<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
<rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/595">
    <dcterms:title><![CDATA[İBNÜ’L-FARIZ VE KASİDE-İ HAMRİYYE’Sİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Büyük mutasavvıf İbnü’l-Farız (1181-1235), şiirleri geniş yankılar uyandıran,  “Sultanü’l-âşıkîn” olarak tanınan bir şairdir. Divanı ve şiirleri, takipçileri  tarafından defalarca tercüme-şerh edilmiştir. İbnü’l-Farız şiirlerinde tasavvufî  ve ilâhî aşkı dile getirmiş, çoğu şiirini sekr halinde irticalen söylemiştir.  Bildiri metnimize konu olan şiir ise, İbnü’l-Farız’ın en meşhur iki şiirinden  biri olan Kaside-i Hamriyye’sidir. Şarabın ilâhî aşkı temsil etmesi sebebiyle  bu isimle anılmıştır. Ayrıca kafiye harfi mim olması dolayısıyla Kaside-i  Mimiyye olarak da tanınan bu şiir, başta Molla Cami ve İdris-i Bitlisî olmak  üzere birçok şarih tarafından şerh edilmiştir, şerh edilme ihtiyacı duyulmuştur.  Bildirimizde İbnü’l-Farız’ın şarap etrafında şekillenen 41 beyitlik bu tasavvufi  şiiri, yapı ve şekil bakımından incelenip şarihlerin dikkat çektiği hususlar  sunulacaktır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2695]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/596">
    <dcterms:title><![CDATA[MEHMET AKİF VE TEVFİK FİKRET’İN ŞİİRLERİNDE MAZİNİN  KİMLİK İNŞASINDAKİ YERİ ÜZERİNE MUKAYESELİ BİR  DEĞERLENDİRME]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Osmanlı’nın çöküşüyle ortaya çıkan medeniyet karmaşası sorunu dönemin  aydınlarınca üzerinde çokça durulan bir konudur. Aidiyet probleminin  yaşandığı bu dönemde Türk milletine diriliş ruhunu aşılayacak ve Batı ile  uyum sağlayacak kurtarıcı reçetelere ihtiyaç vardır. Kimliksel bir bunalımın  yaşandığı yeni Türkiye’nin oluşumu döneminde Mehmet Akif ve Tevfik  Fikret kimlik inşasını sorun edinmiş şairlerdir. Değişen dünya düzeninde  oluşacak kimlik adına titiz birer fikir işçisi gibi çalışan bu iki şahsiyet  şiirlerine ele aldıkları temalar vasıtasıyla görüşlerini yansıtma gayreti içinde  olmuşlardır. Dünya görüşleri farklı olan Mehmet Akif ve Tevfik Fikret  toplumda sağlanacak ideal birliğe dikkat çekmiş, şiirleriyle ideal dünya ve  gelecek tasarımı sunmuşlardır. Çalışmanın amacı farklı ideolojiye sahip bu iki  şairi yeni bir ülke düzeni kurma noktasında birleştiren ve ayrıştıran noktaları  ortaya çıkarmaktır. A COMPERATIVE İNTERPRETATION ON PLACE IN  ‘DEVELELOPMENT IDENTITY’ OF THE PAST IN POEMS OF  MEHMET AKIF AND TEVFIK FIKRET  Key Words: Mehmet Akif, Tevfik Fikret, Identity, develelopment identity.  ABSTRACT  By the collapse of Ottoman Empire, the issue of complexity of civilization has  become the most popular issue to emphasize on by the intellectuals. Early  periods of Turkiye were the stage of identical crisis. Mehmet Akif and Tevfik  Fikret are poets who were ready and willing to be part of delelopment of new  nation`s identity. During the formation of new world order, these two figures  were very meticulous to contribute for the identity of nation when it is taking  its shape. The themes of their poems were an effort to reflect their ideas.  Despite having different worldview and philosophy of life Mehmet Akif and  Tevfik Fikret they both emphasized on ideal unity of the community and they  introduced a dream world and future designs with their poems. The aim of this  study is to investigate similarities and dissimilarities of these two different  philosophies on the point of building process of the new order of the nation.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2727]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/597">
