<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<itemContainer xmlns="http://omeka.org/schemas/omeka-xml/v5" xmlns:xsi="http://www.w3.org/2001/XMLSchema-instance" xsi:schemaLocation="http://omeka.org/schemas/omeka-xml/v5 http://omeka.org/schemas/omeka-xml/v5/omeka-xml-5-0.xsd" uri="https://omeka.ibu.edu.ba/items/browse?output=omeka-xml&amp;page=134&amp;sort_field=added" accessDate="2026-06-16T20:10:34+01:00">
  <miscellaneousContainer>
    <pagination>
      <pageNumber>134</pageNumber>
      <perPage>10</perPage>
      <totalResults>3494</totalResults>
    </pagination>
  </miscellaneousContainer>
  <item itemId="1438" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1834">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/20854158a6ba6b69d380b85394e70cde.docx</src>
        <authentication>0f6993536f76b4a37d367b9fee78cf86</authentication>
      </file>
      <file fileId="1835">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/8a9555bec3ba9d327f2f84499cb730a7.pdf</src>
        <authentication>244b32f64b03fd83cc681cfe9167fd02</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="11477">
                    <text>BOSNA AĞITLARI
Gülperi MEZKİT
Hacettepe Üniversitesi, Türk Halkbilimi, Ankara / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Bosna, Balkanlar, Türk Halk Edebiyatı, Bosna Ağıtları.
ÖZET
Bosna Hersek tarihi ve jeopolitik konumu itibariyle hem Balkan tarihi hem de Osmanlı
tarihi içinde önemli bir yere sahiptir. On beşinci yüzyılda Osmanlı Devletine önce sancak
ardından eyalet olan Bosna bu süre boyunca Osmanlı Hükümetinin kendilerine sağlamış olduğu
refah ve huzurlu ortam içinde Osmanlı Devleti’nin hem kendisine hem de ileri gelenlerine karşı
samimi duygular ile bağlanmış ve bağlılıklarını da çeşitli vesilelerle ifade etme imkânı
bulmuşlardır. Bu sevgi ve bağlılığın ifade bulduğu eşsiz eserlerden bazıları da ağıtlardır. Bu
bildiride Bosna halkının ağıtları tarihi ve sosyal bağlamı içinde değerlendirilmiştir. Ağıtların
yakılmasındaki tarihi ve sosyal conteks göz önünde bulundurularak yapılacak olan analizlerle
Bosna halkının Türk halkıyla olan ebedi muhabbeti ortaya konulmaya çalışılmıştır.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11469">
                <text>2191</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11470">
                <text>BOSNA AĞITLARI</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11471">
                <text>MEZKİT, Gülperi </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11472">
                <text>Anahtar Kelimeler: Bosna, Balkanlar, Türk Halk Edebiyatı, Bosna Ağıtları.  ÖZET  Bosna Hersek tarihi ve jeopolitik konumu itibariyle hem Balkan tarihi hem de Osmanlı tarihi içinde önemli bir yere sahiptir. On beşinci yüzyılda Osmanlı Devletine önce sancak ardından eyalet olan Bosna bu süre boyunca Osmanlı Hükümetinin kendilerine sağlamış olduğu refah ve huzurlu ortam içinde Osmanlı Devleti’nin hem kendisine hem de ileri gelenlerine karşı samimi duygular ile bağlanmış ve bağlılıklarını da çeşitli vesilelerle ifade etme imkânı bulmuşlardır. Bu sevgi ve bağlılığın ifade bulduğu eşsiz eserlerden bazıları da ağıtlardır. Bu bildiride Bosna halkının ağıtları tarihi ve sosyal bağlamı içinde değerlendirilmiştir. Ağıtların yakılmasındaki tarihi ve sosyal conteks göz önünde bulundurularak yapılacak olan analizlerle Bosna halkının Türk halkıyla olan ebedi muhabbeti ortaya konulmaya çalışılmıştır.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11473">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11474">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11475">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11476">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1439" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1836">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/538a4bf674dae1b536134c68426ab601.docx</src>
        <authentication>5bf229f9a7fe1a4c231fe023c16de37a</authentication>
      </file>
      <file fileId="1837">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/de857f7df0b061063c006e1a5f804695.pdf</src>
        <authentication>968627d5780cf27b1da930e9b50e74ff</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="11486">
                    <text>XIX ASIR AZERBAYCAN ŞAİRİ MİRZA MUHSİN HAYALİ
Naile MUSTAFAYEVA
Azerbaycan Milli İlimler Akademisi, M. Fuzuli Adına Elyazmalar Enstitüsü, Fars Dili ve
Edebiyatı, Bakü / Azerbaycan
Anahtar Kelimeler: Hayali, poetika, gazel, elyazma, lirika.
ÖZET
Mirza Muhsin Hayali Azerbaycanın Guba ilinde dünyaya gelmiş, şiirsel yaratıcılığı
burada faaliyet gösteren “Gülistan” edebi meclisinin son dönemine rastlayan şairlerimizdendir.
Bilindiği gibi, XIX yüzyılın birinci yarısında düzenlenmiş ilk edebî meclislerden olan
“Gülistan”ın faaliyetleri, üyeleri hakkında bilgimiz çok azdır. Bildiğimiz odu ki, “Gülistan”ın
temelini görkemli âlim ve şair Abbaskulu ağa Bakıhanov Kudsî koymuş,
meclisin
oluşturulmasında dostu Gubalı Ahunt Abdullah ona yakından yardım etmiştir. “Gülistan” ebedi
meclisinin 1819, 1835 yıllarında düzenlendiğini söyleyen tetkikatcılarımız olmuştur. Mirza
Muhsin Hayali’nin hayat ve yaratıcılığına dair elimizde yeterli bilgi yoktur. Görkemli
edebiyyatşinas Salman Mümtaz şairin eserlerini topladığı elyazmada onun h.1263 yılında
(m.1846-1847) Guba'da doğduğunu, Molla Ali Ahundun oğlu olduğu için soyadının Ahundov
olduğunu göstermiştir. Araştırmacı MirzaMöhsünün hayatı hakkında yazıyor: “Hayali Türkçe,
Farsça, Rusça savada sahipti, bir süre Guba'da mektebdarlık etmiştir.” Mirza Muhsin Hayalinin
edebi mirasına dair 3 elyazma Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Elyazmaları Enstitüsü'nde
saklanmaktadır. Bunlardan B-514 şifresi altında korunan gazel nastalik hattı ile aktarılmış yazma
şairin eksik Dîvânıdır. 189 sayfadan oluşan toplunun her sayfasında bir gazel aktarılmıştır.
Buradaki gazeller divanlar için geleneksel olan harf sıralanması ile dizilmemiştir. Nüshanın
göçürülme tarihi ve katibin adı kayıt edilmemiştir. B-1523 şifreli, aktarılma tarihi ve katibi
belirsiz diğer bir el yazmada şairin 36 şiiri toplanmıştır. Kayd ettiğimiz gibi, klasik poeziyanın
geleneklerine sadıkkalan, eserlerini sade, açık dilde yazan Mirza Möhsin’in şiirlerinde sevgi
lirikası yer alıyor. Bu şiirlerde sevgi, hicrandan şikayet, vuslat özlemi, vefasız güzellerden sitemgüzar, bazı vesilelerle devirden, şairin kendi durumundan hoşnutsuzluk içtenlikle kaleme
alınmıştır. Şair klasik Şark poetikasının sanatsal ifade araçlarından, poetik figürlerden
kullanımlara özellikle önem vermiş, klasik türk şiirinin sahib olduğu tüm sembolik imgelerden
ustadane bir şekilde istifade etmiştir.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11478">
                <text>2253</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11479">
                <text>XIX ASIR AZERBAYCAN ŞAİRİ MİRZA MUHSİN HAYALİ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11480">
                <text>MUSTAFAYEVA, Naile</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11481">
                <text>Anahtar Kelimeler: Hayali, poetika, gazel, elyazma, lirika.  ÖZET  Mirza Muhsin Hayali Azerbaycanın Guba ilinde dünyaya gelmiş, şiirsel yaratıcılığı burada faaliyet gösteren “Gülistan” edebi meclisinin son dönemine rastlayan şairlerimizdendir. Bilindiği gibi, XIX yüzyılın birinci yarısında düzenlenmiş ilk edebî meclislerden olan “Gülistan”ın faaliyetleri, üyeleri hakkında bilgimiz çok azdır. Bildiğimiz odu ki, “Gülistan”ın temelini görkemli âlim ve şair Abbaskulu ağa Bakıhanov Kudsî koymuş, meclisin oluşturulmasında dostu Gubalı Ahunt Abdullah ona yakından yardım etmiştir. “Gülistan” ebedi meclisinin 1819, 1835 yıllarında düzenlendiğini söyleyen tetkikatcılarımız olmuştur. Mirza Muhsin Hayali’nin hayat ve yaratıcılığına dair elimizde yeterli bilgi yoktur. Görkemli edebiyyatşinas Salman Mümtaz şairin eserlerini topladığı elyazmada onun h.1263 yılında (m.1846-1847) Guba'da doğduğunu, Molla Ali Ahundun oğlu olduğu için soyadının Ahundov olduğunu göstermiştir. Araştırmacı MirzaMöhsünün hayatı hakkında yazıyor: “Hayali Türkçe, Farsça, Rusça savada sahipti, bir süre Guba'da mektebdarlık etmiştir.” Mirza Muhsin Hayalinin edebi mirasına dair 3 elyazma Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Elyazmaları Enstitüsü'nde saklanmaktadır. Bunlardan B-514 şifresi altında korunan gazel nastalik hattı ile aktarılmış yazma şairin eksik Dîvânıdır. 189 sayfadan oluşan toplunun her sayfasında bir gazel aktarılmıştır. Buradaki gazeller divanlar için geleneksel olan harf sıralanması ile dizilmemiştir. Nüshanın göçürülme tarihi ve katibin adı kayıt edilmemiştir. B-1523 şifreli, aktarılma tarihi ve katibi belirsiz diğer bir el yazmada şairin 36 şiiri toplanmıştır. Kayd ettiğimiz gibi, klasik poeziyanın geleneklerine sadıkkalan, eserlerini sade, açık dilde yazan Mirza Möhsin’in şiirlerinde sevgi lirikası yer alıyor. Bu şiirlerde sevgi, hicrandan şikayet, vuslat özlemi, vefasız güzellerden sitem- güzar, bazı vesilelerle devirden, şairin kendi durumundan hoşnutsuzluk içtenlikle kaleme alınmıştır. Şair klasik Şark poetikasının sanatsal ifade araçlarından, poetik figürlerden kullanımlara özellikle önem vermiş, klasik türk şiirinin sahib olduğu tüm sembolik imgelerden ustadane bir şekilde istifade etmiştir.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11482">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11483">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11484">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11485">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1440" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1838">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/fdbd3dd9d52f7ecabf32e7bd3d280f6b.docx</src>
        <authentication>a0213163d22cf54cc415b9fa3d5654b4</authentication>
      </file>
      <file fileId="1839">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/7bf8b1db7e8ee42a25b783552f6f8585.pdf</src>
        <authentication>236d42498a01e993ef7a246f5056e854</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="11495">
                    <text>ÂŞIK ÖMER’İN ŞİİRLERİNDE KUŞLAR
Mehmet ÖZÇELİK - Nezih TATLICAN
Süleyman Demirel Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Isparta /
Türkiye
Anahtar Kelimeler: Âşıklık geleneği, Âşık Ömer, Kuşlar.
ÖZET
Ozan- baksı geleneği olarak adlandırabileceğimiz İslamiyet öncesi halk edebiyatı
geleneği; kültürümüzün tarihsel süreç içerisinde yaşamış olduğu değişim ve dönüşümlerle yeni
bir biçim ve öz kazanmıştır. Özellikle de İslamiyet’in kabulünün tetiklediği bu biçim ve öz
değişimi Âşıklık geleneği olarak adlandırılan yeni bir geleneğin ortaya çıkmasına yol açmış ve
bu geleneğin temsilcileri de âşıklar olmuştur. Yaşadıkları toplumun sesi olan âşıklar şiirlerinde
motif ve sembol bakımından zengin bir hazine olan hayvanları kullanmıştır. Bu hayvanların
başında da kuşlar gelmektedir. Çalışmamızda 17. yüzyıl âşıklarından biri olan ve ağırlıklı olarak
Konya’nın Hadim ilçesine bağlı Korualan kasabasında yaşadığı düşünülen Âşık Ömer’in,
şiirlerinden yola çıkılacak, bu sayede âşıklık geleneği içerisinde kuşların sahip olduğu yer ve
öneme ufak bir temasta bulunulmuştur.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11487">
                <text>2199</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11488">
                <text>ÂŞIK ÖMER’İN ŞİİRLERİNDE KUŞLAR</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11489">
                <text>Mehmet, Mehmet
TATLICAN, Nezih</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11490">
                <text>Anahtar Kelimeler: Âşıklık geleneği, Âşık Ömer, Kuşlar.  ÖZET  Ozan- baksı geleneği olarak adlandırabileceğimiz İslamiyet öncesi halk edebiyatı geleneği; kültürümüzün tarihsel süreç içerisinde yaşamış olduğu değişim ve dönüşümlerle yeni bir biçim ve öz kazanmıştır. Özellikle de İslamiyet’in kabulünün tetiklediği bu biçim ve öz değişimi Âşıklık geleneği olarak adlandırılan yeni bir geleneğin ortaya çıkmasına yol açmış ve bu geleneğin temsilcileri de âşıklar olmuştur. Yaşadıkları toplumun sesi olan âşıklar şiirlerinde motif ve sembol bakımından zengin bir hazine olan hayvanları kullanmıştır. Bu hayvanların başında da kuşlar gelmektedir. Çalışmamızda 17. yüzyıl âşıklarından biri olan ve ağırlıklı olarak Konya’nın Hadim ilçesine bağlı Korualan kasabasında yaşadığı düşünülen Âşık Ömer’in, şiirlerinden yola çıkılacak, bu sayede âşıklık geleneği içerisinde kuşların sahip olduğu yer ve öneme ufak bir temasta bulunulmuştur.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11491">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11492">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11493">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11494">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1441" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1840">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/40903ad25bde0145441b743e9ff08ba8.docx</src>
        <authentication>f8e4d64ed13a20bc79b36b991da34c2a</authentication>
      </file>
      <file fileId="1841">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/c0143d7e0394e7c787613e9178d4b1c0.pdf</src>
        <authentication>e262e57329fad1b5cf4cd1b5d93afe0c</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="11504">
                    <text>NÂ’İLÎ’NİN “ANDELÎB” REDİFLİ GAZELİNİN ŞERHİ VE TEMATİK AÇIDAN
İNCELENMESİ
Ali Rıza ÖZUYGUN-Mustafa KÖKLÜ
International Burch University, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü, Saraybosna /
Bosna Hersek
Anahtar Kelimeler: Nâ’ilî, Gazel, Andelîb, Şerh, Tema.
ÖZET
Bu çalışmanın amacını, 17. yüzyıl divan şairlerinden Nâ’ilî’nin “andelîb” adlı gazelinin
tematik açıdan incelenmesi oluşturmaktadır. Gazel, öncelikle klasik şerh metodu ile şerh
edilecek, ardından da aynı temanın şaire özgün yanları ele alınacaktır. Divan şiirini anlamak için
şiirde kullanılan mazmunlar, temalar hakkında az çok fikir sahibi olmak gerekmektedir. Tabi
bunun yanında şairin hayatını, ruh dünyasını bilmek de faydalı olacaktır. Bu yüzden şairin edebi
kişiliği ve sanatı hakkında da bilgi verilecektir.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
      <file fileId="1842">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/76c47901b6ea074cbecde51c8029c422.docx</src>
        <authentication>45360f100663e9e48f3e81881714cd85</authentication>
      </file>
      <file fileId="1843">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/dc8e9ed93170f54aab63776c2af38e48.pdf</src>
        <authentication>6efc3250eadcfea88458d1cd026523b4</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="11505">
                    <text>NÂİLÎ’NİN “ANDELÎB” REDİFLİ GAZELİNİN ŞERHİ VE TEMATİK AÇIDAN
İNCELENMESİ
Ali Rıza ÖZUYGUN1
Mustafa KÖKLÜ2

Özet
Bu çalışmanın amacını, 17. yüzyıl divan şairlerinden Nâ’ilî’nin “andelîb” redifli gazelinin
tematik açıdan incelenmesi oluşturmaktadır. Divan şiirini anlamak için şiirde kullanılan
mazmunlar, temalar hakkında az çok fikir sahibi olmak gerekmektedir. Tabi bunun yanında
şairin hayatını, ruh dünyasını bilmek de faydalı olacaktır. Bu yüzden şairin edebi kişiliği ve
sanatı hakkında da bilgi verilecektir. Daha sonra gazel, klasik şerh metodu ile şerh edilecek,
ardından da aynı temanın şaire özgü yanları üzerinde durulacaktır.
Anahtar Kelimeler: Nâ’ilî, Gazel, Andelîb, Şerh, Tema

NÂ’İLÎ's LYRIC POEM “ANDELÎB” COMMENTARY and THEMATIC
EXAMİNATİON of GHAZAL
Abstract
The aim of this study is thematic examination of 17th century divan poet Nâ’ilî’s lyric
poem “andelib”. In order to understand divan poetry, one should have a basic understanding of
the imagery and themes used in the poem. In addition, being acquainted with the biography and
spiritual life of the poet would help understanding the poem. For this reason, information on the
literary profile and art of the poet will be provided as well. Following that, the ghazal will be
expounded on using classical commentary method and the features of the same theme, peculiar
to the poet, will be discussed.
Key Words: Nâilî, Ghazel, Andelîb, Commentary, Theme

1
2

Yard. Doç Dr., International Burch University, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü
Yüksek Lisans Öğrencisi, International Burch University, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü

�Giriş
Nâ’ilî, 17. yüzyıl divan şiirinin ve sebk-i Hindî üslûbunun önemli isimlerinden biridir.
Hayatı hakkında bilinenler azdır. İstanbullu olup asıl adı Mustafa’dır. 19. yüzyıl Encümen-i
Şuarâ şâirlerinden Manastırlı Sâlih Nâilî ile karıştırılmaması için Tanzimattan sonra Kadim sıfatı
ile anılır (İpekten, 2007a). Babası Maden Kalemi kâtiplerinden Pîrî Halîfe’dir. Bu yüzden
“Pîrîzâde” olarak da bilinir. Kendisi de hayatta iken maden kâtipliği görevini yapmıştır.
Sadrazam Fazıl Ahmed Paşa tarafından bilinmeyen bir nedenden ötürü Edirne’ye sürgün
edilmiştir. Özellikle hayatının son yılları sıkıntı içinde geçen şâir, ölümünden kısa bir süre önce
doğup büyüdüğü İstanbul’a dönmüş ve 1666 yılında burada ölmüştür (Mengi 2005: 188).
Öğrenim derecesi bilinmemekle birlikte, şiirlerinden iyi bir eğitim aldığı anlaşılan şâirin
divanından başka bir eseri yoktur. Genç yaşta anne ve babasını kaybeden şâirin bir kardeşi
olduğu onun ölümü üzerine yazdığı mersiyeden anlaşılmaktadır (DVİA, 1996). Ailesini genç
yaşta kaybetmesi, yaşadığı maddi ve manevî sıkıntılar, kıymetinin bilinmemesi, dünya
nimetlerinden yeteri kadar istifade edememesi onu bir çeşit yalnızlığa ve karamsarlığa itmiş,
mensup olduğu Halvetî tarikatında teselli aramıştır. Onun şiirlerinde yaşadığı üzücü olayların
tesirlerini ve devrin özelliklerini görmek mümkündür.
Yaşadığı devrin gazel ustalarından sayılan Nâilî, şiirde yeni bir çığır açmıştır. Şiirleri
hayal bakımından oldukça zengin, süslü ve gösterişlidir. Yabancı kelimeler, uzun tamlamalar,
yeni mazmunlar şiirlerinde sıkça görülür. En çok kullandığı edebî sanatlar mübalağa, telmih ve
tezat sanatlarıdır. Onun şiirlerinde ince ve derin mâna sözden çok daha önemlidir. Bu yüzden
şiirlerinin ilk bakışta anlaşılması zordur. Az sözle çok şey anlatmayı amaçlamıştır. Tasavvuf,
şiirlerinde oldukça önemli bir unsurdur. Bu özellikler aslında sebk-i Hindî tarzını benimseyen
şâirlerin ortak özellikleridir (İpekten, 2007b).
Sebk-i Hindî, 17. yüzyılın önde gelen şâirlerinin benimsediği edebî akımın adıdır. Sebk,
edebiyatta kelime anlamı itibariyle “ibârenin tarz ve tertîbi” demektir. Hint tarzı ya da Hint
üslûbu anlamına da gelir. İran’da ortaya çıkan, daha sonra Hindistan’da yine İranlı şâirler
tarafından geliştirilen bu akım, bütün özellikleri ile edebiyatımızda da görülür. Özellikle 17.
yüzyılın önde gelen şâirleri bu akımdan etkilenmişlerdir (Mengi 2005: 180). Bu üslûbun belli
başlı özelliklerini maddeler halinde şöyle özetleyebiliriz:
1.
2.
3.
4.
5.
6.

