<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
<rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/3229">
    <dcterms:title><![CDATA[Turkish University Students’ Perceptions on Bosnia-Herzegovina]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Bosna-Herzegovina, one of the Balkan countries in southeastern Europe, has declared its  independence following the partition of Yugoslavia Federation. Historical and cultural ties between  Bosnia-Herzegovina and Turkey are actually very strong. In this context, these two countries have  signed various cultural and economic cooperation agreements.This study aims at determining the  level of understandingand general knowledge of Turkish university students on BosniaHerzegovina.  The samples of the study were obtained from students of Atatürk University Faculty of Education, Department  of Geography Teaching. A scale consisted of open ended questions in order to determine the level of knowledge of the sample group on Bosnia-Herzegovina. Moreover, the students were asked to point of the place of Bosnia-Herzegovina and its neighbours on an empty world map. By this  way we aimed  to determine  the situation  of this country  in the mind  map    of  Turkish  university  students.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:date><![CDATA[2009-06]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[369]]></dcterms:extent>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/2503">
    <dcterms:title><![CDATA[Turkish Writers vs. Native Writers of English: Heading in the Discussion Section of ELT Research Articles Written by Native and Non- Native Writers of English]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Hedging as a very crucial pragmatic-discourse device for the academic writers to be accepted by the academic discourse community has gained much attention among the academics and linguists researching hedges in scientific literature. To define it shortly, hedges are the words or phrases whose job is to make things fuzzier implying that the writer is less than fully committed to the certainty of the referential information given. That is the most effective use of hedges in academic writing, and for this way the academic writers may build a mutual interaction between them and the reader. This study, which was based on corpus analysis, compared the use of hedges in the discussion section of Research Articles (RAs) – published in ELT Journal – of two groups of writers who are the native writers (English) versus the non-native writers (Turkish). For this purpose, Hyland’s (1994) categorization of hedging patterns (modal verbs, lexical verbs, modal adverbs, modal adjectives and modal nouns) in 20 RAs (10 of NNWs and 10 of NWs) were analysed contextually. The findings from the study showed that both English writers and Turkish writers did use the hedges in the discussion section of RAs with almost same frequency. However, by comparison, English writers tended to use different varieties of hedges while Turkish writers preferred using the hedges of modal verbs in their Research Articles more frequently. On the other hand, it was also seen that, contrary to some scholars’ views, the non-native writers (Turkish) were well qualified to use hedges effectively in their Research Articles as well as the native writers (English) were. In sum, this data may emphasize the importance of the use of hedges in academic writing and therefore, English for Specific Purposes (ESP) teachers should sensitize the novice writers to the effective use of hedging in their academic writing.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:date><![CDATA[2012-05]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[901]]></dcterms:extent>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/3430">