    <dcterms:title><![CDATA[GÖSTERGEBİLİMSEL YÖNTEMLE BİR MASAL ÇÖZÜMLEMESİ:  &quot;ALTIN ARABA&quot; MASALI ÖRNEĞİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Dil ve edebiyat alanında olduğu kadar resimden sinemaya, mimariden  antropolojiye kadar birçok farklı alanda da uygulama alanı genişleyen  göstergebilim, kuramsal yaklaşımlar ve dilbilimin yöntemleriyle metin  çözümlemelerinde farklı bakış açıları ortaya koyar. Yazın eleştirisi ve metin  incelemelerine işlevsel açıdan yaklaşan göstergebilim, anlamın metin içinde  nasıl oluştuğu ve nasıl iletildiği ile ilgilenir. Göstergebilimsel yaklaşımla ele  alınan metin çözümlemelerinde birtakım araçlardan yararlanılır. Algirdas  Julien Greimas tarafından geliştirilen Eyleyenler Modeli de bunlardan biridir.  Bu çözümleme yönteminde, metindeki anlam evreninin oluşumunu ortaya  koymak amacıyla aşamalı bir süreç izlenir. Bu yazıda Greimas’ın geliştirdiği  Eyleyenler Modeli’nden yararlanılarak Naki Tezel’in Türk Masalları adlı  eserindeki “Altın Araba” adlı masalı çözümlenmiştir. Çözümleme sürecinde  öncelikle metin belirli ölçütlerle kesitlere ayrılmış; sonrasında bu kesitler  söylemsel, anlatısal ve mantıksal-anlamsal düzeylerde çözümlenerek metnin  derin yapısına ulaşmak amaçlanmıştır.    AN ANALYSIS OF A TALE WITH SEMIOLOGICAL METHOD: AN  EXAMPLE OF A TALE “ALTIN ARABA”  Key Words: Semiological Analysis, Actantial Model, Tale, Meaning.  ABSTRACT  Semiotics, which has expanding field of application in such different areas as  cinema, art, architecture and anthropology as well as language and literature,  suggests different point of view for textual analysis by using theoretical  approaches and methods of linguistics. Semiotics, which approach literary  criticism and textual analysis as functional, deals with how meaning is formed  and conveyed in the text. There are some tools for textual analysis which is  examined by semiotic approach. The Actantial Model, developed by Algirdas  Julien Greimas, is one of them. In this analysis method, in order to reveal the  formation of universe of meaning, a gradual process is followed. In this  article, the tale called “Altın Araba”, which is in the book of Naki Tezel called  “Türk Masalları”, is analyzed. In the process of analysis first, the text is  divided into sections with specific criteria, then it is aimed to reach the deep  structure of the text by analysing these sections at the levels of discursive,  narrative and logical-semantic.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2732]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/598">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRK SAĞININ İDEOLOJİK BAGAJI: NİHAL ATSIZ  ROMANLARINDA MİTLER VE MİLLET]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Milliyetçi elit, milli kimliğin yaratılması sürecinde, var olan tarihsel ve siyasi  koşulların da etkisiyle bazı mitler, efsaneler, semboller kullanır. Buradaki esas  amaç milli kimliği kimliğe meşruiyet kazandırarak devamlılığını  sağlayabilmektir. Edebiyat kitleleri etkileyebilme gücü açısından bu ideolojik  bagajın yaratılmasında önemli rol oynar. Bu doğrultuda bakıldığında;  Türkiye’de sağ düşüncenin şekillenmesinde Nihal Atsız’ın yarattığı birikimin  önemli katkıları bulunduğu görülebilir. Atsız’ın sunduğu ya da yeniden  ürettiği mitler, semboller, düşman imgeleri sağın milliyetçi ideolojik bagajını  tamamlamıştır. İşte, bu çalışmada yazarın Bozkurtlar Diriliyor, Bozkurtların  Ölümü ve Deli Kurt romanlarında Türklük imgesi, düşman, ve devlet  kavramlarına bakış açısı anlatılmaya çalışılacaktır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2675]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/599">
