir ve Bosna halkı üzerinde bir takım
oyunların oynandığına dikkat çeker.
Dönemin âĢıklarından Ozan Nihat ve AĢık Ġsmetî, Batılının dünyaya verdiği barıĢ ve
kardeĢlik söylemlerinin, insanlık derslerinin boĢ sözlerden ibaret olduğunu hatta bunların pek
çoğunun yalan çıktığını, insanlık için gittikleri her coğrafyayı talan ettiklerini geride ise kan
ve gözyaĢı bıraktıklarını belirtirler:
Ne olursa olsun, Bosna denince
Yüreğime yazdım, Ģunu unutmam
Batılı ne demek, her Ģeyden önce
Bosna‟da belloldu, bunu unutmam (Uğur 2008: 440)
Her ne dedilerse o çıktı yalan
Nereye varsalar ettiler talan

6

�Kan ile gözyaĢı geriye kalan
Batının yüzünü Bosna'da gördüm.
(ÂĢık Ġsmetî, Bosnalı Gardaş, http://www.antoloji.com),( E.T: 05.02.2013)
mısralarında Batılının gerçek yüzünün Bosna SavaĢı‟nda açıkça ortaya çıktığı, dünyaya
verdikleri kardeĢlik ve barıĢ mesajlarının yalan olduğu, dünyanın hangi ülkesine gittiklerde
talan ettikleri ve geride ise kan ve gözyaĢı bırakıldığı açıklanır ve Batının samimiyetsizliğine
vurgu yapılır.
Ġnsan haklarından söz eder sana
Batının yüzünü Bosna 'da gördüm
Hiç biri olmadı barıĢtan yana
Batının yüzünü Bosna'da gördüm.
(ÂĢık Ġsmetî, Bosnalı Gardaş, http://www.antoloji.com), (E.T:05.02.2013)

Medenî denilen Avrupa sustu
Elbet susar, çünkü zalimin dostu
Ne kadar zehiri var ise kustu
Orda sergilenen kini unutmam.(Uğur 2008: 441)
Ġnsan haklarından dem vuran Batının Bosna savaĢıyla bir samimiyet imtihanından geçtiği, söz
konusu Bosna olunca barıĢ nutuklarının sadece verilen beyanlarda kaldığı, savaĢı ve dökülen
kanı durdurma adına hiçbir giriĢimde bulunulmadığı, böylece Batının gerçek yüzünü
gösterdiği açıklanır.
Son dönem âĢıklarından AĢık Celalî‟ye göre Bosna SavaĢı‟nın temel nedeninde ırklar
arası bir mücadeleden çok Müslüman-Hıristiyan mücadelesi olduğu inancı vardır.
Küfür ile nurun mücadelesi
Sakın Bosna Hersek unutulmasın
Haydı gayret sönmesin nur çırası
Yakın Bosna Hersek unutulmasın. (Yenitürk 2000: 174)
ÂĢık Celalî‟ye göre Bosna‟da verilen mücadele tesadüfî mücadele olmayıp etnik bir
mücadeledir aynı zamanda küfür ile nurun bir mücadelesidir. Celalî‟nin mısralarında Bosna
Hersek‟in unutulmaması Bosna halkına destek olunması, böylece söndürülmeye çalıĢılan
Ġslam çırasının yakılması öğütlenir.
Türklerin Adaletli ve Hoşgörülü Yönetimine Rağmen Sırpların Bosna Halkına
Zulmü Kabul edilemez.

7

�ÂĢıklar mısralarında sık sık Osmanlı‟nın Avrupa topraklarında adalet, sevgi ve
hoĢgörü getirdiğini bunun karĢılığında ise ihanete uğradığı telmih edilir. Buna örnek olarak da
Sırpların Bosna halkına uyguladığı vahĢet ve Ģiddete isyan belirtilir.
Osmanlı getirdi adil adalet
ġimdi Osmanlı‟ya karĢı ihanet
Sırplar uyguluyor vahĢet ve Ģiddet
Kalkın Bosna Hersek unutulmasın. (Yenitürk 2000: 174)
ÂĢık Celalî mısralarında Osmanlı‟nın adaletine vurgu yaparken Sırpların Bosna halkına
zulüm uyguladığını ifade eder.
Son dönem âĢıkları Ģiirlerinde savaĢın zorlukları ve sıkıntıları karĢısında Bosna
halkına cesaretli olmalarını öğütler ve kendilerinin verdikleri bu onurlu mücadelede yalnız
olmadıklarını hatırlatır.
KardeĢlerim zoru engeli aĢın
Ezilen Bosna‟ya yardıma koĢun
Kısasa kısastır sizde bir kurĢun
Sakın Bosna Hersek unutulmasın. (Yenitürk 2000: 174)
mısralarıyla Türk halkına ise ezilen Bosna‟ya bir an önce yardıma koĢulması gerektiğini dile
getirir ve yardım konusunda kamuoyu oluĢmasına katkıda bulunur.
Nerde insan haklarının barıĢı
Dinmedi akıyor Bosna gözyaĢı
Ġnsanlık âlemi vahĢete karĢı
Çıkın Bosna Hersek unutulmasın. (Yenitürk 2000: 174)
Ġnsan hakları ve barıĢın Bosna‟da geçerli olamadığı acı gerçeğinin dile getirildiği mısralarda
ise Bosnalı‟nın akan gözyaĢının hala dinmediğine iĢaret edilir, insanlık âleminin vahĢete karĢı
Bosna Hersek‟e sahip çıkılması istenir.
Bosnalı‟nın suçunun sadece Müslüman olmasından kaynaklandığı ve insanlık
âlemine yaĢanan bu olayların bir kara leke olarak kalacağı ve bu vebalden insanlığın
kurtulamayacağı söylenir, verilen mücadelenin kutsallığına iĢaret edilir.
Hançerdir Sırpların haçı
Kıyılır insanın içi
Müslüman Türk olmak suçu
Kan ağlıyor Bosna Hersek.(Uğur 2008: 584)

8

�Suçları Müslüman olmaktır herhal
Ġnsanlığa kara leke bu vebal
Cihat farzdır gel bu farzdan hisse al
Hakk‟ın Bosna Hersek unutulmasın. (Yenitürk 2000: 175)

Tarih neler söyler ibret alana
Bütün dünya düĢman Ġslam olana
Dedikleri türlü yalan dolana
Gafiller kanıyor Bosnalı gardaĢ.
(ÂĢık Ġsmetî, Bosnalı Gardaş, http://www.antoloji.com), (E.T:05.02.2013)
Tarihi tekerrürlerin olabileceğinin telmih edildiği mısralarda Türk halkına da bir sesleniĢ
vardır ve Bosna olaylarından ibret alınması gerektiği öğütlenir.
Bu gün Bosna ise yarın hepimiz
Gaflet uykusundan uyanalım biz
Manadan habersiz hey maddeci göz
Bakın Bosna Hersek unutulmasın. (Yenitürk 2000: 175)
Zalim Sırplar solduruyor gülümü
YaĢlı kadın, çocukların ölümü
Yapılan iĢkence gaddar zulümü
Yıkın Bosna Hersek unutulmasın. (Yenitürk 2000: 175)

Gerçek yolu beyenmeli
Sırtın Hakk‟a dayanmalı
Müslümanlar uyanmalı
Kan ağlıyor Bosna Hersek.(Uğur 2008: 584)
Bosnalı‟nın maruz kaldığı vahĢetin bir gün Türk halkının da baĢına gelebileceği endiĢesi dile
getirilir, manadan habersiz maddeci gözlere gaflette olunmaması, insan hakları, yeni dünya
düzeni gibi bazı söylemlere adlanılmaması gerektiği uyarısında bulunulur.
Gün Kardeşlik Günüdür Ve Bosna’ya Yardım Eli Uzatılmalıdır.
ÂĢık Ģiirinde Türk Bosna kardeĢliğine vurgu yapılarak günün kardeĢlik günü olduğu
söylenir ve zaman kaybetmeden Bosna‟ya yardım ve kardeĢlik elinin uzatılması gerektiği
hatırlatılır.
9

�Müslüman tok yatma din kardeĢin aç
Yarası sızlıyor ol merhem ilaç
Vicdanların bam telini hedef seç
Dokun Bosna Hersek unutulmasın. (Yenitürk 2000: 175)
ÂĢık Celalî mısralarında “KomĢusu aç iken yatan bizden değildir” hadisine vurgu yapar,
hemen yanı baĢımızda sızlayan yaraya merhem olunmasını öğütler.
Türk insanının gönlüne Bosna halkı her zaman dostluk ve kardeĢlik duygularıyla yer
etmiĢ, yaĢadığı en son savaĢta yardımına koĢmuĢtur.
Dostun dosta sahip çıkmak görevi
Kurulsun yuvası yapılsın evi
ĠnĢa için her biriniz bir çivi
Çakın Bosna Hersek unutulmasın. (Yenitürk 2000: 175)
Halkın bu konudaki duygularını dile getiren Celali dostun dosta sahip çıkmasının önemli bir
görev olduğunu yuvaların ve evlerin yeniden kurulup inĢa edilmesinde her bir Türk
vatandaĢının görev alması gerektiğini söyler.
Savaşın Soğuk korkunç yüzü, yaşanan zulüm ve vahşetler mısralarda ifade edilir.
Kendisini bir Bosnalı gibi görüp bir Bosnalı yüreğiyle duygularını dile getiren Turabî
mısralarında savaĢ sırasında Bosna halkının yaĢadığı zorluklara, zulümlere tercüman olur,
savaĢın acımasız ve korkunç yüzünü Ģu sözlerle dile getirir.
Ben Bosnalı mülteciyim kan gölünde yüzüyorum
Kızımın gelinliyine vas‟yetimi yazıyorum
Bir kolum yok bir ayağım sürünerek geziyorum
Yirmi beĢ ay feryat ettim imdadıma gelen yoktur
Bu ne biçim insanlıktır gözyaĢımı silen yoktur. (Saran vd. 1998: 139)
Yirmi beĢ ay süresince kan gölüne dönen Bosna sokaklarında bir mülteci gibi hayalen gezinen
âĢık, kan gölüne dönen Bosna sokaklarında adeta kan gölü içinde yüzdüğünü, kızının
gelinliğine vasiyetini yazdığını, kolu ve ayağı olmadan sürünerek gezdiğini, feryat ettiğini
ancak imdadına gelenin olmadığını söyler. Turabî, gözyaĢını silmeyen, yardımına koĢmayan
insanlığa isyan eder.
Umut teselli veren yok ağlanacak hâlim var
Genç kıza korkunç tecavüz anneye dehĢet zulüm var
Bu çemberde Müslüman acımasızca zulüm var
Sokaklar cesetle doldu gelip sahip olan yoktur
Tabutları siper yaptık gelip cenazeyi kılan yoktur. (Saran vd. 1998: 139)
10

�mısralarıyla Bosna sokaklarının cesetlerle dolu olduğunu, acımasızca zulüm ve iĢkencelerin
yapıldığını, genç kızlara ve annelere insanlık dıĢı davranıldığı anlatır; adeta tabutların siper
olarak kullanıldığını, cenazelerin alınmasına bile imkân tanınmadığını açıklar.
Ġçerde dıĢarda hep ölüm kokar
Çocuklar vurulur devletler bakar
O dökülen kanlar sel gibi akar
IĢıklar sönüyor Bosnalı gardaĢ.
(ÂĢık Ġsmetî, Bosnalı Gardaş, http://www.antoloji.com), (E.T:05.02.2013)
Yankılanıp Saraybosna‟dan gelen
Acı acı semalara yükselen
Duyunca, insanın bağrını delen
Feryadı, çığlığı, ünü unutmam.(Uğur 2008: 441)
Çoluk çocuk hep periĢan
Kan ağlıyor Bosna Hersek
Seller gibi akıyor kan
Kan ağlıyor Bosna Hersek. (Uğur 2008: 583)
Ekranda görmüĢtüm, Sırplı bir tazı
KirletmiĢti masum, küçücük kızı
Ġçim parçalandı, neydi o sızı
Hiçbir zaman ben o anı unutmam. (Uğur 2008: 441)
Yankılanıp Saraybosna‟dan gelen
Acı acı semalara yükselen
Duyunca, insanın bağrını delen
Feryadı, çığlığı, ünü unutmam. (Uğur 2008: 441)

Harabeye döndü köyler bucaklar
ġehitlerin salı oldu kucaklar
Söndürüldü yüz binlerce ocaklar
Katledilen bunca canı unutmam. (Uğur 2008: 441)