Mânâ, incelik ve derinliğiyle öne çıkmıştır. Söz, ikinci planda kalmıştır.
Hayal unsuru önem kazanmış bu da şiirin anlaşılmasını güçleştirmiştir.
İnsan ruhunun çektiği acılar ve ıstıraplar şiirin konusu olmuştur.
Mübalağa ve tezâd sanatı çok kullanılmıştır.
Daha önce kullanılmayan yeni mazmunlar ve uzun tamlamalar ortaya çıkmıştır.
Şiirde tasavvufa önemli ölçüde yer verilmiştir (İpekten 2007: 62-67).

�1. Şiirin Günümüz Türkçesine Çevirisi ve Şerhi
Şiirin şerhine ve tematik açıdan incelenmesine geçmeden önce, şiiri bir bütün olarak
vermek ve görsel açıdan incelemek faydalı olacaktır:3
- -./-.-./.--./-.Gül hâra düştü sîne-figâr oldu andelîb
Bir hâra baktı bir güle zâr oldu andelîb
Şehnâme-hânlık eyledi Keyhusrev-i güle
Destân-serâ-yı sebz ü bahâr oldu andelîb
Feryâda başladı yine her perri hârdan
Dîvân-serâ-yı gülde hezâr oldu andelîb
Gül gördü pâre pâre ciger gonca gark-ı hûn
Memnûn-ı zahm-ı hancer-i hâr oldu andelîb
Ey Nâilî vedâ’-ı gül ü bâğ u râğ idüp
Mehcûr-ı yâr u dâr u diyâr oldu andelîb
Bu şiir aruzun Muzârî bahrinin “mef’ûlü fâ’ilâtü mefâ’îlü fâilün” kalıbıyla yazılmıştır.
Türk şiirinde en çok kullanılan kalıplardan biridir. Konu bütünlüğü olduğu için “yek-âhenk” bir
gazeldir. Şiirin redifi “oldu andelîb”dir. Şâir bizi andelîb’in etrafında dolaştırır. Yani şiirin
çerçevesini andelîb çizer. Gazel beş beyitten oluşur. Türk edebiyatında gazeller 5-15 beyit
arasında değişir. İlk yüzyıllarda 15’e hatta daha yukarılara çıkan beyit sayısı, yüzyıllar geçtikçe,
17. yüzyılda olduğu gibi, 5 beyte kadar düşer. (İpekten 2004: 19-23).
1. beyit:
Gül hâra düştü sîne-figâr oldu andelîb
Bir hâra baktı bir güle zâr oldu andelîb
“Gül dikene düştü, bülbülün göğsü yaralandı. Bülbül bir dikene bir de güle baktı ve sonra
ağladı.”
Burada Türk ve İran şâirlerinin en çok kullandığı mazmunlardan biri karşımıza
çıkmaktadır: Gül ve bülbül. Farsçada genel anlamıyla “çiçek” demek olan gül, çok eski
zamanlardan beri kullanılan motiflerden biridir. Güzel kokusu, hoş görüntüsü ve çeşitli
vasıflarıyla birlikte “çiçeklerin sultanı” kabul edilen gül, daha çok sevgiliyi sembolize eder.
Edebiyatta açılmamış (gonca) ve açılmış şekliyle karşımıza çıkar. Tasavvufta gonca hali
vahdetin; açılmış hali ise kesretin simgesi olarak kabul edilir. Gonca sırrını saklayan bir âşık gibi
3

Gazelin metni ve şerhi için www.simgesiir.wordpress.com adresli çalışma esas alınmış ve bazı kişisel tercihlerde ve
eklemelerde bulunulmuştur.

�kapalıdır. Bu yüzden el değmemiş, iffetinden kimsenin şüphe etmediği bir mâşuktur. Gül ise,
açılmış şekliyle, her şeyi ortada, hafifmeşrep, pazarda satılan, elden ele dolaşan bir metâdır. Gül
nazlıdır, vefâsızdır, zâlimdir. Bülbülün feryatlarını duymaz, görmezden gelir (DVİA, 1996).
Arapçada “andelîb”; Farsçada “hezâr” demek olan bülbül, sesinin güzelliği ve âşık
sıfatıyla Doğu edebiyatlarında en çok karşımıza çıkan kuş türüdür. Gül mevsiminde daha bir
canlı öttüğünden gül ile arasında hayâlî bir aşk olduğuna inanılır. Bülbül diğer kuşların aksine
gece de öter. Yuvasını sık yapraklı ve dallı ağaçlara yapar. Böyle yerlere yılanlar kolay
çıkamazlar (Kurnaz 2009: 102).
Birinci mısradaki “gül hâra düştü” cümlesi üzerinde özellikle durmak gerekmektedir. Kış
mevsiminde yapraklarını döken gül, baharın gelişiyle birlikte tekrar canlanır, yeşillenir ve çiçek
açar. Bu yüzden baharın bir adı da gül mevsimidir. Oysa gül dikenlerini yaz-kış üzerinde saklar.
Gülün hâra düşmesi, güzelliğini yitirmesine, kış mevsimine, ayrılığa, dikenlerle baş başa
kalmasına işaret etmektedir. Buradaki “düştü” fiili üzerinde de durmak gerekmektedir.
“Düşmek” kelimesi güncel Türkçe sözlükte otuz iki farklı anlamda kullanılmıştır (Türkçe
Sözlük, 2005). “Bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak aşağıya düşmek, kötü bir duruma mâruz
kalmak, bayağılaşmak, aşırı ilgi veya sevgi göstermek” bu anlamlardan bazılarıdır. Bülbül, o
güzeller güzeli gülün dikenler arasındaki halini görünce sînesi figâr olmaktadır. Gülün
talihsizliğine, kıymetinin bilinmeyişine ağlamaktadır. Ya da artık dikenlerle düşüp kalkmasına,
ele ayağa düşmesine üzülmektedir. Her iki anlamı da çıkarmak mümkündür.
“Hâr” diken demektir. Âşık-mâşuk-rakîb zincirinin üçüncü halkasıdır. Yani bülbül,
sevdiği gülün, rakîbi dikenlerle düşüp kalktığını görünce sine-figâr olmakta, zâr olmaktadır.
Bülbülün divan şiirindeki bir diğer sıfatı da “zâr” yani ağlayıp inleyendir. Ağlamak, inlemek,
sinesini dağlamak insana özgü vasıflar olduğu için beyitteki teşhis sanatı açıktır. Ayrıca “l” ve
“r” seslerinin aliterasyonu da söz konusudur.
2. beyit:
Şehnâme-hânlık eyledi Keyhusrev-i güle
Destân-serâ-yı sebz ü bahâr oldu andelîb
“Bülbül, gül Keyhusrevin’e Şehnâme okudu. Baharın yeşilliğini, güzelliğini hikâye etti”
Keyhusrev, Keykâvus’un torunu, Siyâvuş’un oğlu olan İran hükümdarıdır. Şehnâme de
İran şâirlerinden Firdevsî’nin 60 bin beyitlik meşhur mesnevîsinin adıdır. Bülbül, Keyhusrev’in
yani hükümdar olan gülün karşısına geçerek ona mesnevî okumakta, baharın yeşilliğinden
bahsetmektedir. Tıpkı günümüzdeki mevlidhânlar, gazelhânlar gibi.
Beyitte yine karşımıza çıkan teşhis sanatının yanında, bülbüle konuşma özelliği verildiği
için intak sanatına da başvurulmuştur. Bülbül, hükümdarın karşısında mesnevî okuyan bir
“Şehnâme-hân”dır. Ayrıca gül hükümdara; bülbül de mesnevîhâna benzetildiği için teşbîh sanatı
da göze çarpmaktadır.

�3. beyit:
Feryâda başladı yine her perri hârdan
Dîvân-serâ-yı gülde hezâr oldu andelîb
“Bülbülün her kanadı dikenler yüzünden feryâda başladı. Bülbül, güle dîvân okurken bin
parça oldu.”
Bülbülün güle yaklaşmasını önleyen en büyük ve tek engel “hâr” yani dikendir. Diken,
divan şiirinde rakîbin karşılığıdır. Ancak bülbül gülün hatırı için dikeni de hoş görmektedir.
“Gülü sevdiği için dikenine katlanmaktadır.” Âşık ile mâşuk arasına aşılmaz bir duvar ören
dikenin belki de tek faydası güle bugünkü rengini kazandırmasıdır. Efsaneye göre ilk önceleri
rengi kırmızı olmayan gül, bülbüle hiç yüz vermez. Bülbülün, etrafında kanat çırpmalarına, ah
edip yalvarmalarına aldırış etmez. Bu ayrılığa dayanamayan bülbül, bir gün her şeyi göze alarak
gider kendini ateşe atan pervâne gibi dikenlerin arasına dalar. Sevgiliye kavuşmaya kavuşur ama
bu da onun sonu olmuştur. Göğsüne batan dikenlerden süzülen kanlar gülün dibine dökülür ve
yavaş yavaş gülün damarlarına, yapraklarına doğru yayılır. O günden sonra gül kan rengine
bürünür (DVİS, 1996).
Bülbülün iki kanadı vardır. Birinci mısradaki “her” kelimesi zâhiren bu iki kanadın
dikenler yüzünden feryâd ettiğini bize göstersede sebk-i Hindî üslûbunun tipik özelliği ve şâirin
mânâya öncelik vermesi, az sözle çok şey anlatmak istemesi bizi bununla sınırlandırmamakta
biraz daha derinlere götürmektedir. Buradaki kanattan kasıt, bülbülün kanadındaki tüylerdir.
Yani bülbül acısını sadece sinesinde yaşamamakta, diliyle terennüm etmemektedir. Onun acısına
vücudundaki canlı-cansız bütün uzuvlar şâhit olmakta, iştirâk etmektedir. Burada sebk-i Hindî
üslûbunun çok kullandığı edebî sanatlardan mübalağa sanatı karşımıza çıkmaktadır.
Bir anlamı “bülbül” olan “hezâr” kelimesinin bir diğer anlamı da “bin” demektir. Bülbül,
güle dîvân okurken bin parçaya bölünmüştür. Ya da her bir parçası bir bülbül olup gülün önünde
dîvân okuyan, bin kişiden oluşan bir topluluğa dönüşmüştür. Görüldüğü gibi şiir aklın sınırlarını
zorlamakta, şâir bizi amacına doğru ulaştırmaktadır. Burada da yine teşhis ve intak sanatları
karşımıza çıkar.

4. beyit:
Gül gördü pâre pâre ciger gonca gark-ı hûn
Memnûn-ı zahm-ı hancer-i hâr oldu andelîb
“Gül, goncanın ciğer gibi parça parça olup kana bağulduğunu gördü. Bülbül diken
hançerinin açtığı yaradan memnun oldu.”
Yukarıdaki hikâyede zikredildiği gibi bülbül, güle kavuşmak için gülün etrafında
dönerken dikenlerin hücumuna maruz kalıyor ve sinesi parçalanıyor. Buna şâhit olan gonca, içi
parça parça olmuş bir ciğer gibi kana boğuluyor. Gonca “pâk-dâmen”; gül “şâhid-i bâzâr”dır.

�Gonca merhametli; gül ise zâlimdir. Tasavvufta gonca vahdeti; gül kesreti temsil eder. Burada
goncanın içinin, içi parça parça olmuş, kana boğulmuş ciğere benzetilmesi mânidardır. Zira ciğer
vücudun kan dolaşımı için çok önemli bir organdır ve onun işlevini yitirmesi hayatın sonu
anlamına gelir. “Ciger pâre pâre olmak” yani “ciğeri parçalanmak” deyimi de bizde “gördüğü bir
durum karşısında çok üzülmek, çok acımak” anlamlarına gelir. Şair burada aynı zamanda tezâd
sanatına da başvurrmuştur. Gonca, bülbülün göğsüne saplanan dikenlerden dolayı çok üzülür ve
pâre pâre olmuş ciğer gibi kana bulanır. Buna karşılık bülbül ise göğsüne batan dikenlerden
oldukça memnûndur.
Burada da gül-bülbül ilişkisi devam etmekte, teşbîh sanatına başvurulmaktadır. Gülün
hançerlerinden yani dikenlerinden göğsü yaralanan bülbül, bu yaralardan memnûn olmaktadır.
Çünkü bir kere sevmiştir, bir kere deryâ-yı aşka düşmüştür. Artık elinden bir şey gelmez. Reh-i
aşkta başına gelecek olan her şeyi kabullenmiştir. Yaralansada, ölsede onun için farketmez.
Yeter ki sevgiliden cüdâ olmasın.
5. beyit:
Ey Nâilî vedâ’-ı gül ü bâğ u râğ idüp
Mehcûr-ı yâr u dâr u diyâr oldu andelîb
“Ey Nâ’ilî! Bülbül güle, bağa, bahçeye veda edip sevgiliden, yurdundan ve ülkesinden
uzaklaştı.”
Bu ezelî ve ebedî rekâbette müsbet bir sonuç alamayan bülbül çâreyi çekip gitmekte
bulmuştur. Bu bir bakıma da yenilgiye rızanın emâresidir. Bülbül sadece sevgilisinden değil
yurdundan, yuvasından da ayrılmaya karar vermiştir. Madem ki bu kadar yakındayken
sevgilisine kavuşamıyor öyleyse yakınlığın yakıcılığına daha fazla tahammül etmeye gerek
yoktur. O teselliyi bir başka yurtta bir başka yuvada arayacaktır. Ama ne yapsa bu aşk-ı ateşten
kurtulamayacaktır. Bülbülün bu seçimi bir bakıma irâdîdir. Bülbül kalıp, gülün dikenleriyle
memnûn olmaktansa uzaklara gidip ayrılık aşkıyla ıstırap çekmeyi tercih etmiştir. Zira şâir
bunun böyle olmasını istemektedir. Çünkü sebk-i Hindî üslûbunun temelinde insanın çektiği
acılar ve ıstıraplar vardır. Şiirin geneline baktığımız zaman da yoğun bir ıstırap duygusuyla karşı
karşıya kalırız. Bu son beyitte de yine teşhîs ve intâk sanatları karşımıza çıkar.

2. Şiirin Tematik Açıdan İncelenmesi
Şiirde iki önemli tema vardır: Aşk ve Istırap. Aşk; eski şiirde ve yeni şiirde, doğulu
eserlerde ve batılı eserlerde, geçmişte ve günümüzde en çok kullanılan temalardan biridir ve öyle
olmaya da devam edecektir. Çünkü insanı en çok etkileyen, onu sıhhatli iken hasta, sultan iken
gedâ eden en büyük duygu aşktır. Bir diğer anlamıyla “aşırı sevgi, bağlılık, düşkünlük” demek
olan aşk, dîvân şiirinin olmazsa olmaz bir temasıdır. Cinsellikten uzak, tek taraflı olan bu duygu,
âşık ve mâşuk ikilemesinde daha çok mâşuğu alakadar eder. Onun bütün benliğini ele geçirir ve
irâdeye dâir hiçbir şey bırakmaz. Bu bağlılık mâşuğu ölüme kadar götürür. Mutasavvıflar aşkı
mecazî ve İlâhî olmak üzere ikiye ayırırlar. Mecâzî aşk, İlâhî aşka ulaşmak için bir merdiven, bir

�vasıtadır. Gâye değildir. Mecâzî aşk olmadan da İlâhî aşka ulaşmak mümkündür (Pala 2004: 3839). Bu şiirde Nâ’ilî, dîvân edebiyatının en önemli teması olan aşkı, yine en çok kullanılan
mazmunlardan biri olan gül-bülbül ile sebk-i Hindî üslûbunun bütün özelliklerini kullanarak
anlatmaya çalışmıştır.
Şiirde görülen bir başka tema da ıstıraptır. Istırap, şiirde aşk kadar belki de ondan daha
baskın bir tema olarak karşımıza çıkar. Istırap şiirin her beytine yoğun bir şekilde sirâyet
etmiştir. Şâir, bizi âdetâ ıstırapın yamaçlarında dolaştırır. Bunun böyle olması bir bakıma
doğaldır. Çünkü ıstırap sebk-i Hindî üslûbunda şâirlerin sıkça kullandıkları bir temadır. Bu şiirde
de Nâ’ilî ilk beyitten son beyite kadar bu duyguya temas etmiştir. Sondan bir önceki beyitte
bülbüle biraz nefes aldıran, onu hancer-i hâr ile memnûn eden şâir, âdetâ bu memnûniyeti
kıskanır gibi son beyitte bülbüle “vedâ-ı yâr u bâğ u diyâr” ettirip bu ıstırapın devam etmesini
istemektedir.

