<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<itemContainer xmlns="http://omeka.org/schemas/omeka-xml/v5" xmlns:xsi="http://www.w3.org/2001/XMLSchema-instance" xsi:schemaLocation="http://omeka.org/schemas/omeka-xml/v5 http://omeka.org/schemas/omeka-xml/v5/omeka-xml-5-0.xsd" uri="https://omeka.ibu.edu.ba/items/browse?output=omeka-xml&amp;page=123&amp;sort_field=Dublin+Core%2CTitle" accessDate="2026-06-16T04:39:40+01:00">
  <miscellaneousContainer>
    <pagination>
      <pageNumber>123</pageNumber>
      <perPage>10</perPage>
      <totalResults>3494</totalResults>
    </pagination>
  </miscellaneousContainer>
  <item itemId="1511" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="2041">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/ceb1eb343d4f537c0339b23d8e689f79.docx</src>
        <authentication>14220374690f1b8bc41f60b1bbed1693</authentication>
      </file>
      <file fileId="2042">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/f7ae4e1faffe84d5b573ae7e9167ef5e.pdf</src>
        <authentication>d3575b29ade2c1dfb89d0145287c7fe3</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="12165">
                    <text>FUZÛLÎ’NİN “YÂ RAB” REDİFLİ GAZELİNİN ŞERHİ VE YAPISALCILIK
AÇISINDAN İNCELENMESİ
Ali Rıza ÖZUYGUN – Lokman GÖZCÜ

International Burch University, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü, Saraybosna /
Bosna Hersek
Anahtar Kelimeler: Fuzûlî, klâsik şerh, yapısalcılık, klâsik Türk edebiyatı, gazel, Yâ rab.
ÖZET
Bu çalışmanın amacını, Fuzûlî’nin “Yâ Rab” redifli gazelinin klâsik şerhi yapıldıktan sonra
yapısalcılık açısından incelemesi oluşturmaktadır. Yapısalcılık, 20.yüzyıl ile beraber dilbilim
alanındaki gelişmelerle özellikle Saussure’ün katkılarıyla gün yüzüne çıkan ve modern tarzda
metin çözümleme yöntemi diyebileceğimiz bir dilbilim alanıdır. Klâsik Türk edebiyatında şiiri
oluşturan kelime-mana ilişkileri de yapısal olarak incelemeye uygun birer malzemedir. Bu açıdan
çalışmada, Fuzûlî’nin “Yâ Rab” redifli gazelinin yapısal açıdan taşıdığı özellikler, biçimle öz
arasında bulunan ilişkiler belirtilmiş; gazel şekil, anlam ve yapısalcılık açılarından incelenmiştir.
Sonuç olarak yapılan bu işlemlerle gazelin şekil, içerik, anlam ve sanatsal değeri ortaya
çıkarılmış ve estetik değeri saptanmıştır.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12157">
                <text>2218</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12158">
                <text>FUZÛLÎ’NİN “YÂ RAB” REDİFLİ GAZELİNİN ŞERHİ VE YAPISALCILIK AÇISINDAN İNCELENMESİ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12159">
                <text>ÖZUYGUN, Ali Rıza
GÖZCÜ, Lokman</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12160">
                <text>Anahtar Kelimeler: Fuzûlî, klâsik şerh, yapısalcılık, klâsik Türk edebiyatı, gazel, Yâ rab. ÖZET  Bu çalışmanın amacını, Fuzûlî’nin “Yâ Rab” redifli gazelinin klâsik şerhi yapıldıktan sonra yapısalcılık açısından incelemesi oluşturmaktadır. Yapısalcılık, 20.yüzyıl ile beraber dilbilim alanındaki gelişmelerle özellikle Saussure’ün katkılarıyla gün yüzüne çıkan ve modern tarzda metin çözümleme yöntemi diyebileceğimiz bir dilbilim alanıdır. Klâsik Türk edebiyatında şiiri oluşturan kelime-mana ilişkileri de yapısal olarak incelemeye uygun birer malzemedir. Bu açıdan çalışmada, Fuzûlî’nin “Yâ Rab” redifli gazelinin yapısal açıdan taşıdığı özellikler, biçimle öz arasında bulunan ilişkiler belirtilmiş; gazel şekil, anlam ve yapısalcılık açılarından incelenmiştir. Sonuç olarak yapılan bu işlemlerle gazelin şekil, içerik, anlam ve sanatsal değeri ortaya çıkarılmış ve estetik değeri saptanmıştır.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12161">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12162">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12163">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12164">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1507" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="2031">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/187b8800071e681d27bb384cd671766a.docx</src>
        <authentication>d718690c8e7dc542da3d896beb69f9fb</authentication>
      </file>
      <file fileId="2032">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/98130e8b7acdb0ef9ea894ba52df8c2d.pdf</src>
        <authentication>aaaa7db506904c09874e41f0744d69b1</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="12128">
                    <text>FUZULİ’NİN OLUP REDİFLİ GAZELİ İLE NECİP FAZIL’IN BEN BAŞLIKLI
ŞİİRİNDEKİ AŞIĞIN KARŞILAŞTIRILMASI
Ali Rıza ÖZUYGUN – Sevinç AKKAYA
International Burch University, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü, Saraybosna /
Bosna Hersek
Anahtar Kelimeler: Fuzuli, Necip Fazıl, Âşık.
ÖZET
İnsan eşref-i mahlukat, yaratılmışların en şereflisidir. Allah insanı yaratılanlar içerisinde
en üst mertebede yaratmakla birlikte insanı kainatın odak noktasına, merkezine yerleştirmiştir.
Her varlığın buluştuğu, birleştiği yer insanoğludur. Bu durum insanoğlunu, hakikate açılan en
güzel ayna haline getirmiştir. Hakikatin kelime anlamı, gerçeklik, asıl, öz demektir. Varlık
aleminde bilinen-bilinmeyen her şeyin aslı vardır. İnsanoğlu bu aslın her daim peşindedir ve bu
aslı bilmekle hakikatine erecektir. Şeyh Galip’e göre de insan, yaratılışın özünü ve hikmetini
bilmelidir. Eskiden hazinelerin viranelerde saklanmasına telmih yapan Şeyh Galip insanı bir
viraneye benzetmekte ve içindeki hazinelerin ortaya çıkartılması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu
çalışma ile Şeyh Galip’in kim olduğu ve Kendine bir hoşça bak; sen alemin özüsün; varlıkların
gözbebeği olan insansın bercestesi ile biten şiirini Şeyh Galip’in insana olan bakış açısıyla
incelemek amaçlanmıştır. Allah’ın aşık kulu olan insan da, yaratılışın özünü ve hikmetini
bilmelidir. Aşık için Fuzuli canını cananına sunmalıdır derken Necip Fazıl ise Seni aramam için
beni uzağa attın demektedir. Bu çalışma ile Necip Fazıl Kısakürek ve Fuzuli’nin aşık olan insana
olan bakış açısı değerlendirmeye çalışılmıştır.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12120">
                <text>2263</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12121">
                <text>FUZULİ’NİN OLUP REDİFLİ GAZELİ İLE NECİP FAZIL’IN BEN BAŞLIKLI ŞİİRİNDEKİ AŞIĞIN KARŞILAŞTIRILMASI</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12122">
                <text>ÖZUYGUN, Ali Rıza
AKKAYA, Sevinç</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12123">
                <text>Anahtar Kelimeler: Fuzuli, Necip Fazıl, Âşık. ÖZET  İnsan eşref-i mahlukat, yaratılmışların en şereflisidir. Allah insanı yaratılanlar içerisinde en üst mertebede yaratmakla birlikte insanı kainatın odak noktasına, merkezine yerleştirmiştir. Her varlığın buluştuğu, birleştiği yer insanoğludur. Bu durum insanoğlunu, hakikate açılan en güzel ayna haline getirmiştir. Hakikatin kelime anlamı, gerçeklik, asıl, öz demektir. Varlık aleminde bilinen-bilinmeyen her şeyin aslı vardır. İnsanoğlu bu aslın her daim peşindedir ve bu aslı bilmekle hakikatine erecektir. Şeyh Galip’e göre de insan, yaratılışın özünü ve hikmetini bilmelidir. Eskiden hazinelerin viranelerde saklanmasına telmih yapan Şeyh Galip insanı bir viraneye benzetmekte ve içindeki hazinelerin ortaya çıkartılması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu çalışma ile Şeyh Galip’in kim olduğu ve Kendine bir hoşça bak; sen alemin özüsün; varlıkların gözbebeği olan insansın bercestesi ile biten şiirini Şeyh Galip’in insana olan bakış açısıyla incelemek amaçlanmıştır. Allah’ın aşık kulu olan insan da, yaratılışın özünü ve hikmetini bilmelidir. Aşık için Fuzuli canını cananına sunmalıdır derken Necip Fazıl ise Seni aramam için beni uzağa attın demektedir. Bu çalışma ile Necip Fazıl Kısakürek ve Fuzuli’nin aşık olan insana olan bakış açısı değerlendirmeye çalışılmıştır.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12124">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12125">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12126">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="12127">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="1408" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1752">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/f66f03005f9c2d06a601b43b1e2cd33f.pdf</src>
        <authentication>b3279451fd7f61550f462dc8a905d715</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="11196">
                    <text>GAGAVUZ TÜRKÇESİNDE KORUNAN ESKİ OĞUZCA SÖZCÜKLER ÜZERİNE
Bülent HÜNERLİ
Kırklareli Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Kırklareli /
Türkiye
Anahtar Kelimeler: Eski Oğuz Türkçesi, Gagavuz Türkçesi, Eskicil Sözcükler.
ÖZET
Türkiye Türkçesine çok yakın; hatta Türkiye Türkçesinin bir ağzı gibi değerlendirilen
Gagavuz Türkçesi, Oğuz lehçeleri içinde yazı dilini en son oluşturan Türk lehçesidir. XX.
yüzyılın başında yazı dili haline gelen Gagavuz Türkçesinde; edebî eser zenginliği ve çeşitliliği,
diğer Türk lehçeleri ile kıyaslanamayacak kadar azdır. Var olanlar ise düzyazıdan daha çok şiir
türünde kaleme alınmıştır. Bu eserlerde kullanılan sözcüklere bakıldığında, Türkçe kökenli
sözcüklerin yanında önemli oranda alıntı sözcüklere de rastlanılmaktadır. Başta Batı dillerinden
Rusçadan, Rumenceden, Bulgarcadan ve Yunancadan Gagavuz Türkçesine çeşitli nedenlerle çok
sayıda sözcük geçmiştir. Çünkü Gagavuz Türklerinin yıllar boyu Slav ve Roman topluluklarıyla
bir arada yaşamaları ve Hristiyan (Ortodoks) dinine mensup olmaları, bu topluluğun dil ve kültür
yapılanmasında derin izler bırakmıştır. Hatta bu etki daha da ileri gitmiş; Gagavuz Türkçesinde
Türkçenin alışılagelmiş söz dizimi kuralları, Batı dillerinin etkisiyle oldukça farklılaşmıştır.
İkinci olarak bu sahada Osmanlı Türkçesi üzerinden Gagavuz Türkçesine geçen pek çok Arapça
ve Farsça sözcük de bulunmaktadır. Bunlara rağmen Gagavuz Türkçesinin sözcük kadrosunun
çoğunluğunu Türkçe kelimeler oluşturmaktadır. Türkçe sözcüklerin büyük bir kısmı, Türkiye
Türkçesinin yazı dilinde de görülen ve anlam itibarıyla Türkiye Türkçesinden hemen hemen hiç
farklılık göstermeyen sözcüklerdir. Az bir kısmı ise Eski Oğuz Türkçesindeki anlamını ve
biçimini koruyan sözcüklerdir. Gagavuz Türkçesinde korunan bu Eski Oğuz Türkçesine ait
sözcükler, Türkiye Türkçesi yazı dilinde ya hiç görülmemekte ya da yazı dilinde olmasına
rağmen kullanımı pek tercih edilmemektedir. Çalışmamızda Gagavuz Türkçesinde korunan bu
Eski Oğuz Türkçesine ait sözcükler üzerinde durulmuştur.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
      <file fileId="1753">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/d68e05823629ad2908dc42092b1d6905.docx</src>
        <authentication>ad940444aaab704e38d201bd0f7f093f</authentication>
      </file>
      <file fileId="1754">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/811b8b412cfa21969e71e3a4a7e2ec72.docx</src>
        <authentication>ad004c83d951be5d0df2a8a5a8cdf262</authentication>
      </file>
      <file fileId="1755">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/d6425f6ebec5d0b15543f1ae5e8cb692.pdf</src>
        <authentication>335fbeacf642bfbe8591ea5acfa5ca85</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="11197">
                    <text>GAGAVUZ TÜRKÇESĠNDE KORUNAN ESKĠ OĞUZCA SÖZCÜKLER ÜZERĠNE
Bülent HÜNERLİ
Özet
Türkiye Türkçesine çok yakın; hatta Türkiye Türkçesinin bir ağzı gibi değerlendirilen
Gagavuz Türkçesi, Oğuz lehçeleri içinde yazı dilini en son oluşturan Türk lehçesidir. XX.
yüzyılın başında yazı dili haline gelen Gagavuz Türkçesinde; edebî eser zenginliği ve
çeşitliliği, diğer Türk lehçeleri ile kıyaslanamayacak kadar azdır. Var olanlar ise düz yazıdan
daha çok şiir türünde kaleme alınmıştır. Bu eserlerde kullanılan sözcüklere bakıldığında,
Türkçe kökenli sözcüklerin yanında önemli oranda alıntı sözcüklere de rastlanılmaktadır.
Başta Batı dillerinden Rusçadan, Rumenceden, Bulgarcadan ve Yunancadan Gagavuz
Türkçesine çeşitli nedenlerle çok sayıda sözcük geçmiştir. Çünkü Gagavuz Türklerinin yıllar
boyu Slav ve Roman topluluklarıyla bir arada yaşamaları ve Hristiyan (Ortodoks) dinine
mensup olmaları, bu topluluğun dil ve kültür yapılanmasında derin izler bırakmıştır. Hatta bu
etki daha da ileri gitmiş; Gagavuz Türkçesinde Türkçenin alışılagelmiş söz dizimi kuralları,
Batı dillerinin etkisiyle oldukça farklılaşmıştır. İkinci olarak bu sahada Osmanlı Türkçesi
üzerinden Gagavuz Türkçesine geçen pek çok Arapça ve Farsça sözcük de bulunmaktadır.
Bunlara rağmen Gagavuz Türkçesinin sözcük kadrosunun çoğunluğunu Türkçe kelimeler
oluşturmaktadır. Türkçe sözcüklerin büyük bir kısmı, Türkiye Türkçesinin yazı dilinde de
görülen ve anlam itibarıyla Türkiye Türkçesinden hemen hemen hiç farklılık göstermeyen
sözcüklerdir. Az bir kısmı ise Eski Oğuz Türkçesindeki anlamını ve biçimini koruyan
sözcüklerdir. Gagavuz Türkçesinde korunan bu Eski Oğuz Türkçesine ait sözcükler, Türkiye
Türkçesi yazı dilinde ya hiç görülmemekte ya da yazı dilinde olmasına rağmen kullanımı pek
tercih edilmemektedir. Çalışmamızda Gagavuz Türkçesinde korunan bu Eski Oğuz
Türkçesine ait sözcükler üzerinde durulacaktır.
Anahtar Kelimeler: Eski Oğuz Türkçesi, Gagavuz Türkçesi, Eskicil Sözcükler.

ON OLD OGHUZ LANGUAGE WORDS THAT ARE PRESERVED IN GAGAUZ
TURKISH
Abstract
Gagauz Turkish, that is very close to Turkey Turkish, and also considered as an accent
of it, is a Turkish dialect which is the last written language among Oghuz dialects. Gagauz


Yrd. Doç. Dr., Kırklareli Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, hbulent80@gmail.com

�Turkish which became a written language form at the beginning of the 20th century, has a lot
fewer literature works and genres compared to other Turkish dialects. The existing ones are,
on the other hand, are written in forms of poems, rather than prose. In addition to Turkish
origin words, they have borrowed words in a big deal of numbers. It has borrowed many
words for a variety of reasons especially from Western languages such as Russian, Romanian,
Bulgarian and Greek. Because, Gagauz Turks have lived together with Slavic and Roman
societies and they were Christians (Orthodox). Therefore, they were influenced greatly by
these factors in forms of language and culture structuring. This influence has gone further, the
common syntactic rules of Turkey Turkish have been differenciated in Gagauz Turkish by the
influence of Western languages. Moreover, there have been many Arabic and Persian words
that were transferred to Gagauz Turkish by means of Ottoman Turkish. In spite of those
words, the majority of Gagauz Turkish word s are consisted of Turkish words. Many of the
Turkish words are the ones which also exist in Turkey Turkish written language and have
almost any differences with Turkey Turkish in meaning. A small number of them are word s
which preserve their meaning and structure of old Oghuz Turkish. Those Old Oghuz Turkish
words that are preserved in Gagauz Turkish are either not used in Turkey Turkish written
language, or although they exist in written language, they are not favoured at all. This study
will focus on those Old Oghuz Turkish words that are preserved in Gagauz Turkish.
Key Words: Old Oghuz Turkish, Gagauz Turkish, Archaic Words.

GiriĢ
Çağdaş Türk lehçeleri içinde konuşur sayısı bakımından en kalabalık grup olan Oğuz
grubu Türk lehçeleri, diğer lehçelere oranla daha köklü ve sistematik bir yazı dili geleneğine
sahiptir. Türkçenin lehçeleşmeye başladığı dönemlerde, Oğuz Türkleri kendi konuşma
dillerini (dialekt) temel alan yeni bir yazı diliyle ortaya çıkmıştır. Aslında bir döneme kadar
kullanılan müşterek yazı dili üzerinde, en az diğer lehçeler kadar Oğuzcanın da etkisi
bulunmaktadır (Korkmaz,1995:205-216; Gülsevin,1998:16-18). Hatta Alman Türkolog
Doerfer Orhun Yazıtları‟nın dilinin “En Eski Oğuzca”nın ürünü olarak değerlendirmektedir
(Aksan,2007:30). Tek yazı dili döneminin eseri olan “Divanu Lûgati't-Türk”te de bazı
sözcüklerin özellikle Oğuzca olarak işaretlendiği bilinmektedir. Tüm bunlara rağmen Oğuz
Türklerinin kendi yazı diliyle ortaya çıkması daha sonradır.
Süreç içerisinde “coğrafya değiştirme, toplumsal ve kültürel farklılaşma, canlı
ağızlara sahip olma, siyasi otorite, alfabe” gibi lehçeleşme şartlarını (Akar,2010:15-29)

�tamamlayan Oğuz Türkçesi yeni bir yazı diliyle (Eski Oğuz Türkçesi) ortaya çıkmıştır.
Devamında bu yazı diliyle kaleme alınmış çeşitli türlerde ve konularda eserler verilmeye
başlanmıştır. Klasik anlamda XIII-XV. yüzyılları kapsayan bu dönemin başlarında; ses, şekil
ve

kelime

kadrosu

özellikleri

itibarıyla

Eski

Doğu

Türkçesinin

izleri

oldukça

hissedilmekteydi. “Karışık dilli eserler” olarak da adlandırılan bu yapıtların devamında
karakteristik Oğuz Türkçesi (Batı Türkçesi) özellikleri süreç içerisinde oturmaya başlamıştır.
Buna paralel olarak da Oğuz Türkçesinin konuşma dilindeki sözcüklerin, yazı dilindeki
kullanımı artmıştır. Lehçeleşme sürecine bağlı olarak ortaya çıkan bu tarihî lehçenin yazı
dilindeki söz varlığı, iki unsur üzerinde şekillenmiştir. Bunlardan ilki Türk dilinin
lehçeleşmeye başlamadığı dönemlerden beri kullanılagelen sözcüklerdir. İkincisi ise
Oğuzcanın konuşma dilinde bulunan yeni sözcüklerin yazıya geçirilmesiyle oluşanlardır.
Aynı söz varlığını büyük oranda çağdaş Oğuz grubu Türk lehçelerinde de görmek
mümkündür. Bununla beraber küçük bir kısım söz varlığında, özellikle de Türkmen ve Azeri
Türkçelerinde Doğu Türkçesinin etkisi hissedilir. Buna rağmen bu lehçeler Oğuzca
karakterlidir. Yani Oğuzca unsurlar daha yoğunlukludur. Dolayısıyla Azeri ve Türkmen
Türkçesinde Eski Oğuzca eskicil sözcüklere ve eklere çokça tesadüf edilir. Çağdaş Oğuz
lehçelerinin en gelişmiş ve köklü yazı diline sahip olan Türkiye Türkçesinde de elbette Türkçe
asıllı kelimeler yoğunlukludur. Aynı şekilde bu unsurların önemli kısmı eskiden beri
kullanılagelmektedir.
Gerçekte ise her üç lehçenin ağzındaki sözcükler, hem oransal bakımdan hem de
eskicillik bakımından yazı dilinin üstündedir. Nitekim yazı diline göre daha muhafazakâr bir
yapısı olan ağızlarda bu durum rahatlıkla teşhis edilebilir. Özellikle Türkiye Türkçesi
ağızlarının söz varlığı üzerine yapılmış en kapsamlı çalışma olan “Derleme Sözlüğü”nde
bunu görmek mümkündür.
Gagavuz Türkçesinde ise durum biraz daha farklıdır. Türkmen, Azeri ve Türkiye
Türkçesi kadar köklü bir yazılı edebiyat geleneğine sahip olmayan Gagavuz Türkçesi, Oğuz
lehçeleri içinde yazı dilini en geç oluşturan lehçedir. Gagavuzların zengin bir sözlü edebiyat
geleneğinin olmasına rağmen (Argunşah,2007:89) yazılı edebiyat örnekleri çok sınırlıdır.
Çünkü bir döneme kadar idaresi altında yaşadıkları ülkenin dil ve alfabesini kullanan
Gagavuzlar, 1957 yılından itibaren Tanasoğlu ve Pokrovskaya‟nın gayretleriyle oluşturulan
29 harfli bir alfabeye sahip olmuşlardır. Dolayısıyla bu tarihten itibaren eserler verilmeye
başlanmıştır (Argunşah,2007:95). Bunun doğal bir sonucu da bir asır bile yazılı edebiyat
geleneğine sahip olmayan Gagavuzlarda, üretilen eserler sınırlı sayıda kalmıştır. 1993

