<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<itemContainer xmlns="http://omeka.org/schemas/omeka-xml/v5" xmlns:xsi="http://www.w3.org/2001/XMLSchema-instance" xsi:schemaLocation="http://omeka.org/schemas/omeka-xml/v5 http://omeka.org/schemas/omeka-xml/v5/omeka-xml-5-0.xsd" uri="https://omeka.ibu.edu.ba/items/browse?output=omeka-xml&amp;page=223" accessDate="2026-06-24T13:13:31+01:00">
  <miscellaneousContainer>
    <pagination>
      <pageNumber>223</pageNumber>
      <perPage>10</perPage>
      <totalResults>3494</totalResults>
    </pagination>
  </miscellaneousContainer>
  <item itemId="1381" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1680">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/a3afa45938f183245ced3eeae4a9c029.docx</src>
        <authentication>9e6d2a7808052961f9f2e185f26bf70a</authentication>
      </file>
      <file fileId="1681">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/7223e00f189fb815c8e08171e7ed3dca.pdf</src>
        <authentication>95cebdc732618c2f6c3d066f0ead2ca3</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="10944">
                    <text>DĠNÎ ġAHSĠYETLER ETRAFINDA OLUġAN ANLATI TÜRLERĠNĠN TASNĠFĠ
ÜZERĠNE DÜġÜNCELER: AZĠZ MAHMUD HÜDAYĠ ÖRNEĞĠ
Oğuz ERDOĞAN
Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Ağrı /
Türkiye
Anahtar Kelimeler: Efsane, Menkıbe, Memorat, Dini Şahsiyet, Aziz Mahmud Hüdayi.
ÖZET
Dini şahsiyetlerin etrafında oluşan sözlü anlatı türlerinin tam anlamıyla ne olduğu ve
sınırları hakkında kesin yargıların oluşmadığı; üzerinde ittifak edilmiş bir literatür birliği
sağlanamadığı görülmektedir. Bu durum efsanelerin ve alt türlerinin bugün itibarıyla farklı icra
ortamlarında anlatılıyor olması ve oluşum süreçlerinin tamamlanmış olmamasının sonucudur.
Çeşitli sosyal ortamlarda kutsal sayılan dinî şahsiyetler etrafında birçok sözlü anlatı icra
edilmektedir. Bu anlatı türlerinin tarifi, tasnifi üzerinde çeşitli görüşler ortaya konmaktadır. Bu
çalışmalar daha çok sözlü kültürden elde edilen yeni anlatı metinleri üzerinde yapılan tespit ve
değerlendirmelere dayanmaktadır. Bu da bize folklorun yenilenebilir doğası gereği sözlü kültür
ortamından derlenerek ortaya konan yeni çalışmalarla söz konusu tarif ve tasnif gayretlerinin
devam edeceğini göstermektedir. Bu çalışmada amaçlanan, Aziz Mahmud Hüdayi etrafında
oluşan ve tarafımızdan derlenen sözlü anlatı metinleri üzerinden dinî şahsiyetler etrafında
teşekkül eden anlatı türleri üzerine bir tasnif denemesi yapmak ve bu suretle bundan sonra
yapılacak çalışmalara katkı sağlamaktır. Çalışmamızda dinî şahsiyetler etrafında oluşan sözlü
anlatı türleri üzerine daha önce yapılan tasnifler değerlendirilmiş ve konu ile ilgili
düşüncelerimiz ortaya konulmuştur. Aziz Mahmud Hüdayi etrafında teşekkül eden ve
tarafımızdan yazılı sözlü ve elektronik ortamdan derleme metoduyla elde edilen “metin”ler,
işlevleri doğrultusunda hangi türe dâhil edilmelidir ve bu metinler kaç grupta incelenmelidir
sorularına cevap aranmıştır. Ayrıca dinî şahsiyetler etrafında oluşan anlatılar üzerine yapılan
çalışmaların kapsamı ve bu çalışmaların nasıl yapılması gerektiği konusu üzerinde de
durulmuştur.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10936">
                <text>2157</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10937">
                <text>DĠNÎ ġAHSĠYETLER ETRAFINDA OLUġAN ANLATI TÜRLERĠNĠN TASNĠFĠ ÜZERĠNE DÜġÜNCELER: AZĠZ MAHMUD HÜDAYĠ ÖRNEĞĠ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10938">
                <text>ERDOĞAN, Oğuz </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10939">
                <text>Anahtar Kelimeler: Efsane, Menkıbe, Memorat, Dini Şahsiyet, Aziz Mahmud Hüdayi.  ÖZET  Dini şahsiyetlerin etrafında oluşan sözlü anlatı türlerinin tam anlamıyla ne olduğu ve sınırları hakkında kesin yargıların oluşmadığı; üzerinde ittifak edilmiş bir literatür birliği sağlanamadığı görülmektedir. Bu durum efsanelerin ve alt türlerinin bugün itibarıyla farklı icra ortamlarında anlatılıyor olması ve oluşum süreçlerinin tamamlanmış olmamasının sonucudur. Çeşitli sosyal ortamlarda kutsal sayılan dinî şahsiyetler etrafında birçok sözlü anlatı icra edilmektedir. Bu anlatı türlerinin tarifi, tasnifi üzerinde çeşitli görüşler ortaya konmaktadır. Bu çalışmalar daha çok sözlü kültürden elde edilen yeni anlatı metinleri üzerinde yapılan tespit ve değerlendirmelere dayanmaktadır. Bu da bize folklorun yenilenebilir doğası gereği sözlü kültür ortamından derlenerek ortaya konan yeni çalışmalarla söz konusu tarif ve tasnif gayretlerinin devam edeceğini göstermektedir. Bu çalışmada amaçlanan, Aziz Mahmud Hüdayi etrafında oluşan ve tarafımızdan derlenen sözlü anlatı metinleri üzerinden dinî şahsiyetler etrafında teşekkül eden anlatı türleri üzerine bir tasnif denemesi yapmak ve bu suretle bundan sonra yapılacak çalışmalara katkı sağlamaktır. Çalışmamızda dinî şahsiyetler etrafında oluşan sözlü anlatı türleri üzerine daha önce yapılan tasnifler değerlendirilmiş ve konu ile ilgili düşüncelerimiz ortaya konulmuştur. Aziz Mahmud Hüdayi etrafında teşekkül eden ve tarafımızdan yazılı sözlü ve elektronik ortamdan derleme metoduyla elde edilen “metin”ler, işlevleri doğrultusunda hangi türe dâhil edilmelidir ve bu metinler kaç grupta incelenmelidir sorularına cevap aranmıştır. Ayrıca dinî şahsiyetler etrafında oluşan anlatılar üzerine yapılan çalışmaların kapsamı ve bu çalışmaların nasıl yapılması gerektiği konusu üzerinde de durulmuştur.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10940">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10941">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10942">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10943">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1380" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1678">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/60512787a541c9c45f314752dbd5689c.docx</src>
        <authentication>bc93e63b574eb9d1a53cb60e6a049602</authentication>
      </file>
      <file fileId="1679">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/ed8bddce3fd8973edd9f0519088e17e3.pdf</src>
        <authentication>836fe538e8a0fa1cd1ea6e92e3ff0bfa</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="10935">
                    <text>TÜRKÇE ÖYKÜLERDE TERSİNLEME: AZİZ NESİN ÖYKÜLERİ ÖRNEĞİ
Gülsüm Songül ERCAN / Özge CAN
Dokuz Eylül Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Dilbilim Bölümü, İzmir / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Tersinleme (İroni), Aziz Nesin Öyküleri, Tersinleme türleri, Öykü Metin
Türü.
ÖZET
Tersinleme (İroni) kabaca “düşündüğünün tam tersini söylemek” biçiminde
betimlenebilir. Tersinleme, özellikle kısa öykülerde, niyetlenen iletiyi vurgulamak amacıyla
birçok yazar tarafından yeğlenen bir edebi tekniktir. Genel olarak Sözel tersinleme Dramatik
tersinleme ve Durum tersinlemesi olmak üç türü bulunmaktadır. Sözel tersinleme en yaygın
olarak bilinen türdür ve yazarın ya da öyküdeki bir karakterin söylediğiyle niyetinin farklı
olduğu durumları içeririr. “küçültme” ve “abartma” olmak üzere iki alt türü bulunmaktadır.
Bunlardan birincisi, bir şeyin doğası olduğundan daha küçük gösterildiğinde/ küçültüldüğünde;
ikincisi ise daha büyük gösterildiğinde/abartıldığında ortaya çıkar. Dramatik tersinlemede,
karakter içinde bulunduğu durumun farkında değildir; oysa okur bunu biliyordur. Son olarak
Durum tersinlemesinde, verili durumun sonucu okurun ve karakterin beklemediği bir sonuçtur.
Bu çalışmada, tersinleme Aziz Nesin’in dört farklı öyküsünde incelenmektedir: Ah, Biz Eşekler,
Bunlar Bizim Dertlerimiz, Ne Güzel Memleket ve Fil Hamdi. Araştırmamızda Aziz Nesin
öykülerinin seçilmesinin nedeni, kendisinin toplumu ve politikacıları açık, dobra bir biçimde
eleşiren bir mizah yazarı olarak bilinmesi ve mizahta da tersinlemenin bir araç olarak sıkça
kullanılacağının öngörülmesidir. Çalışmanın bulgularının Aziz Nesin’in ne türden tersinlemeyi
daha sık kullanmayı yeğlediğini ortaya koymuş ve yazarın söz konusu tersinleme türünü
seçmedeki niyetini ortaya koymayı sağlamıştır.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10927">
                <text>2242</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10928">
                <text>TÜRKÇE ÖYKÜLERDE TERSİNLEME: AZİZ NESİN ÖYKÜLERİ ÖRNEĞİ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10929">
                <text>ERCAN , Gülsüm Songül 
CAN, Özge </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10930">
                <text>Anahtar Kelimeler: Tersinleme (İroni), Aziz Nesin Öyküleri, Tersinleme türleri, Öykü Metin Türü.  ÖZET  Tersinleme (İroni) kabaca “düşündüğünün tam tersini söylemek” biçiminde betimlenebilir. Tersinleme, özellikle kısa öykülerde, niyetlenen iletiyi vurgulamak amacıyla birçok yazar tarafından yeğlenen bir edebi tekniktir. Genel olarak Sözel tersinleme Dramatik tersinleme ve Durum tersinlemesi olmak üç türü bulunmaktadır. Sözel tersinleme en yaygın olarak bilinen türdür ve yazarın ya da öyküdeki bir karakterin söylediğiyle niyetinin farklı olduğu durumları içeririr. “küçültme” ve “abartma” olmak üzere iki alt türü bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, bir şeyin doğası olduğundan daha küçük gösterildiğinde/ küçültüldüğünde; ikincisi ise daha büyük gösterildiğinde/abartıldığında ortaya çıkar. Dramatik tersinlemede, karakter içinde bulunduğu durumun farkında değildir; oysa okur bunu biliyordur. Son olarak Durum tersinlemesinde, verili durumun sonucu okurun ve karakterin beklemediği bir sonuçtur. Bu çalışmada, tersinleme Aziz Nesin’in dört farklı öyküsünde incelenmektedir: Ah, Biz Eşekler, Bunlar Bizim Dertlerimiz, Ne Güzel Memleket ve Fil Hamdi. Araştırmamızda Aziz Nesin öykülerinin seçilmesinin nedeni, kendisinin toplumu ve politikacıları açık, dobra bir biçimde eleşiren bir mizah yazarı olarak bilinmesi ve mizahta da tersinlemenin bir araç olarak sıkça kullanılacağının öngörülmesidir. Çalışmanın bulgularının Aziz Nesin’in ne türden tersinlemeyi daha sık kullanmayı yeğlediğini ortaya koymuş ve yazarın söz konusu tersinleme türünü seçmedeki niyetini ortaya koymayı sağlamıştır.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10931">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10932">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10933">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10934">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1379" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1676">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/aedc091d51f7e4bf37e7661731ed0e63.docx</src>
        <authentication>2e093a0e3ebdce80ce5bafc8ee00080d</authentication>
      </file>
      <file fileId="1677">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/dc185c23110a52ea0420225e9e482a10.pdf</src>
        <authentication>15541dcc86b1c8b21ff52b7af1ba2be9</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="10926">
                    <text>DİVAN ŞİİRİNDE SEVGİLİNİN BAKIŞINA DAİR
Esma ELDEM
Gediz Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, İzmir / Türkiye
Anahtar Kelimeler: aşk, sevgili, göz, bakış.
ÖZET
Sevgili divan şiirinin kendine özel aşk kurgusu içinde şekillenen en önemli tiptir.
Sevgilinin tasviri yapılırken her ne kadar ağzı, dişi, burnu, boynu, gerdanı, boyu, endamı,
yürüyüşü çeşitli mazmunlarla ele alınmış olsa da en dikkat çeken uzvu yüzü, yüzünde de
gözleridir. Bu açıdan sevgilinin gözleri ve bakışları hemen her şair tarafından en güzel sıfat ve
mazmunlarla değerlendirilmiştir. Bu bildiride divan şiirinde âşık-sevgili bağlamında sevgilinin
bakışları ele alınmıştır.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10918">
                <text>2207</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10919">
                <text>DİVAN ŞİİRİNDE SEVGİLİNİN BAKIŞINA DAİR</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10920">
                <text>ELDEM, Esma</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10921">
                <text>Anahtar Kelimeler: aşk, sevgili, göz, bakış.  ÖZET  Sevgili divan şiirinin kendine özel aşk kurgusu içinde şekillenen en önemli tiptir. Sevgilinin tasviri yapılırken her ne kadar ağzı, dişi, burnu, boynu, gerdanı, boyu, endamı, yürüyüşü çeşitli mazmunlarla ele alınmış olsa da en dikkat çeken uzvu yüzü, yüzünde de gözleridir. Bu açıdan sevgilinin gözleri ve bakışları hemen her şair tarafından en güzel sıfat ve mazmunlarla değerlendirilmiştir. Bu bildiride divan şiirinde âşık-sevgili bağlamında sevgilinin bakışları ele alınmıştır.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10922">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10923">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10924">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10925">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1378" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1674">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/ee6bb5bec9214ec146b319ca9d1910f4.docx</src>
        <authentication>66eb1a8070884a20cd5d37cd8231a1be</authentication>
      </file>
      <file fileId="1675">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/747776d39a6f0446f02316aeadc3d8e1.pdf</src>
        <authentication>a79c213d3d6df21edfcbc8b5edb2e5df</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="10917">
                    <text>ESKİ TÜRK EDEBİYATINDA ÂŞIĞIN BEĞENME, İMRENME VE KISKANMA
HALLERİ
Zeynep DİNÇER
Ordu Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı, Ordu / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Eski Türk Edebiyatı, Şiir, Beğenme, Kıskanma, İmrenme.
ÖZET
Klâsik Türk Edebiyatı, Yüksek Zümre Edebiyatı, Saray Edebiyatı, Eski Türk Edebiyatı ve
Divan Edebiyatı gibi çeşitli isimlerle anılan edebiyat dönemi sevgili, âşık ve rakip üçgeni
etrafında dönen bir aşk kurgusunu ele almaktadır. Bu aşk kurgusunda âşık; bütün sıkıntıları
yaşayan, sevgiliye ulaşamayan, onu her zaman rakibin yakınlarında gören kısacası yenilgilerle
donatılmış bir tiptir. İşte bu durum dahilinde, onun farklı; ama birbirine oldukça yakın ruh
hallerinden kıskanma, imrenme ve beğenme unsurları üzerinde durulmuştur. Böylece âşığın
rakip karşısındaki değişken tutumları tanımlanmıştır. Bu yapılırken de öncelikle geleneğin şiir
türünden hareket edilmiş ve şiir örnekleriyle âşığın psikolojik dönüşümleri gösterilmiştir.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10909">
                <text>2262</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10910">
                <text>ESKİ TÜRK EDEBİYATINDA ÂŞIĞIN BEĞENME, İMRENME VE KISKANMA HALLERİ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10911">
                <text>DİNÇER, Zeynep</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10912">
                <text>Anahtar Kelimeler: Eski Türk Edebiyatı, Şiir, Beğenme, Kıskanma, İmrenme.  ÖZET  Klâsik Türk Edebiyatı, Yüksek Zümre Edebiyatı, Saray Edebiyatı, Eski Türk Edebiyatı ve Divan Edebiyatı gibi çeşitli isimlerle anılan edebiyat dönemi sevgili, âşık ve rakip üçgeni etrafında dönen bir aşk kurgusunu ele almaktadır. Bu aşk kurgusunda âşık; bütün sıkıntıları yaşayan, sevgiliye ulaşamayan, onu her zaman rakibin yakınlarında gören kısacası yenilgilerle donatılmış bir tiptir. İşte bu durum dahilinde, onun farklı; ama birbirine oldukça yakın ruh hallerinden kıskanma, imrenme ve beğenme unsurları üzerinde durulmuştur. Böylece âşığın rakip karşısındaki değişken tutumları tanımlanmıştır. Bu yapılırken de öncelikle geleneğin şiir türünden hareket edilmiş ve şiir örnekleriyle âşığın psikolojik dönüşümleri gösterilmiştir.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10913">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10914">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10915">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10916">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1377" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1670">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/a920c0149634e7b0547fdf6f7c780b6b.docx</src>
        <authentication>0822a631f882b2f42f4e5f553966e1b0</authentication>
      </file>
      <file fileId="1671">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/66461953aba3d4bece6d5341f57dd89d.pdf</src>
        <authentication>28eeb3bd159e8a398e78a1bcc8c2ae9a</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="10907">
                    <text>“ESKİ TÜRK EDEBİYATINDA MAZMUNLAR VE İZAHI” ADLI ESERDE KLASİK
TÜRK ŞİİRİ VE ŞAİRLERİYLE İLGİLİ DEĞERLENDİRMELER
Özlem DÜZLÜ
Sakarya Üniversitesi, Türk Dili Bölümü, Sakarya / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Ahmet Talat Onay, Klasik Şiir, Şair.
ÖZET
Edebiyat alanındaki çalışmalarını halk edebiyatı sahasında yoğunlaştıran Ahmet Talat
Onay, klasik Türk edebiyatıyla ilgili eserlere de imza atmıştır. Bunlardan biri ve belki de en
önemlisi “Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar ve İzahı” adlı ansiklopedik edebiyat lügatidir.
Değeri her geçen gün artmakta olan bu eserin asıl hususiyeti klasik edebiyatımızın bazı
mazmunları ile anlaşılması güç meseleleri hakkında açıklayıcı bilgiler vermesidir. Bu suretle
klasik şiirimize yansımış eski âdetler, inanışlar, yaşam tarzından izler, zamanın ilim ve fenniyle
alakalı bilgiler; bu şiirde yer alan kıssa, isim, terim ve kavramlar eserin muhteviyatına dâhil
olmuştur. Yazar bu meselelerle ilgili izahatlarda bulunurken bazen de kendi görüşlerine yer
vermiştir. Yazarın bu görüşleri arasında klasik edebiyatımızın Tanzimat’tan sonra çok tartışılan
birtakım meseleleri de yer almaktadır. Ayrıca yazarın hakkında görüş bildirdiği bazı şairler de
bulunmaktadır. Bu çalışmada yazarın bu görüşleri klasik Türk edebiyatı hakkında yapılan
tartışmalar bağlamında ele alınmış, hakkında çokça konuşulmuş klasik Türk şiiri ve şairlerine bir
de Ahmet Talat Onay’ın penceresinden bakılmıştır.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
      <file fileId="1672">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/173facad5034c2d6ed5af8a66cf24350.doc</src>
        <authentication>272d08400edb6cffabeb390e8709c91a</authentication>
      </file>
      <file fileId="1673">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/355a3c92a0487755f779c1c301fe8f46.pdf</src>
        <authentication>9110f637ff28af78bbaf438e18a4a9df</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="10908">
                    <text>“ESKĠ TÜRK EDEBĠYATINDA MAZMUNLAR VE ĠZAHI” ADLI ESERDE KLASĠK
TÜRK ġĠĠRĠ VE ġAĠRLERĠYLE ĠLGĠLĠ DEĞERLENDĠRMELER