Sonuç
Nâ’ilî, hiç şüphesiz, yaşadığı devrin gazel üstadlarından birisidir. Sebk-i Hindî üslûbunun
da en önemli ve en başarılı temsilcisidir. Şiirlerinde görülen ıstırap, rûhî sancılar, can kuşunun
ten kafesinde sıkışması gibi tasavvufî unsurlar mensûbu olduğu edebî akımın getirisi olmakla
birlikte şairin yaşantısıyla da doğrudan alakalıdır.
Istırapın, bu üslûbun temel özelliği olduğu doğrudur. Ama bununla birlikte devrin siyasî
ve sosyal olayları, şairin genç yaşta sevdiklerini kaybetmesi, yaşadığı ekonomik sıkıntılar, arzu
ettiği hayata bir türlü kavuşamaması, ömrünü fakr u zarûret içinde geçirmesi gibi sebepler onun
bir “ıstırap şairi” olmasına yardımcı olmuştur.
Derin ve girift mânâ, aşırı hayalcilik, süslü ve edebî dil, mübalağa ve tezâd sanatları,
uzun tamlamalar ve tasavvuf bu üslûbun diğer özellikleridir. Bu sıraladığımız özelliklerin hepsini
de şairin “andelîb” redifli gazelinde görmek mümkündür. Şair, sebk-i Hindî üslûbunun hemen
bütün özelliklerini bu şiirde başarılı bir şekilde kullanmıştır.

�Kaynakça
İpekten, H. (2007). Nâilî Hayatı Sanatı Eserleri. Ankara: Akçağ
İpekten, H. (2004). Eski Türk Edebiyatı. Nazım Şekilleri ve Aruz. İstanbul: Dergâh
Kocakaplan, İ. (2005). Açıklamalı Edebi Sanatlar. (4. Baskı). İstanbul: Türk Edebiyatı Vakfı
Kurnaz, C. (1996). Bülbül. Diyânet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. (6, 485-486). İstanbul: Türkiye
Diyânet Vakfı
Kurnaz, C. (1996). Gül. Diyânet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. (14, 219-222). İstanbul: Türkiye
Diyânet Vakfı
Mengi, Mine. (2005). Eski Türk Edebiyatı Tarihi. (11. Baskı). Ankara: Akçağ
Onay, A. T. (1996). Açıklamalı Divan Şiiri Sözlüğü. Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar ve
İzahı. Haz: Cemal Kurnaz. İstanbul: H Yayınları
Pala, İ. (2004). Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü. İstanbul: Kapı
Türkçe Sözlük (2005). Ankara: Türk Dİl Kurumu Yayınları
Yeşiloğlu, A. M. (1996). Nâilî. Diyânet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. (32, 315). İstanbul: Türkiye
Diyânet Vakfı
http://simgesiir.wordpress.com/2010/03/07/andelib-naili/

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11496">
                <text>2239</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11497">
                <text>NÂ’İLÎ’NİN “ANDELÎB” REDİFLİ GAZELİNİN ŞERHİ VE TEMATİK AÇIDAN İNCELENMESİ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11498">
                <text>Mustafa, Ali Rıza
KÖKLÜ, Mustafa </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11499">
                <text>Anahtar Kelimeler: Nâ’ilî, Gazel, Andelîb, Şerh, Tema. ÖZET  Bu çalışmanın amacını, 17. yüzyıl divan şairlerinden Nâ’ilî’nin “andelîb” adlı gazelinin tematik açıdan incelenmesi oluşturmaktadır. Gazel, öncelikle klasik şerh metodu ile şerh edilecek, ardından da aynı temanın şaire özgün yanları ele alınacaktır. Divan şiirini anlamak için şiirde kullanılan mazmunlar, temalar hakkında az çok fikir sahibi olmak gerekmektedir. Tabi bunun yanında şairin hayatını, ruh dünyasını bilmek de faydalı olacaktır. Bu yüzden şairin edebi kişiliği ve sanatı hakkında da bilgi verilecektir.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11500">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11501">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11502">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11503">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1442" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1844">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/42f2555200b2af67008aae66d9efed8a.docx</src>
        <authentication>67e89711c1b4054f3ac034eea01dd2db</authentication>
      </file>
      <file fileId="1845">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/b2fe5803653445eeed80b16de29c9593.pdf</src>
        <authentication>532451cdab6fae6ecf6de1f007387f3a</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="11514">
                    <text>SÜRELİ ÇOCUK YAYINLARINDA EDEBİ TÜRLERİN DAĞILIMI
Mustafa Said KIYMAZ / Çetin YILDIZ / Necati KIYMAZ
Adıyaman Üniversitesi, Adıyaman / Türkiye - Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Van / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Çocuk dergileri, edebi türler.
ÖZET
Türkiye’de modern anlamda çocuk edebiyatının gelişimi Tanzimat yılları ile
başlamaktadır. Bu dönemde Batı kökenli birçok tür edebiyatımıza girmiş, sanatçılar bu yeni
türleri gerek eski konularla gerekse yeni konularla birlikte kullanmışlardır. Tanzimat döneminde
yaygınlık kazanan süreli yayınlar, özellikle yeni fikirlerin halka aktarılmasında önemli işlevler
yüklenmişlerdir. Dünyada yayımlanan ilk çocuk dergisi olarak kabul edilen “Lilliputian
Magazine” adlı dergi John Newbery tarafından 1751 yılında İngiltere’de çıkarılmıştır. Bizde ise
ilk çocuk dergisi, aynı adla yayımlanan bir gazetenin eki olarak verilmeye başlanan “Mümeyyiz”
adlı dergidir. 1869’da Sıtkı Bey tarafından çıkarılan bu dergi, didaktik yapısıyla ön plana
çıkmaktadır. Yıllar içerisinde değişim gösteren Türk çocuk dergiciliği sosyal hadiselerden ayrı
düşünülemez. Cumhuriyet’in ilanından sonra 1928’den itibaren yeni harflerle yayın hayatlarına
devam eden bu dergiler, Cumhuriyet’in ilk yıllarında devrin öngördüğü çocuk modelinin
yetiştirilmesi için araç işlevi görmüşlerdir. Yine tarihi süreç içerisinde yaşanan sosyal
hadiselerin, demokratik düzene yapılan müdahalelerin yansımalarına dergilerde rastlamak
mümkündür. Türkiye’nin Amerika ile ilişkilerini sıklaştırdığı 1950’li yıllardan itibaren
Amerika’dan ithal çizgi romanlar çocuk dergilerinin sayfalarını doldurmuştur. 1970’li yılların
sonlarında Kıbrıs sorunu ile yükselen milliyetçilik duyguları da devrin dergilerine etki etmiştir.
Çalışmada, 2011 yılında yayımlanmış çocuk dergilerinden beş adedinin ilk iki sayıları
incelemeye tabi tutulacaktır. Bu dergiler: TRT Çocuk, Türkiye Çocuk, Diyanet Çocuk, Gonca ve
Birdirbir adlı dergilerdir. Tarama modelinde betimsel bir yaklaşım benimsenerek gerçekleştirilen
bu araştırmada doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Tarama modelleri, geçmişte ya da
halen var olan bir durumu var olduğu şekliyle betimlemeyi amaçlayan araştırma yaklaşımlarıdır.
Araştırmaya konu olan olay, birey ya da nesne kendi koşulları içinde ve olduğu gibi
tanımlanmaya çalışılır. Çalışmaya konu olan dergi sayılarının tümü temin edilmiştir. Bu dergiler
taranarak dergi içeriğindeki türler bir tasnife tabi tutulmuştur. Bu çalışmada 2011 yılında yayın
hayatını sürdüren beş dergi, betimsel analiz metoduyla incelemiştir.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
      <file fileId="1846">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/048bb019e45c9a1ad3cc74c17925e850.docx</src>
        <authentication>d07a318ced6a8ce13269be2dc1c5ff8a</authentication>
      </file>
      <file fileId="1847">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/b67ebf5aadce1cccf99c7e646d3aba8a.pdf</src>
        <authentication>91ad31b1a9816f3d0ca708aa8ad11173</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="11515">
                    <text>SÜRELĠ ÇOCUK YAYINLARINDA EDEBĠ TÜRLERĠN DAĞILIMI
Mustafa Said KIYMAZ1
Necati KIYMAZ2
Çetin YILDIZ3

Özet
Çocuk edebiyatı türlerinin birden fazlasını bünyesinde barındırması açısından diğer türlerden
ayrılan çocuk dergileri, güncel olaylara ve çocuğa rol model olabilecek ünlü ve başarılı kişilerle
yapılan söyleşi ve röportajlara yer vermesi ile okurlarına eğlenceli şekilde edebiyatı
sevdirmektedir. Çalışmada, 2011 yılında yayımlanmış çocuk dergilerinden beş adedinin ilk iki
sayıları incelenmiştir. Bu dergiler: TRT Çocuk, Türkiye Çocuk, Diyanet Çocuk, Gonca ve
Birdirbir adlı dergilerdir. Çalışmaya konu olan dergi sayılarının tümü temin edilmiştir. Bu
dergiler taranarak dergi içeriğindeki türler bir tasnife tabi tutulmuştur. Bu çalışmada 2011 yılında
yayın hayatını sürdüren beş dergi, betimsel analiz metoduyla incelenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Çocuk

dergileri, edebi türler

LITERAL GENRES IN CHILDREN’S MAGAZINES
Abstract
Turkish juveline magazines should think with the social events in Turkey. After the declare of the
Republic (1923) since 1928 the magazines published with the new alphabet. At the first years of
the Republic, the magazines worked to grow up a idealized Republic child. In the magazines,
reflection of military coups can be seen. In 1950s comics are appeared in the juveline magazines.
It’s caused by close relationship between Turkey and United States of America. In 1970s because
of Cyprus War when the nationalizm rised in Turkey, juveline magazines published the stories of
old heros and some historical events. In nowadays Daily events and feelings of the public can be
seen in the magazines. In this paper five of juveline magazines which published in 2011 in Turkey
examined. These magazines are: TRT Çocuk, Diyanet Çocuk, Türkiye Çocuk, Gonca and
Birdirbir.
1

AraĢtırma Görevlisi,
mkiymaz@adiyaman.edu.tr
2
3

Adıyaman

Üniversitesi

Eğitim

Fakültesi

Türkçe

Eğitimi

Bölümü,

Okutman, Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Türk Dili Bölümü, kiymazn@mynet.com

AraĢtırma Görevlisi, Adıyaman Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü,
cyildiz@adiyaman.edu.tr

�Key Words: Children’s

magazine, literal genres.

1. GĠRĠġ
1.1. Süreli Çocuk Yayınlarının GeçmiĢine Kısa Bir BakıĢ
Türkiye’de modern anlamda çocuk edebiyatının gelişimi Tanzimat yılları ile başlamaktadır.
Bu dönemde Batı kökenli birçok tür edebiyatımıza girmiş, sanatçılar bu yeni türleri gerek eski
konularla gerekse yeni konularla birlikte kullanmışlardır. Tanzimat döneminde yaygınlık
kazanan süreli yayınlar, özellikle yeni fikirlerin halka aktarılmasında önemli işlevler
yüklenmişlerdir. Dünyada yayımlanan ilk çocuk dergisi olarak kabul edilen “Lilliputian
Magazine” adlı dergi John Newbery tarafından 1751 yılında İngiltere’de çıkarılmıştır. Bizde
ise ilk çocuk dergisi, aynı adla yayımlanan bir gazetenin eki olarak verilmeye başlanan
“Mümeyyiz” adlı dergidir. Sıtkı Bey tarafından çıkarılan bu dergi, didaktik yapısıyla ön plana
çıkmaktadır. Yine Mümeyyiz’e yakın yıllarda 1876’da “Arkadaş” adıyla bir dergi çıkaran
Mehmed Şemsettin, çıkardığı derginin çocuklara yönelik bakış açısını şu şekilde açıklamıştır:
“Size söyleyeceğim şeyleri daima böyle lakırdı eder gibi söyleyeceğim. Ta ki okuduğunuzu
kendi kendinize anlayabilesiniz. Yazacağım şeylerse asla can sıkmaz. Sizi hem eğlendirir, hem
de size fayda verir. Bu sebebe mebnidir ki gazetemin ismini arkadaş koydum.”(Enginün, 1983:
124). O dönemde çıkan her derginin dili çocuklar için uygun değildir. Dergilerin genelinde
yer alan ve devlet büyüklerinin övüldüğü sayfalarda bu dil daha da ağırlaşmaktadır.
Çocukları hedef kitle olarak düşünen bu süreli yayınlar devamlılık noktasında sıkıntılar
yaşamışlardır. Okay (1999) eski harfli 50 çocuk dergisini incelediği çalışmasında bu konuda
bilgiler vermektedir. Örnek olarak Hazine-i Etfal’in tek sayısı mevcuttur. Sadakat altı sayı,
Etfal on altı sayı, Arkadaş on üç sayı sayı, Aile üç sayı, Çocuklara Arkadaş on iki sayı,
Vasıta-i Terakki dört sayı yayımlanabilmişlerdir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. 18691928 yılları arasında yayımlanan eski harfli çocuk dergileri arasında en uzun ömürlü olanı 626
sayısı bulunan Çocuklara Mahsus Gazete adlı dergidir. Bu dergi 1896-1908 yılları arasında
yayımlanmıştır. Okay (1999)’a göre bu dergi Osmanlı çocuk dergiciliğinin ulaştığı
zirvelerden biridir. Kür (1991)’ün tespitlerine göre bu dergi her sayısının ilk yazısını devrin
padişahını övmeye ayırmış, bu konuda diğer dergileri geride bırakmıştır. Dönemin sansürüne
maruz kalmayıp uzun yıllar aralıksız çıkmasında bu durumun etkili olduğu ileri sürülebilir. Bu
dönemde yayımlanan bir diğer uzun ömürlü dergi Çocuklara Rehber’dir. 1897-1900 yılları

�arasında yayımlanan derginin çıkış yeri Selanik’tir. 166 sayısı mevcuttur. Balcı (2008:
187)’ya göre yayımlandığı yıllarda, başkent İstanbul’un dışında da olsa belirli bir kalite
seviyesini tutturabilen bu dergi ait olduğu Selanik ve civarı ile bütünleşmiş; çoğu öğretmen
olan yazarlarının gayretleriyle okuyucularına rehber olmuştur.
Yıllar içerisinde değişim gösteren Türk çocuk dergiciliği sosyal hadiselerden ayrı
düşünülemez. 1923’te Cumhuriyet’in ilanından sonra 1928’e kadar eski harflerle yayın
hayatına devam eden çocuk dergileri, bu tarihten itibaren yeni harflerle yayımlanmaya
başlamışlardır. Cumhuriyet’in ilk yıllarında çocuk dergileri, devrin öngördüğü çocuk
modelinin yetiştirilmesi için araç işlevi görmüşlerdir. 1936 yılında haftalık olarak
yayımlanmaya başlayan Yavrutürk dergisi haftalık olarak 1942’ye kadar devam etmiş ve bu
zaman dilimindeki dergilerin toplamı 12 cilde ulaşmıştır. Yine aynı adla 1947, 1957 ve 1961
yıllarında da Yavrutürk dergisine rastlanmaktadır. En son 1976-77 yıllarında MEB tarafından
İleri Yavrutürk adıyla çıkarılan bir dergi daha kayıtlara geçmiştir. 1945’de Yapı Kredi
Bankası tarafından Türk çocuk dergiciliğinin en uzun soluklu ve en çok ses getiren
dergilerinden biri yayın hayatına başlamıştır. Doğan Kardeş adlı bu dergi 1978’de kapanmış,
1988’de ise yeniden yayımlanmaya başlamıştır. Günümüzde ise aynı adla bir çizgi roman
dergisi olarak yayın hayatına devam etmektedir.
Tarihi süreç içerisinde yaşanan sosyal hadiselerin, demokratik düzene yapılan müdahalelerin
yansımalarına dergilerde rastlamak mümkündür. Türkiye’nin Amerika ile ilişkilerini
sıklaştırdığı 1950’li yıllardan itibaren Amerika’dan ithal çizgi romanlar çocuk dergilerinin
sayfalarını doldurmuştur. 1960’lı yıllarda Harbiyelileri öven şiirlere çocuk dergilerinde
rastlamak mümkündür. 1970’li yılların sonlarında Kıbrıs sorunu ile yükselen milliyetçilik
duyguları da devrin dergilerine etki etmiştir. Günümüzde de yaşanan olaylar ve toplumun
hisleri çocuk dergilerinde yansımalar şeklinde yer bulmaktadır.
Çocuk edebiyatı türlerinin birden fazlasını bünyesinde barındırması açısından diğer türlerden
ayrılan çocuk dergileri, hikâye, masal ve şiir gibi bilinen türlerin yanında güncel olaylara ve
çocuğa rol model olabilecek ünlü ve başarılı kişilerle yapılan söyleşi ve röportajlara yer
vermesi ile okurlarına eğlenceli şekilde edebiyatı sevdirmektedir.
Çalışmada, 2011 yılında yayımlanmış çocuk dergilerinden beş adedinin ilk iki sayıları
incelemeye tabi tutulacaktır. Bu dergiler: TRT Çocuk, Türkiye Çocuk, Diyanet Çocuk, Gonca
ve Birdirbir adlı dergilerdir.

