<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
<rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/555">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRKÇEDEKI EDİLGEN CÜMLENİN ÖZELLİKLERİ VE BU TÜR  CÜMLELERİN BOŞNAKÇA KARŞILIKLARI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Türkçe ile Boşnakça arasındaki farklılıklar dil bilgisinin tüm dallarında  görülür. Bunun için bu iki dilin edilgen çatıları arasında pek çok farklılık da  vardır. Üç bölümden oluşmakta olan bu çalışmada Türkçede ve Boşnakçada  kullanılan edilgen çatının morfolojik, sentaktik ve semantik özellikleri ele  alınır. Türk ve Boşnak dillerindeki edilgen çatının morfolojik yapısını konu  alan birinci bölümde bu iki dilin edilgen çatıları arasındaki farklılıklar ve  benzerlikler incelenir. İkinci bölümde edilgen cümleler sentaktik ve semantik  açısından tahlil edilir. Bunun yanısıra, bir cümlede gösterilen iş, oluş veya  hareketi yapan ve &#039;&#039;agent&#039;&#039; denilen unsurun açık bir şekilde yer aldığı edilgen  cümlenin Boşnakçaya nasıl çevrilmesi gerektiği tespit edilmeye çalışılır.  Bununla birlikte, agentin dolaylı olarak belirtildiği veya yapısında hiç yer  almadığı edilgen cümlelerin tercüme çeşitleri de incelenir. Cümlede yapılan  işten etkilenen ve &#039;&#039;patient&#039;&#039; olarak adlandırılan unsur, var, yok sözcükler ile  kurulan bazı isim cümlelerinde özne görevini alabilir. Üçüncü bölümde ise bu  tür isim cümlelerinin nasıl çevrilmesi gerektiği ele alınır. Bu çalışmanın ana  amacı Türkçede ve Boşnakçada kullanılan edilgen çatılarının benzer ve farklı  yönlerinin tespit edilmesiyle edilgen cümlelerin tercüme olanaklarının  araştırılmasıdır. Çalışmada iki metod izlenmiştir. Giriş kısmı için analitiktanımlayıcı,  diğer bölümler için ise karşılaştırmalı metot kullanılmıştır. ABSTRACT  The difference between Turkish and Bosnian language is obvious at all  linguistic levels, and the category of passive voice is not an exception. This  paper deals with morphological and syntactical-semantic characteristics,  differences and similarities within the passive category in Turkish and  Bosnian language. The paper consists of three parts, and the first unit involve  the morphological structure of passive voice in Turkish and Bosnian language.  In this part of the research, the characteristics, differences and similarities  within the passive constructions in these two languages are analyzed. The  second part analyzes passive sentences, and the manner of translating passive  in Turkish with explicitly defined general agent, as well as examples of  passive where general agent is implicitly pointed to, but is completely  anonymized. The third part of research deals with Turkish noun sentences  with predicates var and yok, which open up space for grammatical subject  with the role of patient, and their translational equivalents in Bosnian language  are analyzed. It will also attempt to offer translational equivalents of passive  constructions in Turkish. Two methods were employed in the research:  analytical-descriptive method in the introductory part and contrastive method  in elaboration.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2716]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/556">
