<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
<rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1970">
    <dcterms:title><![CDATA[Türkçe Öğrenen Yabancıların Yazılı anlatım Becerilerine Metindilbilimsel Bir Bakış]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Key words: writing, foreign language teaching, Turkish education, cohesion, conjunction  ABSTRACT  Bağdaşıklık” (coherence) ve “bağlılık” (cohesion) metindilbilim araştırmaları ile birlikte metin incelemede sıklıkla kullanılan iki terimdir. Bağdaşıklık, metnin içeriğinin genel yapısı ile ilgiliyken; bağlılık, metin içi yapıların cümlecikler içinde birbirleriyle olan ilişkileriyle ilgilidir ve her iki terim de bir metinde olması gereken farklı ancak birbirleriyle ilişkili olan özellikleri anlatmaktadır (Koçbaş-Akar, 2007, akt. Erdağı, 2008:14). Halliday ve Hasan (1976), bağlılığı metin yüzeyindeki ilişkileri düzenleyen bir unsur olarak tanımlamışlardır. Başka bir deyişle bağlılık; bir dilsel yapının, yorumlanabilmesi için diğer yapılarla olan ilişkisidir. En basit tanımla bağlılık “bir arada tutma” anlamına gelmektedir (Beaugrande &amp; Dressler, 1981; Halliday &amp; Hasan, 1976; akt. Akıncı, 2007). Erdağı’na göre bir metnin yüzey yapısındaki dilsel birimler birbirlerine dilbilgisel kurallar çerçevesinde ardıl bir biçimde bağlıdırlar ve bu ise, metindeki dilsel, dilbilgisel uyum, yani bütünlüktür (Erdağı, 2008:14). Türkçe öğrenen yabancı öğrencilerin yazılı performansla oluşturdukları metinlerin iletişim amacına hizmet edebilmesi ve tutarlı olabilmesi, oluşturdukları metinlerin bağlılık özelliğine sahip olmasına bağlıdır. Yabancılara Türkçe dersi bağlamında öğrencilerin metin bağlılığı ile ilgili sorunlar yaşandığı bilinmektedir (Çotuksöken, 1983) Bu çalışma, yabancı dil olarak Türkçe öğrenen ve farklı coğrafyalardan gelen öğrencilerin sözcükleri, cümleleri bir araya getirerek bir yazılı metin oluştururken sıralama ve yan tümce bağlaçlarını ne sıklıkta ve hangi tercihle kullanma eğiliminde olduklarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Zira bağlaçlar, bağlama işlevleriden gelen özellik dolayısıyla, cümleler arasında konu ve anlatım bütünlüğünü sağlar.  Bu bağlamda Sakarya Üniversitesi bünyesindeki TÖMER’de A2/B1 seviyesinde eğitim gören Bosna-Hersek, Makedonya, Sırbistan ve Bulgaristan gibi Balkan ülkelerinden gelen öğrencilerin sözlü metinlerindeki bağlılık özelliği ile eşdeğer seviyedeki Türkmenistan, Azerbaycan gibi Türkî Cumhuriyetlerden gelen öğrencilerin ürettikleri yazılı metinlerindeki bağlılık özellikleri karşılaştırmalı bir bakış açısı ile incelenmiştir. Çalışma nitel araştırma olup alan araştırması yöntemine dayanmaktadır. Araştırma kapsamında öğrencilere yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılan bir kısa film izlettirilmiş akabinde ise öğrencilere filmin konusu ile ilgili 150 sözcüklük bir yazılı anlatım çalışması yaptırılmıştır.  Çalışma sonuçları değişik coğrafyalardan gelen öğrencilerin, metin bağlılığını oluşturan unsurlardan “sıralama” ve “yan tümce” bağlaçlarını farklı sıklıkta kullandıklarını ortaya koymuştur]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[IBU Publishing]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-03]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1935]]></dcterms:extent>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/617">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRKÇE ÖĞRETMEN ADAYLARININ METİNLERİNDE  TUTARLILIK]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Yazı, harf adı verilen simgelerin belli bir sistem ile bir araya gelmesidir. Yazı  (sistem) sayesinde insanlar; bilgi ver birikimlerini kalıcı hale getirme, bu  birikimleri sonraki nesillere aktarma, sağlıklı