Özlem DÜZLÜ 1
Özet
Edebiyat alanındaki çalışmalarını halk edebiyatı sahasında yoğunlaştıran Ahmet Talât
Onay, klasik Türk edebiyatıyla ilgili eserlere de imza atmıştır. Bunlardan biri ve belki de en
önemlisi “Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar ve İzahı” adlı ansiklopedik edebiyat lügatidir.
Değeri her geçen gün artmakta olan bu eserin asıl hususiyeti klasik edebiyatımızın bazı
mazmunları ile anlaşılması güç meseleleri hakkında açıklayıcı bilgiler vermesidir. Bu suretle
klasik şiirimize yansımış eski âdetler, inanışlar, yaşam tarzından izler; zamanın ilim ve
fenniyle alakalı bilgiler; bu şiirde yer alan kıssa, isim, terim ve kavramlar eserin
muhteviyatına dâhil olmuştur. Yazar bu meselelerle ilgili izahatlarda bulunurken bazen de
kendi görüşlerine yer vermiştir. Yazarın bu görüşleri arasında klasik edebiyatımızın
Tanzimat’tan sonra çok tartışılan birtakım meseleleri de yer almaktadır. Ayrıca yazarın
hakkında görüş bildirdiği bazı şairler bulunmaktadır. Bu çalışmada yazarın bu görüşleri klasik
Türk edebiyatı hakkında yapılan tartışmalar bağlamında ele alınacak, hakkında çokça
konuşulmuş klasik Türk şiiri ve şairlerine bir de Ahmet Talât Onay’ın penceresinden
bakılacaktır.
Anahtar Kelimeler: Ahmet Talat Onay, Klasik Şiir, Şair