�yılından itibaren ise Latin alfabesine geçen Gagavuzların tüm edebî ürünleri; bir roman, on
kadar hikâye ve kırka yakın şiirdir (Argunşah,2007:98).
Lehçe tasnifinde yönlere göre güneybatı grubunda; Türk kavim adlarına göre Oğuz
Türkçesi; fonetik kıstaslara göre dağlı grubunda yer alan Gagavuz Türkçesi ise Oğuz lehçeleri
içinde Türkiye Türkçesine en yakın lehçedir (Güngör-Argunşah,2002:60). Hatta Gagavuz
Türkçesi, çeşitli açılardan Slav ve Romen dillerinin etkisi altında kalmış olmasına rağmen
Türkiye Türkçesinin bir ağzı gibi -özellikle Türkiye Türkçesinin Rumeli ağızlarıdeğerlendirilir (Özkan,2002:252; Karpat,1996:291; Tekin-Ölmez,2003:160). Dolayısıyla
Gagavuz Türkçesinin yazı dilinin teşekkül ettiği saha olan Gagavuz Yeri‟ndeki dil
özellikleriyle beraber; ama bilhassa Gagavuzların bulunduğu diğer bölgelerdeki ağız
özellikleri, Türkiye Türkçesinin Rumeli ağızlarından hiçbir farklılık arz etmez. Rumeli
ağızları ve Gagavuz Türkçesi iç içe geçmiştir. Bu bağlamda Gagavuzların dili, özellikle de
Trakya bölgesinde konuşulan Gacal ağzıyla birebir paralellik gösterir (Özkan,2002:251) ki
Gacallarla Gagavuzlar arasında kuvvetli bir organik bağın varlığı söz konusudur. Nitekim
Gagavuz tarihçi Stefan Stefanoviç, Edirne‟ye bağlı köylerde çok sayıda Gagavuz‟un
yaşadığını belirtir ve bunların II. Balkan Savaşı döneminde geldiklerini ifade eder (Kalay,
1998:7). Neticede Türkiye Türkçesinin bir ağzı gibi değerlendirilen Gagavuz Türkçesi ile
Türkiye Türkçesi ağızları arasında –bilhassa Rumeli ağızları- pek çok açıdan ortaklık; bu
arada çokça eskicil unsur birlikteliği bulunmaktadır (Özkan, 2002:252; Karpat, 1996:291).
Bu dili konuşan Gagavuzlar sadece Moldova‟ya bağlı olan Gagavuz Yeri bölgesinde
değil, Kuzeydoğu Bulgaristan, Yunanistan’ın Keserya bölgesinde, Romanya’nın Dobruca
kısmında yaşamaktadırlar. Bir kısmı da göçlerle Kuzey Kafkasya ve Kazakistan’a gitmişlerdir
(Özkan,2002:250). Yaşadıkları coğrafyaya ve siyasi gelişmelere bağlı olarak birden fazla dil
öğrenmek zorunda kalan Gagavuzlarda, Türkçe asıllı kelimelerden başka Arap, Fars; Yunan,
Bulgar, Romen ve Rus dillerinden girmiş pek çok kelime vardır. Alıntılananlar arasında ilk
sırada Arapça ve Farsça sözcükler vardır. Bu alıntılar Gagavuz Türkçesine Osmanlı Türkçesi
üzerinden geçmiştir. Batı kaynaklı alıntıları ise Bizans idaresinde yaşadıklarında Rumcadan;
Bulgar idaresinde yaşadıklarında Bulgarcadan; Romen idaresinde yaşadıklarında Romenceden
ve bölgenin Rus işgaline uğramasıyla beraber gelişen şartlarda baskın hâle gelen Rusçadan
alınmıştır. Alıntılar içinde özellikle teknik, ilmî ve dinî terimler Slav dillerinden girmiştir
(Güngör-Argunşah,2002:60).
Gerçekte ise Gagavuz Türkçesinin konuşma ve yazı dilinin ana gövdesini Türkçe
sözcükler oluşturur. Zengin bir edebiyata sahip olmayan bu dildeki Türkçe kelimelerin alt
tabakalarında Eski Bulgar, Uz, Kovu, Berendey, Turpey, Boyut, Kaspıt veya Kara Klobuk ve

�Peçenek Türklerinin şive ve ağızlarından izler bulunur. Bunlara sonradan Kuman ve Osmanlı
Türkçesinin özellikleri de eklenmiştir (Özkan,2002:251). Dolayısıyla Gagavuz Türkçesi bir
yönüyle; Bulgar, Kıpçak, Karaim, Kırım Türkçelerine; bir yönüyle de Eski Oğuz Türkçesine
yaklaşır (Özkan,2002:251; Güngör-Argunşah,2002:60). Özellikle Besarabya‟da ve Tuna
ötesinde yaşayan Gagavuzların dilinde ilk dönem Osmanlı Türkçesinin izleri vardır
(Menzel,2001:707). Nitekim aynı konu üzerine fikir yoran Kemal Karpat, bu bağlamda
yapılacak filolojik çalışmaların Gagavuzların kökenlerinin aydınlatılmasında önemli katkı
sağlayacağını ifade eder (Karpat,1996:291).
Bildirimizde -taranan metinler dahilinde- Türkiye Türkçesinin yazı dilinde olmayan,
Gagavuz Türkçesi yazı dilinde görülen Eski Oğuzca sözcükler üzerinde durulacaktır.
Gagavuz Türkçesinde korunan eski Oğuz Türkçesine
ait sözcükler
AÇAN:
Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: 1.ne zaman 2. o zaman 3.nasıl, ne şekilde [s.403].
Tarama Sözlüğü: (~ḫaçan)→ ne zaman, ne zaman ki, her ne zaman, vaktâki, nasıl, ne
suretle, ne vakit [s.2150].
Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: Haçan, ne zaman ki [s.4].
Derleme Sözlüğü: 1. Ne zaman ki, -diği vakit 2. Madem, mademki [s.57].
Eski Oğuz Türkçesi
Kaçan eydem ben kim ol bir murg-ıdı / Bu benüm tutum meger sîmurg-ıdı [Mantıku’t-tayr:
1395].
Nefsüñ ahlâkın kaçan kılsañ fenâ / Ol zamân ikrâruña îmân dine [Mu‘înî’nin Mesnevî-i
Murâddiyesi: 3344].
Ten iseñ hôd olısardur ten harâb / Kaçan ölse ten yiri tahte‟t-turâb [Garib-nâme: 4555].

Gagavuz Türkçesi
Açan işittim bunu, kuvedimi kerpiden kesti [Seçmä Yaratmalar: 245]
Açan bizlerdä kolhoz düzülmää çeketti, Mihalaki artık onbir yıllık çorbacıydı [Legendanın
Ġzindän: 386].
Açan sän, gül gibi, açardın / Aklın uçardı havada [Sevgilim:12].
BENCĠLEYĠN:

�Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: Benim gibi [s.110].
Tarama Sözlüğü: Benim gibi [s.502].
Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: Ø
Derleme Sözlüğü: 1.bencileyin, benim gibi 2.bence, benim görüşüme göre [s.626].
Eski Oğuz Türkçesi
Zâhirüm eyü adda gönlüm fâsid tâ„atda / Bulunmaya Bagdâd'da bencileyin bir „ayyâr [Yunus
Emre Divanı: 41/3].
Kimsene bençileyin zâr olmasun / Kimse bu derde giriftâr olmasun [Mantıku’t-Tayr: 400].

Gagavuz Türkçesi
Kostaş almıştı bilätaa bir gagauzu S. Bozbeyi, ani o da bencileyin bakanlaa getirilmişti
gagauzların gözlerini boyamak için [Publiţistika Yazılarından: 114].

BILDIR:
Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: Geçen yıl [s.117].
Tarama Sözlüğü: (~buldur) Geçen yıl [s.538].
Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: Geçen sene [s.35].
Derleme Sözlüğü: Geçen yıl [s.690].
Eski Oğuz Türkçesi
Hemān bıldurki şīrīnligi buldı / Şeker ḳandasa şīrīn anda oldı [Fahrî’nin Husrev u ġîrîn’i:
3620].
Eger bıldır hac bana karşı geldiyse bu yıl ben hacca karşı varayın [Tarama Sözlüğü: 538].
Ya„nī bir şaḫs iḳrār eylese bıldır zinā eyledüm idi [Nazmü’l Hilâfiyyat Tercümesi: 46a/6].

Gagavuz Türkçesi
Sel bıldırkı yaprakları / Helal çalışlan kürüyer [Akar Yıldız: 193].
«Ana sözü» bıldır dokuz ay hiç çıkmadı, şindibän geldim redaktor da etiştirdik 17 numara
çikarmaa, ama var büük sıkıntılarımız, kaybettik çooyunu okuyucularımızı [Publiţistika
Yazılarından: 119].
Kara sıırlar, bıldırkısına bakınca, iki kat zeedelendilär [Legendanın Ġzindän:320].

BOLAY:

�Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: bolaykı / bolay kim → belki, ola ki [s.137] .
Tarama Sözlüğü: bolay ki → ola ki, belki, inşallah [s.635].
Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: Ø
Derleme Sözlüğü: Ø
Eski Oğuz Türkçesi
Ḳorḳutġıl bunı bu dem vur zindana / Bu yavuz işden bolay ki bu döne [ġeyyad Hamza Yûsuf
u Zelîḫā: 551].
Bolay ki ol a„lā mertebeye ben-daḫı yitişem diye [Cinânü’l-Cenân:24b/13].
Men niçe can bulayım, meger bir ḳoca babam bir ḳarı anam var, gel gidelüm, ikisinden biri
bolayki canın vire, alġıl, menüm canumı ḳoġıl didi [Dede Korkut: D162/5-8].

Gagavuz Türkçesi
Ama genä örerim o sırayı / Bolay kalmasın tek [Akar Yıldız: 48].
Bolay doorluu bakmaa / Hem fenalıı yakmaa [Vakitin Soluması:128].
E, islää ozaman: Sän ne almışın, bän ona kayılım,-demiş karısı,-bolay gücendirmesin deyni
kocasını [Gülümsemää Diyl Günaa:38].

ÇIMKIR-:
Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: 1. Kuş dışkı çıkarmak 2. Püskürtmek [s.180].
Tarama Sözlüğü: 1.püskürtmek 2.su gibi fışkırtarak pislemek, terslemek 3. kötü ve sert
söylemek, azarlamak [s.898].
Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: kirletmek, bozmak [s:58].
Derleme Sözlüğü: 1.fışkırmak 2. ishal olmak 3. ... [s.1177].
Eski Oğuz Türkçesi
Peygamber andan abdest aldı, mubarek ağzına su aldı yine kuyuya çımkırdı [Tarama
Sözlüğü: 897].
Karnında alef eğlenmeyip çımkıran deve [Tarama Sözlüğü: 898].

Gagavuz Türkçesi
Aslıları basmaz taşlar / Gökädän çımkırdıynan kan [Akar Yıldız:12].
Çakmaklar keskin çakêr / Çayırlar da çımkırêr [Akar Yıldız: 273].

�DÜRÜK:
Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: ekşi yüzlü, asık suratlı [s.244].
Tarama Sözlüğü: buruşuk suratlı, ekşi yüzlü, abus [s.1334].
Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: çatık kaşlı, kederli [s.86].
Derleme Sözlüğü: 1.asık, çatılmış, dargın (yüz) [s.1636].
Eski Oğuz Türkçesi
Zâhirâ gerçi çatuk kaşlu dürük yüzlü durur / Gâlibâ gözi açuk bendene benzer hâtem [Revani
Kasideler: 19/17].
Her tâze mîve la„lüñe nisbet birer çürük / Gül hod yanında „ârızıñuñ bir yüzi dürük [BehiĢti
Gazeller: 283/1].
Ko gitsin yüzüne bakma dürüğün / Heman üzüldüğü yeğdir çürüğün [Tarama
Sözlüğü:1334].

Gagavuz Türkçesi
Gülmäz senin kefin / Dürük bulut gibi [Vakitin Soluması:216].
Ansızdan da dürük kalêrsın / Şaşırêr fikirlär [Akar Yıldız:40].
Kimär kerä o pek dürük / Kimär kerä olêr o suuk [Gagavuz ÇağdaĢ ġiiri Antolojisi: 343].

GEN:
Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: 1. geniş, ferah 2. arzu, dilek, istek [s.289].
Tarama Sözlüğü: (~geñ~giñ) → geniş [s.1630].
Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: Ø
Derleme Sözlüğü: 1.geniş 2. ... [s.1989].
Eski Oğuz Türkçesi
Boynın egsün geñ yaḳalardan benefşe derd ile / Çiğdemüñ başına olsun dâmen-i kühsâr dar
[Hayretî Divanı: 9/70].
Ḥaḳ Ta„ālā celle ve „alā ḳabrini kemāl-i ḳudretinden her ṭarafdan göz irimi yir ḳadar giñ
idivire [Cinânü’l-Cenân:43a/10-11].
Olacaḳ nesne olur çâr u nâ-çâr / Gerek sen göñlüñi giñ dut gerek dar [HurĢid-name: 1081].

Gagavuz Türkçesi
Da giderim bän / Kırdırmalardan / Gözellää mayıl / Gen dolaylarda [Seçmä Yaratmalar:51].

�Benim yakam gen onsuz da [Seçmä Yaratmalar:254].
Şennen, paalım, şennen / Kalsın yakan hep gen [Vakitin Soluması: 213].
GÜCÜK:
Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: Ø
Tarama Sözlüğü: 1.kısır 2.şubat ayı [s.1840-1841].
Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: şubat [s.108].
Derleme Sözlüğü: 1.şubat 2.şubattan 22 Mart‟a kadar olan zaman [s.2209]
Eski Oğuz Türkçesi
... Rum aylarında biri. Türkler ana gücük derler [Tarama Sözlüğü: 1841].
...Rum tarihinde son kış ayıdır ve bu ayın on birinci günü güneş Hut burcuna intikal eder...
Türkler gücük derler [Tarama Sözlüğü: 1841].

Gagavuz Türkçesi
Gücük ay, fevral çıkardı, ama boşuna laf kalmamış [Legendanın Ġzindän: 288].
O yılın Gücük ilktän dondurdu islä... [Legendanın Ġzindän: 288].

KIRIMSA:
Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: Ø
Tarama Sözlüğü: (~kırımsa~karımsa~karımsı) → kırağı [s.2303].
Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: Ø
Derleme Sözlüğü: 1. kırağı 2.dolu 3. yeri beyazlatacak kadar yağan ince kar [s.2827].
Eski Oğuz Türkçesi
...ve kırağu ve karımsı ki gün vaktında düşer, celid mânasına ki gâh olur nebatı yakar şiddet-i
berdinden [Tarama Sözlüğü: s.2304].

Gagavuz Türkçesi
Toprak olmuştu kırımsa / Bitmişti su pınarlarda [Akar Yıldız: 198].
KIYIġ-:
Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: cesaret etmek, atılmak, girişmek [s.454].
Tarama Sözlüğü: cesaret etmek [s.2530].
Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: cesaret etmek, yiğitlik göstermek, cür‟et etmek [s.150].

�Derleme Sözlüğü: mertlik, yüreklilik göstermek [s.2858].
Eski Oğuz Türkçesi
Kişiler turdular ki Ebucehl‟e yardım eyleyeler, kıyışmadılar eyittiler: Ya Hamza, biz seni
şöyle görürüz ki Muhammed‟den yana meylettin [Tarama Sözlüğü: 2530].
Murtaza Paşa müteyakkız ve mücerreb-i rûzgâr kimesne olmağla ol esed-i rûzgârın huzuruna
varıp buluşmağa kıyışmayup hatt-ı şerifi kethudasına verip müsellah bir cem„ile gönderdi
[Tarama Sözlüğü: 2531].

Gagavuz Türkçesi
Beş yıl bän hep kıyışmazdım gelmää [Seçmä Yaratmalar:256].
Bän kıyışamêêrım sölemää nicä varlıını [Seçmä Yaratmalar:261].
Bundan başka kıyışmadım bişey sormaa yenez taa geldicäänen bu yırak yabancı yerä
[Legendanın Ġzindän: 337].

KÜSÜ:
Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: küskünlük, güceniklik [s.487].
Tarama Sözlüğü: küsme, dargınlık [s.2777-2778].
Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: 1.küsme, gücenme 2. memnuniyetsizlik 3. kavga [s.159].
Derleme Sözlüğü: Ø
Eski Oğuz Türkçesi
Ya„nī her kim iki kişinüñ ortasında ıṣlaḥ eylese barışdurup küsülerin giderse ne ḳadar kim ol
ortada söz söylese her kelāmına ḥaḳ Ta„ālā bir ḳul āzād kılmışça ŝevāb vérür [Münebbihü’rRāḳidīn: 259b/9-11].
Çü „ışḳ ola ḳısular ḫāli olmaz / Barışmakda küsüler ḫāli olmaz [IĢk-name: 2888].
Küsü gerçi kim arada biter tīz / Çü sevgü irişe durmaz yiter tīz [IĢk-name: 2889].

Gagavuz Türkçesi
Hem yoktu hiç küsü aramızda / Ani ana-bobaylan biz üüsüz [Güz Çiçekleri: 88].
Küsü var toprakta / Yanêr o kurakta [Akar Yıldız:19].
Kraalar saklı kondular / Otlar küsü buldular [Süünmäz Yıldızlar: 24].

KÜSÜLÜ:

�Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: küslü→küsmüş, gücenik [s.487].
Tarama Sözlüğü: (~küslü) dargın, gücenik, küsmüş [s.2778].
Gagavuz Türkçesi Sözlüğü: küsülü [s.159]
Derleme Sözlüğü: Ø
Eski Oğuz Türkçesi
Ammā bu iki küsülü kişi biri biri ḥaḳḳına nesne söyledügi vaḳt ḳarşu ol eyitse kim gerçeksin
ḥaḳ eydürsin déyü vérse ḥāl budur kim anuñ söyledügi ḥak degül bāṭıldur [Münebbihü’rRāḳidīn: 87a/20-21].
Bir ilçi buldı usluyıdı şāha / Anuñiçün ki küslüyidi şāha [Fahrî’nin Husrev u ġîrîn’i: 650].
Ne bellü delüdür ne uṣlu bigi / Temâm kendüye göñlü küslü bigi [HurĢid-name: 2435].

Gagavuz Türkçesi
Sıktım dolu güüsünü / Sän hiç diildin küsülü [Güz Çiçekleri:13].
Bu yorgun kapularna / Durma küsülü bana [Akar Yıldız: 178].
İki göz bana karşı / Küsülü, mahkul bakêr [Sevgilim:86].
O küsülü çıktı dışarı da bitirdi lafını [Ana Dili: 142].

ÖDEK:
Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: Ø
Tarama Sözlüğü: zaman, tazminat, ödenmesi gereken şey [s.3049].
Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: 1.maaş, ücret, ödenek 2.hesaplaşma [s.188].
Derleme Sözlüğü: 1.zarar ödentisi 2. borç senedi [s.3310].
Eski Oğuz Türkçesi
Ol odı yanduran üzere ödek düşmez [Kitab-ı Gunya:99b/9-10].
Eger ol ay dutmasa ol ayuñ ödegi vacıb olur [Kitab-ı Gunya:53b/8-9].
Bu gencin issi bunlardır ver anı / Ödekten kurtul ü çekme ziyanı [Tarama Sözlüğü: 3049].

Gagavuz Türkçesi
O zamannarda Moldova Yazarlar Birliindä bizim gagauz bölümün kendi başkanı vardı poet S.
Kuroglo, ama o çalışırdı ödeksiz, kendi temel işi diildi [Publiţistika Yazılarından: 107].
Osa dilinin kirası için ödek mi isteersin? [Seçmä Yaratmalar:399].
Üç gün oldu sorêrız, hep sölämersin, nekadar ödek alacan [Seçmä Yaratmalar:295].

�Borçlerım ölä çok mu? / Onnara ödek yok mu? [Akar Yıldız: 127].
Kim çalıştıydı adamdan padişah yapmaa, onnar baştan tamamınca "ödek" kabuledärdilär
kendi paalı "zaametleri" için [Legendanın Ġzindän:318].

TUN-:
Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: 1. örtünmek, kapanmak, tıkanmak 2. kararmak, aydınlığını
yitirmek [s.676].
Tarama Sözlüğü: Ø
Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: Ø
Derleme Sözlüğü: Ø
Eski Oğuz Türkçesi
Hem każâ gelse felek „aksin döner / Kapkara yanar kamer güneş tunar [Mu‘înî’nin Mesnevîi Murâddiyesi: 5812].
Nemrūd odı dolmış-ıdı yir yüzi / Tütüninde ṭunmış-ıdı gökyüzü [Garib-nâme: 3782].
Eytdi māl sevgüsi çün māla ḳonar / Endişeyle kişinüñ göñli ṭunar [Garib-nâme: 9575].

Gagavuz Türkçesi
Ştä avşam oldu, tunêr gök yalabık / Oynamaz olêr heptän alçaan şılı [Seçmä
Yaratmalar:86].
Onun üzü bir aydınnanêr, bir tunêr, çirkin düüşlerin örümesinä görä, dönä-dönä ba türklerin
tarafına, ba perslerin [Ana Dili: 56-57].

TUNUK:
Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü:1.kederli 2. keder, üzüntü [s.676].
Tarama Sözlüğü: (~dunuk) → 1. kederli 2. keder, kederlilik [s.1257].
(~tunuklu) → 2. parlak olmayan, donuk, bulanık [s.1257].
Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: bulanık (donuk renk?) [s.246].
Derleme Sözlüğü: parlak olmayan, mat, donuk [s.3993].
Eski Oğuz Türkçesi
Üçünci ḳaş yanında olur kim anlara ırḳ„ul-ḥācibīn dérler menfa„ati göz ve ḳabaḳ ḳanın keser
ve göz ṭunuġın açar [Cerrah Mes‘ud Hulasa: 4b/9-11].

�Gagavuz Türkçesi
Bayırdan aktı kota / Tunuk su eşkinnenmiş / Kararêrlar bulutta /Damnalar silkinmemiş
[Seçmä Yaratmalar: 92].
Uluyêr köprülerdä / Tunuk su şırıltısı [Seçmä Yaratmalar:94].
Sokulma bu tunuk neetlärlän / Onu çizmäylän çiinemää [Akar Yıldız: 121].
Valkaneş karıların / Gözleri tunuk [Sevgilim:27].
Tunuk bulutlu göklerin altında olardı annadılamaz siir [Ana Dili: 73].