11

�Haçlı ordusunun cengi değiĢti
Sivil halkı vurdu, dengi değiĢti
Masmavi suların rengi değiĢti
Oluk oluk akan kanı unutmam. (Uğur 2008: 441)
ÂĢıkların dizelerinde savaĢın korkunç yüzü tüm gerçekliğiyle ifade edilir. Ölüm kokan
Bosna‟da çocuk, yaĢlı demeden insanların vurulması, Bosnalı Ģehitlerin kanlarının sel gibi
akması, aile ocaklarının sönmesi bir bir anlatılır; dünyaya insanlık ve medeniyet dersi
vermeye kalkan devletlerin yaĢanan vahĢet karĢısında sessiz kalmasına duyulan öfke dile
getirilir.
Birleşmiş Milletlerin Yanlı Politikası Eleştirilir.
BirleĢmiĢ milletlerin Bosna savaĢındaki sessizliği, uygulanan ambargolar bir çifte
standart olarak görülür bir haçlı düĢüncesiyle Hıristiyanlığın Müslümanlığa karĢı mücadelesi
olarak yorumlanır.
BirleĢmiĢ Milletler, çizgiden saptı
Ġnsan haklarını çiğnedi, tepti
Kara dinli kâfir, vicdansız kipti
Butros Gali var ya, onu unutmam. (Uğur 2008: 442)
Piyon milletler birleĢmiĢ kiliseyi kurmak için
Haçlılar sefere çıkmıĢ minareyi kırmak için
Katil ordu silahlanmıĢ bebekleri vurmak için
Benim gözüm yolda kaldı ambargoyu delen yoktur
Öldüyüme gam yemem de benim gibi ölen yoktur. (Saran vd. 1998: 139)
BM‟nin kuruluĢ amacına hizmet etmemesi, insan hakları çiğnenmesine rağmen sessizliği,
dönemin BM Genel Sekreteri Butros Gali‟nin yanlı tutumu, Bosna‟ya karĢı alınan ambargo
kararı eleĢtirilir.
Batılı Milletlerin Yanlı Politikası Eleştirilir.
ÂĢıklara göre Batılı ülkelerin savaĢ karĢısında sessiz kalmalarının diğer bir nedeni de
Bosna‟da çıkar iliĢkilerinin bulunmamasından kaynaklanmaktadır. AĢıklar ayrıca yüz binlerce
Müslüman kaybı karĢısında Ġslam dünyasının sessizliğine de bir anlam veremez.
Bosna‟da çıkar olsaydı yağmacılar gelirdi
Elimize silah verip savunmaya kalırlardı
On tane hayvan avlansa ona mâni olurlardı
Yüz binlerce Müslüman‟ın kaybını bilen yoktur
12

�Ġslâm dünyası uyuyor Turabî de yalan yoktur. (Saran vd. 1998: 139)
Furkanî ise Bosna Hersek‟in Azerbaycan‟ın kan ağlamasına dünyanın dört bucağını
kan bürümesini ve bunun karĢısında ise dertlenilmesini ve ah çekilmesini ister.
Bosna, Hersek, Azerbaycan,
Dünyayı bürüdü bir kan.
Ah çekerek derdine yan.
Tüm Sırbistan kan ağlıyor. (Boyraz 2010: 278)
Son dönem âĢık Ģiirinde Bosna‟da yaĢanan dramı, insanlık ayıbını ve vahĢeti dile
getiren önemli ozanlardan biri de Ozan Nihat‟tır. Bosnalı‟nın derdini kendi derdi gören ozan
Ģiirlerinde iĢlediği konularla Bosna Hersek‟te yaĢanan insanlık ayıbını dile getirir.
Karabağ‟ım karaları bağlıyor
Bosna Hersek yürekleri dağlıyor
Çeçenistan, Kırım, Kerkük ağlıyor
Ġslam âlemini güldür Ya Rabbi.(Uğur 2008: 458- 459)
Bosna Hersek baĢta olmak üzere Karabağ, Çeçenistan, Kırım ve Kerkük gibi zulüm
altında inleyen Ġslam âleminin yüzünün gülmesi, akan kan ve gözyaĢının dinmesi temenni
edilir.
Sonuç
Sonuç olarak Türk milleti ile arasında derin tarihî ve kültürel bağları bulunan Bosna
Hersek her zaman Türk halkının yüreğinde ve gündeminde yerini korumuĢtur. YaklaĢık altı
asra yakın süren bu kültürel ve tarihi birliktelik her dönem canlı kalmıĢ, her iki ülke arasında
içtimaî ve siyasî hayatlarında karĢılıklı sağlam ve kalıcı bağlar kurulmuĢtur. Türk insanı
Bosna‟yı hemen her dönemde kendisinden bir parça olarak görmüĢ, tarihin hemen her
döneminde bu gönül bağını koparmamıĢtır. Bu sevgi bağı temelinde Bosna halkının her
zaman Türk sosyo-kültürel ve siyasî hayatında önemli bir yeri olmuĢtur. Son dönem aĢık
edebiyatında Bosna özellikle 1992‟de yaĢadığı savaĢ önemli bir konu olarak ele alınmıĢ,
savaĢta yaĢanan trajediler, zulümler ve soykırımları değiĢik açılarla iĢlenmiĢtir. ÂĢıklar
Ģiirlerinde Bosna‟da yaĢanan dram karĢısındaki kızgınlıklarını, öfkelerini ve savaĢla ilgili
düĢüncelerini Ģiirlerinde dile getirmiĢlerdir. Bu bağlamda aĢıklar savaĢ karĢısındaki
üzüntülerini, çaresizliklerini ve tepkilerini ifade etmiĢlerdir. Bosna savaĢının iki millet
arasındaki bir mücadeleden ziyade Batılı güçlerin sinsice hazırladıkları planın bir parçası
olarak görmüĢlerdir. Türklerin Balkanlardaki adaletli ve hoĢgörülü yönetimine rağmen
Sırpların Bosna halkına karĢı iĢlediği insanlık suçu karĢısında kızgınlıklarını ve öfkelerini
ifade etmiĢler, savaĢın soğuk ve korkunç yüzünü, yaĢanan zulüm ve vahĢeti mısralarında dile
13

�getirmiĢlerdir. Batılı ülkelerin soykırım karĢısındaki sessizliklerinin çıkar iliĢkisinin
bulunmadığından kaynaklandığı açıklamıĢlar, BirleĢmiĢ Milletlerin yanlı politikasını
eleĢtirmiĢlerdir. KardeĢliğin önemine vurgu yapan aĢıklar Bosna‟ya yardım elinin
uzatılmasını öğütlemiĢlerdir.

Kaynakça
Artun, Erman. Günümüzde ÂĢık Geleneği Ve ÂĢık Feymanî, Adana, Hakan Ofset, 1996
Boyraz, ġeref. Furkanî‟nin ġiir Evreni Bağlamında Bir Monoğrafi Denemesi, Akçağ
Yayınları, Ankara, 2010
Çakmak, Cenap. Atılgan, Cansu. BM Bosna Soykırımı ve Küresel Adalet. Bilgi Stratejisi.
C.4. S. 7. http://bilgestrateji.com (E.T 29.01.2013)
Esen, Ahmet ġükrü. Anadolu Destanları. Ankara. Kültür Bakanlığı Yayınları. 1991
Namlı,

Abdulkadir.

(ÂĢık

Ġsmetî),

Bosnalı

Gardaş,

http://www.antoloji.com,

(E.T:05.02.2013)
Saran ġevket, Soysal Ġsmail. Erzurumlu ÂĢık Temel Turâbî. Tunalı Matbaası, Karacabey/
Bursa. 1998
Yenitürk, Celal. Gönül Gözü-II, Bakanlar Matbaacılık, Van, 2000: 175
UĞUR, Fidan: Denizlili Âşık Ozan Nihat, YayınlanmamıĢ Yüksek Lisans Tezi, Karadeniz
Teknik Üniversitesi, 2008
wikipedia. org, Bosna Soykırımı (E.T: 05.02.2013)