    <dcterms:title><![CDATA[XVII YÜZYIL AZERBAYCAN ŞAİRİ VBOSNA HERSEK’TE BAĞIMSIZLIK SONRASI MİLLİ KİMLİĞİN  İNŞASINDA FOLKLORUN İŞLEVİ VE ÖNEMİ ÜZERİNEAHİD GAZVİNİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Kültürel tarzlar, kalıplar ve yapıların oluşturduğu ve oluşturmaya devam ettiği  bilgi olarak tanımlanması mümkün olan folklor kavramının başta eğlendirme  ve hoşça vakit geçirme, toplumsal kurumlara ve törelere destek verme, eğitim  ve kültürün genç kuşaklara aktarılması, toplumsal ve kişisel baskılardan  kurtulma ve de başkaldırı gibi temel işlevlere sahip olduğu söylenebilir.  Bunun yanında, folklorun en önemli işlevlerinden birinin de kimlik  tanımlamasında önemli bir gösterge olduğu gerçeğidir.  Folklorun bu yönü, özellikle yeni kurulan devletlerin milli kimliklerini  yapılandırmalarında önemli bir işleve sahiptir. Folklor, bağımsızlığına yakın  zamanda kavuşan Bosna Hersek devletinin kendi milli kimliğini  tanımlamasında ve bu kimlik üzerinden kendini tanıtmasında önemli bir işlevi  yerine getirmektedir. Dolayısıyla, Bosna Hersek’te bağımsızlık sonrası milli  kimliğin inşasında folklorun önemli bir işleve sahip olduğunu söylemek  mümkündür. Makalede bu bağlamda, Bosna Hersek’te bağımsızlık sonrası  milli kimliğin inşasında folklorun işlevi ve önemi meselesi üzerinde  durulacaktır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2633]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/557">
    <dcterms:title><![CDATA[ESKİ TÜRKÇE FİLLERİN HAKAS TÜRKÇESİNDEKİ GÖRÜNÜMÜ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Bu bildiride Eski Türk Yazıtları döneminde yazılmış olan Tonyukuk, Kül  Tegin ve Bilge Kağan yazıtlarında yer alan fiillerden Hakas Türkçesine  ulaşanlar tespit edilmiştir. Söz konusu Eski Türkçe fiillerin ses ve yapı bilgisi  yönünden günümüz Hakas Türkçesindeki mirasçıları ile arasında olan  benzerlik ve ayrılıkları da art zamanlı tarihî ayrımsal-karşılaştırmalı dil bilim  yöntemine göre incelenip belirlenmiştir. Bu çalışmada gerektiğinde incelenen  şekillerin köken bilgisi açıklamalarına da yer verilmiştir. Bu araştırmada  kullandığımız yöntem şu şekilde özetlenebilir: Öncelikle sahanın temel  eserlerinden olan Eski Türk Yazıtlarında üç yazıtın fiil varlığı taranarak  belirlenmiştir. Belirlenmiş fiil köklerinden Hakas Türkçesine ulaşanların  günümüzdeki görünümleri, anlamları ve örnekleri verilerek sıralandı. Böylece  Eski Türkçe ve Hakas Türkçesi arasında fiillerde meydana gelmiş bazı ses,  yapı ve anlam değişmeleri tespit edilmiştir. Fiillerin yansıttığı leksikolojik  gelişmeler art zamanlı ayrımsal-karşılaştırmalı yöntem ile aydınlatılmaya  çalışılmıştır. Sonra sahanın diğer temel eserleri ile (Orhun Abideleri, Orhon  Yazıtları ve Orhon Yazıtları Araştırmaları) belirlenmiş fiiller okuma farkı ve  anlam yönünden karşılaştırılmıştır. Çeviri yazı ve anlamlandırma yönünden  fark tespit edilmiş şekiller sahanın temel ve güncel etimoloji sözlüklerinde  taranmıştır. Elde edilen bulgular verildikten sonra fiillerin günümüzde sahip  oldukları anlamlar belirtilmiştir. İncelenen fiillerden ses ve yapı olarak günümüz Hakas Türkçesine aynı şekilde ulaşanlar çalışmamızda verilmiştir.  Ayrıca bu fiillerden anlamsal yönden farklılaşanlar da belirtilmiştir. Daha  sonra ise araştırmamıza konu olan üç eski Türk yazıtındaki fiil kök veya  gövdelerinden Hakas Türkçesine bazı ses ve yapı değişiklikleriyle ulaşmış  şekiller verilmiştir. Bu şekillerde tespit edilmiş farklar ses ve yapı açısından  incelenmiştir. Bu bölümde yine anlamsal yönden oluşmuş bir fark varsa  açıklanmıştır.  