    <dcterms:title><![CDATA[Türkiye - Bosna Hersek İlişkilerinin Gelişmesinde Halk Kültürünün Rolü]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Bu çalışmada, Türkiye ile Bosna-Hersek arasındaki ilişkilerin gelişmesinde halk  kültürünün yapabileceği katkılar ele alınmaktadır. Çalışmada, saha araştırması(derleme) ve  anket tekniğinden yararlanılmıştır. Bildiride, Bosna-Hersek’teki etnik unsurlara genel olarak  değinilmekle birlikte; nüfus yoğunluğu açısından Bosna-Hersek’te ana kitleye sahip Boşnaklar  ve Boşnak kültürü ile Türk kültürü açısından kültürel ilişkilerin gelişmesi değerlerdirilmiştir.  Çalışmanın sonucunda, Türkiye- Bosna Hersek ilişkilerinin gelişmesinde kültürel unsurlardan  daha kapsamlı bir şekilde yararlanılması gerektiği kanaatine varılmış ve bununla ilgili çeşitli  tekliflerde bulunulmuştur.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:date><![CDATA[2009-06]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[422]]></dcterms:extent>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1430">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRKİYE TÜRKÇESİ AĞIZ ÇALIŞMALARINDA KULLANILAN YÖNTEMLER]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Türkiye Türkçesi Ağızları, diyalektoloji, yöntem.  ÖZET  Türkiye Türkçesi Ağızları ile ilgili ilk çalışmalar 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren görülmeye başlamaktadır. İlk yıllardaki folklorik malzeme derlemeye dayalı olarak gerçekleştirilen çalışmalar yıllar geçtikçe yerini mukayeseli ve tasvirî ağız çalışmalarına bırakmıştır. Ağızlar, bünyelerinde barındırdıkları arkaik ve özel yapılar sayesinde Türk dilinin belli bir sebebe bağlanamayan hususlarının aydınlatılması için son derece önemlidir. Bu bakış açısı ile Türkiye Türkçesi Ağızları üzerine hazırlanan pek çok çalışma ileride hazırlanacak mükemmel bir tarihî gramere yardımcı olacaktır. Hazırlanan ağız çalışmalarının tamamında gerek ele alınan bölgenin sınırları gerekse yöredeki etnik durumlar gibi etkenler nedeniyle takip edilen müşterek bir yöntem bulunmamaktadır. Çalışılacak bölgenin tercih sebebi, derleme, fişleme ve soruşturma gibi hususların da yer yer farklı yöntemlerle yapıldığı görülmektedir. Bunların yanı sıra söz konusu çalışmalarda ortak noktaların bulunduğu da görülmektedir. Bu çalışmada Türkiye Türkçesi Ağızları üzerine yapılan incelemelerde kullanılan farklı ve ortak yöntemler örneklerle ele alınmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1849]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1357">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE RUHSAL ÇÖKÜNTÜ GÖSTERGELERİNDE METAFORİK YAPILAR]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Ruhdilbilim, gösterge, ruhsal çöküntü, metafor.  ÖZET  Ruhdilbilim, konuşan birey ile bireylerin kullandığı dil arasındaki ilişkileri çözmeye çalışır. Bu bilim dalının amacı dilin bilimsel betimlemesini yapmak değil, dilin kullanım süreçlerinin betimlemesini yapmaktır. Bu bilim dalı, iletiler ve bu iletileri aktaran ya da alan bireyi birbirine bağlayan ilişkilerle ilgilenir. İletişim sürecini, sözlü çağrışımları, küçük çocukta dilin öğrenilmesi sorununu, düşüce ile dil arasındaki genel ilişkileri inceler. Ruhdilbilim, bireye ilişkin dilsel üretim, anlama, belleme, tanıma olgularını, bireysel davranış biçimleri olan söz edimlerini, dilin kazanılmasını, öğrenilmesini inceleyen ruhbilimle ara kesit bölgesinde oluşmuştur. Ruhdilbilim çalışmalarını günümüzde özellikle şu alanlarda yoğunlaştırmışlardır: Sözcelerin bireyler tarafından üretiliş süreçleri; bireylerin üretmek istedikleri sözcelere anlam yükleyiş süreçleri, üretilen sözcelerin yorumlanması süreçleri, yorumlama sürecinde dilsel bilgiler ansiklopedik bilgilerin payı, dilsel öğelerin bellekte varoluş biçimi, çocuğun doğuşundan itibaren gelişmesi boyunca dili edinme süreci, birçok dili kullanan konuşucuların, bu çeşitli dilleri belleklerinde depolayış biçimleri; dil bozuklukları, ruhsal bozukluklar ve beyin yapısındaki bozunlar(lezyonlar) arasındaki ilişkiler vb. Bu çalışmada “ruhsal çöküntü göstergeleri” üzerinde durulacaktır. Ancak bu durumu ifade eden sosyal ve doğal göstergeler değil sadece dil göstergeleri incelenecektir. Bunun için kendilerinden izin alınarak ve kimliği gizli tutularak hasta kayıtlarından ve Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında bu konuyu işlemiş olan yazarların metinlerinden