14

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10732">
                <text>2250</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10733">
                <text>SON DÖNEM ÂŞIK ŞİİRİNDE BOSNA</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10734">
                <text>CERRAHOĞLU, Münir</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10735">
                <text>Anahtar Kelimeler: Türk edebiyatı, âşık şiiri, Bosna savaşı.  ÖZET  20. yüzyıl siyasî ve tarihî olayları içinde II. Meşrutiyet’ten itibaren büyük bir çoğunluğu Osmanlı coğrafyasından kopan Balkanlar, çeşitli yönleriyle Türk edebiyatında ele alınmıştır. Balkanların Osmanlı’dan kopmasıyla başlayan ayrılık sürecinden günümüze Türk edebiyatının hemen her şubesinde farklı cepheleriyle gündeme gelen Balkanlar, aramızdaki tarihî ve kültürel bağlar nedeniyle Türk toplumunda aydın tabakasından sade vatandaşına kadar yakın ilgi odağı olmuştur. Balkan toplumlarının Osmanlı coğrafyasından kopmalarıyla birlikte bu topraklar üzerinde yaşayan özellikle Müslüman halka karşı yapılan baskı, zulüm ve katliamlar Türk halkını derinden etkilemiştir. Bu zulümlerin son halkasını oluşturan 1992’de yaşanan Bosna zulmü ise başta bir çok şair ve yazarımızda olduğu gibi yüzyıllardır içerisinde yetiştikleri toplumun duygu ve düşüncelerine tercüman olmuş aşıklarda da büyük üzüntü oluşturmuş yaşanan bu trajedi, zulüm ve soykırımlar karşısında duydukları kızgınlık, öfke ve tepkilerini şiirleriyle dile getirmişlerdir. Yüzyıllardır içerisinde yetiştikleri toplumun duygu ve düşüncelerini dile getiren aşıkların son dönem temsilcileri Bosna’da yaşanan dramı farklı açılardan şiirlerine taşımıştır. Bu bildiri de, yakın tarihimizde sıcaklığını hala yitirmemiş Bosna trajedisi merkezde olmak üzere son dönem aşık edebiyatının temsilcileri arasında yer alan Ozan Nihat, Aşık Temel Turabî, Âşık Feymanî ve Furkanî’nin Bosna konulu şiir örnekleri üzerinde durulmuştur. Bosna Savaşı’nda yaşanan dramatik olayların Türk halkının belleğinde bıraktığı etkiler bağlamında Bosna olaylarının son dönem aşık edebiyatına yansıması ele alınmıştır.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10736">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10737">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10738">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10739">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1358" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1622">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/8e79d996f992c11383f03780897aa05a.docx</src>
        <authentication>8fa04b7e2684f051994e230d0d76b9d9</authentication>
      </file>
      <file fileId="1623">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/e20a8045b5480719626c47a251f66c4d.pdf</src>
        <authentication>6739264737e2e02d04625d2f8ffb574c</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="10731">
                    <text>SUDAK’IN BAŞTAŞLARI
Ahtem CELİLOV
Kırım Mühendislik ve Pedagoji Üniveritesi, Kırımtatar ve Türk Edebiyatı Bölümü, Simferopol,
Kırım / Ukrayna
Anahtar Kelimeler: Anahtar sözler: Kırım, Tatar, Sudak, baştaşı, epitafiya.
ÖZET
Kırım’ın güney bölgelerinde, Türk Oğuz varlığının izlerini bize açıkça ispatlayan Sudak ve
civarında 1980’lerden bu yana bulunan mezar taşları ve fragmentleri 2002 yılından başlayarak
Taraktaş bölgesinde bir tepeliğe toplanmış, halk ziyaretine açılmış bulunmaktadır. Civar köy (ev,
depo, hayvan ahırları duvarlarında, toprak içinde, ormanlık alanlarda) ve tarlalarda rasgele
bulunan bu baştaşların Celilov A.A. tarafından karakteristiği tespit edilmiş, yazıları okunmuş ve
üstüne kazılmış sembollerin açıklanması verilmeye çalışılmıştır. Kadim Kırım’da İslam tarihinin
inkişafı, Kırım Türklerinde ölü gömme gelenekleri üzerine son yıllarda yapılan verimli
çalışmalarından biri olan “Sudaqnıñ qadimiy baştaşları” geniş bir okuyucu kitlesine hitap eder.
Çalışma, Kırım Türklerinde epitafya (baştaş yazısı ve tarih düşürme) sanatının inceliklerini
takdim etmektedir.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10723">
                <text>2174</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10724">
                <text>SUDAK’IN BAŞTAŞLARI</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10725">
                <text>CELİLOV, Ahtem </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10726">
                <text>Anahtar Kelimeler: Anahtar sözler: Kırım, Tatar, Sudak, baştaşı, epitafiya.  ÖZET  Kırım’ın güney bölgelerinde, Türk Oğuz varlığının izlerini bize açıkça ispatlayan Sudak ve civarında 1980’lerden bu yana bulunan mezar taşları ve fragmentleri 2002 yılından başlayarak Taraktaş bölgesinde bir tepeliğe toplanmış, halk ziyaretine açılmış bulunmaktadır. Civar köy (ev, depo, hayvan ahırları duvarlarında, toprak içinde, ormanlık alanlarda) ve tarlalarda rasgele bulunan bu baştaşların Celilov A.A. tarafından karakteristiği tespit edilmiş, yazıları okunmuş ve üstüne kazılmış sembollerin açıklanması verilmeye çalışılmıştır. Kadim Kırım’da İslam tarihinin inkişafı, Kırım Türklerinde ölü gömme gelenekleri üzerine son yıllarda yapılan verimli çalışmalarından biri olan “Sudaqnıñ qadimiy baştaşları” geniş bir okuyucu kitlesine hitap eder. Çalışma, Kırım Türklerinde epitafya (baştaş yazısı ve tarih düşürme) sanatının inceliklerini takdim etmektedir.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10727">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10728">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10729">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10730">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1357" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1620">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/f3af3de217f443d91e7c021f5fc66bc3.docx</src>
        <authentication>369eaf6671aadaa121df811d281ae00f</authentication>
      </file>
      <file fileId="1621">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/2ec0ab4c3c9583cb16f84639c73644ea.pdf</src>
        <authentication>0b6114d6e36a73a158229f8840ab9e7b</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="10722">
                    <text>TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE RUHSAL ÇÖKÜNTÜ GÖSTERGELERİNDE METAFORİK
YAPILAR
Sibel ÇELİKEL - Güniz KOCAKAYA
Trakya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Edirne / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Ruhdilbilim, gösterge, ruhsal çöküntü, metafor.
ÖZET
Ruhdilbilim, konuşan birey ile bireylerin kullandığı dil arasındaki ilişkileri çözmeye
çalışır. Bu bilim dalının amacı dilin bilimsel betimlemesini yapmak değil, dilin kullanım
süreçlerinin betimlemesini yapmaktır. Bu bilim dalı, iletiler ve bu iletileri aktaran ya da alan
bireyi birbirine bağlayan ilişkilerle ilgilenir. İletişim sürecini, sözlü çağrışımları, küçük çocukta
dilin öğrenilmesi sorununu, düşüce ile dil arasındaki genel ilişkileri inceler. Ruhdilbilim, bireye
ilişkin dilsel üretim, anlama, belleme, tanıma olgularını, bireysel davranış biçimleri olan söz
edimlerini, dilin kazanılmasını, öğrenilmesini inceleyen ruhbilimle ara kesit bölgesinde
oluşmuştur. Ruhdilbilim çalışmalarını günümüzde özellikle şu alanlarda yoğunlaştırmışlardır:
Sözcelerin bireyler tarafından üretiliş süreçleri; bireylerin üretmek istedikleri sözcelere anlam
yükleyiş süreçleri, üretilen sözcelerin yorumlanması süreçleri, yorumlama sürecinde dilsel
bilgiler ansiklopedik bilgilerin payı, dilsel öğelerin bellekte varoluş biçimi, çocuğun doğuşundan
itibaren gelişmesi boyunca dili edinme süreci, birçok dili kullanan konuşucuların, bu çeşitli
dilleri belleklerinde depolayış biçimleri; dil bozuklukları, ruhsal bozukluklar ve beyin
yapısındaki bozunlar(lezyonlar) arasındaki ilişkiler vb. Bu çalışmada “ruhsal çöküntü
göstergeleri” üzerinde durulacaktır. Ancak bu durumu ifade eden sosyal ve doğal göstergeler
değil sadece dil göstergeleri incelenecektir. Bunun için kendilerinden izin alınarak ve kimliği
gizli tutularak hasta kayıtlarından ve Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında bu konuyu işlemiş
olan yazarların metinlerinden örnekler incelenecektir. Konuyu sınırlandırmak adına bu dil
göstergelerinin içindeki metaforik yapılar belirlenecektir. Amaç bu durumdaki hastaların
kullandığı, mecazlı ve benzetmeli ifadelerin belirlenerek, hastalığın daha kolay tespit edilmesini
sağlamak, Türk dilinin duygu durumlarını ifade etmedeki çeşitliliğini gözlemlemektir.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10714">
                <text>1867</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10715">
                <text>TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE RUHSAL ÇÖKÜNTÜ GÖSTERGELERİNDE METAFORİK YAPILAR</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10716">
                <text>CELIKEL, Sibel
KOCAKAYA, Guniz</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10717">
                <text>Anahtar Kelimeler: Ruhdilbilim, gösterge, ruhsal çöküntü, metafor.  ÖZET  Ruhdilbilim, konuşan birey ile bireylerin kullandığı dil arasındaki ilişkileri çözmeye çalışır. Bu bilim dalının amacı dilin bilimsel betimlemesini yapmak değil, dilin kullanım süreçlerinin betimlemesini yapmaktır. Bu bilim dalı, iletiler ve bu iletileri aktaran ya da alan bireyi birbirine bağlayan ilişkilerle ilgilenir. İletişim sürecini, sözlü çağrışımları, küçük çocukta dilin öğrenilmesi sorununu, düşüce ile dil arasındaki genel ilişkileri inceler. Ruhdilbilim, bireye ilişkin dilsel üretim, anlama, belleme, tanıma olgularını, bireysel davranış biçimleri olan söz edimlerini, dilin kazanılmasını, öğrenilmesini inceleyen ruhbilimle ara kesit bölgesinde oluşmuştur. Ruhdilbilim çalışmalarını günümüzde özellikle şu alanlarda yoğunlaştırmışlardır: Sözcelerin bireyler tarafından üretiliş süreçleri; bireylerin üretmek istedikleri sözcelere anlam yükleyiş süreçleri, üretilen sözcelerin yorumlanması süreçleri, yorumlama sürecinde dilsel bilgiler ansiklopedik bilgilerin payı, dilsel öğelerin bellekte varoluş biçimi, çocuğun doğuşundan itibaren gelişmesi boyunca dili edinme süreci, birçok dili kullanan konuşucuların, bu çeşitli dilleri belleklerinde depolayış biçimleri; dil bozuklukları, ruhsal bozukluklar ve beyin yapısındaki bozunlar(lezyonlar) arasındaki ilişkiler vb. Bu çalışmada “ruhsal çöküntü göstergeleri” üzerinde durulacaktır. Ancak bu durumu ifade eden sosyal ve doğal göstergeler değil sadece dil göstergeleri incelenecektir. Bunun için kendilerinden izin alınarak ve kimliği gizli tutularak hasta kayıtlarından ve Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında bu konuyu işlemiş olan yazarların metinlerinden örnekler incelenecektir. Konuyu sınırlandırmak adına bu dil göstergelerinin içindeki metaforik yapılar belirlenecektir. Amaç bu durumdaki hastaların kullandığı, mecazlı ve benzetmeli ifadelerin belirlenerek, hastalığın daha kolay tespit edilmesini sağlamak, Türk dilinin duygu durumlarını ifade etmedeki çeşitliliğini gözlemlemektir.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10718">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10719">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10720">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10721">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1356" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1618">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/8bf1bf3e029b137e6eea3a0abbd1b7fd.docx</src>
        <authentication>3eebc24ddd3d30a6e467bd9bd1b15c7a</authentication>
      </file>
      <file fileId="1619">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/1ca85862288b41a42b711f990d193c40.pdf</src>
        <authentication>456ca88603c304cde95783b561d2795d</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="10713">
                    <text>TÜRKİYE’DE HALK BİLİMİ ÜRÜNLERİNİN İŞLEVSELLİĞİNE ODAKLANAN
ÇALIŞMALAR ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
Aslı BÜYÜKOKUTAN TÖRET
Balıkesir Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Balıkesir /
Türkiye
Anahtar Kelimeler: İşlev, işlevsel halk bilimi kuramı, sözlü kültür ürünleri, Türkiye.
ÖZET
İşlevsel halk bilimi kuramı, alan araştırmaları sonucunda elde edilen halk bilgisi
ürünlerini, hem şekil, yapı ve içerik özellikleri hem de yaratım ve işlev özellikleri açısından bir
arada değerlendiren “bağlam merkezli” halk bilimi kuramlarından biridir. Günümüzde tekrar
edilerek aktarılan halka ait yaratmaların icra edilme sebeplerini, anlatıcı veya icracının onu
tekrarlayarak aktarma nedenlerini, herhangi bir metnin hangi sosyal çevre ve şartlar altında
oluşturularak tekrar edildiğini, tekrarlanma süreci içinde anlatıcı veya icracı ile dinleyici veya
izleyicinin rollerini tespit ederek bilgi elde etme yolunu seçmektedir. Halk bilimi ve özellikle de
halk edebiyatı ürünlerini inceleyen Amerikalı kültürel antropologlar tarafından geliştirilen
işlevsel yöntem, Türkiye’deki halk bilimi çalışmalarında da kullanılmaktadır. Bildiride, işlev
kavramı ve işlevsel kuram hakkında bazı temel bilgiler verilmiş, işlevsel kuramın Türkiye’deki
halk bilimi çalışmalarındaki kullanımı konusunda tespit ve değerlendirmeler yapılmıştır. İşlev
konusunda yayımlanan kitap ve makalelerden yola çıkılarak, Türkiye’de yapılan çalışmaların
hangi konular üzerinde yoğunlaştığı, sözlü kültür ürünlerinin incelenmesinde işlev konusunun ne
şekilde ele alındığı, işlevselliğin ne anlama geldiği üzerinde durulan olan bildiride, aynı zamanda
yapılan tespitlerin ne kadar işlevsel olduğu sorusuna da cevap verilmiştir.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10705">
                <text>2179</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10706">
                <text>TÜRKİYE’DE HALK BİLİMİ ÜRÜNLERİNİN İŞLEVSELLİĞİNE ODAKLANAN ÇALIŞMALAR ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10707">
                <text>BÜYÜKOKUTAN TÖRET, Aslı </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10708">
                <text>Anahtar Kelimeler: İşlev, işlevsel halk bilimi kuramı, sözlü kültür ürünleri, Türkiye.  ÖZET  İşlevsel halk bilimi kuramı, alan araştırmaları sonucunda elde edilen halk bilgisi ürünlerini, hem şekil, yapı ve içerik özellikleri hem de yaratım ve işlev özellikleri açısından bir arada değerlendiren “bağlam merkezli” halk bilimi kuramlarından biridir. Günümüzde tekrar edilerek aktarılan halka ait yaratmaların icra edilme sebeplerini, anlatıcı veya icracının onu tekrarlayarak aktarma nedenlerini, herhangi bir metnin hangi sosyal çevre ve şartlar altında oluşturularak tekrar edildiğini, tekrarlanma süreci içinde anlatıcı veya icracı ile dinleyici veya izleyicinin rollerini tespit ederek bilgi elde etme yolunu seçmektedir. Halk bilimi ve özellikle de halk edebiyatı ürünlerini inceleyen Amerikalı kültürel antropologlar tarafından geliştirilen işlevsel yöntem, Türkiye’deki halk bilimi çalışmalarında da kullanılmaktadır. Bildiride, işlev kavramı ve işlevsel kuram hakkında bazı temel bilgiler verilmiş, işlevsel kuramın Türkiye’deki halk bilimi çalışmalarındaki kullanımı konusunda tespit ve değerlendirmeler yapılmıştır. İşlev konusunda yayımlanan kitap ve makalelerden yola çıkılarak, Türkiye’de yapılan çalışmaların hangi konular üzerinde yoğunlaştığı, sözlü kültür ürünlerinin incelenmesinde işlev konusunun ne şekilde ele alındığı, işlevselliğin ne anlama geldiği üzerinde durulan olan bildiride, aynı zamanda yapılan tespitlerin ne kadar işlevsel olduğu sorusuna da cevap verilmiştir.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10709">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10710">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10711">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10712">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1355" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1616">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/799ae962051bd83e46f971e172db5839.docx</src>
        <authentication>46e0f8e669d3e451427f83578547af24</authentication>
      </file>
      <file fileId="1617">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/14dc6d01ce80910bf16d693752369d01.pdf</src>
        <authentication>591e17696b58cd8c112379639052351b</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="10704">
                    <text>BİR SÖYLEM OLARAK YUNUS EMRE DİVANI
Muhsine BÖREKÇİ - Nesrin FEYZİOĞLU
Atatürk Üniversitesi, Kâzim Karabekir Eğitim Fakültesi, Türkçe Eğitimi Bölümü, Erzurum /
Türkiye
Anahtar Kelimeler: Yunus Emre Divanı, Söylem, Söylem çözümlemesi, Şiirsel söylem.
ÖZET
Türk Dilinin anıt eserlerinden biri olan Yunus Emre Divanı, Türk edebiyatının da doruk
noktalarından birini oluşturur. Bu özellikleri ile hem Türk Dili hem de Türk Edebiyatı Tarihi
açısından değerlendirilmiş ve çeşitli açılardan incelenmiştir. Yunus Emre ile ilgili araştırmalar,
Türklük bilimi (Türkoloji) alanında önemli bir yer tutmuştur. Divan’da yer alan evrensel
değerler, Yunus Emre’nin “hümanist şair” olarak değerlendirilmesine yol açmış ve UNESCO
1972 yılını Yunus Emre yılı ilân etmiştir. 2007’de çıkarılan “Yunus Emre Vakfı Kanunu” onun
Türkçenin ve Türk kültürünün temsilcisi olarak değerlendirildiğinin bir göstergesidir. Bütün bu
değerlendirmelere rağmen Yunus Emre Divanının söylem nitelikleri açısından incelendiği,
söylenemez. Bu güne kadar Türk dili ve Türk edebiyatı araştırmaları bağlamında pek çok değerli
bilimsel çalışma yapılmış ancak Yunus Emre Divanı’nı Türk dili, Türk edebiyatı, Türk kültürü
ve evrensel değerler açısından farklı kılan özellikler dilbilimsel yöntemlerle ortaya konmamıştır.
Bu çalışmada, Yunus Emre Divanı, bir yazınsal söylem olarak değerlendirilmeye; bir sözceleme
öznesi olarak Yunus Emre’nin özgünlüğünü oluşturan nitelikler dilbilimsel ölçütlerle tespit
edilmeye çalışılmıştır. Bunun için söylem çözümleme yöntemi kullanılmış; Divan’dan seçilen
örneklem üzerinde yazınsal/eleştirel söylem çözümlemesi uygulanmıştır. Bu süreçte Divan, pek
çok alt söylemden oluşmuş bir üst söylem olarak içinde yer aldığı gelenek ve üretildiği dönemin
tarihî, sosyal, kültürel, ekonomik vb. koşulların belirlediği bağlam içinde değerlendirilmiştir.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10696">
                <text>2121</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10697">
                <text>BİR SÖYLEM OLARAK YUNUS EMRE DİVANI</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10698">
                <text>BÖREKÇİ, Muhsine
FEYZİOĞLU, Nesrin</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10699">
                <text>Anahtar Kelimeler: Yunus Emre Divanı, Söylem, Söylem çözümlemesi, Şiirsel söylem.  ÖZET  Türk Dilinin anıt eserlerinden biri olan Yunus Emre Divanı, Türk edebiyatının da doruk noktalarından birini oluşturur. Bu özellikleri ile hem Türk Dili hem de Türk Edebiyatı Tarihi açısından değerlendirilmiş ve çeşitli açılardan incelenmiştir. Yunus Emre ile ilgili araştırmalar, Türklük bilimi (Türkoloji) alanında önemli bir yer tutmuştur. Divan’da yer alan evrensel değerler, Yunus Emre’nin “hümanist şair” olarak değerlendirilmesine yol açmış ve UNESCO 1972 yılını Yunus Emre yılı ilân etmiştir. 2007’de çıkarılan “Yunus Emre Vakfı Kanunu” onun Türkçenin ve Türk kültürünün temsilcisi olarak değerlendirildiğinin bir göstergesidir. Bütün bu değerlendirmelere rağmen Yunus Emre Divanının söylem nitelikleri açısından incelendiği, söylenemez. Bu güne kadar Türk dili ve Türk edebiyatı araştırmaları bağlamında pek çok değerli bilimsel çalışma yapılmış ancak Yunus Emre Divanı’nı Türk dili, Türk edebiyatı, Türk kültürü ve evrensel değerler açısından farklı kılan özellikler dilbilimsel yöntemlerle ortaya konmamıştır. Bu çalışmada, Yunus Emre Divanı, bir yazınsal söylem olarak değerlendirilmeye; bir sözceleme öznesi olarak Yunus Emre’nin özgünlüğünü oluşturan nitelikler dilbilimsel ölçütlerle tespit edilmeye çalışılmıştır. Bunun için söylem çözümleme yöntemi kullanılmış; Divan’dan seçilen örneklem üzerinde yazınsal/eleştirel söylem çözümlemesi uygulanmıştır. Bu süreçte Divan, pek çok alt söylemden oluşmuş bir üst söylem olarak içinde yer aldığı gelenek ve üretildiği dönemin tarihî, sosyal, kültürel, ekonomik vb. koşulların belirlediği bağlam içinde değerlendirilmiştir.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10700">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10701">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10702">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10703">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1354" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1612">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/35a1a57c53e374300475c9ca2903d6a5.docx</src>
        <authentication>8ce7a637219adab317adf4e5d659f620</authentication>
      </file>
      <file fileId="1613">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/e1f7d44950711c5c8a24861ddb23e68f.pdf</src>
        <authentication>f931621c253d388ab9994ada6f3f61c6</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="10694">
                    <text>HEKİM BEŞİR ÇELEBİ VE MECMÛ’ATÜ’L-FEVÂ’İD ADLI ESERİ
Tuncay BÖLER
Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Tokat /
Türkiye
Anahtar Kelimeler: Tıp tarihi, Eski Anadolu Türkçesi, Beşir Çelebi, Mecmû’atü’l-Fevâ’id.
ÖZET
Beşir Çelebi, Fatih Sultan Mehmet döneminde yaşamış önemli bir hekimdir. Onun Edirne
tarihi ve kendisine atfedilen bir Osmanlı tarihinden başka, Mecmû’atü’l-Fevâ’id adlı önemli bir
tıp kitabı daha bulunmaktadır. E. Blochet’in Catalogue des Manuscrits Turcs’ta bahsettiği bu
hacimli eser 282 varaktan oluşmaktadır ve Bibliothèque Nationale de France’de, SUP TURC 234
numarada kayıtlıdır. Bildirimizde Beşir Çelebi hakkında kısa bilgi verildikten sonra onun
Mecmû’atü’l-Fevâ’id adlı eseri tanıtılacaktır.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
      <file fileId="1614">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/932ce8f0c7994c1b05b6ce6f576c01d7.docx</src>
        <authentication>1fb210dc0b1a4ebbcaced7406cb2ee39</authentication>
      </file>
      <file fileId="1615">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/6d49c5cf98e03d000ec5bd31d590e9c9.pdf</src>
        <authentication>fccac82a5c980abbad03f18a7566223c</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="10695">
                    <text>HEKİM BEŞİR ÇELEBİ
VE
MECMÛ‘ATÜ'L-FEVÂYİD ADLI ESERİ