THE VIEW OF OLD TURKISH VERBS IN KHAKAS TURKISH  Key words: Old Turkish, Khakas Turkish, etymology, linguistics.  In this work, the old Turkish verbs having reached today’s Khakas Turkish  have been identified. In terms of phonology, morphology and meaning, the old  Turkish verbs have been compared to today’s Khakas Turkish according to the  comparative method. Some etymological explanations have also been taken  place when they are in need . In this study, the method we use can be  summarized as follows: The verbs of three inscriptions in the Old Turkish  Inscriptions have been determined by checking the fundamental works in the  field. Some of the determined Turkish verbs and their roots have reached  Khakas Turkish. Their current appearance, meanings and examples were  listed. Thus, some differences occurred in some sound, structure and meaning  between Old Turkish and Khakas Turkish have been identified. Some lexical  developments have also been identified through diachronic comparative  method. Some verbs having some differences in terms of transcription and  meaning have been scanned in the fundamental and current etymological  dictionaries. After giving the findings of scanning, the contemporary meanings  of these verbs have been indicated. Some verbs which have reached  contemporary Khakas Turkish in the same form in terms of phonems and  structure have also been listed in our work.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2638]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/558">
    <dcterms:title><![CDATA[ESKİ TÜRKÇE KELİMELERİN ATABEY AĞZINDAKİ GÖRÜNÜMÜ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Bu bildiride Eski Türk Yazıtları döneminde yazılmış olan Tonyukuk, Kül  Tegin ve Bilge Kağan yazıtlarında yer alan kelimelerden Atabey ağzına  ulaşanlar tespit edilmiştir. Söz konusu Eski Türkçe kelimelerin ses ve yapı  bilgisi yönünden Atabey ağzındaki mirasçıları ile arasında olan benzerlik ve  ayrılıkları da art zamanlı tarihî ayrımsal-karşılaştırmalı dil bilim yöntemine  göre incelenip belirlenmiştir. Bu çalışmada gerektiğinde incelenen şekillerin  köken bilgisi açıklamalarına da yer verilmiştir. Bu araştırmada kullandığımız  yöntem şu şekilde özetlenebilir: Öncelikle sahanın temel eserlerinden olan  Eski Türk Yazıtlarında üç yazıtın söz varlığı taranarak belirlenmiştir.  Belirlenmiş kelimelerden Atabey ağzına ulaşanların günümüzdeki  görünümleri, anlamları ve örnekleri verilerek sıralandı. Böylece Eski Türkçe  ve Atabey ağzı arasında kelimelerde meydana gelmiş bazı ses, yapı ve anlam  değişmeleri tespit edilmiştir. Kelimelerin yansıttığı leksikolojik gelişmeler art  zamanlı ayrımsal-karşılaştırmalı yöntem ile aydınlatılmaya çalışılmıştır. Sonra  sahanın diğer temel eserleri ile (Orhun Abideleri, Orhon Yazıtları ve Orhon  Yazıtları Araştırmaları) belirlenmiş kelimeler okuma farkı ve anlam yönünden  karşılaştırılmıştır. Çeviri yazı ve anlamlandırma yönünden fark tespit edilmiş  şekiller sahanın temel ve güncel etimoloji sözlüklerinde taranmıştır. Elde  edilen bulgular verildikten sonra kelimelerin günümüzde sahip oldukları  anlamlar belirtilmiştir. İncelenen kelimelerden ses ve yapı olarak Atabey  ağzına aynı şekilde ulaşanlar çalışmamızda verilmiştir. Ayrıca bu fiillerden  anlamsal yönden farklılaşanlar da belirtilmiştir. Daha sonra ise araştırmamıza  konu olan üç eski Türk yazıtındaki kelimelerden Atabey ağzına bazı ses ve  yapı değişiklikleriyle ulaşmış şekiller verilmiştir. Bu şekillerde tespit edilmiş  farklar ses ve yapı açısından incelenmiştir. Bu bölümde yine anlamsal yönden  oluşmuş bir fark varsa açıklanmıştır.    