<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
<rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/575">
    <dcterms:title><![CDATA[AFGANİSTAN’DA TÜRK DİLLERİ VE TÜRKÇE ÇALIŞMALARI  HAKKINDA BİR ARAŞTIRMA]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Türkiye ile Afganistan dostluğu Mustafa Kemal Atatürk döneminde en iyi  dönem olarak bilinir. Atatürk Afganistan’ın modern eğitim sistemine ulaşması  için askeri, mülki, alanlarında birçok öğretim üyesini göndermiştir. Kabil  Üniversitesi’nde ilk Tıp, Hukuk ve Siyasal Bilgiler Fakültelerini kuranlar  Türkiye’den gönüllü olarak giden Türk subaylar ve mülki erkânlar olmuştur.  Bu Fakültelerde Eğitim ve öğretim yıllarca Türk akademisyenleri tarafından  verilmiştir. Türkiye’nin Afganistan’a eğitim ve sağlık alanındaki çalışmaları  1960’lı yıllara kadar devam etmiş, fakat bu yıllardan sonra Afganistan  Sovyetler Birliği’ne yönelince Türk akademisyenleri Türkiye’ye geri  dönmüştür.  Bildiride Kabil Devlet Üniversitesi Türkoloji bölümün ve Afgan-Türk  okullarının Afgan halkına Türkçe eğitim ve öğretimi hakkında, bu güne kadar  yapmış oldukları kültürel çalışmaları hakkında bilgi verilecek, ayrıca  Afganistan ordusunun askeri liselerinde Türkçe dersleri üzerine durulacaktır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2639]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/576">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRKÇE DEYİMLEŞMİŞ BİRLEŞİK FİİLLERLE BOŞNAKÇA  DEYİMLEŞMİŞ BİRLEŞİK FİİLLER ARASINDA BENZER  OLANLAR]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Bu sunumda geçmiş yüzyıllarda Bosna&#039;da kullanılmış olan Türkçenin söz  varlığı ile ilgili bazı özellikler üzerinde durulacaktır. Tarihî Bosna  Türkçesinde tespit edilen birleşik fiillerin bir kısmı öğe ve anlam bakımından  günümüz Boşnak dilinde var olan kelime öbekleriyle benzerlikler  göstermektedir. Bir dilin sözvarlığının, o dili konuşan toplumun maddî ve  manevî kültürün yansıtıcısı, kavramlar dünyası olduğu düşüncesinden  hareketle, uzun süre içerisinde temasta bulunmuş olan Türkçe ile Boşnakçanın  kültür akrabalığı açısından birbirne yaklaştığı, önemli ilişkiler kurduğu  sonucuna varılmaktadır. Bu iki dili konuşmuş olan insanların, bazı durumları  dile yansıtmada birbirine eş anlatım yollarına baş vurdukları doğal gibi  görünmektedir.  Bu sunumda, Türkçe ile Boşnakça arasında gelişmiş olan etkileşim konusuna  fazla giremeden, her iki dilde benzerlik gösteren ve deyim niteliğinde olan  birleşik fiillere dikkat çekmekle yetinilecektir. Ele alınacak örnekler her iki  dilde gerek anlam, gerekse söz dizimi bakımından benzerlik göstermekte ve  anlamca aynı ögelerden oluşmaktadır. Boşnakça anlatımların bazıları halen  edebî dilde varlığını sürdürmektedir. Buna karşın, sunumda gösterilecek bazı  Boşnakça örnekler sadece halk dilinde duyulmaktadır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2624]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/577">
    <dcterms:title><![CDATA[DİVAN ŞAİRİ KAZAK-ZÂDE İBRAHİM TÂ&#039;IB&#039;IN KOŞMALARI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Kazak-zâde İbrahim Tâ’ib, 1794’te Malatya’da doğmuş, iki Türkçe divanı  olan Klasik Türk Edebiyatının son şairlerinden biridir. İbrahim Tâ’ib, divan  şiiri geleneğini benimsemiş, her iki divanında da ağırlıklı olarak bu tarzda  eserler vermiş; aynı zamanda halk şiirine de ilgi duymuş bir şairdir.  Divanlarında heceyle gazel örnekleri vermiş, ayrıca bilinen tek nüshası  Almanya-Berlin Millî Kütüphane Ms.or.oct.2171 numarada kayıtlı birinci  divanında sekiz tane koşma yazmıştır.Bu sempozyumda, halk şiiri-divan şiiri  etkileşiminin güzel örneklerinden olan ve henüz üzerinde çalışma yapılmamış  bu divanda geçen koşmaları tanıtacağız.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2682]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/578">