�1.2. Edebi Tür Kavramı
Edebiyat sahasında ortaya konan eserlerin ortak yönleri, özellikleri göz önünde
bulundurularak yapılan sınıflandırma sonucu ortaya çıkan neviler olarak adlandırılabilen tür
kavramı, diğer bir ifadeyle, edebiyat ürünlerinin belli özellikleri dikkate alınarak yapılan
tasnifler sonucu ortaya çıkan yazı/metin çeşitleri olarak da düşünülebilir. (Karataş, 2005:
489).
Edebi türler, değişmeyen yazı kalıpları değildir. Toplumda zamanla meydana gelen
değişmeler edebiyata da yansır. Edebi türler de değişen zamanın ihtiyaçlarına cevap verecek
nitelikte ve çeşitlilikte değişime uğrar (Aytaş, 2006).
Çocuk okurlar, hikâyedeki model bir tipten, gezi yazılarındaki doğal güzelliklerin
cazibesinden; hayatın gerçekliğini yansıtan bir anıdan, şiirdeki duygu yoğunluğundan
etkilenebilir, bunların birinde kendini bulabilir (Çeçen ve Çiftçi, 2007). Çocuk dergileri,
çocukların bu türleri tanıması ve hepsinin zevkine varması için uygun yayınlardır.
1.3. Ġncelemeye Konu Olan Yayınlar
Bu başlık altında araştırmaya konu olan 5 adet çocuk dergisi hakkında kısa bilgiler
verilecektir. Yayıma başlangıç tarihleri, ortaya çıkış amaçları, hedef kitlesi gibi konulara
değinilecektir.
1.3.1. Türkiye Çocuk
15 Kasım 1981 yılında yayım hayatına haftalık sayılarla başlayan ve Şaban Cibir tarafından
yazı işleri müdürlüğü yürütülen dergi, 1999 yılından itibaren aylık olarak çıkmaya başlamış
ve yazı işleri müdürlüğü bu tarihten itibaren M. Sırrı Arvas’a geçmiştir (Kırış, 2007:48). Ocak
2011 sayısı derginin çıkardığı 1008. sayıdır.
Derginin internet adresinde derginin ortaya çıkış amacı ile ilgili bazı bilgiler verilmektedir. Bu
amaçlar şu başlıklar altında toplanabilir: ideal çocuk yayıncılığı yaparak çocukların
eğitimlerine katkıda bulunmak, çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak, sosyal ve kültürel
alanlarda çocukların gelişmesini sağlamak, bilgiyi eğlenceye dönüştürerek vermek,
çocuklarımızı milli ve manevi değerlerimize uygun şekilde yetiştirmek.
1.3.2. Gonca

�Gonca dergisi 2002 Mayıs ayında okurlarıyla buluşmuştur. Yazı işleri müdürlüğünü Eyüp
Özdemir yürütmektedir. Ocak 2011’de derginin ulaştığı toplam sayı 105 olmuştur. Derginin
çıkarılma amacı ve yayın çizgisiyle ilgili derginin 2008 yılındaki yazı işleri müdürü Murat
Kaya’nın yazısından (Kaya 2008) faydalanmak mümkündür:
a. Gonca dergisinde yayımlanan yazıların milli ve manevi değerlere uygun bir
çizgide olması.
b. Yayınlanan yazıların okurların yaş grubuna uygun olması.
c. Yazılarda herhangi bir ırk, din, mezhep ayrımı yapılmaması.
d. Verilen örneklerin motive edici olması; olumsuz, ümitsizliğe sevk eden
örnekler seçilmemesi.
e. Türkçenin düzgün kullanımını teşvik etmesi ve bu konuda iyi örnekler vermesi.
f. Yayımlanan metinlerin dil zevki kazandıracak yazılar olması.
1.3.3. TRT Çocuk
İncelenen diğer dergilere göre TRT Çocuk dergisinin mazisi oldukça yenidir. İlk sayısını
Kasım 2010’da çıkaran dergi, TRT Çocuk kanalının yaygınlaşması ve ilgi görmesinin
ardından yayın hayatına atılmıştır. Dergi sayfalarında kanalla paralellik gösterecek şekilde
kanalın yayın akışı hakkında okurları bilgilendirmeyi amaçlayan bölümler vardır. Kaliteli bir
baskıya ve geniş bir hacme sahip olan derginin arkasında TRT gibi köklü bir kurumun olması
derginin niteliğini arttıran hususlardandır. Yazı işleri müdürlüğünü Ammar Gündüz
yürütmektedir. Ocak 2011 sayısı ile dergi 4. sayısını çıkarmıştır.
1.3.4. Diyanet Çocuk
Diyanet Çocuk Dergisi T. C. Başbakanlığına bağlı Diyanet İşleri Başkanlığınca yayımlanan
süreli bir yayındır. Dergi aylık olarak çıkmaktadır. Uzun bir geçmişe sahip olan derginin Yazı
İşleri Müdürlüğünü Abdülbaki İşcan yürütmektedir. Dergi hedef kitle olarak 7-14 yaş
aralığını belirlemiştir (Demiryürek, 2009:38). Bu dergi 1979’dan günümüze aralıksız olarak
yayımlanmaya devam etmektedir. Bu istikrarın arkasında güçlü kurumsal desteğin önemli
payı vardır. Ocak 2011 sayısı ile dergi 366 sayıya ulaşmıştır.

1.3.5. Birdirbir

�Birdirbir,

künyesinde

kendisini

eğlenceli

din

eğitimi

ve

kültürü

dergisi

olarak

tanımlamaktadır. Ancak gerek derginin içeriği, gerekse hitap ettiği yaş grubu dikkate
alındığında, bu dergiyi çocuk dergisi olarak nitelemek yanlış olmayacaktır. Derginin
düzenlediği bir yarışmaya katılım şartı olarak 11 ila 15 yaş aralığında olmayı şart koşması,
derginin hedef kitlesi hakkında bir ipucu olarak düşünülebilir. Derginin editörlüğünü Hatice
Işılak yapmaktadır. Ocak 2011 sayısı ile dergi toplam 50 sayıya ulaşmıştır.
1.4. Amaç
Bu çalışmanın amacı 2011 yılında yayımlanan beş adet çocuk dergisinin ilk iki sayılarında yer
alan edebi türleri tespit etmek ve bu edebi türlerin niteliklerini araştırmaktır. Ayrıca dergide
yer alan bölüm ve yazılarda dil eğitimine katkı sunan metinler değerlendirilecektir.
2. YÖNTEM
Tarama modelinde betimsel bir yaklaşım benimsenerek gerçekleştirilen bu araştırmada
doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Tarama modelleri, geçmişte ya da halen var olan
bir durumu var olduğu şekliyle betimlemeyi amaçlayan araştırma yaklaşımlarıdır (Karasar
2009: 77). Araştırmaya konu olan olay, birey ya da nesne kendi koşulları içinde ve olduğu
gibi tanımlanmaya çalışılır. Çalışmaya konu olan dergi sayılarının tümü temin edilmiştir. Bu
dergiler taranarak dergi içeriğindeki türler bir tasnife tabi tutulmuştur. Bu çalışmada 2011
yılında yayın hayatını sürdüren beş dergi, betimsel analiz metoduyla incelenmiştir.
3. BULGULAR
3.1. Hikâye Türüne ĠliĢkin Bulgular
İncelenen dergilerde hikâye türünün diğer türlere göre fazla sayıda yer alması dikkat çekicidir.
Çocuk edebiyatı türleri arasında ilk sıralarda yer alan ve yaygın bir tür olan hikâyeye, Gonca,
Diyanet Çocuk ve Birdirbir dergilerinde rastlanmaktadır. TRT Çocuk ve Türkiye Çocuk
dergilerinde ise bağımsız olarak hikâye türüne ait metne rastlanmamıştır. Çizgi romanların
içindeki metinler hikâye olarak düşünülürse bu dergilerde de hikâye türünden bahsedilebilir.

NU.

Dergi Adı

Metin Adı

Yazar

Sayı ve Sayfa

1

Gonca

Soğuk Bir Kış Günü

Ayşe Güllüoğlu

Ocak 2011/6-7

2

Gonca

Babamın Elleri

Nesibe Şahin

Ocak 2011/16-17

3

Gonca

Ahmet’e Ders Oldu

Esma Su Uludağ

Ocak 2011/45

�4

Gonca

Şifre

Yakup Emre Özdemir

Şubat 2011/6-7

5

Gonca

Kardeş Bayramı

Zekiye Çoban

Şubat 2011/16-17

6

Gonca

Kabak Başıma Patladı

Halil Aslantaş

Şubat 2011/24-25

7

Gonca

Ayşe Öğretmen

Şevval Betül Koçak

Şubat 2011/53

8

Diyanet Çocuk

Dürüst İlker Her Şeyi Çözer

Hatice İpek

Ocak 2011/14-15

9

Diyanet Çocuk

Merve’nin Çalar saati

Zekiye Çoban

Ocak 2011/16-17

10

Diyanet Çocuk

Mis Kokulu Börekler

Hatice İpek

Şubat 2011/14-15

11

Diyanet Çocuk

Sevgi Elleri

Zekiye Çoban

Şubat 2011/16-17

12

Birdirbir

Hayta İle Cemşit-Sen mi Ben

Aslıhan Atik

Ocak 2011/6-9

Aslıhan Atik

Şubat 2011/6-7

mi?
13

Birdirbir

Hayta İle Cemşit Hasta mı
Yemek mi?

3.2. Masal Türüne ĠliĢkin Bulgular
İnsanlık tarihinde en büyük anlatım geleneğini oluşturan masallar, geçmişte atalarımızın
yaşadığı dünyanın hayal fotoğrafları gibidir (Şirin, 2007: 23). Dergilerin incelenen sayılarında
masal türüne ait altı örneğe rastlanılmıştır. Gonca ve Diyanet Çocuk dergilerinde yer alan
masal örnekleri başında tekerlemesi olan, klasik masala daha yakın duran metinlerdir. TRT
Çocuk ve Türkiye Çocuk dergisinde yer alan masallar ise başında tekerleme olmayan
metinlerdir. Türkiye Çocuk ve Diyanet Çocuk, bu türe ait metinlerin olduğu sayfaları
isimlendirirken bu sayfaların masala ait olduğunu vurgulamışlardır. Türkiye Çocuk “Masal”
başlığını kullanırken Diyanet Çocuk dergisi “Masal Bahçesi” ismini tercih etmiştir. Masal
örneklerinde konuşan hayvanlara ve bitkilere rastlanılmaktadır.
NU.

Dergi Adı

Metin Adı

Yazar

Sayı ve Sayfa

1

Gonca

Koca Bıyıklı Sarımsak

Orhan Bilir

Ocak 2011/20-21

2

TRT Çocuk

Bilge Kuş

Berna Kayra

Ocak 2011/22-23

3

Diyanet Çocuk

Haydi Besmele Çekelim

Suzan Çataloluk

Ocak 2011/36-37

4

Diyanet Çocuk

Güzel Dua Et Mavicik

Suzan Çataloluk

Şubat 2011/36-37

5

Türkiye Çocuk

Ormanın Mutsuz Kralı

T. Karabey

Ocak 2011/32-33

6

Türkiye Çocuk

Alın Teri

T. Karabey

Şubat 2011/32-33

3.3. Günlük Türüne ĠliĢkin Bulgular
Günlük, yazarının önemli gördüğü duygu, düşünce ve olayları, yazıldığı tarihi belirterek
kaleme aldığı yazı türüdür. Yardımcı ve Tuncer (2000)’e göre Türk edebiyatında çocukların

�düzeyine uygun günlük örnekleri yoktur. Çocuk okurlar büyükler için yazılan örneklerden
yararlanmaktadırlar. Çocuk dergilerinde yer alan günlük örnekleri bu açıdan önemli bir
boşluğu doldurmaktadırlar. İncelenen dergilerde “Zeynep’in Günlüğü”, “Bir Çocuğun
Günlüğü”, Zorbul Zehra’nın Günlüğü” gibi başlıklarla yer alan günlükler, çocukların
ağzından yazılmakta ve onların hayal âlemlerine uygun konular içermektedirler.
NU.

Dergi Adı

Metin Adı

Yazar

Sayı ve Sayfa

1

Gonca

Zeynep’in Günlüğü

İmzasız

Ocak 2011/14-15

2

Gonca

Zeynep’in Günlüğü

İmzasız

Şubat 2011/14-15

3

Diyanet Çocuk

Bir Çocuğun Günlüğü

Fatma Bayraktar Karahan

Ocak 2011/32-33

4

Diyanet Çocuk

Bir Çocuğun Günlüğü

Fatma Bayraktar Karahan

Şubat 2011/32-33

5

Birdirbir

Zorbul Zehra’nın Günlüğü-Sitare

Neriman Karatekin

Ocak 2011/32-33

3.4. Röportaj/SöyleĢi Türüne ĠliĢkin Bulgular
Bir yeri, bir sanat dalını yahut sanatçıyı araştırma, inceleme, gezip görme yoluyla tanıtan;
ayrıntılı bilgi veren yahut sorgulayan yazılara röportaj adı verilir (Aktaş ve Gündüz, 2005:
179). Dergi sayfalarında yer alan röportajlar, genellikle çocuklar tarafından sevilen şahıslarla
yapılmıştır. Özellikle futbol adamlarıyla yapılan röportajlar dikkat çekicidir.
NU.

Dergi Adı

Röportaj Yapılan

Meslek

Sayı ve Sayfa

1

Gonca

Selma Aliye Kavaf

Bakan

Şubat 2011/30-33

2

TRT Çocuk

Kutlukhan Perker

Çizer

Ocak 2011/16-18

3

TRT Çocuk

Beyazıt Öztürk

Televizyoncu

Ocak 2011/16-18

4

Türkiye Çocuk

Emre Belözoğlu

Futbolcu

Ocak 2011/12-13

5

Türkiye Çocuk

Şenol Güneş

Teknik Direktör

Şubat 2011/22-23

3.5. ġiir Türüne ĠliĢkin Bulgular
Azlığı göze çarpan bir tür de şiirdir. Şiir, dergi sayfalarında az yer bulmasına rağmen, çocuk
okurlar kendileri için ayrılan sayfalara şiir göndermekten geri durmamışlardır.
NU.

Dergi Adı

ġiir Adı

Yazar

Sayı ve Sayfa

1

Gonca

Ninem

Emrah Bilge Merdivan

Ocak 2011/24-25

2

Gonca

Zaman

Necip Fazıl Kısakürek

Ocak 2011/60

3

Gonca

İstanbul Oldum

Yusuf Dursun

Şubat 2011/20-21

4

TRT Çocuk

Kış Ağacı

İbrahim Demirci

Ocak 2011/51

�5

Diyanet Çocuk

Kur’an’ın Anahtarı Besmele

Mustafa Oğuz

Ocak 2011/50

6

Diyanet Çocuk

Dut Ağacının Misafirleri

Esra Serdaroğlu

Şubat 2011/8-9

7

Diyanet Çocuk

Büyüyünce

Vural Kaya

Şubat 2011/50

8

Birdirbir

Mani

İmzasız

Ocak 2011/1

3.6. Biyografi Türün ĠliĢkin Bulgular
Özellikle hayale dayalı türlerden gerçekçi türlere geçişin gözlendiği yaşlarda çocuklar,
yaptıkları işlerle hatırlanan ve saygı duyulan kişilerin yaşam öykülerini merak ederler.
Çocukluktan yetişkinliğe geçişte kendilerine uygun modeller arayan çocuğun bu ihtiyacı
nitelikli ve seviyesine uygun biyografilerle doğru bir istikamette karşılanmış olacaktır
(Kıymaz, 2012: 421). Biyografi türüne sadece TRT Çocuk dergisinde rastlanmıştır.
Atatürk’ün çeşitli yönleriyle tanıtıldığı sabit bir bölüm halinde düşünülen sayfa, “Canım
Atam” başlığını taşımaktadır. Bu başlık altında Atatürk’ün hayatından ve çevresindeki
insanlardan çeşitli kesitler sunulmaktadır. Ocak sayısında Atatürk’ün okuduğu kitaplar konu
edilmiş ve okurlara şöyle seslenilmiştir: Kitap okumayı, okuduğu kitaplara notlar düşmeyi hiç
ihmal etmemiştir. Özellikle tarih, dil, coğrafya, askerlik, kültür, edebiyat konularında yüzlerce
kitap okumuştur. Okuduğu kitaplardan ve yazarlardan bazılarını sizler için araştırdık (TÇ,
4:53).
NU.

Dergi Adı

Tanıtılan KiĢi

Yazar

Sayı ve Sayfa

1

TRT Çocuk

Neyzen Tevfik

İmzasız

Ocak 2011/32-33

2

TRT Çocuk

Atatürk

İmzasız

Ocak 2011/53

3

TRT Çocuk

Barış Manço

İmzasız

Şubat 2011/51

4

TRT Çocuk

Atatürk

İmzasız

Şubat 2011/53

3.7. Diğer Türlere ĠliĢkin Bulgular
Gezi yazıları, mektuplar, fıkralar da dergilerde kendine yer bulmaktadır. İncelemeye konu
olan dergilerde bilgi verici yazıların çokluğu göze çarpmaktadır. Bunları gruplamak gerekirse;
hayvanları tanıtıcı yazılar, bitkileri tanıtıcı yazılar, teknolojik yenilikleri konu alan yazılar,
çeşitli konulara ait şaşırtıcı bilgiler veren yazılar, yemek tarifleri, oyuncak vs. yapımını konu
alan yazılar gibi gruplar ortaya çıkacaktır.
3.8. Dilsel Becerilere Katkı Sunan Sayfalar

�Hikâye türü ile ilgili, çocuk okurları yazmaya teşvik eden bir sayfaya Gonca dergisinde
rastlanmaktadır. “Hikâyemi Yazar mısınız?” adlı sayfada her ay bir resim yayımlanmakta ve
okuyuculardan resimle ilgili bir hikâye yazmaları istenmektedir. Geçen haftaki resimle ilgili
gönderilen hikâyelerde bir tanesi ise hemen yan taraftaki sayfada yazarının adı ile birlikte
yayımlanmaktadır. Gönderilen hikâyelerin hangi esaslara göre değerlendirildiğine dair bir
bilgi yoktur. Bu uygulamanın okuyucuları yazma konusunda cesaretlendirdiği ve onlara
yeteneklerini sunmak için bir fırsat sunduğu çok açıktır.
TRT Çocuk dergisinde, dil eğitimi açısından önemli bir sayfa göze çarpmaktadır. Sevimli
Sözlü Tarih adını taşıyan bu bölümde her hafta belirli bir söz ya da deyim ele alınmakta, bu
sözün/deyimin anlamı açıklandıktan sonra konuyu destekleyen resimler eşliğinde o
sözün/deyimin ortaya çıkış hikâyesi anlatılmaktadır. Bu şekilde bir yaklaşım ile kalıcılık
arttırılarak, okuyucuların kelime dağarcığı zenginleştirilecektir.
Diyanet Çocuk dergisinde “Dilli Düdük” başlığını taşıyan bir bölüm bulunmaktadır. Bu
bölümde bir sayfada atasözü diğer sayfada ise deyim açıklanmaktadır. Atasözü ile ilgili
bölümde önce atasözünün anlamı verilip, hangi durumlarda kullanıldığı açıklanmakta,
ardından da örnek bir hikâye ile konu pekiştirilmektedir. Deyim bölümünde ise uygun bir
hikâye ile deyimin kullanıldığı durumlar göz önüne serilmekte ve okuyucuya bu deyimin ne
anlama geldiği açıklanmaktadır.
Birdirbir dergisinde, o sayının teması ile ilgili kelime, deyim ve atasözleri göz önüne
serilmektedir. Örnek olarak ocak sayısında hırsızlığa yakın kavramlar, mini sözlük, hırsızlık
çeşitleri, deyimler sözlüğü, yakın anlamlı kelimeler, atalarımız ne demiş gibi başlıklar vardır.
Ayrıca aynı konu ile ilgili bir hadise de yer verilmiştir.