    <dcterms:title><![CDATA[XX YÜZYIL AZERBAYCAN EDEBİYATINDA TAHMİS TARZININ  ÜSTADI NOVBERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Yirminci yüzyılda, özellikle de eski Sovyetler döneminde Azerbaycan  edebiyatı yeni görevler üstlenmiş, şiire yeni konular gelmiş, birtakım klasik  şiir türlerinden vazgeçilmiştir. “Novberi” mahlasıyla şiirler yazan Kerbelayi  Gara Meşedi Suleyman oğlu Garayev böyle bir dönemde yaşayarak klasik  edebi geleneği yaşatmaya çalışan, Nevai ve Fuzuli şiirlerine tahmisler yazan  şairlerden olmuştur. O, 1885 yılında Şuşa&#039;da, tüccar ailesinde doğmuş,  eğitimini de burada almış, Arap, Fars ve Rus dillerini öğrenmiştir. 1920  yılında Azerbaycan&#039;da Sovyet hakimiyeti kuruluncaya kadar şair ticaretle  uğraşmış, İran, Suriye, İrak ve Suudi Arabistan&#039;a seyahat etmiştir. Novberi XX yüzyılın ilk yıllarında Fuzuli geleneklerinin takipçisi olarak tanınmış  kendisiyle hemfikir olan Aliağa Vahid, Ali Nazmi, Salman Mümtaz gibi  şahsiyetlerle defalarca görüşmüştür. Novberi Füzuli yaratıcılığına o kadar  hayran olmuş ki, şiirlerinden birinde kendisiyle aynı dönemde yaşamak, hatta  onun kalemi, mürekkebi olmak istediğini belirtmiştir. Fuzuli şiirlerine yazılan  tahmisler şairin yaratıcılığında önemli yer tutmaktadır. Onun Fuzuli&#039;nin “Ya  Rab”, “Gül”, “Beni”, “Aşk”, “Bak”, “Çare”, “Sabah” ve başka redifli  gazellerine yazdığı tahmisleri özellikle dikkat çekicidir Azerbaycan Milli  Bilimler Akademisi Elyazmaları Enstitüsü&#039;nde S-464 ve S-465 şifresile  Növberinin avtografı olan 2 ciltten oluşan tahmisler toplusu korunmaktadır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2628]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/600">
    <dcterms:title><![CDATA[AZERBAYCANIN GEDEBEY YÖRESİNİN TÜRK MENŞELİ  ETNOTOPONİMLERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Malumdur ki, etnotoponimler halkın tarihini, etnogenezini, onun yayılma  areallarını öğrenmek açısından son derece büyük önem kesb edir.  Etnotoponimlerin müeyyen qrupu halqın teşekkülünde hansı kabile, tayfaların  iştirak etdiyini, bu prosesin özünün ne zaman baş verdiyini  müeyyenleşdirmeye imkan verir ve halkın tarih boyu yaşadığı ve yayıldığı  arazini müeyyenleşdirmek için tutarlı kaynakdır. Her bir yer adı ait olduğu  halkın dili, tarihi, etnoqrafiyası, dünya görüşleri, teşeklülû, etnogenetik yapısı,  medeniyeti gibi özellikier hakkında çokyönlü bilgi verir. Yer adları sadece  belirli bir yerin adını bildirmekle yanısıra, o yerlerde yaşayan halkın etnik  yapısı gibi çeşitli özellikleri de bildirmektedir. Türk dünyasının ayrılmaz bir  parçasi olan Azerbeycan insanların yerlesmiş olduklan en eski yerlerden  biridir. Azerbaycan&#039;ın tarihi geçmişi, cografi konumu ve halkların etnik  menşeyi hakkrnda bilgi veren yer adları (toponimler) zaman zaman  parçalanarak bir birinden ayrı kalmış Türk dünyasının büyük geçmisinin  ögrenilmesi için degerli bir kaynaktır. Azerbaycanda tarihin eski devirlerinden baslamış günümüze kadar korunmuş Türk menşeli yer adları mevcuttur. Tarihi  milattan öncelere ait bu yer adları eski yazılı kaynaklar ve folktor  arastrmalarında açık bir sekide ifade olunmuşdur.Azerbaycan türklerinin  etnogenezinde bir çok kadim türk kavimleri iştirak etmişler. Bu kavimlerin her  biri Azerbaycann arazisindeki toponimlerde adlarını koruya bilmişlerdir.  