<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<itemContainer xmlns="http://omeka.org/schemas/omeka-xml/v5" xmlns:xsi="http://www.w3.org/2001/XMLSchema-instance" xsi:schemaLocation="http://omeka.org/schemas/omeka-xml/v5 http://omeka.org/schemas/omeka-xml/v5/omeka-xml-5-0.xsd" uri="https://omeka.ibu.edu.ba/items/browse?output=omeka-xml&amp;page=141&amp;sort_field=added" accessDate="2026-06-17T04:22:01+01:00">
  <miscellaneousContainer>
    <pagination>
      <pageNumber>141</pageNumber>
      <perPage>10</perPage>
      <totalResults>3494</totalResults>
    </pagination>
  </miscellaneousContainer>
  <item itemId="1508" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="2033">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/0214674120b41a04a24b3c8cfb28aadc.docx</src>
        <authentication>1636e408a9418c9c5f610fbde010f337</authentication>
      </file>
      <file fileId="2034">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/3c509805570e17ab6dc5bf48b6327b34.pdf</src>
        <authentication>b7799bb8c33d4ec09ad12bde4f43b025</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="12137">
                    <text>ŞEYH GALİP’İN ‘‘HASRETİZ’’ REDİFLİ GAZELİNİN ŞERHİ VE YAPISAL AÇIDAN
İNCELENMESİ
Ali Rıza ÖZUYGUN – Ali AKŞİT
International Burch University, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü, Saraybosna /
Bosna Hersek
Anahtar Kelimeler: Divan şiiri, gazel şerhi, Şeyh Galib, Sebk-i Hindi, yapısal açıdan inceleme.
ÖZET
Bu çalışmada, 18. yüzyılın önemli divan şairlerinden Şeyh Galib’in ‘‘ hasretiz’’ redifli
gazeli, klasik şerh yöntemiyle ve ardından da yapısal açıdan incelenmektedir. Günümüzde divan
edebiyatının ve divan şiirinin dili toplum tarafından anlaşılamamaktadır. Bu durum divan şiirinin
açıklanma zorunluluğunu gerekli kılmaktadır. Şeyh Galib’in dili, kullandığı kelimeler,
mazmunlar, terkip ve tamlamalar şiirin günümüz insanları arasında anlaşılmasını
engellemektedir. Bunun yanında Şeyh Galib divan edebiyatında sebk-i hindi ekolünün en önemli
temsilcisidir. Bu açıdan da şiirleri şerhe muhtaçtır. Yine son zamanlarda yapılan şerhleri de
incelediğimizde Şeyh Galib’in yazdığı divan şiiri türleri adına yeterince şerh çalışması
yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu çalışmada hasretiz redifli gazel; anlam, şekil ve yapısal açıdan
incelenmektedir.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12129">
                <text>2248</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12130">
                <text>ŞEYH GALİP’İN ‘‘HASRETİZ’’ REDİFLİ GAZELİNİN ŞERHİ VE YAPISAL AÇIDAN İNCELENMESİ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12131">
                <text>ÖZUYGUN, Ali Rıza
AKŞİT, Ali</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12132">
                <text>Anahtar Kelimeler: Divan şiiri, gazel şerhi, Şeyh Galib, Sebk-i Hindi, yapısal açıdan inceleme. ÖZET  Bu çalışmada, 18. yüzyılın önemli divan şairlerinden Şeyh Galib’in ‘‘ hasretiz’’ redifli gazeli, klasik şerh yöntemiyle ve ardından da yapısal açıdan incelenmektedir. Günümüzde divan edebiyatının ve divan şiirinin dili toplum tarafından anlaşılamamaktadır. Bu durum divan şiirinin açıklanma zorunluluğunu gerekli kılmaktadır. Şeyh Galib’in dili, kullandığı kelimeler, mazmunlar, terkip ve tamlamalar şiirin günümüz insanları arasında anlaşılmasını engellemektedir. Bunun yanında Şeyh Galib divan edebiyatında sebk-i hindi ekolünün en önemli temsilcisidir. Bu açıdan da şiirleri şerhe muhtaçtır. Yine son zamanlarda yapılan şerhleri de incelediğimizde Şeyh Galib’in yazdığı divan şiiri türleri adına yeterince şerh çalışması yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu çalışmada hasretiz redifli gazel; anlam, şekil ve yapısal açıdan incelenmektedir.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12133">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12134">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12135">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12136">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1509" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="2035">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/d547f35f24be23b0cad97371ba139457.docx</src>
        <authentication>788e16e0efe4f688dacf04ec69e6d557</authentication>
      </file>
      <file fileId="2036">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/d92e0bbc214d4c6ee5ccd48e9674ac62.pdf</src>
        <authentication>274547b571350805a36a25bff74ca1c8</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="12146">
                    <text>NECATİ „NİN “YOK” REDİFLİ GAZELİNİN YAPISALCILIK YÖNTEMİNE GÖRE
İNCELENMESİ
Ali Rıza ÖZUYGUN / Tuba ARAZ
International Burch University, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü, Saraybosna /
Bosna Hersek
Anahtar Kelimeler: Yapısalcılık, Necati, Klasik şerh, Şerh.
ÖZET
Bu çalışmanın alanını temelde, Klâsik Türk Edebiyatı şairlerinden mesnevileriyle öne
çıkan, Necâtȋ’nin “yok” redifli gazeli oluşturacaktır. Gazel öncelikle klâsik şerh metodu ile
açıklanacak akabinde de 20. Yüzyılın’ın etkin edebi kuramlarından biri olan yapısalcılık
açısından incelenecektir. Klâsik Türk edebiyatı metinlerinin modern metotlarla incelenmesi,
içinde bulunduğumuz kültürel konum ve bu metinlerin günümüz insanı tarafından anlaşılarak
okunması ve bu metinlerin sadece tarihin malı olmaktan kurtulması açısından çok önemlidir.
Klâsik yöntemle yapılan açıklamalarda, gazelin biçim ve özünde gizli kalan başka yönlerinin de
ortaya konulup şairin dünyasını, bugünün okurlarına sunma hedeflenmektedir. Bu hedef
doğrultusunda Necâtȋ’nin gazeli şekil, anlam ve yapısal uyum açılarından ortaya konulacaktır.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
      <file fileId="2037">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/e5520a19f926cba3a7cee5ad38f42b66.docx</src>
        <authentication>10b0a8f32cb2dafbe77f87a75f109402</authentication>
      </file>
      <file fileId="2038">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/4b4d876927977a25f8f4893095d9a427.pdf</src>
        <authentication>099aedd8f580ce8f676ea4aa829d2d70</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="12147">
                    <text>NECATİ‟ NİN „„YOK‟‟ REDİFLİ GAZELİNİN KLASİK ŞERHİ VE
YAPISALCILIK AÇISINDAN İNCELENMESİ
Ali Rıza ÖZUYGUN1
Tuba ARAZ2

Özet
Bu çalıĢmanın alanını temelde, Klâsik Türk Edebiyatı Ģairlerinden Necâtȋ‟nin “ yok” redifli
gazeli oluĢturacaktır. Gazel öncelikle klâsik Ģerh metodu ile açıklanacak akabinde de 20.
Yüzyılın‟ın etkin edebi kuramlarından biri olan yapısalcılık açısından incelenecektir. Klâsik
Türk edebiyatı metinlerinin modern metotlarla incelenmesi, içinde bulunduğumuz kültürel
konum ve bu metinlerin günümüz insanı tarafından anlaĢılarak okunması ve bu metinlerin sadece
tarihin malı olmaktan kurtulması açısından çok önemlidir.
Klâsik yöntemle yapılan açıklamalarda, gazelin biçim ve özünde gizli kalan baĢka yönlerinin
de ortaya konulup Ģairin dünyasını, bugünün okurlarına sunma hedeflenmektedir. Bu hedef
doğrultusunda Necâtȋ ‟nin gazeli Ģekil, anlam ve yapısal uyum açılarından
ortaya konulacaktır.
Anahtar Kelimeler: Necâtȋ, Gazel, ġerh, Yapısalcılık
A STUDY OF NECATİ‟S GAZELLE “YOK” İN TERMS OF KLASİC
INTERPRETATION AND STRUCTURALİSM
Abstract
The „‟yok‟‟ rhymed ghazal which is composed by Necati who is Classic Literature poet
and comes out with his Marhnawies; forms the basis of this work.
Firstly the ghazal is paraphrased as traditional commentary method and then examined as
structuralistic method which is the effective literary theory of 20th century. The examining
Classic Turkish Literature texts as modern methods is very important as the cultural site where
we are in and read understandably by nowadays people and the salvation as they are just the
history asset.

1

Yrd. Doç.Dr., Internatıonal Burch University, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü, arozuygun@ibu.edu.ba

2

Yükek Lisans Öğrencisi, Internatıonal Burch Üniversitesi , Eğitim Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü

�In the explanations is done as classic method, itis aimed to display another sides of ghazal‟s form
and another sides which remains secretly in ghazal‟s core.
In the explanations which is done as classic method, it is aimed to display also another sides of
ghazal‟s form and another sides which remain secretly in ghazal‟s core and display poet‟s world
to the nowadays readers.With this aim , it will be displayed the Necati‟s ghazal as form,
meaning and the tuneas structurally.
Key Words : Necati, Ghazal, commentary, structuralism

Giriş
Şerh: “genel anlamıyla açıklama ihtiyacı duyulan bütün metinler için kullanılan,
özel kullanımıyla ise edebiyat alanında klâsik dönemde metoduna Ġslâmîilimlerin kaynaklık
ettiği, ancak kendi metodunu da sistemli bir Ģekilde ortaya koyarak bir metni dil ve anlam
yönünden açıklayan ve tercüme, analiz, tenkit kavramlarını da içinde barındıran, 20. yüzyılla
beraber klâsik dönemini tamamlayarak modern teorilerle birlikte artık sadece metin incelemeleri
ve tercümeler için kullanılan bir terim” (Canpolat 2006: XX) olarak ifade edilebilir.
Kelimelerin mecazî kullanımları ve anlam bütünlüğünü sağlayan çeĢitli yapılar
düĢünüldüğünde ve iĢin içine edebî metin girince “Ģerh” kelimesinin genel kullanım alanı
kendisini göstermiĢ olur. Zira bir metnin Ģerh edilmesi için ince mânâlar gizlemesi ve mecazî
kullanımlara da imkân verecek Ģekilde yazılmıĢ olması gerekir. ġerh etmek için sadece metin
hakkında bilgi sahibi olmak yeterli değildir. ġârih, gelenek ve kültürüyle ĢekillenmiĢ bir ön
bilgiye ve bunun üzerine ilâve ettiği fikrî, felsefî, hayatî ve sosyal bir düĢünce dünyasına sahip
olmalıdır. BeĢerî bilimlerde ve din bilimlerinde yeteri kadar bilgisi olan Ģârih, içinde bulunduğu
kültürel atmosferi de yeteri kadar teneffüs etmiĢse, Ģerh için gerekli donanımların büyük
çoğunluğuna sahip olmuĢ demektir. Her türlü niteliğiyle “klâsik” denmeyi hak etmiĢ bir metnin
türlü inceliklerinin ve mânâ derinliğinin, Ģârihin metne nüfuzu yoluyla, yine kendisi tarafından
keĢfedilerek açıklanması, “klâsik metin Ģerhleri”ni ortaya çıkarmıĢtır. “Klâsik Ģerh” kavramı,
günümüzdeki “modern metin Ģerhi” kavramından ayrı tutulmalıdır, çünkü klâsik Ģerh yapan
Ģârihin kesin bilgiler verme ve metnin bütün hususiyetlerini ve lûgat bilgisini tamamıyla
okuyucuya bildirme gibi bir düĢüncesi yoktur.
Bununla birlikte, bir Ģiirin mânâ dünyasına dalmak için, Ģiir içerisindeki mefhumların Ģârihin
bakıĢ açısıyla yorumlanması yeterli değildir. “El-ma‟nâ fî batni‟Ģ-Ģâir” yani “mânâ Ģairin
karnındadır” (Uçar: 257) söylemiyle yer izafe edilen ve bulmak veya anlatmak noktasında ne
derece bir zorluğun olduğu, bu Ģekilde ifade edilen “mânâ”yı ortaya çıkarmak, kültürel birikimin
ve gerekli bilgi donanımının yanı sıra, Ģair gibi düĢünmek ve hareket etmekle olur.
19. ve 20. yüzyıllarda yapılan bilimsel keĢif ve icatlar, insanlığın hayatını, hayata bakıĢını,
maddeyi ve mânâyı değerlendiriĢini değiĢtirmiĢtir. Bu değiĢimler, dil ve edebiyat çalıĢmalarını
da etkilemiĢ, özellikle Ferdinand de Saussure‟den sonra Batı‟nın dil ve edebiyata bakıĢı farklı
bir boyut kazanmıĢtır. Yapısalcılık, dil çalıĢmalarını, dilsel varlıkların algılanıĢını ve
değerlendiriliĢini toptan değiĢtirmiĢtir. Modern çağlarda; modernizm, post-modernizm,