Tuncay BÖLER1
Özet
Beşir Çelebi, Fatih Sultan Mehmet döneminde yaşamış önemli bir hekimdir. Onun
Edirne tarihi ve kendisine atfedilen bir Osmanlı tarihinden başka, Mecmû‟atü‟l-Fevâ‟id adlı
önemli bir tıp kitabı daha bulunmaktadır. E. Blochet‟in Catalogue des Manuscrits Turcs‟ta
bahsettiği bu hacimli eser 282 varaktan oluşmaktadır ve Bibliothèque Nationale de France‟de,
SUP TURC 234 numarada kayıtlıdır.
Bildirimizde Beşir Çelebi hakkında kısa bilgi verildikten sonra onun Mecmû‟atü‟lFevâ‟id adlı eseri tanıtılacaktır.

DOCTOR BEŞİR ÇELEBİ AND HIS MASTERPIECE MECMÛ'ATÜ'LFEVÂ'İD
Abstract
Beşir Çelebi is an important physician who lived in the period of Fatih Sultan
Mehmet. Besides his masterpiece the history of Edirne and the history of Ottoman ascribed to
him, he has also an important medical book titled Mecmû'atü'l-Fevâ'id. This voluminous
masterpiece consists of 282 leaves and it was mentioned by E. Blochet in his Catalogue des
Manuscrits Turcs and inscribed at SUP TURC 234 in Bibliothèque Nationale de France.
After a brief information on Beşir Çelebi, his masterpiece Mecmû‟atü‟l-Fevâ‟id will
be introduced.

Giriş
Türklere ait en eski yazılı tıp metinleri Turfan seferleri sırasında bulunan Uygur
dönemi yazmalarıdır. Şu anda Berlin Üniversitesi Turfan Yazmaları Koleksiyonunda bulunan
bu metinler Prof. Dr. Reşit Rahmeti Arat tarafından Zur Heilkunde der Uiguren I, II (1930-

1

Yrd. Doç. Dr., Gaziosmanpaşa üniversitesi, Türk dili ve edebiyatı bölümü, tuncayboler@gmail.com

�1932) adlı Almanca kitapta ele alınıp incelenmiştir.2 Söz konusu eserde ele alınıp incelenen
yazmalardan anlaşıldığına göre, bu dönemde Türkler, hastalıkların tedavisinde kuş eti, yılan
derisi, kunduz hayası gibi hayvansal tedavi maddeleri ve soğan, sarımsak, turp, ayva, bal gibi
muhtelif sebze-meyveler, otlar ve gıdalar kullanmışlardır.
Selçuklular dönemine bakıldığında ise açılan birçok darüşşifa, bu dönemde de tıp
ilmine verilen önemin devam ettiğini göstermesi bakımından kayda değerdir. Tarihî sırayla bu
önemli darüşşifalardan bazıları şunlardır: 1205‟te Kayseri‟de Gevher Nesibe Darüşşifası ve
Gıyasiyye Tıp Mektebi, 1217‟de Sivas‟ta Keykâvus Darüşşifası, 1217-1236‟da Konya
Darüşşifaları, 1235‟te Çankırı‟da Selçuklu Emirlerinden Atabey Ferruh Darüşşifası, 1272‟de
Kastamonu‟da Ali Pervane‟nin Darüşşifası, 1275‟te Tokat‟ta Pervane Bey‟in Darüşşifası,
1288‟de Turan Melik Sultan‟ın Divriği‟de inşa ettirdiği darüşşifa vb.
Yukarıda adı geçen müesseselerde pek çok değerli hekim yetişmiş ve yetişen
hekimlerin birçoğu da bu darüşşifalarda çalışmıştır. Yine bu dönemde başka İslam
memleketlerinden hastanelere davet edilen hekimler de olmuştur. Musullu Şemsüddin ibn-i
Hibl, Tiflisli Ebulfadl, Cerrah Fasil, Tabib Kutbüddin bu isimlerden sadece birkaçıdır.3
Osmanlı dönemine gelindiğinde tababetin esasen Selçuklu ve dolayısıyla İslam
tıbbının bir devamı olduğu söylenebilir. Osmanlılar Anadolu‟yu fethettikten sonra
Selçuklulardan kalma bütün sıhhi müesseseleri muhafaza etmekle beraber Anadolu ve
Rumeli‟de bazı katkılarda bulunmuşlardır. 1399‟da II. Sultan Murad Edirne‟de bir leprozeri4,
1470‟te Fatih Sultan Mehmed İstanbul‟da ve 1486‟da II. Sultan Bayezid Edirne‟de birer
hastane yaptırmışlardır. Edirne‟de açılan bu son hastanede delilere mahsus bir kısım olduğu
gibi burada maddi ve ruhi tedaviler de yapıldığı, hatta müzikoterapiye bile başvurulduğu
söylenir (Atabek 1977: 27-30).
Tıp ilmini konu alan eserlerin diline bakıldığında ise, Anadolu Selçukluları döneminde
yazılan eserlerin daha çok Arapça ya da Farsça olduğu görülmektedir. Türk Beylikleri
Dönemi ve Osmanlı Devleti‟nin kuruluşu ile birlikte artık Türkçe telif ve tercüme eserler
ortaya konduğunu söylemek mümkündür.
2

Uygur dönemi tababetini ele alan başka bir çalışma da Arat‟ın eserinden hareketle Prof. Dr. A. Süheyl Ünver

tarafından hazırlanan Uygurlarda Tababet (İstanbul Üniversitesi Tıp Tarihi Enstitüsü Yayınları, İstanbul, 1936)
adlı kitaptır.
3

Ayrıntılar için bk. Ünver, Süheyl (1943), Tıb Tarihi, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Yayınları.

4

Miskinler yurdu, cüzzamhane.

�XIV ve XV. yüzyılda birçok hekim yetişmiş olmakla birlikte bilhassa şu isimler
mühim addedilir: Hekim Bereket, Geredeli İshak bin Murad, Sivaslı Hekim Ali, Hacı Paşa,
Ahmedi, Şeyhi (Yusuf Sinaneddin), Ahmedi Dai, İbni Şerif, Akşemseddin, Şirvani, Eşref bin
Muhammed, Kutbeddin Ahmed, Altuncuzade (Altunizade, İbni Zehebî), Mehmed bin
Lütfullah, Beşir Çelebi, Lârî (Abdühamid Çelebi), Yakup Paşa, Hekim Arap, Hoca Ataullah,
Ahi Ahmed Çelebi, Amasyalı Mehmed bin Abdullah, Sabuncuoğlu Şerefeddin vb.
Bizim burada ele alıp tanıtacağımız Mecmû‘atü'l-Fevâyid adlı eserin müellifi yukarıda
adı geçen -15. yüzyılın önemli hekimlerinden- Beşir Çelebi‟dir. Bildirimizde söz konusu esere
geçilmeden önce, Beşir Çelebi ve onun Mecmû‘atü'l-Fevâyid dışında kalan eserleri hakkında
da kısa bilgi verilecektir.
Beşir Çelebi
Beşir Çelebi Karamanlıdır.5 Doğum tarihi kesin olarak belli değildir. Babası Mahbûb
Çelebi‟dir.6 Fatih Sultan Mehmet‟in hekimi ve sohbet arkadaşıdır (Ünver 1953: 17). Onun
Fatih‟e intisabı ve kaynaklarda Fatih‟in sohbet arkadaşı olarak gösterilmesi Hikâyet-i Beşir
Çelebi adlı risalede geçen şu ibarelere dayanmaktadır7:
“…Ol zamânda Sultân Mehemmed Hân-ı Gâzî tâbe serâhu8 şehr-i Edirne‟de yeni tahtı sa„âdete cülûs9 buyurup pâdişâh oldukları zamânda ittifâk Beşir Çelebi anılup hazâkati10
evsâfı11 meclis-i şerîflerinde zikr olunup ziyâde ta„rîf ve tavsîf itdüklerinde Sultân
Mehemmed hekîm-i mezbûra12 derûn-ı dilden meyl idüp derhâl Karamanoğlı İbrâhîm Beg‟e
nâme tesvîd olunup13 kâsıd14 birle irsâl olunup15 hekîm-i mezbûr taleb olunmağa emr
5

Bazı kaynaklarda Beşir Çelebi‟nin Konyalı olduğuna dair bilgiler yer alsa da Ali Gülcan onun Karamanlı

olduğunu birtakım delillerle ispatlamaya çalışmıştır (Gülcan 1978: 5-6). Burada Beşir Çelebi‟nin Karaman‟ın
Ermenek ilçesinden olduğu şeklinde bilgiler bulunduğunu da ifade etmek gerekir.
6

Ayrıntılar için Fatih Devrinde Karaman Eyaleti Vakıfları Fihristi‟nin 23. sayfasındaki dipnota bakınız.

7

Zaten Beşir Çelebi hakkında kaynaklarda bulunan bilgilerin hemen hepsi Hikâyet-i Beşir Çelebi‟de anlatılanlar

kadarıyladır.
8

Kabri iyi ve temiz olsun.

9

Tahta çıkma, tahta oturma.

10

Hekimlikteki ustalığı, becerisi.

11

Vasıfları, özellikleri.

12

Adı geçen hekime.

13

Mektup yazılıp.

14

Ulak, haberci.