THE VIEW OF OLD TURKISH WORDS IN ATABEY DIALECT  Key words: Old Turkish, Atabey dialect, etymology, linguistics  ABSTRACT  In this work, the old Turkish words having reached Atabey dialect have been  identified. In terms of phonology, morphology and meaning, the old Turkish  words have been compared to Atabey dialect according to the comparative  method. Some etymological explanations have also been taken place when  they are in need . In this study, the method we use can be summarized as  follows: The vocabulary of three inscriptions in the Old Turkish Inscriptions  have been determined by checking the fundamental works in the field. Some  of the determined Turkish words and their roots have reached Atabey dialect.  Their current appearance, meanings and examples were listed. Thus, some  differences occurred in some sound, structure and meaning between Old  Turkish and Atabey dialect have been identified. Some lexical developments  have also been identified through diachronic comparative method. Some  words having some differences in terms of transcription and meaning have  been scanned in the fundamental and current etymological dictionaries. After  giving the findings of scanning, the contemporary meanings of these words  have been indicated. Some words which have reached contemporary Atabey  dialect in the same form in terms of phonems and structure have also been  listed in our work.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2730]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/559">
    <dcterms:title><![CDATA[HAMİ YAVUZ&#039;UN ŞİİRİNDE SÖZÜN BÜYÜSÜ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Hilmi Yavuz, farklı şiir geleneklerinde yararlanarak dili dönüştüren oradan bir  kültür şiiri inşa eden bir şairdir. Yahya Kemal’in “hissin tâ kendisi olan  mısrayı yazma/söyleme edimini, “bireysel bir söz” inşa ederek ortaya koyan  Hilmi Yavuz mısrayı esas alır. Semantikten çok dilin estetik yanıyla ilgilenen  Yavuz, Doğu ve Batı şiirini temellük etmiş; şiirini görsel ve işitsel bir zemin  üzerinde terennüm etmiştir. Yavuz’un şiiri, teksif edilmiş bir dikkati, organize  olmuş bir bilinci taşır. Onun şiiri, zihnî bir yoğunlaşmayı üzerinde taşır. Hilmi  Yavuz, kendi şiirini kelimelerle yapılabilen, zanaatkârlık isteyen bir şiir olarak  tanımlar. Şiirimizde “Hilmi Yavuz Şiiri”, imgelerle, alışılmamış  bağdaştırmalarla, biçim ve semantik özellikleriyle; Asaf Halet Çelebiden  sonra, şifreli yeni bir şiiridir. Okuyucudan belli bir kültür donanımı isteyen bu  şiir sağlam olduğu kadar, Hilmi Yavuz’un “Söz”e verdiği önemin, poetik bir  göstergesidir.  TEH MAGIC OF “WORD” IN HILMI YAVUZ’S POEM  Key Words: Culture Poem, Word, Semantic, Rhythm, Image  ABSTRACT  Hilmi Yavuz is a poet that transforms the language by employing different  poem traditions and builds a culture poem through it. Hilmi Yavuz, who  presents “Yahya Kemal’s acquisition of writing/telling of the verse which is  the very sense by building “an individual word” bases on verse. Hilmi Yavuz,  who interests in the aesthetic of the language rather than semantic, has taken  East and West poem in possession and created his poem on visual and auditory background. His poem bears an organized conscious and  concentrated care. His poem carries a mental concentration on it. He describes  his poem as the one that can be written with words and needs craftsmanship.  