4. SONUÇ
Beş adet çocuk dergisinin ikişer sayısının inceleme konusu yapıldığı bu araştırmada, çocuk
dergilerinde edebi metinlerin karikatürlere, çizgi romanlara ve salt bilgi veren ansiklopedik

�metinlere oranla daha az yer tuttuğu görülmektedir. Kolaycı bir anlayışla sayfaları dolduran
karikatürler, genç okurlara edebi zevk vermekten uzaktır. Yine bu karikatürlerden hariç olmak
üzere, çeşitli çizgi dizi ve çizgi romanlar da karikatürlerden daha nitelikli olmakla birlikte
edebi açıdan sağlam metinlere sahip değildirler.
Birdirbir dergisinde tematik bir yaklaşım ilk bakışta dikkati çekmektedir. Belirlenen bir konu,
derginin tüm bölümlerinde işlenmiş ve bu açıdan bir bütünlük oluşturulmuştur. Edebi metinler
aracılığı ile de belirlenen mesajlar verilmiş; bu şekilde metinler birer araç olarak
kullanılmıştır. İncelenen ilk sayıdaki tema hırsızlıktır. İkinci sayıdaki tema ise hasta olmak
olarak belirlenmiştir. Söz konusu bu yaklaşım, verilmek istenen iletilerin derginin her
sayfasında kuvvetli bir şekilde tekrarlanmasının yanında okuyucularda bir bıkkınlık meydana
getirebilme riskini de beraberinde getirmektedir. Ayrıca ilk çocuk dergilerinden günümüze
uzana çizgide kendine sürekli yer bulan öğretici çaba, okurların metinden edebi zevk
almalarını da engelleyebilmektedir.
Araştırmaya konu olan dergiler herhangi bir ana derginin eki değildirler. Müstakil olarak
yayınlanmaktadırlar. Türkiye Çocuk İhlas Holding bünyesinde çıkarılan bir yayındır. Gonca
dergisi Işık Yayıncılık adı altında yayımlanmaktadır. TRT Çocuk ise adından da görüleceği
üzere TRT kurumunun bir yayınıdır. Yine Diyanet Çocuk dergisi de Diyanet İşleri Başkanlığı
bünyesinde yayın hayatına devam etmektedir. Çocuk dergilerinin ortaya çıkışından itibaren
temel bir sıkıntı olan devamlılık, bu dergiler için çok ciddi bir sorun olarak görülmemektedir.
Bu durumun sebebi olarak bu dergilerin arkasında olan güçlü kurumsal ve maddi destektir.
Edebi tür çeşitliliği bakımından ön plana çıkan dergi Gonca dergisidir. Bu dergide rastlanan
türler şunlardır: Hikâye, masal, şiir, günlük, röportaj ve fıkra. TRT Çocuk dergisinde rastlanan
türler şu şekildedir: Röportaj, masal, gezi yazısı, biyografi ve şiir. Diyanet Çocuk dergisinde
yer alan türler ise, mektup, hikâye, günlük, masal, şiir ve fıkradır. Edebi tür açısından diğer
dergilere kıyasla fakir kalan iki dergi Birdirbir ve Türkiye Çocuk dergileridir. Birdirbir’de
şiir, hikâye ve günlük türüne ait metinlere rastlanmaktadır. Türkiye Çocuk dergisinde ise
birbirini tekrar eden mizahi sayfaların çokluğu göze çarpmaktadır. Aynı şekilde reklam
sayfaları da çoktur. Bu dergide çizginin metinlere açık bir üstünlüğü vardır.
Sonuç olarak Türkçe eğitimin temel alanlarından okuma, yazma, konuşma ve dinleme
alanlarına ilişkin kazanımlara dergiler sayesinde ulaşmak mümkündür. Türkçe derslerinde
okutulan ders kitaplarındaki metinlerin tekdüzeliği ve güncellikten uzak oluşu, çocuk
okurların edebiyatı sevmelerinde istenilen verimi vermekten uzaktır. Türkiye’nin temel

�sıkıntılarından olan okur sayısının azlığı, küçük yaştaki okurların nitelikli metinlerle erken
yaşlarda karşılaşmaları ve bu metinlerden edebi zevk geliştirmeleri yoluyla azaltılabilir. Bu da
çocuk dergileri yoluyla gerçekleştirilebilir.

KAYNAKLAR
Aytaş, Gıyasettin (2006). Edebi Türlerden Yararlanma. Milli Eğitim, 169.
Balcı, Ahmet (2008). Çocuklara Rehber Dergisi. Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları.
Çeçen, M. A. ve Çiftçi, Ö. 2007. İlköğretim 6. Sınıf Türkçe Ders Kitaplarında Yer Alan
Metinlerin Tür ve Tema Açısından İncelenmesi. Milli Eğitim, 173.

Demiryürek, Gökçe (2007). Türkiye Çocuk, Diyanet Çocuk ve Ebe Sobe Çocuk Dergilerinin
Yapısal Özellikler Bakımından Değerlendirilmesi. Trabzon: Karadeniz Teknik
Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Enginün, İnci (1983). “Bir Çocuk Edebiyatçısı: Mehmed Şemsettin”. Yeni Türk Edebiyatı
Araştırmaları, İstanbul: Dergah Yayınları.
Karasar, Niyazi (2003). Bilimsel Araştırma Yöntemi. Ankara: Nobel Yayıncılık.
Karataş (2004). Edebiyat Terimleri Sözlüğü. İstanbul: Akçağ Yayınları
Kaya, Murat (2008). Bir Çocuk Dergisi Olarak Gonca. Türk Halkları Edebiyatı (II)
Beynelhalk Uşak Edebiyatı Kongresi, Bildiriler Kitabı 2. Cilt.
Kırış, Fatma (2007). Türkiye Çocuk ve Ebe Sobe Dergilerinin Edebiyat ve Eğitim Değerleri
Açısından İncelenmesi. Bolu: Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Sosyal Bilimler
Enstitüsü.

�Kıymaz, Mustafa Said (2010). Milli Hafıza Açısından Kahramanlık Hikâyeleri: İleri
Yavrutürk Dergisi Örneği. Adıyaman Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 4,
103-117
Kıymaz, Mustafa Said (2012) Değer Kazandırma Açısından Biyografiler: İleri Yavrutürk
Dergisi Örneği, Türkçenin Eğitimi Öğretimi Üzerine Çalışmalar, Ankara: Pegem
Akademi.
Kür, İsmet (1991). Türkiye’de Süreli Çocuk Yayınları. Ankara: Atatürk Kültür Dil ve Tarih
Yüksek Kurumu Atatürk Kültür Merkezi.
Okay, Cüneyd (1999). Eski Harfli Çocuk Dergileri. İstanbul: Kitabevi Yayınları.
Şirin, Mustafa Ruhi (2007). Masal Atlası. Ankara: Kök Yayıncılık.
Yardımcı, Mehmet, Hüseyin Tuncer (2000). Eğitim Fakülteleri İçin Çocuk Edebiyatı. Ürün
Yayınları.

ĠNCELENEN ÇOCUK DERGĠLERĠ
Birdirbir: Sayı: 50, Ocak 2011.
Birdirbir: Sayı: 51, Şubat 2011.
Diyanet Çocuk Dergisi: Sayı: 366, Ocak 2011.
Diyanet Çocuk Dergisi: Sayı: 367, Şubat 2011.
Gonca: Sayı: 105, Ocak 2011.
Gonca: Sayı: 106, Şubat 2011.
Türkiye Çocuk: Sayı: 1008, Ocak 2011.
Türkiye Çocuk: Sayı: 1009, Şubat 2011.
TRT Çocuk Dergisi: Sayı: 4, Ocak 2011.

�TRT Çocuk Dergisi: Sayı: 5, Şubat 2011.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11506">
                <text>2305</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11507">
                <text>SÜRELİ ÇOCUK YAYINLARINDA EDEBİ TÜRLERİN DAĞILIMI</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11508">
                <text>Mustafa Said,  KIYMAZ 
Çetin , YILDIZ 
Necati, KIYMAZ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11509">
                <text>Anahtar Kelimeler: Çocuk dergileri, edebi türler.  ÖZET  Türkiye’de modern anlamda çocuk edebiyatının gelişimi Tanzimat yılları ile başlamaktadır. Bu dönemde Batı kökenli birçok tür edebiyatımıza girmiş, sanatçılar bu yeni türleri gerek eski konularla gerekse yeni konularla birlikte kullanmışlardır. Tanzimat döneminde yaygınlık kazanan süreli yayınlar, özellikle yeni fikirlerin halka aktarılmasında önemli işlevler yüklenmişlerdir. Dünyada yayımlanan ilk çocuk dergisi olarak kabul edilen “Lilliputian Magazine” adlı dergi John Newbery tarafından 1751 yılında İngiltere’de çıkarılmıştır. Bizde ise ilk çocuk dergisi, aynı adla yayımlanan bir gazetenin eki olarak verilmeye başlanan “Mümeyyiz” adlı dergidir. 1869’da Sıtkı Bey tarafından çıkarılan bu dergi, didaktik yapısıyla ön plana çıkmaktadır. Yıllar içerisinde değişim gösteren Türk çocuk dergiciliği sosyal hadiselerden ayrı düşünülemez. Cumhuriyet’in ilanından sonra 1928’den itibaren yeni harflerle yayın hayatlarına devam eden bu dergiler, Cumhuriyet’in ilk yıllarında devrin öngördüğü çocuk modelinin yetiştirilmesi için araç işlevi görmüşlerdir. Yine tarihi süreç içerisinde yaşanan sosyal hadiselerin, demokratik düzene yapılan müdahalelerin yansımalarına dergilerde rastlamak mümkündür. Türkiye’nin Amerika ile ilişkilerini sıklaştırdığı 1950’li yıllardan itibaren Amerika’dan ithal çizgi romanlar çocuk dergilerinin sayfalarını doldurmuştur. 1970’li yılların sonlarında Kıbrıs sorunu ile yükselen milliyetçilik duyguları da devrin dergilerine etki etmiştir. Çalışmada, 2011 yılında yayımlanmış çocuk dergilerinden beş adedinin ilk iki sayıları incelemeye tabi tutulacaktır. Bu dergiler: TRT Çocuk, Türkiye Çocuk, Diyanet Çocuk, Gonca ve Birdirbir adlı dergilerdir. Tarama modelinde betimsel bir yaklaşım benimsenerek gerçekleştirilen bu araştırmada doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Tarama modelleri, geçmişte ya da halen var olan bir durumu var olduğu şekliyle betimlemeyi amaçlayan araştırma yaklaşımlarıdır. Araştırmaya konu olan olay, birey ya da nesne kendi koşulları içinde ve olduğu gibi tanımlanmaya çalışılır. Çalışmaya konu olan dergi sayılarının tümü temin edilmiştir. Bu dergiler taranarak dergi içeriğindeki türler bir tasnife tabi tutulmuştur. Bu çalışmada 2011 yılında yayın hayatını sürdüren beş dergi, betimsel analiz metoduyla incelemiştir.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11510">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11511">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11512">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11513">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1443" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1848">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/38772dc9be2c62c51abbe36e6e129ce1.docx</src>
        <authentication>edd5b15891a6785173ef062531a36e0f</authentication>
      </file>
      <file fileId="1849">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/7b73fee15f6902b83ab4e1821f015e42.pdf</src>
        <authentication>40f47ebe64f9bb289c4b56e3ab19194d</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="11524">
                    <text>MEMLÛK KIPÇAKÇASINDA HÂL EKLERİNİN KULLANIMI ÜZERİNE
Zeynep NEGİŞ
İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, İstanbul / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Hâl eki, memlûk kıpçakçası, yönelme hâli.
ÖZET
Hâl ekleri, eklendikleri kelimelerin diğer kelime ve kelime gruplarına anlamca
bağlanmalarını sağlayan çekim ekleridir. Hâl eklerinin belli işlevleri bulunmaktadır. Bu eklerin
bazı işlevleri benzer ya da aynı olabilmektedir. Hâl eklerinin benzer ya da aynı işlevde
kullanılmaları, fiillerin zaman içinde farklı çatı ve anlam özelliklerine sahip olmaları gibi
sebeplerle hâl eklerinin Eski Türkçe döneminden başlayarak çeşitli metinlerde birbirlerinin
yerlerine kullanıldıkları görülmektedir. Memlûk Kıpçakçası, tarihî Türk lehçelerinden
Kıpçakçanın Mısır ve çevresinde, Memlûk Devletinin hâkim olduğu coğrafyada kullanılmış olan
koludur. Memlûk Kıpçakçası ile atçılık, okçuluk, fıkıh gibi eserlerin yanında sözlük ve gramer
kitapları ile edebî eserler yazılmıştır. Bu eserlerde birbirinin yerine kullanılmış olan çok sayıda
hâl eki olduğu görülmektedir. Bu bildiride Memlûk Kıpçakçasında birbirlerinin yerlerine
kullanılan hâl eklerinin işlevleri ve bu eklerin söz dizimindeki rolleri incelenmiştir.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
      <file fileId="1850">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/29149929169bfcffd9ea7acfdfc70383.docx</src>
        <authentication>e639ca67cf2d7b9f320da3c85c40f96c</authentication>
      </file>
      <file fileId="1851">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/63fd8bf3f6ac5e8bc27a36572b6f904d.pdf</src>
        <authentication>c2ea82be337b7154ad4279b51840dd15</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="11525">
                    <text>MEMLÛK KIPÇAKÇASINDA HÂL EKLERİNİN KULLANIMI ÜZERİNE
Zeynep NEGİŞ1
Özet
Hâl ekleri, eklendikleri kelimelerin diğer kelime ve kelime gruplarına anlamca
bağlanmalarını sağlayan çekim ekleridir. Hâl eklerinin belli işlevleri bulunmaktadır. Bu
eklerin bazı işlevleri benzer ya da aynı olabilmektedir.
Hâl eklerinin benzer ya da aynı işlevde kullanılmaları, fiillerin zaman içinde farklı çatı ve
anlam özelliklerine sahip olmaları gibi sebeplerle hâl eklerinin Eski Türkçe döneminden
başlayarak çeşitli metinlerde birbirlerinin yerlerine kullanıldıkları görülmektedir.
Memlûk Kıpçakçası, tarihî Türk lehçelerinden Kıpçakçanın Mısır ve çevresinde, Memlûk
Devletinin hâkim olduğu coğrafyada kullanılmış olan koludur. Memlûk Kıpçakçası ile atçılık,
okçuluk, fıkıh gibi eserlerin yanında sözlük ve gramer kitapları ile edebî eserler yazılmıştır.
Bu eserlerde birbirinin yerine kullanılmış olan çok sayıda hâl eki olduğu görülmektedir.
Bu bildiride Memlûk Kıpçakçasında birbirlerinin yerlerine kullanılan hâl eklerinin işlevleri ve
bu eklerin söz dizimindeki rolleri incelenecektir.
Anahtar Kelimeler: hâl eki, memlûk kıpçakçası, yönelme hâli
Abstract
Case ending is a inflectional affix that connects words with other words or word
groups by meaning. Every case ending has certain functions. Some of these functions can be
similar or same.
Due to usage of case endings in same or similar functions and verbs possessing different
semantic and voice proporties through history, we see that starting from Old Turkic, case
endings have been used interchangeably in various texts.
Mamluk-Kipchak language is a branch of Kipchak language that spoken in Mamluk Sultanate
lands which consists Egypt and surrounding areas.
There are various books writen in Mamluk-Kipchak language about horse breeading, archery,
fiqh, gramer etc. In these texts we can see lots of interchangeable case endings.
This paper studies functions of interchangeable case endings in Mamluk-Kipchak language
and their roles in syntax.
Key Words: case ending, mamluk-kipchak language, dative

1

Okt. Zenica Üniversitesi, Felsefe Fakültesi, Türk dili ve Edebiyatı Bölümü, zeynepnegis@outlook.com

�Giriş
Orta Türkçenin kuzeybatı kanadını teşkil eden Kıpçakça, Kuman ve Kıpçakların
kullandıkları dilin adıdır. Kumanlar ve Kıpçaklar iki ayrı Türk boyu iken zamanla birbirleriyle
kaynaşmış, dilleri tamamen birleşmiştir. Diğer Türk boylarına nazaran daha açık renk saçlı ve
renkli gözlü olmaları sebebiyle Batı kaynaklarında Kıpçaklar için sarı ve solgun anlamına
gelen Koman, Kuman, Kun gibi adlar kullanılmıştır. İslam dünyası, Moğol ve Çin
kaynaklarında ise Kıpçak, Kıfşak ve Kıbçak olarak geçmektedir. (Argunşah, 2011:213)
Kumanlar ve Kıpçaklar VIII. yüzyılda Göktürk İmparatorluğu‟na bağlı olarak
yaşamaktaydılar. IX ve XI. yüzyıllar arasında gerçekleşen göçler sırasında, batıya doğru
ilerleyen Kumanlar ve Kıpçakların bir kısmı, Karadeniz‟in kuzeyindeki geniş bozkırlara
yerleşmiş, bir kısmı ise Doğu Avrupa‟ya kadar ilerlemiştir. Doğu Avrupa‟ya ilerleyenler,
bulundukları bölgelerdeki Peçenek ve Oğuzlarla kaynaşmışlardır (İA,1997:491).
Karadeniz‟in kuzeyindeki bozkırlara yerleşenler, bölgedeki coğrafi ve ekonomik
sıkıntılardan dolayı, çocuklarını köle olarak Mısır, Suriye, Irak topraklarındaki nüfuzlu ve
zengin ailelerin yanına vermek zorunda kalmışlardır. Köle olarak gönderilen bu çocuklar,
ilerleyen dönemlerde Memlûk devlet yönetiminde ve orduda önemli görevler almaya
başlamışlar, zamanla devlete hakim olmuşlardır. Hatta Memlûk Devleti‟nin ilk hükümdarı
Aybek, Türkmen asıllıdır. İşte Memlûk Devleti içinde yaşayan Kıpçakların kullanmış
oldukları dile Memlûk Kıpçakçası adı verilmektedir.
Kıpçakların Memlûk Devleti içinde hâkim unsur hâline gelmeleri, Memlûk
Kıpçakçasına olan ilgiyi artırmış; aynı coğrafyada yaşayan diğer milletlerin bu dili
öğrenebilmeleri için çok sayıda gramer kitabı yazılmıştır. Gramer kitaplarının yanı sıra atçılık,
okçuluk, fıkıh gibi farklı konularda da çok sayıda eser, Memlûk Kıpçakçasına tercüme
yoluyla kazandırılmıştır.
Memlûk Kıpçakçasının kullanıldığı coğrafyada Kıpçak ve Oğuzların bir arada yaşamış
olmaları, dillerinin karışarak karma bir dilin gelişmesine yol açmıştır.
Eckmann, Memlûk Kıpçakçasını şu şekilde tasnif etmektedir:
1. Asıl Memlûk Kıpçakası: Gülistân Tercümesi, İrşâdü‟l-Mülûk, Kitâb Baytaratü‟lVâzıh, Munyetü‟l-Guzat eserlerinin yazılmış olduğu bu devre Harezm Türkçesi ile
fonolojik ve morfolojik benzerlikler göstermektedir.
2. Oğuz – Kıpçak Diyalekti: Eckmann bu devreyi dildeki hâkim unsurlara göre iki alt
gruba ayırmaktadır. Hûlasa (İstanbul Yazması) ve Kitâbü‟l-Hayl‟ın yazıldığı
diyalektte Kıpçak unsurları hâkimken Kitâb fî‟l-Fıkh bi-Lisâni‟t-Türkî, Hulâsa

�(Paris Yazması), Kitâb-ı Mukaddime-i Ebu‟l-Leysi‟s-Semerkandî eserlerinde ise
Osmanlı unsurlarının hâkim olduğu görülmektedir.
3. Osmanlı Türkçesi: Kayıtbay, Muhammed b. Kayıtbay ve Kansu Gavrî‟nin
şiirlerinin ait olduğu devre.
Görüldüğü gibi bu dille yazılmış olan eserlerin dil özellikleri oldukça çeşitlilik
göstermektedir. Bazen aynı eserde, hatta bir eserin aynı sayfasında bir ekin, birden fazla
yazımına rastlanmaktadır. Örneğin çıkma hâli ekinin hem +dAn hem de +dIn şekli mevcuttur.
Ayrıca Memlûk Kıpçakçasında çekim eklerinin, özellikle de hâl eklerinin zaman zaman kendi
işlevleri dışında kullanıldığı görülmektedir.
Hâl ekleri, eklendikleri isimleri cümlenin diğer unsurlarına bağlama görevindedir.
Dolayısıyla kelimeler art arda diziliyken onların anlamlı bir bütün hâline gelmesini sağlayan
eklerdir. Bu sebeple tarihî Türk lehçelerindeki hâl eklerinin işlevlerinin ve fonksiyon
değişikliklerinin tespit edilmesi, metinlerin daha iyi anlaşılması bakımından önemlidir.
Bu çalışmada da Memlûk Kıpçakçasında farklı işlevlerde kullanılan hâl ekleri
üzerinde durulmuştur.
1. Yalın Hâlin Diğer Hâl Ekleri İşlevlerinde Kullanılması
Memlûk Kıpçakçasında yalın hâlde kullanılan kimi kelimelerin, Türkiye Türkçesinde
çeşitli hâl ekleriyle kullanıldığı görülmektedir.
1.1. Yalın Hâlin Yönelme Hâli İşlevinde Kullanılması
Memlûk Kıpçakçasında yalın hâlin yönelme hâli işlevinde kullanılmasına başlafiilinde rastlanmaktadır. Clauson, başla- fiilinin genellikle nesnesiz kullanıldığını
belirtmiştir (EDPT, 1972:381). Ancak Memlûk Kıpçakçasında başla- fiilinin hem
yönelme hâli eki almış isimlerle hem de yalın hâldeki isimlerle kullanılmış olduğu
görülmektedir. Türkçenin çeşitli dönemlerinde oḫşa- fiili de başla- fiili gibi yönelme
hâli eki ile ya da yön eki ile birlikte kullanılmıştır. Hûlasa‟da bu fiilin yalın hâldeki
bir isim ile kullanıldığı da görülmüştür.
ol meclis-de bir cāhil big nasihat başladı. (GT 30a, 13)
O mecliste cahil bir bey nasihat etmeye başladı.
ḳaçan söz başlasa ṣuḥbet-de bir ir kitürme ortaġa söz anda zinhār. (GT 109a, 4)
Mecliste bir kişi söze başladığı zaman onun sözünü asla bölme.