�göstergebilim, anlambilim gibi dilbilim ile doğrudan veya dolaylı ilgisi olan bütün bilimsel
anlayıĢlar, edebî metinlere yeni bir bakıĢ açısı getirmiĢtir. Günümüzde metin incelemelerinin
çeĢitli yolları denenmekte ve bu metotlar araĢtırmacılar tarafından Klâsik Türk edebiyatı
metinlerine de tatbik edilmektedir.
Günümüzde yapısalcı metodun ve diğer modern teorilerin yoğun bir Ģekilde edebi metinlere
uygulandığını, klasik edebî metinlerimizin de bundan nasibini aldığını görüyoruz. Cem Dilçin,
Fuzuli‟nin bir gazelini yapısal yöntemle incelediği ve bu alanda öncülük ettiği makalesinde,
divan Ģiirinin sadece eski ve alıĢılagelmiĢ yöntemle Ģerh edilmesinin o ürünlerin yapısal açıdan
taĢıdıkları pek çok özelliğin görülmemesine neden olduğunu, bu nedenle divan Ģiiri açıklanırken
yapısal yöntemin olanaklarından da yararlanılması gerektiğini ileri sürer. Yapısalcılara göre
sanat eserinin ne anlattığından çok, sanatçı tarafından nasıl anlatıldığının önemli olması, bu
yöntemin eski edebiyat metinlerine uygulanabilirliğini kolaylaĢtırmaktadır. Zira yapısalcılığın
biçime verdiği önem, divan edebiyatı estetiği ile örtüĢmektedir. Divan Ģiirinde mazmunların ve
imajların gelenek içinde hazır ve ortaklaĢa unsurlar olarak bulunmalarının yanında, bu müĢterek
malzemenin her bir Ģair elinde aldığı Ģekil farklı olmuĢtur. Bu nedenle ortak malzemeyi
kullanmalarına rağmen mesela, Fuzuli, Nedim‟e, Necati ġeyh Galib‟e benzemez. (Cem Dilçin,
“Fuzûlî‟nin Bir Gazelinin Ģerhi ve Yapısal Yönden incelenmesi”, Türkoloji Dergisi, c.IX, sayı:
1, s. 93.)
Gerçeği tek tek nesneler üzerinden değil, nesneler arasındaki iliĢkiler yoluyla saptama yöntemi
olarak kabul edilen Yapısalcılık ile ilgili kaynaklarda, akımın genel ve kapsayıcı bir tanımının
yapılmasının güçlüğünden söz edilir ve yapısalcılıkla ilgili tanımlamalar, akımın bir “öğreti”
değil bir “yöntem” olduğu görüĢünde birleĢirler.
Jean Piaget ; “Yapısalcılık bir yöntemdir, bir öğreti değildir, ancak öğretisel sonuçları çok
olmuĢtur. Bir yöntem olduğundan, uygulanabilirliği kısıtlıdır ve verimliliğinden dolayı baĢka
yöntemlerle birleĢtirilmiĢtir.”(Piaget 1999: 129) demektedir.
Fredric Jameson‟a göre ise ; “Yapısalcılık, her Ģeyi dilbilimin terimleriyle yeni baĢtan, bir kez
daha düĢünme giriĢimidir.”
Özetle ifade etmek gerekirse yapısalcı inceleme; bir metni kuran yapının incelenmesi, bir bütün
oluĢturan alt elemanlar arası iliĢkilerin tespit edilmesi ve bir cümle sayılan yapının ögelerinin
bulunması demektir. Yapısalcı inceleme büyük parçayı görebilmek adına uygulanan bir
yöntemdir. Bu bir nevi babakıĢ açısını geniĢletmektir. Ağaca tek baĢına baktığınız zaman
güzeldir ama bir orman Ģeklinde çok daha güzel ,görkemli ve etkileyicidir .Yapısalcılık iĢte bize
bu bakıĢı kazandıracaktır.
Gazeli bu açılardan değerlendirilecek olan Klâsik Türk Ģiirininen önemli temsilcilerinden
Necȃti Bey 15. yüzyıl sonları ile 16. Yüzyılın baĢlarında yaĢamıĢtır. Döneminin melikü‟ĢĢu‟arȃsıdır. Sehi Bey tezkiresinde Ġdrisȋ Bitlisȋ‟nin Tevȃrih- i Ȃl -i Osman isimli eserinde onu ̏
Rum‟ un Hüsrevi ̋ olarak tavsif ettiğini yazıyor
. (Sehi Bey a.g.e s 139) Tezkireler onun
meziyetlerini övme konusunda birbirleriyle yarıĢ ederler. Lȃtifȋ, ȂĢık Çelebi ve Kınalı-zȃde
Hasan Çelebi bu konuda fikir birliği içerisindedirler.

�Necȃti Bey ,Türkçeyi açık , külfetsiz yapmacıklığa düĢmeden kullanmıĢtır. Gazellerinin birçoğu
sehl-i mümteni örneğidir. Kolay söyleyiĢ , taze hayaller , mısralar arasına serpiĢtirdiği derin
manȃ ve edebȋ sanatlar onun üstün yanları olarak münekkitlerin dikkatini çekmiĢtir.
Mesel-gȗyluk ( mesel söyleme , Ģiirde ata sözü kullanma) Osmanlı‟da Necȃti Bey ile kemalini
bulmuĢtur. Kısaca atasözlerini Ģiirde en güzel kullanan Ģairdir. Tezkirecilerimizden Latifi,
Necȃti „nin Ģiirlerinde mahallȋ söyleyiĢlerin yer aldığını, hatta bunları anlamak için
Kastamonu‟da kullanılan bazı kelime, tabir ve yer adlarının bilinmesi gerektiğini söylemektedir.
( Rıdvan Canım , a.g.e)
Ahmed PaĢa ile çağdaĢ olan Necȃti Beyi daha hayatta iken Ahmed PaĢa ile karĢılaĢtırıp ondan
üstün olduğunu iddia edenler olmuĢtur. Necȃti Beyin verdiği cevap ise hem onun tevazuunu hem
de büyüklüğünü gösterir niteliktedir :
Necȃtȋ‟nün dirisinden ölüsü Ahmed‟ ün yeğdür
Ki Ġsȃ göklere ağsa yine dem urur Ahmed‟den
Necȃtinin elimizde divanından baĢka eseri yoktur.
1. Necȃtȋ‟nin ̏ yok ̋ Redifli Gazelinin Günümüz Türkçesine Aktarımı ve Şerhi
Lebün letȃfeti söylense goncanın sözi yok
Sözün letȃfeti anılsa Ģekkerün tuzı yok
̏ Dudağının güzelliği söylense gonca susar, ben de varım diyemez, söyleyecek sözü
yoktur; her nerede ki sözünün tatlılığı anılsa Ģeker lafa karıĢamaz.̋
Klasik edebiyatta ȃĢık nazarında sevgilinin sahip olduğu her Ģey eĢsizdir. Onun endamı,
yürüyüĢü, bakıĢı vs. her Ģeyi en mükemmel Ģekle ve yapıya sahiptir. Bu beyitte de sevgilinin
dudaklarının güzelliği, nazikliği ve yumuĢaklığına vurgu yapılmak istemiĢ ve özellikle bu
anlamları muhtevasında barındıran letȃfet kelimesi kullanılmıĢtır. Birinci mısrada sevgilinin
dudakları gonca ile mukayese ediliyor ve ondan üstün olduğu söyleniyor. Sevgilinin dudağı
klasik edebiyatta küçüklüğüyle bilinir öyle ki kimi zaman nokta kadardır. Bu sebeple benzetilen
gül değil ondan daha küçük olan goncadır. Gonca Ģekil itibariyle küçük yumuĢaktır ve naziktir
bu bakımlardan dudağa benzetilmiĢtir. Ġkinci mısrada sevgilinin sözünün tatlılığına vurgu
yapılmak istenmiĢ ve onun sözünün tatlılığı yanında Ģekerin dahi tatsız kalacağı anlatılmıĢ.
Aceb nice hareket itdi serv kȃmetüne
Ki nergisün anı gülĢende görecek gözi yok
̏ Senin boyuna karĢı servi nasıl bir harekette bulundu ki
bakamaz ̋

, çiçek bahçesinde nergis ona

Klasik edebiyatta adından en çok söz edilen ağaç selvidir. Selvi bir süs ağacıdır. Yaz kıĢ
yeĢil kalır. Sonbahar rüzgȃrları dahȋ ona etki edemez. Hafif rüzgȃr ile salınıĢı sevgilinin
yürüyüĢünü andırır. Selvi ile birlikte gül, lale, nergis, menekĢe, sünbül vs. kelimeleri çok fazla

�kullanılır.( Ġskender Pala, Ansiklopedik Divȃn ġiiri sözlüğü syf 400- 401) Bu beyitte de selvi ile
nergis bir arada kullanılmıĢtır. ġair burada dikkatleri sevgilinin boyuna çekmek istemiĢtir.
Genellikle sevgilinin boyu selviye benzetilirken bu beyitte tam tersi yapılmıĢ ve selvinin boy
itibariyle sevgiliye nazire yapmak istediğini söylemiĢtir. Bunun sonucunda da aynı bahçe
içerisindeki nergis bu selvinin bu haddini aĢan hareketinden dolayı ondan yüz çevirdiğini
anlatmıĢtır. Burada sevgilinin boyu selviden daha uzun düĢüncesi veriliyor ve mübalağa sanatı
yapılıyor.
Dehȃnun ile miyȃnun durur eğer var ise
Vefȃlarun gibi bir adı vȃr kendüzi yok
̏ Varsa bir ağzın ve belin ki vardır, onlar da vefȃların gibi adı var kendi yoktur. ̋
Klasik edebiyatta bilindiği üzere sevgilinin beli kıl kadar ince, ağzı da yok denecek kadar
küçük olarak düĢünülmektedir . Bu beyitte de Ģair sevgilinin ağzını ve belini yine sevgilinin
vefȃsına benzeterek ̏ Tıpkı vefȃnın olmadığı gibi senin belin ve ağzın da yok gibidir . ̋ demektedir.
ġair burada sevgiliye bir yandan sitem etmekte diğer yandan onun sahip olduğu güzellikleri
sitemde bulunduğu kavramla övmeye çalıĢmaktadır. AĢık, sevgiliye ne kadar kızsa da ona
övgüler yağdırmaktan kendini alıkoyamaz. Bu da yine klasik edebiyatın bilinen bir özelliğidir.
AĢık kızar, cefȃ çeker yeri gelir gözyaĢları umman olur ama hiçbir zaman pes etmez ve sevgiliye
muhabbet beslemekten kendini alıkoyamaz.
Cefȃ denizine düĢdüm kenȃra yok çȃre
Belȃ dünine sataĢdum meded ki gündüzi yok
̏ Cefa denizine düĢtüm, kıyıya ulaĢmanın çaresi yok ; öyle bir bela gecesine çattım ki
gündüzü yok. ̋
Erbabının bildiği gibi, ȃĢık için aĢk yolu sonu gelmez çilelerle doludur. O yola giren bir
kimsenin oradaki sıkıntılardan kaçmak veya onları yok etmek gibi bir durumu olamaz. Çünkü
gerçek anlamda ȃĢık olabilmek için o sıkıntıların çekilmesi ve çekilen bu sıkıntılarla nefsin
terbiye edilerek kiĢiliği olgunlaĢması beklenir. Burada da Ģair, bir cefa denizine düĢtüğünü ve bu
denizden kurtuluĢunun mümkün olmadığını ifade etmiĢtir. Bu beyitteki anlam tasavvufi değil
klasik anlamda düĢünülmelidir. Sevgilinin aĢığa çektirdiği sıkıntılar düĢünülebilir. ġair her ne
kadar cefȃ ve bela olarak dillendirse de aslında o bu durumdan memnundur. Beyitin ikinci
mısrasındaki dünine kelimeside son derece mühimdir. Okuyucuya bir baĢka anlamın kapısını
aralıyor. Dünine kelimesi dünemek olarak da geçer. Bu kelime de tünemek olarakta bilinir.
Tünemek ise geceden kalma, dünlemek anlamdadır.
Tünemek insana özgü bir fiil olmasada bazan yorgunluktan rahatsız bir Ģekilde uyuyakalmaya
bazan da çeĢitli sebeplerden dolayı gece uyumamaya çalıĢma halinde bu kavram kullanılır.
Genelde kuĢlar ve kanatlı evcil hayvanlar için kullanılır. KuĢlar bir dala ya da benzeri bir yere
konarlar ve çok harif bir uykuya geçerler. Bu uykunun en önemli özelliği ise her an herĢey
olabilir düĢüncesiyle temkinli olarak uyunmasıdır. Dolayısıyla bu uykudan bir tad alınmaz ve
yorgunluğu pek fazla gidermez.. ġair burada bu kelimeyi hususi olarak kullanmıĢtır. Öyle bir
bela içerisindeyim ki gecem gündüzüm birbirine karıĢtı. Bir bela daha gelir diye her an temkinli
uyuyorum anlamları da çıkar.Temkinli uyuduğu için de uykusu kuĢ uykusuna benzetilmiĢtir.Ve

�sonunda ekliyor meded ki bu durumun bir sonu da yok gibi gözüküyor der. Bu beyitte ̏ cefȃ ̋ ̏
deniz ̋ e ve ̏ belȃ ̋ ̏ dün ̋ e benzetilerek teĢbih-i beliğ sanatı yapılmıĢtır.
GüneĢ yüzini görüp eskilendi bedr-i münȋr
Tana kalup tapuna gelmeğe senün yüzi yok
̏ Parlak ay senin güneĢ yüzünü görüp revnakını kaybetti, bu yüzden ĢaĢırıp kalmıĢtır,
senin ve senin huzuruna gelmeye yüzü yoktur.
Bilindiği gibi, güneĢ doğunca ayın parlaklığı kaybolur, gökte bir silik leke halinde görülür.
Ayın sevgilinin yüzünü görünce revnakını kaybetmesi bundan yararlanarak yapılmıĢ bir hüsn-i
ta‟lil sanatıdır. Bundan baĢka genel olarak güneĢin doğumuyla ayın ortadan kayboluĢundan
hareketle ayın güneĢ yüzlü sevgilinin yanına gelmeye yüzü olmadığı söylenmiĢtir.
Beyitte ayın güneĢ doğunca görünmemesi, ayın sevgilinin yüzünü gördüğü için kaybolduğu
Ģeklinde verilmiĢtir . Dolayısıyla bu ifadede hüsn -i ta‟lil yapılmıĢtır . Diğer taraftan , ayın
sevgilinin yanına gelmeye yüzü olmayan bir kiĢi olarak düĢünülmesi teĢhis sanatını ortaya
çıkarmıĢtır. Aynı zamanda , sevgilinin ̏ yüz ̋ ü ̏ güneĢ ̋ e benzetilerek teĢbih
-i beliğ sanatı
yapılmıĢtır.
Kapuna göz yaĢı ilten saȃdet ehli olur
Necȃti‟nün dimesünler ki gökde yıldızı yok
̏ Senin kapına gözyaĢı ileten mutluluğa erer; Necȃti‟ye gökde yıldızı yok demesinler . ̋
Sitȃre : yıldız, kader, baht, talih.
Eskiler, her doğan insanın gökyüzünde bir yıldızı olduğuna inanırlardı. Bu inancın
nereden kaynaklandığı meselesinin izahını “Eski Türk Edebiyatı‟nda Mazmunlar ve izahı” adlı
kitabında Ahmet Talat Onay Ģu Ģekilde izah eder: “Eskilerin telakkilerine göre bütün ruhlar
sekizinci kat gökteki yıldızlardan ayrılarak bu âleme gelmiĢler ve yine oraya gideceklerdir. Yani
her ruh o gökteki bir yıldızdan kopmuĢtur. Binaenaleyh insanların üzerinde, ayrılan sabit bir
yıldızla, ana rahmine düĢtüğü dakikada doğan bir seyyar yıldızın tesirleri vardır. Gökteki yedi
yıldızdan her biri haftanın bir gününe ve her günün sıra ile bir saatine hâkim farz edilirdi. Bir iĢ
görüleceği zaman hâkim yıldızın saati beklenirdi ki muvaf akiyet için Ģart sayılırdı. Bir çocuk
doğunca saate göre hâkim yıldız tespit olunur, çocuğun yıldızı sayılırdı. Bu yıldızın vaziyetine
göre çocuğun hayatında inkılâplar olacağına inanılırdı.” (Onay, 2004: 501)
Divan Ģiirimizde sevgili âĢığına asla yȃr olmaz. ġairler bunu genellikle gökde yıldızının
olmadığına bağlarlar. Gök cisimlerinin insan kaderiyle irtibatlandırılmasına dayanan bu eski
inanç, pek çok Ģekillerde divan Ģiirinde yer alır. Yine bu inanıĢa göre kimi uğurlu, kimi de
uğursuz kabul edilen bu yıldızlar, içinde bulundukları tabakaların aksi istikamette devamlı
konum değiĢtirmektedirler. Bu esnada uğurlu yıldız ve burçların yan yana geldiği zamanlar
onlarla ilgili insanın kaderindeki Ģans devrelerini, buna karĢılık uğursuz yıldız ve burçların yan
yana geldiği zaman dilimleri ise Ģanssızlık dönemlerini teĢkil eder. (Okuyucu, 2006: 63)
Necȃti gazelinin son beytin de herkesin gökde bir yıldızının olduğu bu inancına telmih
yapmıĢtır. ġair sevgilisinin gök gibi yüksek kapısında yıldız gibi göz yaĢı döküyor; yani gökte