EVALUATIONS ABOUT CLASSICAL TURKISH POETRY AND POETS AT
WORKS OF “MEANINGS AND EXPLANATIONS IN OLD TURKISH
LITERATURE”
Abstract
Ahmet Talât Onay, who has focused his studies on the field of folk literature in the
field of literature, has studied on the works of classical Turkish literature. One of these, and
perhaps most importantly is the encyclopedic glossary literature called “ Meanings and
Explanations in Old Turkish Literature”. The main characteristic of this work whose value is
increasing every day is that it gives descriptive information about some of the issues that are
1

Sakarya Üniversitesi Türk Dili Okutmanı, oduzlu@sakarya.edu.tr

�difficult to understand in our classical literature. By this way, the old customs that are
reflected in our classical poetry, beliefs, life-style tracks, knowledge about science; the
parable, names, terms and concepts in this poem have been included in the content of the
work. While the author gave some information about these issues, sometimes he included his
own views. A number of issues that are debated after the reforms in our classical literature are
included in one of the author’s views. There are also some poets who gave their opinions
about the author. In this study, the views of the author will be discussed in the context of the
debate about the classical Turkish literature and the classical Turkish poetry and poets that are
discussed previously will be examined in the point of view of Ahmet Talât Onay.
Key Words: Ahmet Talat Onay, Classic Poem, Poet
GiriĢ
“Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar ve İzahı”2 adlı eser, edebiyat çalışmalarını halk
edebiyatı alanında yoğunlaştırmış Ahmet Talât Onay’ın (ö.1956) klasik Türk edebiyatı
sahasında kaleme aldığı ansiklopedik edebiyat lügatidir. Eser, içine doğduğu medeniyetten
kopuş neticesinde ve buna binaen oluşmuş bir ortamda, her geçen gün muhataplarıyla
arasındaki mesafesi artan bir edebiyatı üstadı Veled Çelebi İzbudak’ın tavsiyesiyle gençlere
tanıtmak amacıyla kaleme alınmıştır. Üstadının tavsiyelerine duyduğu güvenle çalışmaya
başlayan Onay; lügat ve lügat şerhleri, tarihler, biyografik eserler, klasikler, divanlar ve dinîtasavvufî nitelikteki pek çok kaynaktan; Veled Çelebi, Tahir Olgun, Fuat Köprülü gibi
âlimlerin birikimlerinden istifade ederek 1000’e yakın madde oluşturmuştur. Böylece klasik
şiirimizin mısralarına karışmış eski âdetler, inanışlar, yaşam tarzından izler; bu şiirde yer alan
kıssa, isim, terim ve kavramlar; zamanın ilim ve fenniyle alakalı bilgiler tespit edilip
açıklanmıştır. Bununla birlikte açıklanan hususlara örnek oluşturmak üzere seçilen beyitlerle
klasik şiirin estetiği yansıtılmış, bu beyitlerin kısa tahlilleri yapılarak klasik şairlerimizin
hayal dünyalarının anlaşılmasına da katkı sağlanmıştır. Ayrıca yeri geldikçe anlatılan fıkra ve
anekdotlarla esere samimi bir üslûp kazandırılmıştır. Eserde bazı maddelerin açıklamasında
konuyla alakalı olarak yazarın kendi görüşlerine de tesadüf edilir. Yazarın görüş bildirdiği
konular arasında klasik şiirimizin Tanzimat’tan sonra çokça tartışılmış birtakım meseleleri de
yer almaktadır. Yazar ayrıca bazı şairlerimiz hakkında da değerlendirmelerde bulunmuştur.3

2

Bildiri metninin bundan sonraki kısmında eser için, Prof. Dr. Ömür CEYLAN’a ait, ETEM şeklindeki kısaltma
kullanılmıştır.
3
Eser hakkında tanıtıcı bilgi için ayrıca bkz. Ahmet Talat ONAY, Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar ve
Ġzahı (Haz. Cemal KURNAZ), Akçağ Yay., Ankara 2000, Cemal KURNAZ’ın önsözü ve s.39-41; Cemal
KURNAZ, Ahmet Talat Onay, Kültür Bakanlığı Yay., Ankara 1990, s.67-70; Ömür CEYLAN, Bağ Bozumu –

�Bilindiği üzere klasik Türk edebiyatına ilk tepki “Lisân-ı Osmânînin Edebiyatı
Hakkında Bazı Mülâhazâtı Şâmildir” adlı makalesiyle Namık Kemal’den gelir. Bu makale
“yeninin eski edebiyata karşı ilk edebî beyannamesi olma değerini taşımaktadır” (Akün,
2006:373). Namık Kemal’in bu metinle klasik edebiyatımıza yönelttiği sert eleştiriler zamanla
başka taraftarlar da bulur.

Bu taraftarlardan biri olan Ziya Paşa’nın tavır değiştirerek

“Harâbât”ı yayımlamasının ardından da yeni bir edebiyat getirmek isteyen grupla klasik
edebiyatı devam ettirmek isteyenler arasında bir tartışma ortamı oluşur (Kahraman, 1996:13).
Tartışmanın tarafları vezninden diline, kaynağından muhtevasına kadar klasik edebiyatın
bütün yönlerini tartışmaya başlarlar. Tartışmaların yoğunlaştığı hususlar şunlardır: “ Divan
edebiyatının hayal dünyası dar ve gerçekle ilgisizdir. Konular beşerî duygu ve düşünceleri
yansıtmaz. Sosyal hayattan kopuktur. Kuralcı ve mazmuncudur; başlangıcından bitimine
kadar hep aynı şeyler tekrarlanmıştır. Samimi değildir, caize edebiyatıdır. Toplum ahlâkını
bozucu niteliktedir. Dil ve işlenilen konular bakımından millî değildir. Dinî ve dar bir
edebiyattır”(Macit, 2006:20).
Biz bu çalışmada Ahmet Talât Onay’ın söz konusu eserinde yer alan ve klasik Türk
edebiyatının tartışma konuları kapsamında değerlendirilebilecek görüşlerini, bugüne kadar
klasik Türk edebiyatı tartışmaları üzerine yapılmış çalışmalarda da yer alan bazı başlıklar
altında inceleyeceğiz.

Dil, Gayrimillîlik ve Taklitçilik, Meycilik-Mahbupçuluk, Câize

Edebiyatı, Mazmunculuk, Kelime Oyunculuğu ve Şairler Hakkında Değerlendirmeler
başlıkları altında önce tartışmaların genel çerçevesini çizecek, sonra Ahmet Talat Onay’ın
görüşlerine yer vereceğiz.

Dil
Klasik Türk edebiyatıyla ilgili tartışmaların başlangıç noktasını dil meseleleri
oluşturur.

“Tanzimat sonrasında edebiyat öncelikle ve özellikle dil problemi olarak ele

alınmıştır. Eski edebiyata şuurlu ilk tenkitleri yönelten Namık Kemal‟in hareket noktası da,
dil meselesi olmuştur”(Erbay, 1997:266).
Dil ile ilgili tartışmalarda taraflardan biri Arapça ve Farsçadan alınan kelime, terkip
hatta kurallar sebebiyle tartışmayı klasik edebiyatın dilinin Türkçe olmadığı noktasına
vardırırken diğer taraf da bu dilin gayet zengin, işlenmiş ve üstün bir dil olduğunu savunur.
Örneğin Recaizade Ekrem, o dönemin şartları gereği olsa da, klasik şairlerimizi, eserlerini
ifrata varacak derecede süse boğarak kendilerinden başka kimsenin anlayamayacağı bir hâle
ġi’r-i Kadîmin Rüzgârıyla Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar ve Ġzahı-, Kesit Yay., İstanbul 2011, s.245251.

�getirdiklerini söyleyerek eleştirir. Klasik edebiyatı bu hâliyle de havas için oluşturulmuş bir
edebiyat olarak görür (Erbay, 1997:279). Ömer Seyfettin ise Türklerin biraz okumuş
olanlarının ellerine kalem alınca Arapça ve Farsça lügat paralamaya; Arapça, Farsça terkipler
yapmaya kalktıklarını ve “bir marifet yapıyoruz” zannettiklerini, altı asırdan bu yana edebiyat
ve ilim adına Türkçe bir satır bile yazılmadığını iddia eder (Özdemir, 2010:290).
Diğer tarafta Osmanlıcanın muazzam bir dil olduğu kanaatinde olanlar, hatta klasik
edebiyatın anlaşılamama sebebinin sadeleştirme çabaları olduğunu söyleyerek bu faaliyetlerin
karşısında yer alanlar bulunmaktadır. Ziya Paşa Harâbât mukaddimesinde Türk dilinin
Farsçayla karşılaşmadan önce mükemmel bir dil halinde varlığını devam ettirdiğini,
Farsçadan aldığı unsurlar ile daha da olgunlaştığını ifade eder (Erbay, 1997:277). Ziya
Paşa’dan sonra da Türk dilinin Arapça ve Farsçadan aldığı kelimelerle gelişip zengin bir dil
haline geldiğini söyleyerek tartışmaya bu taraftan katılan pek çok isim olmuştur.
Dil tartışmalarının “milli edebiyat” tartışmalarıyla birlikte yürütüldüğü 1930-1940
yılları arasında klasik edebiyata milli edebiyat gözüyle bakmayıp, onun dilini yabancı
görenler yanında bu edebiyatın dilinin Türkçe olduğunu, her şeye rağmen Türkçe kuralların
geçerli olduğunu, Arapça ve Farsça kelimelerin onun varlığında eridiğini ileri sürenler de
olmuştur (Kahraman, 1996:178). Aynı zamanda bu dönem Türkçenin sadeleştirilmesi ile ilgili
en yoğun çalışmaların olduğu bir dönemdir. Türkçenin sadeleştirilmesi hususunda daha
verimli sonuçlar elde edebilmek için kurulan Türk Dil Kurumu, dil tartışmalarında belirleyici
ve yönlendirici bir etki yapmıştır (Kahraman, 1996:175).
Ahmet Talât Onay’ın, on yıllık bir çalışmanın ardından 1941’de tamamladığı,
ETEM’de dil ile ilgili görüşlerine “Gözlük” maddesinde rastlıyoruz. Yazar bu maddede örnek
olarak verdiği beyitlerden birinde “gözlük” yerine “ayneyk” kelimesinin kullanılmasından
hareketle beytin sahibi Sâmî’nin şahsında klasik edebiyatın dilini eleştirir.4 Sâmî’nin “gözlük”
kelimesinin Arapçası olan “ayneyk”i daha asil görmesini gaflet olarak değerlendiren Onay,
bunun gibi yanlış görüşler nedeniyle Türkçe kelimelerin yerini yabancı kelimelerin aldığını
söyler. Ona göre Arapça ve Farsça kelimelerin çok fazla kullanılması klasik edebiyatın dilini
anlaşılmaz hale getirmiştir. Yazarın bu konudaki “Dikkat edilirse şiirlerimiz ibtidâlarında
temiz Türkçe ile yazılırken sonraları Arapça, Farsça kelimeleri fazla almak yüzünden
anlaşılması güç lisanla yazılmaya başlanmıştır. Lisanın bu tabii çığırından çıkması Türkçenin
zararına ve inkişaf edememesine sebep olmuştur (Onay, 2000:220)” şeklindeki ifadelerinden
yabancı kelimelerin aşırı olmamak kaydıyla kullanılabileceği gibi bir anlam çıkartmak da
4