    <dcterms:title><![CDATA[İNGİLİZ YAZAR JONATHAN SWIFT’IN OSMANLI  TÜRKÇESİNDEKİ MACERASI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Bu bildiride, ünlü İngiliz yazar Jonathan Swift’in (1667-1745) Osmanlı  Türkçesindeki macerasından hareketle Güliver’in Seyahatleri adlı romanı  üzerinden yazarın eserlerinin Osmanlıca Türkçesine yapılan çevirilerinin  çağdaş çeviribilim kuramları bağlamında irdelenmesi amaçlanmaktadır.  Bu çerçevede, öncelikle Jonathan Swift’in Osmanlıca Türkçesine çevrilen  eserleri hakkında genel bilgi verilecek daha sonra ise özellikle Güliver’inSeyahatleri adlı romanının üç farklı çevirisi incelenecektir. Tanzimat ile  birlikte Batı kültür ve edebiyatından Osmanlı Türkçesine bir çeviri hareketi  başlamış ve birçok eser çevrilmiştir. Batı’nın olduğu gibi çevrilmeye  çalışıldığı kanısı yaygın olsa da son yıllarda yapılan çalışmalar, çevirmen ve  yayıncıların Batı’nın tanınmış, seçkin yazar ve eserlerini çevirmeye özen  gösterdiklerini ortaya koymuştur. Swift’in romanı da tüm dünyada bilinen ve  birçok dile çevrilen eserlerden biridir. Bu eserin, Seyfettin Özege tarafından  hazırlanan Eski Harflerle Basılmış Türkçe Eserler Kataloğu’nda (5 C. 1971,  1973, 1975, 1977, 1979) Osmanlı Türkçesine yapılan üç çevirisi  bulunmaktadır. Birincisi Mahmud Nedim Efendi tarafından 1289 [1872]  yılında çevrilen Güliver Nâm Müellifin Seyahat-nâmesi, ikincisi çevirmeni  bilinmeyen; ancak Resimli Ay Neşriyatı’nın yayımladığı “On Kuruşa Bir  Kitap” serisinin on yedinci kitabı olan Cüceler Memleketinde (1927) isimli  eser, üçüncüsü ise yazarı ve çeviri tarihi bilinmeyen ve Matbaa-i Hayriye ve  Şürekâsı tarafından “Çocuk Dünyası Neşriyatından” isimli serinin dokuzuncu  kitabı olarak yayımlanan Güliver’in Seyahat-nâmesi – Devler Ülkesinde isimli  eserdir. Bu üç eserden ilk ikisinde ön söz bulunmaktadır. Bu ön sözlerden  hareketle, Güliver çevirilerinin Osmanlı/Türk kültür ve edebiyat  çoğuldizgesindeki yeri irdelenmeye çalışılacaktır. İrdeleme sırasında “süreçöncesi  çeviri normları bağlamında bu eserlerin neden seçildikleri ve nasıl  çevrildikleri üzerinde durulacaktır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2688]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/579">
    <dcterms:title><![CDATA[OZAN-AŞIK SANATININ KÜLTÜRÜMÜZDE YERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Türk kültürünün kadim bir sahasını ifade eden saz-söz sanatının, milli  kültürün kökünde dayandığını musiki ve folklor araştırıcıları ispatlamışlar.  Türk dünyasının zengin kültürü ile bağlı olan saz-söz sanatı yüzyıllar boyu  türklerin güclü sanat tribunu olmuş, onların milli-manevi değerlerinin bir  kısmı da daha çok saz-söz sanatında korunup yaşamışdır. Çağdaş sazın ibtidai  forması olan kopuz, çağdaş aşıkların ulu dedesi, selefi olan türk dünyasının  milli kimliğinin bir belgesidir. Saz-söz türklerin manevi varlığının optimal  kültürel kimliğini ifade etmektedir. Tarihi eskilere dayanan “kopuz” ,  “bağlama” adlanan saz tekmilleşerek “cüre” sazdan “tavar” saza, “tavar”  sazdan daha iri saz olan “ustad saza”, daha doğruau üçtelliden on iki telliye  kadar saz çeşidine dönüçmüşdür. Saz hem de türklerin musiki kültüründen  haber veriyor. Bu kültürel aletde 200 civarında aşık havasının çalınıb  günümüze kadar geldiyi tespit edilmişdir. Aşık havaları yeni aşık tarzı, şiir  türlerinin de yaranmasına vesile olmuştur. Sazın aşık ifaçılık sanatına verdiyi  töhfeler, aşığın ifaçılığında yaranan musiki regarengliyi, sazın aşık  terminolojisine mahsus isimleri, saz-söz sanatında yeni-yeni havaların yaranıb  zenginleşmesi, saz-söz sanatında kendine has geyim-kuşam halkın kadim  kültüründen etnoğrafisinden haber verir ve türkülerin milli kimliyinde  müstüsna rol oynamıştır. Sazın eşliyinde ortaya çıkan aşık sanatında musiki,  şiiriyyat, dans, aktörlük ve ifaçılığı ihata etmesi aşık sanatının kendine has  özelliyini ifade ediyor. Saz-söz sanatının bu özelliğini ilk defa Azerbaycan  müziğinin klassiki Üzeyir Hacıbeyli “Koroğlu” operasında tatbik etmişdir.  