In our poem, “Hilmi Yavuz Poem” is an encoded one with its semantic and  style, unusual harmonisation, images following Asaf Halet Çelebi. The poem  which requires readers to have a certain cultural equipment is a strong one and  shows the importance given to “word” by Hilmi Yavuz.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2706]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/560">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRK DİLİNDE İYİ DİLEK VE NEZAKET İFADELERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Bu çalışmada dilin iletişimde nasıl kullanılması gerektiğini araştıran  edimbilim ile ilgili kısaca bilgi verilmektedir. Türk dilinde iyi dilek ve nezaket  ifadeleri içeren olumlu nezaket teorisinden de bahsedilmektedir. Hayatın her  hangi durumlarında iyi dilek ve nezaket ifadelerini sık sık kullanan Türkler  olumlu nezaket teorisine düşkün bir toplum olarak nitelendirilebilir.  Karşımızdaki kişiye saygı göstermek için bu tür ifadeleri kullanırız. Türk  dizileri, Türk filmleri ve Türkçeyi ana dili olarak kullananlar ile internet  vasıtasıyla yazışmalar üzerinden yapılmış olan bu çalışmanın yöntemleri  hakkında kısaca bilgi verilmektedir. İyi dilek ve nezaket ifade eden örnekler  şu şekilde sıralanır: düğün, doğum, doğum günü kutlama ve bayramlar  sırasında söylenen iyi dilek ve nezaket ifadeleri, iş hayatında başarı dileğiyle  ve teşekkür etmek amacıyla söylenen iyi dilek ve nezaket ifadeleri, yeni  eşyaları alanlara, Allah kelimesi kullanılarak söylenen iyi dilek ve nezaket  ifadeleri, ölüm sonrası, kaza geçirenlere ya da hasta olanlara, bir işte başarılı  olanlara, yemek ile ilgili, şaşırtıcı olaylar ile ilgili söylenen iyi dilek ve  nezaket ifadeleri, bir işin başarılı bitirilebilmesi için, teşekkür ve tebrik için  söylenen iyi dilek ve nezaket ifadeleri, duş alan, tıraş olan ve saç kestirenlere,  hapşıranlara, gelecek ile ilgili söylenen iyi dilek ve nezaket ifadeleri, nazardan  korunmak, mutluluk ve başarı, güzel muhabbet ve övgü için söylenen iyi dilek  ve nezaket ifadeleri ve hayatın farklı durumlarında söylenen iyi dilek ve  nezaket ifadeleri. İyi dilek ve nezaket ifadelerini Türkçeden Boşnakçaya  çevirirken karşılaşabileceğimiz sıkıntılardan bahsedilmektedir. Çalışmanın son  bölümünde ise Türk ve Boşnak dili ve kültürü arasındaki farklılıklardan  bahsedilmektedir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2705]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/561">
    <dcterms:title><![CDATA[OSMANLI DEVLETİNDE İSTIMÂLET SİYASETİ VE BOSNA]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[İstimâlet Osmanlılar’ın uyguladığı meylettirici ve uzlaştırıcı fetih siyaseti için  kullanılan tabir. Osmanlı kroniklerinde “halkı ve özellikle gayri müslim  tebaayı gözetme, onlara karşı hoşgörülü davranma, raiyyetperverlik”  mânasında kullanılmıştır. Fethedilen yerlerin halkına iyi davranma, onları  himaye etme, dış düşmanlara karşı can ve mal güvenliğini sağlama, dinî  konularda serbestiyet verme, vergi hususunda kolaylık gösterme Osmanlı  istimâletinin başlıca unsurlarıdır.  