Azebaycanın Gedebey yöresi tarih boyunca birçok türk kavimlerinin göç  etdiyi arazilrden olmuştur. Bu kavimlerden Hun, Katak, Qarqar, Kıpçak ve b.  bölgenin etnotoponimlerinin formalaşmasında mühüm rolu olmuşdur.  Sunulan çalışmada Azerbaycan&#039;nın zengin tarihe malik olan arazilerinden  Gedebey yöresindeki yer adları incelenmiştir. Gedebey yöresi Azerbaycan  Türk köklerinin daha derin katlarını, ümumtürk tarihinin eski çağlarını  öyrenmek üçün misilsiz hazinedir. Makalede Azerbaycan&#039;nın Gedebey  yöresindeki mevcut olan bazı yer adları ve bu yerlere adlarını vermiş eski  Türk menşeli tayfalarla bağlı bilgiler verilmiş, türk halklarının soy kökünde  bulunan etnik tayfa ve kabile birlesmeleri ile bağlı tahliller aparılmıştır. Yer  adları ile ilgili yöre halkı arasında dolaşan efsane ve rivayetlerde eski türk  kültürünün izleri araştırılmış, zaman-zaman bu topraklara göç eden eski türk  tayfalarından söz edilmis, bazı yer adlarının menseyi hakkında bilgi  verilmiştir.    ETHNO TOPONYMS OF THE TURKISH ORIGIN OF GEDEBEY  REGION OF AZERBAIJAN  One of the oldest places where people settled is the Azerbaijan is an integral  part of the Turkish community. In Azerbaijan names of Turkish origin from  the ancient times of history has been preserved until today. Toponyms which  give information about Azerbaijani history, geographial position and origin of  people. It is known that the ethno toponyms assume extremely important for  studing history, ethnogenesis of nation. Some turkish communities took part in  the formation of the ethnogenesis of Azerbaijani turks They kept their names  in the toponyms of Azerbaijani ground. Gedebey region of Azerbaijan  throughout the history of Azerbaijan has been one of regions of the migration  of Turkish tribes. These tribes Huns, Kataks, Qarqars and etc. played an  important role in the formation of the ethnonymis of the region. In present  work investigated the land names of Gedebey region of Azerbaijan. Gedebey  region is the unique treasure for studing the ancient history of Azerbaijani. In the present article were given information about place names of Gedebey  region of Azerbaijan.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2630]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/601">
    <dcterms:title><![CDATA[IRAK TUZHURMATU TÜRKMENLERİNDE TOY (DÜĞÜN) İLE  İLGİLİ ÖRF VE ADETLER]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Oğuzlardan devraldıkları örf, adet ve geleneklerini yaşatma gayreti içinde olan  Irak Türkleri, teknolojinin gelişmesi ile son çeyrek asırdır ister istemez şehir  ve kasabalarda kendi kültürlerini yaşatmada gözle görülür şekilde  yavaşlamışlardır. Araştırmalarımızda birçok hadisenin artık şehir ve  kasabalarda değil de köylerde yaşatılmaya gayret edildiğini tesbit ettik. Başta  Kerkük şehri olmak üzere, Tuzhurmatu, Tellafer, Altunköprü gibi şehirlerde  de az da olsa kültürel gevşeme kendini göstermektedir. Buna rağmen  kültürlerine saygıda kusur etmemiş, yaşatma azimlerini sürdürme çabası içine  girmişlerdir. Kültürü