Kara Karayevin ve diger bestekarların da eserlerinde, opera, bale, simfonik ve  kamera müziginde aşık havalarının intonasya özellikleri vardır. YUNESKOnun  Keyri Maddi Medeni İrsinin Korunması üzre Komitesi 2009-cu il sentyabrın 30-da Azerbaycan aşık sanatını YUNESKO-nun keyri maddi  medeni irsi sırasına dahil etmişdir.Takdim olunmuş tebliğde saz-söz sanatının  Türkiye ve Azerbaaycan türklerinin kültürel kimliyinde mühüm rolu şerh  edilir, bu sanatın hər iki türk boyunun milli manevi aleminde kültürel  kimliyinin kaynaklarından olduğu izah edilir.  Key words: saz, soz, culture, personality, national, art.  Art of saz in the cultural personality of Azerbaijani turks Kopuz which is the  elementary form of modern saz, is the document of cultural personality of  Azerbaijani turks. Saz and word expresses the cultural personality of spiritual  matter of the Azerbaijani turks. Music and folklore investigators have been  proved that the art of saz stayes on the root of national culture. The ancient  forms of saz kopuz, baghlama improved and overturned to cure and later tavar  saz, later ustad saz, so turned from three-stringed saz to twelve-stringed. On  this culturel instrument have been played about 200 ashik melodies. In  accompaniment of saz have cropped the arts of dancing, acting, singing. This  peculiarity of the art of saz-soz firstly has been applicated on the  opera“Koroghlu” of Uzeyir Hacibeyov, Azerbaijani composer.  This tradition has been continued on the activities of Kara Karayev and other  composers. In 30 september of 2009 UNESCO included art of ashiq of  Azerbaijan to the amaterial heritage of UNESCO. In this article have been  explained the role of art of ashiq on the cultural personality of Azerbaijani  turks.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2631]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/580">
    <dcterms:title><![CDATA[TESAWWUF TRADITION IN BOSNIA AND HERZEGOVINA –  YESTERDAY AND TODAY]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Tessawuf in Bosnia was established in 15 century. Dervishes were coming to  Bosnia earlier even in the end of 14 century, before Sultan II Mehmed Fatih  conquered Bosnia. They were establishing relations with local people and  spread tesawwuf.  Tesawwuf in Bosnia found fertile ground and domicile people accept Islam  trough tesawwuf. Tesawwuf had different popularity through recent five  centuries, from the time when it was very popular and until the middle of 20th  century, when was forbidden. From seventies it was again accepted by  Islamic community when again dervishes lodges open for public. In this  century tesawwuf again is more and more popular.  Today we have survived just few tesawwuf buildings from ottoman period.  However, we have left plenty of tesawwuf literature and other written work,  which proves strong tesawwuf tradition in Bosnia.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2623]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/581">