Ayneyk takıp dîde-i gam-dîdene Sâmî
Dik dik niçin ol meh-veşe dört gözle bakarsın (Sâmî)

�mümkündür. Ancak ifadelerinde devrin hâkim görüşü ve kendi siyasi duruşu baskındır. En
net şekilde klasik Türk şiiri ve şairlerini eleştirdiği konulardan biri dil olmuştur.
Onay, Darülfünun’daki öğrencilik yıllarında hocalarının etkisiyle Türkçülük fikrini
benimsemiş ve hayatının sonuna kadar bu fikrin savunucusu olmuştur. Hatta yazarda Türklük
şuurunun uyanması da Türkçe üzerinden gerçekleşmiştir. Yazar “Nasıl Türkçü Oldum-3” adlı
makalesinde bu hatırasından ve hocalarının Türkçe konusundaki hassasiyetlerinden bahseder.5
Böyle bir terbiyeden geçmiş biri olarak klasik Türk şiirinin dili hakkında olumsuz bir tavır
takınması çok normaldir. Fakat eserinin başına dil meselesinde gelinen durumu tersinden
eleştiren Tahir Olgun’un takrizini, belki de vefa duygusuyla, koymaktan da çekinmemiştir. 6

Gayrimillîlik ve Taklitçilik
Edebiyatımızda millîlik tartışmaları konu, dil ve şiirdeki ölçü meselelerini
kapsamaktadır. Millî edebiyat kavramını ise “Türk edebiyatına Genç Kalemler dergisi
kazandır(mıştır)” (Kahraman, 1996:114) . Edebiyat-ı Cedide ve Fecr-i Âtî’nin tutumlarıyla
edebiyatın dil ve ölçüde aruz ve terkip yanlısı oluşu, konu bakımından da Fransız edebiyatına
benzemesi sonucunda bu kavram; konuşulan dili, hece ölçüsünü ve Türklerin kendilerine ait
bir dünyayı kullanan edebiyat anlamında gündeme gelmiştir (Kahraman, 1996:114). Bu
anlamda klasik Türk edebiyatının da millî olup olmadığı konusunda farklı görüşler ileri
sürülmüştür.
Klasik Türk edebiyatını millî bir edebiyat olarak değerlendirenler, eseri meydana
getiren sanatçının mensubu olduğu toplumu esas alırlar. O kişi hangi toplumun mensubuysa
eseri o toplumun millî edebiyatına aittir. Bu görüşe “sanat ve edebiyat sınırları içinde olma”
hususunu da ekleyen Hüseyin Cahit konuyu doğrudan klasik Türk edebiyatı bağlamında
değerlendirmese de millî edebiyatın sınırlarını çizer ve bu sınırların içine klasik Türk
edebiyatı da girer: “Millî edebiyat demek mutlaka köylüden, avamdan vatandan, Türklük
5
6

Bkz. Kurnaz, Cemal, Ahmet Talat Onay, Kültür Bakanlığı Yay., Ankara 1990, s.192-194.
Bu parlak hizmeti yüzünden onun
Artık anlaşacak dedeyle torun
Sarmıştı acâyip bir hâl ki yurdu
Yeniler eskiyi anlamıyordu
Çünkü anlatacak yoktu vâsıta
Mâziden kopmuştu sanki râbıta
Torunu yabancı büyükbabaya
Konuşmak kalmıştı pandomimaya
Eskiden yeniye bir söz gelince
Sanıyordu onu başka bir dilce
Muhterem üstâda Hak ecrin vere
Geçmişi tanıttı şimdikilere… (Onay, 2000:49-50)

�idealinden, eski Türklerden harpten ve hürriyetten bahseden edebiyat demek değildir. Bir
eserin sanat ve edebiyat hudutlarından içeri girmiş olması kâfidir. Benim milletimden ve
vatanımdan olan her Türkün edebî eseri, benim için millî edebiyattır” (Kahraman, 1996:123124).
Klasik Türk edebiyatının millî olamayacağı düşüncesi yabancı edebiyatların etkisiyle
açıklanır. Agâh Sırrı Levend’e göre dili yabancı dillerin tesiriyle orijinalliğini kaybetmiş
veznini, şeklini, hatta fikirlerini, telakkilerini ve imajlarını yabancı edebiyatlardan alan bir
edebiyata millî edebiyat denilemez (Kahraman, 1996:120). Bu açıdan bakıldığında Ahmet
Hamdi Tanpınar’ın klasik şiirimizdeki Fars etkisiyle ilgili sözleri de millîlik açısından
değerlendirilebilir. Çünkü ona göre klasik şiirimizde belli bir vakayı anlatan şiirler dışında
bize ait bir şey yoktur. Tanpınar’ın konuyla ilgili görüşleri şu şekildedir: “Eski şiir Fars
edebiyatından yalnız kelime zevkini ve hayal sistemini almaz, onun yarı tarihi ve çok
İslamlaşmış mitolojisini, imparatorluğun şartları ve tarihi ile biraz daha genişleyen
coğrafyasını da alır… İstanbul ve İstanbul sayfiyelerinin dışında bize ait şeylerden adeta
sakınan bu edebiyatta Arabistan coğrafyası imparatorluğun bir parçası olmaktan ziyade
kültür veya din ile ilgili olarak mevcuttur… Mitoloji ise doğrudan doğruya „Şehname‟ den,
büyük masallardan ve Arap kültüründen alınmıştır (Tanpınar, 1997:4-5).
Ahmet Talât Onay, ETEM’de klasik Türk şiirindeki Fars etkisine tam da bu noktadan
itiraz eder. “Acem Kahramanları” maddesinde şairlerimizin Türk erlerini İranlı kahramanlara
benzetmesini eleştirir ve bu konuda uzun uzun mütalaalarda bulunur. Ona göre Türklerin
kahramanlık açısından bir benzetilen unsura ihtiyacı yoktur. Zira bu özellik Türklerde
fazlasıyla mevcuttur. Buna rağmen Türk erleri kimi hunhar, kimi ayyaş İran hükümdar ve
kumandanlarına benzetilmiş, hatta bu durum beğenilen bir özellik olarak şiirlerde yer almış,
kimse bu duruma itirazda bulunmamıştır. Yazar Acem kahramanlarını, övülen kişiyi onlardan
daha üstün göstermek için zikreden şairleri de unutmaz. Fakat bu şairlerin eserlerinde bile
Acem kahramanlarının üstünlüğü konusundaki yaygın kanaatin ağırlıklı olduğunu belirtir.
Oysa “Türk erlerini Acem kahramanlarına benzetmekle memduha en büyük hakaretler
yapıldığının kimse farkına varmamıştır.” (Onay, 2000: 62)
Onay “farkına varmamak” ifadesiyle eleştirinin dozunu biraz hafifletmiş görünse de
maddenin sonunda açtığı “Mütalaa” bölümünde eleştirilerine bıraktığı yerden devam eder.
Şairlerimizin örnekleri kendi tarihinden seçmemiş olması bizi kendi “Şehnâme”mizden
mahrum bırakır: “Şairlerimiz Acemlerin merhum ve mübalağalı şahıslarını müşebbehünbih
yapacaklarına, Türk kahramanlarını, Türk büyüklerini ele alsalardı hîn-i hâcette okunacak,
iftihar duyacak hamâsî şiirlerimiz ve bir Şehnâmemiz olurdu” (Onay,2000:66). Onay’a göre

�bizim dünyaya sığmayan kahramanlarımız yanında şarap mucidi Cem, yaban eşeği avcısı
Behrâm gibi İranlı şahsiyetlerin yüceltilmesi acınacak bir faciadır. Yazar konuyla ilgili
görüşlerini Şeyyad Hamza ile örneklendirir. Şeyyad Hamza’nın bir şiirinde Salsal, Zâl, Âd,
Şeddâd, Keyhüsrev, Behrâm, Kubâd, Kisrâ, Fağfûr, Kayser, Cemşîd, Nerîmân, Sührâb, Cem,
Sam isimlerinin geçtiğini, bunları tanımak için Şehnâmeyi okumak, İran mitolojisi ve tarihini
bilmek gerektiğini belirtir ve devam eder: “Şeyyad Hamza‟nın yaşadığı devirde Anadolu‟da
parlak bir Türk hükümeti doğarken İran sönüklüğünü, uyuşukluğunu muhafaza ve günden
güne sükût ediyordu” (Onay, 2000:66).
Onay ayrıca bu durumun kahramanlarla da sınırlı kalmadığını, şairlerimizin de
kahramanlarımızla aynı kaderi paylaştığını ifade etmektedir (Onay, 2000:66).
Ahmet Talât Onay’ın mütalaa bölümünde sarf ettiği bir cümle dikkat çekicidir. O
“Acem kahramanlarının isim ve menkıbelerine Anadolu Türklerinin ilk eserlerinden
başlayarak zamanımıza kadar gelen bütün eserlerde tesadüf olunur” (Kahraman, 1996:66)
diyerek dönem eleştirisi yapmaktan ziyade Türk edebiyatına yönelik genel bir eleştiri yapmış
olur. Fakat o bir yanlışın karşısındadır. Bu yanlış da uzun uzun açıkladığı ve çok sayıda
beyitle örneklendirdiği üzere klasik edebiyatta ziyadesiyle mevcuttur. Sonuçta millîlik
tartışmasının sınırları içerisine dâhil edilebilecek bu görüşleriyle, bu hususta klasik Türk
edebiyatına karşı olumsuz bir tavır takınmış olur.

Meycilik-Mahbubçuluk
Klasik Türk edebiyatıyla ilgili tartışmalarda “mey”, “mahbub” ile birlikte çok sık
kullanılmış olması açısından tenkit konusu olmuştur (Özdemir, 2010:327). Bu kanaat Ahmet
Talât Onay’ın eserinde de mevcuttur. Nitekim Onay, “Şarab” maddesinde, “Divanlarımızın
her sahifesi şarap mazmunu ile doludur. Bütün şairlerimiz;
Bir şâire müntehâ-yı maksad
Bir şîşe şarâb u bir semen-had (Ziya Paşa) diye sayıklamışlardır” (Onay, 2000:415)
diyerek durumdan şikâyetçi görünür.
Tartışmalarda “mey” ile “mahbub” sık kullanılmaları yanında ahlâka yaptıkları
olumsuz etkiyle de gündeme gelmiştir. Ali Suavi divanların ahlâkı bozduğundan bahsederken
divanların kötü ahlâk, işret ve aşk gibi şehvetler ve nefsanî lezzetlerle dolu olduğunu söyler.
“En fenası şurası değil mi ki, birtakım bekrî ve mahbûb, dost ve zampara heriflerin çapkınlık
lakırdılarını, güya ilim ve zerafet ve marifetmiş itikadıyla okudum” (Erbay, 1997:400) derken
sevgilinin cinsiyeti meselesine de işaret etmiş olur.