iletişim kurma, duygu ve  düşüncelerini resmetme imkânına kavuşmuştur. Duygu, düşünce ve  tecrübelerin yazı aracılığıyla anlamlı bir şekilde resmedilme işine metin adı  verilmiştir. Metinler, eğitim – öğretim süreci dâhil hayatımız boyunca bilgi  edinmek için en sık başvurulan kaynaklardır. Bilgiye sahip olmanın güce sahip  olmak ile bir görüldüğü günümüzde toplumlar, eğitim- öğretim faaliyetleri ile  bireylerin ihtiyaç duyduğu bilgilere kendi başlarına ulaşabilmelerini veulaştığı bilgiler ile önceden sahip olduğu bilgileri ilişkilendirip yapılandıran  fertler yetiştirmeyi amaçlar. Bu amacın gerçekleştirilebilmesi için bilgi  edinmede en çok başvurulan materyallerden olan metinlerin bireyler  tarafından anlamlandırılıp çözümlenebilmesi gerekir. Bir metnin  çözümlenmesi, yazılı bir etkinliği metin olarak değerlendirmemizi sağlayan  metinsellik ölçütlerinin uyum içerisinde olup olmamasıdır. Metinsellik  ölçütlerinden biri de tutarlılıktır. Tutarlılık, bir metindeki cümleler arasındaki  bağlantıların kurulup anlamsal ve mantıksal olarak düşüncelerde bir boşluk  oluşturmadan metni bir bütün olarak ele almadır. Başka bir deyişle tutarlılık,  metnin anlamsal bir bütünlük oluşturmasıdır. Tutarlılık yazarın zihninde var  olan duygu, düşünce ve tecrübeleri yazıya aktarırken anlam yönünden uyum  yakalayıp yakalayamadığı ile ilgilenir. Sağlıklı bir bilgi edinmenin  gerçekleşebilmesi için metinde de bu uyumun olması ve okuyucunun bunu  yakalayabilmesi gereklidir. Bu nedenle anlam kurmada, herhangi bir amaçlametin oluşturmaya çalışan yazar ve daha önce oluşturulan metinlerden bilgi  edinmek isteyen okuyucular arasında anlam yönünden köprü kuran tutarlılığa  ihtiyaç vardır.Bu bilgilerden hareketle bu çalışmada Türkçe öğretmen  adaylarının oluşturdukları öyküleyici metinlerden hareketle Türkçe öğretmen  adaylarının metinlerinde tutarlılık düzeyini tespit etmeyi amaçlamaktadır.  2013- 2014 eğitim öğretim yılı Erciyes Üniversitesi 1. ve 3. sınıflarında  öğrenim gören 35 kişiyle gerçekleştirilen bu araştırmanın verileri “Öyküleyici  Anlatım Tutarlılık Değerlendirme Ölçeği” ile değerlendirilerek elde edilen  sonuçlar SPSS 20 paket programıyla analiz edilmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2680]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1380">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRKÇE ÖYKÜLERDE TERSİNLEME: AZİZ NESİN ÖYKÜLERİ ÖRNEĞİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Tersinleme (İroni), Aziz Nesin Öyküleri, Tersinleme türleri, Öykü Metin Türü.  ÖZET  Tersinleme (İroni) kabaca “düşündüğünün tam tersini söylemek” biçiminde betimlenebilir. Tersinleme, özellikle kısa öykülerde, niyetlenen iletiyi vurgulamak amacıyla birçok yazar tarafından yeğlenen bir edebi tekniktir. Genel olarak Sözel tersinleme Dramatik tersinleme ve Durum tersinlemesi olmak üç türü bulunmaktadır. Sözel tersinleme en yaygın olarak bilinen türdür ve yazarın ya da öyküdeki bir karakterin söylediğiyle niyetinin farklı olduğu durumları içeririr. “küçültme” ve “abartma” olmak üzere iki alt türü bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, bir şeyin doğası olduğundan daha küçük gösterildiğinde/ küçültüldüğünde; ikincisi ise daha büyük gösterildiğinde/abartıldığında ortaya çıkar. Dramatik tersinlemede, karakter içinde bulunduğu durumun farkında değildir; oysa okur bunu biliyordur. Son olarak Durum tersinlemesinde, verili durumun sonucu okurun ve karakterin beklemediği bir sonuçtur. Bu çalışmada, tersinleme Aziz Nesin’in dört farklı öyküsünde incelenmektedir: Ah, Biz Eşekler, Bunlar Bizim Dertlerimiz, Ne Güzel Memleket ve Fil Hamdi. Araştırmamızda Aziz Nesin öykülerinin seçilmesinin nedeni, kendisinin toplumu ve politikacıları