    <dcterms:title><![CDATA[OSMANLI DEVLETİ VE ORTA ASYA HANLIKLARI ARASINDA  YAZMA ESERLER TAKASI: SÖMÜRGECİ GÜÇLERE KARŞI  MANEVİ MİLLİ BİRLİK]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Osmanlı Dönemi Yazma Eserleri, Orta Asya ile alakalar,  kitap takası.  ÖZET  Özbekistan’daki Anadolu sahasına ait yazma eserler ve bazı tercümelerin  çoğunluğu XVIII-XX. Yüzyıllar arasında Osmanlı Devleti Sultanları ve Orta Asya Hanlıkları Hükümdarları tarafından sömürgeci güçlere karşı manevi  milli birleşme, bütünleşme amacıyla talep ve takas edildiği bilinmektedir.  Özbekistan İlimler Akademisi Yazma Eserler kütüphanesi ve çeşitli bölge  kütüphanelerinde yer alan mezkür kitapların büyük bir kısmı XIXXX.  Yüzyıllarda istinsah edilmiş olup, özellikle Harezm Hanı Muhammad  Rahim-Han Firuz talebiyle çoğaltılmıştır.Kardeş Halklar ortasındaki manevi  yakınlığı sağlamak üzere yayğınlaştırılmış kitaplar sırasında Türk Divan  Edebiyatı ustaları İsa Necati Bey, Fitnat-Zübeyde Hanım (Şeyhu’l-İslam  Muhammed Es‘ad kızı), Bâkî Çelebi, Garîbî Çelebi Seyyid Ebu Bekr, Hâtif  Ahmed Efendi, Hâşim (Seyyid Mustafa Hâşim el-Üsküdârî), Hayâlî, Kânî,  Kâimî, Kuddûsî (Ahmed Kuddusi), Leyla Hanım, Mâhir, Mustafa Bey, Sâmî,  Nedim Ahmed Efendi, Nebî Efendi, Niyâzî Şeyh Muhammed Efendi, Pertev  Paşa, Yahya, Zâtî Şeyh Süleyman, Zîver vs. şairlerin divanlarının farklı  nüshaları rastlanmaktadır. Bunun yanı sıra, sonraki yüzyıllarda Orta Asya’ya  getirilen “Târîh-i Feth-i Rûm”, “Şerh-i Mesnevî” gibi mensur, ”Garip-name”,  ”Mevc-ul Bahreyn” gibi nadir eserler de bilinmektedir. Fakat Sovyet Rusyası  döneminde düzenlenmiş olan Yazma Eserler Kataloğlarında söz konusu olan  yüzden fazla yazmanın, sadece sekiz tanesi yer almış olup, diğerleri Türk  Halkları arasındaki milli manevi hareketlerin dile getirilmemesi amacıyla  ihmal edilmiştir. Mezkur bildiride, Orta Asya ve Osmanlı Devleti arasındaki  sosyal ve kültürel alakalar, özellikle Sultanlar ve Hanlar tarafından talep ve  takas edilmiş yazmalar, onların kardeş halklar manevi medeni hayatına etkisi  üzerinde durulacaktır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2722]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/582">
    <dcterms:title><![CDATA[DİLÂVER CEBECİ&#039;NİN HİKÂYELERİNDEKİ ŞAHIS KADROSU]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Türk edebiyatında özellikle Türk milletinin millî ve manevî değerlerini, karşı  karşıya olduğu problemleri dile getirdiği şiirleriyle tanınan Dilâver Cebeci  (1943-2008), bu şekilde, içinden geldiği topluma yabancı kalmamış, söz  konusu değerleri manzumeleri dışındaki diğer eserlerinde de benzer biçimde  ifade etmiştir. Onun “Mavi Türkü” adlı eserinde yer alan hikâyelerinde de,  şiirlerindeki gibi bir dünya görüşü göze çarpmaktadır. Cebeci, milletinin  tarihine dönerek bu tarihin meydana getirdiği medeniyeti yüceltmekte, bu  milletin mücadele ettiği sıkıntıları dile getirmektedir. Bu hikâyeler konusunu  Türk tarihinin hem İslam öncesi hem de İslam sonrası döneminden aldığı gibi,  şahıs kadrosu bakımından da oldukça zengin bir kadroya sahiptir. Bu  metinlerdeki kahramanların gözü pek, cesaretli, inandığı değerler uğruna  sonuna kadar mücadele etmekten çekinmeyen, maneviyatı güçlü, ideal  karakterler olduğu görülmektedir. Dilaver Cebeci, meydana getirdiği bu ideal  kahraman modeliyle, hikâyelerinde ele aldığı konuyu daha etkili bir şekilde  okura iletmeye çalışmıştır. Bu çalışmada da söz konusu hikâyelerde yer alan  kahramanlar, işlenen konuyla bağlantılı olarak değerlendirilmeye  çalışılacaktır.     CHARACTERS IN DİLÂVER CEBECİ’S STORIES  Key Words: Dilâver Cebeci, story, characters.  