�Sevgilinin cinsiyeti meselesi öncelikle ve özellikle Nedim üzerinden tartışılır. Halit
Fahri ve Kâzım Nâmî, Nedim’in şiirlerinde “homosexuelle” duygulara yer verdiği
düşüncesindedirler. Halit Fahri “Nedim‟deki „homosexualite‟ bile başlı başına feci bir piyes
mevzuu teşkil edebilirdi: Mesela Fransız temaşa muharriri H. Lenomand‟ın „L‟homme et ses
Fantomes piyesinde olduğu gibi… Okursanız anlarsınız, o ne ruh faciasıdır, o ne sefalettir.”
(Kahraman, 1996:272) diyerek bu konudaki düşüncelerini ortaya koymuştur.
Mahbupçulukla ilgili olarak gelinen noktada farklı görüşler bulunmaktadır. Ali Nihat
Tarlan, bu konuyu kadının hayata girmemesiyle açıklar (Tarlan, 1981:119). Ömer Faruk Akün
de eski cemiyette erkeğin kadına karşı duygularında aleniyete müsaade etmeyen ahlâk
anlayışından bahseder (Akün, 421). Fakat Akün’ün üzerinde durduğu iki husus Türk
gulâmları etrafında teşekkül eden aşk geleneği ile tasavvufun aşk ve güzellik anlayışıdır.
Akün Arap ordularında istihdam edilen, fizik güzellikleri ve dürüst karakterleriyle dikkat
çeken Türk gençlerinin askerlik dışında içki ve eğlence meclislerinin de elemanı olduklarını
belirtir (Akün, 416,419). Fakat Akün’e göre sevgilinin erkek hüviyetinde görülmesinin asıl
sebebi Allah’ın insanda ve güzel insan çehresinde aksettirdiği kendi güzelliğine karşı
duyulabilecek en saf ve en gerçek aşk olan platonik aşk anlayışıdır. Tasavvuftaki, Eflatun’un
Phaidros’una da çıkan ve araya cismani zevk ve duyguların karışmadığı, bu saf ve gerçek aşk
ise kadın varlığına değil genç erkek çocuğa yönelik olduğunda mümkündür (Akün, 419).
Cihan Okuyucu ise “Divan Edebiyatı Estetiği” adlı kitabının ilgili bölümünde bütün bu
görüşlere yer verdikten sonra konunun toplumsal gerçekle ilgi derecesini sorgular.
Kınalızade’nin “Ahlâk-ı Alâî”sinden aktardığı bölümlerin ardından dönem şairlerinin
toplumun ahlâk standartlarının biraz dışında olduğu şeklinde bir düşüncenin zuhurundan
bahseder. Yine Riyazî tezkiresinde başta İshak ve Âşık Çelebi olmak üzere bazı şairler
hakkında da bu tip rivayetlerin varlığından söz eder. Bu tür konuların mahallileşme akımına
bağlı olarak özellikle mesnevilerde yaygınlık kazanmasının XVII. asırdan sonra cemiyet
hayatındaki dejenerasyonla ilgili olabileceğini söyler (Okuyucu, 2006:221-222).
Kısaca özetlemeye çalıştığımız bu meseleye ETEM’de “Kadın” başlığı altında
değinildiği görülür. Onay eski şairlerimizde kadınla ilgili mazmunların azlığından söz eder:
“Eğer allık, düzgün, sürme, vesme, rastık, kına, yaşmak gibi kadına ait sözler olmasa bunları
kadınlar için söylenmiş olarak kabul etmek çok zordur.” (Onay, 2000: 270)
Onay sevgilinin cinsiyetinin erkek olmasıyla ilgili ne bir tasavvufî anlayıştan ne de
kadının cemiyet hayatındaki yerinden bahseder. Onay, eski şairlerimizde kadından kaçınma
meselesinin çokluğuna değinir. Yazar, durumu ”içtimâî dalâlet” olarak nitelendirerek,

�gerçekliği yönünde görüş bildirmiş olur. Aşağıdaki beyitleri de bu ”içtimâî dalâlet”e örnek
olarak verir:
Bakmazam rûy-i nigâre gül-i âl olsa dahi
Zene meyl eylemezem kaht-ı ricâl olsa dahi (Neylî)
Zene etmezem nazarı duhter-i rezden gayrı
Hâsılı merd olanın himmeti merdâne gerek (Lâedrî)
Onay bu örneklerle klasik şiirimizde “homosexualite”nin varlığını kabul eder; fakat
“içtimâî dalâlet” nitelemesiyle klasik şiiri bir yansıma alanı olarak görür.
“Teserrî” maddesinde bu konuya tekrar dönen yazar, toplumda bekârlığı sultanlık
olarak nitelendiren boşboğazların kadından uzak durmayı ve nefreti tavsiye ve ifade eden
şiirleri delil olarak gösterdiklerinden bahseder. Onay bu ifadeleriyle bu sefer de edebiyatın
toplum üzerindeki etkisine işaret etmiş olur. Sonuçta hangi yönden bakılırsa bakılsın bu
durum Onay’a göre dalâlet/sapkınlıktır. “Bu şiirler arasında hicap duyulmaksızın okunabilen
pek azdır” (Onay, 2000:439) ifadesiyle de konuyla ilgili rahatsızlığını ortaya koymuş olur.
Onay’ın söz konusu maddede şairleri eleştirdiği asıl husus teserrî uygulamasıdır.
Teserrîyi erkeklerin kul, köle; kadınların câriye, halâyık olarak alınıp satılmaları şeklinde
tanımlayan yazar, Nâbî ve Sünbülzâde Vehbî’nin şiirlerinden örnekler vererek oğlunu cariye
alıp değiştirmeye teşvik eden şairlerin zihniyetini eleştirir. Üstelik bu tavsiyeyi yapan şairlerin
ulema zümresinin ileri gelenlerinden olduğunu söyleyerek durumun vahametini ortaya koyar.

Caize Edebiyatı
Klasik Türk edebiyatının en fazla eleştirilen tarafı, şairlere sağladığı gelir ve imkânlar
sebebiyle methiyenin yaygın formu olarak kasideler olmuştur. Kasidelerin methetme yoluyla
caize almak için aracı olarak kullanıldığı, bunun da bir çeşit “dalkavukluk” olduğu yönünde
suçlamalar yapılmıştır. Kasideler övüleni üzerinde olmayan özelliklerle anlatarak bir menfaat
aracı haline gelmiştir (Kahraman, 1996:317). Şairlerimiz bu hususta bir taraftan “meddahlık”,
“dilencilik”, “samimiyetsizlik” gibi nitelemelerle suçlanırken diğer taraftan “telif ücreti” ve
“sanat kaygısı” gibi gerekçelerle haklı bulunmuşlardır (Erbay, 1997:389; Özdemir,
2010:456,458; Kahraman, 1996:317,318).
Ahmet Talât Onay’ın ETEM’de açtığı maddelerden biri

“Câize”dir. Yazar, bu

maddede kasidelerin caize elde etmek için yazılışından bahseder. Onay’ın bu maddede
söyledikleri suçlama veya savunma maksatlı değildir.

Daha çok bir durum tespiti söz

�konusudur. Konunun ulaştığı boyutlar Onay’ın tespitleriyle ifade edilir. Buna göre şairler
caize elde edebilmek için her fırsatı değerlendirir ve bir kaside yazarlar. Hatta bu kasidelerin
önceden isimsiz olarak hazırlandığı, gerektiğinde isim ilave edilerek sunulduğu söylenir. Kimi
zaman da şairler kasidelerin bazı yerlerini değiştirerek gözlerine kestirdikleri kişiye sunarlar
(Onay, 2000:133-134).
Ahmet Talât Onay, ayrıca “Diş Kirası” maddesini açıklarken bu tabirin diyiş kirası,
yani caizeye karşılık gelecek şekilde kullanılmış olabileceğini söyledikten sonra klasik
şairlerimizin kasidelerine karşılık aldıkları caize gibi halk şairlerimizin de muamma
hallederken ortamda hazır bulunanlardan ileri gelenleri methederek bahşiş topladıklarını
söyler (Onay, 2000:172). Bu ifadelerden yazarın halk şairlerimizin topladıkları bahşişi klasik
şairlerimizin aldıkları caizenin bir başka alandaki karşılığı olarak gördüğü anlaşılır.

Mazmunculuk
Klasik Türk edebiyatında “mazmunculukla” ilgili ileri sürülen görüşler arasında bu
edebiyatın bir “mazmunlar edebiyatı” oluşu ve bu mazmunların anlaşılmazlığı meselesi de
bulunur. Ahmet Talât Onay’ın “Divanlarımızdaki gül-bülbül, şem‟pervâne, Leylâ-Mecnûn,
Ferhâd-Şîrîn, serv-fâhte, kumru-çenâr mazmunlarını hâvî satırlar çıkarılsa geriye pek az bir
şey kalır” (Onay, 2000:130) şeklindeki ifadesi, daha önce değindiğimiz şarap mazmunlarının
çokluğu meselesiyle birlikte düşünüldüğünde, klasik edebiyatın belli başlı mazmunlar
etrafında döndüğü yönündeki düşünceyi teyit eder niteliktedir. Bununla birlikte ETEM’de
mazmun konusunda dikkatimizi çeken asıl husus Ahmet Talât Onay’ın mazmunların
anlaşılmazlığı hususundaki şikâyetidir. Yazar, eserin önsözünde;
Çeke mazmûnunu fehm etmede bir nükte-şinâs
Ne kadar dikkat ederse o kadar renc-i elîm (Nef’î) beytini divanları okurken yaşadığı
sıkıntının bir ifadesi olarak zikretmiştir. Bir divanı bile sonuna kadar anlayarak okumanın
zorluğunda bahseden Onay, mazmunların etraflıca halledilmedikçe deli saçmasından farkı
olmadığını söyleyerek bunları izah etmek için çektiği sıkıntıyı dile getirmiştir.

Kelime Oyunculuğu
Klasik edebiyata yöneltilen “kelime oyunculuğu” suçlamasının ardında edebî
sanatların eleştirisi veya fazlalığı gibi bir düşünce bulunmaktadır. Bu konudaki suçlamalara
göre klasik şiirimiz bir şey anlatamamıştır. Klasik şairlerimiz yalnızca kelime oyunları
yapmışlar ve çoğu zaman manayı feda etmişlerdir. Bu suçlamalara karşı çıkanlar ise kelime
oyunlarıyla sözün güzelleştirildiğini savunmuşlardır (Kahraman, 1996:291-296).