TÜTÜZDÜR-:
Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: Ø
Tarama Sözlüğü: tütüzdürmek → dütüzdürmek: koku vermek için bir şey yakıp tüttürmek,
tütsülemek [s.1360].
Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: Ø
Derleme Sözlüğü: 1. Yanan kömürün üstüne atılan kocakarı ilacının dumanını hastaya
koklatmak 2. ateşle tutuşturmak [s.4016].
Eski Oğuz Türkçesi
Hemān sā„at buyurdı ol lebi ḳand / Dütüzdürdiler aña „ūd u ispend [Tutmacı’nın Gül ü
Hüsrev: 790].
Düşüben „aḳlı gitdi ol lebi ḳand / Tütüzdürdiler ol dem „ūd u ispend [Tutmacı’nın Gül ü
Hüsrev: 1955].
Daḫı bir aġaç altında, ki anda ḳuşlar cem„ olur, ol ḥabları dütüzdüreler [Rükneddin
Ahmed’in Acâibü’l- Mahlûkat Tercümesi: 261a/5-6].

Gagavuz Türkçesi
Afina, açan Sasarka Peti çiçek çıkardıydı, sän verdiydin mi onnara bizim günnük
tütüzdüreceemizi? [Seçmä Yaratmalar:249].

UTANCAK:
Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: Ø
Tarama Sözlüğü: (~utansak) → mahçup, utangaç [s.4003].
Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: utangaç [s.250].

�Derleme Sözlüğü: utangaç [s.4045].
Eski Oğuz Türkçesi
Mahcub [Ar.]: perdelenmiş nesne ve utansak kimse [Tarama Sözlüğü: 4003].
Utancak olan hatun, eyü er kişi: kelec [Tarama Sözlüğü: 4003].

Gagavuz Türkçesi
Näändä utancak kızlar / İncä ses maanä çalar [Ana Dili: 50].
Gün açan görmüş kızı çıplak yıkanarak, kızarmış utancaklıından da tez saklanmış bayır
ardına yumup gözlerini... [Ana Dili: 97].

UZ:
Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: 1.uygun 2.dikkatli, becerili 3.tecrübeli 4.ustaca 5. anlayışlı
6.ehil olan [s.705-706].
Tarama Sözlüğü: 1.ustaca, münasip, uygun, muvafık, doğru 2.usta, mahir, hazık, tecrübeli,
dikkatli, uyanık [s.4048].
Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: düz, doğru [s.250].
Derleme Sözlüğü: 1.doğru, temiz, uslu, dikkatli (kişi için) 2.uygun, yerinde, eşit, doğru, iyi,
ustaca, düzgün (nesne, iş, durum için) 3… [s.4052].
Eski Oğuz Türkçesi
Yidi kat gökde yidi yılduz kodı / Her birin yirlü yirinde uz kodı [Garib-nâme: 4502].
Üzengüye ḳalḳup ḳatı çekdi, uz atdı [Dede Korkut Kitabı: D22/12-13].
Hele bir iki uz âdem geliniz / Sakalıyle bıyığını yolunuz [Tarama Sözlüğü:4049].

Gagavuz Türkçesi
Uz ölçu hem paa / Aslıya doorulaa... [Güz Çiçekleri:42].
Bilerim uz gitmää / Hem da geeri dönmää [Güz Çiçekleri:52].
Sayma, sayma, uz insan / ani hepsi ii gidär [Vakitin Soluması: 76].

YALABI-:
Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: parlamak, ışık saçmak [s.728].
Tarama Sözlüğü (~yalabumak) → parlamak, parıldamak, lemean etmek [s.4224].
Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: parlamak [s.255].

�Derleme Sözlüğü: 1. ışık yansımak, parlak bir nesne parlayıp sönmek; şimşek çakmak
2. düzgün, parlak duruma gelmek, güzelleşmek [s.4132-4133].
Eski Oğuz Türkçesi
Yalap yalap yalabıyan ince ṭonlum / Yir baṣmayup yorıyan selvi boylum [Dede Korkut
Kitabı: D199/7-8].
Götürdüm anı Medīne‟ye getürdüm, gördüm mescīd içi ṭolu adam olmış, ḳapuda bir sancaḳ
yalabır [Târih-i Ġbn-i Kesîr Tercümesi: 53a/17-18].
Gördü kubbeden nur yalabır [Tarama Sözlüğü: 4224]

Gagavuz Türkçesi
Onun gözleri uzandılar yukarı dooru, yalabıdılar, sora soldular da çöktülär [Seçmä
Yaratmalar:259].
Boynuna sän asmışın boncuk / Üzüklär yalabêêr parmaanda [Sevgilim:28]
Olêr sabaa. Gün başlêêr yalabımaa [Gagavuz Türkleri: 251]
Tüüleri türlü renktä yalabıyêrlar [Ana Dili: 21]

YALABIK:
Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: parlak, cilalı, ışıltılı [s.728].
Tarama Sözlüğü: (~yalabuk) → parlak [s.4223]
Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: 1. parlak, ışıldayan 2. ışıldama, parıltı [s.255].
Derleme Sözlüğü: 1. cilalı, parlak, ışıldak, düzgün 2. … [s.4131-4132].
Eski Oğuz Türkçesi
Her biri olmış yalabık bir ışık / Cismine tennûreleri yaraşık [Riyâzü’s-Sâlikîn: 2584].
Dumlas [Ar.]: Berrak olan yalabık nesne [Tarama Sözlüğü: 4223].

Gagavuz Türkçesi
Bu yalabık sabaa gözellii dürttü Bezbellinin canını tutuşturdu onda istemäk, ne olarsa olsun,
büün yapmaa yaa boyasınnan bir-iki êtüd [Seçmä Yaratmalar:174].
Bakma, kız, hep aşaa / Sansın yalabık taşa- / Kamaştırır gözlerini / Çabuk çelir
fikirini!...[Vakitin Soluması:33].
Pek sevärdi silsin traktorun üstünü, pençerelerini, taa yalabık yapınca [Ana Dili: 147].

YALIN:

�Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: 1.çıplak 2.ateş, alev [s.729].
Tarama Sözlüğü: (~yalıñ)→ 1.yalçın, sarp 2. alev [s.4238].
Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: alev, yalım [?] [s.256].
Derleme Sözlüğü: 1. ateş, sıcaklık 2. …[s.4145].
Eski Oğuz Türkçesi
...Ta„ālā cinnīyi od yalıñınıñ ucından yaratdı [Târih-i Ġbn-i Kesîr Tercümesi: 28b/21-29a1].
...ve bulıddan daḫı başladı bularuñ üzerine od yalıñı atılmaġa ki her neye ṭoḳunsa
göyündürürdi [Münebbihü’r-Rāḳidīn: N42b/14-15].
Vardı mumuñ yalıñına düşdi hôş / Kıpkızıl ol oldı vü key bişdi hôş [Mantıku’t-Tayr: 4211].

Gagavuz Türkçesi
Bakmaadan ona ki bän can acısından tutuşurdum da yalınnan yanardım bu kabaatsız cannar
içim, kendim hiç yoktu neylän onnara yardım edeyim, dofturlar beni kendimi distrofik
yazmıştılar (üüredici distrofik) sayılêr aaçlıktan hasta. [Publiţistika Yazılarından: 9].
O pençeredä, settä / Yufka bir mum yalını [Akar Yıldız: 208].
Pak buzun yalabıında / Ayozlu yalın yanacek [Süünmäz Yıldızlar: 33].

Sonuç
Taranan metinler bağlamında, Gagavuz Türkçesinin yazı dilinde, Eski Oğuz
Türkçesine ait sözcükler bulunmaktadır. Fakat yukarıda belirtildiği üzere yazılı edebiyat
bakımından sınırlı; sözlü edebiyat bakımından ise zengin olan Gagavuz Türkçesinde hâlen
yazıya geçmemiş pek çok sözcük olduğu düşünebilir. Bunun da en büyük nedenlerinden biri
alfabesi 1957 yılında oluşturulan bir dilin söz varlığında büyük bir birikim yapamaması;
ikincisi ise Gagavuzların yaşadığı siyasi ve sosyal şartlar altında ortaya çıkan yeni
gereksinimlerin (ana dilden başka bir dil veya diller öğrenilmesi, eğitim, ekonomik nedenler
vb.) sonucunda, ana dili kullanımının azalması ve ana dile ihtiyaç duyulmamasıdır. Diğer bir
deyişle Gagavuz Türkçesinin konuşulduğu ve yazıldığı bölge itibarıyla prestij dili
olamamasıdır. Bundandır ki Gagavuz Türkçesi UNESCO tarafından ölmekte olan diller
listesine alınmıştır (Argunşah, 2007: 284).
Dolayısıyla mevcut durumlar Gagavuz Türkçesinin söz varlığını etkilemektedir. Yine
de Türkiye Türkçesinin bir ağzı gibi değerlendirilen Gagavuz Türkçesinde; taradığımız

�metinler dâhilinde, Eski Oğuz Türkçesiyle ortaklık gösteren “Açan, Bencileyin, Bıldır, Bolay,
Çımkır-, Dürük, Gen, Gücük, Kırımsa, Kıyış-, Küsü, Küsülü, Ödek, Tun-, Tunuk,
Tütüzdür-, Utancak, Uz, Yalabı-, Yalabık, Yalın” sözcükleri tespit edilmiştir. Bununla
beraber şu sonuçlara da varılmıştır:
1.Bu sözcükler Gagavuz Türkçesinde aynı anlamlarıyla kullanılmaya devam etmektedir.
2.Uzun süre geçmesine rağmen bu sözcüklerin büyük çoğunluğu fonetik olarak
farklılaşmamıştır. Sadece “kaçan/ħaçan” kelimesinde fonetik farklılık görülür ki Gagavuz
Türkçesinde “h” ünsüzü sistematik olarak düşer. Bununla beraber Doğu Türkçesi karakterli
“bolay (&lt; bolgay)” sözcüğünün aynı şekliyle ve anlamıyla kullanımı ilginçtir.
3. Etnonim araştırmalarında başvurulan yöntemlerden biri de filolojik çalışmalardır. Bu tür
çalışmaların önemli veriler sağladığı bilinmektedir. Bu açıdan bakıldığında; taranan
metinlerde, Eski Oğuz Türkçesi ile Gagavuz Türkçesi arasında, Türkiye Türkçesinin yazı
dilinde dahi olmayan 21 adet ortak sözcüğe rastlanılmıştır. Tespit edilen bu sözcüklerin 16‟sı
isim, 5‟i fiildir.
4. Gagavuz Türkçesinde tespit edilen bu sözcüklerin büyük çoğunluğu Türkiye Türkçesinin
ağızlarında da yaşamaktadır. Bu sözcükler “Derleme Sözlüğü”nde madde başı olarak yer
almaktadır. Madde başı olarak yer almayan “küsü, küsülü, tunmak” sözcükleri de çeşitli
bağlamlarda –ileri ögeler veya birleşik fiil şeklinde- “Derleme Sözlüğü”nde bulunur.

Kaynakça
Akar, A., (2010), “Lehçe Oluşma Şartları ve Evreleri Bakımından Eski Türkiye Türkçesi”,
TÜBAR, Güz-20120, S.28, s.15-29.
Akkuş, M., (1995), Kitab-ı Gunya, Ankara, TDK Yayınları.
Aksan, D., (2007), Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünü, Yarını, Ankara, Bilgi Yayınevi.
Argunşah, M. - Argunşah, H., (2007), Gagauz Yazıları, Kayseri, Türk Ocakları Kayseri
Şubesi Yayınları.
Argunşah, M. – Güngör, H, (2002), Gagauz Türkleri, Ankara, Kültür Bakanlığı Yayınları.
Arslan, M.- Aksoyak, İ.H, (1998), Riyâzü‟s-Sâlikîn, Ankara, Kültür Bakanlığı Yayınları (Ekitap).
Avşar, Z., (Yok), Revânî Divânî, Yayın yeri yok, Kültür Bakanlığı Yayınları (E-kitap).
Ayan, H. (1979). Hurşîd-nâme (Hurşîd ü Ferahşâd) - Şeyhoğlu Mustafa, , Erzurum, Atatürk
Üniversitesi Yayınları.

�Aydemir, Y., (2000). Behiştî Divanı, Ankara, MEB Yayınları.
Babaoglu, N., (2000), Publiţistika Yazılarından, Kişinêu, Yayınevi yok.
Baboglu, N., (2003), Güz Çiçekleri, Chişinău, Pontos.
Baskakov, N.A. (Red.), (1991), Gagauz Türkçesinin Sözlüğü, (Akt. Abdülmecit Doğru-İsmail
Kaynak) Ankara, Kültür Bakanlığı Yayınları.
Baymak, O., (2000), Gagauz Çağdaş Şiiri Antolojisi, Prizren-Kosova, Balkan Aydınları ve
Yazarları Yayınları.
Bilgin, A., (1996), Nazmü‟l- Hilâfiyyat Tercümesi, Ankara, TDK Yayınları.
Çavuşoğlu M. – Tanyeri M.A, (1981), Hayretî Divanı, İstanbul, İstanbul Üniversitesi
Edebiyat Fakültesi Yayınları.
Efendioğlu, S. (2007), Muhammed Bin Hacı İvaz- Cinânü‟l-Cenân, Erzurum, Atatürk
Üniversitesi, SOBE Basılmamıs Doktora Tezi.
Ergin, M., (2008). Dede Korkut Kitabı I, Ankara, TDK Yayınları.
Gülsevin, G., (1998). “Köktürk Bengü Taşlarındaki Oğuzca Özellikler”, Kardeş Ağızlar, S.7,
s.12-18.
Güneş, Ö., (2010), Fahrî‟nin Husrev u Şîrîn‟i (metin ve tahlil), Nizâmî ve Şeyhî‟nin
eserleriyle karşılaştırılması, İstanbul Üniversitesi SOBE Basılmamış Doktora Tezi.
Kalay, E., (1998), Edirne İli Ağızları, Ankara, TDK Yayınları.
Kanar, M., (2011), Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü, İstanbul, Say Yayınları.
Karaçoban, D., (2004), Seçmä Yaratmalar, Ankara, Türksoy.
Karpat, H.K., (1996), “Gagauzlar”, İslâm Ansiklopedisi, Türkiye Diyanet Vakfı, C.13, s.288291.
Kirli, N., (2001), N.N. Baboglu‟nun “Legendanın İzi” Adlı Eserinin Cümle Bilgisi Yönünden
İncelenmesi, Adana, Çukurova Üniversitesi SOBE Basılmamış Yüksek Lisans Tezi.
Komisyon, (2009), Derleme Sözlüğü, Ankara, TDK Yayınları.
Komisyon, (2009), Tarama Sözlüğü, Ankara, TDK Yayınları.
Korkmaz, Z., (1995), “Eski Türkçedeki Oğuzca Belirtiler”, Türk Dili Üzerine Araştırmalar,
C.1, TDK Yayınları, s.205-216.
Kösä, M., (1996), Gülümsemää Diyl Günaa, Yayın yeri ve Yayınevi yok.
Köse, V., (2001), Vakitin Soluması, Ankara, Kültür Bakanlığı Yayınları.
Külcü, M., (2009), Cerrah Mes‟ud Hulasa, Çanakkale, Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi
SOBE Basılmamış Yüksek Lisans Tezi.
Menzel, T., (2002), “Gagauzlar”, MEB-İslam Ansiklopedisi, Eskişehir, MEB Yayınları, C.4,
s.706-707.

�Özkan, N, (1996), Gagavuz Türkçesi Grameri, Ankara, TDK Yayınları.
Özkan, N., (2002), “Gagavuz Türkçesi”, Türkler Ansiklopedisi, Yeni Türkiye Yayınları, C.20,
s.250-261.
Sarıkaya, B., (2010), Rükneddin Ahmed‟in Acâibü‟l-Mahlûkat Tercümesi, İstanbul, Marmara
Üniversitesi TAE Basılmamış Doktora Tezi.
Solmaz, A.O., (2007), Tutmacı‟nın Gül ü Hüsrev Adlı Eseri, Erzurum, Atatürk Üniversitesi
SOBE Basılmamış Doktora Tezi.
Tanasoğlu, D., Ana Dili, Chişinău, Ştiinţa.
Tatçı, M., (2008), Yûnus Emre Dîvân- Risâletü‟n- Nushiyye, İstanbul, H Yayınları.
Tekin, T.- Ölmez, M., (2003), Türk Dilleri, İstanbul, Yıldız Dil ve Edebiyat 1.
Vasilioglu, K., (1998), Sevgilim, Chişinău, Ştiinţa.
Yalanji, P., (1995), Süünmäz Yıldızlar, Kişinev, Hyperion.
Yavuz, K., (2007), Gülşehrî‟nin Mantıku‟t-tayr-ı (Gülşenn-nâme), Ankara, Kırşehir Valiliği
Yayınları.
-------------., (2000), Garib-nâme, Ankara, TDK Yayınları.
-------------.,(2007), Mu„înî‟nin Mesnevî-i Murâdiyye‟si, Konya, Selçuk Üniversitesi Mevlâna
Araştırma ve Uygulama Merkezi Yayınları.
Yavuzarslan, P., (2002), Münebbihu‟r- Rākīdin, Ankara, TDK Yayınları.
Yelten, M., (1998), Tarih-i İbn-i Kesir Tercumesi- Şirvanlı Mahmud, TDK Yayınları, Ankara.
Yıldız, O., (2008), Yūsuf u Zelīḫā - Seyyad Ḥamza, Ankara: Akçağ Yayınları.
Yüksel, S., (1965), Işk-name - Mehmed, Ankara, DTCF Yayınları.
Zanet, T., (1998), Akar Yıldız, Chişinău, Concernul “Prisa”.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11188">
                <text>1848</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11189">
                <text>GAGAVUZ TÜRKÇESİNDE KORUNAN ESKİ OĞUZCA SÖZCÜKLER ÜZERİNE</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11190">
                <text>HUNERLI, Bulent</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11191">
                <text>Anahtar Kelimeler: Eski Oğuz Türkçesi, Gagavuz Türkçesi, Eskicil Sözcükler.  ÖZET  Türkiye Türkçesine çok yakın; hatta Türkiye Türkçesinin bir ağzı gibi değerlendirilen Gagavuz Türkçesi, Oğuz lehçeleri içinde yazı dilini en son oluşturan Türk lehçesidir. XX. yüzyılın başında yazı dili haline gelen Gagavuz Türkçesinde; edebî eser zenginliği ve çeşitliliği, diğer Türk lehçeleri ile kıyaslanamayacak kadar azdır. Var olanlar ise düzyazıdan daha çok şiir türünde kaleme alınmıştır. Bu eserlerde kullanılan sözcüklere bakıldığında, Türkçe kökenli sözcüklerin yanında önemli oranda alıntı sözcüklere de rastlanılmaktadır. Başta Batı dillerinden Rusçadan, Rumenceden, Bulgarcadan ve Yunancadan Gagavuz Türkçesine çeşitli nedenlerle çok sayıda sözcük geçmiştir. Çünkü Gagavuz Türklerinin yıllar boyu Slav ve Roman topluluklarıyla bir arada yaşamaları ve Hristiyan (Ortodoks) dinine mensup olmaları, bu topluluğun dil ve kültür yapılanmasında derin izler bırakmıştır. Hatta bu etki daha da ileri gitmiş; Gagavuz Türkçesinde Türkçenin alışılagelmiş söz dizimi kuralları, Batı dillerinin etkisiyle oldukça farklılaşmıştır. İkinci olarak bu sahada Osmanlı Türkçesi üzerinden Gagavuz Türkçesine geçen pek çok Arapça ve Farsça sözcük de bulunmaktadır. Bunlara rağmen Gagavuz Türkçesinin sözcük kadrosunun çoğunluğunu Türkçe kelimeler oluşturmaktadır. Türkçe sözcüklerin büyük bir kısmı, Türkiye Türkçesinin yazı dilinde de görülen ve anlam itibarıyla Türkiye Türkçesinden hemen hemen hiç farklılık göstermeyen sözcüklerdir. Az bir kısmı ise Eski Oğuz Türkçesindeki anlamını ve biçimini koruyan sözcüklerdir. Gagavuz Türkçesinde korunan bu Eski Oğuz Türkçesine ait sözcükler, Türkiye Türkçesi yazı dilinde ya hiç görülmemekte ya da yazı dilinde olmasına rağmen kullanımı pek tercih edilmemektedir. Çalışmamızda Gagavuz Türkçesinde korunan bu Eski Oğuz Türkçesine ait sözcükler üzerinde durulmuştur.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11192">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11193">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11194">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11195">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="3289" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="4081">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/557334d764e3847755e87caaa57854b0.pdf</src>
        <authentication>67e6dac49a7c67c04641e29cb14ade12</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="25210">
                    <text>Games in the Teaching of Foreign Languages
Mehmet KARA
Gazi University, Faculty of Educatıon,
Departman of Turkish Language Teaching, Ankara, Turkey,
mehkara@gazi.edu.tr

Abstract: The use of games in teaching of foreign languages is that students learn the foreign
languages easier, the students enjoy this method, they participate classes with love and willingly
and the stuff that they learn seams to be much more permanent. Games in the process of teaching
foreign languages seem to be a forward key for the teachers. Moreover, the teaching of the
languages through the games, will learn the students to share, to have a friendship, to socialize
and to communicate among others. The most important thing for the teacher is to know which
games is propper for the basic language skills, to choose the game for the purpose and to
applicate it correctly. One of the principles of foreign language teaching is to develop the four
basic language skills. These skills are listening, speaking, reading and writing which consists of
the functional integrity. Teaching of foreign languages includes a lot of games and a lot of
researches have done about these issue. Since I have personaly applied these games in TÖMER
Gazi University (Gazi University the Turkish Language Teaching Center) I can tell that I was
getting exellent results. Most important thing is to be able to applicate it and at the end to have
possitive results.
Key Words: Games, Teaching of the language with games, Foreign language teaching, The
techniques of teaching the language, Language teaching

Introduction
"Children should grow with the game." Plato
One of the most important functions in training is that the students uncover the existing capabilities and
develop. The traditional way of education system is teaching the students not to be that active, teachers are using the
teacher-centered methods and techniques. Now, training and education in our age is that the students are the center as
assets that adds many new class of methods and techniques which are beginning to be used.
Foreign language teaching can only be taught by the student-centered methods and techniques used with the
appropriate technologies which have to be effectively performed.
Not to explain and not to be able to express the true feelings and thoughts, is the same as not to be able to
understand and effectively explain without thinking, as a result of the effectiveness of the class, summarize. (Kavcar
et al., 2004:59).
Success of foreign language teaching practices, based on the principles and methods in the classroom
depends on the operating conditions. Basic principles, language and education of scientists of various research is
created by the results reached by the findings suggest. These are recommended basic principles of proper planning
and implementation in the classroom interaction that may be about the effectiveness of foreign language teaching.
One of the principles of foreign language teaching is to develop the four basic language skills. These skills are
listening, speaking, reading and writing consists of the functional integrity. Language as a communication tool to use
these four basic skills of teaching should be carried out (Demirel, 1990: 23).
Developments of the four basic skills are many events. In foreign language teaching; specified goals of the
activities within the classroom, the plan can be applied. To teach certain subjects in order to put these issues, starting
from simple to complex, concrete and abstract concepts should be taught correctly, and thus issues a call to find
language teaching program that forms the basis of the other is a policy (1990:24 Demirel; 1997: 123).
A good foreign language teacher is the one who develops the skills towards the work in the classroom.
The content of foreign language courses should include on one hand, the continuity, availability and other
issues provided by teaching again and again. With this aim, for teaching foreign language classes students should use

16

�above mentioned four basic language skills to enhance photographs, pictures, poems, stories, tales, drama, film,
music and games and getting benefit from the thinking skills in line with the activity which can be done.
In recent years, education in mother language is required in the foreign language teaching, being used
widely as a student centered and active teaching methods in language teaching with games. Because the game is fun
for students providing rest and joy as a training method.
I briefly would like to talk about the benefits of the games.