�yıldızı vardır, talihsiz değildir; öyleyse dileğine erecektir düĢüncesini veriyor. Sevgilinin kapısını
göklere çıkarıyor ve onun kapısında döktüğü gözyaĢlarını ise birer yıldıza benzetiyor. ġair
gazelini ümit var bir Ģekilde bitiriyor. Ona göre sevgilinin kapısında göz yaĢı dökebilmek bile bir
talihlilik anlamına geliyor.
2. Gazelin Yapısalcılık Açısından İncelenmesi
2.1. Nazım Şekli: Gazel
Türk edebiyatında gazeller 4-15 beyit arasında yazılmıĢtır. Kesin bir kural olmamakla birlikte
gazeller genellikle 5, 7, 9, 11 gibi tek sayılı beyitlerle yazılmıĢlardır. Necȃtî’ nin “ yok ” redifli
bu gazeli 6 beyitten meydana gelmektedir. Necȃtî bu gazelinde, Klâsik Türk Ģiirinde özellikle
baĢvurulan bir çağrıĢım ögesi olan rediften de faydalanmıĢtır. Necȃtî’ nin divanında 650 tane
gazeli vardır. Gazelde yüzyılın en büyük Ģairi sayılmıĢtır.
2.2. Gazelin Ses İncelemesi
2.2.1. Vezin
Gazel, aruzun Müctes bahri‟nde yer alan mefȃ’ilün / fe’ilâtün / mefȃ’ilün / fe’ ilün kalıbıyla
yazılmıĢtır. Bu kalıp, Türk Ģiirinde Müctes bahrinin en çok kullanılan kalıbıdır. Ġlk yüzyıllarda
baĢlayarak Eski Türk edebiyatında ve Tanzimat‟tan sonra değiĢik nazım Ģekillerinde çokça
görülür. Ama bu bahrin kalıplarıyla daha çok gazel söylenmiĢtir. Bu kalıpla Necȃtȋ Bey in 3
kasȋde, 32 gazel, 1 terkȋb-i bend, 5 kıt‟a sı vardır. (Ġpekten 2007: 251-252 ).
Beyitlerin aruz kuralları açısından dengeli ve sağlam bir kuruluĢu vardır. Her Ģey yerli
yerinde, belli bir amaca yönelik olarak kullanılmıĢtır. Gazelde sadece 2 hecede med yapılmıĢtır.
2. beytin birinci mısraındaki “serv” kelimesinde ve 3. beytin ikinci mısrasındaki “vȃr”
kelimesinde med yapılmıĢtır. 1, 4, 5 ve 6. beyitlerde ise med yoktur.
Gazelde imâle 12 hecede yapılmıĢtır. 1. beytin ikinci mısraındaki “ anılsa” kelimesinin ilk
hecesinde, 2. beytin birinci mısrasındaki “nice” kelimesinin ikinci hecesinde, 2. beytin ikinci
mısrasının “görecek” kelimesinin ilk hecesinde, 3. beytin birinci mısraındaki evvela vasl
yapılmıĢ olan ni hecesinde, 3. beytin ikinci mısraındaki adı kelimesinin ilk hecesinde, 4. beytin
birinci mısraındaki denize kelimesinin ikinci hecesinde, 4.beytin ikinci mısarındaki dünine
kelimesinin ikinci hecesinde, 5. beytin birinci mısraındaki yüzini kelimesinin ikinci hecesinde, 5.
beytin ikinci mısraındaki tana kelimesinin ikinci hecesinde, tapuna kelimesinin üçüncü
hecesinde, gelmeğe kelimesinin üçüncü hecesinde ve 6. beytin birinci mısraındaki kapuna
kelimesinin ikinci hecesinde imȃle yapılmıĢtır.
Gazelde vasl 3 yerde yapılmıĢtır bunlar : 3.beytin birinci mısraındaki ̏ dehȃnun - ile ̋ kelimeleri
arasında, 3.beytin birinci mısraındaki ̏ var -ise ̋ kelimeleri arasında ve
6. Beytin birinci
mısraındaki ̏saȃdet- ehli ̋ kelimeleri arasındadır.

�Ġmale-i maksȗr , aslında aruz hatası sayılmakla birlikte buna her zaman göz yumulmuĢ ve
Ģȃirlerce çokça da yapılmıĢtır. Hattȃ bu hatayı özellikle beyitteki anlamı güçlendirmek ve ȃhengi
artırmak için kullanan usta Ģairlerde çıkmıĢtır. ( Ġpekten 147) Necȃti‟nin bu gazelinde de imale
noktasında durumun böyle olduğunu görüyoruz. Necȃti‟nin imaleyi çok kullanmasının temeldeki
sebebi ise Türkçe kelimelere ağırlık vermiĢ olmasıdır.
Tablo 1: Gazeldeki aruz vezni unsurlarının dağılımı.
1.beyit
medd
imȃle
zihȃf
vasl

1

2.beyit
1
2

1

3.beyit
1
2
2

4.beyit
2

5.beyit
4

6.beyit
1

Toplam
2
12
0
3

2.2.2. Kafiye ve Redif
Redif, Ģiirde ses ve anlamın yoğunlaĢtığı noktadır. Redif, Ģiirde sadece ahenk unsuru olarak
yer almamakta, âdeta bütün anlamı kendi etrafında döndüren bir kilit noktasını muhtevasında
barındırmaktadır. Redif, Ģiirde ahengi artırarak okuyucuyu/ dinleyiciyi etkilemenin yanı sıra
Ģiirin çağrıĢım dünyasını da zenginleĢtirir. Necȃtî’ de gazelinin redifi için Türkçe bir sıfat
seçmiĢtir. Gazelin redifi olan i-yok ”, her beytin sonunda tekrarından çağrıĢımı ile okuyanı /
dinleyeni etkilemektedir. Redifin gazeldeki bu durumu, gazeldeki anlam bütünlüğüne katkı
sağlamaktadır. Gazelin kafiyesi; sözi, tuzı, gözi, kendüzi, gündüzi, yüzi, yıldızı, kelimelerindeki “zı , zi ” heceleridir. Bunlar Klâsik Türk Ģiirinde tam kafiye değerindedir. Kafiyeli kelimelerin 4‟ü
iki, 3‟ü de üç hecelidir. Kafiyeli kelimelerin tamamı Türkçe dir. Bu kelimeler arasında fonetik ve
morfolojik açıdan bir uyum sağlanmıĢtır: tuzı, sözi, yüzi, gözi, kelimeleri ses bakımından
birbirlerine çok yakın kelimelerdir. Kafiyeli kelimelerin 4‟ü isim, 1‟i fiil, 1‟i de zamirdir.
Gazeldeki kafiyeli kelimelerin ağırlıklı olarak isimden oluĢması, Ģairin burada hareketten çok
niteleme ağırlık vermesiyle ilgilidir. Görüleceği gibi, ses unsurları olan kafiye ve redif olarak
seçilen kelimelerin hepsi, gazelin ritmini oluĢturmanın yanı sıra, gazelin anlam dünyasına da pek
çok Ģey katmaktadırlar. Kafiye ve redif, bu yönleri ile gazele açılan kapının anahtarları
konumundadırlar.

2.2.3. Ünlü ve Ünsüzler
Gazelin ses yapısı, aĢağıdaki tablo‟dan da
anlaĢılacağı gibi yumuşakbir görünüm
sergilemektedir. Osman Horata‟ya göre; “Ünsüzlerin hâkimolduğu Ģiirler hareketli, akıcı;
ünlülerin çoğunlukta olduğu Ģiirler ise daha durağanbir yapıya sahiptir. Bunların birbirlerine eĢit
sayıda olduğu Ģiirlerde isebu nitelikler arasında bir denge ve birinden diğerine bir geçiĢ vardır.”
(Horata2002: 381). Necȃti’ nin bu gazelinde genel toplama bakıldığında, ünsüzlerin, özelliklede
yumuşak ünsüzlerin gazele hâkim olduğu görülmektedir. Bu da gazelises gücünün ve akıcılığının
bir göstergesidir. Aynı zamanda yumuĢak ünsüzler gazelle samimi ve sıcak bir hava katmıĢtır.

�Tablo 2: Gazeldeki ünlü ve ünsüzlerin dağılımı.
Beyitler

1.

2.

3.

4.

5.

6.

Toplam

YumuĢak Ünsüzler

23

25

29

26

27

24

154

Sert Ünsüzler

19

11

5

9

11

12

67

Kalın Ünlüler

13

7

14

10

9

13

66

Ġnce Ünlüler

17

21

15

20

21

14

108

Toplam

72

64

63

65

68

63

395

Kalın ve ince ünlülerin beyitlere göre dağılımına bakıldığında, toplamda kalın ve ince ünlülerin
bazı beyitlerde eĢit sayılabilecek miktarda kullanıldığını görüyoruz. Gazelde kullanılan ince ve
kalın ünlüler 1, 3 ve 6. beyitlerde birbirleriye ses açısından örtüĢürken, 2, 4 ve 5. beyitlerde bir
kırılma göze çarpmaktadır.
Necȃtȋ’ nin bu gazelinde yumuĢak ünlülerin daha fazla kullanıldığı görülüyor.1.beyitte sesler
birbirine yakın kullanılmıĢken, 2. Beyitten itibaren bir kırılma söz konusudur. YumuĢak ünsüzler
ile sert ünsüzler arasındaki bu fark 3. Beyitte artarken 6. Beyite kadar benzer Ģekilde devam
ediyor.

2.3. Gazelin Sözdizimi İncelemesi
2.3.1. Kelime Çeşitleri ve Yapıları
Gazelin 54 kelimelik kadrosunda 12 Farsça, 28 Türkçe ve 14 Arapça kelime bulunmaktadır. Bu
kelimelerin 31‟i isim, 10 u fiil, 5‟i edat, 3‟ü zamir, 5‟i sıfattır. Ġsimlerin hemen hemen eĢit bir
dağılımı varken, fillerin ve zamirlerin tamamı Türkçedir. ġiirde Arapça sıfatlar Türkçe
sıfatlardan bir miktar fazladır. Türkçe kelimelerin bu gazelde daha yoğun ve fonksiyonel
açıdanda daha etkili olduğu görüyoruz. Gazelin kelime kadrosu aĢağıdaki tabloda
gösterilmektedir:

�Tablo 3: Gazelin kelime kadrosu.
İsim

Fiil

Edat

Zamir

Sıfat

Toplam

Türkçe

10

10

3

3

2

28

Farsça

10

0

2

0

0

12

Arapça

11

0

0

0

3

14

Toplam

31

10

5

3

5

54

2.3.2. Tamlama Çeşitleri ve Yapıları
Gazeldeki isim ve sıfat tamlamalarının büyük çoğunluğu Türkçe dilbilgisi kurallarına göre
yapılmıĢtır. Gazelde bir tane Farsça tamlama varken, Arapça tamlama hiç yoktur. Çoğunlukla
Arapça ve Farsça isimler bir araya gelerek Türkçe tamlamalar oluĢturmuĢlardır. Gazelde 22
tane ikili tamlama vardır. Tamlamalardan sadece bir tanesi Farsça sıfat tamlamasıdır. Diğer 21
tamlama muhtevasındaki kelimeler Arapça ve Farsça olsada Türkçe tamlamalardır. Gazelde
Arapça Farsça tamlamaların fazla sayıda kullanılmamasında Necȃtȋ‟nin yaĢadığı dönemin ve dil
özelliklerininde etkisi olmuĢtur. Gazelin tamlama tablosu iseaĢağıdaki gibidir:

Tablo 4 : Gazelde geçen tamlamalar
Türkçe Tamlamalar

Nergisin gözi

(Ġsim Tamlaması)

Lebün letȃfeti (Ġsim Tamlaması)

(Senin) dehȃnun ( Ġsim Tamlaması)

Goncanın sözi (Ġsim Tamlaması)

(senin) miyȃnun ( Ġsim Tamlaması)

Sözün letȃfeti (Ġsim Tamlaması)

(senin ) vefȃların ( Ġsim Tamlaması)

ġekkerün tuzı (Ġsim Tamlaması)

(onun) gündüzü ( Ġsim Tamlaması)

Serv kametüne (Sıfat Tamlaması)