�Ahmet Talât Onay, “Laf Oyuncakları” başlığı altında “Eski şairlerimiz taze mazmun
bulamadıkları zaman lâf oyuncakları yaparlar, bunları sanat eserleri sayarlar ve
hünerlerinden dolayı gurur duyarlarmış” (Onay, 2000:310) der. Onay’ın bu ifadesinden
edebî sanatlar yoluyla oluşturulan laf oyuncaklarını, şairlerin orijinal bir mazmun
bulamadıklarında sığındıkları bir liman gibi gördüğü anlaşılmaktadır. Ayrıca bu ifadesiyle
klasik şairlerimizin aksine bunları sanat eseri olarak görmediğini sezdirse de bu konudaki
fikrini, Nabi’nin kelime oyuncaklarıyla oluşturulmuş şiirlerine “saçma” diyerek açıkça ifade
etmiş olur (Onay, 2000:343).
ġairler Hakkında Değerlendirmeler:
Ahmet Talât Onay, ETEM’de ele aldığı maddeleri açıklarken çok sayıda şairden örnek
beyitlere yer vermiştir. Verdiği örnek beyitler vesilesiyle de kimi zaman söz konusu şairlerle
ilgili fıkra ve anekdotlara yer vermiş kimi zaman da açıkladığı konuyla alakalı olarak şairler
hakkında değerlendirmelerde bulunmuştur.
Ahmet Talât Onay’ın ETEM’de hakkında görüş bildirdiği şairlerden biri Nedim’dir.
Onay’ın, Nedîm hakkında söylediklerinde kendi Türkçü duruşunun etkisi görülür.
Tanzimat’tan sonra yapılan değerlendirmelerde Nedîm, şiirlerinde yerli unsurlara yer verdiği
ve taklitçilikten kaçındığı söylenerek “millî şair”, “medenî bir Türk” gibi nitelemelerle
anılmıştır (Özdemir, 2010:584). Fakat Onay romantik olarak da adlandırabileceğimiz bir
tavırla Nedîm’in Türkçü olduğunu söylemiştir. “Acem Kahramanları”

maddesinde

şairlerimizi, Türk erlerini Acem kahramanlarına benzettikleri için eleştiren Onay, Nedim’i bu
kahramanlar karşısında Ali Paşa ve Damad İbrahim Paşa’yı yücelten şiirlerinden hareketle,
mutaassıp bir Türkçü olduğu gerekçesiyle över. Nedim’in hece veznini klasik edebiyata
soktuğunu ve Moğol ve Kara Tatarları eleştiren şiirlerinin bulunduğunu söyleyerek bu
görüşünü kuvvetlendirir: “Nedim, bütün çapkınlıklarına rağmen –kim ne derse desin
mutaassıp bir Türkçüdür. Parmak hesabıyla şiiri divan edebiyatına sokmuş; kendinden sonra
hece vezniyle şiir yazan Âkif Paşa ve emsali divan şairlerine o rehber olmuştur. Ali Şir
Nevâî‟ye nazire söylediği halde Moğol ve Kara Tatarları da iğnelemekten çekinmemiştir”
(Onay, 2000:66)
Ahmet Talât Onay’ın ETEM’de Türklük duygusuyla öne çıkarttığı isimlerden biri de
Fuzûlî’dir. Yazar yine “Acem Kahramanları” maddesinde Anadolu Türklerinin ilk
eserlerinden itibaren kendi zamanını da dâhil ederek bütün Türk eserlerinde Acem
kahramanlarının isim ve menkıbelerine rastlandığını söyler. Fakat bu duruma bir istisna
olarak Fuzûlî’yi gösterir ve onu “koca Türk” nitelemesiyle yüceltir. Onay, Fuzûlî’nin bu

�tutumundan Acemlere ait asılsız rivayetleri önemsemediği veya Acemlerden nefret ettiği gibi
bir sonucun çıkarılabileceğini söyler. Fuzûlî’nin Şah İsmail adına yazdığı “Beng ü Bâde”
mesnevisinde hükümdar hakkındaki övgülerinin ise zorunluluktan kaynaklandığını belirtir:
“(Acem Kahramanlarının isim ve menkıbelerine)Yalnız Fuzûlî‟de tesadüf edilememesi bu
koca Türkün Acem hurâfâtına ehemmiyet vermediğini, yahut onlardan müteneffir olduğunu
gösterir. Beng ü Bâdesinin Şâh İsmail nâmına yazılması, bu hükümdâr hakkında medhe
müteallik birkaç beyit söylemesi mütâlaayı cerhedemez. Çünkü metbû‟u hakkında bu kadarcık
olsun medhte bulunması zarûrî idi” (Onay, 2000:66).
Yapılan değerlendirmelerde pek çok ismin en büyük şairimiz olduğu hususunda
birleştiği Fuzûlî, şiirlerindeki ıstırap, elem ve Leyla ve Mecnun mesnevisindeki başarısı
dolayısıyla da sıkça söz konusu edilmiştir. Onay da eserinde birer cümleyle de olsa bu
meselelere değinmiş, “Âh” maddesinde

“Şairlerimiz arasında en müessir âh çeken

Fuzûlî‟dir” (Onay, 2000:76) derken “Mecnûn-Leylâ” maddesinde “Bizde Fuzûlî‟nin eseri
Arap ve Acem‟dekilerden de üstündür” (Onay, 2000:322) diyerek konuyla ilgili kanaatini
ortaya koymuştur.
Onay’ın ETEM’de hakkında en fazla görüş bildirdiği şair Nâbî’dir. Eserinde Nâbî’yle
ilgili bir madde de açan Onay, şair hakkında zaman zaman hakaretamiz sözler de sarf eder.

7

Yazar açtığı maddede Nâbî’nin yaşadığı dönemdeki şöhretini çağdaşı şairlerin Nâbî’yi öven
beyitleri vasıtasıyla ifade eder. “Nâbî gibi söyler” sözünü de onun şöhretine delil olarak
gösterir. Nâbî’nin hikemiyyât vadisinin en büyük temsilcisi olduğunu ifade ettikten sonra
“Bir zamanlar şiirlerine nazireler söylemek moda olmuş, hatta kelime oyuncaklarından
mürekkep saçmaları bile bir iltifat ve tanzire şayan görülmüştür” (Onay, 2000:343) diyerek
şiirlerine olan ilginin derecesine dikkat çeker.
Nâbî “Teserrî” maddesi açıklanırken şiirlerinin içeriği dolayısıyla da değerlendirilir.
Onay, daha önce de değindiğimiz, bu maddede kadınları bayağı bir mal veya bir meta yerine
koyarak oğlunu cariye alıp değiştirmeye teşvik eden şairlerin zihniyetini eleştirir ve bu
uygulamayı ahlâkî açıdan sorgular. Onay’ın açıklamalarına örnek olarak verdiği beyitler Nâbî
ve Sünbülzâde Vehbî’ye aittir.8 Bu itibarla Onay’ın sözlerinin doğrudan muhatabı bu iki
şairdir. Onların bu uygulamayı teşvik eden söylemleri toplum üzerinde olumsuz etki
yapmaktadır.
7
8

Bkz. Ahmet Talat Onay, age, s.128, 315.
İzdivâcında taharrî ile (eyle)
Sakın evlenme teserrî ile (Nâbî)
Ukalâ anda taharrî eyler
Ekseri meyl-i teserrî eyler (Sünbülzâde Vehbî)

�Ahmet Talât Onay’ın hakkında değerlendirme yaptığı bir diğer şair de Nâili’dir.
Yazar, “Şehnâme” maddesinde şairlerimizin Şehnâme’yi ve kahramanlarını küçümsemelerine
Nâilî’nin bir beytini örnek olarak verdikten sonra Nâilî’nin şiirleriyle Firdevs-i Tûsî’nin
eserini karşılaştırır. Her iki şairin de kendi edebiyatları açısından önemine işaret eden Onay,
iki şairin eserleri arsındaki farkı şu şekilde ifade eder: “Firdevsî-i Tûsî‟nin eseri kendi vadisinde
ve İran edebiyatında bir varlıktır. Nâilî‟nin şiirleri ise Türk edebiyatı için iftihar vesikasıdır. Firdevsî
muhayyel kahramanlarının şecâat ve hamasetinden bahs etmiştir. Nâilî ise hayrete şayan gazeller
terennüm eylemiştir. Bu itibarla eserlerinin Şehnâme mertebesinde tantanalı veyahut Şehnâme‟nin
Nâilî‟nin gazelleri derecesinde fikrî ve hissî olmaması pek tabiîdir” (Onay, 2000:422).

Onay ayrıca “Yunus” maddesinde şiirleri millete hitap ettiği için millet tarafından
beğenilen Yunus Emre’yi klasik şairlerimizin çekemediklerini söyleyerek şairler hakkında
genel bir değerlendirmede bulunur. Yazar bu sözleriyle aynı zamanda klasik Türk şiirinin
halktan uzak olduğu şeklindeki görüşe de işaret etmiş olur: “Millete hitap ettiği için milletçe
beğenilen ve sevilen Yûnus‟u divan şairlerimiz çekememişlerdir. İzzet Mollâ da bu
çekememezliğe işaret ediyor. Fakat şiirlerinin –Yûnus‟un şiirleri gibi- pîrlerin himmetiyle
söylendiğini bildirerek Yûnus‟a hürmet etmiş ve kudsiyet vermiş oluyor” (Onay, 2000:465).

Sonuç
Klasik Türk şiiri Namık Kemal’den itibaren uzunca bir zaman pek çok yönüyle
tartışılmış ve sert eleştirilere maruz kalmıştır. Ahmet Talât Onay’ın ETEM’de klasik Türk
şiiri ve şairleriyle ilgili yer verdiği görüşleri de Tanzimat’tan sonra klasik şiirin çok tartışılan
dili, millî olup olmadığı, mey ve mahbup edebiyatı oluşu, caize meselesi, mazmunculuk ve
kelime oyunculuğu konularıyla ilgilidir. Onay’ın bu görüşlerinin çoğu da klasik Türk şiirine
yöneltilen eleştirilerle paralellik göstermektedir. Fakat Onay, bu eseri klasik edebiyatımızı
gençlere tanıtmak için, dolayısıyla bu edebiyatın unutulmaması için yazmıştır. Bu itibarla
eserin yazılış amacı ile Onay’ın görüşleri arasında bir çelişkiden söz edilebilir. Biz bu
çelişkinin, Tanzimat’la birlikte içerisinde bulunduğu medeniyet dairesini değiştiren ve bunun
neticesinde yeni değerlerle şekillendirilmeye çalışılan bir toplumda dönem aydınının yaşadığı
ikilemle açıklanabileceği kanaatindeyiz. Ayrıca Onay’ın görüşlerinde, bazı maddelerde de
değindiğimiz gibi, siyasi duruşunun etkisi göz ardı edilmemelidir.
Kaynakça
AKÜN, Ö. Faruk (1994), “Divan Edebiyatı”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi
(DİA), c. 9., İstanbul, TDV Yayınları, s.389-427.