The Benefits of the Games
1. The game allows children the freedom of movement.
2. The game teaches children to respect social rules.
3. An interesting game should increase interaction between people, it consists specific and constructive power.
Games are providing the children's mental and psycho-social developments.
4. Games are providing children's self-managed and controlled creating a fantasy world.
5. The game is challenging research, curiosity and adventure.
6. The basis of language developments process occurs during the game.
7. Care collection, developed with the game.
8. Games for children, to recognize aspects of the real nature, the research allows.
9. To learn the game and method provides the most dynamic live environment.
10. Children's making of decisions and execution logics are developing through the games
11. The program can be educational teachings through the game.
Shortly, games are helping in children's character development, earning trust, to ensure compliance, to
develop observation skills, enhance the activity of body and brain. This event also are related to education of
individuals' social. Their sensitivity to environmental development, learning to listen, sense and feel when using their
own internal sense of direction as well as sound thinking to develop.
So far we have stand on the different topics about how games are effecting the children. I wonder what are
their contributions to influence on language skills?
Beyond the listening, speaking, reading and writing skills games are improving the supporting skills as well
such as basic skills of words and grammar. Language means interaction. All of this can be only functional if the
language spoken between individuals is at the understandable level. Specially if during the interaction between
individuals in the game, encourage the individual to full fill interaction with fun and educational activities. In
particular, teaching the students with the game as soon as possible most effective and most meaningful in a way
words can be provided with. Foreign language teaching each skill (listening, speaking, reading and writing) can be
applied to game events. But here in the class not only the implementation of the games are important but also
reaching good results with it, which is on the other hand the aim of the teaching. Otherwise, hundreds of games can
be produced on paper, but only few of them will have the results. As a result of our experience the games should
have these features: 1. The game should be fun and instructive, 2. The game should be loved by students, 3. The
game should be easy to understand and to perform should not be messed up, 4. Since the students don’t prefer the
games with much material, the games should not include much material. 5. The goal of the game should be
appropriate 6. The game should not be to long or to short 7. The games should be appropriate to students' level 8.
Games should be competitive. 9. The game should be suitable for individual or group work.
Now I would like to inform you about the games which we, my colleges1 and myself, apply in TÖMER
Gazi University (Turkish Education Application and Research Center) which are very enjoyable and made more
efficient course.
1. Saying new words according to the last letter of word. A student is telling a word, after which a next
student has to say according to the last letter of the previous word a new word which begins with that letter. The
game is going on that way until all the students have sad the words. For example: the first word is “play”, next
student is saying “young”, since the last letter of the word play is “y”. If the student doesn’t remember any word with
the particular letter or if the student is saying the same word which was already used he has to leave the game. These
easy game is very loved by students. The purpose of this game is to check out if the students are spelling and
pronouncing the words correctly. During this game students have the capability to learn new words and to remember
the forgotten ones. The most useful time to play this game are the last 15 minutes of the class, because it will help
1

Expert Hatice Parlak, Gazi University, TÖMER, Instructor of Turkish Language; Expert Neslihan Delice, Gazi University,
TÖMER, Turkish Language Instructor, Ankara.

17

�out the students to repeat the words that they have learned that day or before and it will bring joy to the last part of
the class. This game can be performed to the middle – level students, but not to the higher level students (advanced)
because it might be boring and to easy for them.
2. The teacher should read a comprehension from the unit that they have worked out before. A class should
be divided into two groups. Teacher before reading the comprehension should write some words from the text on the
board. From each group one student is comming in front of the board, every group has a different colour to mark the
words which they hear while the teacher is reading. Teacher has to reads the text loud and slowly, and the students
listen good and when they recognize a word which is on the board they have to mark it and next student from that
group has to continue. The students who marked more has won the game. This game is a good practice for listening,
and to repeat a unit at the end of the class. Students will have fun as well as new information and possibility to
repeat the unit. This game can be applied to middle-level students. For advanced students is simple and boring.
3. This is the different version of the previous game. The teacher should read a comprehension from the unit
that they have worked out before. A class should be divided into two groups. Teacher before reading the
comprehension should write some words about the text on the board. From each group one student is coming in front
of the board, every group has a different color to mark the opposite words which they hear while the teacher is
reading. Teacher has to reads the text loud and slowly, and the students listen good and when they recognize a word
which is on the opposite of the word on the board they have to mark it and next student from that group has to
continue. The students who marked more has won the game. This game is a good practice for listening, recognizing
and to repeat a unit at the end of the class. Students will have fun as well as new information and possibility to repeat
the unit. This game can be applied to middle-level and a little bit advanced students. For advanced students and those
who are really good this game can be simple and boring. This game can be performed also with the similar words or
something that might be the grammar topic of that unit such as adjectives, adverbs, pronouns…
4. The teacher has to write into the board some synonim words from the unit that they have done same day.
Students should look to the board 5 minutes and try to remember the words which are written on it. Then from each
group at the same time a student comes to the board. Students are given different colored pencils. When the teacher
is reading students should try to find the synonims on the board. For example, the teacher is reading "pc" and the
student has to recognize the word “computer” on the board, mark it with the color of his group. The students who
marked more has won the game. This game is a good practice for listening, recognizing and to repeat a unit at the
end of the class. Students will have fun as well as new information and possibility to repeat the unit. This game can
be applied to middle-level and a little bit advanced students. For advanced students and those who are really good
this game can be simple and boring. This game can be performed also with the similar words or something that might
be the grammar topic of that unit such as adjectives, adverbs, pronouns…
5. Teachers can perform the same game as number four but only with the opposite words.
6. The teacher is writing the words one by one on the small papers from the unit they have had before and
putting them into a bag. Teacher is dividing the class into two groups. A student takes a paper from the bag and
trying to explain it in Turkish using similar words, opposite words and so one. The student is trying to describe it to
the both groups. The group that the first knows gets a point. This game is helping the teacher to understand the
students skills for explanation, how the student is using his knowledge in practice, how good are his sentences, his
knowledge about synonyms and opposite words. This game can also be performed to the individuals without
dividing the class into two parts.
This game can also be performed to the advanced level students using "expressions" instead of “words”.
7. In this game most important thing is to know how to describe a person with physical and character
features. Teacher should divide the class into two. The student in front of the board should without giving a name
describe a person in the class only using words. The opponent group should guess the name of the asked person, they
have the right to ask questions about the person, but they also have only one chance to guess it right. If they know
they get a point, if not than the opposite group gets a point. If there are less students then the person which they have
to explain doesn’t necessarliy has to be from the classmates. It can also be someone from the neighbour class, some
stars… The goal of this practice is to check up the students knowledge about the grammar. This game can be applied
to students in middle level and a little bit forward ones.
This game can apply in writing courses. This time student has to describe a friend and the character of the
physical properties in paper and later on perform it to the classmates which have to guess about who is the topic. The
goal of this game is to check up the knowledge of the students in writing accurate, meaningful and writing the
sentences and adjectives grammatical proper.
8. The teacher divides into two groups the class. Removes some words from the text and prepares two
different texts. The missing words from the group A he writes it to the group B. The missing parts of the group B
writes to the group A. after the teacher reads the original text teacher will check up who has the most right words and

18

�his group is going to be a winner. This game can be performed also for the individuals. At the end the student who
has the most right words is the winner.
This game is good for teaching of foreign language so that the students will develop listening and writing
skills. This game can be adapted to language skills, the teacher can ask only for grammar words like pronouns. This
game can be applied to advanced students.
9. This game is very similar to the eighth game. Can be applied to the entire class or groups. Teacher should
give a text with some missing words to the students and then while listening to the song the students should fulfill
the missing words. This game will improve students' listening skills.
10. While working the dictate teacher has to divide the group into two. Also he has to divide the text into
two parts and hang them to the classroom but the students should not see it. From every group a student goes and
reads one sentence and tells it to the friends from the group quickly. Each time a different student has to do it. At the
end of the game two text parts will be read again. The group who has a less mistakes is a winner. This is a very
teaching game who is improving the students to remember the sentences and to write it quickly. This game can be
played with the middle level students.
11. This game, and in oral expression and written expression is a game that can be implemented. Teachers
bring to class a small ball. Teacher starts a sentence by saying the story and the ball goes into a student. Add a
sentence to the story the students at the ball. Then he wants the ball at one and continues until students. Students will
have to pay attention to structure and editing. Students can enjoy a game that is played. This game can be applied to
advanced students.
12. Teacher country, city, place, environment to promote the unit after telling pictures of famous places is
cut and pasted to cardboard. Divides the class into two groups again. Students from each group in turn will show one
of these places and students of this place (without saying where it is) to tell you which group knows more and better
explain the name if he wins. Students to describe this game (the title) to learn about. Students will increase their
vocabulary. This game can be applied to students in the middle a little more advanced.
13. Another game we played very often is the silent cinema. Teacher movie names, book names, words, or a
bag put it on paper wise words said. Teacher class divides into two groups again. A student from the group a paper
bag and pull without ever talking with Mark, with gestures sometimes classified as an object to show through or on
paper by de facto, a friend of movement on the bag by applying the word taken from a group of friends at a certain
time to try to explain. The first consists of few words and tell which word with the finger shows. Here you say all the
words that evoke the students in the group for them, students will review the vocabulary for. Sometimes students do
not know if the words out, then the teacher tells the meaning of those words silently to the narrator or a particular
time will allow to select the other words from the bag. Most who know the game will win the group. This game can
be applied to advanced students.
14. Classified into two groups of teachers in grammar lessons will take. Written on paper in the hands of
each group has a list of verbs. A student against a student group and a verb tells him to this act passivity, or want to
bring. (for example: hair cut-factual the other is cut-to-order in) know if students ask questions during and in the
same way that the group goes to a question he asks. Group knows the most wins. This game, teachers, students
without verbs list of verbs to tell whether the students also can apply by requesting. We can adapt to the many issues
grammar this game.

Conclusion
Dear colleagues it has been determined that in the teaching of foreign language threw the use of the games
are making the students to learn foreign language more easy, students enjoy this method, they willingly participate
and learn more.
Dear colleagues, teaching has only a meaning with the learning. If there is no willing for learning teaching
and the education can’t only be of use. I can tell you about hundreds of games, but if I tell you about something that I
don’t know, something that I haven’t tried there won’t be benefits of it. I have informed you about the games that my
colleagues and myself have tried in Gazi University Turkish Language Teaching Center. At the end I would like to
respectfully thank you for listening patiently.

References

19

�Y., (2002). Türkçe Öğretim Yöntemleri: Yeni Yaklaşımlar, Ankara: Akçağ Yayınları.
Alemdar Andrew Wright et al. (1979), Games for Language Learning, Cambridge University Press, Cambridge.
Cahit Kavcar, (2004), Türkçe Öğretimi, Engin Yayınları.
Ercan T., Nesrin B., Hüdai C., (2004), Pratik Türkçe Öğretim Teknikleri, Dilset Yayınları, İstanbul.
http://www.oyunlarlaingilizce.net/grammar-games/151-can-cant-flash-game-new.html
http://www.education-world.com/a_lesson/archives/learninggame.shtml
http://www.curtin.edu.au/curtin/dept/smec/iae
N. Aykaç, (2005), Aktif Öğretim Yöntemleri, Naturel, Ankara.
N. Aykaç, Aydın, H., (2006), Öğrenme ve öğretme sürecinde Planlama veUygulama. Naturel. Ankara
Maley &amp; Duff, 1978 repr 1980 Draman Techniques in Language Learning. CUP.
M. Kutay İzgören, (1999), Oyunlarla Dil Öğretimi, Academyplus, Ankara.
Özcan Demirel, (1993), Yabancı Dil Öğretimi İlkeler, Yöntemler, Teknikler, Usem Yayınları, Ankara.
Özcan Demirel, (2002). Türkçe Öğretimi, Ankara: PegemA Yayıncılık.
Perkins David N, (1999) “The Many Faces of Constructivısm.” Educational Leadership, Novenber 199:6-11
Sedat Sever; KAYA, Zekeriya ve ASLAN, Canan. (2006). Etkinliklerle Türkçe Öğretimi. Morpa Yay. İst.
Shelagh Rixon, (1981), How to Use Games in Language Teaching, The Macmillan Press Ltd., London.
William Rowland Lee, (1996), language Teaching Games and Contents, Oxford University Press, Oxford.

20

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="25204">
                <text>313</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="25205">
                <text>Games in the Teaching of Foreign Languages</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="25206">
                <text>KARA, Mehmet</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="25207">
                <text>The use of games in teaching of foreign languages is that students learn the foreign  languages easier, the students enjoy this method, they participate classes with love and willingly  and the stuff that they learn seams to be much more permanent. Games in the process of teaching  foreign languages seem to be a forward key for the teachers. Moreover, the teaching of the  languages through the games, will learn the students to share, to have a friendship, to socialize  and to communicate among others. The most important thing for the teacher is to know which  games is propper for the basic language skills, to choose the game for the purpose and to  applicate it correctly. One of the principles of foreign language teaching is to develop the four  basic language skills. These skills are listening, speaking, reading and writing which consists of  the functional integrity. Teaching of foreign languages includes a lot of games and a lot of  researches have done about these issue. Since I have personaly applied these games in TÖMER  Gazi University (Gazi University the Turkish Language Teaching Center) I can tell that I was  getting exellent results. Most important thing is to be able to applicate it and at the end to have  possitive results.  </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="25208">
                <text>2009-06</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="25209">
                <text>Conference or Workshop Item
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="16">
        <name>L Education (General)</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
  <item itemId="2553" public="1" featured="0">
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="20143">
                <text>1008</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="20144">
                <text>Games of Death as an Idealized Dream World of Youth in Mark Twain's The Adventures of Tom Sawyer</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="20145">
                <text>Mohammadshahi, Soolmaz</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="20146">
                <text>The world of Tom Sawyer--Mark Twain's remembered and reinvented world of childhood--seems to be piquant and pleasant mainly because it is seen in a bright world set off by the shadowy terrors of danger, death and conformity. Young Tom--and indirectly through him the self-recreated young Sam Clemens--appears to exist on the manic edge beyond which lurks the menace of destruction and the unknown. Tom is a manchild continually living at risk in this child's world where the adults often appear to be custom-bound conformists with whom Tom has no quarrel provided they do not threaten him or interfere too much with the hijinks he shares with his juvenile companions. Inevitably, however, he is nourished by the values of this adult world. This paper is an attempt to show that The Adventures of Tom Sawyer is constructed on a loose framework whose major elements include games of death and games of resurrection. (Both meanings of resurrection apply here: resurrection as grave robbing and resurrection as return to life from apparent death.) The novel reflects Twain's idealized dream world of youth in which the games of death may still be played as an innocent form of pure adventure.  </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="20147">
                <text>2012-05</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="20148">
                <text>Conference or Workshop Item
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="32">
        <name>P Philology. Linguistics</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
  <item itemId="1998" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="2976">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/11529e9dc9ad6fda59df6087e30cd7d8.docx</src>
        <authentication>0d21a03465274df27a2eb65f5504ee50</authentication>
      </file>
      <file fileId="2977">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/b5df98d53ca9ef7300b3074b31340066.pdf</src>
        <authentication>117e5d90782f2d8a2b0983c8d347aca9</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="16388">
                    <text>Games: Fun and frolic!
Alyse Schoenfeldt
University of Tirana/ Palm Beach State College / Tirana, Boca Raton
Key words: Games, strategy, motivation, interactive, fun
ABSTRACT
In this era of globalization enhancing foreign language teaching is more relevant than ever and crucial for all.
Obviously, motivation is a key to language learning. Even though educators are aware that self-motivation is
essential to language acquisition, how may it be promoted in a classroom? I suggest enlivening the Foreign
Language classroom by utilizing games which fulfill a worthwhile, practical purpose.
Based on my extensive experience as a foreign language instructor and administrator, I shall illustrate strategies for
successful teaching and learning in the area of Second Language Acquisition. The teaching of a second language is
an art, not a science. Learning a second language is a complex process. It is not just a series of linguistic patterns
consisting of phonological, morphological, and syntactical structures; rather it also involves communication, social
and cultural interaction. In addition to the four basic language skills of reading, writing, listening and speaking, it is
most important to include the concept of culture in foreign language learning, including multicultural issues, the
common humanity of peoples, and opportunities for travel. What an awesome challenge!
This one hour, interactive workshop in English is based upon games. Accordingly, I shall demonstrate an
assortment of games to accommodate diverse school populations and learning styles. Remember, variety is the
spice of life.
Experientially, the workshop participants will see how decks of card, Bingo sets, and computer games may enhance
language acquisition. All are based upon the usage of numbers, vocabulary, grammar, conversation, and culture
concepts. The workshop facilitator and the participants will learn from one another. Hopefully, each participant will
be encouraged to return to his/her own classroom with at least one new teaching technique. The goal is for all to
share ideas, work together, enjoy, and have fun in the process!

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="16381">
                <text>1692</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="16382">
                <text>Games: Fun and frolic!</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="16383">
                <text>SCHOENFELDT, Alyse</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="16384">
                <text>In this era of globalization enhancing foreign language teaching is more relevant than ever and crucial for all. Obviously, motivation is a key to language learning. Even though educators are aware that self-motivation is essential to language acquisition, how may it be promoted in a classroom? I suggest enlivening the Foreign Language classroom by utilizing games which fulfill a worthwhile, practical purpose.  Based on my extensive experience as a foreign language instructor and administrator, I shall illustrate strategies for successful teaching and learning in the area of Second Language Acquisition. The teaching of a second language is an art, not a science. Learning a second language is a complex process. It is not just a series of linguistic patterns consisting of phonological, morphological, and syntactical structures; rather it also involves communication, social and cultural interaction. In addition to the four basic language skills of reading, writing, listening and speaking, it is most important to include the concept of culture in foreign language learning, including multicultural issues, the common humanity of peoples, and opportunities for travel. What an awesome challenge!  This one hour, interactive workshop in English is based upon games. Accordingly, I shall demonstrate an assortment of games to accommodate diverse school populations and learning styles. Remember, variety is the spice of life.  Experientially, the workshop participants will see how decks of card, Bingo sets, and computer games may enhance language acquisition. All are based upon the usage of numbers, vocabulary, grammar, conversation, and culture concepts. The workshop facilitator and the participants will learn from one another. Hopefully, each participant will be encouraged to return to his/her own classroom with at least one new teaching technique. The goal is for all to share ideas, work together, enjoy, and have fun in the process!</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="16385">
                <text>IBU Publishing</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="16386">
                <text>2013-05-03</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="16387">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
  <item itemId="757" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="846">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/9c7861f24af41b0ae69a812afe099235.docx</src>
        <authentication>eb7ef65e1d384fd3c7f8dec0e242c604</authentication>
      </file>
      <file fileId="847">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/61627eb253b8dcb93b43901a71700ccd.pdf</src>
        <authentication>36bae520150fb2f8926e6ecac16b7a05</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="6106">
                    <text>Gamification Apps in the Business Life and the Research of Business Firm’s
Opinion towards Games Application
Orhan Adigüzel
Süleyman Demirel University
Turkey
orhanadiguzel@gmail.com
Adeviye Erdoğan
Süleyman Demirel University
Turkey
adeviyester@gmail.com
Döndü Sönmez Özkan
Süleyman Demirel University
Turkey
sumeyyeozkan81@gmail.com
Hikmet Zeynep Batur
Süleyman Demirel University
Turkey
hzeynepbatur@gmail.com
Nisa Ekşili
Akdeniz University
Turkey
Abstract: Except the area of the production of the game, gamification refers that basic elements
and concepts are used in the process of game design and development. Business processes,
which may sound boring, may become more enjoyable by the help of gamification. Moreover,
feedbacks collected from individuals may accelerate thanks to such an approach. The purpose of
gamification method is applying such approaches to business processes and improving the
process quality and human interactions. This study also aim what priorities can be awarded,
what type of behavior expected from individuals and most importantly what type of options can
offer the connection between individuals and targeted systems to sustain health. This study
targets to evaluate how the gamification apps influence the performance of personnels. The
research method used in this study is action research approach. This method consists of two
stages. At first, the performance level of individuals in firm can be fixed with the help of a
survey. Then gamification apps were carried out for two months. After that time, the same survey
was repeated. In the light of the findings, this study tries to fix how gamification impacts
individuals and their performance. This study can be thought very helpful because of lack of
research in the literature area in this context, and this study will also help the interested
researchers in this area and managers who want to improve the performance of employees.
Keywords: Gamification, game design, design patterns, business, performance.
158

�158

�158

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="6098">
                <text>2619</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="6099">
                <text>Gamification Apps in the Business Life and the Research of Business Firm’s Opinion towards Games Application</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="6100">
                <text>ADIGUZEL, Orhan
BATUR, Kimet Zejnep
OZKAN, Dondu Sonmez
ERDOGAN, Adeviye
Eksili, Nisa</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="6101">
                <text>Except the area of the production of the game, gamification refers that basic elements and concepts are used in the process of game design and development. Business processes, which may sound boring, may become more enjoyable by the help of gamification. Moreover, feedbacks collected from individuals may accelerate thanks to such an approach. The purpose of gamification method is applying such approaches to business processes and improving the process quality and human interactions. This study also aim what priorities can be awarded, what type of behavior expected from individuals and most importantly what type of options can offer the connection between individuals and targeted systems to sustain health. This study targets to evaluate how the gamification apps influence the performance of personnels. The research method used in this study is action research approach. This method consists of two stages. At first, the performance level of individuals in firm can be fixed with the help of a survey. Then gamification apps were carried out for two months. After that time, the same survey was repeated. In the light of the findings, this study tries to fix how gamification impacts individuals and their performance. This study can be thought very helpful because of lack of research in the literature area in this context, and this study will also help the interested researchers in this area and managers who want to improve the performance of employees.    Keywords: Gamification, game design, design patterns, business, performance.  The present study aims to examine Holland's Theory of Career Choice in all aspects and determine its impact on career choice. In this respect, the personality types and individual-environment interaction have been analyzed. The code map of the data related to the personality types and characteristics present in Holland's Occupational Personality Types has been created using MAXQDA 11. The significance of the study lays in that it puts forwards other studies, results and findings from these studies and it also contributes to the employees and researchers.    Keywords: Career, Career Selection, Holland's Theory of Careers and Vocational Choice, Personality Types.     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="6102">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="6103">
                <text>2014-04</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="6104">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="6105">
                <text>ISSN 2303-4564     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="6">
        <name>H Social Sciences (General)</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
  <item itemId="620" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="614">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/e32641fd5ef72b8bfa3b5c73ec8c8d9e.pdf</src>
        <authentication>8f0395f1ec06d05074159e988f15b804</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="4883">
                    <text>BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

survive in the literary world as a “female writer” at the same time, due to
which she experienced “a double otherness”. In addition, it is not possible to
know exactly whether Sevim Burak, who had a Jewish identity coming from
her mother, was able to adopt this Jewish identity or to what extent, or was her
reflecting the female characters in her literary works influenced by her hatred
towards her mother or her pity for her? Briefly, the purpose of this proceeding
is to read Sevim Burak’s biography with the help of her fictions such as her
stories, novels, and plays as well as her letters and interviews, and her life and
relationship with her mother, and to look at the traces of the lives that she
constructed in her works keeping her mother in mind on her real life, and,
while doing all these, to witness the minor language that she created in the
major language as “the other”.