(senin) yüzünü ( Ġsim Tamlaması)

Cefȃ denizine (Ġsim Tamlaması)

(onun) yüzü ( Ġsim Tamlaması)

Belȃ dünine (Ġsim Tamlaması)

(senin) kapuna ( Ġsim Tamlaması)

GüneĢ yüzüni (isim Tamlaması)

Nice hareket (Sıfat Tamlaması)

Göz yaĢı (isim Tamlaması)

Bir ad (Sıfat Tamlaması)

�Saȃdet ehli (isim Tamlaması)

Farsça Tamlama

Necȃtȋ‟nin yıldızı (isim Tamlaması)

Bedr-i münir (Sıfat Tamlaması)

2.3.3. Cümle Çeşitleri ve Yapıları
Bu kısımda Necȃtȋ „nin yok redifli gazelini yüklemin türüne göre, ögelerin diziliĢine göre
anlam yönünden ve yapı bakımından 4 aĢamada inceledik. 6 beyitlik bu gazel toplam12
cümleden meydana gelmektedir. Cümlelerin 4 ü devrik 8‟i kurallıdır. Dolayısıyle cümlelerin
çoğunda yüklem sondadır. 1. beyit iki cümleden, 2. Beyit bir cümleden, 3. Beyit bir cümleden, 4.
Beyit dört cümleden, 5.beyit iki cümleden, 6. beyit iki cümleden oluĢmaktadır. Cümle çeĢitlerine
iliĢkin ayrıntılar aĢağıdaki tabloda verilmiĢtir.
Tablo 5: Gazelin Cümle ÇeĢitleri

Cümle
Sayısı

1.beyit

2

2.beyit
3.beyit

1
1

4.beyit

4

5.beyit

2

6.beyit

2

Yüklemin
Türüne Göre

Anlamına
Göre

Ġsim
Ġsim

ġart
ġart

Ġsim
Ġsim
Fiil
Ġsim
Fiil
Ġsim
Fiil
Ġsim
Fiil
Fiil

Olumsuz
Olumsuz
Olumlu
Olumsuz
Olumlu
Olumsuz
Olumlu
Olumsuz
Olumlu
Olumsuz

Yapısına
Göre
ġartlı BileĢik
ġartlı BileĢik
Ki li Bağlı
ġartlı BileĢik
Basit
Basit
Basit
Ki li Bağlı
GiriĢik BileĢik
GiriĢik BileĢik
GiriĢik BileĢik
Ġç içe BileĢik

Ögelerin
DiziliĢine
Göre
Kurallı
Kurallı
Kurallı
Kurallı
Kurallı
Devrik
Kurallı
Kurallı
Devrik
Kurallı
Kurallı
Devrik

2.4. Gazelin Anlam İncelemesi
Gazelin arka plânın ortaya konulduğu Ģerh kısmında belirtildiği gibi, Necati‟nin bu gazeli, çok
çeĢitli tasvir ve nitelemelerle Ģairin ruh hâlini yansıtmaktadır. Gazelin anlatım plânın gösterildiği
aĢağıdaki tablodan da anlaĢılacağı üzere, Ģair sürekli sevgilinin sahip olduğu güzelliklerĠ
doğadaki nesnelerle karĢılaĢtırıyor. Gazel genel olarak sevgiliyi övmek için bir mukayeseler
zinciri Ģeklinde tasarlanmıĢtır.

�Tablo 6: Gazelin anlatım plânı.

Gönderici

Bildiri
(İleti, Nesne)

Alıcı

Beyitler

1.Beyit

2.Beyit

3.Beyit

AĢık

AĢık

AĢık

4.Beyit

AĢık

5.Beyit

AĢık

6.Beyit

ġair

Sevgilinin dudaklarının
hoĢluğu karĢısında goncanın
sessiz kalması ve sevgilinin
sözlerinin tatlılığının
yanında Ģekerin tadının
olmayıĢı.
Sevgilinin boyuna karĢı
selvinin saygısızlık yapması
ve bunun neticesinde
bahçedeki nergisin tepki
olarak ondan selviden yüz
çevirmesi.
Sevgilinin vefasının sadece
adının olması tıpkı ağzı ve
beli gibi kendisinin
olmayıĢı.
Kıyısına çıkılamayacak bir
cefa denizine düĢdüğünü ve
hiç gündüzü olmayan bir
bela gecesine bulaĢtığı.
Sevgilinin güneĢ gibi
yüzünü ayın görüp, bu
ĢaĢkınlıkla ıĢığını
kaybetmesi ve bu sebeple
huzuruna ytancından
çıkamaması.
Sevgilinin kapısına gözyaĢı
iletenin mutluluğa ereceği
ve kendisininde bu sebepten
Ģanslı olduğu.

Sevgili

Sevgili

Sevgili

ġair

Sevgili

Çevredekiler

Sonuç:
Klâsik Türk edebiyatının çözülmesi gereken en acil ve önemli sorunu, gelenek içinde yer alan bir
sanatçının ve sanat eserinin nasıl inceleneceği, hakkında nasıl hüküm verileceği, bunun
ölçütlerinin ne olacağı gibi hususların çözümlenmesidir. Bu tür metinlerin alımlanması
sürecinde, okurun deneyimleri, özel ve toplumsal yaĢantısı, dünya görüĢü, değer yargıları, kültür
birikimi gibi pek çok etken rol oynamaktadır. Klâsik Türk Ģiiri söz konusu olduğunda, günümüz
okuru ile metnin oluĢtuğu dönem arasındaki uzaklık, kendi bağlamı içinde, metnin alımlanma

�sürecini bir kat daha güçleĢtirmektedir. Dolayısıyla Klâsik Türk Ģiirinin zenginliğini günümüz
okuruna tanıtacak en önemli kaynakların baĢında, bu alandaki Ģiir incelemeleri gelir. Bu alanda
çalıĢacak olan araĢtırmacı,metin ile kendi zamanının Klâsik Türk Ģiiri okuru arasında bir köprü
olmaniteliğine yükselir. Sonuç itibariyle, bir Klâsik Türk edebiyatı araĢtırmacısı, incelemek
üzere ele alacağı metinleri bir edebiyat geleneğinin içine oturtabilmek ve bu kapalı metinleri
açabilmek için anahtarlara ihtiyaç duyar. Bu anahtarlar da, metodik yaklaĢımlardır. Klâsik
metinlerin Ģiir sanatındaki ve genel büyük hikâye içindeki yerini, bağlarını, dille iliĢkisini ve
dahası, benzer metinlerle oluĢturduğu bütünü görebilmek için, kuramsal okumalara ihtiyaç
vardır. Bu çalıĢma, klasik Ģerh yöntemiyle modern teori arasında bağlantı kurarak Necati‟nin
gazelinin geniĢ anlamını sezdirme hedeflemiĢtir.

�Kaynakça
DEVELLĠOĞLU, F. (2008)Osmanlıca- Türkçe Ansiklopedik Lȗgat, Ankara, Aydın Kitabevi
23. Baskı
ĠPEKTEN, H. (1999)Eski Türk Edebiyatı Nazım ġekilleri ve Aruz, Ġst. Dergah Yayınları
OKUYUCU, C. (2006)Divan Edebiyatı Estetiği, Ġst. L&amp;M Yayınları
SOLMAZ,S. (2005)Necati Hayatı-Sanatı-Eserleri, Ankara, Akçağ Yayınları
UÇAN EKE, N. (2011)Naili‟nin Afitap Redifli Gazelinin ġerhi veYapısalcılık Açısından
Ġncelnmesi, Türkiyat AraĢ. Dergisi, 30.sayı, Güz
PALA, Ġ. (2006)Ansiklopedik Divan ġiiri Sözlüğü
YEKBAġ, H. (2008)Metin ġerhi Geleneği Çerçevesinde ġarihlerin Divan ġiirine BakıĢı,
Türkiyat AraĢtırmaları Dergisi(23) 190-206
PARLATIR,i. (2010) Osmanlı Türkçesi, Ankara, Yargı Yayınları
T. D. K. (2005)Ankara, Türk Dil Kurumu Yayınları :549

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12138">
                <text>2271</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12139">
                <text>NECATİ „NİN “YOK” REDİFLİ GAZELİNİN YAPISALCILIK YÖNTEMİNE GÖRE İNCELENMESİ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12140">
                <text>ÖZUYGUN, Ali Rıza
ARAZ, Tuba</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12141">
                <text>Anahtar Kelimeler: Yapısalcılık, Necati, Klasik şerh, Şerh. ÖZET  Bu çalışmanın alanını temelde, Klâsik Türk Edebiyatı şairlerinden mesnevileriyle öne çıkan, Necâtȋ’nin “yok” redifli gazeli oluşturacaktır. Gazel öncelikle klâsik şerh metodu ile açıklanacak akabinde de 20. Yüzyılın’ın etkin edebi kuramlarından biri olan yapısalcılık açısından incelenecektir. Klâsik Türk edebiyatı metinlerinin modern metotlarla incelenmesi, içinde bulunduğumuz kültürel konum ve bu metinlerin günümüz insanı tarafından anlaşılarak okunması ve bu metinlerin sadece tarihin malı olmaktan kurtulması açısından çok önemlidir. Klâsik yöntemle yapılan açıklamalarda, gazelin biçim ve özünde gizli kalan başka yönlerinin de ortaya konulup şairin dünyasını, bugünün okurlarına sunma hedeflenmektedir. Bu hedef doğrultusunda Necâtȋ’nin gazeli şekil, anlam ve yapısal uyum açılarından ortaya konulacaktır.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12142">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12143">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12144">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12145">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1510" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="2039">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/f30b376492c8e7d0b238beeb759c83b5.docx</src>
        <authentication>3031b13fb6ed2a8263bfac834414f05d</authentication>
      </file>
      <file fileId="2040">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/4929ab91dafef1db6ddc0b38b0e87ec5.pdf</src>
        <authentication>cf6ffb276dd15bcc1351bdc92e06470f</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="12156">
                    <text>ŞEYH GÂLİB’İN ‘‘DÜŞTÜ’’ REDİFLİ GAZELİNİN ŞERHİ VE
YAPISALCILIK AÇISINDAN İNCELENMESİ
Ali Rıza ÖZUYGUN – Habibe BAYSAN
International Burch University, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü, Saraybosna /
Bosna Hersek
Anahtar Kelimeler: Şeyh Gālib, Gazel, Şerh, Yapısalcılık.
ÖZET
Bu çalışmanın alanını, XVII. yüzyıl Klâsik Türk şairlerinden ve Sebk-i Hindî’nin en
önemli temsilcilerinden Şehy Gālib’in “düştü” redifli gazelinin, öncelikle klâsik şerh metodu ile
ardından da yapısalcılık açısından incelenmesi oluşturmuştur. Öncelikle dilbilim ve yapısalcılık
hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra Şehy Gālib’in gazeli şekil, anlam olarak açıklanmış ve
yapısal özellikleri gösterilmiştir. Şeyh Gâlip’in incelediğimiz gazeli, şiirindeki ses, söz ve anlam
öğelerinin nasıl bir denge içerisinde uyuştuğunu gösteren en güzel örneklerinden biridir.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12148">
                <text>2246</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12149">
                <text>ŞEYH GÂLİB’İN ‘‘DÜŞTÜ’’ REDİFLİ GAZELİNİN ŞERHİ VE  ￼YAPISALCILIK AÇISINDAN İNCELENMESİ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12150">
                <text>ÖZUYGUN, Ali Rıza
BAYSAN, Habibe</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12151">
                <text>Anahtar Kelimeler: Şeyh Gālib, Gazel, Şerh, Yapısalcılık. ÖZET  Bu çalışmanın alanını, XVII. yüzyıl Klâsik Türk şairlerinden ve Sebk-i Hindî’nin en önemli temsilcilerinden Şehy Gālib’in “düştü” redifli gazelinin, öncelikle klâsik şerh metodu ile ardından da yapısalcılık açısından incelenmesi oluşturmuştur. Öncelikle dilbilim ve yapısalcılık hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra Şehy Gālib’in gazeli şekil, anlam olarak açıklanmış ve yapısal özellikleri gösterilmiştir. Şeyh Gâlip’in incelediğimiz gazeli, şiirindeki ses, söz ve anlam öğelerinin nasıl bir denge içerisinde uyuştuğunu gösteren en güzel örneklerinden biridir.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12152">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12153">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12154">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12155">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1511" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="2041">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/ceb1eb343d4f537c0339b23d8e689f79.docx</src>
        <authentication>14220374690f1b8bc41f60b1bbed1693</authentication>
      </file>
      <file fileId="2042">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/f7ae4e1faffe84d5b573ae7e9167ef5e.pdf</src>
        <authentication>d3575b29ade2c1dfb89d0145287c7fe3</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="12165">
                    <text>FUZÛLÎ’NİN “YÂ RAB” REDİFLİ GAZELİNİN ŞERHİ VE YAPISALCILIK
AÇISINDAN İNCELENMESİ
Ali Rıza ÖZUYGUN – Lokman GÖZCÜ