�eylediler çünki nâme birle kâsıd İbrâhîm Beg‟e vâsıl oldı emr-i „âlîleri üzre imtisâl idüp16
hekîm-i merkûmı tamâm ikrâm ve hürmet birle âsitâne-i devlet-bahşlarına irsâl itdüklerinde
menâzil kat„ idüp gelüp şehr-i Edirne‟de Sarây-ı „Atîk‟de pâdişâh hazretlerine mülâkât idüp
haylî musâhabet eylediler17. Zîrâ Sultân Mehemmed „âlim ve kâmil pâdişâh idi ve „ulemâya
muhabbet idüp ve muhibb olup her kanda18 bir âlim ve fâzıl istimâ„19 buyursalar elbette tâlib
olup getürüp musâhabetleri ile müşerref olurlardı. Pes hekîmden ol tabaka hazz eylediler ki
„ilm ü hazâkatine küllî tahsîn idüp bir nice rûzigâr20 hidmet-i şerîflerinden gidermeyüp bir ân
ve bir sâ„at musâhabet-i „ilmîden hâlî olmazlardı…” (Erdoğru 2006: 177-178)
Yukarıdaki metinde de anlatıldığı gibi, Fatih Sultan Mehmed 1451‟de yeniden tahta
oturduğunda ilk işlerinden birisi tanınmış âlimleri çevresinde toplamak olmuştur. Ayrıca,
onun tıbba ve felsefeye özel ilgisinin bulunduğu bilinmektedir. Fatih‟in hekimliğe gösterdiği
özel ilgi, kütüphanesinde bulunan eserlerinde de açık bir şekilde anlaşılmaktadır. O, yaşadığı
dönemde mesleklerinde başarılı olmuş, ün yapmış bilim adamlarını nerede olursa olsun bulup,
hiçbir fedakârlıktan kaçınmadan sarayına davet etmiş, zaman buldukça onlarla günlerce süren
konuşmalar yapmış, bilimsel tartışmalarda bulunmuştur (Kazancıgil 2009: 36).
İşte, Beşir Çelebi de bu şekilde Fatih tarafından saraya çağrılan âlimlerden biridir.
Karamanoğlu İbrahim Bey‟in21 hassa hekimi olan Beşir Çelebi‟nin bilgisi ve mesleğinde
göstermiş olduğu başarısından doğan ününü duyan Fatih, İbrahim Bey‟e özel mektup yazarak,
Beşir Çelebi‟yi Edirne‟ye davet etmiş ve o da bu davet üzerine Edirne‟ye gelmiştir. Fatih,
Çelebi‟yi Edirne‟de Eski Saray‟da yani Saray-ı Atik‟te kabul ederek, onunla görüşmüştür.
15

Gönderilip, yollanıp.

16

Alınan emre uyup.

17

Sohbet ettiler.

18

Nerede.

19

İşitme, duyma.

20

Zaman.

21

Karamanoğlu II. İbrahim Bey, Karamanoğullarından II. Mehmed Bey‟in oğludur. Büyük babası Ebulfeth

Alaaddin Ali Bey zamanında henüz on beş yaşında iken devlet kademesinde görev almaya başlamış, Akşehir
dolaylarının yönetimi de kendisine verilmiştir. Osmanlı-Karamanlı mücadelelerinde Timurtaş Paşa ve Sinan
Paşa kumandasındaki Osmanlı ordularına karşı direnişlerde bulunmuş; Karamanoğulları ve Ertanaoğulları
arasındaki sürekli ve çetin savaşlarda yararlılıklar göstermiştir. 1424‟te de Karaman Beyliği tahtına oturmuştur.
Hükümranlığı müddetince Karamanoğlulları Beyliği içindeki bütün şehir, kasaba ve köylerde birçok sosyal,
kültürel ve dinî müesseseler kurmuştur. Bu eserlerin yaşaması ve işletilmesi için gelir kaynağı olarak da pek çok
emlak ve arazi vakfetmiştir. Beşir Çelebi‟nin Mecmû‘atü’l-Fevâyid‟i, Hatiboğlu Mehmed‟in de Ferahname‟yi
onun adına yazdığı bilinmektedir.

�Hikâyet-i Beşir Çelebi risalesinde anlatılan ve bizim de buraya aldığımız aşağıdaki
bölümden Beşir Çelebi‟nin mizacına/karakterine dair ipuçları da buluyoruz:
“İttifâk Sultân Mehemmed Hân nehr-i Tunca kenârında muhtasarca bir köşki var idi ki
merhûm Sultân Murâd Hân-ı Gâzî binâ etdürmiş idi gâhîce22 su havâsına bazı muhtasarları ile
varup müşerref olur idi bir gün pâdişâh Beşir Çelebiyi zikrolunan su kenârında olan köşke
vardukda da‟vet edüp murâd-ı şerîfleri hekîmün musâhabeti ile müşerref olmak idi fasl-ı
temmûz olmağla havâsı katı ıssı23 idi ve hekîm-i mezbûr ol vakt iki kat kürkler giymiş idi ve
gâyet ile nahîf-mizâc idi kat‟â soğuğı sevmez idi hattâ hammâma girse ferş-i hammâm24
döşedürdi ve eydürdi25 kim mermerün zâtı bâriddir26 insânun bedenine zararı vardur pes27
zikrolunan köşke pâdişâh hazretleri saâdet ile taht-ı „izzet bahtlarıyla karâr edüp hekîm-i
hâzıka dahi pâyitahta karîb28 kürsî kodılar geçüp edâyla oturup esnâ-yı musâhabetde hekîm
ditreyüp benzi mütegayyir oldı29 pâdişâh ayıtdı ne garîbdür bu zamânda üşümek ale‟l-husûs
ma‟lûmdur ki „ilm-i hikmetde fasl-ı temmûzda kırk gün havâ gâyet ıssı olur rûzgâr-ı subhî
vakt-i „asr geçince hareket etmez şimdi hod vakt degüldür zuhrdur30 bu kadar yelden üşürsiz
dedüklerinde Beşir Çelebi eytdi…” (Erdoğru 2006: 178-179)
Beşir Çelebi‟nin doğum tarihi gibi ölüm tarihi de kesin olarak bilinmemekle birlikte
1400‟lü yılların sonu ile 1500‟lü yılların başında vefat ettiği düşünülebilir.
Eserleri
1. Tarih-i Edirne
Tıpkıbasımı Prof. Dr. İsmail Hikmet Ertaylan tarafından 1946‟da (ikinci baskı 1960)
yapılan bu eser, Millet Kütüphanesinin kataloğunda olduğu gibi kimi kataloglarda tıp risalesi
olarak geçse de esasında tıpla ilgili olmayıp isminden de anlaşıldığı gibi doğrudan doğruya
Edirne tarihini konu almaktadır. Ayrıca, bu eser Tarih-i Edirne, Tarihçe-i Edirne, Belde-i
22

Ara sıra, kimi zaman.

23

Sıcak.

24

Hamam örtüsü, hamam yaygısı.

25

Söylerdi, derdi.

26

Soğuktur.

27

Ondan sonra.

28

Yakın.

29

Değişti, başkalaştı.

30

Öğle vaktidir.

�Edirne, Menakıb-ı Medine-i Edirne yanında Menakıb-ı Beşir Çelebi, Risale-i Beşir Çelebi ve
Hikâyet-i Beşir Çelebi gibi isimlerle de adlandırılmaktadır. Bu durum yazmanın başında
Hikâyet-i Beşir Çelebi adıyla Beşir Çelebi‟den bahseden bir bölümün bulunmasından
kaynaklanmaktadır. Söz konusu bölümde anlatılanlardan buranın Beşir Çelebi tarafından
yazılmadığı anlaşılmaktadır.31
Eserin Edirne tarihini konu alan kısmının da Beşir Çelebi‟ye ait olmadığını düşünenler
olmakla birlikte Muharrem Ergin bu bölümün Beşir Çelebi tarafından yazıldığı görüşündedir
(Ergin 1948: 319).
2. Tevarih-i Âl-i Osman
1946 yılında Prof. Dr. İ. Hikmet Ertaylan‟ın Tevarih-i Âl-i Osman ve Tarih-i
Konstantiniyye adıyla tıpkıbasımını32 yayımladığı nüshadaki müstensih kaydından bu eserin
Beşir Çelebi‟ye ait olduğu anlaşılmaktadır.33

31

Eserin birçok nüshası olup tespit edebildiklerimizi aşağıda veriyoruz:

Amasya Beyazıt İl Halk Kütüphanesi 1736/2 numarada (Hikâye-i Beşir Çelebi adı ile, 21b-29a) kayıtlı nüsha.
Edirne Bâdi Ahmed Efendi Kütüphanesi 2573 numarada (Tarihçe-i Edirne adı ile) kayıtlı nüsha.
İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi (Tarih-i Edirne adı ile) 297.7 numarada kayıtlı nüsha.
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Kütüphanesi 8304 numarada (Risale-i Beşir Çelebi adı ile) kayıtlı
nüsha.
Kastamonu İl Halk Kütüphanesi 548/2 numarada (Hikâyât-ı Beşir Çelebi adı ile, 46b-52a) kayıtlı nüsha.
Koyunoğlu Müze ve Kütüphanesi Yazma Eserler Kataloğu 13478 numarada kayıtlı nüsha.
Millet Kütüphanesi Ali Emiri Koleksiyonu 174 numarada kayıtlı nüsha. (Bu nüsha Kütüphane kataloğunda ve
www.yazmalar.gov.tr‟de sehven “tıp risalesi” olarak geçmektedir.)
Millî Kütüphane 248/5 numarada (Risale-i Beşir Çelebi adı ile, 158b-168b) kayıtlı nüsha.
Millî Kütüphane 2471/6 numarada (Hikâye-i Beşir Çelebi adı ile, 339b-350b) kayıtlı nüsha.
Millî Kütüphane 489/35 numarada (Kıssa-i Beşir Çelebi adı ile, 184b-196b) kayıtlı nüsha.
Ratip Kazancıgil özel kütüphanesinde bu eserin bir kopyasının olduğundan bahsetmektedir (Kazancıgil 1999).
Süleymaniye Kütüphanesi Reşid Efendi Koleksiyonu 1050/26 numarada (Menakıb-ı Beşir Çelebi adı ile, 300 ile
308. varaklar arası) kayıtlı nüsha.
Topkapı Sarayı Hazine Kitaplığı Türkçe Yazmalar 251 ve 1783 numaralarda kayıtlı nüshalar.
Zeytinoğlu İlçe Halk Kütüphanesi 321/2 numarada (Tevarih-i Edirne, Beşir Çelebi Risalesi adı ile, 46b-55a)
kayıtlı nüsha.
32

Ertaylan‟ın Tevarih-i Âl-i Osman neşri Koyunoğlu Müze ve Kütüphanesinde 13477 numarada kayıtlı nüshaya

dayanmaktadır. Bu nüsha 1669‟da istinsah edilmiştir ve 189 sayfadır. Eserin Süleymaniye Kütüphanesi
Ayasofya Kitaplığı numara 3018 numarada kayıtlı bir nüshası daha vardır. Bu nüsha ile ilgili detaylı bilgiyi
Akdoğan vermektedir: Bu yazmanın başlangıcında manzum ve mensur dibace yoktur. Nüshanın

�Tevarih-i Âl-i Osman Osmanlı Beyliği‟nin kuruluşundan 1471 yılına kadarki olayların
anlatıldığı tarihî nitelikte bir eserdir. Akdoğan‟ın eserin içeriği ile ilgili verdiği bilgiler
şöyledir: 189 sayfanın, ilk 118 sayfalık kısmında İstanbul‟un fethine kadarki Osmanlı tarihi
anlatılmaktadır. Geri kalan 71 sayfalık kısımda ise Fatih‟in üçüncü defa tahta geçmesi ile
birlikte yaptığı ıslahatlar ve İstanbul‟u fehti, fetihten sonra gelişen hadiseler söz konusu
edilmiştir (Akdoğan 1985: 151).
Eserin başında yer alan 44 beyitlik manzumenin, ilk olarak Beşir Çelebi‟ye ait olduğu
(Ertaylan 1946: 2-3, Ergin 1948: 320) sanılmış, Yaşar Akdoğan söz konusu beyitlerin
Ahmedî‟nin İskendername‟sinden alındığını tespit etmiştir. (Akdoğan 1985: 156-157).
3. Mecmû‘atü'l-Fevâyid
Tıp ilmine dair bu önemli eserin tespit edebildiğimiz üç nüshası vardır. Bunlardan ilki
Paris Bibliothéque Nationale‟de Suplement Turc 234‟te kayıtlı nüshadır. Bu nüshanın fotoğraf
baskısı Prof. Dr. Feridun Nafiz Uzluk tarafından Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıp Tarihi
ve Etik Anabilim Dalı Kütüphanesine hediye edilmiştir. Fotoğraflar bugün bu Kütüphanede
saklanmaktadır.
muhteviyatındaki manzum kısımlar faksimile (İ. Hikmet Ertaylan‟ın yayımladığı T.B.) nüshaya göre daha da
azaltılmıştır. Sondan üç varak eksik olan bu nüshanın da telif tarihi, müellifi, istinsah tarihi, müstensihi belli
değildir. Harekeli nesihle yazılmış olan bu nüsha, tertip itibarıyla güvenilir değildir (Akdoğan 1985: 153). Öte
yandan, Ali Gülcan‟ın Agâh Sırrı Levend Hoca‟dan Atatürk Üniversitesince alınan ve bu Üniversite kitaplığında
bulunması gereken (Gülcan 1978: 6) diye bahsettiği yazmaya Atatürk Üniversitesi Kütüphanesinde yaptığımız
araştırmada rastlayamadık.
33