GAZAVÂTNÂMELERDE DİL VE ÜSLUP
Kürşat Şamil ŞAHIN
Bartın Üniversitesi, Bartın / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Gazavâtnâme, dil, üslup.
ÖZET
Manzum, mensur veya karışık olarak yazılan ve düşmanla yapılan savaşları
konu alan gazavâtnâmeler Türk edebiyatında XV. yüzyıldan sonra gittikçe
artan bir gelişme göstermiştir. Osmanlı devletinin gerilemeye başlayıp
akınların durmasıyla gazavâtnâmeler azalmış, gazâ geleneğinin ortadan
kalkmasıyla da bu türün devamlılığı sona ermiştir. Ele alınan savaşlar zaferle
veya yapılan bir sefer fetihle sonuçlanmışsa müellif çoğu zaman eserini
zafernâme, fetihnâme diye isimlendirmiştir. Bir padişahı merkeze alarak onun
gazâlarını ele alanlar ise padişahın adından mülhem eserlerine Selimnâme,
Süleymannâme gibi isimler vermişlerdir. Genel görünüş itibariyle bu eserler
padişahlardan birinin hayatını merkez alarak onun zamanındaki belli başlı
olayları tasvir edenler, önemli kumandan ve devlet adamlarından birinin
gazâlarını tasvir edenler ve sadece belli bir sefer ya da kalenin alınmasını
tasvir edenler olmak üzere üç kısımda gruplandırılabilir. Genelde gazâyı
gerçekleştiren şahıs ön plana çıkarılır ve olaylar bu şahıs etrafında gelişir. Bu
47

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

tür bize Arap edebiyatından geçmiştir. Peygamberin gazâlarını ve İslam
büyüklerinin yaptıkları savaşları aktarmak isteyen yazarlar zamanla müstakil
eserler vücuda getirdiler. İlmî ve edebî açıdan değerlendirilmesi gereken
gazavâtnâme türüne ait pek çok eser vardır. Bunların edebî yönünün ihmal
edildiği görülür. Türk dili ve tarihi açısından önemli bilgiler barındıran bu
eserlere dair dil ve üslup bakımından genel anlamda yapılmış fazla bir çalışma
yoktur. Çalışmada, özellikle Türk edebiyatı dairesinde XV. ve XVI.
yüzyıllarda yazılmış olan gazavâtnâmelerden hareketle türe dair genel bir dil
ve üslup değerlendirmesi yapıldı. Bu eserlerin hangi yönleriyle öne çıktığı,
benzerlik ve farklılıkları nelerdir gibi hususlar açıklandı.

LANGUAGE AND STYLE GHAZATNAMAHS
Key Words:Ghazatnamah, language, style.
ABSTRACT
Whether written in verse and prose, or in mixed type, Ghazavatnamahs, which
are about the battles against the enemy, have shown an increasing
development after 15th century in Turkish literature. They have decreased
with the decline of the Ottoman Empire and the stop of raids, and the
continuity of this genre has ended by the disappearance of the tradition of
ghazas (holy war). If a discussed war resulted in victory or an expedition in
conquest, the author often entitled his work as zafernamah or fetihnamah.
Those authors, who took a sultan at the centre and dealt with his ghazas,
entitled their works such as Selimnamah or Süleymannamah -inspired from
the name of sultan. By outlook, these works can be grouped as three parts:
those which take one of the sultans at the centre and depict the major events of
his time; those which depict the ghaza(s) of one of an important commanders
and statesmen; and those which depict a certain expedition or a fall of a castle.
In general, the person who performs a ghaza is brought to the fore and the
event revolves around this person. This genre has passed to us from the Arabic
literature. The authors who want to narrate the ghazas of the Prophet and other
great Islamic figures have gradually embodied detached works of art. There
are many works belonging to the genre of ghazavatnamah which should be
evaluated in terms of science of literary. It is particularly seen that the literal
side of these are neglected. There are not many studies that have been done in
48

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

terms of language and style regarding these works which have important
information of Turkish language and the history. It will be generally evaluated
in this study through language and style in the ghazavatnamahs which are
written in 15th and 16th centuries. It will be tried to explain how these works
stand out and what similarities and differences they have.)

DOBRUCA TATAR TÜRKÇESİNDE HAYVAN ADLARIYLA
KURULMUŞ ATASÖZLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
Sinan UYĞUR
Artvin Çoruh Üniversitesi, Artvin /Türkiye
Anahtar Kelimeler: Dobruca Tatar Türkleri, Dobruca Tatar Türkçesi,
Atasözleri.
ÖZET
Asya’nın ortalarından gelip Dobruca’yı yurt tutan Tatar Türkleri,
beraberlerinde kültürlerini ve kültürlerinin yansıması dillerini de bu
coğrafyaya getirmiş ve kültürlerini ve dillerini burada geliştirip yaşatmaya
devam etmişlerdir. Tatar Türklerinin sözlüklerindeki her bir kelime onların
geçmişini aydınlatacak bir fener hükmünde olduğu gibi, onların çeşitli
mevzularda anlamı güçlendirmek, ifadeyi canlandırmak için kullandıkları
deyimler ve özellikle de atasözleri milletin geçirmiş olduğu safahatı gözler
önüne sermede yararlanılacak öncelikli kaynaklardan biridir. Bunlardan
hayvan isimleri ile kurulmuş atasözleri ise mazide milletin hayvanlar ile olan
münasebetini, milletin yaşantısını bunanla birlikte müşahede becerisini
yansıtması bakımından önemlidir. Daha da önemlisi bunların Tatar
Türklerinin çeşitli kavramlara karşılık bulmada soyutlama becerilerinin ne
denli olduğunu ortaya koymasıdır. Bu bildiride Dobruca Tatar Türklerinin
atasözleri taranarak elde edilen hayvan isimleriyle kurulmuş atasözleri ve
hayvan isimleri çeşitli açılardan değerlendirilecektir.

49

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

TÜRKÇEDEKI EDİLGEN CÜMLENİN ÖZELLİKLERİ VE BU TÜR
CÜMLELERİN BOŞNAKÇA KARŞILIKLARI
Mirza BASİC
Tüzla Üniversitesi / Bosna Hersek
Anahtar Kelimeler: edilgen çatı, Türkçe, Boşnakça, tercüme olanakları.
ÖZET
Türkçe ile Boşnakça arasındaki farklılıklar dil bilgisinin tüm dallarında
görülür. Bunun için bu iki dilin edilgen çatıları arasında pek çok farklılık da
vardır. Üç bölümden oluşmakta olan bu çalışmada Türkçede ve Boşnakçada
kullanılan edilgen çatının morfolojik, sentaktik ve semantik özellikleri ele
alınır. Türk ve Boşnak dillerindeki edilgen çatının morfolojik yapısını konu
alan birinci bölümde bu iki dilin edilgen çatıları arasındaki farklılıklar ve
benzerlikler incelenir. İkinci bölümde edilgen cümleler sentaktik ve semantik
açısından tahlil edilir. Bunun yanısıra, bir cümlede gösterilen iş, oluş veya
hareketi yapan ve ''agent'' denilen unsurun açık bir şekilde yer aldığı edilgen
cümlenin Boşnakçaya nasıl çevrilmesi gerektiği tespit edilmeye çalışılır.
Bununla birlikte, agentin dolaylı olarak belirtildiği veya yapısında hiç yer
almadığı edilgen cümlelerin tercüme çeşitleri de incelenir. Cümlede yapılan
işten etkilenen ve ''patient'' olarak adlandırılan unsur, var, yok sözcükler ile
kurulan bazı isim cümlelerinde özne görevini alabilir. Üçüncü bölümde ise bu
tür isim cümlelerinin nasıl çevrilmesi gerektiği ele alınır. Bu çalışmanın ana
amacı Türkçede ve Boşnakçada kullanılan edilgen çatılarının benzer ve farklı
yönlerinin tespit edilmesiyle edilgen cümlelerin tercüme olanaklarının
araştırılmasıdır. Çalışmada iki metod izlenmiştir. Giriş kısmı için analitiktanımlayıcı, diğer bölümler için ise karşılaştırmalı metot kullanılmıştır.

THE PASSIVE SENTENCE IN THE TURKISH LANGUAGE AND ITS
EXPRESSION IN TRANSLATION INTO BOSNIAN LANGUAGE
Key words: passive construction, translational equivalent, the Turkish
language, the Bosnian language.

50

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

ABSTRACT
The difference between Turkish and Bosnian language is obvious at all
linguistic levels, and the category of passive voice is not an exception. This
paper deals with morphological and syntactical-semantic characteristics,
differences and similarities within the passive category in Turkish and
Bosnian language. The paper consists of three parts, and the first unit involve
the morphological structure of passive voice in Turkish and Bosnian language.
In this part of the research, the characteristics, differences and similarities
within the passive constructions in these two languages are analyzed. The
second part analyzes passive sentences, and the manner of translating passive
in Turkish with explicitly defined general agent, as well as examples of
passive where general agent is implicitly pointed to, but is completely
anonymized. The third part of research deals with Turkish noun sentences
with predicates var and yok, which open up space for grammatical subject
with the role of patient, and their translational equivalents in Bosnian language
are analyzed. It will also attempt to offer translational equivalents of passive
constructions in Turkish. Two methods were employed in the research:
analytical-descriptive method in the introductory part and contrastive method
in elaboration.
“GEBERMEK” FİİLİ NEREDEN GELİYOR
Serkan ŞEN
Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Gebermek, gebe, köken bilgisi, Eski Türkçe, Türkiye
Türkçesi.
ÖZET
Türkiye Türkçesinde, sevilmeyen insanlar ile değer verilmeyen hayvanların
ölümünü anlatan gebermek fiilinin oluşumu hakkında değişik görüşler öne
sürülmüştür. Bu görüşler iki noktada yoğunlaşmaktadır. İlki, geber-’in “şişkin,
kabarık; hamile” manasındaki kébe / kebe ~ gebe sözünden geldiğidir. İkinci
görüş ise sözcüğün kabar- fiilinin ikili biçimi olduğudur. Bildirimizde
sözcüğün türeyişi üzerinde duran araştırmacıların yaklaşımları zikredildikten
51

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

sonra bunların eleştirileri yapılacaktır. Eski Türkçede kéber- ~ képer- fiilini
ölüm haliyle ilgili olarak değişik metinlerde tanıklamak mümkünken kébe
sözcüğüne hiç rastlanılmamasına dikkat çekilecektir. Türev (képer-), defalarca
tespit edilebilirken tabana (kébe-) ancak XIV. yüzyıldan sonra rastlanılmasının
çelişki olduğu ifade edilecektir. képer- &gt; geber- fiilini Eski Türkçede saymaca
olarak nitelendirebileceğimiz képe ~ kébe sözü yerine kép “biçim, tarz”
köküne götürebileceğimiz dile getirilecektir. kép “biçim, tarz” kökü ile
kébermek türevi arasındaki ilişkide kép+er- şeklinde bir genişlemenin söz
konusu olduğu vurgulanacaktır. Anlam boyutunda ise “(bilinenin dışında) bir
biçim almak” ile bedenin şişmesinin kastedildiği ifade edilecektir. kép’in Eski
Türkçede kapalı e (é) ile uzun ünlülü oluşunun geber- fiiline taban teşkil
etmesini imkân sağladığı eldeki bulgularla desteklenecektir. Anlam geçişlerini
göstermek üzere örnek bağlamlardan olabildiğince yararlanılacaktır.

WHERE DOES THE VERB “GEBER-” COME FROM
Key words: To die, pregnant, etymology, Old Turkish, Turkey Turkish.
ABSTRACT
There are different opinions about formation of “geber-” verb that is described
unloveble people and animals’ death in Turkey Turkish. These opinions
focuse on two points. First opinion is that geber- “to die” comes from kébe /
kebe ~ gebe “swollen, puffy, pregnant”. Second opinion is that geber is kabarverb’s binary format. In this paper, after it will be mentioned opinions of
researchers that research this word’s etymology, it will be criticized them. It
will be pointed it’s possible to prove that in Old Turkish kéber- ~ képer- is
about death case in different texts, it is not encountered kébe. It will be refered
to the contradiction that altough derivative (képer-) can be determined
recurrently, base (kébe-) was seen only after XIV. century. It will be
mentioned that képer- &gt; geber- can be come from kép “style, form” base not
from képe ~ kébe that can be described as a conventional in Old Turkish. It
will be underlined there is opening like kép+er- in relatonship with base of kép
“style, form” and derivative of kébermek. In the meaning dimension, it will be
expressed that “(known outside) get a form” means that swelling of the body.
It will be supported that kép is base of geber- because of there are closed
vowel e (é) and long wovel in kép in Old Turkish by available evidence. It
52

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

will be utilized for showing meaning semantic changes by context examples as
much as possible.

YABANCI DİL OLARAK TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE ORTAK
YÖNTEM YA DA YÖNTEMLERİN ARAYIŞINDA KARŞILAŞILAN
ENGELLER ÜZERİNE
Mustafa ÇETİN
İpek Üniversitesi, Ankara / Türkiy
Anahtar Kelimeler: Yabancılara Türkçe öğretimi, yöntem sorunu, yabanci dil
Türkçe.
ÖZET
Geçmişe uzanan tarihine rağmen yabancılara Türkçe öğretimi ya da yabancı
dil olarak Türkçe öğretimi son yirmi beş yılda özellikle de son on yılda özel
bir ilgi alanı haline gelmiştir. Başlangıçta her dilin öğretiminde olduğu gibi
klasik denilebilecek yöntemler, özellikle de dilbilgisi tercüme yöntemi
kullanılırken sonraları yeni arayışlara, daha yeni yöntemlere yönelinmiştir.
Dil öğrenimi ve öğretimi denilince genel anlamda Avrupa dillerinin öğrenimi
ve öğretimi esas alındığından ve yöntem, teknik, program diğer unsurlar bir
Avrupa dilini bir başka Avrupalının öğreneceği teziyle şekillendirildiği için bu
yöntemlerin olduğu gibi Türkçeye uyarlanması ve kullanılması mümkün
görünmemektedir. Bu ve benzeri durumlara bağlı olarak genelde tercih edilen
karma yöntemler kadar bir ya da iki yöntemin uyarlanması gibi yollara
başvurulduğu görülmektedir. Yöntemler hakkında yapılan çalışmaların da
hemen hemen hepsinin teorik kalmasına bağlı olarak yabancılara Türkçe
öğretimi sahasında pek çok problemin yanı sıra bir de yöntem sorunu ortaya
çıkmaktadır. Yöntem konusunu ikinci dereceye iten önemli etkenlerden biri
de Avrupa Ortak Dil Ölçütü Çerçevesinin, dilin nasıl öğretileceğini değil
neyin öğretileceğini benimseyen konu bazlı yaklaşımı da etkili olmuştur.
İkinci önemli etken kullanılan kitap ve malzemeye bağlı bir öğretim yolunun
şekilleniyor olmasıdır. Üçüncü önemli etken ise gerçekten etkin bir yöntem
bulunmamasına da bağlı olarak bireysel yolların sıklıkla tercih ediliyor
olmasıdır.
53

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

ABSTRACT
Despite the history dating back the old times, teaching Turkish to foreigners or
teaching Turkish as a foreign language has been a field of interest for 25 years,
particularly for 10 years. Initially, classical methods which were used in other
languages teaching, especially Grammar-translation method was used; then
search for new methods came to the agenda. As the first languages are
European languages when it comes to language teaching, the methods,
techniques and programmes are fixed for European language teaching to a
European, it is not possible to teach Turkish using the same methods. Within
this frame, it is seen that applying one or two methods is preferred while
eclected methods are also used. There occurs many problem of method, beside
other problems in the area of teaching Turkish stemming from sticking to
theorical limitations of researchs. One of the most important factors that
makes method second problem is caused by Common European Language
Framework of Reference’s approach toward adopting what to teach, rather
than how to teach. Second important factor is that a teaching method based on
book and material is taking shape. Third important factor is that individual
methods are highly preferred because there is no really valid method.

CANDAN ERÇETİN'İN MİLYONLARCA KUŞTUK ŞİİRİNİN
MUHTEVASI VE KAYNAKLARI
Gencay ZAVOTÇU
Univerzitet U Tuzla /Bosna Hersek

Anahtar Kelimeler: Kuşlar, uçmak, yolculuk, yedi vâdi, Kâf Dağı.
ÖZET
Sanatçı,söz yazarı ve eğitimci Candan Erçetin tarafından yazılıp seslendirilen
Milyonlarca Kuştuk şiiri edebî, tasavvufî, ahlâkî, felsefî, hikemî v.d. alanlarda
geniş yelpazeli kültürel birikim yansıtan bir şiirdir. Bu şiir, zengin ve çok
yönlü bir kültürel birikimden beslenmenin yanında geçmiş ile bugün arasında
kültür aktarıcısı bir metin işlevine de sahiptir. Şiirin, görsel ve işitsel iletişim
54

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

araçlarında musîkî eşliğindeki görsel sunumu ise toplum üzerinde yapacağı
etkiyi artıran sebepler olarak nitelenebilir.
Milyonlarca Kuştuk şiirinin sözlerinin ilk mısraları yargı içerikli hikemî sözler
içerir. Bu sözlerde kişilik yapısı ve karakter tahlili ile ilgili bildirimlere de yer
verilir. Yargı içerikli mısra ve dörtlüklerin arkasından şair bu kez kuşların
ağzından konuşur,
Biz milyonlarca kuştuk kaf dağına kanat açtık
Acı çektik yaralandık bilmiyorduk aldandık
Kimimiz yollarda kaldık dünya malına kandık
Kimimiz sebat ettik yedi vadiyi aştık
diyerek Ferîdüddîn Attâr'ın Mantıku't-tayr'da anlattığı kuşların yolculuğuna
atıfta bulunur. Vahdet yolculuğuna çıkan kuşların bir kısmının başlangıçta, bir
kısmının ise ilerleyen safhalarda dünya sevdâsı, mâl mülk edinme telâşı,
yılgınlık, yorgunluk ve farklı sebeplerle vaz geçmesi sebebiyle istek, aşk,
ma'rifet, istignâ, tevhîd, hayret ve fakr u fenâ adlı Yedi Vâdi'yi ancak 30 kuş
aşar, Kâf Dağı'na ve Sî-murg'a ulaşır. Attâr'dan sonra Gülşehrî'nin Mantıku'ttayr ve Alî Şîr Nevâî'nin Lisânü't-tâyr adlı eserlerinde de konu işlenmiş, gül ve
bülbül konulu eserlerde ise kısmî olarak ele alınmıştır. Şiirdeki hikemî söz ve
mısralar ise nasîhat-nâme ya da pend-nâme içerikli metinlerle
ilişkilendirilebilir.
Her kim ki ayrılık vadisinde duru
Bilsin ki ne ararsa kendinde bulur
gibi ve benzeri mısralar ise "Ne ekersen onu biçersin, eden bulur, İyilik yapan
iyilik, kötülük yapan kötülük bulur" benzeri atasözü ve özlü sözlerden
esinlenmiş izlenimi verirler. Hakikat ormanı, inkar limanı, ayrılık vâdisi gibi
ifadeler ise edebiyattaki, özellikle de divan şiirindeki teşbîhleri hatırlatırlar.

55

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

ÖĞRETİCİ METİN OLARAK PEND-NÂMELER (NASİHATNÂMELER) VE AHMED MÜRŞİDÎ EFENDİNİN PEND-NÂMESİNİN
BİLİNMEYEN BİR NÜSHASI
Müzahir KILIÇ
Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, Ağrı / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Edebiyatı, Pend-nâme, nâsihat-nâme,
Ahmed Mürşidî Efendi, Yazma nüsha.
ÖZET
Nasihat, ya da pend öğüt demektir. Edebiyatta, din, ahlâk, toplumsal yaşam,
meslekler, yönetim hizmetleri konularında öğüt verici veya iyi insan olma ve
yaşamda başarılı olmanın yollarını gösteren eserlere (BL:8548)nasihatname
denir. Nasihatnameler, öğüt kitaplarıdır. İslam dininin emir ve yasakları
doğrultusunda insan hayatına yön veren, toplum içinde iyi insan olmanın
sınırlarını çizen kurallardır. Bu kuralla, dinin emirleri doğrultusunda oluşmuş,
bir bakıma uyulması gerekenler ve yasaklar bütünüdür. Klasik Türk
edebiyatında bu tür eserlerin hemen her dönemde yazıldığı görülmektedir.
İslâmi edebiyatın ilk ürünleri olan Kutadgu Bilig, Atabetü’l-Hakâyık ve
Divan-ı Lügati’t-Türk işlediği konular ve mesajlar bakımından birer nasihat
kitabıdır. Hatta Göktürk yazıtları bile içerdiği mesajlar açısından tarihi bir
tecrübenin nasihatleri niteliğindedir. Bu alanın iki özel eseri; Güvahi ve
Ahmed Mürşidî Efendinin pend-nâmeleridir. Bu eserler; atasözü, deyim, fıkra
ve masalların yanında kelam-ı kibar örneklerinin sıkça kullanıldığı için dil
malzemelerinin önemli kaynaklarıdır. Pendname şairi olarak bilinen Ahmed
Mürşidî Efendi’nin eserinin birçok yazma ve baskı nüshaları mevcuttur. Bu
eserin yazma bir nüshası bir öğrencimiz sayesinde tespit edilmiştir. 201 yk
7265 beyitten müteşekkil olan bu nüsha Burdurlu Muhammed Nuri Efendi
tarafından istinsah edilmiştir. Burdurd’a bir esnafın elinde bulunmaktadır.