International Burch University, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü, Saraybosna /
Bosna Hersek
Anahtar Kelimeler: Fuzûlî, klâsik şerh, yapısalcılık, klâsik Türk edebiyatı, gazel, Yâ rab.
ÖZET
Bu çalışmanın amacını, Fuzûlî’nin “Yâ Rab” redifli gazelinin klâsik şerhi yapıldıktan sonra
yapısalcılık açısından incelemesi oluşturmaktadır. Yapısalcılık, 20.yüzyıl ile beraber dilbilim
alanındaki gelişmelerle özellikle Saussure’ün katkılarıyla gün yüzüne çıkan ve modern tarzda
metin çözümleme yöntemi diyebileceğimiz bir dilbilim alanıdır. Klâsik Türk edebiyatında şiiri
oluşturan kelime-mana ilişkileri de yapısal olarak incelemeye uygun birer malzemedir. Bu açıdan
çalışmada, Fuzûlî’nin “Yâ Rab” redifli gazelinin yapısal açıdan taşıdığı özellikler, biçimle öz
arasında bulunan ilişkiler belirtilmiş; gazel şekil, anlam ve yapısalcılık açılarından incelenmiştir.
Sonuç olarak yapılan bu işlemlerle gazelin şekil, içerik, anlam ve sanatsal değeri ortaya
çıkarılmış ve estetik değeri saptanmıştır.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12157">
                <text>2218</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12158">
                <text>FUZÛLÎ’NİN “YÂ RAB” REDİFLİ GAZELİNİN ŞERHİ VE YAPISALCILIK AÇISINDAN İNCELENMESİ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12159">
                <text>ÖZUYGUN, Ali Rıza
GÖZCÜ, Lokman</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12160">
                <text>Anahtar Kelimeler: Fuzûlî, klâsik şerh, yapısalcılık, klâsik Türk edebiyatı, gazel, Yâ rab. ÖZET  Bu çalışmanın amacını, Fuzûlî’nin “Yâ Rab” redifli gazelinin klâsik şerhi yapıldıktan sonra yapısalcılık açısından incelemesi oluşturmaktadır. Yapısalcılık, 20.yüzyıl ile beraber dilbilim alanındaki gelişmelerle özellikle Saussure’ün katkılarıyla gün yüzüne çıkan ve modern tarzda metin çözümleme yöntemi diyebileceğimiz bir dilbilim alanıdır. Klâsik Türk edebiyatında şiiri oluşturan kelime-mana ilişkileri de yapısal olarak incelemeye uygun birer malzemedir. Bu açıdan çalışmada, Fuzûlî’nin “Yâ Rab” redifli gazelinin yapısal açıdan taşıdığı özellikler, biçimle öz arasında bulunan ilişkiler belirtilmiş; gazel şekil, anlam ve yapısalcılık açılarından incelenmiştir. Sonuç olarak yapılan bu işlemlerle gazelin şekil, içerik, anlam ve sanatsal değeri ortaya çıkarılmış ve estetik değeri saptanmıştır.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12161">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12162">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12163">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12164">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1512" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="2043">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/ecbca39d746e109e5370e2400b730550.docx</src>
        <authentication>310bea2b63ad972a2067033aaab4e8d1</authentication>
      </file>
      <file fileId="2044">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/0c45374bcb7c22fa418fb23f59bad652.pdf</src>
        <authentication>1ce2bd8eb2e0eb2c8ade5c41e5001766</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="12174">
                    <text>KLASİK TÜRK EDEBİYATINDA NERGİS
Ali Rıza ÖZUYGUN – Hacer MEMİŞEVİÇ
International Burch University, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü, Saraybosna /
Bosna Hersek
Anahtar Kelimeler: Klasik Türk şiiri, çiçek, nergis, çağrışımlar.
ÖZET
Klasik Türk Edebiyatında şairler sevgiliyi tasvir ederken gül, nergis, lale, servi, sümbül
gibi birçok çiçek isminden ve bu çiçeklerin özeliklerinden faydalanırlar. Söz konusu çiçeklerden
biri de nergistir. Edebiyatımızda en çok göz ile ilgili olarak kullanılmıştır. Taç yaprakları
arasındaki sarı nokta nergise yorgun ve uykusuzluk hali verir. Bu yüzden gözün uykulu, mest ve
hasta olması nergise benzetilir. Şekil ve renk bakımından piyale, kadeh, şamdan ve sarı taca
benzetilmiştir. Çalışmamızda önce nergis hakkında genel bilgi verilmiş, Klasik şiirimizden
seçtiğimiz beyitlerle şairlerimizin ne gibi çağrışımlar içinde şiirlerini yazdıklarına değinilmiştir.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12166">
                <text>2226</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12167">
                <text>KLASİK TÜRK EDEBİYATINDA NERGİS</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12168">
                <text>ÖZUYGUN, Ali Rıza
MEMİŞEVİÇ, Hacer</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12169">
                <text>Anahtar Kelimeler: Klasik Türk şiiri, çiçek, nergis, çağrışımlar.  ÖZET  Klasik Türk Edebiyatında şairler sevgiliyi tasvir ederken gül, nergis, lale, servi, sümbül gibi birçok çiçek isminden ve bu çiçeklerin özeliklerinden faydalanırlar. Söz konusu çiçeklerden biri de nergistir. Edebiyatımızda en çok göz ile ilgili olarak kullanılmıştır. Taç yaprakları arasındaki sarı nokta nergise yorgun ve uykusuzluk hali verir. Bu yüzden gözün uykulu, mest ve hasta olması nergise benzetilir. Şekil ve renk bakımından piyale, kadeh, şamdan ve sarı taca benzetilmiştir. Çalışmamızda önce nergis hakkında genel bilgi verilmiş, Klasik şiirimizden seçtiğimiz beyitlerle şairlerimizin ne gibi çağrışımlar içinde şiirlerini yazdıklarına değinilmiştir.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12170">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12171">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12172">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12173">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1513" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="2045">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/c31c4b0ea79e53d232aafd48494aff90.docx</src>
        <authentication>f3562e734068c8b4e13bb6f08bc07d56</authentication>
      </file>
      <file fileId="2046">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/fd8012fa266c38d84ed886833a548947.pdf</src>
        <authentication>c41e46efca7d6ce005db29b08cb687e0</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="12183">
                    <text>ENVER KADİÇ VE TARİH-İ ENVERİ
Ali Rıza ÖZUYGUN – Şefika YAPICI
International Burch University, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü, Saraybosna /
Bosna Hersek
Anahtar Kelimeler: Muhammed Enver Kadiç, Bosna, Kronik, Tarih, Edebiyat .
ÖZET
Bosnalı bir tarihçi ve edebiyatçı olan Muhammed Enver Kadiç, 19.yüzyıl sonları ile
20.yüzyıl başlarında yaşamış önemli bir şahsiyet olarak karşımıza çıkmaktadır. M. Enver Kadiç,
Bosna’da Türkçe yazma geleneğini sürdürmüştür. Döneminde Bosna edebiyatına ve tarihine ışık
tutacak olan ‘’Tarih-i Enveri ‘’veya ‘’Enver Kadiç Kroniği’’ adlı eseri ile tanınmıştır. Eser 13641927 yılları arasında Bosna tarihi ve edebiyatına ait bilgileri kapsamaktadır. Bosna arşiv merkezi
olan Evrak-ı Kalemi’de çalışan Enver Kadiç; 28 ciltte ilannameler, yıllara göre vefatlar,
hüccetler, ferman suretleri, paşa buyrukları, Saraybosna şehrindeki önemli yapıları ve edebiyatla
alakalı bütün bilgileri kronolojik olarak kaydetmiştir. Bu çalışamızda Enver Kadiç’in hayatı ve
Kroniğine dair bilgiler vermeyi amaçladık.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12175">
                <text>2261</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12176">
                <text>ENVER KADİÇ VE TARİH-İ ENVERİ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12177">
                <text>ÖZUYGUN, Ali Rıza
YAPICI, Şefika</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12178">
                <text>Anahtar Kelimeler: Muhammed Enver Kadiç, Bosna, Kronik, Tarih, Edebiyat .  ÖZET  Bosnalı bir tarihçi ve edebiyatçı olan Muhammed Enver Kadiç, 19.yüzyıl sonları ile 20.yüzyıl başlarında yaşamış önemli bir şahsiyet olarak karşımıza çıkmaktadır. M. Enver Kadiç, Bosna’da Türkçe yazma geleneğini sürdürmüştür. Döneminde Bosna edebiyatına ve tarihine ışık tutacak olan ‘’Tarih-i Enveri ‘’veya ‘’Enver Kadiç Kroniği’’ adlı eseri ile tanınmıştır. Eser 1364- 1927 yılları arasında Bosna tarihi ve edebiyatına ait bilgileri kapsamaktadır. Bosna arşiv merkezi olan Evrak-ı Kalemi’de çalışan Enver Kadiç; 28 ciltte ilannameler, yıllara göre vefatlar, hüccetler, ferman suretleri, paşa buyrukları, Saraybosna şehrindeki önemli yapıları ve edebiyatla alakalı bütün bilgileri kronolojik olarak kaydetmiştir. Bu çalışamızda Enver Kadiç’in hayatı ve Kroniğine dair bilgiler vermeyi amaçladık.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12179">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12180">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12181">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12182">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1514" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="2047">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/356b599ac0fdad0674ae6055e5a9f834.docx</src>
        <authentication>0a95c303960aa25f9a6d95b168141fad</authentication>
      </file>
      <file fileId="2048">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/223bca9edf55b290e88d7f7f6172cda6.pdf</src>
        <authentication>9f80b0f617d9601bd74e93ea9430461e</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="12192">
                    <text>MURADİ „NİN “AŞKAM YİNE” REDİFLİ GAZELİNİN YAPISALCILIK YÖNTEMİNE
GÖRE İNCELENMESİ
Ali Rıza ÖZUYGUN / Songül ÖZDEMİR
International Burch University, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü, Saraybosna /
Bosna Hersek
Anahtar Kelimeler: Yapısalcılık, Muradi, Geleneksel Şerh.
ÖZET
Bu çalışmada sultan şairlerimizden olan III.Murad„ın “aşkam yine” redifli gazeli,
geleneksel şerh yönteminin yanında yapısalcılık yöntemi ile incelenmiştir. Çalışmanın giriş
bölümünde yöntem olarak yapısalcılık hakkında kısaca bilgi verilmiştir.İlk aşamada geleneksel
şerh yöntemi ile çözümlenen gazel, daha sonra yapısalcılık yöntemine göre incelenmiştir.
Gazelin yapısalcılık anlayışı ile incelenecek olması Klasik Edebiyat şairlerinin sözde ve özdeki
ustalıklarını daha anlaşılır kılmaktadır.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12184">
                <text>2268</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12185">
                <text>MURADİ „NİN “AŞKAM YİNE” REDİFLİ GAZELİNİN YAPISALCILIK YÖNTEMİNE GÖRE İNCELENMESİ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12186">
                <text>ÖZUYGUN, Ali Rıza
ÖZDEMİR, Songül</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12187">
                <text>Anahtar Kelimeler: Yapısalcılık, Muradi, Geleneksel Şerh. ÖZET  Bu çalışmada sultan şairlerimizden olan III.Murad„ın “aşkam yine” redifli gazeli, geleneksel şerh yönteminin yanında yapısalcılık yöntemi ile incelenmiştir. Çalışmanın giriş bölümünde yöntem olarak yapısalcılık hakkında kısaca bilgi verilmiştir.İlk aşamada geleneksel şerh yöntemi ile çözümlenen gazel, daha sonra yapısalcılık yöntemine göre incelenmiştir. Gazelin yapısalcılık anlayışı ile incelenecek olması Klasik Edebiyat şairlerinin sözde ve özdeki ustalıklarını daha anlaşılır kılmaktadır.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12188">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12189">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12190">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12191">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1515" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="2049">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/6c8afbc815493f65e8f06f01315390c7.docx</src>
        <authentication>bef1a7b966db8edd4beb87a75beb1400</authentication>
      </file>
      <file fileId="2050">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/a80d52c2c84412fe61efe96c9f6d39ec.pdf</src>
        <authentication>937d885ee559b109425d16f760614e1b</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="12201">
                    <text>NABİ'NİN "BU" REDİFLİ GAZELİNİN TASAVVUFİ ŞERHİ VE YAPISALCILIK
AÇISINDAN İNCELENMESİ
Ali Rıza ÖZUYGUN / Gülsüm ŞAHİN
International Burch University, Saraybosna /Bosna Hersek
ÖZET
Bu çalışmada, XVII.yüzyıl Klasik Türk Edebiyatı şairlerinden "hikemi tarz"ın temsilcisi kabul
edilen Nabi'nin "bu" redifli gazeli incelenmiştir.Gazel, tasavvufi bakış açısıyla hem anlam
bakımından hem de dilbilimi yöntemiyle yapısalcılık açısından incelenmiştir. Sonuç olarak,gönlü
"ma'na"dan yana olan Nabi'nin gazelinin şekil ve muhteva bakımından aynı güzellikte olduğu
ortaya konularak estetik değeri belirtilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Nabi, “Bu” Redifli Gazel, Tasavvufi Şerh, Yapısalcılık açısında inceleme

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
      <file fileId="2051">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/e39bb43fd8ff7d8f70a6eb598a96d298.docx</src>
        <authentication>777399cb046db3514394f267e3b3cadf</authentication>
      </file>
      <file fileId="2052">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/c7b8ea4462c64d168a717863b38dcc3a.pdf</src>
        <authentication>7b3f0d300a46f9a5f50224c2d387da63</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="12202">
                    <text>NÂBÎ’NİN “BU” REDİFLİ GAZELİNİN TASAVVUFÎ ŞERHİ VE
YAPISALCILIK AÇISINDAN İNCELENMESİ
Gülsüm ŞAHİN1
Ali Rıza ÖZUYGUN2
Özet
Bu makalede, 17. Yüzyıl Klâsik Türk Edebiyatı şairlerinden “hikemȋ tarz” ın temsilcisi
kabul edilen Nâbȋ‟nin “bu” redifli gazeli incelenmiştir. Gazel; hem anlam bakımından
tasavvufȋ bakış açısıyla, hem de dilbilimi yöntemleriyle yapısalcılık açısından
incelenmiştir.
Sonuç olarak; gönlü “maᶜnâ” dan yana olan Nâbȋ‟nin gazelinin muhteva bakımından
mükemmelliğinin yanında yapı bakımından da güzelliği ortaya konularak estetik değeri
belirtilmiştir.
Anahtar Sözcükler: Nâbȋ, Gazel, Şerh, Yapısalcılık, Tasavvuf

THE ANALYSİS OF NABI’S GHAZEL WITH HOLORHYME “BU” IN TERMS
OF SUFISTIC PERSPECTİVE AND STRUCTURALISM
Abstract
In this paper, it is studied, the ghazel with holorhyme “bu” whose poet is one of the
seventeenth era classical Turkish literature poets, who is considered to be the representative
of “Hikemi poem style” Nabi. The Ghazel is analyzed both in terms of meaning by sufistic
perspective and structuralism by the method of linguistics.
As a conclusion, it is stated the aesthetic beauty of Nabi‟s ghazal both in terms of the
excellence of the content and the beauty of the form of structure.
Key Words: Nabi, Ghazel, Classical interpretation, Structuralism, Sufizm
1
2

Yüksek Lisans Öğrencisi, International Burch University Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü
Yard. Doç. Dr. International Burch University, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü.