Tarih-i Edirne gibi Tevarih-i Âl-i Osman‟ın da Beşir Çelebi‟ye ait olmadığı yönünde görüşler olduğunu

burada ifade etmek gerekir. Ertaylan, Tevarih-i Âl-i Osman yayınının ön sözünde konuyla ilgili olarak şunları
yazmaktadır: Üslup, ifade ve mündericat itibarıyla Tevarih-i Âl-i Osman adlı anonim vekayinamelere pek
benzeyen bu eser, hatıra iki mühim cihet getirmektedir: Biri Beşir Çelebi‟nin de diğer birçok eski tarihçilerimiz
gibi, bu eski anonim Tevarih-i Âl-i Osmanlardan istifade etmiş olması keyfiyetidir. Diğeri ise, Beşir Çelebi
tarihinin, bu anonim tarihlere mehaz olarak bir eser ve belki de aynen o anonimlerden birinin aslı olması
ihtimalidir. Her hâlde bu eserin de Edirneli Oruç İbni Adil‟in Tevarih-i Âl-i Osman‟ı gibi müellifi malum bir eser
olmak itibarıyla kıymeti büyüktür. Beşir Çelebi‟nin de Oruç‟un muasırı olduğu görülüyor. Biz burada bu iki
mühim noktayı araştırarak, tarihî hakikati ortaya koymaya çalışacak değiliz. Bu işi ihtisası olan arkadaşlara
bırakarak, sadece Fatih zamanı dil ve edebiyatına tarihî bir örnek ve bir vesile olan bu değerli eseri istifade
alanına alarak, ilgililerin faydalanmalarını sağlamak istiyoruz. (Ertaylan 1946). Burada yazılanlardan Ertaylan‟ın
eserin Beşir Çelebi‟ye aidiyeti noktasında bir endişesinin olmadığı anlaşılmaktadır. Muharrem Ergin de Türk
Dili ve Edebiyatını İlgilendiren Neşriyat adlı yazısında, müstensihin İ. Hikmet Ertaylan tarafından yayımlanan
nüshayı Beşir Çelebi‟nin yazdığı orijinalinden istinsah ettiğini söylediğini bildirmektedir (Ergin 1948: 320).

�Bibliothéque Nationale‟deki Türkçe yazmaların kataloğunu hazırlayan Blochet, söz
konusu Türkçe yazmayı ayrıntılı bir şekilde tavsif etmiştir: Türkçe nesih yazı, 18. yüzyıl, 281
vr., 20x14,5 cm, Türk karton kapak (Blochet 1932: 275).
Katalog kaydında telif tarihini H. 840/M. 1436 olarak bildiren Blochet, söz konusu
yazmanın istinsah tarihini 18. yüzyıl olarak vermektedir (Blochet 1932: 274-275). Blochet
tarafından verilen söz konusu istinsah tarihini doğrulayacak bir bilgiye yazmada
rastlayamadık.34
Beşîr Çelebi Mecmû‘atü'l-Fevâyid‟i Karamanoğlu İbrahim Bey'in emrinde iken
yazmış ve ona ithaf etmiştir. Mecmû‘atü'l-Fevâyid‟in başında el yazısıyla yazılmış olan bir
kayda göre eser, General Menou tarafından Mısır‟dan getirilerek Paris Bibliothéque
Nationale‟e konmuştur.
Mecmû‘atü'l-Fevâyid‟in Paris nüshası otuz bölümden oluşmaktadır. Yazmanın başında
eserin bölümlerini gösteren başlıklar Arapça olarak yazılmış, fakat yazmanın içinde Türkçe
olarak yazılanlar da olmuştur.35 Yine eserin iki bölümü (yirmi üç ve yirmi sekizinci bölümler)
Türkçe olmayıp Arapçadır.

34

Blochet‟in yazmanın istinsah tarihi olarak 18. yüzyılı göstermesi, eserin kâğıdından, mürekkebinden vb.

hareketle olabilir ve ihtiyatla karşılanmalıdır. Çünkü, incelediğimiz kadarıyla eser, dil olarak daha eskicil
özellikler taşımaktadır.
35

Metin içinde Türkçe olarak yazılan bölüm başlıklarını aşağıda veriyoruz:

BÀbü evvel: AèøÀ-ı reyyisenüñ øaèfı beyÀnındadur. 3a/15
BÀbü

åÀliå:

ZerÿrÀt

ve

keóóÀlÀt-ı

èayn

beyÀnındadur

ve

tÿtiyÀlar

beyÀnındadur. 6b/21
BÀbü'r-rÀbiè: TiryÀúlaruñ beyÀnında ve fetìl-i buòÿr beyÀnındadur. 9a/1
BÀbü tÀsiè: SufÿfÀt ve aúrÀs ve luèÿúÀt beyÀnındadur. 19b/7.
BÀbü

åÀnì

èaşer:

MesÿóÀt

ãıfatların

beyÀn

ider

taúviyet-i

cimÀè

içün.

27a/18.
BÀbü èişrÿn: LibÀnlar terkìbidür ziyÀde-i bÀh içün. 41b/11.
BÀbü óÀdì ve'l-èişrÿn: BÀh ziyÀde iden meşmÿmÀt beyÀnındadur. 42b/27-28.
BÀbü

åÀnì

ve

èişrÿn:

BÀha

taúviyet

viren

terkìb

olunmış

àıdÀlar

beyÀnındadur. 43a/5-6.
BÀbü rÀbiè ve èişrÿn: Õekeri uzadur ve galìô iden eşyÀ beyÀnındadur. 47b/56.
BÀbü

sÀdis

ve

èişrÿn:

èAvrat

edviyÀt beyÀnındadur. 51b/22.

yüklü

olmasına

müsebbib-i

muèÀvenet

olan

�Eserin planı şu şekildedir:
1. 2b-57a (3-5736) varaklar arası 1. baptan 29. baba kadar (Mecmû‘atü'l-Fevâyid)
Birinci bölüm: Ana/temel organların zayıflığı hakkındadır. 3a/15
İkinci bölüm: Ruh ve bedeni rahatlatan hareketler hakkındadır. 4b/1
Üçüncü bölüm: Göz için kullanılan zerûrlar37 hakkındadır. 6b/21
Dördüncü bölüm: Tiryâklar38 ve fetîl-i buhûr39 hakkındadır. 9a/1
Beşinci bölüm: İçecekler, tohumlar, şiyâflar40 ve müshiller hakkındadır. 9b/18
Altıncı bölüm: Cuvârişler41 ve hummaların tedavisi hakkındadır. 12b/11
Yedinci bölüm: Natûller42 ve merhemler hakkındadır. 15a/13
Sekizinci bölüm: Çeşitli terkipler hakkındadır. 17a/30
Dokuzuncu bölüm: Süfûflar43, kurslar44 ve lu‟ûklar45 hakkındadır. 19b/7
Onuncu bölüm: Bâhı46 artıran terkipler hakkındadır. 21b/16-17
On birinci bölüm: Bâhı artırıcı yağlar hakkındadır. 23a/7
On ikinci bölüm: Bâhı artırıcı mesûhlar47 hakkındadır. 27a/18
BÀbü sÀbiè ve èişrÿn: İótibÀle mÀniè olan edviyeleri bildürür ve baèøı
óarekÀt sebebin beyÀn ider. 53a/18.
BÀbü åÀmin ve èişrÿn: BÀha muèìn olan edviyeleri õikr ider. 53b/17.
36

Paris nüshası numaralandırılmış olup parantez içinde verilen numaralar yazmanın üzerinde yer alan söz

konusu varak numaralarını göstermektedir.
37

Özellikle göz hastalıklarının tedavisinde kullanılan bir grup ilaca verilen genel ad.

38

Genellikle panzehir olarak kullanılan bir grup macunun genel adı.

39

Eserde “bir tiryâk çeşidi” olduğu ifade edilmektedir.

40

Uzun ve yuvarlak şekil verilmiş hap veya fitil.

41

Bir grup macunun genel adı.

42

Kompres, pansuman, dekoksiyon.

43

Toz hâlindeki ilaç.

44

Yuvarlak, hap hâlinde ilaç.

45

Yalanmak üzere hazırlanmış, ilaç olarak kullanılan bir grup macunun genel adı.

46

Cinsel istek, güç, şehvet.

�On üçüncü bölüm: Bâhı artırıcı zımâdlar48 ve merhemler hakkındadır. 27b/19
On dördüncü bölüm: Bâhı artırmak ve bâh hastalıkları için cuvâriş terkipleri
hakkındadır. 29a/13-14
On beşinci bölüm: Bâhı artırıcı macunlar hakkındadır. 29b/18-19
On altıncı bölüm: Bâhı artırıcı sufûflar hakkındadır. 30a/23
On yedinci bölüm: Bâhı artırıcı hukne49 terkibi hakkındadır. 30b/11
On sekizinci bölüm: Bâhı artırıcı fitiller ve hamileler hakkındadır. 32a/24-25
On dokuzuncu bölüm: Bâhı artırıcı macun terkibi hakkındadır. 32b/11
Yirminci bölüm: Bâhı artırıcı libân50 terkipleri hakkındadır. 41b/11
Yirmi birinci bölüm: Bâhı artırıcı kokular hakkındadır. 42b/27-28
Yirmi ikinci bölüm: Bâhı artırıcı gıda terkipleri hakkındadır. 43a/5-6
Yirmi üçüncü bölüm51: Bâhı azaltan şeylerin zikri hakkındadır. 46a/3
Yirmi dördüncü bölüm: Tenasül uzvunu büyütüp uzatan şeylerin terkibi hakkındadır.
47b/5-6
Yirmi beşinci bölüm: Cimayı keyifli hâle getiren ilaçlar hakkındadır. 49a/10-11
Yirmi altıncı bölüm: Kadının hamile kalmasına yardımcı olan ilaçlar hakkındadır.
51b/22
Yirmi yedinci bölüm: Hamileliğe engel olan ilaçlar hakkındadır. 53a/18
Yirmi sekizinci bölüm: Bâha yardımcı olan ilaçlar hakkındadır. 53b/17
Yirmi dokuzuncu bölüm52: Bâhta mühürler, tılsımlar ve isimler hakkındadır. 56a/14
47

Ovalanarak uygulanan bir tür ilaç.

48

Merhemli sargı, yakı.

49

Şırınga; lavman.

50

Süt.

51

Bu bölüm Arapçadır.

52

Arapça olan bu bölümde sinirsel rahatsızlıklara karşı muskayla tedavi yolları da söz konusu edilmiştir.

�2. 57a-233b (57-235) varaklar arası 30. bölüm (İhtiyârâtü'l-Bedî‘et'in53 Özeti)
Yazmanın mukaddimesinde (3a14) otuzuncu bölümün “insanların şehvetinin
bölünmesi” hakkında olduğu belirtilse de bu bölüm varak 233b‟de kaydedildiği ve Blochet‟in
de belirttiği gibi, Hacı Zeynelattar adıyla bilinen Ali bin Hüseyin el-Ensari‟nin İhtiyârâtü'lBedî‘et adlı Farsça eserinin Türkçe özeti mahiyetindedir.
Burada harf sırasına göre Farsça olarak verilen bitki isimlerinin başta Türkçe olmak
üzere çeşitli dillerdeki karşılıkları verilmiş ve her bir bitkinin hangi hastalığa iyi geldiği ifade
edilmiştir.
3. 234a-237b (235-239) varaklar arasındaki Arapça bölüm
Yazmanın bu kısmı, Yemen‟de H. 694-696/M. 1295/1297 yılları arasında hüküm
sürmüş Melik el-Eşref bin Ömer bin Yusuf bin Ömer bin Ali bin Resul‟ün eserinden
alıntıdır.54 Burası iki küçük bölümden oluşmakta olup birincisinde farklı dillerdeki bitki/ilaç
isimlerinin karşılıkları söz konusu edilmiştir. İkinci bölüm bitkilerin yetiştirilmesini işler.
Burada ilaçlar Ebulkasım ez-Zehravi‟ye göre tarif edilmiş ve incelenmiştir. Bu bölümün son
kısım ise İbni Sina‟ya ayrılmış ve her şey karıştırılmıştır. Gerçekten de burada madenlerin
iyileştirici etken olarak kullanılması söz konusu olduğu gibi bitki ve hayvanlardan elde edilen
şifalı maddelerden de bahsedilmiştir (Blochet 1932: 275).
4. 238a ile 275a (239-277) varakları arasında yine İhtiyârâtü'l-Bedî‘et‟in Türkçeye
tercümesi yer almaktadır.55 Bu bölümde tıp kitaplarındaki edviyât (bitkilerin/ilaçlar)‟ın
Arapça, Farsça, Türkçe, Süryanice ve Yununca adları alfabetik olarak verilmiştir. Bu durum
238a‟nın başında şu şekilde anlatılmaktadır:
Müéellif-i kitÀb èAli bin Óüseyin el-EnãÀrì el-meşhÿr beóÀcì Zeynel-èÀùùÀr raómetullÀhi èÀleyh şöyle èayÀn ve beyÀn
eyledi ki: DiyÀr-ı èacemde mütedÀvel olan edviyÀt esmÀları ki
èArabì ve èAcemì ki ùıb kitÀblarında münderic ve meõkÿr
edviyÀt elfÀôı èArabì ve FÀrisì ve Türkì ve SüryÀnì ve YÿnÀnì
ola, bu luàatde èalÀ-úadri'l-imkÀn bi'l-cümle icmÀlen derc
olunup beyÀn olması içün bu risÀleéi yazup iôhÀr itdüm. TÀ kim
53

Bu eser daha çok İhtiyârât-ı Bedi‘î adıyla bilinmektedir.