56

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

YEKTA KOPAN'IN ÖYKÜCÜLÜĞÜ: MODERN ZAMANLARDA
İNSANLIK HALLERİ
Sibel YILMAZ
Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Ankara / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Yekta Kopan, öykü, birey, monolog.
ÖZET
2000'li yılların başından bu yana Türk öykücülüğünde önemli bir gelişim
gözlenmektedir. Bu gelişime yazdığı nitelikli eserlerle katkıda bulunan
yazarlardan biri de Yekta Kopan (1968-)'dır. Bugüne kadar yedi öykü kitabı
yayımlayan yazar, Sait Faik Hikâye Armağanı ile Haldun Taner ve Yunus
Nadi Öykü Ödülleri'ni kazanmıştır. 2000 yılında yayımlanan ilk öykü kitabı
Fildişi Karası ile sonraki yıllarda geliştireceği öykü anlayışının ana çizgilerini
ortaya koymuş; öykülerinde günümüz insanının yaşam tarzını ve iç dünyasını
kendine özgü dili ile anlatmıştır. Her eserinde öykülerini farklı anlatım
teknikleri ile kurgulayarak yeni söylem tarzları bulmaya çalışmış, Türkçenin
imkânlarından sonuna kadar yararlanarak özgün bir dil anlayışı oluşturmuştur.
Bu çalışmada "yapı-tema-anlatım" başlıkları altında yazarın eserlerine geniş
bir açıdan bakılacak, eserleri arasındaki bağlantılar tespit edilecek ve
günümüzün en çok tanınan yazarlarından biri olan Kopan'ın
öykücülüğümüzdeki yeri üzerinde durulacaktır.

57

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

BOSNAVÎ MEHMED NECÎB’İN SÜBHA-YI SIBYÂN ŞERHİ
HEDİYYETÜ'L-İHVÂN'ININ ÜSLÛB VE METOD AÇISINDAN
DEĞERLENDİRİLMESİ
Atabey KILIÇ
Erciyes Üniversitesi, Kayseri / Türkiye
Muhammet KAYA
Erciyes Üniversitesi, Kayseri / Türkiye
Anahtar Kelimeler:Klâsik Türk Edebiyatı, manzum sözlük,Sübha-yı
Sıbyân,Hediyyetü’l-İhvân.
ÖZET
Manzum sözlükler genellikle bugünkü ilköğretim seviyesine denk gelen
çocukların Türkçe kelimelerin Arapça ve Farsça karşılıklarını öğrenebilmeleri
için kaleme alınmış eserlerdir. Bu eserlerin faydaları arasında çocukların aruz
bilgisini pekiştirmeleri de bulunmaktadır. Klâsik Türk Edebiyatı alanında
tespit edebildiğimiz kadarıyla 50’den fazla manzum sözlük vardır. Yakın
zamana kadar yapılan çalışmalara baktığımızda manzum sözlük şerhlerinin
göz ardı edildiğini görmekteyiz. Hâlbuki Klâsik Türk Edebiyatı’nda manzum
sözlük şerhleri ayrıca ilgilenilmesi gereken eserlerdir. Bizim bu çalışma ile
amacımız şârihin bir manzum sözlük şerhi olan Hediyyetü’l-İhvân’daki üslûbu
ve metodu hakkında bilgi vermek olacaktır. Çalışma çerçevesinde manzum
sözlüklerden söz edilecek, bunların Klâsik Türk Edebiyatı’ndaki yeri ve önemi
üzerinde durulacaktır. Ardından Hediyyetü’l-İhvân ve şârihi ile ilgili bilgiler
verilecek, Hediyyetü’l-İhvân üslûb ve metod yönünden değerlendirilecektir.
Hediyyetü’l-İhvân manzum sözlüklerimizden Sübha-yı Sıbyân’ın şerhidir.
Türkçe-Arapça manzum sözlüklerimizden Sübha-yı Sıbyân özellikle 19.yy.da
sıbyân mekteplerinde ders kitabı olarak okutulmuştur. Sübha-yı Sıbyân şerhi
olan Hediyyetü’l-İhvân Bosnavî Mehmed Necîb tarafından yazılmış ve 18401903 yılları arasında 6 kez basılmıştır. Eserde yazar geleneksel şerhlerde
olduğu gibi önce metni vermekte, ardından metinle ilgili gramer bilgilerini
sıralamakta ve bu konu ile alâkalı söyleyebileceği başka türlü ne varsa onları
eklemektedir.
Key words: Classical Turkish Literature, verse dictionary, Sübha-yı Sıbyân,
Hediyyetü’l- İhvân.
58

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

ABSTRACT
Verse dictionaries were written for primary school students to teach meaning
of Turkish words in Arabic and Persian. This work utilities for children is
giving more prosody knowledge. We saw that the number of verse dictionaries
in Classical Turkish Literature is more than 50. If we look at sources we see
that verse dictionaries’ commentaries are not studied. However, in Turkish
Literature it is important to study verse dictionaries’ commentaries. Our aim
with this study is giving information about Hediyyetü’l-İhvân its author’s
working and method in it. In this study we will be mentioned about verse
dictionaries, we will focus on their places and significance in Classical
Turkish Literature. Then will be given the information about Hediyyetü’lİhvân and its author, Hediyyetü’l-İhvân will be evaluated in terms of wording
and method. Hediyyetü’l-İhvân is the commentary or verse dictionary Sübhayı Sıbyân. It is an Turkish- Arabic verse dictionary and used as a text book at
primary schools especially in 19th century. Hediyyetü’l-İhvân, commentary of
Sübha-yı Sıbyân was written by Bosnavî Mehmed Necîb and it was published
6 times between 1840-1903. Writer gives text as in traditional commentary
books then gives information about text grammar knowledge and adds every
thing about this subject.
OSMANLI DEVLETİ VE ORTA ASYA HANLIKLARI ARASINDA
YAZMA ESERLER TAKASI: SÖMÜRGECİ GÜÇLERE KARŞI
MANEVİ MİLLİ BİRLİK
Dilorom HAMROEVA
Özbekistan Bilimler Akademisi, Dil ve Edebiyat Enstitüsü/Özbekistan

Anahtar Kelimeler: Osmanlı Dönemi Yazma Eserleri, Orta Asya ile alakalar,
kitap takası.
ÖZET
Özbekistan’daki Anadolu sahasına ait yazma eserler ve bazı tercümelerin
çoğunluğu XVIII-XX. Yüzyıllar arasında Osmanlı Devleti Sultanları ve Orta
59

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

Asya Hanlıkları Hükümdarları tarafından sömürgeci güçlere karşı manevi
milli birleşme, bütünleşme amacıyla talep ve takas edildiği bilinmektedir.
Özbekistan İlimler Akademisi Yazma Eserler kütüphanesi ve çeşitli bölge
kütüphanelerinde yer alan mezkür kitapların büyük bir kısmı XIXXX.Yüzyıllarda istinsah edilmiş olup, özellikle Harezm Hanı Muhammad
Rahim-Han Firuz talebiyle çoğaltılmıştır.Kardeş Halklar ortasındaki manevi
yakınlığı sağlamak üzere yayğınlaştırılmış kitaplar sırasında Türk Divan
Edebiyatı ustaları İsa Necati Bey, Fitnat-Zübeyde Hanım (Şeyhu’l-İslam
Muhammed Es‘ad kızı), Bâkî Çelebi, Garîbî Çelebi Seyyid Ebu Bekr, Hâtif
Ahmed Efendi, Hâşim (Seyyid Mustafa Hâşim el-Üsküdârî), Hayâlî, Kânî,
Kâimî, Kuddûsî (Ahmed Kuddusi), Leyla Hanım, Mâhir, Mustafa Bey, Sâmî,
Nedim Ahmed Efendi, Nebî Efendi, Niyâzî Şeyh Muhammed Efendi, Pertev
Paşa, Yahya, Zâtî Şeyh Süleyman, Zîver vs. şairlerin divanlarının farklı
nüshaları rastlanmaktadır. Bunun yanı sıra, sonraki yüzyıllarda Orta Asya’ya
getirilen “Târîh-i Feth-i Rûm”, “Şerh-i Mesnevî” gibi mensur, ”Garip-name”,
”Mevc-ul Bahreyn” gibi nadir eserler de bilinmektedir. Fakat Sovyet Rusyası
döneminde düzenlenmiş olan Yazma Eserler Kataloğlarında söz konusu olan
yüzden fazla yazmanın, sadece sekiz tanesi yer almış olup, diğerleri Türk
Halkları arasındaki milli manevi hareketlerin dile getirilmemesi amacıyla
ihmal edilmiştir. Mezkur bildiride, Orta Asya ve Osmanlı Devleti arasındaki
sosyal ve kültürel alakalar, özellikle Sultanlar ve Hanlar tarafından talep ve
takas edilmiş yazmalar, onların kardeş halklar manevi medeni hayatına etkisi
üzerinde durulacaktır.

60

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

SOFRACI DİVANI VE NÜSHA TANITIMI
Adem BALABAN
Hëna e Plotë "Bedër" University / Arnavutluk
Bünyamin ÇAĞLAYAN
Hëna e Plotë "Bedër" University / Arnavutluk
Anahtar Kelimeler: Sofracı divanı, Uşşakî, nüsha, yazma eser.
ÖZET
Dil, kültür ve tarihimizin hazineleri olan Türkçe yazma eserler, yurt içi ve
dışında birçok kütüphane bulunmaktadır. Bunlardan birçoğu incelenmiş olsa
bile bazıları hala bilinmemekte ve gün ışığına çıkmayı beklemektedir. Bu
eserlerden biri de Arnavutluk Milli Kütüphanesi Dr. 7. D. 19 numarada kayıtlı
olan Sofracı Divanı’dır. Eserin Uşşaki tarikatına bağlı Sofracı mahlaslı biri
tarafından yazıldığı anlaşılmakla beraber, Sofracı’nın kim olduğu hakkında
herhangi bir bilgi yoktur. İçindeki şiirlerden Sofracı’nın Uşşaki olduğu ve
Uşşaki şeyhi Cemâleddin Uşşâkî (ö. 1750) döneminde ya da ondan sonra
yaşadığı anlaşılmaktadır. Şiirlerinde sade bir dil kullanan şair dini tasavvufi
şiirler yazmıştır. Bu çalışmamızda Sofracı Divanı’nın nüsha tanıtımı ve
içindeki şiirler hakkında bilgi verilecektir. Kaynaklarda adı veya mahlası
zikredilmeyen Sofracı’nın bu çalışmamız ile edebiyat dünyasında bir
değerlendirmeye tabi tutulacağına inanıyoruz.
SOFRACI’S DİVAN AND ITS DESCRIPTION
Keywords: Sofracı’s Divan, Uşşakî, manuscripts, copy.
ABSTRACT
Turkish manuscripts are treasures of our language, culture and history. These
works are found at many libraries in Turkey and abroad. Many of them have
been studied even though some of them still wait to be known. One of these
works is Sofracı’s Divan. This book was registered at Dr. 7. D. 19 number at
the National Library of Albania. Sofracı who is a member of Uşşaki Cult
wrote this work. There is no information about him in his book or in any other
sources. According to his poems, Sofracı lived during sheikh Jamaluddin
61

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

Uşşâkî (d. 1750) period or after him. He used plain language in his poems and
wrote religious mystical poems. In this study, we will present Sofracı’s Divan
and will give information about the content of the book. We belive that our
study will contribute to the literary by introducing Sofracı’s Divan to the
world.

POSTMODERN ANLATILARI OKUMA GÜÇLÜKLERİ
Sevim Nilay IŞIKSALAN
Ahi Evran Üniversitesi, Kırşehir / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Üstkurmaca, postmodern anlatılar, okuma güçlükleri.
ÖZET
Bu araştırma, üniversitemizin Türkçe Eğitimi Bölümünde yüksek lisans yapan
15 öğrencinin postmodern anlatıları okuma güçlüklerini irdelemek amacıyla
hazırlanmıştır. Nitel araştırma deseni ile tasarlanan çalışmada, öğrencilerin
postmodern anlatıları okurken hangi düzlemlerde, niçin zorlandıkları üzerinde
durulmuştur. Araştırmada iki aşamalı bir çalışma yöntemi izlenmiştir. İlk
olarak çalışma grubundaki öğrencilere, postmodern anlatıları ortaya çıkaran
koşullar hakkında (4 saatlik) önbilgi verilmiştir. 20. yüzyılın fizikbilimindeki
gelişmeleri - Max Planc’ın quantum, Einstein’ın görelilik kuramı ile
Heisenberg’in belirsizlik ilkesi- anlatılarak zaman ve uzam algısındaki köklü
değişimler vurgulanmıştır. Ruhbilimindeki yeni yaklaşımlar ve kuramlar Freud’un bilinçaltı, Jung’un kolektif bilinçaltı, Adler’in bireysel psikolojisi,
Bergson’un sezgicilik hakkındaki görüşlerine değinilmiştir. Bireyin öznel ve
toplumsal yaşamını kuşatan ve onda farklı değerler dizgesi oluşturan
teknolojik yenilikler anlatılmıştır. Yeni dünya gerçeği karşısında insanın
varoluş sorunsalı üzerinde durulmuştur. Söz konusu köklü değişimlerin,
edebiyat düzleminde yansımalarına, eskisinden çok farklı yeni bir edebiyat
estetiğinin doğuşuna dikkat çekilmiştir. Yeni estetik anlayış, Ulysses (James
Joyce) ve Dönüşüm (Franz Kafka) romanlarıyla örneklendirilmiştir.
Araştırmanın ikinci aşamasında; öğrencilerden Türk Edebiyatında ilk
modernist eser olan Tutunamayanlar ile postmodern anlatılar olan Kara Kitap
62

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

ve Suskunlar romanlarını okumaları ve okurken zorlandıkları hususları, yarı
yapılandırılmış görüşme formu yardımıyla, beş temel düzlemde yazmaları
istenmiştir: 1. Üstkurmaca. 2. Metinlerarasılık. 3. Tarih/Zaman ve Uzam
Algısı. 4. Polisiye /Dedektif Kurgu. 5. Anlatı Teknikleri. Araştırma bulguları,
öğrencilerin belirtilen romanları okurken, üstkurmaca düzlemindeki özgün
imgeleri bulup açımlamada zorlandıklarını, metinlerarasılık düzleminde ise
bilgi ve birikim eksikliği nedeniyle arkaik metinlerle ilişkilendirme sorunu
yaşadıklarını ortaya koymuştur. Öğrenciler, ayrıca polisiye kurgudan
hoşlandıklarını belirtmişlerdir. Anahtar Sözcükler: Üstkurmaca, postmodern
anlatılar, okuma güçlükleri.
READING DIFFICULTIES IN POSTMODERN NARRATIVES
ABSTRACT
This research is prepared in order to analyse the reading difficulties in
postmodern fiction of fifteen master degree students of Turkish Language
Teaching Department of our university. In this study designed qualitatively, it
has been examined that in which level and why the students have had
difficulty. This research was conducted in two stages. In the first stage,
general information about the backgrounds of postmodern literary works was
expressed (for 4 hours). Mentioning about the developments of physical
science in the 20th century such as the quantum theory by Max Planc, the
relativity theory by Einstein, the uncertainty principle by Heisenberg, it was
focused on radical changes on time and space perception. The new approaches
and theories of psychology, namely unconsciousness term by Freud, collective
unconscious by Jung, personal pscyhology by Adler, intuitionism by Bergson
were clarified. Technological innovation which surrounds individual’s
personal and social life and creates different value systems was explained.
Human being’s existence problematic against the new world reality was
emphasied. It was pointed out that these radical changes have effects on
literature and they have created a new literature aesthetic. This new aesthetic
perception was exemplified with two different novels: Ulysses (James Joyce)
and The Metamorphosis (Franz Kafka).
In the second stage of the research, students were asked to read the first
modernist novel in Turkish Literature, Tutunamayanlar and the postmodern
novels Kara Kitap and Suskunlar, then to note down the difficulties while they
were reading these works in five labels of a semi structured interview form.
63

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

These labels were the followings: 1.Metafiction. 2. Intertextuality. 3.
Date/Time and Space Conception. 4. Detective / Crime Fiction. 5. Narrative
Techniques. The findings of this research indicated that while students were
reading these novels, they had experienced difficulties in finding and
explaining the authentic images on the label of metafiction; in making
associations among things they read and archaic texts due to the lack of
information and background on the label of inter textuality. Students also
indicated that they enjoyed the detective fiction. Key words: Metafiction,
postmodern narratives, reading difficulties.
DİLÂVER CEBECİ'NİN HİKÂYELERİNDEKİ ŞAHIS KADROSU
Emel HİSARCIKLILAR
Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Tokat / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Dilâver Cebeci, hikâye, şahıs kadrosu.
ÖZET
Türk edebiyatında özellikle Türk milletinin millî ve manevî değerlerini, karşı
karşıya olduğu problemleri dile getirdiği şiirleriyle tanınan Dilâver Cebeci
(1943-2008), bu şekilde, içinden geldiği topluma yabancı kalmamış, söz
konusu değerleri manzumeleri dışındaki diğer eserlerinde de benzer biçimde
ifade etmiştir. Onun “Mavi Türkü” adlı eserinde yer alan hikâyelerinde de,
şiirlerindeki gibi bir dünya görüşü göze çarpmaktadır. Cebeci, milletinin
tarihine dönerek bu tarihin meydana getirdiği medeniyeti yüceltmekte, bu
milletin mücadele ettiği sıkıntıları dile getirmektedir. Bu hikâyeler konusunu
Türk tarihinin hem İslam öncesi hem de İslam sonrası döneminden aldığı gibi,
şahıs kadrosu bakımından da oldukça zengin bir kadroya sahiptir. Bu
metinlerdeki kahramanların gözü pek, cesaretli, inandığı değerler uğruna
sonuna kadar mücadele etmekten çekinmeyen, maneviyatı güçlü, ideal
karakterler olduğu görülmektedir. Dilaver Cebeci, meydana getirdiği bu ideal
kahraman modeliyle, hikâyelerinde ele aldığı konuyu daha etkili bir şekilde
okura iletmeye çalışmıştır. Bu çalışmada da söz konusu hikâyelerde yer alan
kahramanlar, işlenen konuyla bağlantılı olarak değerlendirilmeye
çalışılacaktır.
64

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

CHARACTERS IN DİLÂVER CEBECİ’S STORIES
Key Words: Dilâver Cebeci, story, characters.
ABSTRACT
Dilâver Cebeci (1943-2008), who is known with his poems reflecting the
national and spiritual values of Turkish nation and the problems encountered,
had not become estranged to his society, and had mentioned these values in
his other works apart from his poems. In his stories, gathered in “Mavi
Türkü”, his worldview is apparent as it is in his poems. Cebeci turns into the
history of his nations, and glorifies the civilization which arose from this
history, and frequently mentions the distresses his nation has fought. Apart
from taking their themes from both pre-Islamic and post-Islamic eras of
Turkish history, they also have rich and diverse sets of characters. It can be
seen that the characters in his texts are ideal characters who do not abstain
from struggling to the end for the values they have faith in, with strong
spirituality; who are intrepid and courageous. Dilâver Cebeci pursued to
convey the themes in his stories to the readers more efficiently via this ideal
protagonist character model. This study aims at analysing the protagonists in
the aforementioned stories, with reference to the themes of the stories.

YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU'NUN YABAN ADLI
ROMANINDAKİ ULUS İNŞA ETME AMACI
Faruk DUNDAR
University of Glasgow / Birleşik Krallık
Anahtar Kelimeler: Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yaban, ulus inşa etme,
ulusal bilinç.
ÖZET
Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerine ve
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarına şahitlik etmiş bir Türk aydınıdır.
Karaosmanoğlu, Yaban adlı eserinde Türk Kurtuluş Savaşı ile ilgili
65

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

gözlemlerini yazmıştır. Yazar bu eserinde, toplumun aksak yönlerini
göstererek, bir ulus inşa etme amacı gütmektedir. Ona göre, toplumdaki aydın
insanlar ulus inşa etmede önemli bir role sahiptir ve aydınlar ulus bilincinden
yoksun insanlara öncülük etmelidir. Karaosmanoğlu Yaban’da, Ahmet Celal
isimli Türk aydını ile Anadolu köylüleri arasında yaşanan kültür ve fikir
çatışmasını anlatır. Ahmet Celal, bir yandan Türk Kurtuluş Savaşı ile ilgili
haberleri takip ederken, diğer yandan yaşadığı köyde, ulusal bilinç
oluşturmaya çalışır. Fakat bu amacına ulaşamaz. Romanın sonunda, köy
düşmanlar tarafından işgal edilir ve köylüler acı bir felaketle karşı karşıya
kalırlar. Bu çalışmada, Yaban’da toplumun aksak yönleri anlatılarak
yapılmaya çalışılan ulus inşa etme amacı irdelenecektir. Ulus inşa etme süreci,
köylülerin yaşam şekillerini, düşmana verdikleri desteği ve Türk askerleri
hakkındaki düşüncelerini eleştirilerek, onları eğitmekten ibarettir.