açık, dobra bir biçimde eleşiren bir mizah yazarı olarak bilinmesi ve mizahta da tersinlemenin bir araç olarak sıkça kullanılacağının öngörülmesidir. Çalışmanın bulgularının Aziz Nesin’in ne türden tersinlemeyi daha sık kullanmayı yeğlediğini ortaya koymuş ve yazarın söz konusu tersinleme türünü seçmedeki niyetini ortaya koymayı sağlamıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2242]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/587">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRKÇE VE BOŞNAKÇA&#039;DA AYNI ANLAMI TAŞIYAN  SÖZCÜKLERLE İFADE EDILEN ATASÖZLERI VE DEYIMLER]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Ortak kültürel ve dil geçmişine sahip iki ülkenin insanlarının gündelik  yaşamına yansıyan ve daha çok halk dilinde ve konuşma dilinde kullanılan  atasözleri ve deyimlerin Türkçe ve Boşnakça&#039;da aynı anlama gelen sözcüklerle  ifade edilenleri derlenmeye çalışılmıştır. Bu ortak yönün halkın aynı kültürel  zihniyetle düşündüğünün bir göstergesi olacağı beklenmektedir. Atasözleri ve  deyimler bir dilin kültürünün derinliğini ve zenginliğini gösteren en önemli  unsurlardır. Bu çalışmanın birbirinden önemli ölçüde etkilenen bu iki dili  konuşan insanların ne denli benzer düşünce yapısına sahip olduğunu ortaya  koyması beklenmektedir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2696]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1321">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRKÇE YAZAN KADIN ŞAİRLERİN ŞİİRLERİNİN KARŞILAŞTIRMALI OLARAK İNCELENMESİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Türkçe şiir, eril söylem, “kadın” şair.  ÖZET  Türkçe edebiyatta şiir üzerine yapılan eleştirel çalışmalar oldukça yetersizdir. Şiire eleştirel düzlemde gereken değerin verilmemesi, söz konusu “kadın” şairler olduğunda daha da dikkat çekici bir hâl alır. Edebiyatta ve edebiyat eleştirisinde hâkim erkek egemen yapı ile “kadın” şair olarak kategorize edilerek ilk ayrımcı yaklaşımla söylem düzleminde karşılaşan “kadın” şairlerin şiirlerine yönelik eleştirel değerlendirmelerde ciddi sorunlarla karşılaşılır. “Kadın” şairlerin şiirleri üzerine yapılan çalışmalar çoğunlukla onların öz yaşam öykülerine odaklanmakta ve edebî eleştirinin gereklerini yerine getirmeden yapılan yorumlarla sınırlı kalmaktadır. Bu bildiride Türkçe şiirde önemli etkileri olan Gülten Akın ve Didem Madak’ın şiirleri karşılaştırmalı olarak incelenecektir. Ayrı bir alan olarak kategorize edilen “kadın” şairlerin poetikaları, şiirlerindeki izlekler üzerinden incelenmiş; şiirlerdeki dilsel özellikler, metinler arası ilişkiler, din ve cinsellik izlekleri çözümlenmiş ve ataerkil anlayışın etkisiyle biçimlenen eril söylemin şiirlerin inşasındaki etkilerine bakılmıştır. Şiirlerin beslendiği kaynaklar ve şairlerin birbirleriyle etkileşiminin olup olmadığı sorgulanmış, böylece Türkiye şiirinde “kadın” şairlere ait bir poetikadan söz edilip edilmeyeceği ve şairlerin şiirlerinde eril söylemin hâkimiyetini sürdürüp sürdürmediği tartışılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1854]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/619">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRKÇE&#039;DEN ÇEVİRİLERDE ÖZEL İSİMLERİN CİNSİYET  SORUNSALI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Türk kültürüne yabancı olanların Türk özel isimleri ile ilk karşılaştıklarında  cinsiyetlerin ayırımı konusunda zorluk çektikleri gözlemlenmektedir. Bu sorun özellikle cinsiyet ayrımının (eril/dişil kavramının) belirgin olduğu  dillere Türkçeden çeviri yapılması sırasında ortaya çıkmaktadır. Özellikle öz  Türkçe ve Farsça isimlerde bu sorun daha fazla göze çarpmaktadır. Öte  yandan, bir yabancı Türkçe isimlerin anlamlarına hakim