ABSTRACT  Dilâver Cebeci (1943-2008), who is known with his poems reflecting the  national and spiritual values of Turkish nation and the problems encountered,  had not become estranged to his society, and had mentioned these values in  his other works apart from his poems. In his stories, gathered in “Mavi  Türkü”, his worldview is apparent as it is in his poems. Cebeci turns into the  history of his nations, and glorifies the civilization which arose from this  history, and frequently mentions the distresses his nation has fought. Apart  from taking their themes from both pre-Islamic and post-Islamic eras of  Turkish history, they also have rich and diverse sets of characters. It can be  seen that the characters in his texts are ideal characters who do not abstain  from struggling to the end for the values they have faith in, with strong  spirituality; who are intrepid and courageous. Dilâver Cebeci pursued to  convey the themes in his stories to the readers more efficiently via this ideal  protagonist character model. This study aims at analysing the protagonists in  the aforementioned stories, with reference to the themes of the stories.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2725]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/583">
    <dcterms:title><![CDATA[XX ƏSR AZERBAYCAN MUHACİRET EDEBİYYATI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[1920-1950 yılları arasında manevi-ahlaki deyerlerimiz total rejmin kazabına  uğrar oldu. Bu nedenlerden vatandaşlarımızın bir kısmı Azerbaycan’a yakın  olsun diye Türkiyeye göç etmiş kendi yaratıcılık faaliyyetleri ile çalışmalar  yapmışlar. Bunlardan tanınmış bilim adamı Ehmed Ceferoğlu, Ehmed Cavad,  Emin Abid, Mirze Bala Memmedzade, Alazan Baycan, Mirze Albay Dağlı,  Elibey Hüseynzade, Ehmedbey Ağayev ve daha nicelerinin isimlerinide  söylene biliriz. Bu şekilde göç hayatı yaşayan ünlü alimlerin zengin  yaratıcılğının yalnız bir kısmı konfrans konusuna uykun olan bilgilere bağlı  araşdırmalar yapmışlardır. Türk dünyasında tanınmış alim Ehmed  Ceferoğlunun eserleri çok önemlidir. Onun bir kısım eserleri 1942 yılında neşr  ettirdiyi “Şimal ellerimiz Azerbaycan’dan toplamalar “Adlı kitabında Karsta  yaşayan azeri ve terekeme folklorundan örnekler onların geçmiş yaşam tarzları  ve gelişmiş konuşma dilinden karşılıklı bir şekilde yeterli olunmuşdur.  Türkiyenin Kars, ığdır, Sivas, Tokat, Amasya ve Van vilayetlerinde yaşayan  azeri ve terekemelerden alınan metinler 350-400 yıl önce Afyonun  Emirdağında konuşulmaktadır. Özellikle E.Ceferoğlu Türkiye  Türkologiyasına özenle yanaşmış deyerli eserlerini ortaya koymuştur Onun  esas amaçı Türkü Türke tanıtdırmak ve Türk dünyasını dünyaya beyan  etmekdir. Bu şairlerden biri de Ehmed Cavaddır. Azerbaycan ve Türkiye  edebiyatşünaslığın da şairin yaratıcılığı ile meşkul olan bir çok tedqiqatçılar  var. Şair kuzey Qafqaz, Dağıstan, Kars, Ardahan ve siyerlerde olmuş türk  halkına olan muhaebbet hissini 1914-te ekimde meşhur “Kara deniz”  şirinde bu şekilde tercüme etmişdir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2637]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/584">
    <dcterms:title><![CDATA[POSTMODERN ANLATILARI OKUMA GÜÇLÜKLERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Bu araştırma, üniversitemizin Türkçe Eğitimi Bölümünde yüksek lisans yapan  15 öğrencinin postmodern anlatıları okuma güçlüklerini irdelemek amacıyla  hazırlanmıştır. Nitel araştırma deseni ile tasarlanan çalışmada, öğrencilerin  postmodern anlatıları okurken hangi düzlemlerde, niçin zorlandıkları üzerinde  durulmuştur. Araştırmada iki aşamalı bir çalışma yöntemi izlenmiştir. İlk  olarak çalışma grubundaki öğrencilere, postmodern anlatıları ortaya çıkaran  koşullar hakkında (4 saatlik) önbilgi verilmiştir. 20. yüzyılın fizikbilimindeki  gelişmeleri - Max Planc’ın quantum, Einstein’ın görelilik kuramı ile  Heisenberg’in belirsizlik ilkesi- anlatılarak zaman ve uzam algısındaki köklü  değişimler vurgulanmıştır. Ruhbilimindeki yeni yaklaşımlar ve kuramlar -  Freud’un bilinçaltı, Jung’un kolektif bilinçaltı, Adler’in bireysel psikolojisi,  Bergson’un sezgicilik hakkındaki görüşlerine değinilmiştir. Bireyin öznel ve  toplumsal yaşamını kuşatan ve onda farklı değerler dizgesi oluşturan  teknolojik yenilikler anlatılmıştır. Yeni dünya gerçeği karşısında insanın  varoluş sorunsalı üzerinde durulmuştur. Söz konusu köklü değişimlerin,  edebiyat düzleminde yansımalarına, eskisinden çok farklı yeni bir edebiyat  estetiğinin doğuşuna dikkat çekilmiştir. Yeni estetik anlayış, Ulysses (James  Joyce) ve Dönüşüm (Franz Kafka) romanlarıyla örneklendirilmiştir.  