THE AIM OF NATION-BUILDING IN YAKUP KADRI
KARAOSMANOĞLU’S NOVEL “YABAN”
Keywords:Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yaban, nation-building, national
consciousness.
ABSTRACT
Yakup Kadri Karaosmanoğlu who witnessed late Ottoman period and
foundation of the Republic of Turkey was a Turkish intellectual.
Karaosmanoğlu wrote a novel whose name was Yaban and he told about his
observation in the Turkish Independence War. In this novel, he intends nationbuilding by showing the disadvantages of the society. He thinks that
intellectuals have an important role for nation-building and they should lead to
the people who have no national consciousness. Karaosmanoglu tells about the
conflict of cultures and ideas between Ahmet Celal who is a Turkish
intellectual and peasants in Anatolia in Yaban. On the one hand, Ahmet Celal
follows the news about the Turkish Independent War. On the other hand, he
wants to build national consciousness of the peasants. However, he cannot
achieve the purpose. At the end of the novel, the village is occupied by enemy
soldiers and this becomes a disaster for the peasants. This study will examine
the depiction of nation-building in Yaban by showing disadvantages of the
society. The nation-building process consists of education of the peasants by
66

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

criticizing their lifestyle, supports of the enemy soldiers and thoughts about
Turkish army.
MEHMET AKİF VE TEVFİK FİKRET’İN ŞİİRLERİNDE MAZİNİN
KİMLİK İNŞASINDAKİ YERİ ÜZERİNE MUKAYESELİ BİR
DEĞERLENDİRME
Sümeyye Dinler KÖKSAL
İnönü Üniversitesi, Malatya / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Mehmet Akif, Tevfik Fikret, kimlik, kimlik inşası.
ÖZET
Osmanlı’nın çöküşüyle ortaya çıkan medeniyet karmaşası sorunu dönemin
aydınlarınca üzerinde çokça durulan bir konudur. Aidiyet probleminin
yaşandığı bu dönemde Türk milletine diriliş ruhunu aşılayacak ve Batı ile
uyum sağlayacak kurtarıcı reçetelere ihtiyaç vardır. Kimliksel bir bunalımın
yaşandığı yeni Türkiye’nin oluşumu döneminde Mehmet Akif ve Tevfik
Fikret kimlik inşasını sorun edinmiş şairlerdir. Değişen dünya düzeninde
oluşacak kimlik adına titiz birer fikir işçisi gibi çalışan bu iki şahsiyet
şiirlerine ele aldıkları temalar vasıtasıyla görüşlerini yansıtma gayreti içinde
olmuşlardır. Dünya görüşleri farklı olan Mehmet Akif ve Tevfik Fikret
toplumda sağlanacak ideal birliğe dikkat çekmiş, şiirleriyle ideal dünya ve
gelecek tasarımı sunmuşlardır. Çalışmanın amacı farklı ideolojiye sahip bu iki
şairi yeni bir ülke düzeni kurma noktasında birleştiren ve ayrıştıran noktaları
ortaya çıkarmaktır.

67

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

A COMPERATIVE İNTERPRETATION ON PLACE IN
‘DEVELELOPMENT IDENTITY’ OF THE PAST IN POEMS OF
MEHMET AKIF AND TEVFIK FIKRET
Key Words: Mehmet Akif, Tevfik Fikret, Identity, develelopment identity.
ABSTRACT
By the collapse of Ottoman Empire, the issue of complexity of civilization has
become the most popular issue to emphasize on by the intellectuals. Early
periods of Turkiye were the stage of identical crisis. Mehmet Akif and Tevfik
Fikret are poets who were ready and willing to be part of delelopment of new
nation`s identity. During the formation of new world order, these two figures
were very meticulous to contribute for the identity of nation when it is taking
its shape. The themes of their poems were an effort to reflect their ideas.
Despite having different worldview and philosophy of life Mehmet Akif and
Tevfik Fikret they both emphasized on ideal unity of the community and they
introduced a dream world and future designs with their poems. The aim of this
study is to investigate similarities and dissimilarities of these two different
philosophies on the point of building process of the new order of the nation.
AHMET MİTHAT EFENDİ'NİN "PARİSTE BİR TÜRK"
ROMANINDA ORYANTALİST VE OKSİDENTALİST İZLER
Zeliha ÖZTÜRK
Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Bilecik / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Ahmet Mithat Efendi, Avrupa, oryantalizm,
oksidentalizm.
ÖZET
Medeniyetlerin birbirini tanıması ve anlamlandırması sürecinde ortaya atılmış
olan "oryantalizm" ve "oksidentalizm", sanat eserleri için verimli temalar
sunmuştur. Sanat eserleri kadar sosyal bilimleri de meşgul eden bu anlayışlar,
hem tematik hem de bakış açısı bakımından “medeniyet” ile ilgili birtakım
tezler ortaya atmıştır. Bu tezler, tek taraflı bakış açılarına sahip olmak ya da
68

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

yanlış tezler sunmak gibi sorunsallarıyla sanatın ve bilimin uğraş alanına dahil
olmuşlardır. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerindeki "medeniyet" ile ilgili
problemlerine ayna tutan isimlerin başında "gazeteci", "romancı" ve
"hoca(hace-i evvel)" kimlikleriyle Ahmet Mithat Efendi gelir. Onun bu
problemler üzerine düşündüğü romanlarından biri "Pariste Bir Türk" adlı
romanıdır. "Pariste Bir Türk" 1876 tarihinde yayımlanmıştır. İstanbul’dan
Fransa'ya giden bir Türk'ün yaşadıklarını konu edinen roman, bir Doğulunun
hem Batı'yı tanımasının hem de "Doğu"yu "Batı"ya tanıtmasının
serüvenidir.Doğulunun -Osmanlı Devletinin– Batılı gözündeki imajı üzerinden
yola çıkan “Pariste Bir Türk” romanı, “oryantalizm” ve "oksidentalizm"
bakımından oldukça zengin malzemeler içeren bir roman olarak dikkat çeker.
Biz bu bildirimizde “oryantalizm” ve “oksidentalizm”e değinerek bu anlayışın
yansımalarını Ahmet Mithat Efendi’nin “Pariste Bir Türk” adlı romanında
aramaya ve bulgularımızı dönemin koşulları bağlamında anlamlandırmaya
çalışacağız.

TÜRK NASİHAT GELENEĞİNDEN BİR ÖRNEK: GİRİTLİ
AŞKÎ’NİN RİSÂLE-İ PEND-İ ÂŞIKÂN ADLI ESERİNİN DİL VE
ÜSLÛB ÖZELLİKLERİ
Kadir ALPER
Süleyman Demirel Üniversitesi, Isparta / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Klasik edebiyat, tasavvuf, pend, Giritli Aşkî, Dil ve
Üslup.
ÖZET
Klasik edebiyatımızda; pend-nâmeler tecrübe ve bilgi aracılığı ile öğüt verme,
bilinçlendirme amacı güden manzum, mensur ya da manzum-mensur karışık
türlerdir. Tasavvuf hayatı içerisinde de nasihat kavramı önemli bir yer
tutmaktadır. Pîr-mürid ilişkisinin önemli bir kısmını oluşturan öğütler,
edebiyat vasıtasıyla birtakım tasavvufî yorum ve öğretileri içermektedir.
Kâdirî tarikatına mensup olan ve XIX. Yüzyıl başlarına kadar hayatta olan
Giritli Aşkî’nin; 8 varaktan oluşan Risâle-i Pend-i Âşıkân adlı eserinde;
69

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

müellifin tasavvufî yoluna girişin şartları, pîre bağlanmanın önemi ve
nihâyetinde tasavvufî eğitimin amacı ifade edilmeye çalışılmıştır. Müellif, bu
açıklamaları yaparken âyet-hadis ve bazı önemli şahısların sözlerinin yanında,
kendi şiirlerinden (nutuklarından) misaller vererek, bazı kısımlarda ilginç
denilebilecek söz tasarruflarında bulunarak, manzum-mensur bir anlatım
biçimi tercih etmiştir.

GÜLTEN DAYIOĞLU ROMANLARINDA GENÇ KIZ TİPLERİ VE
GENÇ KIZLARA YÖNELİK İLETİLER
Yasemin ALPER
Süleyman Demirel Üniversitesi, Isparta / Türkiye

Anahtar Kelimeler: Gülten Dayıoğlu, Roman, Genç Kızlar, Tip, İleti.
ÖZET
İçinde bulunduğumuz bilgi çağında edebiyatın, özellikle onun bir dalı olan
romanın çocuk ve gençlerin eğitiminde önemli bir işlevi yerine getirdiği
gözlemlenmektedir. Dünyada, özellikle çocuklara ve gençlere yönelik olarak
kaleme alınmış romanlar yoluyla sözü edilen yaş grubundaki bireyler; insan
ilişkilerini, çevreyi, toplumu, hayatı, kısacası dünyayı tanıma olanağı bulurlar.
Türkiye’de de çocuklara ve gençlere yönelik hikâye ve roman kaleme alan
yazarlar bulunmaktadır. Bu yazarlardan biri olan ve verimli kalemiyle
alanında büyük bir boşluk dolduran Gülten DAYIOĞLU son yıllarda giderek
artan bir ilgiyle dikkatleri üzerine çekmektedir. Yazarın kurgusal gücünün ve
akıcı üslubunun eseri olan romanlarında bireysel ve sosyal yaşamlar iç içe
verilmektedir. Bir biri içine geçmiş bu yaşam dairelerinde, yazarın sözcüklerle
çizdiği roman karakterleri ya da tipler önemli bir işlev görmektedirler. Söz
konusu tipler üzerinden Dayıoğlu, bireysel ve sosyal gözlemlerini
somutlaştırırken adeta toplumun ortak duygularını ve düşüncelerini dile
getirir. Yazar; bazen de yerleşmiş birtakım bağnazlıkları, çağdışılıkları,
kahramanlarının yaşadıkları sıkıntılar ışığında gözler önüne serer. Biz bu
çalışmamızda Dayıoğlu’nun gençlik dizisi eserlerindeki genç kız tiplerini
70

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

araştırdık. Bu romanlardaki genç kız tiplerini, gösterdikleri karakteristik
özelliklere göre sınıflandırdık.
BU BÖYLEDİR” HİKÂYESİNDE METAFİZİK ARKA PLÂN
Murat TURNA
Dumlupinar Üniversitesi, Kütahya / Türkiye

Anahtar Kelimeler: Mustafa Kutlu, Hikâye, Metafizik

ÖZET
Mustafa Kutlu, son dönem Türk edebiyatının önemli isimlerinden biridir.
Hikâyeleri ile tanınan yazarın hatırı sayılır bir okuyucu kitlesi bulunur.
Kutlu’nun hikâyeleri metafizikten ve gelenekten beslenir. Bu yönü itibariyle
de Türk edebiyatında özgün bir yeri vardır. O, metafiziği hayatın algılanış ve
yorumlanışı için zengin ve verimli bir kaynak olarak görür. Mamafih sanatına
elverişli bir estetik fon oluşturması itibariyle de metafiziğe önem verir.
Kutlu’nun hikâyelerinde görünen dış âlem, fizik algılayış metafizik ile modern
olan ise gelenekle kimi zaman çatışır kimi zaman harmanlanır. Kimi zaman zıt
unsurların mukayesesi okuyucunun zihni gelişmişliğine bırakılır. Mustafa
Kutlu’nun hikâyeciliğinde muayyen bir yeri olan “Bu Böyledir”, metafiziğin
yoğun biçimde temayüz ettiği bir eserdir. Tematik ve estetik açıdan Kutlu’nun
sanatına metafiziğin ne denli katkı sağladığını gösterir niteliktedir. Bu yönü
itibariyle onun sanatını anlamaya da yardımcıdır. Bu kısa hikâyede
metafiziğin tuttuğu yere dair yapılacak inceleme yazarın diğer hikâyelerini,
onlardaki fikrî derinliği kavramak için de anahtar rolü üstlenebilir.

71

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

METAPHYSİCAL BACKROUND IN “BU BOYLEDIR” STORY
Keywords: Mustafa Kutlu, Story, Metaphysics.
ABSTRACT
M. Kutlu is one of the most important figures of the last period of Turkish
Literature. Known by his stories, he has a significant amount of reader
audience. Metaphysics and tradition is the source of Kutlu’s stories. From this
aspect he holds an unique place in Turkish Literature. He regards metaphysics
as a productive resource for perception and interpretation of life. Because it
creates an favorable aesthetic background, he pays importance to metaphysics.
The outer universe, physical perception and modern elements in Kutlu’ stories
sometimes conflict with metaphysics and tradition but sometimes they blend
together. From time to time the comparison of contrasting elements is left to
the reader's sophisticated mind. “Bu Böyledir”, which clutches a prominent
place in Mustafa Kutlu’s storytelling, is a work that metaphysics is heavily
seen. It shows how metaphysics contributes to Kutlu’s art from thematic and
aesthetic aspect. In regarding this aspect, it is also conducive to comprehend
his art. In this short story, analysis made concerning metaphysics’ spot can
carry a key role to understand his other stories and their intellectual depths.

ADLARIN ÇAĞDAŞ MOĞOLCA VE TÜRKİYE TÜRKÇESİ’NDE
KARŞILAŞTIRILMASINA GENEL BİR BAKIŞ
Yasin TUNÇ
İpek Üniversitesi, Ankara / Türkiye

Anahtar Kelimeler: Türk-Moğol dil birliği, Çağdaş Moğolca, Türkiye
Türkçesi, adlar.
ÖZET
Bu çalışmada, Çağdaş Moğolca ve Türkiye Türkçesi’nde adların morfoloji ve
söz dizimi bakımından karşılaştırmalı işlevlerine değinilecektir. Çağdaş
Moğolca ve Türkiye Türkçesi Altay Dil ailesinin: Çağdaş Moğolca Ana
72

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

Moğol dilinin bir koluna, Türkiye Türkçesi ise Türk dillerinden Oğuz grubuna
mensuptur. Eklemeli diller grubuna dâhil olan bu dillerin dil akrabalığına
dayanan ortak sözcüklerin ve ortak gramer yapısının varlığı, Türk-Moğol dil
birliği düşüncesini ortaya çıkarmıştır. Adlar, gramer yapısı olarak morfoloji ve
söz dizimi yönlerinden dil akrabalığı ilişkilerinin benzerliklerini ve
farklılıklarını karşılaştırmalı olarak göstermek için ele alındı. Adlar, her iki
dilde gramer yapısı olarak çokluk, aitlik, belirlilik/belirsizlik, adlarda çekim
durumu ve adlarda cins olarak şekil yapısına ayrılmıştır. Adlar, sözdiziminde
cümle içerisinde özne, yüklem, nesne ve tümleç vazifesini üstlenmektedirler.

AN OVERVIEW OF THE COMPARATIVE NOUNS IN MONGOLIAN
AND TURKISH LANGUAGES
Keywords:Turkish-Mongol language communion, Modern Mongolian,
Turkey Turkish, nouns.
ABSTRACT
An Overview Of The Comparative Nouns In Mongolian And Turkish
Languages In this study, usage of nouns in contemporary Mongolian and
Turkish will be discussed comparatively with regard to morphology and
syntax. Mongolian and Turkish belong Altaic language family: Mongolian is a
branch of Mongolic group, Turkey Turkish is a branch of Turkic languages
and it belongs to Oguz subgroup. They are classified as agglutinative and
language kinship which is called as Turkic-Mongolian communitiy has
appeared on account of existence of similarities based on common words and
common grammatical structure. Nouns as in grammatical structure have
similarities and differences in morphology and syntax in comparative aspects.
Nouns as grammatical structures in both languages are divided into following
noun categories: plurality, possession, definiteness, indefiniteness, cases and
the meaning of gender. Nouns are undertaking tasks in syntax as subject,
predicate, object and attribute.

73

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

BOŞNAKÇA VE TÜRKÇE ATASÖZLERİ ARASINDAKİ İRTİBAT,
SOSYO-KÜLTÜREL VE EDEBİ YAKLAŞIM
Nadira ŽUNİĆ
Tuzla Üniversitesi / Bosna Hersek
Melinda BOTALIĆ
Tuzla Üniversitesi / Bosna Hersek
Anahtar Kelimeler: sözlü edebiyat, atasözleri, kültürel miras, arketiplerin
hareketliliği.
ÖZET
Atasözleri, lirik şiirler, destanlar, kısa hikaye, bilmece, retorik ve orta oyunu
gibi türler ile birlikte en eski ve en uzun soluklu ifade sanatı olan sözlü
edebiyatın bir parçasıdır. Bu kısa ve özlü sözler, dilde oluşup zamanla
gelişerek edebi sanat biçimine dönüşür. Atasözü, zamansal ve mekansal
niteliğe sahip bir kavram değildir, yani tek bir zaman veya mekanla sınırlı
olduğunu düşünmek yanlış olur. Bu yüzden dünyanın birçok, bazen de
oldukça farklı kültürlerin atasözleri arasındaki benzerlik şaşırtıcı olmamalıdır.
Bildirimizde, Bosna Hersek atasözleri, ve Boşnaklar, Hırvatlar ve Sırplar başta
olmak üzere eski ortak devlet olan Yugoslavya halkları atasözleri ile diğer
milletlerin sözlü geleneğini, özellikle Türk kültürünü yansıtan atasözleri, ortak
fikir ve şekil açısından ele alarak değerlendireceğiz. Atasözleri toplumsal
manevi faaliyetlerinin bir ifadesidir, öte yandan Bosna Hersek ile Türkiye'nin
arasında tarihsel ve kültürel bağ ilişkileri olduğu açıktır. Bu bağlamda iki
ülkenin sözlü miras hazinesini aynı anda değerlendirmek çalışmamız için çok
ilginç olacaktır. Bu nedenle, tahlilimiz, her iki dilde içerik ve ifade
bakımından aynı olan, denkliği tam atasözleri ile kelimeleri farklı, anlamları
aynı olan, denkliği işlevsel nitelikteki atasözleri olmak üzere iki atasözü grubu
çerçevesinde genel denklik kriterlerine göre yapılacaktır.

74

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

THE COMMUNICATION BETWEEN BOSNIAN AND TURKISH
PROVERBS, SOCIO-CULTURAL AND LITERARY APPROACH
Keywords: Oral literature, proverbs, cultural heritage, travel of archetypes.
ABSTRACT
Proverb is a component part of the oldest and longest running forms of artistic
expression - oral literature, along with lyric and epic poems, short stories,
riddles, rhetoric and drama. These short, simple forms, first come into
existence in language, and transform themselves into literary expressions
afterwards. The fact is that proverbs are non-historic and non-geographic, i.e.,
they cross the boundaries of time and space, so one should not be surprised by
their similarities in many, sometimes quite different cultures of the world. This
paper discuss proverbs of folks in Bosnia and Herzegovina, i.e., the people
who lived in former common state of Yugoslavia, primarily Bosniaks, Croats
and Serbs, through the prism of analogy in creative thought and forms
between them and the proverbs of other nations, in particular, the Turks. Since
proverbs are expressions of collective social spiritual activities, and Bosnia
and Herzegovina and Turkey are connected with historical and cultural links,
it will be interesting for our research to consider treasures of oral heritage of
the two countries simultaneously. Therefore, the analysis will be carried out
according to the generally accepted criterias of equivalence, especially
regarding two types of proverbs: Proverbs of full equivalence – full analogy of
content and words in both languages; and proverbs of functional equivalence –
partial analogy, words are different, the meaning is the same.

75

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

LEVAYIH-I HAYAT"A KUŞAKLAR ÜZERİNDEN BAKMAK
Hülya BULUT
Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Fatma Aliye, mektup-roman, kuşaklar. (Fatma Aliye,
letter-novel, generations.
ÖZET
Fatma Aliye Hanım’ın 1898 yılında yayımladığı Levayih-i Hayat mektuproman türünde yazılmış bir eserdir. Bu eser, üçü evli ikisi bekâr olan beş kadın
anlatıcının birbirlerine yazdıkları toplam 11 mektuptan oluşur. Yazar bu
eserinde, dönemin eğitimli kadınlarını “evlilik meselesi” üzerinde tartıştırır.
Mehabe’nin anlatıcı olduğu mektuplarda evliliğin olumlu tarafları okuyucuya
aktarılır. Bu mektupların muhatabı olan Fehame ise romanın mutsuz
kahramanlarındandır. Fehame bu mutsuz evliliğe çocukları için katlanan
fedakâr bir annedir de . Başka bir mutsuz kadın kahraman olan Sabahat’se
Fehame gibi fakir olmadığı için sorunlu giden evliliğini sürmek
istemeyecektir. Bu iki kadın kahraman mektuplaşırken, evliliklerde
maddiyatın önemi ve mutsuzluğun çeşitleri okuyucuya aktarılır. İlerleyen
sayfalarda roman, iki bekâr kadın olan Nebahat ve İtimad’ın mektupları
çerçevesinde eğitim ve evlilik kurumunun tartışıldığı bir alana dönüşür.
Kahramanlar iyi eğitimi kimin için almaları gerektiği sorusuna yanıt bulmaya
çalışırlar. Buradaki önemli noktaysa, her bir mektubun bir muhatabı olmasına
rağmen İtimat’ın yazdığı son mektubun herhangi bir muhatabının olmayışıdır.
Bu çalışmanın merkez noktası da muhatapsız son mektup üzerine
yoğunlaşmayı planlamaktadır. Artık muhatap, roman içinde karakterlerden biri
olmaktan çıkmış ve okuyucu hedef alınmıştır. Bu hedef seçilirken İtimat gibi
genç bir karakterin sonda kurgulanmış olmasının stratejik olarak nasıl bir
önemi vardır? Fatma Aliye, İtimat üzerinden okuyucuya neler söylemeyi
planlamaktadır? Ayrıca iki kuşak (orta yaşlılar ve gençler) arasında evlilik
düşüncesi bağlamında ne tür farklar mevcuttur? Bildiri, yukarıdaki sorulara
roman merkezli yanıt verirken, romanı oluşturan sosyal ortam da
değerlendirme içine alınacaktır.
Keywords: Fatma Aliye, letter-novel, generations.
76

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

ABSTRACT
Levayih-i Hayat was first published in 1898 by Fatma Aliye Hanım. It was
written as a letter-novel type of work. The novel includes 11 letters
exchanged between 3 married and 2 single women. The writer ignites a
discussion on marriage among educated women. Mehabe, the story-teller
character, explains advantages of marriage. Fehame, the respondent, is the
disappointed character of the novel. Fehame is a altruistic mother who
continues her marriage for her children. Sebahat, on the other hand, was
another disappointed character who, unlike Fehame, doesn’t want to sustain
her marriage since she is wealthy enough to take care of her own. Letters of
these two female characters focus on the importance of materiality and the
types of unhappiness in marriage. On the following pages, the letters between
the single characters, Nebahat and İtimat, concentrate on education and
marriage relation. The characters seek an answer to the reason for education.
All letters within this frame are exchanged between these two except the last
letter written by İtimat. The main message of the novel is hidden on this very
last letter. Last letter targets the readers instead of the fictional characters.
What is the importance of focusing on the last letter ofİtimat who is the
youngest character among all women in the novel? What does Fatma Aliye
want to tell readers throughİtimat? What are the perception differences
between young and middle aged women about marriage? This presentation
will answer the aforementioned questions by taking social environment into
respect with a novel-centric approach.