�Giriş
Şerh, “açma, yarma, ȋzâh ve tafsil” manalarına gelen Arapça bir kelimedir. Klasik
edebiyat terimi olarak; „Bir kitabın ibaresini yine o lisanda veya başka bir lisanda izah
ederek müşkilatını açmaya‟denir. Bu hususta yazılan eserlere de „şerh‟ denmektedir. Şerh
yazan kişiye „şârih‟ denir (Sami, 1901).
Edebiyatımızda „şerh‟ ve „belâgat‟ çalışmaları aynı dönemde, 8. yüzyılda başlamış,
bilhassa Anadolu Osmanlı sahasında 20. yüzyılın başlarına kadar devam etmiştir. İlâhȋ
Kelamı dil ve anlam yönlerinden incelemek için kendine has usuller oluşturan „tefsir‟,
Hz.Muhammed‟in sözlerini anlama ve yorumlama metotlarını kuran „hadis‟ ilimleri,
kendileri için alt yapı oluşturan dil ve edebiyat bilimlerini sürekli olarak besleyip
geliştirmişlerdir. Ayrıca hadis metinlerinin sağlıklı tespit usulleri ve daha sonraki
zamanlarda şerhleri, „metin tenkidi‟ ve „metin şerhi‟gibi disiplerin de gelişmesine kaynak
teşkil etmiştir. Zenginleşen bu disiplinlerin ortaya koydukları metotlar, zamanla edebi
metinlerin tenkidi, tespiti, tetkiki ve izahında kullanılır olmuştur (Dağlar, 2007).
Paul Valery, şiiri “dil içinde bir üst dil” olarak tanımlar. Üst dil ise, şairin kullandığı
dil üstüne bilgi verdiği, onun bir öğesini açıkladığı; kısacası dilin, dil ile açıklandığı bir
işlevdir (Kıran &amp; Kıran, 2010). Bu özelliğinden dolayı şiir, açıklanmaya ve şerh edilmeye
muhtaçtır.
Her şiir için bu durum söz konusu olduğuna göre; klasik edebiyatımızın şiirleri de
farklı bakış açılarıyla açıklanmaya ve yorumlanmaya müsaittir. Bu şiirleri anlamak için de
belli bir kültür ve bilgi seviyesi gerekir.
Klasik edebiyat metinlerini yorumlarken de mesele; onun günümüz Türkçesiyle
sadeleştirilmesi değil, beyitteki her kelimede bulunan anlam derinliğini, teşbih, mecaz,
telmih, kinaye gibi sanatlarını tespit etmek, beyte nereden yaklaşmak gerektiğini bilmektir.
Yeri geldiğinde beytin anlamı içinde tarihten, müzikten, sanatın diğer dallarından,
oyunlardan, dinlerden ve mitolojiden, felsefeden, hikmetten tasavvuftan bahsetmek
gerekmektedir (Yekbaş, 2008).
Prof. Dr. Okay ; Divan şiirine nasıl yaklaşılması gerektiğini şöyle açıklar: “Bugün
edebi metinlerin değerlendirilmesi üzerine bir çok metod bulunmakta, geliştirilmekte,

�bunlara ilave ve düzeltme yapılmakta, eldeki metinlerin hususiyetlerine göre yeni terkipler
teşkil edilmektedir. ...Fakat her halde bazı divan şiirlerine yeni bir açıdan, yeni açılardan
bakmanın, hiç olmazsa yeni yorumlara ufuk açacak yeni denemelere girmenin zamanı
gelmiştir zannediyorum.” (Yekbaş, 2008).
Klasik edebiyatımızın şiirleri, her çağda yeniden yorumlanabilme estetiğine sahiptir.
Bu şiirlerimiz, klasik şerh metodunun yanında son zamanlarda gelişen dilbilimi
çalışmalarının yöntemleriyle de incelenip değerlendirilmektedir.
“ Dilin en ince noktalarına dek inmeye çalışan, ancak ayrıntıların içinde boğulup kalan on
dokuzuncu yüzyıl dilbilimine tepki olarak yirminci yüzyıl dilbilimi, dil konusundaki ayrıntılardan
sıyrılarak dilin temel sorunlarına eğilmeye başlamıştır. ...Oysa günümüz dilbilminde dil, bir dizi
sözcük olarak sayılmaktan çıkmış; ancak yine sözcüklerden, yani göstergelerden kurulu belli bir
düzen, belli bir dizge gösteren bir işleyiş biçimi olarak kabul edilmiştir. F. de Saussure‟ün “dil bir
dizgedir” sözüyle özetlenecek olan bu yeni akım yirminci yüzyılın ilk yarısında gelişerek yapısal
dilbilim adını almıştır. Yapısal dilbilimin en belirgin özelliği dili bir yapı, bir dizge olarak ele
almasıdır” (Kıran &amp; Kıran, 2010).
“ Dizgenin, bir bütün olarak değeri her zaman tek tek öğelerin değerinden daha fazladır. Bir
otomobil, tüm parçalarının yan yana dizilmesinden ortaya çıkacak bütünden işlevsel açıdan daha
üstün değerde olduğu gibi, belli bir dizgeye göre oynayan bir futbol takımı da topa rastgele vuran
bir mahalle takımından daha üstündür. ...İşte yapısal dilbilimin, dildeki tek tek öğelerden çok, dilin
yapısına önem vermesinin nedeni budur” (Kıran &amp; Kıran, 2010).

Bütün bu açıklamaların ışığında, Nâbȋ‟nin „bu‟ redifli gazelinin,
ederek tasavvufi şerhini yaparken;

aynı zamanda

gelenekten hareket

20. yüzyılın tahlil yöntemiyle

inceleyeceğiz.

A. Nâbȋ’nin “bu” Redifli Gazelinin Günümüz Türkçesine Aktarımı ve Şerhi
17. yüzyıl Klasik Türk edebiyatı şairlerinden Nȃbȋ, “hikemȋ tarz” ın temsilcisi
olarak kabul edilmiştir. Bunun en önemli sebebi, onun şiir anlayışıdır. Prof. Dr. Mine
Mengi, Nâbȋ‟nin “çağının sükun ve huzurdan yoksun insanına doğru yolu göstermeyi, öğüt
vermeyi amaç edindiği”ni belirtmektedir. Şiir anlayışında

Sebk-i Hindi

akımı

�temsilcilerinin de etkisi vardır. Sade dil taraftarı olan Nâbȋ‟nin bu özelliğini daha çok
gazellerinde görmekteyiz (Bilkan, 2007).
Bu

gazel,

Nâbȋ‟nin

1678-79

yıllarında

beraberinde

büyük

bir

heyetle

gerçekleştirdiği hac yolculuğunda Ravza-i Mutahhara için yazdığı gazelidir. Halk arasında
menkıbesiyle meşhur olmuştur. Nâbȋ‟nin, Divan‟ındaki 655 nolu gazelidir. ( Bu gazelin
2.beytinde “cilvegah” kelimesi yerine S2 nüshasındaki “sȋne-çâk” kelimesi tercih
edilmiştir.)
Osmanlı Devletinde, hac kafilelerinin takip ettikleri üç ana güzergâhtan, Nâbȋ sağ
kolu takip ederek; Üsküdar, Gebze, Eskişehir, Akşehir, Konya, Adana, Antakya yoluyla
Halep ve Şam üzerinden Mekke‟ye ve Medine‟ye ulaşmıştır (Sak &amp; Çetin, 2004).
A.N.Tarlan “Divân edebiyatında bir beyti anlamak için evvela sanatkarın kafasında
biçimlenen hayali kavramak lazımdır...Hayal, saydığımız bilgilerle tamamen belirdikten, beytin
bu tablo içinde sıkıştırdığı duygu ve düşünce iyice anlaşıldıktan sonra onun etrafındaki süse
geçeriz...”der (Aktaran (Kılıç, 2012)). Biz de bu mübarek yolculuğun ardından Nâbȋ‟ye bu

nâtı yazdıran hissiyatnı bir nebze anlayabilmek için, hayalen onu başka bir peygamber
âşığının dilinden takip etmeye çalışacağız. “ Bu mübarek yolculuk, eski zamanlarda atlarla,
develerle yapılırdı. O devirde hacılar Kâbe‟ye varıncaya kadar yüzlerce makam yüzlerce merkade
uğrar..Enbiya-i izamın yaşadığı yerleri ziyaret eder; hayalen onlarla buluşur-görüşür. Evliya ve
asfiyanın meclislerine koşar, mana dolu yollarda yüzüyor gibi yolculuk yapar. Ravza-i Tâhire
karşısında hayat hep bir hülya ve rüya gibi yaşanır. Burada fikirler durur, ruhlar duyguların
tesirine girer ve bütün gönülleri bir vuslat arzusu sarar, dolayısıyla herkes kendini uhrevileşmiş
gibi hisseder ve öbür alemin ahengine uyar, kendini firdevsi hazlar içinde bulur. Ruhum o beldeyi
her zaman bir „daüssıla‟ hasretiyle kucaklamıştır, kucaklerken de „İşte bir avuç toprağını
cihanlara değiştirmeyeceğim beldeler beldesi!‟ demiş içimi çekmişimdir” (Gülen, 2006). Nâbȋ

de deveyle çıktığı bu kutlu yolculukta hep hayret kuşaklarında dolaşmış, tasavvuf yolunun
seyr u süluku, tasfiyenin çilesi gibi olan seferin sıkıntıları ona bu ruhȋ gerilimi vermiş, iç
hazırlığını tamamlamış ve dolabildiği kadar dolmuştur. Bu hâlet-i ruhiyede gözüne ilişen
edebe muhalif bir hâli dile getirirken Nâbȋ, aslında kendi edebini konuşturmuştur.

1

Sakın terk-i edebden kūy-ı mahbūb-ı Hudā’dır bu

�Nazargāh-ı ilāhīdir makām-ı Mustafā’dır bu

“Cenab-ı Hakk‟ın nazargâhı ve O‟nun sevgili peygamberi Hz.Muhammed Mustafa‟nın
makamı ve beldesi olan bu yerde edebe riâyetsizlikten sakın.”
Tasavvuf yolunda, bütün menzil ve makamlarda insanın önüne çıkan tek levha "Edeb
Yâ Hȗ‟ dur. Sofilerce edeb,

yanlışlıktan korunma ve yanlışlığa sürükleyen sebepleri

bilmekten ibaret sayılmıştır. Mevlânâ; „Efendi bil ki, insanın tenindeki cân edeptir.
İnsanoğlunun göz ve kalp nuru edeptir...Aç gözlerini bak, Allah Kelamı olan Kur‟ân âyet
âyet edeptir‟ der. Nebiler de katettikleri yolu hep edeple katetmişler ve her biri Allah
dergahının seçkini haline gelmişlerdir (Gülen, 2001). Nâbȋ, Hayriyyesinde, kişide edeb
varsa, bu onun saygınlığına işarettir, der:
Sende āmāde ise şerm ü edeb
Olur elbet mürā‟āte sebeb
Bir başka beytinde de;
Hüsn-i hulk ile gözet ādābı
Gör hayatında olan şādābı

diyerek edebi tavsiye etmiştir (Şener, 2013). Bilhassa Medine‟ye girerken edebe muhalif
hareket etmemek gerekir. Çünkü burası bir adı da Mustafa (tertemiz, pâk) olan Alah‟ın
Habibi‟nin beldesidir. Yaratılmışların en seçkin en temiz kuluna ev sahipliği yapan bu şehir
aynı zamanda Allah‟ın nazar ettiği mübarek bir şehirdir (Özcan, 2013). O halde bu mekana
girerken daha edepli ve saygılı olmak, Mustafa ismi gibi „sâf ve pak‟ olmak gerekir.
2

Felekde māh-ı nev babü’s-selāmın sīne-çākidir
Bunun kandīlidir hūr matlaᶜ-ı nūr u ziyādır bu

�Gökyüzündeki yeni ay, O‟nun kapısının yüreği yaralı âşığıdır. Bunun kandili olan güneşin
de ışığını, nurunu aldığı kaynak; burasıdır.
Hac farȋzasını yerine getirmek için Mekke‟ye gelen müslümanlar, Ravza-i
Mutahhara‟yı mutlaka ziyaret ederler. Sahibinin ruhuna doğru parçalanmış sineler gibi
açılan kapılar veya onun ruhundan insanlığa açılan menfezlerin çokluğu gibi, Ravza-i
Tâhire‟nin de bir çok kapısı vardır. Bu kapılardan en namlısı da „Bâbü‟s-selâm‟ dır. Selam
verip bu kutlu kapıdan içeri girenler, iki adım ötede Gönüllerin Efendisiyle karşılaşacakmış
gibi bir ruh hâleti hissederler (Gülen, 2006).
Bu beyitte Nâbȋ, şakk-ı kamer mucizesine telmihte bulunur. Hilâli şekil itibariyle
ikiye ayrılmış olarak tasavvur eder. Hilâl, bâbü‟s-selâma meftȗn olan yüreği yaralı bir
âşığa teşbih edilir (Özcan, 2013). Gökyüzünün kandili olan güneşin de nur ve ışık kaynağı
burasıdır. Çünkü; o mübârek beldede bulunan Peygamber Efendimiz, bütün insanlığı
aydınlatan hidâyet güneşidir.
3

Habīb-i Kibriyānın ḫˇābgāhıdır fazīletde
Tefevvuk-kerde-i ᶜarş-ı cenāb-ı kibriyādır bu

Habȋbullâh‟ın istirâhatgâhı olan bu mekân; fazilette, Cenâb-ı Hakk‟ın arşında en yüksek
mevkiye sahiptir.
“

Arş; bütün gökleri ve yerleri kaplayan, bütün burçları kuşatan, maddi-manevi umum

kâinâtlarla alâkalı ilâhȋ emir, irade ve meşȋet-i sübhâniyenin ilk tecelli ve zuhȗr mahalli ulvȋ bir
âlemin unvanıdır. Onun bu vüsᶜatini ortaya koyma sadedinde, arz, sema, Cennet, Cehennem,
Sidretü‟l-Müntehâ, Beytü‟l-Mâmur...gibi ulvȋ âlemler Arş‟ın ihatası altında gösterilmiştir. Bununla
beraber, Arş‟ın bu genişlik ve kıymeti, kendine ait vüsᶜat ve ihtişâmında değil de, Cenâb-ı Hakk‟ın
azamet ve hâkimiyetinin birinci derecede mahall-i tecellisinde aranmalıdır. Bu itibarla onun eşibenzeri yoktur” (Gülen, 2008). Yedinci semanın üstünde bulunan Sidretü‟l-Müntehâ ise;

sınır, imkan âleminin gibi görülmektedir. İnsanlık var olduğu günden itibaren ne mânâ

�kahramanları yetişmiştir ama, Hazret-i Ruh-u Seyyidü‟l-Enâm‟dan başka kimse o ufka
yükselememiş ve kimse o zirveye ulaşamamıştır. Konuyla ilgili Süleyman Çelebi:
“ Ermedi evvel gelen bu devlete
Kimse nāil olmadı bu rifᶜate” (Gülen, 2008) demiş ve şair Nâbȋ de bu beyitte
Efendimizin makamının ne yüce olduğunu dile getirmiştir.