Osmanlı istimâlet siyasetinin asıl dikkat çekici neticeleri Trakya ve Balkan  fetihlerinde ortaya çıkar. Edirne’nin alınmasından sonra gelişen Balkan  fütuhatının sadece kılıçla değil yerli hıristiyan halkın himayesi, haklarının  iadesi, kendilerine dinî serbestiyet verilmesi, vergi muafiyeti tanınması gibi  ısındırıcı bir politika sonucunda gerçekleştiği bilinmektedir. Osmanlılar’ın  asırlarca Balkanlar’da ve Orta Avrupa’da tutunabilme sebeplerinden biri de bu  uygulamadır. Osmanlılar, istimâlet siyasetini sadece fetihler sırasında değil  yeni idarî yapı kurulduktan sonra da devam ettirmişlerdir. Bu hususta resmî  uygulamayı gösteren birçok belgenin bulunduğu bilinmektedir.  Zaman zaman tüccardan fazla gümrük vergisi alındığına dair şikâyetler veya  cizye tahsili hakkındaki arzlar üzerine çıkan fermanlar bu konuda dikkat  çekici birer örnektir. Devlet bu şikâyetler üzerine müfettişler tayin ederek  takibat başlatır, varsa zulmü önlerdi. XIX. yüzyılda Doğu Anadolu’dan  Rusya’ya göç ettirilen Ermeniler’le Bulgaristan’dan zorla Rusya’ya göçürülen  Bulgarlar’ın perişan durumları üzerine II. Mahmud’un istimâletnâme  yayımlaması son dönemlere ait dikkat çekici bir örnektir. Tarih yazımı  açısından bakıldığında anılan mevzuların çoğu istimâlet siyaseti kavramı  altında incelenebileceğini göstermiştir. En kısa ifade ile istimâlet siyaseti çok  yönlü olarak farklı metot, taktik, araç, yöntem ve tedbirden oluşan ve  kullanılan bir gönül alma ve yönlendirme siyâsetidir. Bu sürecin temel unsuru  Osmanlı merkezi iktidarının devlet idarecilerine, askeri teşkilatına ve halka  karşı göstermiş olduğu ilişkilerden ibarettir. Osmanlı istimâlet siyasetinin izleri devletin hemen hemen her köşesine dayanmakla birlikte Bosna&#039;ya kadar  da uzandığını (yaptığımız araştırmalar 16. asrın sonralarına kadar) tespit  edebilmekteyiz. Nasıl ki herhangi bir siyaset toplumun en önemli kısımlarını  ihtiva eder, aynı şekilde Osmanlı istimâlet siyaseti de Bosna toplumunun  politik, askerî, iktisadî, kültür ve dinî bölümlerine de yansımıştır. Diğer  taraftan Bosna ile ilgili arşiv kaynaklarda somut olarak istimâlet kavramının  bulunması nadir görülen bir hadisedir. Ancak bazılarını tespit edebildik. Buna  dair Bosna sancağının 1488/89. Mufassal Tahrir Defterinde, 1099-1116\1688-  1704. Osmanlı Tarihi başlığında bir anonim kroniğinde, Viyana Bozgunudan  sonraki Saray Bosna Şer&#039;iye Sicillerindeki örnekleri zikredebiliriz. “İnsanı  yaşat ki devlet yaşasın” düsturuyla hareket eden Osmanlı hâkimiyeti bu  durumu çok iyi kavramış ve istimâlet siyâseti ile de bunu genel manada  başarmıştır. Hiç de homojen olmayan bir yapıya sahip olan Osmanlı hâkimiyet  alanı ve toplumlar (Balkanlar gibi) Osmanlı&#039;nın uyguladığı istimâlet siyâseti  sayesinde asırlar boyunca barış ve huzur içinde beraberce yaşamayı  başarmıştır. 15. ve 16. yüzyıl Bosna&#039;sı da bu tarihi bağlamda yer alan bir  bölgeyi temsil etmektedir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2625]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/562">
    <dcterms:title><![CDATA[ÇEVİRMENİN KİMLİĞİ VE ÇEVİRİ POLİTİKASI ÜZERİNE BİR  İNCELEME: HASAN BEDREDDİN’İN POLİSİYE ROMAN  ÇEVİRİLERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[1913-1926 yılları arasında Almanca ve Fransızca gibi Batı Dillerinden  Osmanlı Türkçesine otuz üç roman çevirisi yapan Hasan Bedreddin, dönemin  önde gelen çevirmenlerinden birisi olarak anılmaktadır. Bu bildiride Hasan  Bedreddin’in yaptığı polisiye roman çevirileri, ön söz ve son sözlerin  tanıklığında ve de İsrailli Çeviribilim kuramcısı Itamaar