�ikki cahil ḳaçan uruş başlar... (GT 108a, 11)
Ne zaman iki cahil kavga etmeye başlarsa...
dördünci oldur kim ol özi olturub atmaḳ oḫşar. (H 32a, 4)
Dördüncüsü oturarak atmaya benzer.
1.2. Yalın Hâlin Eşitlik Hâli İşlevinde Kullanılması
Türkiye Türkçesinde eşitlik hâli eki eklenerek zaman zarfı olarak kullanılan kimi
isimlerin Memlûk Kıpçakçasında yalın hâldeyken de zaman zarfı olarak kullanılmış
olduğunu görmekteyiz.
işitmese ḳulaḳ yıl-lar def ü nāy... (GT 106b, 5)
Yıllarca kulak tef ve ney (sesini) işitmese....
kilip ḳatına kiçeler kündüzler oturup laṭࣰfe-ler sözlep muvāneset ḳılur irdi-ler. (GT
35a, 12)
Huzuruna gelip gecelerce, gündüzlerce latifiler yapıp muhabbet etmeyi alışkanlık
haline getirmişlerdi.
şām zāhidlerinden bir zāhid ir taġ etekinde orman içinde aġaç yapraḳ-ların yip yıllar
✄ibādet ḳılur idi. (GT 69a, 8)
Şam zahitlerinden biri dağ eteğinde, orman içinde ağaç yapraklarını yiyerek yıllarca
ibadet etmişti.
2. Yönelme Hâli Ekinin Diğer Hâl Ekleri İşlevlerinde Kullanılması
Yönelme hâli ekinin Memlûk Kıpçakçası döneminde çıkma hâli eki, vasıta hâli, yükleme
hâli ve bulunma hâli ekleri fonksiyonlarında kullanıldığı görülmüştür.
2.1. Yönelme Hâli Ekinin Yükleme Hâli Eki İşlevinde Kullanılması
Tarihî metinlerde geçişli olan bazı fiillerin Memlûk Kıpçakçasında geçişsiz
örneklerine rastlanmaktadır. Ancak bu fiillerin büyük çoğunluğunun hem yükleme
hâli eki almış isimlerle hem de yönelme hâli eki almış isimlerle birlikte kullanıldığı
örnekler bulunmaktadır. Bu şekilde kurulmuş olan cümlelerde yönelme hâli ekinin

�yükleme hâli eki fonksiyonunda kullanıldığı ve yönelme hâli eki almış ismin yer
tamlayıcısı görevinde değil, belirli nesne görevinde kullanılmış olduğu görülmektedir.
eger bu ḳulun͡gnı öltürmege tilesen͡g şer✄ ta‟vࣰli bilen öltürgül. (GT 34b, 5)
Eğer bu kulunu öldürmeyi dilersen şeriata uyarak öldür.
eger mübārek ḫāṭırı tiler bolsa bu yanı kilmege kön͡glündeki murādınça ✄izzet tapḳay.
(GT 35b, 11)
Mübarek hatırı bu tarafa gelmeyi dilerse gölündeki muradı kadar hürmet bulacak.
tilesen͡g tutmaġa ay şāh iḳlࣰm çerigin͡gden dirࣰġ itme derāhim. (GT 23a, 4)
Ey şah, memlekete sahip olmayı istiyorsan askerinden parayı esirgeme.
eger ol senin͡g bu ḥamle-lerin͡ge ögrense anın͡g üzere bir ta ḳı ḥamle ḳılġıl. (MG 41a,
6)
Eğer o, senin bu hamlelerini öğrenirse onun üzerine bir kere daha hamle yap.
ḳaçan tile-sen͡g kim at üstünde ḳılıç çapmaġa ögren͡gey-sen. (MG 96a, 8)
Ne zaman istersen, at üstünde kılıç vurmayı öğreneceksin.
çapmaġa ögren͡gey. (MG 97a, 5)
Kılıç vurmayı öğreneceksin.
2.2. Yönelme Hâli Ekinin Bulunma Hâli Eki İşlevinde Kullanılması
Köktürkçeden beri yönelme hâli ekinin bulunma fonksiyonunda kullanıldığı
bilinmektedir. Memlûk Kıpçakçası döneminde de bu ekin, bulunma hâli eki yerine
kullanımına rastlanmıştır.
anı bilmek oldur kim ḳara palās üstine yöritgey sen. (KH 66a, 6)
Onu bilmek için kara kilim üstünde yürüteceksin.
ikip ẓulm urlıḳın ḫayr istegenler cehennem otına özin yaḳa-dur. (GT 19b, 13)
Zulüm tohumunu ekip hayır isteyenler cehennem ateşinde özlerini yakarlar.

�daġı baġrı miḥnet otına kebāb bolmuş. (GT 27b, 6)
Ve bağrı mihnet ateşinde yanmış.
ve daḫı, andan ṣon͡gra, üç ḳaşuḳ ḳamış gilini bir çöprek içinde yaġlayub, kāmiḫ
ṣuyına bir gün bir gece ıṣlamaḳ gerek. (H 95a, 9)
Ve ondan sonra üç kaşık kamış hamurunu bir tas içinde yağlayıp buğday suyunda bir
gün bir gece ıslatmak gerek.
2.3. Yönelme Hâli Ekinin Çıkma Hâli Eki İşlevinde Kullanılması
Yönelme ekinin çıkma hâli yerine kullanılışının ilk örneklerine Eski Türkçe devrinde
rastlandığı bilinmektedir. Memlûk Kıpçakçasında da yaygın olmamakla birlikte
yönelme hâli ekinin çıkma hâli fonksiyonunda kullanıldığı görülmektedir.
ḫôca bu söznin͡g cevābına ḳorḳup turuḳtı. (GT 36a, 1)
Hoca bu sözün cevabından korktuğu için duraksadı.
2.4. Yönelme Hâli Ekinin İlgi Hâli Eki İşlevinde Kullanılması
Aşağıdaki cümlede āyatġa kelimesinde ilgi hâli eki yerine yönelme hâli ekinin
kullanılmış olduğu görülmektedir. Ancak bu ekin yanlışlıkla ya da Türkçe hâl
eklerinin işlevleri dikkate alınmadan, çevrilen kelimenin birebir karşılığına uygun
olarak yazılmış olması muhtemeldir.
bu āyatġa ma✄nāsı taḳı fāyidesi: ādām ✄āṣı̄ boldı ten͡gri‟ge. (İMS 70a, 1)
Bu ayetin anlamı ve faydası şudur: insan Allah‟a isyan etti.
2.5. Yönelme Hâli Ekinin Vasıta Hâli Eki İşlevinde Kullanılması
Kemal Eraslan, Eski Türkçede yönelme hâli ekinin birlikte, beraber olma, bir şeyle
meşgul olma ifadelerini taşıdığını belirmektedir. (Eraslan, 2000:73) Bilindiği gibi
Türkiye Türkçesinde bu ifade vasıta hâli eki ile karşılanmaktadır. Memlûk Kıpçakçası
döneminde ise Eski Türkçede olduğu gibi yönelme hâli ekinin yaygın olmamakla
birlikte eklendiği kelimeye beraberlik ifadesi kattığı görülmektedir.
saġ ilin͡g taḳı sün͡gü saġ butun͡g-nın͡g artında iyer ḳaşına berāber bolsun. (MG 28a, 3)
Sağ elin süngünün sağ budunun arkasında, eyer kaşıyla beraber ( aynı hizada) olsun.

�sün͡gü uçı sol üzen͡gü-ge berāber bolsun. (MG 28b, 6)
Süngünün ucu sol üzengiyle beraber (aynı hizada) olsun.
süleymānࣰ ḳılıç-nın͡g yen͡gisi firencࣰḳılıç-ġa oḫşaşur. (MG 90b, 6)
Süleymanî kılıcın yenisi firenci kılıçla benzeşir.
andan ṭā✄ata ve ✄ibādetġa meşgūl boldı. (H 6b, 9)
Ondan sonra ibadetle meşgul oldu.
ve daḫı, at mihmāzġa ögrenür bolsa, yaman bolur. (H 101a, 9)
Ve at, mahmuzla öğrenirse kötü olur.
kiçe kündüz sulṭān ḫıdmatına meşġūl-men. (GT 41a, 2)
Gece gündüz sultanın hizmetiyle meşgulüm.
taḳı bir müddet bigler tapu-ġındın ili tigdükçe ol kitāb-ge meşġūl boldı. (MG 5a, 5)
Ve bir müddet beylerin hizmetinden vakit buldukça o kitapla meşgul oldu.
sözleşti man͡ga. (İMS 39a, 5)
Benimle sohbet etti.
hࣰçkimersege sözleşmedi. (İMS 51b, 2)
Kimseyle sohbet etmedi.

3. Yükleme Hâli Ekinin Diğer Hâl Ekleri İşlevlerinde Kullanılması
Yükleme hâli ekinin Memlûk Kıpçakçasında farklı hâl eki fonksiyonlarında kullanıldığı
görülmektedir.
3.1. Yükleme Hâli Ekinin Yönelme Hâli Eki İşlevinde Kullanılması
Türkçede geçişsiz fiillerle kurulan cümlelerde yükleme hâlinde kelimeler bulunmaz.
Türkçenin farklı dönemlerinde geçişsiz olan bazı fiillerin, yaygın olmamakla birlikte
Memlûk Kıpçakçasında yükleme hâli eki almış isimlerle birlikte kullanıldığı

�görülmektedir. Örneğin baḳ- fiili Eski Türkçeden beri geçişsizdir ancak Memlûk
Kıpçakçasında belirli nesne aldığı örneklere rastlanmıştır.
Ayrıca Memlûk Kıpçakçasında yükleme hâli ekinin eklendiği kimi isimlere -e doğru
anlamı kattığı görülmektedir. Bu dönem eserlerinde yükleme hâli eki almış kimi
kelimeler, cümlelerde belirli nesne görevinde değil, yer tamlayıcısı görevinde yer
almaktadır.
bu ḥayvān-ları baḳup yaḫşı-sını yamanını bildürdi. (BV 2a, 2
Bu hayvanlara bakarak iyisini kötüsünü bildirdi.
ve eger iki elini çökse yāḫūd bir eli üstine ṭurup birin bükse yāḫūd iki çigni birisini
bükse ol at hecࣰn durur. (BV 48a, 7
İki ayağının üzerine çökerse veya bir ayağının üstünde durup birini bükerse veya iki
omzundan birini bükerse o at hecindir.
ve daḫı adını nüş-āb didi. (H 8b, 5)
Ve adına nüş-āb, dedi.
aşaġa ḳal✄a tüpindeki kişilerni atġay-sen. (MG 102b, 1)
Aşağıya, kale dibindeki kişilere atacaksın.
ve daḫı, ibrāhīm oġlı ismāīl gişilerni anın͡g birle atardı. (H 9b, 3)
Ve İbrahim oğlu İsmail insanlara onunla atardı.
ve daḫı, iki elini iki çıyġanaḳnı götürgey. (H 21b, 2)
Ve iki elini iki kola götürecek.
eger atnı kiçilikden ögretmeseñ, ri„āyet idüb tīmārlamasañ, yaramaz bolur. (H 97b,6)
Eğer ata küçükten öğretmezsen, gözetip tımarlamazsan, yaramaz olur.
kündüzni kiçe dise melik sen aytḳıl. (GT 42a, 10)
Hükümdar gündüze gece, dese sen şöyle söyle.

�eger mübārek ḫāṭırı tiler bolsa bu yanı kilmege kön͡glündeki murādınça

✄izzet

tapḳay. (GT 35b, 11)
Mübarek hatırı bu tarafa gelmeyi dilerse gölündeki muradı kadar hürmet bulacak.
küç bile bir ḳarınçanı bassan͡g bil ki ḥāli ni bolġay ol ḳında. (GT 34a, 4)
Bir karıncaya tüm gücünle basarsan o eziyetli hâlinin ne olacağını bil.
3.2. Yükleme Hâli Ekinin İlgi Hâli Eki İşlevinde Kullanılması
Leyla Karahan Köktürk, Uygur ve kısmen de Karahanlı Türkçesinde “üçün, teg, birle,
üze” çekim edatları ile birleşen şahıs ve işaret zamirlerinin ilgi hâli eki değil, yükleme
hâli eki taşıdığını ve Harezm-Kıpçak, Çağatay ve Anadolu sahasında değişerek bazı
istisnalar dışında yerini ilgi eki hâline bıraktığını belirtmiştir (Karahan, 1999:606).
Memlûk Kıpçakçasında yalnızca bir cümlede “birle” edatının yükleme eki ile
bağlandığı görülmüştür.
ḳaçan atsa, şehādet barmaḳnı birle berk dutġay. (H 59a, 9)
Her ne zaman atsa, işaret parmağı ile sağlam tutacak.
Leyla Karahan bu iki ek arasındaki ilişkinin zamirlerle sınırlı kalmadığını, Çağatay
Türkçesinde isim tamlamalarında yükleme hâli ekinin ilgi eki görevinde
kullanıldığını

belirtmektedir

(Karahan,

1999:

607).

Bu

duruma

Memlûk

Kıpçakçasında bir cümlede rastlanmıştır.
ve birisi daḫı, yaynı ḳabżası yincge bolmaḳdan bolur. (H 52b, 8)
Ve biri, yayının kabzasının ince olmasından olur.
4. Bulunma Hâli Ekinin Diğer Hâl Ekleri İşlevlerinde Kullanılması
Bulunma hâli eki, yer bildirmesi nedeniyle Eski Türkçe döneminden beri zaman zaman
yönelme hâli ekinin yerine kullanılmıştır. Çıkma hâli eki teşekkül etmeden önce bu ek,
hem bulunma hem çıkma anlamı ihtiva etmekteydi. Çıkma hâlinin müstakil bir ek olarak
ortaya çıkıp yaygınlık kazanmasının diğer hâl eklerine nazaran yeni olması sebebiyle,
bulunma hâli ekinin çıkma hâli işlevinde kullanıldığı örnekler Türkçenin çeşitli
dönemlerinde karşımıza çıkmaktadır. Memlûk Kıpçakçası döneminde de yaygın

�olmamakla birlikte, bulunma hâli ekinin çıkma hâli ekinin işlevinde kullanıldığı tespit
edilmiştir.
4.1. Bulunma Hâli Ekinin Yönelme Hâli Eki İşlevinde Kullanılması
Bulunma hâli ile yönelme hâli eklerinin ikisinin de yer belirtme anlamı taşımaları
nedeniyle Türkçenin çeşitli dönemlerinde birbirlerinin yerine kullanılmış olduklarını
görmekteyiz. Memlûk Kıpçakçasında da çeşitli metinlerde yer alan kimi bulunma hâli
eki almış isimlerin yüklemin yerini değil yönünü belirttiği; bu sebeple de ekin
yönelme hâli eki fonksiyonunda kullanılmış olduğu görülmektedir.
eger tilesen͡g tonın͡g-nın͡g baṭānesinde ilgik tügme tikgil. (MG 26b, 3)
İstersen kıyafetinin karnına düğme dik.
anı kesip mād[d]esin kesip çıḳarıp daḫı [derisini] üstinde çekip baġlasa ḫōş bolur.
(KH 80a, 2)
Yarasını keserek çıkarıp daha sonra derisini üstüne çekip bağlasa iyi olur.
velīkin, orta barmaḳlu, ḳabżanın͡g taşını barmaḳlarının͡g orta boġunında ḳoyġay. (H
17b, 2)
Ama parmakları orta boy olan kişi, kabzanın dışını parmaklarının orta boğumuna
koyacak.
ve daḫı, yaynın͡g art ḳabżasını barmaḳlarnın͡g orta boġunında ḳoyġay, aşaġa boġundan
yoḳaru. (H 37b, 5)
Ve yayın kabzasının arkasını parmaklarının, aşağı boğumundan yukarıya, orta
boğumuna koyacak.
oḳ atġanda ol sekiz yirde düşer. (H 44a, 8)
Ok attığı zaman o ok sekiz yere düşer.
ve daḫı, tili aşaġasında baḳıb görmek gerek. (H 82b, 1)
Ve dilinin altına bakmak gerek.
yazıldı levḥ-i maḥfūẓda mü‟min turur tip. (İMS 70a, 6)

�levḥ-i maḥfūẓa mümindir, diye yazıldı.
tiz şikel ḳoyub daḫı tübresine ṭaşlar ḳoyub daḫı ḳuyruġında aṣıb ḳoymaḳ gerek, iki
sā✄at. (H 100a, 9)
Çabucak köstek takıp torbasına taşlar koyup iki saat kuyruğuna asmak gerek.
4.2. Bulunma Hâli Ekinin Çıkma Hâli Eki İşlevinde Kullanılması
Eski Türkçe döneminden başlayarak tarihî Türk lehçelerinde bulunma hâli ekinin
çıkma hâli eki işlevinde kullanılmış olduğu pek çok örneğe rastlanmaktadır.2 Memlûk
Kıpçakçasında da ekin çıkma hâli işlevinde kullanıldığı çeşitli örnekler mevcuttur.
ḳılıç-nın͡g türlüglerinde iskisin iḫtiyār ḳılıp kötürgey-sen. (MG 85a, 4)
Kılıç çeşitlerinden eskisini seçip götüreceksin.
ammā, ol şaḳ kim, baş barmaḳnın͡g āḫir boġunında yarılur. (H 57a, 7)
Ama şak baş parmağın son boğumundan yarılmasıdır.
ḳaysı at yanında baġlansa erçel bolur. (H 81a, 7)
Hangi at yandan bağlansa huysuz olur.
4.3. Bulunma Hâli Ekinin Vasıta Hâli Eki İşlevinde Kullanılması
Bulunma hâli ekinin vasıta hâli eki yerine kullanıldığı örnekler şunlardır:
anun͡g içün kim, düşmen anı a⊷suzda urur . (H 12b, 6)
Bu sebeple düşman onu ansızın vurur.
an͡gsızda çıḳtı. (GT 67b, 1)
Ansızın çıktı.