4

Bu hākin pertevinden oldu deycūr-ı ᶜadem zāil
ᶜAmādan açdı mevcūdāt çeşmin tūtiyādır bu

Yokluğun karanlığı, bu Medine toprağının nuruyla ortadan kalktı. Bu topraklar, ᶜamā
gözlere sürme gibi yaratılmış olan her şeyi körlükten kurtarmıştır.
Tevhid akidesinin sarsıldığı her zaman dilimi karanlıktır. Zira semavat ve arzın nuru
olan Allah inancının bütün sinelere hâkim olmaması, ruh ve vicdanları simsiyah hale
getirir. Böyle bir kalp ve vicdanın eşya ve hâdiselere bakışı bulanık olacağından, o insanlık
kapkaranlık bir dünyada, hep yarasalar gibi yaşayacaktır (Gülen, 2001). „ Cahiliye devri‟
olarak bilinen bu devri Akif şöyle anlatır:
Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi
İnsanlık bu şekilde karanlıklar içindeyken Allah Rasulünün risâlet vazifesiyle her
şey değişiverdi. Kâbe mihrap olmuş, Medine de bu risâlet vazifesinde Rasȗlullâha minber
olmuş, insanlık bu minberden yükselen sesle hakikate uyanmış ve nura gark olmuştur. Şair
Ahmet Şevki‟nin dediği gibi „Hidâyet doğdu, kâinât bütünüyle ışık oldu. Artık zamanın
dudaklarında tatlı bir tebessüm ve sena var.‟
ᶜAma; varlığın bulutsu görünümündeki ilk ânı olup, tasavvufta vahidiyet tecellisini
temsil etmektedir (Gülen, 2006).
Pertev- deycūr; ᶜadem-mevcȗdât; ᶜama-çeşm kelimeleri arasında tezat vardır.
5 Mürā’āt-ı edep şartiyle gir Nābī bu dergāha

�Metāf-ı kudsiyāndır būsegāh-ı enbiyādır bu
Ey Nābī, bu dergāha edebe riāyet etme şartıyla gir. Burası kudsīlerin tavaf ettiği ve
nebīlerin öptüğü yerdir.
Nâbȋ, Allah ve Rasȗlünün aşkıyla çıktığı seyahatte vuslat arzusu ve heyecanıyla
dopdolu, ismindeki o hiçliğiyle bütünleşerek,

saygıyla girmesi gerektiğini kendine

söylüyor. İnsan, edebi iç âleminde gerçekleştirebildiği ölçüde onun ahlâk, tavır ve
davranışlarında kalıcı olur. Gazelin başından beri hep edebe vurgu yapar Nâbȋ, çünkü;
Edeb arayişüdür insanın
Bī-edeb tabiᶜüdür şeytanın‟ der Hayriyyesinde.
Dergâh, „tekke, kapı önü‟ manasında olup, terim olarak; „tarikat mensuplarının
topluca ibadet ve törenlerini yaptıkları yere‟ denir (Pala, 2009). “Dini bilgilerin öğrenildiği
yerlerin başında gelen bu mekanlar, şairlerin de büyük ölçüde buralarda gördüğü manevi eğitimin
neticesinde kendilerinde hasıl olan bir hālin tesiriyle şiirlerini yazmaya başladıklarından onlar için
bu mekanların çok özel bir yeri vardır” (Kılıç, 2012). Bu beyitte „dergāh‟, ilmin yegāne

kaynağı, merkezi olan; cennet bahçesine benzetilen ‘Ravza-i Mutahhara‟dır.
Kâbe‟deki Hacerü‟l-Esved‟in hacılar tarafından öpülmesi telmih edilmektedir.
Cennetten geldiği rivayet edilen bu taş, bugünkü yerine Peygamber Efendimiz tarafından
yerleştirilmiştir.
B
1

Gazelin Yapısalcılık Açısından İncelenmesi
Nazım Şekli: Naᶜt konulu bir gazeldir. 5 beyitten oluşmaktadır. Nābī, Divānındaki

851 gazeliyle edebiyatımızın en çok gazel söyleyen şairlerinden biridir (İpekten, 1999).

2

Gazelin Vezni: Hezec bahrinin müsemmen kalıbı olan;

Mefāᶜīlün

mefāᶜīlün mefāᶜīlün mefāᶜīlün

kalıbıyla yazılmıştır. Bu müsemmen kalıp

hezec bahrinin şiirimizde en çok kullanılan kalıbıdır. Nâbȋ, 2 kasȋde, 125 gazel ve 2
tahmisinde bu kalıbı kullanmıştır (İpekten, 1999).
Aşağıdaki tablodan gazelin vezin unsurlarına baktığımızda; 2 yerde med, 16
kelimede imāle, 1 yerde de vasl yapıldığını görüyoruz. Kusur sayılan zihafın

�bulunmadığını, yalnız „hūr‟ kelimesinde 2.tip zihafa düşüldüğünü görüyoruz. Genel durum
değerlendirilince, bunun da kusur olmadığını görüyoruz.

Tablo 1: Gazeldeki Aruz Vezni Unsurlarının Dağılımı
1.beyit

2.beyit

3.beyit

4.beyit

5.beyit

Med

0

0

1

1

0

İmale

4

4

5

1

2

Zihaf

0

0

0

0

0

Vasl

0

1

0

0

0

Gazelde anlam, „ -dır bu‟ redifiyle daha netleşiyor. Her mısrada tekrar edilen –dır
redifiyle şair, ifade ettiği manaya kesinlik kazandırıyor. Gazelin kafiyesi „â‟ kalın ve uzun
sesiyle birlikte, redifin söylenişine bir zenginlik ve güçlü bir ses değeri vermektedir.
Kafiye, „Hudā, Mustafā, ziyā, tūtiyā, kibriyā, enbiyā‟ kelimelerindeki „â‟ sesi olup, tam
kafiyedir. Kafiyeli kelimelerden Hudâ Farsça, diğer kelimeler Arapça‟dır. Dinȋ birer terim
olan kelimeler arasında anlam ve ses uyumu vardır.

3

Gazelde Kullanılan Ünlü ve Ünsüzler:
Aşağıdaki tabloda gördüğümüz gibi, gazele hakim olan yumuşak-sessiz harflerdir. Bu

da anlamla yapı arasında bir uyumu göstermektedir. Şairin ifadesinde edebe riāyeten bir
yumuşaklık vardır.
Tablo 2: Gazeldeki Ünlü ve Ünsüzlerin Dağılımı
Beyitler

1

2

3

4

5

Toplam

Yumuşak Ünsüzler

24

27

27

30

27

135

Sert Ünsüzler

12

10

12

10

11

55

Kalın Ünlüler

23

17

16

19

18

93

�İnce Ünlüler

8

12

14

12

11

57

Toplam

67

66

69

71

67

340

Gazelin ünlü ve ünsüz dağılımı, tablolarda gördüğümüz gibi birbiriyle uyum içindedir.

Tablo 3: Gazelin Ünsüz Dağılımı
Beyitler

1

2

3

4

5

Toplam

Yumuşak Ünsüzler

24

27

27

30

27

135

Sert Ünsüzler

12

10

12

10

11

55

Toplam

36

37

39

40

38

190

Tablo 4: Gazelin Ünlü Dağılımı
Beyitler

1

2

3

4

5

Toplam

Kalın Ünlüler

23

17

16

19

18

93

İnce Ünlüler

8

12

14

12

11

57

Toplam

31

29

30

31

29

150

4

Gazelin Sözdizimi İncelemesi

5.1. Kelime Çeşitleri ve Yapıları
Gazelde 51 kelime kullanılmıştır. Bu kelimelerden en fazlası 31 kelimeyle Arapça, daha
sonra 14 kelimeyle Farsça ve 6 kelimeyle de Türkçe olmuştur. Naᶜt konulu bir gazel
olduğundan kelimeler Arapça ağırlıklıdır. Bu kelimelerin 10‟u sıfat, 4‟ü fiil, 37‟si ise
isimdir. Hareketi ifade eden temel kelimeler Türkçe‟dir.

�5.2. Tamlama Çeşitleri ve Yapıları
Tablo 5: Gazelin Tamlama Tablosu
İki Kelimeden Oluşan Tamlamalar

Üç Kelimeden Oluşan Tamlamalar

Terk-i edeb

(Farsça isim tam.)

Kūy-ı mahbūb-ı Hudā

Nazargāh-ı ilāhi

(Farsça isim tam.)

Bābü‟s-selāmın sīne-çāki(Türkçe is.tam)

Makām-ı Mustafā

(Farsça isim tam.)

Māh-ı nev

(Farsça sıfat tam.)

Habīb-i kibriyānın hābgāhı (Türkçe is.t.)

Deycūr-ı ᶜadem

(Farsça isim tam.)

Mürā‟āt-i edep şartı (Türkçe isim tam.)

Bu dergāh

(Türkçe sıfat tam.)

Metāf-ı kudsiyān

(Farsça isim tam.)

Dört kelimeden oluşan tamlama

Būsegāh-ı enbiyā

(Farsça isim tam.)

Tefevvuk-kerde-i ᶜarş-ı cenāb-ı kibriyā

Matlaᶜ-ı nur u ziya

(Farsça isim tam.)

(Farsça isim tam.)

(Farsça is.tam)

Gazelde 14 tamlama kullanılmıştır. Bunlardan 9 tanesi Farsça isim tamlaması, 3 tanesi
Türkçe isim tamlaması kuralına göre oluşturulmuştur. Kullanılan 2 sıfat tamlamasından biri
Türkçe, diğeri Farsça‟dır. „Matlaᶜ-ı nur u ziya‟ tamlananı ortak olan 2 isim tamlamasıdır.
„Babü‟s-selamın sīneçāki‟ da tamlayanı Arapça isim tamlaması olan Türkçe bir isim
tamlamasıdır.

5.3.

Gazelin Cümle Çeşitleri ve Yapıları

Nâbȋ‟nin 5 beyitlik bu gazelinde 15 cümle vardır. Cümlelerin çok ve kısa olması; şairin
anlamı uzatmadan, mesajı hemen verme düşüncesinden kaynaklanmasındandır. 11 isim

�cümlesi, 4 fiil cümlesi kurulmuştur. Genelde devrik cümlelerle dikkat toplanmıştır. Anlam
ise hep olumlu olup ikisinde emir vardır. Emir kelimesiyle başlayan gazelde, önce dikkat
çekilerek, mana sonrakiler üzerinde yoğunlaştırılmıştır.

Tablo 6: Gazelin Cümle Çeşitleri

Cümle

Yüklemine

Öğe Dizilişine

Anlamına

Sayısı

Göre

Göre

Göre

1.beyit

4

2.beyit

3

3.beyit

2

4.beyit

3

5.beyit

3

fiil
isim
isim
isim
isim
isim
isim
isim
isim
fiil
fiil
isim
fiil
isim
isim

devrik
devrik
kurallı
devrik
kurallı
devrik
devrik
devrik
devrik
devrik
devrik
devrik
devrik
kurallı
devrik

emir
olumlu
olumlu
olumlu
Olumlu
olumlu
olumlu
Olumlu
Olumlu
Olumlu
olumlu
olumlu
Emir
olumlu
olumlu

Yapısına Göre

Basit
basit
basit
basit
basit
basit
basit
Basit
basit
basit
basit
basit
Basit
basit
basit

5.4. Gazelin Anlam İncelemesi
Nâbȋ‟nin “bu” redifli gazelin anlatım planında, kendi tarzını ortaya koyduğunu
görmekteyiz. Mesajlarında, açıklamalar yaparak alıcıyı düşünmeye sevkediyor. Bunu,
alıcıya yoğun duygularıyla ulaştırıyor. İletiyi etkin kılan, onun kuru bir öğreti olmasından
öte, hissettiklerini aktarmasıdır. Bütün olarak şiire bakılınca, anlatım planında bir tedricilik
görmekteyiz. Birinci beyitte bir sakındırmayla söze başlanmış fakat bunun nedenleri, 2.,3.

�ve 4. beyitlerde kapsamlı kelimelerle ileti gönderilmiştir. Son beyitte ise, tekrar başa
beyitler

gönderici

İletilen

alıcı

1.beyit

şair

Burasının Habibullahın köyü olduğu,Allah‟ın tecelli ziyarete
ettiği ve makam-ı Mustafa olduğundan edebin
gelenler
terkedilmemesi gerektiği

2.beyit

şair

Güneşin nurunu burdan aldığı, ayın da bu kapının aşığı
olduğu

3.beyit

şair

Burasının arşda en üstün yerde olduğu, Rasulullahın Herkes
istirahatgahı olduğu

4.beyit

şair

Mevcudatın
kurtulduğu

5.beyit

şair

Nebilerin, kudsilerin bulunduğu bu yere girerken edebli Kendisi
olunması gerektiği

bu

toprağın

nuruyla

Herkes

karanlıklardan Herkes

dönülerek anlam teyid edilmiştir.