54

Hangi eserden alıntı yapıldığına dair bilgi kaydı ise yoktur.

55

Yazmanın bu kısmı, ikinci bölümde Türkçeye tercümesi yapılan İhtiyârâtü'l-Bedî‘et‟in yeni/başka bir

tercümesine yer verildiği düşüncesi uyandırmaktadır.

�ùÀlibler lÀzım olduúça naôar idüp bulunması ÀsÀn-ı tarìú ile
bulunup iktifÀ idineler.
5. 275b-279b (278-282) varakları arasında göz hastalıkları ile ilgili bir kitaptan
alınmış bir bölüm mevcuttur. Bu bölümle birlikte yazma nihayete ermektedir.
Sonuç itibarıyla, yukarıdaki plandan da anlaşılacağı gibi Paris nüshası beş bölümden
oluşmakta ve Mecmû‘atü'l-Fevâyid yazmanın 1b ile 57a varakları arasında kalmaktadır.
Yazmanın bundan sonraki kısmında ise yukarıdaki plan dâhilinde verdiğimiz bölümler
bulunmaktadır. Yazma aslında bu görüntüsüyle “tıbba dair çeşitli eserlerden seçilmiş faydalı
bilgilerin bir araya getirildiği bir mecmua” intibaı vermektedir.
Bibliothéque Nationale nüshasının mukaddimesi:
Bi'smi'llÀhi'r-raómÀni'r-raóìm56
Elóamdüli'llÀhi
òayri'l-enÀm

rabbi'l-èÀlemìn58
nebiyyinÀ

ve

bi-hi

veã-ãalÀtü

nestaèìn.57

ve's-selÀm

seyyidi'l-mürselìn

ve

èalÀ

òÀtemi'n-

nebiyyìn59 ve èalÀ Àlihi ve aãóÀbihi'ù-ùayyibìne'ù-ùÀhirìn.60
AmmÀ baèdü ey èazìz,

veffeúallÀhu

teèÀlÀ61 ve esèadekallÀhu

fi'd-dÀreyn62. Bu kitÀb ki baèøı terkìbÀt mecmÿèıdur ãÿret-i
raúama63

ve

taórìr-i

úaleme64

gelmesine

bÀèiå65,

óaøret-i

sulùÀnü'l-eèÀcim66, mÀlik-i riúÀbü'l-ümem67, ãÀóibü's-seyf ve'lúalem68, kÀfil-i meãÀlióü'l-èarab ve'l-èacem69, vÀriå-i mülk-i
56

Rahman ve rahim olan Allah‟ın adıyla.

57

Ondan (Allah‟tan) yardım dileriz

58

Âlemleri yaratan Allah‟a şükürler olsun.

59

Canlıların en şereflisi, gönderilenlerin (peygamberlerin) sonuncusu ve mührü olan (peygamberler devrini

kapatan) Peygamberimize salat ve selam olsun.
60

Ayrıca onun (Peygamberimizin) temiz olan ailesi ve ashabına da (salat ve selam olsun.)

61

Allah seni başarılı kılsın.

62

Allah seni her iki dünyada mutlu kılsın.

63

Yazı suretine.

64

Kalemin yazmasına.

65

Sebep.

66

Acem sultanı.

67

Milletin boyunlarına malik (herkesi yöneten, milletin sahibi).

68

Kalem ve kılıca sahip.

69

Arap ve Acem (illerinde) asayişin güvencesi.

�DÀrÀ ve Cem70, rÀfiéu elviyeti'l-eman71, aèdel-i mülÿk-ı cihÀn72,
òıdiv-i
zamÀn74,

İbrÀhìm
76

sulùÀnehu

ve

bin

Muóammed

ebhera

iútidÀrehu79

münìfi81 olmışdı.

nÀãır-ı
ÒÀn

bürhÀnehu

77

óaøretlerinüñ

el-ÚarÀmÀnì

fi'z-

óalledallÀhu
enãÀrahu78

aèazzallÀhu
emr-i

Melikü'l-óükemÀ82,

óaúÀyıúu'l-eşyÀ84,

şerìèati'l-àarrÀ

bi-nuãreti'l-meliki'l-kerìmi'l-müsteèÀn75

el-manãÿru

SulùÀn
øÀèafe

YÿnÀn73,

memÀlik-i

efêalü'l-eùibbÀ85,

şerìfi80

ve

mersÿm-ı

úıdvetü'l-fużalÀ83,
mevlÀnÀ

Beşìr

ve

èÀlimü
Çelebi

òıdmetlerine ki kendü úarìóa-ı naúúÀdından86 ve øamìr-i münìr-i
münúÀdından87 bu risÀle zuhÿra gelüp88 ve tecribe olunup nefèi
ve fÀyidesi ôÀhir olmış envÀè-ı terkìbÀtdan89 bir nice terkìb
cemè idüp ol daòı el-maùlabu li'l-mülÿk90 taãavvur idüp emr-i

70

Dârâ ve Cem‟in varisi.

[Cem: Pişdadiyan sülalesinin uzun ömürlü ve ihtişamlı hükümdarı olup hayatı efsaneleşmiştir. 700 ya da 1000
yıl yaşadığı söylenir. Dârâ: Keyaniyan sülalesinin sonuncu hükümdarıdır. Tacı, tahtı ve ihtişamlı hükümdarlığı
ile bilinir.]
71

Merhamet sancaklarını dalgalandıran.

72

Cihan sultanlarının en âdili.

73

Yunan memleketlerinin hâkimi.

74

Zamanın İslam şeriatına yardım eden.

75

Kendisinden yardım istenen ve cömert hükümdar (Allah)‟ın yardımıyla galip gelen.

76

Allah saltanatını daim kılsın.

77

(Allah) delillerini, hünerlerini parlak kılsın.

78

(Allah) yardımcılarını yüceltsin.

79

(Allah) iktidarını güçlendirsin (artırsın).

80

Kutsal emri.

81

Yüksek (değerli) yazısı (isteği).

82

Hikmet sahiplerinin başı.

83

Faziletlilerin uydukları kimse.

84

Nesnelerin gerçekliğini (varlığını, inceliğini) bilen.

85

Tabiplerin en faziletlisi.

86

İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayıran zihninden.

87

(Allah‟a) itaatkâr ve nurlu kalbinden.

88

Meydana gelip.

89

Çeşitli karışımlardan.

90

Sultanlar için isteneni.

�ÀèlÀya imtiåÀlen91 bu mecmÿèaı iòtirÀè idüp92 yazılan terÀkìbi93
iòtiyÀr úılup94 ãÿret-i taórìre getürdi ve ismini Mecmÿèatü'lFevÀyid úodı. BÀrgÀh-ı ÀsmÀn-ı rifèatlerine erişdürdi. Anlar
daòı her bÀr95 ki lÀzım olurdı bu mecmÿèaya mürÀcaèat idüp
mefhÿmıyıla èamel iderlerdi ve her biri mirÀren96 ãınanmış ve
tecribe

olunmışdur

ve

bu

risÀle

otuz

bÀb

üzerine

tertìb

olundı. V'allÀhu'l-muvaffıúu ile'ş-şifÀ ve'l-mürşidu ile'l-hudÀ97
Cerrahpaşa Tıp Tarihi Müzesi Nüshası
Eserin ikinci nüshası Cerrahpaşa Tıp Tarihi Müzesinde 684 (eski 328/2) numarada
kayıtlıdır. Cerrahpaşa Tıp Tarihi Müzesi tadilat dolayısıyla hizmet veremediği için, her türlü
çabamıza rağmen, bu nüshayı inceleme imkânımız olmadı.
Konya Nüshası
Eserin bilinen bir başka nüshası Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğünde E-106
numarada kayıtlıdır. Daha önce Karaman Müzesinde 106 numarada bulunan ve Konya Yazma
Eserler Bölge Müdürlüğüne devredilen bu yazma on dört bölümden oluşmaktadır ve en
hacimli bölümü son kısımdır. Burada birçok hastalık için faydalı terkipler sıralanmıştır.
Konya nüshası harekesiz nesih ile yazılmış olup her bir sayfada on beş satır
bulunmaktadır. Eser Hüseyin bin Muhammed tarafından 20 Şevval 986/20 Aralık 1578‟te
istinsah edilmiştir.
Bu nüshanın planı şu şekildedir:
BÀbü evvel: MaèÀcìn98 bildürür ve èilmin bildürür. 2a/6
BÀbü åÀnì: Müferrióleri99 ve èilmini bildürür. 4a/5.

91

Alınan buyruğa uygun davranarak.

92

Meydana getirip, yazıp.

93

Terkipleri, ilaç terkiplerini.

94

Seçip.

95

Defa, kez, kere.

96

Defalarca.

97

Başarılı kılan şifa nasip eden Allah‟tır.

98

Macunlar.

99

Ferahlatıcılar.

�BÀbü

åÀliå:

CuvÀrişleri

bildürür

ve

èilmini

bildürür.

5b/4.
BÀbü rÀbiè: TÿtiyÀlar100 ve göz otlarnı bildürür. 5b/10.
BÀbü òÀmis: Müshil ve şarÀb101 ve óab ve şÀf102 bildürür.
6b/13.
BÀbü sÀlis: Úurslar103 ve óablar èilmini bildürür. 9a/1.
BÀbü sÀbiè: Merhemleri ve èilmini bildürür. 12b/3.
BÀbü åÀmin: Yaàları ve èilmini bildürür. 13a/10.
BÀbü tÀsiè: Yaúular ve èilmini bildürür. 14b/12.
BÀbü èÀşir: NÀfiè ùılÀlar104 èilmini bildürür. 16b/10.
BÀbü iódÀ èaşer: Óumreleri105 ve ÀúsÀmın bildürür. 20a/3.
BÀbü iånÀ èaşer: Naùÿl ve naónaóÀı106 bildürür. 21b/11.
BÀbü åÀliå èaşer: Süfÿflar óablar bildürür. 22a/10.
BÀbü erbaèa èaşer: Terkìb èilmin her bÀbında [bildürür].
23a/3.
Mecmû‘atü'l-Fevâyid 32. varakta sona ermekte ve bundan sonra yazmada aynı
kalemden çıkmış yine tıp konulu başka bölümler yer almaktadır. Ayrıca yazmanın bundan
sonraki kimi yaprakları birbirine karışmış olup bu ikinci kısımla ilgili bilgi kaydı da yoktur.
Konya nüshasının mukaddimesi:
Bi'smi'llÀhi'r-raómÀni'r-raóìm
èÀlemìn

ve'ã-ãalÀtü

òÀtemi'n-nebiyyìn
ùayyibìn.107
veffeúallÀh109

èalÀ

ve

AmmÀ
işbu

èalÀ

baèdü
terkìbÀt

elòamdüli'llÀhi

nebiyyihi
Àlihi
bilgil
ki

bu

ve
kim

rabbi'l-

seyyidi'l-mürselìn

ve

asóÀbihiù-ùÀhirìne'ùey

mecmÿèada

èazìz-i

men108

ãÿret-i

raúama

100

Göz hastalıklarında kullanılan, çinkodan yapılan bir ilaç.

101

Şurup.

102

Uzun ve yuvarlak şekil verilmiş hap veya fitil.

103

Yuvarlak, hap şeklindeki ilaçlar.

104

Sürülerek kullanılan ilaçlar, merhemler.

105

Yılancık, alazlama.

106

Öksürük; hırıltılı bir şekilde soluma.

107

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah‟a; salat, peygamberlerin seyyidi Hz. Muhammed‟in, ailesinin ve temiz

ashabının üzerine olsun.
108

Ey aziz kişi.

109

Allah seni başarılı kılsın.