Even-Zohar’ın  çoğuldizge kuramı çerçevesinde ele alınacaktır. Bahsi geçen dönemde çeviri  eylemi edebiyat dizgesini şekillendirmede önemli bir rol oynamış, polisiye  roman türünde bir çok eser Osmanlı Türkçesine tercüme edilmiştir. Bildirinin  temel inceleme nesnesini oluşturmak üzere Hasan Bedreddin’in polisiye  roman çevirilerine yazdığı ön söz ve son sözlerin çeviriyazıları yapılarak  yaşadığı dönemin çeviri politikasına ve de çevirmenin kimliğinin okuyucu  üzerindeki etkisine ışık tutulmaya çalışılacaktır. Hasan Bedreddin  çevirmenliğin yanı sıra, gazeteci ve yazar olarak da karşımıza çıkmaktadır.  İrdelemeye temel olan sorunsal Hasan Bedreddin ve roman çevirileri üzerine  çeviribilim bağlamında ön söz ve son söz odaklı bir çalışmanın yapılmamış  olmasıdır. Çevirmen, tarihi romanlar ve Türkler ile ilgili romanların yanında  dönemin hâkim roman türü olan polisiye roman türünde de çeviriler yapmıştır.  Bu çevirilerinin bazılarında “Hasan Merzuk” takma adını kullanan çevirmenin  hangi romanların veya yazarların çevirilerinde bu takma adı hangi nedenle  kullandığı hatıratlarda ve ön söz/son söz tanıklıklarında araştırılmaya  çalışılacaktır. Sonuç olarak Hasan Bedreddin’in yazar, gazeteci ve çevirmen  kimlikleri doğrultusunda çeviri politikasını ve hedef okuyucuyu kitlesini nasıl  belirlediğini ortaya koymak amaçlanmaktadır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2684]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/563">
    <dcterms:title><![CDATA[KLASİK TÜRK ŞİİRİNDE HAYÂL]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Klasik Türk Şiirine yapılan eleştirilerin önde gelenlerinden biri de “hayâl  mahsûlü bir şiir” olmasıdır. Oysaki Türk şiirinde üslubu meydana getiren  unsurların başta gelenlerinden biri de şüphesiz ki hayaldir. Ve mısraların arka  planında yatan bu hayalin anlaşılması klasik şiirimizi anlamada hayâtî bir  öneme sahiptir. Bu kavram aynı zamanda pek çok şaire “Hayâlî” mahlasını  verdirecek kadar büyük bir önemi haizdir. Hayal kavramı gerek edebî,  tasavvufî ve gösteri sanatlarına ait bir terim olarak gerekse gerçek anlamıyla  divan şiirinde sıkça kullanılan bir kelime olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu  arada hayâle dayanan birçok edebî sanatın varlığını da ifade etmek  gerekmektedir. Bununla birlikte hayâl kelimesinin imaj (imge) kavramıyla  aynı manada kullanılması bu kavramların içinde bulunduğu bir anlam  kargaşasını da beraberinde getirmektedir. Bu durum da ister istemez Klasik  Türk Edebiyatı için de bir sorun teşkil etmektedir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2692]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/564">
    <dcterms:title><![CDATA[&#039;KADIN VE SANAT&#039; BAĞLAMINDA FATMA ALİYE&#039;NİN UDÎ VE  ANNE BRONTË&#039;UN ŞATODAKİ KADIN ROMANLARINA BAKIŞ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Fatma Aliye’nin Udî ve Anne Brontë’un Şatodaki Kadın romanlarına  baktığımızda ataerkil yapılanma içerisinde kadına düşen roller çerçevesinde  sanat da kadını bezeyen bir süs uğraşısıolarak yerini alır. Fakat romanların  kadın kahramanları açısından bu durum, zorunluluk gereği biraz değişikliğe  uğrar. Bu çalışmamızda sanatın, kadın için hangi anlamlara geldiğinin, bahsi  geçen romanlar üzerinden, bir değerlendirmesini yapacağız.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2729]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description></rdf:RDF>