2

Bu konuyla ilgili olarak Muharrem Ergin Türk dilbilgisi kitabında “Eski Türkçede uzaklaşma ifadesi için bazen “+ta/+te,
+da/+de” ekleri kullanılmıştır. Fakat bu ablatif eki olmayıp, lokatif ekinin ablatif fonksiyonu için kullanılmasından başka bir
şey değildir. Lokatif ekinin uzaklaşma fonksiyonunun Eski Anadolu Türkçesinde de bazı misalleri ile karşılaşırız; nire-de
(bidün), günler-de (bir gün) gibi. Onun için lokatif eki ile ablatif eki birbirine karıştırılmamalı ve eskiden iki çeşit ablatif eki
olduğu sanılmamalıdır.” bilgisini vermektedir.

�5. Çıkma Hâli Eki
Yönelme, bulunma ve çıkma hâllerinin yer ve yön bildirme işlevlerine sahip olmaları Türk
dilinin tarihi boyunca bu üç ekin birbirlerinin yerine kullanılmalarına sebep olmuştur.
Memlûk Kıpçakçasında da çıkma hâli ekinin yönelme ve bulunma hâli eklerinin yerine
kullanıldığı örnekler oldukça fazladır. Ayrıca bu dönem metinlerinde çıkma hâli ekinin
ilgi, vasıta ve yükleme eki görevlerinde kullanıldığı da görülmektedir.
5.1. Çıkma Hâli Ekinin Yönelme Hâli İşlevinde Kullanılması
Çıkma hâli ekinin yönelme hâli yerine kullanıldığı örnekler şunlardır:
toydum ḳur‟en oḳımaḳdan. (İMS 8a, 2)
Kur‟an okumaya doydum.
toydum namāz ḳılmaḳdan. (İMS 8a, 2)
Namaz kılmaya doydum.
5.2. Çıkma Hâli Ekinin Yükleme Hâli İşlevinde Kullanılması
Memlûk Kıpçakçasında çıkma hâli ekinin yükleme hâli işlevinde kullanıldığı tespit
edilmiştir.
ve daḫı yigirmi-den aşsa ādemün͡g elli-sinden aşmış gibi bolur . (KH 76b, 9)
Ve eğer yirmi (yaşını) geçse insanın elli (yaşını) aşmış gibi olur.
ve daḫı, andan aşsa, otuz iki yaşına dek varur bolur. (H 82b, 8)
Ve eğer onu geçse otuz yaşına dek yaşar.
5.3. Çıkma Hâli Ekinin Bulunma Hâli Eki İşlevinde Kullanılması
Memlûk Kıpçakçasında çıkma hâli ekinin bulunma hâli işlevinde kullanıldığı pek çok
örnek bulunmaktadır.
ilin͡g yügen üstindin bolġay. (MG 21a, 5)
Elin dizginin üstünde olacak.

�daḫı ferke ḳılġanda kiriş üzere oḳnı atar vaḳtde şehādet barmaḳnı, orta barmaḳnı, baş
barmaḳnı bir kezden açġay; ferke ḳılġay. (H 38b, 9)
Kiriş üzerindeki ok, işaret parmağı, orta parmağı ve baş parmağı bir seferde açıp
bırakarak ferke kılınır.
bu ḥarࣰf yumşaḳ töşekinden issi kül üstünde ḳaldı. (GT 38a, 6)
Bu adam yumuşak döşeğinde, sıcak kül üstünde kaldı.
5.4. Çıkma Hâli Ekinin İlgi Hâli İşlevinde Kullanılması
Memlûk Kıpçakçasında çıkma hâli ekinin bir cümlede ilgi hâli işlevinde kullanıldığı
görülmüştür.
ya✄nī, cılaḳ barmaḳnı daḫı etsiz barmaḳnı daḫı orta barmaḳnı iki elinden ḳatı berk
yumġay, oḳ atar vaḳtde. (H 21a, 9)
Yani ok atarken iki elinin serçe parmağını yüzük parmağını ve orta parmağını sımsıkı
kapayacak.

5.5. Çıkma Hâli Ekinin Vasıta Hâli İşlevinde Kullanılması
Çıkma hâli ekinin bir örnekte vasıta hâli işlevinde kullanıldığı görülmüştür.
kim kim ayıtsa: āb-dast almaḳ revā bolur turġan az sufdan, namāz ḳılmaḳ anın͡g
artında revā bolmas (İMS 64b, 5)
Durgun suyla abdest almak reva olur diyen kişinin arkasında namaz kılmak reva
olmaz.
6. İlgi Hâli Ekinin Diğer Hâl Ekleri İşlevinde Kullanılması
İlgi hâlinin Memlûk Kıpçakçası döneminde kendi işlevi dışında yalnızca yükleme hâli eki
yerine kullanılmış olduğu tespit edilmiştir.
6.1. İlgi Hâli Ekinin Yükleme Hâli Eki İşlevinde Kullanılması
Leyla Karahan, bazen nesneyi ve isim tamlamasında tamlayıcıyı belirli hâle
getirebilecek herhangi bir unsurun, yükleme ve ilgi hâli eklerine duyulan ihtiyacı

�ortadan kaldırabileceğini belirtmiştir (Karahan, 1999: 609). Memlûk Kıpçakçasında
bu durumun örneklerine çok sık rastlanmaktadır.
atın͡g-ġa ökçen͡g birle işāret ḳılıp igilip ilin͡g tipretmek birle çıḳmaġıl. (MG 12a, 3)
Atına ökçenle işaret edip eğilip elini hareket ettirerek çıkma.
mun-tig işlerde közün͡g açġay-sen. (MG 77a, 5)
Bunun gibi işlerde gözünü açacaksın.
yine iki gözi ḳarası ḳatı ḳara olġay. (BV 19a, 6)
İki gözünün karası simsiyah olacak.
ve daḫı burnı delügi üstinde degirmice nişānesi bolsa, ḳutlu bolur. (KH 78b, 3)
Ve eğer burnunun deliğinin üstünde yuvarlakça nişanesi olursa kutlu olur.

ay faḳࣰr etekin͡g açḳıl. (GT 21a, 4)
Ey fakir eteğini aç.
Ve daḫı, ön ayaḳnın͡g baş barmaḳnın͡g nişānġa ḳarşu ḳılġay. (H 29b, 6)
Ve sağ ayağının baş parmağını hedefe doğru tutacak.
7. Eşitlik Hâli Ekinin Diğer Hâl Ekleri İşlevinde Kullanılması
Eşitlik hâli eki, Memlûk Kıpçakçasında yönelme hâli işlevinde kullanılmıştır.
7.1. Eşitlik Hâli Ekinin Yönelme Hâli İşlevinde Kullanılması
anın͡g miḳdārı bolur elig min͡g yılça bu yıldan. (İMS 62a, 2)
Onun miktarı bu yıldan elli bin yıla kadardır.

SONUÇ
Memlûk Kıpçakçasında hâl eklerinin kendi işlevleri dışında kullanımına dair pek çok örnek
bulunmaktadır.

�1. Yalın, yükleme, bulunma ve çıkma ve eşitlik hâli ekleri, yönelme hâli eki görevinde
kullanılmıştır.
2. Yönelme, çıkma ve ilgi hâli ekleri, yükleme hâli eki görevinde kullanılmıştır.
3. Yönelme ve çıkma hâli ekleri, bulunma hâli eki görevinde kullanılmıştır.
4. Yönelme ve bulunma hâli ekleri, çıkma hâli eki görevinde kullanılmıştır.
5. Yönelme, bulunma ve çıkma hâli ekleri, vasıta hâli eki görevinde kullanılmıştır.
6. Yalın hâl, eşitlik hâl eki görevinde kullanılmıştır.
KISALTMALAR
Argunşah

Karahanlıca, Harezmce, Kıpçakça Dersleri

BV

Baytaratü‟l-Vâzıh

Eraslan

Eski Türkçede Yönelme (Dativ) Hâli Ekinin Yapı, Fonksiyon ve
İfadeleri

GT

Gülistan Tercümesi

H

Hûlasa

İA

İslam Ansiklopedisi

İMS

İrşâdü‟l-Mülûk ve‟s-Selâtîn

Karahan

Yükleme ( accusative ) ve İlgi ( genitive ) Hâli Ekleri Üzerine
Bazı Düşünceler

KH

Kitâbü‟l-Hayl

MG

Munyetü‟l-Guzat

TDÜA

Türk Dili Üzerine Araştırmalar

KAYNAKÇA
Argunşah, Mustafa, Gülden Sağol Yüksekkaya, Özcan Tabaklar (2011), Karahanlıca,
Harezmce, Kıpçakça Dersleri, İstanbul, Kesit Yayınları.
Clauson, Sir Gerard (1972), An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century Turkish,
Oxford, Oxford University Press.
Delice, H. İbrahim (2003), Hulasa (Okçuluk ve Atçılık), İstanbul, Kitabevi Yayınları.
Eckmann J. (1996). Harezm, Kıpçak, Çağatay Türkçesi Üzerine Araştırmalar, (Haz. O. Fikri
Sertkaya), Ankara: TDK Yayınları.