�geldi

ve

taórìr-i

úaleme

ãÿret

bulduàı

bu

óaúìr

diyÀr-ı

şarúdan vilÀyet-i ÚaramÀna gelüp ÚaramÀn oàlınuñ òıdmetinde
iken anlaruñ emr-i şerìfi mÿcibince110 úıdvetü'l-fużalÀ èÀlim
Beşìr

Çelebìnüñ

úarìóa-i

naúúad

ve

òÀùır-ı

veúúÀdından111

ôuhÿra gelüp ve tecribe olup nefèi ve fÀyidesi ôÀhir olup
envÀè-ı terkìbÀtdan cemè idüp ol daòı eù-ùıbbu li'l-mülÿk112 yÀd
idüp ve emr-i èÀlìye imtiåÀl gösterüp113 bu evrÀúda yazılan
terkìbÀtı

iòtiyÀr

úıldı114,

ãÿrete

getürdi

ve

Mecmÿéatü'l-

FevÀyid diyü ad virdi ve on dört bÀb üzere cemè itdi. Her bÀr
ki bu risÀleden fÀyide ùutıla, müéellifini òayrıla yÀd ideler
inşÀèallÀhu teèÀlÀ.115
Sonuç
Hayatına dair bilgileri ancak Hikâyet-i Beşir Çelebi risalesinde bulabildiğimiz 15.
yüzyılın önemli hekimlerinden Beşir Çelebi‟ye atfedilen üç eser vardır: Tarih-i Edirne,
Tevarih-i Âl-i Osman ve Mecmû‘atü'l-Fevâyid.
Bunlardan Edirne tarihini konu alan Tarih-i Edirne, baş tarafında bulunan ve Beşir
Çelebi‟ye dair bilgilerin yer aldığı Hikâyet-i Beşir Çelebi adlı bölümden dolayı bu adla da
bilinmektedir. Hikâyet-i Beşir Çelebi‟de anlatılanlardan bu risalenin Beşir Çelebi‟nin
kaleminden çıkmadığı anlaşılmakla birlikte, yazmanın Tarih-i Edirne bölümünün de
Çelebi‟ye aidiyeti noktasında da tereddütler söz konusudur.
Beşir Çelebi‟nin eseri olduğu müstensih kaydından anlaşılan bir diğer tarihî nitelikteki
eser ise, Tevarih-i Âl-i Osman‟dır. Tarihî nitelikteki böyle bir eserin varlığı Tarih-i Edirne‟nin
de Beşir Çelebi‟ye ait olduğu fikrini desteklemektedir.
Mecmû‘atü'l-Fevâyid‟e gelince; yukarıda konu planlarını verdiğimiz Paris ve Konya
nüshalarını birbirinden bağımsız iki farklı eser olarak değerlendirmek mümkündür. Çünkü
eldeki yazmalar incelendiğinde, bunları iki aynı eserin farklı nüshaları olarak görmenin
güçlüğü ortadadır ve her iki yazma da apayrı eserler olarak karşımızda durmaktadırlar.
110

Gereğince.

111

Parlak zihninden.

112

Melikler için tıp.

113

Uyup.

114

Seçti.

115

Allahü Teala dilerse (Allah‟ın izniyle).

�Mecmû‘atü'l-Fevâyid yazmalarıyla ilgili yapılabilecek başka bir yorum da şudur: Hem
Paris hem de Konya nüshalarında Mecmû‘atü'l-Fevâyid adıyla Beşir Çelebi‟ye ait olduğu
belirtilen bölümlerden sonra, farklı eserlerden alındığı belli olan kısımlar yazmaya dâhil
edilmektedir. Esasında eski yazmalarda bu tür tasarruflar olabilmekte ve müstensihler bir
eseri kaleme aldıktan hemen sonra aynı yazma içinde başka bir eseri yazmaya devam
edebilmektedirler. Elimizdeki Mecmû‘atü'l-Fevâyid yazmalarında da böyle bir durum
olabileceği gibi, aslında Mecmû‘atü'l-Fevâyid, adından da anlaşılacağı üzere hekimliğe dair
“faydalı bilgeler içeren eserlerden seçilmiş bölümlerin yer aldığı bir tıp mecmuası” da olabilir.

�Kaynaklar
Acıduman, Ahmet (2012), “Hekîm Beşîr Çelebi ve Mecmû„atü'l-Fevâyid”, (İbrahim
Ceylan, Türklerde Cerrahinin Gelişimi adlı eserin içinde), Türk Cerrahi Derneği Yayınları,
Ankara, s. 41-44.
Akdoğan, Yaşar (1985), “Beşir Çelebi ve Beşir Çelebi‟ye Ait Olduğu Zannedilerek
Yanlış Tanıtılan Manzum Bir Mukaddime”, Türk Dünyası Araştırmaları, Nisan 1985, S. 35, s.
145-160.
Atabek, Emine M. (1977), Ortaçağ Tababeti, İstanbul, İstanbul Üniversitesi
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Yayınları.
Blochet, Edagar (1932), Bibliothèque Nationale Catalogue des Manuscrits Turcs I,
Paris, Bibliotheque Nationals.
Erdoğru, M. Akif (2006), “Hikâye-i Tabib Beşir Çelebi ve Tarih-i Edirne İsimli
Yazma Eser”, Doğumunun 65. Yılında Prof. Dr. Tuncer Baykara‟ya Armağan, Tarih Yazıları,
IQ Kültür Sanat Yayıncılık, s. 174-203.
Ergin, Muharrem (1948), “Türk Dili ve Edebiyatını İlgilendiren Neşriyat”, Türk Dili
ve Edebiyatı Dergisi, C, II, S. 3-4, s. 301-326.
Ertaylan, İsmail Hikmet (1946), Beşir Çelebi, Türk Edebiyatı Örnekleri IV, Tevarih-i
Al-i Osman, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Yayınları.
Ertaylan, İsmail Hikmet (1960), Tarih-i Edirne, Hikâyet-i Beşir Çelebi, İstanbul,
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları.
Gülcan, Ali (1978), Karamanlı Hekim Beşir Çelebi‟nin Edirne Tarihçesi ve Çirmen
Sancakbeği Karaman Beğ, Karaman, Doğuş Matbaası.
Kazancıgil, Ratip; Gökçe, Nilüfer (1999), “Edirne Sarayı ve Hekim Beşir Çelebi”, I.
Edirne Sarayı Sempozyumu Bildirileri, Trakya Üniversitesi Rektörlüğü Yayınları, s. 76-79.
Kazancıgil, Ratip; Gökçe, Nilüfer; Bilar, Ender (2009), Edirne‟nin Sağlık ve Sosyal
Yardım Tarihi I (1361-2008), Trakya Üniversitesi Rektörlüğü Yayınları, Edirne.
Uzluk, Feriden Nafiz (1958), Fatih Devrinde Karaman Eyaleti Vakıfları Fihristi,
Ankara, Vakıflar Umum Müdürlüğü Neşriyatı.

�Ünver, Süheyl (1943), Tıb Tarihi, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Yayınları.
Ünver, Süheyl (1953), Edirne‟de Fatih‟in Cihannümâ Kasrı, İstanbul, İstanbul Fethi
Derneği Yayınları.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10686">
                <text>2264</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10687">
                <text>HEKİM BEŞİR ÇELEBİ VE MECMÛ’ATÜ’L-FEVÂ’İD ADLI ESERİ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10688">
                <text>BÖLER, Tuncay</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10689">
                <text>Anahtar Kelimeler: Tıp tarihi, Eski Anadolu Türkçesi, Beşir Çelebi, Mecmû’atü’l-Fevâ’id.  ÖZET  Beşir Çelebi, Fatih Sultan Mehmet döneminde yaşamış önemli bir hekimdir. Onun Edirne tarihi ve kendisine atfedilen bir Osmanlı tarihinden başka, Mecmû’atü’l-Fevâ’id adlı önemli bir tıp kitabı daha bulunmaktadır. E. Blochet’in Catalogue des Manuscrits Turcs’ta bahsettiği bu hacimli eser 282 varaktan oluşmaktadır ve Bibliothèque Nationale de France’de, SUP TURC 234 numarada kayıtlıdır. Bildirimizde Beşir Çelebi hakkında kısa bilgi verildikten sonra onun Mecmû’atü’l-Fevâ’id adlı eseri tanıtılacaktır.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10690">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10691">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10692">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10693">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1353" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1610">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/f3b17949c88579051565e42f6e22fb40.docx</src>
        <authentication>6d3f3b5c544f024993a0406f1ef2c864</authentication>
      </file>
      <file fileId="1611">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/87706ec99816d93477c6be3dc57b6efd.pdf</src>
        <authentication>d3d1dafa29cc251a3ab31cfd3f58a642</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="10685">
                    <text>KLASİK TÜRK EDEBİYATINDA HAYÂLLE OLUŞTURULAN EDEBÎ TERİMLERİN
KULLANIMLARI
İhsan BULUT
İshık Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Erbil / Irak
Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Edebiyatı, Hayâl, Hayâl-i Dakik, Edebî Terim, Tezkire.
ÖZET
Hayâl kavramı gerek edebî, tasavvufî ve gösteri sanatlarına ait bir terim olarak gerekse
gerçek anlamıyla divan şiirinde sıkça kullanılan bir kelime olarak karşımıza çıkmaktadır. Pek
çok bilim dalında olduğu gibi klasik edebiyatta da geçmişte kullanılan edebî terimlerin divan ve
tezkirelerdeki yüklendikleri manaları tam tespit etme önemli bir problem olarak önümüzde
durmaktadır. Bu bağlamda edebî terimler arasında çok önemli bir yer tutan hayâl ve hayâlden
müştâk kavramların da kullanımları örneklerle aydınlığa kavuşturulması gerekmektedir.
Bildirimizde, divan şiirinde bir edebî terim olarak hayâlin, “şi‘r-i hayâl-engîz, ebyât-ı hayâlengîz, nâzım-ı dakîk-hayâl, hayâlât-ı garîb, hayâl-güster, hayâl-i hâs, rengîn hayâl, muhayyel
söz, şebistân-ı hayâl, nâzik hayâl, ince hayâl, kej hayâl, yanlış hayâl, hayâl-i hâm, fânûs-ı hayâl,
hayâl-i zıll tamlamalarıyla değişik asırlardan seçilmiş divan ve tezkirelerdeki kullanımlarını ve
anlamlarını örnekler üzerinden izah etme amacı güdülmüştür.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10677">
                <text>2224</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10678">
                <text>KLASİK TÜRK EDEBİYATINDA HAYÂLLE OLUŞTURULAN EDEBÎ TERİMLERİN KULLANIMLARI</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10679">
                <text>BULUT, İhsan</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10680">
                <text>Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Edebiyatı, Hayâl, Hayâl-i Dakik, Edebî Terim, Tezkire.  ÖZET  Hayâl kavramı gerek edebî, tasavvufî ve gösteri sanatlarına ait bir terim olarak gerekse gerçek anlamıyla divan şiirinde sıkça kullanılan bir kelime olarak karşımıza çıkmaktadır. Pek çok bilim dalında olduğu gibi klasik edebiyatta da geçmişte kullanılan edebî terimlerin divan ve tezkirelerdeki yüklendikleri manaları tam tespit etme önemli bir problem olarak önümüzde durmaktadır. Bu bağlamda edebî terimler arasında çok önemli bir yer tutan hayâl ve hayâlden müştâk kavramların da kullanımları örneklerle aydınlığa kavuşturulması gerekmektedir. Bildirimizde, divan şiirinde bir edebî terim olarak hayâlin, “şi‘r-i hayâl-engîz, ebyât-ı hayâl- engîz, nâzım-ı dakîk-hayâl, hayâlât-ı garîb, hayâl-güster, hayâl-i hâs, rengîn hayâl, muhayyel söz, şebistân-ı hayâl, nâzik hayâl, ince hayâl, kej hayâl, yanlış hayâl, hayâl-i hâm, fânûs-ı hayâl, hayâl-i zıll tamlamalarıyla değişik asırlardan seçilmiş divan ve tezkirelerdeki kullanımlarını ve anlamlarını örnekler üzerinden izah etme amacı güdülmüştür.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10681">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10682">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10683">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10684">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1352" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1608">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/b92004903f14e8469121da8711ebb0ea.docx</src>
        <authentication>455d901fcfed94a15891f9e8969fb3d9</authentication>
      </file>
      <file fileId="1609">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/6ed2be8d21c67364eb0169f76a7a4cba.pdf</src>
        <authentication>2716ff6b8f2c7c48be58b7c5a54cd944</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="10676">
                    <text>GÜNEŞ MECMUASINDA TENKİT
Birol BULUT
Kırklareli Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı, Kırklareli / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Güneş, Tenkit, Mecmua.
ÖZET
Edebi mecmualar, geçmişten günümüze gerek edebi toplaşmalarla gerek kalem
kavgalarıyla Türk edebiyatına yön veren ve edebiyatımızın izlediği süreci gösteren en önemli
kaynaklardan biridir. Dolayısıyla mecmuaların incelenmesi ve buradaki yazıların gün yüzüne
çıkarılması edebiyatın seyrini takip edebilmemiz açısından önemlidir. Biz de bu bağlamda Orhan
Seyfi (Orhon) tarafından yayınlanan, 1 Ocak 1927 - 15 Ekim 1927 tarihleri arasında yayın
hayatını sürdürmüş bir sanat ve edebiyat dergisi olan “Güneş” mecmuasında yayınlanan tenkit
yazıları ele alınmıştır. Tenkit yazılarını konularına göre sınıflandırıp, bu yazıların içeriklerini ve
münekkitlerin konuyu ele alış tarzı incelenmiştir.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10668">
                <text>2206</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10669">
                <text>GÜNEŞ MECMUASINDA TENKİT</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10670">
                <text>BULUT, Birol </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10671">
                <text>Anahtar Kelimeler: Güneş, Tenkit, Mecmua.  ÖZET  Edebi mecmualar, geçmişten günümüze gerek edebi toplaşmalarla gerek kalem kavgalarıyla Türk edebiyatına yön veren ve edebiyatımızın izlediği süreci gösteren en önemli kaynaklardan biridir. Dolayısıyla mecmuaların incelenmesi ve buradaki yazıların gün yüzüne çıkarılması edebiyatın seyrini takip edebilmemiz açısından önemlidir. Biz de bu bağlamda Orhan Seyfi (Orhon) tarafından yayınlanan, 1 Ocak 1927 - 15 Ekim 1927 tarihleri arasında yayın hayatını sürdürmüş bir sanat ve edebiyat dergisi olan “Güneş” mecmuasında yayınlanan tenkit yazıları ele alınmıştır. Tenkit yazılarını konularına göre sınıflandırıp, bu yazıların içeriklerini ve münekkitlerin konuyu ele alış tarzı incelenmiştir.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10672">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10673">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10674">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10675">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
</itemContainer>