KIRGIZ EDEBİYATINDA “CAZGIÇ” AKINLAR
Halit AŞLAR
Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi / Kırgızistan

Anahtar Kelimeler: Kırgız sözlü edebiyatı, Kırgız akınları, Cazgıç akınlar
ÖZET
Kırgız sözlü edebiyatı, Kırgız kültürünü besleyen çok önemli ve zengin bir
kaynaktır. Örneğin dünyanın en büyük destanı olma özelliğine sahip Manas
77

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

destanının dışında Kurmanbek, Canış-Bayış, Er Töştük, Kococaş, Er Tabıldı
gibi irili ufaklı birçok destan Kırgız Türklerine aittir. Destan geleneğinin
dışında sözlü edebiyatı zenginleştiren bir diğer unsur ise akınlık/ırçılık
geleneğidir. Kırgız akınları „Tökmö“ ve „Cazgıç“ olmak üzere iki ana guruba
ayrılırlar. Cazgıç, yazan anlamına gelir.
XIX. yüzyılın ikinci yarısı Kırgızların sosyal, ekonomik ve siyasi hayatlarında
çok önemli değişimlerin yaşandığı bir dönem olmuştur. Bir yandan Orta Asya
hanlıkları arasındaki mücadelelerin ortasında kalan Kırgızlar diğer yandan Rus
Çarlığının baskısı altında kalmış ve 1860’lı yıllarda Rus Çarlığı egemenliğini
kabul etmek zorunda kalmışlardır. Bu dönemlerde yaşayan Kırgız akınlarının
bazıları edebi faaliyetlerini sadece sözlü olarak icra etmemiş, eserlerini kağıda
dökerek „Cazgıç“ sıfatıyla anılmışlardır. Cazgıç akınlar Togolok Moldo, Isak
Şaybekov, Abılkasım Cutakeyev ve Toktoraalı Talkanbayev’dir. Bu akınların
dışında Cazgıç akınlar gurubunda yer almasa da Zamana akımı
temsilcilerinden Moldo Kılıç (1866-1917) da eserlerini yazılı olarak icra
etmiştir. Bu akınlar folklordan modern edebiyata geçiş sürecinde önemli rol
oynamışlar, çağdaş Kırgız edebiyatının ilk şairlerini etkilemişlerdir. Cazgıç
akınların içinde Togolok Moldo (Bayımbet Abdırahmanov) özel bir yere
sahiptir. Bildirimizde Cazgıç akınların Kırgız kültürü ve edebiyatındaki önemi
irdelenecektir.

CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRKÇE ÖĞRETİM PROGRAMLARININ
YAZMA BECERİSİ BAKIMINDAN İNCELENMESI
Ali Fuat ARICI
Dumlupınar Üniversitesi, Kütahya /Türkiye
Hikmet DEGEÇ
Dumlupinar Üniversitesi, Kütahya / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Türkçe-öğretim programları- yazma eğitimi.
ÖZET
1924 yılında hazırlanan program, cumhuriyet döneminin ilk Türkçe programı
olma özelliği taşımaktadır. Bu programın adı 1340 “Lise Birinci Devre
78

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

Müfredat Programı” olarak belirlenmiştir. Programda yer alan “lise birinci
devre Türkçe” ibaresi, cumhuriyet döneminin başlangıç yıllarında ortaokul ve
liselerin tek bir yapı altında birleşmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Bu
yapının ortaokul devresi birinci devre; lise devresi ise ikinci devre olarak
adlandırılmıştır. Bu nedenle Türkçe programı da lise programı ile birlikte
yayınlanmıştır.
Türkçe eğitimi ve öğretimi dinleme, konuşma, okuma, yazma becerileri ile dil
bilgisi etkinlikleri üzerine temellendirilmiştir. Bu ayrım, uygulamalarda
kolaylık olması açısından yapılmıştır. Bu etkinlik alanları, kendi içinde bir
bütünlük taşıdığından Türkçe dersleri işlenirken buna uyulmaz. Yeri ve
zamanına göre bir etkinlikten diğerine, derste herhangi bir kopukluk
olmamasına dikkat ederek geçişler yapılır. Türkçe öğretiminin en önemli
ilkelerinden birisi de değişik dil çalışmaları, etkinlikleri arasında sıkı bir iş
birliğinin bulunması gerektiğidir. 1924 Türkçe programında Türkçe
öğretimine bir bütün olarak yaklaşılmadığı görülmektedir. Türkçe dersi kendi
içinde kıraat, sarf ve nahiv, kitabet… gibi alanlara bölünmüştür. Programda
belirtilen dersler yoluyla öğrencilere okuma, yazma, konuşma becerileri
kazandırılmaya, dil bilgisi konuları öğretilmeye çalışılmaktadır. Yeni
alfabenin kabulü ile birlikte 1929 yılında yeni bir Türkçe programı
hazırlanarak 1930 yılında uygulanmaya başlamıştır. Ancak bu programda da
Türkçe derslerine bir bütün olarak yaklaşılmamıştır. Programda Türkçe
dersleri gramer, tahrir ve kıraat alanlarına ayrılmış ve bunların her biri için
farklı ders saatleri belirlenmiştir.
RESEARCHING OF WRITING SKILL OF THE REPUBLIC PERIOD
TURKISH TEACHING PROGRAMMES
ABSTRACT
The programme which was arranged in 1924, is the first Turkish programme
of republic period. The name of this programme has been determined as “the
first period curriculum programme of high school”). The clause of “the first
period curriculum” which is in the programme shows that secondary school
and high school were associated in the same system at the beginning of the
republic period. The secondary school period of this structure has been named
as the first period and high school period has been named as the second
period. For this reason, Turkish programme was published with high school
programme. Turkish education was based on listening, speaking, reading,
79

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4875">
                <text>2714</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4876">
                <text>GAZAVÂTNÂMELERDE DİL VE ÜSLUP</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4877">
                <text>ŞAHIN, Kürşat Şamil</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4878">
                <text>Manzum, mensur veya karışık olarak yazılan ve düşmanla yapılan savaşları  konu alan gazavâtnâmeler Türk edebiyatında XV. yüzyıldan sonra gittikçe  artan bir gelişme göstermiştir. Osmanlı devletinin gerilemeye başlayıp  akınların durmasıyla gazavâtnâmeler azalmış, gazâ geleneğinin ortadan  kalkmasıyla da bu türün devamlılığı sona ermiştir. Ele alınan savaşlar zaferle  veya yapılan bir sefer fetihle sonuçlanmışsa müellif çoğu zaman eserini  zafernâme, fetihnâme diye isimlendirmiştir. Bir padişahı merkeze alarak onun  gazâlarını ele alanlar ise padişahın adından mülhem eserlerine Selimnâme,  Süleymannâme gibi isimler vermişlerdir. Genel görünüş itibariyle bu eserler  padişahlardan birinin hayatını merkez alarak onun zamanındaki belli başlı  olayları tasvir edenler, önemli kumandan ve devlet adamlarından birinin  gazâlarını tasvir edenler ve sadece belli bir sefer ya da kalenin alınmasını  tasvir edenler olmak üzere üç kısımda gruplandırılabilir. Genelde gazâyı  gerçekleştiren şahıs ön plana çıkarılır ve olaylar bu şahıs etrafında gelişir. Bu tür bize Arap edebiyatından geçmiştir. Peygamberin gazâlarını ve İslam  büyüklerinin yaptıkları savaşları aktarmak isteyen yazarlar zamanla müstakil  eserler vücuda getirdiler. İlmî ve edebî açıdan değerlendirilmesi gereken  gazavâtnâme türüne ait pek çok eser vardır. Bunların edebî yönünün ihmal  edildiği görülür. Türk dili ve tarihi açısından önemli bilgiler barındıran bu  eserlere dair dil ve üslup bakımından genel anlamda yapılmış fazla bir çalışma  yoktur. Çalışmada, özellikle Türk edebiyatı dairesinde XV. ve XVI.  yüzyıllarda yazılmış olan gazavâtnâmelerden hareketle türe dair genel bir dil  ve üslup değerlendirmesi yapıldı. Bu eserlerin hangi yönleriyle öne çıktığı,  benzerlik ve farklılıkları nelerdir gibi hususlar açıklandı.  LANGUAGE AND STYLE GHAZATNAMAHS  Key Words:Ghazatnamah, language, style.  ABSTRACT  Whether written in verse and prose, or in mixed type, Ghazavatnamahs, which  are about the battles against the enemy, have shown an increasing  development after 15th century in Turkish literature. They have decreased  with the decline of the Ottoman Empire and the stop of raids, and the  continuity of this genre has ended by the disappearance of the tradition of  ghazas (holy war). If a discussed war resulted in victory or an expedition in  conquest, the author often entitled his work as zafernamah or fetihnamah.  Those authors, who took a sultan at the centre and dealt with his ghazas,  entitled their works such as Selimnamah or Süleymannamah -inspired from  the name of sultan. By outlook, these works can be grouped as three parts:  those which take one of the sultans at the centre and depict the major events of  his time; those which depict the ghaza(s) of one of an important commanders  and statesmen; and those which depict a certain expedition or a fall of a castle.  In general, the person who performs a ghaza is brought to the fore and the  event revolves around this person. This genre has passed to us from the Arabic  literature. The authors who want to narrate the ghazas of the Prophet and other  great Islamic figures have gradually embodied detached works of art. There  are many works belonging to the genre of ghazavatnamah which should be  evaluated in terms of science of literary. It is particularly seen that the literal  side of these are neglected. There are not many studies that have been done in terms of language and style regarding these works which have important  information of Turkish language and the history. It will be generally evaluated  in this study through language and style in the ghazavatnamahs which are  written in 15th and 16th centuries. It will be tried to explain how these works  stand out and what similarities and differences they have.)</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4879">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4880">
                <text>2014-05-23</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4881">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4882">
                <text>ISSN 2303-582X     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="75">
        <name>P Philology. Linguistics,PA Classical philology,PI Oriental languages and literatures,PN Literature (General)</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
  <item itemId="571" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="565">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/984fe4d8bbef7ae561c132bd069945fc.pdf</src>
        <authentication>5a96cfeba4f0ade0e18e2db6395e1d8b</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="4442">
                    <text>BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

ABSTRACT
Mustafa Kutlu, who has begun his creative activity in 1970 has got special
place in the Turkish story writing. He created new and different method of
narration in his story writing combining modern and traditional methods
altogether. Kutlu who has been known with his “Live School” published 20
story books. The stories had been studied by different researchers on the basis
of the method of narration, style and plot in different periods. Moreover the
classifications of his stories haven’t been differed greatly. The story of “Zafer
yahut Hiç” (“Victory or Nothing”) belongs to the book of “The Long Stories”
beginning from 2000 years. The story which reflected general feature of the
century has been analyzed from the view point of theme, character, time,
setting, view point.

GAZÂYÎ-İ BOSNAVÎ’NİN MAKSAD-I AKSÂ ADLI ESERİ
Muhittin ELIAÇIK
Kırıkkale Üniversitesi, Kırıkkale / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Bosna, Yayçe, Gazâyî, Maksad-ı Aksâ.
ÖZET
Gazâyî-i Bosnavî’nin künyesi “İbni Hasan Dede Şa’bân Gazâyî el-Bosnavî elYayçevî olup, şair kimliğiyle Gazâyî olarak şöhret bulmuştur. Mensup olduğu
yer Bosna, oturduğu yer ise Yayçe (Jajce)’dir. Yayçe, bugün Bosna-Hersek
merkezinde Vrbas nehrinin kenarında, Banya Luka, Mrkonjiç Grad ve Donji
Vakuf yollarının kesişim noktasında bir yerleşim yeridir. Gazâyî-i Bosnavî,
1022/1613 tarihinde Kanice ve çevresine kadı olmuş ve buranın gazilerini
ibadete düşkün dindar insanlar görerek bir ilmihal ve va’z u nasihat kitabı
yazmak istemiştir. Ancak, içine bir şeyhe bağlanmanın gerekliliği doğmuş ve
o sırada tarikat halifesi olarak Leskofça’dan Peçuy’a gelip yerleşmiş bulunan
Halvetî şeyhlerinden Şeyh Hasan Efendi’nin manevi terbiyesine girmiştir.
Arkadaşlarıyla birlikte bu şeyhe bağlanan Gazâyî insanlara faydalı olmak için
Maveraünnehrli ünlü velîlerden Aziz bin Muhammed Nesefî (ö.1300)‘nin
44

�BİLDİRİ ÖZETLERİ - UTEK 2014

Maksad-ı Aksâ adlı nasihat kitabını şerhetmiş ve ortaya güzel bir öğüt kitabı
koymuştur. Mensur olmakla birlikte içinde birçok manzum parça, vecize, şiir
vb. yer alan eser edebî yönden çok değerlidir. Bir şerh eserinden ziyade, telifî
bir tercüme özelliği gösteren eserde anlatılan konular sıkça meşhur beyitlerle
verilmiş ve böylece akıcı ve çekici bir üslup sağlanmıştır. Bu bildiride bu eser
edebî yönden analitik biçimde incelenip tanıtılacaktır.

GAZÂYÎ-İ BOSNAVÎ AND HİS WORK TİTLED MAKSAD-I AQSÂ
Key words: Bosna, Jajce, Gazayi, Maksad-i Aqsa.
ABSTRACT
Gazayi-i Bosnavi's the identifier is Ibn al-Hasan Dede Şa'bân Bosnavî Gaza is
al-Yaycevî. He has found fame as a poet identity Gazai. In Bosna in Jajce
lived. Yaychi, Bosnia and Herzegovina is a settlement on the edge of the river
Vrbas. Gazayi-i Bosnavî, in 1613 in Kanice and its around been the kadi and
for the veterans of this place asked to write an advice book. However, he felt
the need to connect to a sheikh and Halveti sheikh entered to spiritual training
of Shaykh Hasan Efendi. Gazi was connected to this the sheikh; and MaksadAqsa which was written by Aziz bin Muhammad Nasafi (d. 1300) announced
to be beneficial to the people. This work which was written as prose, many
poems, aphorism etc. contains and by literary aspects are very valuable. In this
paper will be examined and be introduced this work in analytical form, and
literary aspects will be assessed.

45

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4434">
                <text>2712</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4435">
                <text>GAZÂYÎ-İ BOSNAVÎ’NİN MAKSAD-I AKSÂ ADLI ESERİ</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4436">
                <text>ELIAÇIK, Muhittin</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4437">
                <text>Gazâyî-i Bosnavî’nin künyesi “İbni Hasan Dede Şa’bân Gazâyî el-Bosnavî el-  Yayçevî olup, şair kimliğiyle Gazâyî olarak şöhret bulmuştur. Mensup olduğu  yer Bosna, oturduğu yer ise Yayçe (Jajce)’dir. Yayçe, bugün Bosna-Hersek  merkezinde Vrbas nehrinin kenarında, Banya Luka, Mrkonjiç Grad ve Donji  Vakuf yollarının kesişim noktasında bir yerleşim yeridir. Gazâyî-i Bosnavî,  1022/1613 tarihinde Kanice ve çevresine kadı olmuş ve buranın gazilerini  ibadete düşkün dindar insanlar görerek bir ilmihal ve va’z u nasihat kitabı  yazmak istemiştir. Ancak, içine bir şeyhe bağlanmanın gerekliliği doğmuş ve  o sırada tarikat halifesi olarak Leskofça’dan Peçuy’a gelip yerleşmiş bulunan  Halvetî şeyhlerinden Şeyh Hasan Efendi’nin manevi terbiyesine girmiştir.  Arkadaşlarıyla birlikte bu şeyhe bağlanan Gazâyî insanlara faydalı olmak için  Maveraünnehrli ünlü velîlerden Aziz bin Muhammed Nesefî (ö.1300)‘nin Maksad-ı Aksâ adlı nasihat kitabını şerhetmiş ve ortaya güzel bir öğüt kitabı  koymuştur. Mensur olmakla birlikte içinde birçok manzum parça, vecize, şiir  vb. yer alan eser edebî yönden çok değerlidir. Bir şerh eserinden ziyade, telifî  bir tercüme özelliği gösteren eserde anlatılan konular sıkça meşhur beyitlerle  verilmiş ve böylece akıcı ve çekici bir üslup sağlanmıştır. Bu bildiride bu eser  edebî yönden analitik biçimde incelenip tanıtılacaktır.  ABSTRACT  Gazayi-i Bosnavi's the identifier is Ibn al-Hasan Dede Şa'bân Bosnavî Gaza is  al-Yaycevî. He has found fame as a poet identity Gazai. In Bosna in Jajce  lived. Yaychi, Bosnia and Herzegovina is a settlement on the edge of the river  Vrbas. Gazayi-i Bosnavî, in 1613 in Kanice and its around been the kadi and  for the veterans of this place asked to write an advice book. However, he felt  the need to connect to a sheikh and Halveti sheikh entered to spiritual training  of Shaykh Hasan Efendi. Gazi was connected to this the sheikh; and Maksad-  Aqsa which was written by Aziz bin Muhammad Nasafi (d. 1300) announced  to be beneficial to the people. This work which was written as prose, many  poems, aphorism etc. contains and by literary aspects are very valuable. In this  paper will be examined and be introduced this work in analytical form, and  literary aspects will be assessed.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4438">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4439">
                <text>2014-05-23</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4440">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="4441">
                <text>ISSN 2303-582X     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
    <tagContainer>
      <tag tagId="75">
        <name>P Philology. Linguistics,PA Classical philology,PI Oriental languages and literatures,PN Literature (General)</name>
      </tag>
    </tagContainer>
  </item>
  <item itemId="1465" public="1" featured="0">
    <fileContainer>
      <file fileId="1906">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/f0e9d6f388ad1ba783b6feb82f3e4150.docx</src>
        <authentication>91c52c4518ad822dc484eff46e33316a</authentication>
      </file>
      <file fileId="1907">
        <src>https://omeka.ibu.edu.ba/files/original/86103330725585f8027151c6ca5086bc.pdf</src>
        <authentication>f004099e405e998f382ce92550c0e322</authentication>
        <elementSetContainer>
          <elementSet elementSetId="4">
            <name>PDF Text</name>
            <description/>
            <elementContainer>
              <element elementId="52">
                <name>Text</name>
                <description/>
                <elementTextContainer>
                  <elementText elementTextId="11729">
                    <text>GAZETELERE YANSI(MA)YAN KÜLTÜR, SANAT VE EDEBİYAT
Hakan TEMİZTÜRK
Atatürk Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Gazetecilik Bölümü, Erzurum / Türkiye
Anahtar Kelimeler: Kültür, sanat, haber, gazete.
ÖZET
Gazeteler, siyasetten ekonomiye, spordan magazine kadar çok çeşitli haberlerle okurlarını
aydınlatmaya çalışmaktadır. Türk basınının anılan alanlara ilişkin zengin bir içerik sunduğu
gözlenmektedir. Gazetelerin kültür, sanat ve edebiyata ilişkin haber, yazı ve yorumlarının yeterli,
tatmin edici ve bilgilendirici olduğunu söylemek ise mümkün değildir. Gazetelerin kültür, sanat
ve edebiyatla ilgili haber, yazı ve yorumlar için ayırdığı alan çok sınırlı ve içerik açısından çok
yetersiz kalmaktadır; bu durum ekonomi, siyaset, spor gibi alanlarla karşılaştırınca daha belirgin
bir hal almaktadır. Üstelik bazı gazetelerin “kültür-sanat” sayfalarının bulunmadığı ya da bazı
günler diğer alanlarla ilgili haberlerin fazlalığı durumunda bu sayfaların iptal edildiği de
bilinmektedir. Bu durum, kültür, sanat ve edebiyat ile ilgisi “yüzeysel” olan ortalama gazete
okuru için ciddi bir sorundur; bu alanlara ilişkin haber, bilgi ve tartışmaları gazeteler aracılığıyla
takip edenler bu imkândan da mahrum kalmaktadır. Bu çalışmada Türk basınını temsilen
gazetelerin kültür, sanat ve edebiyatla ilgili sayfaları/haberleri içerik çözümlemesi ve söylem
analizi ile tahkik edilmiş ve yukarıda dile getirilen varsayımın doğruluğu sınanmıştır.

�</text>
                  </elementText>
                </elementTextContainer>
              </element>
            </elementContainer>
          </elementSet>
        </elementSetContainer>
      </file>
    </fileContainer>
    <elementSetContainer>
      <elementSet elementSetId="1">
        <name>Dublin Core</name>
        <description>The Dublin Core metadata element set is common to all Omeka records, including items, files, and collections. For more information see, http://dublincore.org/documents/dces/.</description>
        <elementContainer>
          <element elementId="79">
            <name>Extent</name>
            <description>The size or duration of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11721">
                <text>2205</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="50">
            <name>Title</name>
            <description>A name given to the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11722">
                <text>GAZETELERE YANSI(MA)YAN KÜLTÜR, SANAT VE EDEBİYAT</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="96">
            <name>Author</name>
            <description>Author</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11723">
                <text>TEMİZTÜRK, Hakan </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="94">
            <name>Abstract</name>
            <description>A summary of the resource.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11724">
                <text>Anahtar Kelimeler: Kültür, sanat, haber, gazete.  ÖZET  Gazeteler, siyasetten ekonomiye, spordan magazine kadar çok çeşitli haberlerle okurlarını aydınlatmaya çalışmaktadır. Türk basınının anılan alanlara ilişkin zengin bir içerik sunduğu gözlenmektedir. Gazetelerin kültür, sanat ve edebiyata ilişkin haber, yazı ve yorumlarının yeterli, tatmin edici ve bilgilendirici olduğunu söylemek ise mümkün değildir. Gazetelerin kültür, sanat ve edebiyatla ilgili haber, yazı ve yorumlar için ayırdığı alan çok sınırlı ve içerik açısından çok yetersiz kalmaktadır; bu durum ekonomi, siyaset, spor gibi alanlarla karşılaştırınca daha belirgin bir hal almaktadır. Üstelik bazı gazetelerin “kültür-sanat” sayfalarının bulunmadığı ya da bazı günler diğer alanlarla ilgili haberlerin fazlalığı durumunda bu sayfaların iptal edildiği de bilinmektedir. Bu durum, kültür, sanat ve edebiyat ile ilgisi “yüzeysel” olan ortalama gazete okuru için ciddi bir sorundur; bu alanlara ilişkin haber, bilgi ve tartışmaları gazeteler aracılığıyla takip edenler bu imkândan da mahrum kalmaktadır. Bu çalışmada Türk basınını temsilen gazetelerin kültür, sanat ve edebiyatla ilgili sayfaları/haberleri içerik çözümlemesi ve söylem analizi ile tahkik edilmiş ve yukarıda dile getirilen varsayımın doğruluğu sınanmıştır.</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="45">
            <name>Publisher</name>
            <description>An entity responsible for making the resource available</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11725">
                <text>International Burch University</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="40">
            <name>Date</name>
            <description>A point or period of time associated with an event in the lifecycle of the resource</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11726">
                <text>2013-05-17</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="97">
            <name>Keywords</name>
            <description>Keywords.</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11727">
                <text>Article
PeerReviewed</text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
          <element elementId="43">
            <name>Identifier</name>
            <description>An unambiguous reference to the resource within a given context</description>
            <elementTextContainer>
              <elementText elementTextId="11728">
                <text>ISSN 2203-4548     </text>
              </elementText>
            </elementTextContainer>
          </element>
        </elementContainer>
      </elementSet>
    </elementSetContainer>
  </item>
</itemContainer>