hayata tatbik etmede, birlikte yaşama mecburiyetinde  olan milletlerde kültür transferi de olmaktadır. Bunun en açık örneği Erbil  şehridir. Erbil’de nüfusun çoğunluğunu Kürtler teşkil ettiğinden dil, kültür  alışverişi çok yaşanmaktadır. Etkilenmenin daha az olduğu bazı şehir, kasaba  ve köyler de zamandan nasibini almıştır. Bu bağlamda bildirimizin kültürel  sıcaklığını koruma azmi içinde olan Tuzhurmatu kasabasının folklorik açıdan  ele aldığımız bu kısmını günümüzden yaklaşık 35 – 40 yıl gerisinde halkın  yaşadığı, uyguladığı şekliyle yansıtma gayreti içine girdik. Kız isteme, ev  kurma, evlenme, sünnet, çocuk isteme, hamilelik, çocuğa ad koyma, ölüm vs.  hayatın içinde ve hayata yön veren bunlar gibi dönüm noktalarını bu şehir baz  alınarak Irak Türkmenleri halk şiirleri örnekleriyle vermeye çalıştık.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2728]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/602">
    <dcterms:title><![CDATA[MUSTAFA KUTLU’NUN ZAFER YAHUT HİÇ HİKÂYESİNDE  ANLATIM TEKNİKLERİ VE TEMATİK UNSURLAR AÇISINDAN  BİR BAKIŞ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Yazı hayatına 1970’li yılların başında katılan Mustafa Kutlu, Türk  hikâyeciliğinde kendine özgü bir yere sahiptir. Kutlu, anlatımda geleneğe  yönelmiş, böylece de gelenekle modern hikâye tarzının sentezine ulaşarak,  yeni ve farklı bir hikâye tarzı geliştirmiştir. Bugün “yaşayan mektep” olarak  bilinen Kutlu’nun şimdiye kadar yirmi hikâye kitabı çıkmıştır. Bu hikâyeler  anlatım tarzı, şekil, muhteva bakımından gösterdikleri değişiklikler dikkate  alınarak araştırmacılar tarafından çeşitli biçimde dönemlere ayrılarak  incelenmiştir. Çalışmada bahsettiğimiz Zafer yahut Hiç hikâyesi, 2000  yılından itibaren Uzun Hikâye kitabıyla başlatılan son döneme girer. Dönemin  genel hususiyetlerini yansıtan hikâye, burada olay örgüsü, konular, kişiler,  zaman, mekân, bakış açısı ve anlatıcı bakımından incelemeye tabi tutulmuştur. ABSTRACT  Mustafa Kutlu, who has begun his creative activity in 1970 has got special  place in the Turkish story writing. He created new and different method of  narration in his story writing combining modern and traditional methods  altogether. Kutlu who has been known with his “Live School” published 20  story books. The stories had been studied by different researchers on the basis  of the method of narration, style and plot in different periods. Moreover the  classifications of his stories haven’t been differed greatly. The story of “Zafer  yahut Hiç” (“Victory or Nothing”) belongs to the book of “The Long Stories”  beginning from 2000 years. The story which reflected general feature of the  century has been analyzed from the view point of theme, character, time,  setting, view point.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2711]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/603">
    <dcterms:title><![CDATA[SAİT FAİK ABASIYANIK’IN KÜÇÜREK (KISA) ÖYKÜSÜ “BEN VE  ONLAR”IN ROLAND BARTHES’İN S/Z ADLI ESERİNDE YER ALAN  “SEMANTİK KOD” BAKIMINDAN YENİDEN OKUMA DENEMESİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Öykü, kendine ait özellikleriyle, yeni yorumlara açık ve derin boşluklar  taşıyan bir anlatı türüdür. Bu çalışma, öykünün bu derin boşluklarında,  imgesel ve semantik unsurlarla satır aralarını yeniden okuma denemesidir. Bu  çalışmada Sait Faik Abasıyanık’ın “Ben ve Onlar” adlı kısa öyküsünün  taşıdığı anlam yükü, Roland Barthes’in S/Z adlı eserindeki beş koddan ( 1.  