�AKÜN, Ö. Faruk (2006), “Nâmık Kemal”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (DİA),
c. 32., İstanbul, TDV Yayınları, s.361-378.
ERBAY, Erdoğan (1997), Eskiler ve Yeniler, Erzurum, Akademik Araştırmalar.
KAHRAMAN, Mehmet (1996), Divan Edebiyatı Üzerine Tartışmalar, İstanbul, Beyan
Yayınları.
KURNAZ, Cemal (1990), Ahmet Talât Onay, Ankara, Kültür Bakanlığı Yay.
MACİT, Muhsin (2006), “Divan Edebiyatı Tartışmaları ve Gelenekten Yararlanma Sorunu”,
Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi, Temmuz-Ağustos 2006, S.77-78, s.20-32.
ONAY, A. Talât (2000), Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar ve İzahı (Haz. Cemal
KURNAZ) , Ankara, Akçağ Yayınları.
OKUYUCU, Cihan (2006), Divan Edebiyatı Estetiği, İstanbul, L&amp;M Yayınları.
ÖZDEMİR, Mehmet (2010), II. Meşrutiyetten Cumhuriyete Divan Edebiyatı Tartışmaları,
İstanbul, Timaş Yayınları.
TANPINAR, A. Hamdi (1997), 19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul, Çağlayan Yayınları.
TARLAN, A. Nihat (1981), Edebiyat Meseleleri, İstanbul, Ötüken Yayınları.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10899">
                <text>2196</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10900">
                <text>“ESKİ TÜRK EDEBİYATINDA MAZMUNLAR VE İZAHI” ADLI ESERDE KLASİK TÜRK ŞİİRİ VE ŞAİRLERİYLE İLGİLİ DEĞERLENDİRMELER</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10901">
                <text>DÜZLÜ, Özlem</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10902">
                <text>Anahtar Kelimeler: Ahmet Talat Onay, Klasik Şiir, Şair.  ÖZET  Edebiyat alanındaki çalışmalarını halk edebiyatı sahasında yoğunlaştıran Ahmet Talat Onay, klasik Türk edebiyatıyla ilgili eserlere de imza atmıştır. Bunlardan biri ve belki de en önemlisi “Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar ve İzahı” adlı ansiklopedik edebiyat lügatidir. Değeri her geçen gün artmakta olan bu eserin asıl hususiyeti klasik edebiyatımızın bazı mazmunları ile anlaşılması güç meseleleri hakkında açıklayıcı bilgiler vermesidir. Bu suretle klasik şiirimize yansımış eski âdetler, inanışlar, yaşam tarzından izler, zamanın ilim ve fenniyle alakalı bilgiler; bu şiirde yer alan kıssa, isim, terim ve kavramlar eserin muhteviyatına dâhil olmuştur. Yazar bu meselelerle ilgili izahatlarda bulunurken bazen de kendi görüşlerine yer vermiştir. Yazarın bu görüşleri arasında klasik edebiyatımızın Tanzimat’tan sonra çok tartışılan birtakım meseleleri de yer almaktadır. Ayrıca yazarın hakkında görüş bildirdiği bazı şairler de bulunmaktadır. Bu çalışmada yazarın bu görüşleri klasik Türk edebiyatı hakkında yapılan tartışmalar bağlamında ele alınmış, hakkında çokça konuşulmuş klasik Türk şiiri ve şairlerine bir de Ahmet Talat Onay’ın penceresinden bakılmıştır.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10903">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10904">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10905">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10906">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1376" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1668">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/0ba3979a93e20419ee51062bf8904ea4.docx</src>
        <authentication>90bfbe6afb527e9e564b715ef7624301</authentication>
      </file>
      <file fileId="1669">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/eb5c84203ce03b7a15cb02b96d82c439.pdf</src>
        <authentication>ae975ad72a1c9bcd8b75f736940a8030</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="10898">
                    <text>TÜRK EDEBİYATI’NDA BALKANLAR
Zeynep DUYMAZ
Onsekiz Mart Üniversitesi, İngilizce Bölümü, Çanakkale / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Balkan, edebiyat, on dokuzuncu yüzyıl, hikâye, roman.
ÖZET
Türkler Balkanlara 1354 yılında geçtiler ve Batı’ya doğru ilerlemeye devam ettiler. Bu
ilerleme yüzyıllarca devam etti, fakat on dokuzuncu yüzyılda tersine döndü. Bu yüzyıldan
itibaren Türkler, bu sefer beş yüzyıldan fazla süre boyunca yaşadıkları Balkanlardan Anadolu’ya
doğru göç etmeye başladılar. Bu uzun dönemde yaptıkları savaşları, barışları, bazen mutlu bazen
hüzünlü olayları edebiyatlarına yansıttılar. Türk hikâye, roman, tiyatro ve şiirlerinin büyük bir
bölümünde Türklerin Bulgar, Yunan ve Sırplarla ilişkileri anlatılır. Ömer Seyfettin, eserlerinde
Balkan halkının sosyal yaşamını konu edinen bir Türk hikâyecisidir. Hikâyelerini 20. yüzyılın
başlarında yazmıştır. Eserlerinde Türk hikâye kahramanların yanı sıra Bulgar, Yunan ve Sırp
hikâye kahramanlar da vardır. Bundan dolayı eserleri, Balkanların yirminci yüzyılın başlarındaki
sosyal hayatını doğrulukla yansıtan bir ayna gibidir.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10890">
                <text>1853</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10891">
                <text>TÜRK EDEBİYATI’NDA BALKANLAR</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10892">
                <text>DUYMAZ, Zeynep</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10893">
                <text>Anahtar Kelimeler: Balkan, edebiyat, on dokuzuncu yüzyıl, hikâye, roman.  ÖZET  Türkler Balkanlara 1354 yılında geçtiler ve Batı’ya doğru ilerlemeye devam ettiler. Bu ilerleme yüzyıllarca devam etti, fakat on dokuzuncu yüzyılda tersine döndü. Bu yüzyıldan itibaren Türkler, bu sefer beş yüzyıldan fazla süre boyunca yaşadıkları Balkanlardan Anadolu’ya doğru göç etmeye başladılar. Bu uzun dönemde yaptıkları savaşları, barışları, bazen mutlu bazen hüzünlü olayları edebiyatlarına yansıttılar. Türk hikâye, roman, tiyatro ve şiirlerinin büyük bir bölümünde Türklerin Bulgar, Yunan ve Sırplarla ilişkileri anlatılır. Ömer Seyfettin, eserlerinde Balkan halkının sosyal yaşamını konu edinen bir Türk hikâyecisidir. Hikâyelerini 20. yüzyılın başlarında yazmıştır. Eserlerinde Türk hikâye kahramanların yanı sıra Bulgar, Yunan ve Sırp hikâye kahramanlar da vardır. Bundan dolayı eserleri, Balkanların yirminci yüzyılın başlarındaki sosyal hayatını doğrulukla yansıtan bir ayna gibidir.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10894">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10895">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10896">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10897">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1375" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1666">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/e8e1df7e4a52960bf23c8e661ba8ec1b.docx</src>
        <authentication>ad9d6e793ea72dad5e9d38a73ba70d3c</authentication>
      </file>
      <file fileId="1667">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/6f525abbdb0970c8aaca360ffa3443d7.pdf</src>
        <authentication>a25259f832620d382e33485a7fe597e4</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="10889">
                    <text>SEZAİ KARAKOÇ’UN EĞİTİME BAKIŞI: 2 ÜNİVERSİTE
Recep DUYMAZ
Trakya Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı, Edirne / Türkiye
Anahtar kelimeler: Eğitim, eğitim kurumları, edebiyat, edebiyat eğitimi.
ÖZET
Sezai Karakoç, Cumhuriyet döneminde yetişmiş hem şair, hem düşünürlerimizden biridir.
Onun şiir kitaplarının yanında deneme, eleştirme ve düşünce yazıları da vardır. Bu tür
yazılarında din, dil, edebiyat, sanat, Doğu, Batı, birey, aile, toplum, devlet, kültür ve medeniyet
gibi pek çok konunun yanında, eğitim ve öğretim gibi toplumu doğrudan doğruya ilgilendiren
kavramları da ele almıştır. Onun ayırıcı özelliği, bu kavramlara ve eğitim kurumlarına gelenekten
gelen birikimle yerli ve çağdaş bir açıdan bakabilmesidir. Sezai Karakoç’un eğitim anlayışının
temelinde eğitimin “hedefli bir uğraş alanı” olduğu düşüncesi vardır. Onun eğitime dair
düşüncelerinin metinlere dayalı olarak tespit edilmesi, hem onun sanatının daha yakından
tanınmasına, hem ülkemizde hâlâ sürmekte olan edebiyat eğitimi arayışlarına bir ışık
tutulmuştur. Bu çalışmada eğitim sistemimizin daha ziyade üniversite dönemine dair düşünceleri
üzerinde durulmuştur.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10881">
                <text>2303</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10882">
                <text>SEZAİ KARAKOÇ’UN EĞİTİME BAKIŞI: 2 ÜNİVERSİTE</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10883">
                <text>DUYMAZ, Recep </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10884">
                <text>Anahtar kelimeler: Eğitim, eğitim kurumları, edebiyat, edebiyat eğitimi.  ÖZET  Sezai Karakoç, Cumhuriyet döneminde yetişmiş hem şair, hem düşünürlerimizden biridir. Onun şiir kitaplarının yanında deneme, eleştirme ve düşünce yazıları da vardır. Bu tür yazılarında din, dil, edebiyat, sanat, Doğu, Batı, birey, aile, toplum, devlet, kültür ve medeniyet gibi pek çok konunun yanında, eğitim ve öğretim gibi toplumu doğrudan doğruya ilgilendiren kavramları da ele almıştır. Onun ayırıcı özelliği, bu kavramlara ve eğitim kurumlarına gelenekten gelen birikimle yerli ve çağdaş bir açıdan bakabilmesidir. Sezai Karakoç’un eğitim anlayışının temelinde eğitimin “hedefli bir uğraş alanı” olduğu düşüncesi vardır. Onun eğitime dair düşüncelerinin metinlere dayalı olarak tespit edilmesi, hem onun sanatının daha yakından tanınmasına, hem ülkemizde hâlâ sürmekte olan edebiyat eğitimi arayışlarına bir ışık tutulmuştur. Bu çalışmada eğitim sistemimizin daha ziyade üniversite dönemine dair düşünceleri üzerinde durulmuştur.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10885">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10886">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10887">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10888">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1374" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1664">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/c2a8440358412da7afec82166314fc9a.docx</src>
        <authentication>34b25e9ca36b66e4cbe261a8547a22e3</authentication>
      </file>
      <file fileId="1665">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/b97f2efe0f87cef1ccc9b91b40ba41e5.pdf</src>