�Eraslan, Kemal (2000), “Eski Türkçede Yönelme (Dativ) Hâli Ekinin Yapı, Fonksiyon ve
İfadeleri”, Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, C. 29, s. 67-76.
Ergin, Muharrem (2000), Türk Dil Bilgisi, İstanbul, Bayrak Basım / Yayım / Tanıtım.
Karahan, Leyla (1999), “Yükleme ( accusative ) ve İlgi ( genitive ) Hâli Ekleri Üzerine
Bazı Düşünceler” 3.Uluslararsı Türk Dili Kurultayı, Ankara, s. 605 – 611.
Karamanlıoğlu A.F. (1994). Kıpçak Türkçesi Grameri, Ankara, TDK Yayınları.
Karamanlıoğlu, A.F. (1989), Gülistan Tercümesi, Ankara, Türk Tarih Kurumu Basımevi.
Korkmaz, Zeynep (2003), Türkiye Türkçesi Grameri (Şekil Bilgisi), Ankara, Türk Dil
Kurumu Yayınları.
Korkmaz, Zeynep (2005), Türk Dili Üzerine Araştırmalar, Ankara, Türk Dil Kurumu
Yayınları.
Özgür, Can (2002), Kitâbü‟l-Hayl, İstanbul, Çantay Yayınları.
Özgür, Can (1988), Baytaratü‟l-Vażıḥ (Metin-İndeks), İstanbul Üniversitesi (Yayımlanmamış
yüksek lisans tezi).
Öztopçu Kurtuluş (2002). Kitâb Fî 'İlm An-Nuşşâb, İstanbul, Şafak Ofset.
Toparlı, Recep (1992), İrşâdü‟l-Mülûk ve‟s-Selâtîn, Ankara, Türk Dil Kurumu Yayınları.
Uğurlu, Mustafa (1987), Münyetü‟l-Ġuzāt, Ankara, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.
Yüce, Nuri, (1987), “Türk Dili ve Lehçeleri”, İslam Ansiklopedisi, C. 12/2, İstanbul.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11516">
                <text>2031</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11517">
                <text>MEMLÛK KIPÇAKÇASINDA HÂL EKLERİNİN KULLANIMI ÜZERİNE</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11518">
                <text>NEGİŞ, Zeynep</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11519">
                <text>Anahtar Kelimeler: Hâl eki, memlûk kıpçakçası, yönelme hâli. ÖZET  Hâl ekleri, eklendikleri kelimelerin diğer kelime ve kelime gruplarına anlamca bağlanmalarını sağlayan çekim ekleridir. Hâl eklerinin belli işlevleri bulunmaktadır. Bu eklerin bazı işlevleri benzer ya da aynı olabilmektedir. Hâl eklerinin benzer ya da aynı işlevde kullanılmaları, fiillerin zaman içinde farklı çatı ve anlam özelliklerine sahip olmaları gibi sebeplerle hâl eklerinin Eski Türkçe döneminden başlayarak çeşitli metinlerde birbirlerinin yerlerine kullanıldıkları görülmektedir. Memlûk Kıpçakçası, tarihî Türk lehçelerinden Kıpçakçanın Mısır ve çevresinde, Memlûk Devletinin hâkim olduğu coğrafyada kullanılmış olan koludur. Memlûk Kıpçakçası ile atçılık, okçuluk, fıkıh gibi eserlerin yanında sözlük ve gramer kitapları ile edebî eserler yazılmıştır. Bu eserlerde birbirinin yerine kullanılmış olan çok sayıda hâl eki olduğu görülmektedir. Bu bildiride Memlûk Kıpçakçasında birbirlerinin yerlerine kullanılan hâl eklerinin işlevleri ve bu eklerin söz dizimindeki rolleri incelenmiştir.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11520">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11521">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11522">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11523">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1444" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1852">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/912d895fbd63421c55f4af7330a551a5.docx</src>
        <authentication>a523d39e4b4f53e8ce5c7e5ab618541f</authentication>
      </file>
      <file fileId="1853">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/e1f415190a0eef43f8c58d40e09d3740.pdf</src>
        <authentication>12ddf0aad5849a9e11d05cde95151ba9</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="11534">
                    <text>AZERBAYCANIN ŞEKİ-ZAKATALA YÖRESİNİN TÜRK MENŞELİ
ETNOTOPONİMLERİ
Mehebbet PAŞAEVA
Azerbaycan Milli İlimler Akademisi, Arkeoloji ve Etnografi Enstitüsü, Bakü /Azerbaycan
Anahtar Kelimeler: Etnotoponim, Kabile, Halk, Tarih, Söykökü.
ÖZET
Insanların yerlesmiş olduklan en eski yerlerden biri de hiç süphe yok ki, Türk dünyasının
ayrılmaz bir parçasi olan Azerbeycandır. Azerbaycanda tarihin eski devirlerinden baslamış
günümüze kadar korunmuş Türk menşeli yer adları mevcuttur. Tarihi milattan öncelere ait bu
yer adları eski yazılı kaynaklar ve folktor arastrmalarında açık bir sekide ifade olunmuşdur.
Azerbaycan'ın tarihi geçmişi, cografi konumu ve halkların etnik menşeyi hakkrnda bilgi veren
yer adları (toponimler) zaman zaman parçalanarak bir birinden ayrı kalmış Türk dünyasının
büyük geçmisinin ögrenilmesi için degerli bir kaynaktır. Her bir yer adı ait olduğu halkın dili,
tarihi, etnoqrafiyası, dünya görüşleri, teşeklülû, etnogenetik yapısı, medeniyeti gibi özellikier
hakkında çokyönlü bilgi verir. Yer adları sadece belirli bir yerin adını bildirmekle yanısıra, o
yerlerde yaşayan halkın etnik yapısı gibi çeşitli özellikleri de bildirmektedir. Malumdur ki,
etnotoponimler halkın tarihini, etnogenezini, onun yayılma areallarını öğrenmek açısından son
derece büyük önem kesb edir. Etnotoponimlerin müeyyen qrupu halqın teşekkülünde hansı
kabile, tayfaların iştirak etdiyini, bu prosesin özünün ne zaman baş verdiyini
müeyyenleşdirmeye imkan verir ve halkın tarih boyu yaşadığı ve yayıldığı arazini
müeyyenleşdirmek için tutarlı kaynakdır. Azerbaycan türklerinin etnogenezinde bir çok kadim
türk kavimleri iştirak etmişler. Bu kavimlerin her biri Azerbaycann arazisindeki toponimlerde
adlarını koruya bilmişlerdir. Azebaycanın Şeki-Zakatala yöresi tarih boyunca birçok türk
kavimlerinin göç etdiyi arazilrden olmuştur. Bu kavimlerden Hun, Avar, Savir, Katak, Bulqar,
Hazar, Kıpçak, Tele, Muğal, Bucaq ve b. bölgenin etnotoponimlerinin formalaşmasında
mühüm rolu olmuşdur. Sunulan çalışmada Azerbaycan'nın zengin tarihe malik olan
arazilerinden Şeki-Zaqatala yöresindeki yer adları incelenmiştir. Şeki-Zakatala yöresi
Azerbaycan Türk köklerinin daha derin katlarını, ümumtürk tarihinin eski çağlarını
öyrenmek üçün misilsiz hazinedir. Makalede Azerbaycan'nın Şeki-Zaqatala yöresindeki
mevcut olan bazı yer adları ve bu yerlere adlarını vermiş eski Türk menşeli tayfalarla bağlı
bilgiler verilmiş, türk halklarının soy kökünde bulunan etnik tayfa ve kabile birlesmeleri ile
bağlı tahliller aparılmıştır. Yer adları ile ilgili yöre halkı arasında dolaşan efsane ve rivayetlerde
eski türk kültürünün izleri araştırılmış, zaman-zaman bu topraklara göç eden eski türk
tayfalarından söz edilmis, bazı yer adlarının menseyi hakkında bilgi verilmiştir.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11526">
                <text>1873</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11527">
                <text>AZERBAYCANIN ŞEKİ-ZAKATALA YÖRESİNİN TÜRK MENŞELİ ETNOTOPONİMLERİ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11528">
                <text>PASAEVA, Mehebbet</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11529">
                <text>Anahtar Kelimeler: Etnotoponim, Kabile, Halk, Tarih, Söykökü.  ÖZET  Insanların yerlesmiş olduklan en eski yerlerden biri de hiç süphe yok ki, Türk dünyasının ayrılmaz bir parçasi olan Azerbeycandır. Azerbaycanda tarihin eski devirlerinden baslamış günümüze kadar korunmuş Türk menşeli yer adları mevcuttur. Tarihi milattan öncelere ait bu yer adları eski yazılı kaynaklar ve folktor arastrmalarında açık bir sekide ifade olunmuşdur. Azerbaycan'ın tarihi geçmişi, cografi konumu ve halkların etnik menşeyi hakkrnda bilgi veren yer adları (toponimler) zaman zaman parçalanarak bir birinden ayrı kalmış Türk dünyasının büyük geçmisinin ögrenilmesi için degerli bir kaynaktır. Her bir yer adı ait olduğu halkın dili, tarihi, etnoqrafiyası, dünya görüşleri, teşeklülû, etnogenetik yapısı, medeniyeti gibi özellikier hakkında çokyönlü bilgi verir. Yer adları sadece belirli bir yerin adını bildirmekle yanısıra, o yerlerde yaşayan halkın etnik yapısı gibi çeşitli özellikleri de bildirmektedir. Malumdur ki, etnotoponimler halkın tarihini, etnogenezini, onun yayılma areallarını öğrenmek açısından son derece büyük önem kesb edir. Etnotoponimlerin müeyyen qrupu halqın teşekkülünde hansı kabile, tayfaların iştirak etdiyini, bu prosesin özünün ne zaman baş verdiyini müeyyenleşdirmeye imkan verir ve halkın tarih boyu yaşadığı ve yayıldığı arazini müeyyenleşdirmek için tutarlı kaynakdır. Azerbaycan türklerinin etnogenezinde bir çok kadim türk kavimleri iştirak etmişler. Bu kavimlerin her biri Azerbaycann arazisindeki toponimlerde adlarını koruya bilmişlerdir. Azebaycanın Şeki-Zakatala yöresi tarih boyunca birçok türk kavimlerinin göç etdiyi arazilrden olmuştur. Bu kavimlerden Hun, Avar, Savir, Katak, Bulqar, Hazar, Kıpçak, Tele, Muğal, Bucaq ve b. bölgenin etnotoponimlerinin formalaşmasında mühüm rolu olmuşdur. Sunulan çalışmada Azerbaycan'nın zengin tarihe malik olan arazilerinden Şeki-Zaqatala yöresindeki yer adları incelenmiştir. Şeki-Zakatala yöresi Azerbaycan Türk köklerinin daha derin katlarını, ümumtürk tarihinin eski çağlarını öyrenmek üçün misilsiz hazinedir. Makalede Azerbaycan'nın Şeki-Zaqatala yöresindeki mevcut olan bazı yer adları ve bu yerlere adlarını vermiş eski Türk menşeli tayfalarla bağlı bilgiler verilmiş, türk halklarının soy kökünde bulunan etnik tayfa ve kabile birlesmeleri ile bağlı tahliller aparılmıştır. Yer adları ile ilgili yöre halkı arasında dolaşan efsane ve rivayetlerde eski türk kültürünün izleri araştırılmış, zaman-zaman bu topraklara göç eden eski türk tayfalarından söz edilmis, bazı yer adlarının menseyi hakkında bilgi verilmiştir.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11530">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11531">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11532">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11533">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1445" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1854">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/eeb97bb2a09177e2a284fe08c32558ea.docx</src>
        <authentication>c7ec1ccd92853a939c71472feb86c402</authentication>
      </file>
      <file fileId="1855">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/0ac6f7db94c549c5080dcb8678517c0f.pdf</src>
        <authentication>acd7365685658dc4b9846712da2244de</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="11543">
                    <text>“ARZU-KAMBER” ÜZERİNE MUKAYESELİ BİR ARAŞTIRMA
Afaq RAMAZANOVA
Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi, Folklor Enstitutusu, “Klassik Folklor” Bölümü, Bakü /
Azerbaycan
Anahtar Kelimeler: “Arzu Kamber”, halk hikâyesi, aşk, ortak yapı, bayatı-mani
ÖZET
Türk epik geleneğinde kendine özgü yeri olan ve sevilen destanlardan biri “Arzu
Kamber”dir. Azerbaycan edebiyat bilimciliğinde “bayatılı destan” (manili destan) gibi sunulan
bu folklor metni diğer Türk halklarında “hikâye”, “masal”, “halk hikayesi” adı altında ele
alınmaktadır. İlginçtir ki, hacimce çok büyük olmayan bu destan hemen hemen bütün Oğuz
Türkleri - Azerbaycanlılar, Türkler, Gagavuzlar, Türkmenler, Kerkük Türkmanları, Nogaylar,
Kırım tatarları, aynı zamanda Urumlar ve diğer Türk milletleri arasında bugüne dek de
yaşamaktadır. Bizim tarafımızdan bu destanın Türk halkları arasından 40`dan fazla varyantı
derlenmiştir. “Arzu-Kamber”in kapsadığı coğrafi bölge de çok geniştir –Rumınya`dan Gagavuz
iline dek, Azerbaycan`dan Türkmenistan`a, Türkiye`den Güney Azerbaycan`a kadar uzanan
geniş bir arazide yayılmış bu destanın benzersizliği onun poetik metinlerinin genel Türk
folklorunun lirik türlerinden olan manilerden oluşmasıdır. “Arzu Kamber”in çeşitli
varyantlarında yer alan şiirler-bayatılar, maniler vs. genellikle ortak veya benzerdir. “Arzu
Kamber”in konusu bir aşk hikâyesidir. Bildiride “Arzu Kamber”le ilgili aşağıdaki hususlara
dikkat çekilmiştir: “Arzu-Kamber” masalının-destanının yayılma coğrafyası, “Arzu-Kamber”in
yayılmış ve yayımlanmış varyantlarının istatistiği, “Arzu-Kamber”in varyantlarının yapı
bakımından mukayesesi, ortak olan bir yapının tespiti.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11535">
                <text>2254</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11536">
                <text>“ARZU-KAMBER” ÜZERİNE MUKAYESELİ BİR ARAŞTIRMA</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11537">
                <text>RAMAZANOVA, Afaq</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11538">
                <text>Anahtar Kelimeler: “Arzu Kamber”, halk hikâyesi, aşk, ortak yapı, bayatı-mani  ÖZET  Türk epik geleneğinde kendine özgü yeri olan ve sevilen destanlardan biri “Arzu Kamber”dir. Azerbaycan edebiyat bilimciliğinde “bayatılı destan” (manili destan) gibi sunulan bu folklor metni diğer Türk halklarında “hikâye”, “masal”, “halk hikayesi” adı altında ele alınmaktadır. İlginçtir ki, hacimce çok büyük olmayan bu destan hemen hemen bütün Oğuz Türkleri - Azerbaycanlılar, Türkler, Gagavuzlar, Türkmenler, Kerkük Türkmanları, Nogaylar, Kırım tatarları, aynı zamanda Urumlar ve diğer Türk milletleri arasında bugüne dek de yaşamaktadır. Bizim tarafımızdan bu destanın Türk halkları arasından 40`dan fazla varyantı derlenmiştir. “Arzu-Kamber”in kapsadığı coğrafi bölge de çok geniştir –Rumınya`dan Gagavuz iline dek, Azerbaycan`dan Türkmenistan`a, Türkiye`den Güney Azerbaycan`a kadar uzanan geniş bir arazide yayılmış bu destanın benzersizliği onun poetik metinlerinin genel Türk folklorunun lirik türlerinden olan manilerden oluşmasıdır. “Arzu Kamber”in çeşitli varyantlarında yer alan şiirler-bayatılar, maniler vs. genellikle ortak veya benzerdir. “Arzu Kamber”in konusu bir aşk hikâyesidir. Bildiride “Arzu Kamber”le ilgili aşağıdaki hususlara dikkat çekilmiştir: “Arzu-Kamber” masalının-destanının yayılma coğrafyası, “Arzu-Kamber”in yayılmış ve yayımlanmış varyantlarının istatistiği, “Arzu-Kamber”in varyantlarının yapı bakımından mukayesesi, ortak olan bir yapının tespiti.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11539">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11540">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11541">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11542">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1446" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1856">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/c46552b26294b7bd35c3cfc46a2b785b.docx</src>
        <authentication>a6210fe00c909f02ff32c8bcc14212b5</authentication>
      </file>
      <file fileId="1857">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/574208082e874cc5c05b56c5745a783e.pdf</src>
        <authentication>c0382cae151c1e3912ff3eab354a479d</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="11552">
                    <text>MEMLUK KIPÇAK TÜRKÇESİ İLE YAZILMIŞ DİNİ ESERLERİ VE ÖZELLİKLERİ
Kurmangazi SADİKBEKOV
Süleyman Demirel Üniversitesi, Türkoloji, Almatı / Kazakistan
Anahtar Kelimeler: Memlük Türkçesi, Dini eserler, Kıpçakça.
ÖZET
Memlükler devrinden günümüze kadar ulaşan yazılı eserlerin büyük bir kısmını dini
konuları içeren eserler oluşturmaktadır. Çünkü Memlükler bir İslam devleti olduklarından birçok
dini ve dini çeviri eserler meydana getirmişlerdir. Memlük topraklarında yaşayan Kıpçaklar ve
onlardan olan sultanların hepsi ilk başta müslüman olmamıştır. Anadolu ve Orta Asya’dan gelen
müslüman Kıpçakların dışında, Deşt-i Kıpçak bozkırlarından Mısır’a akın eden şamanist ve yarı
şamanist Kıpçakların da olduğu ve bunların Mısır’da Kıpçak dili ve kültürünün, özellikle Bozkır
Kıpçaklarının kültür unsurlarının da yansımasına neden olduğu söylenmektedir. Önceleri bir köle
olarak gelip islam dinini kabul eden bunlardan kimileri Memlük devletine bağlı büyük şehirlerde
valilik yapmışlar ve hatta sultanlık derecesine kadar yükselenler olmuştur. Yani, Arapça
bilmeyen, gayr-ı müslim ülkelerden gelen Kıpçaklara islam dinini öğretme amacı Mısır’da
Arapça dini eserlerin Kıpçakçaya çokça çevrilmesine önemli etkisi olmuştur. Tarihi Türk
lehçeleriyle kaleme alınmış dini eserlerden sadece hristiyan dinini öğütleyen “Kodeks
Kumanikus” Kazakistan ve diğer BDB Türkologları tarafından detaylı olarak incelenmiştir. Türk
dili ve tarihi açısından bu eserin ne kadar kıymetli olduğunu tartışmıyoruz. Ancak Türk
kültürünün, Türk İslam Kültürünün temel kaynağı sayılan bu tür eserleri incelemek şöyle dursun,
Memlük Kıpçak eserleri hakkında zikredilen eserler arasında bunların adı bile geçmemektedir.
Dini eserlere ortak bir özellik olarak onların yazılış devri ile dil özelliklerini söyleyebiliriz. Bu
eserlerin büyük çoğunluğu Memlükler Devleti’nin son dönemlerinde kaleme alındıklarından,
bunlarda Osmanlıcanın etkisi açıkça görülmektedir. Dolaysıyla bu eserler dilini araştırmacılar
Oğuz-Kıpçak karışık dilli eserler olarak adlandırmaktadırlar. Makalemizde Kazakistan ve diğer
BDB ülkelerinde bilinmemekte olan Memlük Kıpçak Türkçesiyle yazılmış dini eserler hakkında
hakkında genel bilgiler verilmiş, onların dil özellikleri, yazılış amaç ve tarihleri, incelenme
seviyesi meselelerden söz edilmiştir.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11544">
                <text>2030</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11545">
                <text>MEMLUK KIPÇAK TÜRKÇESİ İLE YAZILMIŞ DİNİ ESERLERİ VE ÖZELLİKLERİ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11546">
                <text>SADİKBEKOV, Kurmangazi</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11547">
                <text>Anahtar Kelimeler: Memlük Türkçesi, Dini eserler, Kıpçakça. ÖZET  Memlükler devrinden günümüze kadar ulaşan yazılı eserlerin büyük bir kısmını dini konuları içeren eserler oluşturmaktadır. Çünkü Memlükler bir İslam devleti olduklarından birçok dini ve dini çeviri eserler meydana getirmişlerdir. Memlük topraklarında yaşayan Kıpçaklar ve onlardan olan sultanların hepsi ilk başta müslüman olmamıştır. Anadolu ve Orta Asya’dan gelen müslüman Kıpçakların dışında, Deşt-i Kıpçak bozkırlarından Mısır’a akın eden şamanist ve yarı şamanist Kıpçakların da olduğu ve bunların Mısır’da Kıpçak dili ve kültürünün, özellikle Bozkır Kıpçaklarının kültür unsurlarının da yansımasına neden olduğu söylenmektedir. Önceleri bir köle olarak gelip islam dinini kabul eden bunlardan kimileri Memlük devletine bağlı büyük şehirlerde valilik yapmışlar ve hatta sultanlık derecesine kadar yükselenler olmuştur. Yani, Arapça bilmeyen, gayr-ı müslim ülkelerden gelen Kıpçaklara islam dinini öğretme amacı Mısır’da Arapça dini eserlerin Kıpçakçaya çokça çevrilmesine önemli etkisi olmuştur. Tarihi Türk lehçeleriyle kaleme alınmış dini eserlerden sadece hristiyan dinini öğütleyen “Kodeks Kumanikus” Kazakistan ve diğer BDB Türkologları tarafından detaylı olarak incelenmiştir. Türk dili ve tarihi açısından bu eserin ne kadar kıymetli olduğunu tartışmıyoruz. Ancak Türk kültürünün, Türk İslam Kültürünün temel kaynağı sayılan bu tür eserleri incelemek şöyle dursun, Memlük Kıpçak eserleri hakkında zikredilen eserler arasında bunların adı bile geçmemektedir. Dini eserlere ortak bir özellik olarak onların yazılış devri ile dil özelliklerini söyleyebiliriz. Bu eserlerin büyük çoğunluğu Memlükler Devleti’nin son dönemlerinde kaleme alındıklarından, bunlarda Osmanlıcanın etkisi açıkça görülmektedir. Dolaysıyla bu eserler dilini araştırmacılar Oğuz-Kıpçak karışık dilli eserler olarak adlandırmaktadırlar. Makalemizde Kazakistan ve diğer BDB ülkelerinde bilinmemekte olan Memlük Kıpçak Türkçesiyle yazılmış dini eserler hakkında hakkında genel bilgiler verilmiş, onların dil özellikleri, yazılış amaç ve tarihleri, incelenme seviyesi meselelerden söz edilmiştir.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11548">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11549">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11550">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11551">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1447" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1858">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/8cacb25f86e8e691274e04a114558fd2.docx</src>
        <authentication>b855039767817fd37a77efdbbeefee85</authentication>
      </file>
      <file fileId="1859">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/3e71b01b03b7a5034b941800d757bed7.pdf</src>
        <authentication>88ae7ce9f4dcb9b6770abb5ae4809502</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="11561">
                    <text>MUSTAFA KUTLU’NUN “UZUN HİKÂYE” ADLI ESERİNDE TÜRKÇENİN SÖZ
VARLIĞI
Demet SANCI UZUN
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Türkçe Eğitimi Bölümü, Rize /
Türkiye
Anahtar Kelimeler: Söz varlığı, Türkçe, Uzun Hikâye, Mustafa Kutlu.
ÖZET
Mustafa Kutlu, son dönem Türk edebiyatının hikâyecilik alanında dikkat çeken
isimlerinden biridir. 2000 yılında yayımlanan “Uzun Hikâye” adlı eseri, yazarın yaşamından
izler taşıyan, otobiyografik bir eserdir. Yeryüzünün eski ve köklü dilleri arasında bulunan
Türkçe, son derece kıvrak ve zengin bir dildir. Bu kıvraklık ve zenginlik, dolayısıyla anlatım
olanağına yansımış, yüzyılların imbiğinden damıtılarak günümüze dek ulaşmıştır. Şairlerin ve
sanatçıların kılavuzluğunda gelişen Türkçe, onların katkılarıyla daha güçlü bir nitelik
kazanmıştır. Söz varlığı, bir dilin sadece sesleri, sözcükleri ve kalıp sözlerinin donmuş
şekillerinden ibaret olmayıp aynı zamanda bir toplumun maddi ve manevi yaşamını bütün
gerçekliğiyle ortaya koyan, canlı bir sistemdir. Bir dilin söz varlığı, Aksan’ın belirttiği gibi,
sözcüklerin yanı sıra deyim, ikileme, terim, atasözü, kalıp söz, çeviri söz gibi yapıları içeren
bütünün adıdır. Bu bağlamda söz varlığı, dilin tarihini ve kavram dünyasını aydınlatmakta;
yüzyıllar boyunca ortaya çıkan ses, biçim, söz dizimi ve anlam değişikliklerini yansıtmakta,
hangi diller arasında ne tür değişimlerin gerçekleştiğini göstermektedir. Bu çalışmada, Mustafa
Kutlu’nun “Uzun Hikâye” adlı eserinde Türkçenin söz varlığının nasıl kullanıldığı sorusunun
cevabı aranmıştır. Bu nedenle çalışma, betimsel niteliklidir. Nitel araştırma yöntemlerinden
doküman analizi ile gerçekleştirilmiştir.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11553">
                <text>2217</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11554">
                <text>MUSTAFA KUTLU’NUN “UZUN HİKÂYE” ADLI ESERİNDE TÜRKÇENİN SÖZ VARLIĞI</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11555">
                <text>SANCI UZUN, Demet </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11556">
                <text>Anahtar Kelimeler: Söz varlığı, Türkçe, Uzun Hikâye, Mustafa Kutlu.  ÖZET  Mustafa Kutlu, son dönem Türk edebiyatının hikâyecilik alanında dikkat çeken isimlerinden biridir. 2000 yılında yayımlanan “Uzun Hikâye” adlı eseri, yazarın yaşamından izler taşıyan, otobiyografik bir eserdir. Yeryüzünün eski ve köklü dilleri arasında bulunan Türkçe, son derece kıvrak ve zengin bir dildir. Bu kıvraklık ve zenginlik, dolayısıyla anlatım olanağına yansımış, yüzyılların imbiğinden damıtılarak günümüze dek ulaşmıştır. Şairlerin ve sanatçıların kılavuzluğunda gelişen Türkçe, onların katkılarıyla daha güçlü bir nitelik kazanmıştır. Söz varlığı, bir dilin sadece sesleri, sözcükleri ve kalıp sözlerinin donmuş şekillerinden ibaret olmayıp aynı zamanda bir toplumun maddi ve manevi yaşamını bütün gerçekliğiyle ortaya koyan, canlı bir sistemdir. Bir dilin söz varlığı, Aksan’ın belirttiği gibi, sözcüklerin yanı sıra deyim, ikileme, terim, atasözü, kalıp söz, çeviri söz gibi yapıları içeren bütünün adıdır. Bu bağlamda söz varlığı, dilin tarihini ve kavram dünyasını aydınlatmakta; yüzyıllar boyunca ortaya çıkan ses, biçim, söz dizimi ve anlam değişikliklerini yansıtmakta, hangi diller arasında ne tür değişimlerin gerçekleştiğini göstermektedir. Bu çalışmada, Mustafa Kutlu’nun “Uzun Hikâye” adlı eserinde Türkçenin söz varlığının nasıl kullanıldığı sorusunun cevabı aranmıştır. Bu nedenle çalışma, betimsel niteliklidir. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi ile gerçekleştirilmiştir.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11557">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11558">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11559">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11560">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
</itemContainer>