Tablo 7: Gazelin Anlatım Planı

Sonuç
Kendine has ifade tarzıyla bir ekol sahibi olan şair Yusuf Nâbȋ, çevreyle ilgili reel
gözlemleriyle ve hikemȋ söyleyişiyle çağının önde gelen şairlerindendir. Şiirin dış yapısını
“aziz” , iç yapısını da “e‟azz” olarak değerlendiren şair için mananın önemli olduğunu
biliyoruz. Bu düşüncede olan Nâbȋ‟nin çok geniş kesimlere ulaşmış bulunan, Hacda yazdığı
“bu” redifli ünlü gazelinin şerhine daha geniş kapsamlı bakmaya çalıştık. Bunun yanında
son zamanlarda daha da gelişen dilbilimi yöntemleriyle gazeli inceledik. “Mana”
düşünülerek yazılan bu gazelin yapısalcılık yöntemiyle de kusursuz olduğunu, genel bakış
açısıyla bakıldığında farklı güzelliklerin ortaya çıktığını gördük. Klasik şiirlerimizin

�“hazine” değerinde olduğunu, gelişen yeni metotlarla incelendiğinde, farklı güzellikler
keşfedileceğini düşünmekteyiz.

Kaynakça
Bilkan, A. (2007). Nabi Hayatı Sanatı Eserleri. Ankara: Akçağ.
Dağlar, A. (2007). Klasik Türk edebiyatı şerh geleneği ve hacı ibrahim efendinin şerh-i belagatine
dair. Turkish Studies, 162.
Gülen, F. (2001). Kalbin Zümrüt Tepeleri 2. İzmir: Nil.
Gülen, F. (2006). Kabe ve Ravza. Sızıntı, 2-4.
Gülen, F. (2008). Kalbin Zümrüt Tepeleri 4. İzmir: Çağlayan.
İpekten, H. (1999). Eski Türk Edebiyatı Nazım Şekilleri ve Aruz. İstanbul: Dergah Yayınları.
Kılıç, M. (2012). Sufi ve Şiir. İstanbul: İnsan.
Kıran, Z., &amp; Kıran, A. (2010). Dilbilime Giriş. Ankara: Seçkin Yayınevi.
Özcan, N. (2013). Nabi Divanında Medine. Turkish Studies International Periodical For The
Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, pp. 2037-2047.
Pala, İ. (2009). Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü. İstanbul: Kapı.
Sak, İ., &amp; Çetin, C. (2004, Ekim). XVII. ve XVIII. Yüzyıllarda Osmanlı devletinde menziller ve
fonksiyonları. Türkiyat araştırmalrı Dergisi, p. 182.
Sami, Ş. (1901). Kamus-ı Türki. İstanbul: İkdam.
Şener, H. (2013, Kasım). Hayriyye-i Nabi’de Aktarılan Değerler. Turkish Studies, 8-1, pp. 2501-2524.
Yekbaş, H. (2008). Metin şerhi geleneği çerçevesinde şarihlerin divan şiirine bakışı . Türkiyat
Araştırmaları Dergisi(23), pp. 190,206.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12193">
                <text>2241</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12194">
                <text>NABİ'NİN "BU" REDİFLİ GAZELİNİN TASAVVUFİ ŞERHİ VE YAPISALCILIK AÇISINDAN İNCELENMESİ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12195">
                <text>ÖZUYGUN, Ali Rıza
ŞAHİN, Gülsüm </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12196">
                <text>Bu çalışmada, XVII.yüzyıl Klasik Türk Edebiyatı şairlerinden "hikemi tarz"ın temsilcisi kabul edilen Nabi'nin "bu" redifli gazeli incelenmiştir.Gazel, tasavvufi bakış açısıyla hem anlam bakımından hem de dilbilimi yöntemiyle yapısalcılık açısından incelenmiştir. Sonuç olarak,gönlü "ma'na"dan yana olan Nabi'nin gazelinin şekil ve muhteva bakımından aynı güzellikte olduğu ortaya konularak estetik değeri belirtilmiştir.  Anahtar Kelimeler: Nabi, “Bu” Redifli Gazel, Tasavvufi Şerh, Yapısalcılık açısında inceleme</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12197">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12198">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12199">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12200">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1516" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="2053">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/ac51d04b069b305ab72e2c22a99ea38b.docx</src>
        <authentication>ba10f584adacdb5a26db596abcef29d6</authentication>
      </file>
      <file fileId="2054">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/0608de94444ac5a646c8adfb965cfc54.pdf</src>
        <authentication>5767e3891bcb95522154fb01ea75bb70</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="12211">
                    <text>LATÎFÎ TEZKİRESİNDE OSMANLI SARAY HAYATI VE SULTAN ŞAİRLERİN
TASVİRİ
Mehmet ÜNAL – Mehmet PEKTAŞ
Süleyman Demirel Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Doğu Dilleri ve Edebiyatı Bölümü, Fars
Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Isparta / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Latîfî, tezkire, Osmanlı Saray Hayatı, Sultan Şairler.
ÖZET
XV. yüzyılda başlayan tezkire geleneği XX. yüzyıla kadar devam etmiştir. Şairlerin hayat
hikâyeleri açısından vazgeçilmez birer kaynak olarak kabul edilen tezkireler, XVI. yüzyıldan
itibaren Anadolu sahasında da görülmeye başlamıştır. Anadolu coğrafyasında yazılan ilk tezkire
Sehî Bey‟in Heşt Bihişt‟inden sonra Latîfî tarafından yazılan Tezkiretü‟ş-şu‟arâ ve Tabsıratü‟nnuzamâ isimli eserdir. Tezkiretü‟ş-şu‟arâ ve Tabsıratü‟n-nuzamâ, 1546‟da Latîfî tarafından
tamamlanarak dönemin hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman‟a sunulmuştur. Latîfî Tezkiresi 3
fasıl ve hatimeden meydana gelmiştir. “Fasl-ı evvel” adı verilen ilk bölümde, Anadolu‟da yetişen
ya da sonradan buraya gelip yerleşen 13 şeyh şaire, ikinci bölümde, “El-Faslu‟s-sânî Fî-Beyân-ı
Şu‟arâ-i Selâtîn-i Âl-i „Osmâniyân” başlığı altında şiir yazan Osmanlı padişah ve şehzadelerine
yer verilmektedir. Son fasıl ise II. Murad devrinden H. 953 / M. 1546 yılına kadar Osmanlı
ülkesinde yaşamış olan 334 şaire ait bazı biyografik bilgileri, bazı anekdotları ve şiir örneklerini
ihtiva etmektedir. Latîfî, şiir üzerinde yaptığı objektif ve isabetli değerlendirmelerle
çağdaşlarından ayrı bir yere konularak, tezkiresinde makam ve mevkileri ne olursa olsun, şairlere
layık oldukları kadar değer vermesi, bazılarını ise çekinmeden eleştirmesi sebebiyle edebiyat
araştırmacıları tarafından takdir edilmektedir. Bu çalışmada, tezkirede adları geçen II. Sultan
Murad, Fatih Sultan Mehmed, II. Bayezid, Şehzade Cem, Şehzade Korkut, Yavuz Sultan Selim
ve Kanuni Sultan Süleyman‟ın, Osmanlı hanedanının bir mensubu ve tarihe mal olmuş
şahsiyetler olarak nasıl tasvir edildikleri, hangi yönlerinin öne çıkarılıp, hangi yönlerinin
yüzeysel olarak anlatıldığı, askeri, siyasi başarılarına veya başarısızlıklarına nasıl bakıldığı ve
şairliklerinin nasıl değerlendirildiği üzerinde durulmuştur. Tezkirenin bütünü incelenerek
Osmanlının her bakımdan en ihtişamlı dönemini yaşadığı XVI. yüzyıldaki saray hayatının
tezkirede nasıl tasvir edildiği tespit edilerek Latîfî‟nin bu dönem için kullandığı ifadeler,
takındığı tutum ve zihniyeti tenkidî olarak incelenmiştir.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12203">
                <text>2233</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12204">
                <text>LATÎFÎ TEZKİRESİNDE OSMANLI SARAY HAYATI VE SULTAN ŞAİRLERİN TASVİRİ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12205">
                <text>ÜNAL, Mehmet
PEKTAŞ, Mehmet</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12206">
                <text>Anahtar Kelimeler: Latîfî, tezkire, Osmanlı Saray Hayatı, Sultan Şairler. ÖZET  XV. yüzyılda başlayan tezkire geleneği XX. yüzyıla kadar devam etmiştir. Şairlerin hayat hikâyeleri açısından vazgeçilmez birer kaynak olarak kabul edilen tezkireler, XVI. yüzyıldan itibaren Anadolu sahasında da görülmeye başlamıştır. Anadolu coğrafyasında yazılan ilk tezkire Sehî Bey‟in Heşt Bihişt‟inden sonra Latîfî tarafından yazılan Tezkiretü‟ş-şu‟arâ ve Tabsıratü‟n- nuzamâ isimli eserdir. Tezkiretü‟ş-şu‟arâ ve Tabsıratü‟n-nuzamâ, 1546‟da Latîfî tarafından tamamlanarak dönemin hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman‟a sunulmuştur. Latîfî Tezkiresi 3 fasıl ve hatimeden meydana gelmiştir. “Fasl-ı evvel” adı verilen ilk bölümde, Anadolu‟da yetişen ya da sonradan buraya gelip yerleşen 13 şeyh şaire, ikinci bölümde, “El-Faslu‟s-sânî Fî-Beyân-ı Şu‟arâ-i Selâtîn-i Âl-i „Osmâniyân” başlığı altında şiir yazan Osmanlı padişah ve şehzadelerine yer verilmektedir. Son fasıl ise II. Murad devrinden H. 953 / M. 1546 yılına kadar Osmanlı ülkesinde yaşamış olan 334 şaire ait bazı biyografik bilgileri, bazı anekdotları ve şiir örneklerini ihtiva etmektedir. Latîfî, şiir üzerinde yaptığı objektif ve isabetli değerlendirmelerle çağdaşlarından ayrı bir yere konularak, tezkiresinde makam ve mevkileri ne olursa olsun, şairlere layık oldukları kadar değer vermesi, bazılarını ise çekinmeden eleştirmesi sebebiyle edebiyat araştırmacıları tarafından takdir edilmektedir. Bu çalışmada, tezkirede adları geçen II. Sultan Murad, Fatih Sultan Mehmed, II. Bayezid, Şehzade Cem, Şehzade Korkut, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman‟ın, Osmanlı hanedanının bir mensubu ve tarihe mal olmuş şahsiyetler olarak nasıl tasvir edildikleri, hangi yönlerinin öne çıkarılıp, hangi yönlerinin yüzeysel olarak anlatıldığı, askeri, siyasi başarılarına veya başarısızlıklarına nasıl bakıldığı ve şairliklerinin nasıl değerlendirildiği üzerinde durulmuştur. Tezkirenin bütünü incelenerek Osmanlının her bakımdan en ihtişamlı dönemini yaşadığı XVI. yüzyıldaki saray hayatının tezkirede nasıl tasvir edildiği tespit edilerek Latîfî‟nin bu dönem için kullandığı ifadeler, takındığı tutum ve zihniyeti tenkidî olarak incelenmiştir.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12207">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12208">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12209">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12210">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1517" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="2055">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/0a7d6aa685fae714ae149d3f87616f32.docx</src>
        <authentication>ef9c9dbbfe557be30159bb364c6883a4</authentication>
      </file>
      <file fileId="2056">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/946c9c91908894bea37b8a2c6414aade.pdf</src>
        <authentication>5a9d493da9458c9ee8c5b01855759ec0</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="12220">
                    <text>GÜRCÜ TÜRKOLOJİSİNİN TEMEL KOYUCUSU SERGİ CİKİA’NIN TÜRK DİLİ VE
EDEBİYATI ÇALIŞMALARI
İlyas ÜSTÜNYER
Uluslararası Karadeniz Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı, Beşerî Bilimler Fakültesi, Tiflis /
Gürcistan
Anahtar Kelimeler: Gürcistan’da Türkoloji, Sergi Cikia, Türk Dili ve Edebiyatı Çalışmaları.
ÖZET
Türkoloji’nin kendi tarihi içinde odaklandığı alanlar zamanla değer yitimi-kazanımı
sarmalında bazı değişimlere uğra(tıl)mıştır. Bu değişimlerin ana motifi Türkoloji çalışmalarının
hangi dönemde, coğrafyada ve hangi motivasyonla yürütüldüğü ile yakından ilgilidir. Fiili
çalışmaları 19. yüzyıla dek uzanmasına rağmen 20. yüzyılın ikinci yarısında resmî olarak kurulan
Gürcü Türkoloji’sinde, Türk dünyasının değişik sorunları, olguları araştırma konusu yapılmış ve
bu alanda birçok çalışma bilim dünyasına kazandırılmıştır. Türkoloji sahasının birçok alanında
akademik çalışmalar yapan Gürcü Türkolog Sergi Cika’nın Türk Dili ve Edebiyatı alanındaki
çalışmaları; a. Bu çalışmaların Gürcistan’daki Türkoloji çalışmaları arasındaki yeri, b. Söz
konusu çalışmalara yüklenen işlevsellik, açısından önem taşımaktadır.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12212">
                <text>2208</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12213">
                <text>GÜRCÜ TÜRKOLOJİSİNİN TEMEL KOYUCUSU SERGİ CİKİA’NIN TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ÇALIŞMALARI</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12214">
                <text>ÜSTÜNYER, İlyas </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12215">
                <text>Anahtar Kelimeler: Gürcistan’da Türkoloji, Sergi Cikia, Türk Dili ve Edebiyatı Çalışmaları.  ÖZET  Türkoloji’nin kendi tarihi içinde odaklandığı alanlar zamanla değer yitimi-kazanımı sarmalında bazı değişimlere uğra(tıl)mıştır. Bu değişimlerin ana motifi Türkoloji çalışmalarının hangi dönemde, coğrafyada ve hangi motivasyonla yürütüldüğü ile yakından ilgilidir. Fiili çalışmaları 19. yüzyıla dek uzanmasına rağmen 20. yüzyılın ikinci yarısında resmî olarak kurulan Gürcü Türkoloji’sinde, Türk dünyasının değişik sorunları, olguları araştırma konusu yapılmış ve bu alanda birçok çalışma bilim dünyasına kazandırılmıştır. Türkoloji sahasının birçok alanında akademik çalışmalar yapan Gürcü Türkolog Sergi Cika’nın Türk Dili ve Edebiyatı alanındaki çalışmaları; a. Bu çalışmaların Gürcistan’daki Türkoloji çalışmaları arasındaki yeri, b. Söz konusu çalışmalara yüklenen işlevsellik, açısından önem taşımaktadır.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12216">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12217">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12218">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12219">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
</itemContainer>