        <authentication>25ef88a3475c4a074ad40ad9ec8f71ab</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="10880">
                    <text>MEHMET AKİF’İN ESERLERİNDE EĞİTİM DEĞERLERİ
Adalet DUYMAZ
Trakya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora Programı, Edirne / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Safahat, manzum hikâye, eğitim, eğitim değerleri.
ÖZET
Mehmet Akif Ersoy, Türk edebiyatı tarihinde her şeyden önce şair kimliğiyle öne çıkar.
Bununla beraber makale, deneme ve eleştiri türlerinde de yazılar yazmıştır. Arapça ve
Fransızcadan çevirileri de vardır. Onun şiirleri “Safahat” genel başlığı altında toplanmıştır.
“Safahat” yedi kitaptan oluşan bir bütünlüktür. Onun şiirlerinden bazıları manzum hikâye
tarzındadır. Bu hikâyelerde ele aldığı konular eserlerinde anlattığı genel düşünceye uygun
metinlerdir. Tek farkı duygu ve düşüncelerini burada bir olay örgüsü içinde ortaya koymasıdır.
Bu hikâyelerde öne çıkan kavramlardan birisi de eğitimdir. Çalışmada manzum hikâyelerin bu
yönü metinlere dayalı olarak ortaya konulmuştur.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10872">
                <text>2214</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10873">
                <text>MEHMET AKİF’İN ESERLERİNDE EĞİTİM DEĞERLERİ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10874">
                <text>DUYMAZ, Adalet </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10875">
                <text>Anahtar Kelimeler: Safahat, manzum hikâye, eğitim, eğitim değerleri.  ÖZET  Mehmet Akif Ersoy, Türk edebiyatı tarihinde her şeyden önce şair kimliğiyle öne çıkar. Bununla beraber makale, deneme ve eleştiri türlerinde de yazılar yazmıştır. Arapça ve Fransızcadan çevirileri de vardır. Onun şiirleri “Safahat” genel başlığı altında toplanmıştır. “Safahat” yedi kitaptan oluşan bir bütünlüktür. Onun şiirlerinden bazıları manzum hikâye tarzındadır. Bu hikâyelerde ele aldığı konular eserlerinde anlattığı genel düşünceye uygun metinlerdir. Tek farkı duygu ve düşüncelerini burada bir olay örgüsü içinde ortaya koymasıdır. Bu hikâyelerde öne çıkan kavramlardan birisi de eğitimdir. Çalışmada manzum hikâyelerin bu yönü metinlere dayalı olarak ortaya konulmuştur.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10876">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10877">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10878">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10879">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1373" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1662">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/87e4925a6288f7ffc7c1298dfbf0f195.docx</src>
        <authentication>0e4481128557f1027e7396f4617a66b6</authentication>
      </file>
      <file fileId="1663">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/d387533cd294cca605504a0a4b065b46.pdf</src>
        <authentication>6795582c11ed8711de5d531d7cc148e8</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="10871">
                    <text>YUNANİSTAN’IN BATI TRAKYA BÖLGESİ’NDEKİ KOZLUKEBİR VE
KÖYLERİNDE KİŞİ İSİMLERİ
Levent DOĞAN - Dilek ADALI OSMAN
Trakya Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Edirne / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Kişi isimleri, Kozlukebir, dinî ve millî isimler.
ÖZET
Kişi isimleri Türk kültürü açısından olduğu gibi, dilbilim ve halk bilim çalışmaları için de
büyük önem taşır. Yunanistan’ın Batı Trakya Bölgesi’ndeki Rodop İli’nin Kozlukebir Türkleri
arasında kişi isimlerin veriliş nedenleri genelde dinî, millî ve aile büyüklerinin isimlerine
dayanmakla birlikte çeşitlilik göstermektedir.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10863">
                <text>2180</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10864">
                <text>YUNANİSTAN’IN BATI TRAKYA BÖLGESİ’NDEKİ KOZLUKEBİR VE KÖYLERİNDE KİŞİ İSİMLERİ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10865">
                <text>DOĞAN , Levent 
ADALI OSMAN, Dilek</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10866">
                <text>Anahtar Kelimeler: Kişi isimleri, Kozlukebir, dinî ve millî isimler.  ÖZET  Kişi isimleri Türk kültürü açısından olduğu gibi, dilbilim ve halk bilim çalışmaları için de büyük önem taşır. Yunanistan’ın Batı Trakya Bölgesi’ndeki Rodop İli’nin Kozlukebir Türkleri arasında kişi isimlerin veriliş nedenleri genelde dinî, millî ve aile büyüklerinin isimlerine dayanmakla birlikte çeşitlilik göstermektedir.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10867">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10868">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10869">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10870">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1372" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1660">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/b8b780ece9b7e3b897b03029b1345756.docx</src>
        <authentication>8da2cb3df869d4bf1e0d2a39ab1d0606</authentication>
      </file>
      <file fileId="1661">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/9c9caf0153f54ff889c51015c911d1eb.pdf</src>
        <authentication>2d75976ad72bf1e564e94c10735fb860</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="10862">
                    <text>H. 1261 (M.1845) TARİHLİ KALKANDELEN KAZASI TEMETTUAT DEFTERİ
ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
Ayhan DOĞAN
Gaziantep Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, İlköğretim Bölümü, Gaziantep / Türkiye
Anahtar Kelimeler: H. 1261 (m.1845) tarihli, kalkandelen kazası temettuat defteri,
değerlendirme.
ÖZET
XIX. Yüzyıl Osmanlı Devleti taşra teşkilatlarının sosyo-ekonomik durumunu ortaya
koyan en derli toplu istatistikî veriler; o bölgeyle ilgili olarak tutulan “Temettuat” kayıtlarıdır.
Temettü, kazanma, kâr etme, kâr, fayda, menfaat anlamlarına gelmektedir. 1844’ten itibaren
tutulmaya başlanan bu kayıtların ortaya konması; bölge ile ilgili yapılacak sosyo-ekonomik
çalışmalara ana kaynaklık teşkil edecek niteliktedir. Biz de bu düşüncelerle Rumeli Eyaleti
Kalkandelen Kazası temettuatını konu edinen bir çalışma yapmayı uygun gördük. Buna göre
1846’da Kalkandelen Kazasında toplam 1172 hanenin kayıtlı olduğu 9 mahalle vardır. En büyük
mahalle 229 hane ile Atik Mahallesi iken, Doğancı ise 28 hane ile en küçük mahalle olarak
kaydedilmiştir. Ayrıca bu hanelere kayıtlı 111 hane de kiracı bulunmaktadır. Bunlar müstakil
haneler şeklinde olmayıp, ev sahiplerinin haneleri üzerine kaydedilmiştir. Fakat kiracı olmasına
rağmen bağımsız hanede olarak da kaydedilenler görülmektedir. Diğer taraftan bu mahallelerden
Köprü, Ahmet Bey, Cedid, Atik, Doğancı, Salih Bey ve Şeyh Mahallelerinin çoğunluğu
Müslüman iken, Varoş Mahallesi; Varoş Müslim ve Varoş Reaya olarak ayrı ayrı defterlere
kaydedilmişse de Müslim ve Gayrimüslimlerin birlikte oturduğu mahalledir. Varoş Cedid ise
Gayrimüslimlerin çoğunlukta oldukları mahalledir. Temettüüleri Müslim-Gayrimüslim bazında
değerlendirme yapacak olursak; Müslümanların hane başına ortalama temettüü 313 kuruş iken,
Gayrimüslimlerin ortalama temettüü 340 kuruştur. Yani Kalkandelen Kazasında azınlıkta olan
Gayrimüslimler çoğunlukta olan Müslümanlardan daha zengindi diyebiliriz. Bütün bunlar bize
Kalkandelen’de zengin ve fakirin, Müslim ve Gayrimüslimlerin birlikte yaşadıklarını ve sosyal
barışın varlığını göstermesi bakımından önemli ipuçları sunmaktadır.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10854">
                <text>2004</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10855">
                <text>H. 1261 (M.1845) TARİHLİ KALKANDELEN KAZASI TEMETTUAT DEFTERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10856">
                <text>DOĞAN, Ayhan</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10857">
                <text>Anahtar Kelimeler: H. 1261 (m.1845) tarihli, kalkandelen kazası temettuat defteri, değerlendirme.  ÖZET  XIX. Yüzyıl Osmanlı Devleti taşra teşkilatlarının sosyo-ekonomik durumunu ortaya koyan en derli toplu istatistikî veriler; o bölgeyle ilgili olarak tutulan “Temettuat” kayıtlarıdır. Temettü, kazanma, kâr etme, kâr, fayda, menfaat anlamlarına gelmektedir. 1844’ten itibaren tutulmaya başlanan bu kayıtların ortaya konması; bölge ile ilgili yapılacak sosyo-ekonomik çalışmalara ana kaynaklık teşkil edecek niteliktedir. Biz de bu düşüncelerle Rumeli Eyaleti Kalkandelen Kazası temettuatını konu edinen bir çalışma yapmayı uygun gördük. Buna göre 1846’da Kalkandelen Kazasında toplam 1172 hanenin kayıtlı olduğu 9 mahalle vardır. En büyük mahalle 229 hane ile Atik Mahallesi iken, Doğancı ise 28 hane ile en küçük mahalle olarak kaydedilmiştir. Ayrıca bu hanelere kayıtlı 111 hane de kiracı bulunmaktadır. Bunlar müstakil haneler şeklinde olmayıp, ev sahiplerinin haneleri üzerine kaydedilmiştir. Fakat kiracı olmasına rağmen bağımsız hanede olarak da kaydedilenler görülmektedir. Diğer taraftan bu mahallelerden Köprü, Ahmet Bey, Cedid, Atik, Doğancı, Salih Bey ve Şeyh Mahallelerinin çoğunluğu Müslüman iken, Varoş Mahallesi; Varoş Müslim ve Varoş Reaya olarak ayrı ayrı defterlere kaydedilmişse de Müslim ve Gayrimüslimlerin birlikte oturduğu mahalledir. Varoş Cedid ise Gayrimüslimlerin çoğunlukta oldukları mahalledir. Temettüüleri Müslim-Gayrimüslim bazında değerlendirme yapacak olursak; Müslümanların hane başına ortalama temettüü 313 kuruş iken, Gayrimüslimlerin ortalama temettüü 340 kuruştur. Yani Kalkandelen Kazasında azınlıkta olan Gayrimüslimler çoğunlukta olan Müslümanlardan daha zengindi diyebiliriz. Bütün bunlar bize Kalkandelen’de zengin ve fakirin, Müslim ve Gayrimüslimlerin birlikte yaşadıklarını ve sosyal barışın varlığını göstermesi bakımından önemli ipuçları sunmaktadır.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10858">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10859">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10860">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="10861">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
</itemContainer>