örnekler incelenecektir. Konuyu sınırlandırmak adına bu dil göstergelerinin içindeki metaforik yapılar belirlenecektir. Amaç bu durumdaki hastaların kullandığı, mecazlı ve benzetmeli ifadelerin belirlenerek, hastalığın daha kolay tespit edilmesini sağlamak, Türk dilinin duygu durumlarını ifade etmedeki çeşitliliğini gözlemlemektir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1867]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1399">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRKİYE’DE ALAMANCI ALMANYA’DA YABANCI BAĞLAMINDA ÖTEKİNİN SİNEMATOGRAFİSİNİN HALKBİLİMSEL OKUNMASI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Sinema, göç, kimlik, öteki, kültür çatışması.  ÖZET  Göç, Âdem ve Havva’nın cennetten dünyaya yolculuğundan itibaren başlayan şu anda da gerçekleşmeye devam eden bir olgudur. Günümüzde çeşitli nedenlerle gelişmemiş veya az gelişmiş ülkelerden gelişmiş ve sanayileşmiş ülkelere yapılan toplumsal nüfus hareketliliği şeklinde yaşanmaktadır. Türkiye’de ise 1960’lı yılların başından itibaren genelde Batı özelde ise Almanya’ya işçi göçü olmuştur. Türkiye’den Almanya’ya giden işçiler zamanla sosyo-kültürel anlamda yapısal değişimlere ve zorluklara maruz kaldılar. Yaşanan bu süreçler sinema gibi sanat dallarında konu olarak işlenmiştir. Sinema, konu edindiği toplumun bir aynası ve yorumlayıcısıdır. Bu nedenle bir belge niteliğine sahiptir. Bu bildiride Almanya’da Türk işçilerinin kültürel bellekleri, kimlik arayışları, idealleri ve dünya görüşleri sosyolojik bir belge değeri taşıyan sinema filmleri üzerinden halkbilimsel bir okuma denemesi yapılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2178]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1356">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRKİYE’DE HALK BİLİMİ ÜRÜNLERİNİN İŞLEVSELLİĞİNE ODAKLANAN ÇALIŞMALAR ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: İşlev, işlevsel halk bilimi kuramı, sözlü kültür ürünleri, Türkiye.  ÖZET  İşlevsel halk bilimi kuramı, alan araştırmaları sonucunda elde edilen halk bilgisi ürünlerini, hem şekil, yapı ve içerik özellikleri hem de yaratım ve işlev özellikleri açısından bir arada değerlendiren “bağlam merkezli” halk bilimi kuramlarından biridir. Günümüzde tekrar edilerek aktarılan halka ait yaratmaların icra edilme sebeplerini, anlatıcı veya icracının onu tekrarlayarak aktarma nedenlerini, herhangi bir metnin hangi sosyal çevre ve şartlar altında oluşturularak tekrar edildiğini, tekrarlanma süreci içinde anlatıcı veya icracı ile dinleyici veya izleyicinin rollerini tespit ederek bilgi elde etme yolunu seçmektedir. Halk bilimi ve özellikle de halk edebiyatı ürünlerini inceleyen Amerikalı kültürel antropologlar tarafından geliştirilen işlevsel yöntem, Türkiye’deki halk bilimi çalışmalarında da kullanılmaktadır. Bildiride, işlev kavramı ve işlevsel kuram hakkında bazı temel bilgiler verilmiş, işlevsel kuramın Türkiye’deki halk bilimi çalışmalarındaki kullanımı konusunda tespit ve değerlendirmeler yapılmıştır. İşlev konusunda yayımlanan kitap ve makalelerden yola çıkılarak, Türkiye’de yapılan çalışmaların hangi konular üzerinde yoğunlaştığı, sözlü kültür ürünlerinin incelenmesinde işlev konusunun ne şekilde ele alındığı, işlevselliğin ne anlama geldiği üzerinde durulan olan bildiride, aynı zamanda yapılan tespitlerin ne kadar işlevsel olduğu sorusuna da cevap verilmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2179]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1307">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRKİYE’DE HALKEVLERİ’NİN KÜLTÜREL POLİTİKASI VE FAALİYETLERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Türkiye, Halkevleri, Kültürel Politika.  