Deneyin Sesi ( Özgür seçim edimleri)EYL.2. Kişinin Sesi  (Anlambirimcikler)ANL. 3. Bilimin Sesi (Ekinsel düzgüler)GÖN. 4. Gerçeğin  Sesi (yorumlar)YOR. 5. Simgenin Sesi (Karşısav) SİM.), birisi olan “Kişinin  Sesi /Semantik Kod” bakımından yeniden okunmuştur. Değerlendirmede, Sait  Faik Abasıyanık’ın kısa öykülerinden biri olan “Ben ve Onlar”ı seçilmesinin  nedeni, dünya edebiyatında “short short story” veya “flash fiction” gibi  adlandırmalarla bilinen, Küçürek (kısa) öykü tarzında olmasıdır. Ramazan  Kaplan’a göre yüz sözcüğü geçmeyen bu anlatılar beş yüz sayfalık bir  romanda, anlatılmak isteneni birkaç tümceyle anlatır. Hızlı iletişim çağında,  her şeyin parçalanıp küçüldüğü, dost sohbetleriyle saatlerce süren sofraların  yerini, kısa sürede tüketilen Fast- Food’un alması, özlem sözcüklerinin  sayfalarca sürdüğü mektupların yerini ise birkaç harfe sıkıştırılarak yazılan  kısa mesajların aldığı, tüketim çağında yaşayan insanın, günün yirmi dört  saatinin bir dakikasına sığdırabileceği bu öyküler, çağın bir aynası gibidir.  Yoruma açık ve yananlam öğelerinin fazlasıyla bulunduğu bu öyküler,  “Semantik Kod” bakımından incelemeye değerdir. Metni temel olarak  yazınsal yapıttan ayıran, onu estetik bir ürün değil, anlam aktarıcı bir kılgı,  olarak gören Barthes, S/Z adlı eserinde, metni anlambirimlere ayırarak  incelemiştir. Bu çalışmada, Anlambilimin gönderme yaptığı yananlam veya  anlambirimcikler, Roland Barthes’in izlediği yöntem dâhilinde bir sözcük veya sözcükler dizisi ile belirtilip, ANL. kısaltmasıyla gösterilmiştir. Seçilen  öykü metninin çoğulluğu ise anlambirimciklerin çeşitli şekillerde  yorumlanmasına olanak sağlamıştır. Anlam derinliği olan bu öykülerde,  herkesin kendinden bir şeyler bulması mümkündür. Bu makalede, yaşam  mücadelesi içinde, ait olmadığı bir ortamdan çıkmaya çalışan bir aydının, içsel  mücadelesi açıklanmaya çalışılmıştır. Toplum yaşamından aile yaşamına  doğru perspektif bir yapıda aktarılan bu öykü çalışması, toplumsallıktan  bireyselliğe uzanan bir yolculuk niteliğindedir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2731]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/604">
    <dcterms:title><![CDATA[BABUR-NÂME’DE KADINLA İLGİLİ SÖZ VARLIĞI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Türk dilinin tarihî söz varlığı içerisinde “kadın” kavramı, kadının tarihî  görünümü ve dil kültür değişim sürecini göstermesi açısından oldukça  önemlidir. Çeşitli adlandırmalar, benzetmeler-ilişkilendirmeler ve  ekleşmelerle oluşan &quot;kadın&quot;la ilgili söz varlığı Türk dilinin kavram  zenginliğini vurgulamasının yanı sıra sosyal bir statü göstergesi olarak kadının  o toplumdaki yerini, temsilini ve yaşantısını yansıtması açısından da ayrıca  önem taşımaktadır.  Bu bağlamda, Türk ve dünya tarihindeki hatırat türünün öncü ve en önemli  örneğini veren Babur’un (1483-1530) 16. yüzyılda kaleme aldığı Babur-nâme  adlı eserinde, “kadın”la ilgili söz varlığı tespit edilecektir. “Kadın”la ilgili  belirlenen kavramlar, tarihî süreç içerisinde kazandıkları anlamlarına göre  incelenerek sınfılandırılacaktır. Söz konusu kavramların -tespit edebildiğimiz  ölçüde- tarihî metinlerdeki kullanılışı ve çağdaş Türk dillerindeki uzantıları  ortaya konulacaktır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2689]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description></rdf:RDF>