Araştırmanın ikinci aşamasında; öğrencilerden Türk Edebiyatında ilk  modernist eser olan Tutunamayanlar ile postmodern anlatılar olan Kara Kitap ve Suskunlar romanlarını okumaları ve okurken zorlandıkları hususları, yarı  yapılandırılmış görüşme formu yardımıyla, beş temel düzlemde yazmaları  istenmiştir: 1. Üstkurmaca. 2. Metinlerarasılık. 3. Tarih/Zaman ve Uzam  Algısı. 4. Polisiye /Dedektif Kurgu. 5. Anlatı Teknikleri. Araştırma bulguları,  öğrencilerin belirtilen romanları okurken, üstkurmaca düzlemindeki özgün  imgeleri bulup açımlamada zorlandıklarını, metinlerarasılık düzleminde ise  bilgi ve birikim eksikliği nedeniyle arkaik metinlerle ilişkilendirme sorunu  yaşadıklarını ortaya koymuştur. Öğrenciler, ayrıca polisiye kurgudan  hoşlandıklarını belirtmişlerdir. Anahtar Sözcükler: Üstkurmaca, postmodern  anlatılar, okuma güçlükleri.  READING DIFFICULTIES IN POSTMODERN NARRATIVES  ABSTRACT  This research is prepared in order to analyse the reading difficulties in  postmodern fiction of fifteen master degree students of Turkish Language  Teaching Department of our university. In this study designed qualitatively, it  has been examined that in which level and why the students have had  difficulty. This research was conducted in two stages. In the first stage,  general information about the backgrounds of postmodern literary works was  expressed (for 4 hours). Mentioning about the developments of physical  science in the 20th century such as the quantum theory by Max Planc, the  relativity theory by Einstein, the uncertainty principle by Heisenberg, it was  focused on radical changes on time and space perception. The new approaches  and theories of psychology, namely unconsciousness term by Freud, collective  unconscious by Jung, personal pscyhology by Adler, intuitionism by Bergson  were clarified. Technological innovation which surrounds individual’s  personal and social life and creates different value systems was explained.  Human being’s existence problematic against the new world reality was  emphasied. It was pointed out that these radical changes have effects on  literature and they have created a new literature aesthetic. This new aesthetic  perception was exemplified with two different novels: Ulysses (James Joyce)  and The Metamorphosis (Franz Kafka).  In the second stage of the research, students were asked to read the first  modernist novel in Turkish Literature, Tutunamayanlar and the postmodern  novels Kara Kitap and Suskunlar, then to note down the difficulties while they  were reading these works in five labels of a semi structured interview form. These labels were the followings: 1.Metafiction. 2. Intertextuality. 3.  Date/Time and Space Conception. 4. Detective / Crime Fiction. 5. Narrative  Techniques. The findings of this research indicated that while students were  reading these novels, they had experienced difficulties in finding and  explaining the authentic images on the label of metafiction; in making  associations among things they read and archaic texts due to the lack of  information and background on the label of inter textuality. Students also  indicated that they enjoyed the detective fiction. Key words: Metafiction,  postmodern narratives, reading difficulties.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2724]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description></rdf:RDF>