ÖZET  Türkiye’de, Halkevleri’nin açılmasında amaçlanan kültürel politika ve faaliyetler, cumhuriyet Türkiyesi açısından önemli bir adım olmuştur. Avrupa’da ve Osmanlı Devleti’ne bağlı topraklarda milliyetçilik ideali giderek yükselmişti. Osmanlı Türkleri arasında da Türk halkının kültürel birliğini ortaya koymak ve uygarlıkta ilerlemesini sağlamak düşüncesiyle, 25 Mart 1912’de, İstanbul’da ve yurt genelinde Türk Ocakları şubeleri açıldı. Cumhuriyetin ilanından Halkevleri’nin kurulduğu 1932’ye kadar geçen dönemde; Türk Ocakları’nın aşırı milliyetçi tutumu rahatsızlık vermiş, rejimi değiştirmeyi amaçlayan ve Türkiye’nin bütünlüğünü tehlikeye düşürebilecek bir takım siyasi gelişmeler yaşanmıştı. Serbest Cumhuriyet Fırka (SCF)’nın kuruluşunu takiben, iktidar adayı bir siyasi parti haline geldiği o günlerde, Cumhuriyet Halk Fırkası (CHF)’nın kültür faaliyetlerini yürüten ve CHF yönetimiyle uyuşmazlığa düşen Türk Ocakları kapatılmıştır. Bu arada CHF yönetimi, o zamana kadar kültürel alandaki inkılâpların gereken etkiyi sağlayamadığını görmüş; Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik ve Laiklik konuları başta olmak üzere, inkılâpların halka benimsetilmesi, halkın eğitilmesi amacıyla, 19 Şubat 1932’de, ilk olarak 14 ilde Halkevleri kurulmuştur. Halkevleri kurulmasında temel amaç; Toplumsal dönüşümü sağlamak, önceki sosyal yapıdan farklı olarak dil, din ve ırk ayrımı gözetmeksizin, soyut bir halk kavramı gütmek, toplumsal entegrasyonu oluşturmak hedefidir. Böylece, kültürel faaliyetler devlet kontrolü altında yürütülecekti. Bu düşünceyle; Halkevleri yöneticileri, Kültür, Dil ve Edebiyat, Güzel Sanatlar, Halk Dershaneleri ve Kurslar, Temsil (Tiyatro), Tarih ve Müze, Sosyal Yardım, Kütüphane ve Yayın, Spor ve Folklor gibi kollar oluşturmuş, çalışmalar yürütmüşlerdi. Yazıda, bu kültürel faaliyetlerin nasıl yürütüldüğü ve ulaşılan sonuçlara yer verilmiştir. Yararlanılacak kaynaklar; TBMM Arşivi, dönemin Gazete ve Dergileri, Halkevleri’nin yayınları ve bu konudaki bilimsel kitap ve makalelerdir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2310]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1492">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRKİYE’DE SÖZLÜ KÜLTÜRÜN SANAL ORTAMA AKTARIM ÖRNEĞİ: “FACEBOOK VE BOŞNAK KÜLTÜRÜ”]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Türkiye, Boşnaklar, Halkbilim, Kültür, Facebook  ÖZET  Halkbilimi araştırıcılarının yıllardır algıladıkları alan/sahası kavramı teknolojik gelişme ve değişmelerle birlikte bağlamsal bir dönüşüm süreci içindedir. Teknolojik gelişmelerin başında gelen ve küreseli bir tuşla yerelle, yereli ise evrenselle buluşturan internet, “ikinci sözlü kültür” bağlamı olarak kültürün yaratıldığı ve yaşatıldığı, kuşaktan kuşağa aktarıldığı elektronik bağlam olarak değerlendirilebilir. İnternet site/ köyler, çeşitli grup ve hemşehri dernekleri gibi toplulukların elektronik ortama taşındığı göstermektedir. Sanal ortama taşınan grup ve dernekler beraberinde kültürel öğelerini yeniden kurgulama fırsatı yakalamışlardır. Yeme-içme kültürü, giyim-kuşam, gelenek görenekler, halk müziği ve dansları, sözlü kültür ürünleri gibi birçok halkbilimi kadrosu bunlara dahil edilebilir. Çalışma, Türkiye’de daha çok Bosna kültürünü yayma ve yaşatma odaklı grup ve derneklerin uzantısı olan sanal site ve gruplar üzerinden Türkiye’de Bosna/Boşnak kültürünün elektronik bağlamdaki durumu incelenerek kültürel aktarımın özellikle hangi halkbilim kadrolarında yoğunlaştığı tespit edilmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2243]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/3230">
    <dcterms:title><![CDATA[Türkiye’de Yabancı Dil Edinim Sorunu ve Yabancı Dil Olarak Türkçe]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Yabancı dil edinimi son yıllarda sıkça tartışılan bir konu olmuştur. Toplum olarak  yabancı dil öğrenimine yönelik ön yargılarımızın olduğu bir gerçektir. Bu ön yargılardan  kurtulma adına neler yapılabilir? Bir yabancı dil en sağlıklı biçimde nasıl edinilir? Çocukların  ve yetişkinliklerin dil edinmede yaşadıkları problemler bu makalede irdelenmiştir. Bir yabancı  dil bilen kişinin kendi dili ile öğrendiği yabancı dili kıyaslama imkânı olacaktır. Bu açıdan  yabancı dil öğretimi olarak Türkçenin nasıl bir dil olduğu bu bildiride ortaya konmuştur]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:date><![CDATA[2009-06]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[373]]></dcterms:extent>
</rdf:Description></rdf:RDF>