olduktan sonra  görecektir ki bu isimler cinsiyetlere toplumsal olarak yüklenen roller ve  vasıflarla paralellik göstermektedir. Örneğin erkek ismi Yiğit bir erkeklik  vasfı olarak ya da kadın ismi Narin bir kadınlık vasfı olarak bu isimlere tipik  birer örnek teşkil ederler. Bu çalışmada özel isimler cinsiyet perspektifi  bakımından değerlendirilecektir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2708]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/555">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRKÇEDEKI EDİLGEN CÜMLENİN ÖZELLİKLERİ VE BU TÜR  CÜMLELERİN BOŞNAKÇA KARŞILIKLARI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Türkçe ile Boşnakça arasındaki farklılıklar dil bilgisinin tüm dallarında  görülür. Bunun için bu iki dilin edilgen çatıları arasında pek çok farklılık da  vardır. Üç bölümden oluşmakta olan bu çalışmada Türkçede ve Boşnakçada  kullanılan edilgen çatının morfolojik, sentaktik ve semantik özellikleri ele  alınır. Türk ve Boşnak dillerindeki edilgen çatının morfolojik yapısını konu  alan birinci bölümde bu iki dilin edilgen çatıları arasındaki farklılıklar ve  benzerlikler incelenir. İkinci bölümde edilgen cümleler sentaktik ve semantik  açısından tahlil edilir. Bunun yanısıra, bir cümlede gösterilen iş, oluş veya  hareketi yapan ve &#039;&#039;agent&#039;&#039; denilen unsurun açık bir şekilde yer aldığı edilgen  cümlenin Boşnakçaya nasıl çevrilmesi gerektiği tespit edilmeye çalışılır.  Bununla birlikte, agentin dolaylı olarak belirtildiği veya yapısında hiç yer  almadığı edilgen cümlelerin tercüme çeşitleri de incelenir. Cümlede yapılan  işten etkilenen ve &#039;&#039;patient&#039;&#039; olarak adlandırılan unsur, var, yok sözcükler ile  kurulan bazı isim cümlelerinde özne görevini alabilir. Üçüncü bölümde ise bu  tür isim cümlelerinin nasıl çevrilmesi gerektiği ele alınır. Bu çalışmanın ana  amacı Türkçede ve Boşnakçada kullanılan edilgen çatılarının benzer ve farklı  yönlerinin tespit edilmesiyle edilgen cümlelerin tercüme olanaklarının  araştırılmasıdır. Çalışmada iki metod izlenmiştir. Giriş kısmı için analitiktanımlayıcı,  diğer bölümler için ise karşılaştırmalı metot kullanılmıştır. ABSTRACT  The difference between Turkish and Bosnian language is obvious at all  linguistic levels, and the category of passive voice is not an exception. This  paper deals with morphological and syntactical-semantic characteristics,  differences and similarities within the passive category in Turkish and  Bosnian language. The paper consists of three parts, and the first unit involve  the morphological structure of passive voice in Turkish and Bosnian language.  In this part of the research, the characteristics, differences and similarities  within the passive constructions in these two languages are analyzed. The  second part analyzes passive sentences, and the manner of translating passive  in Turkish with explicitly defined general agent, as well as examples of  passive where general agent is implicitly pointed to, but is completely  anonymized. The third part of research deals with Turkish noun sentences  with predicates var and yok, which open up space for grammatical subject  with the role of patient, and their translational equivalents in Bosnian language  are analyzed. It will also attempt to offer translational equivalents of passive  constructions in Turkish. Two methods were employed in the research:  analytical-descriptive method in the introductory part and contrastive method  in elaboration.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2716]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/610">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRKÇEYİ YABANCI DİL OLARAK ÖĞRENEN ÖĞRENCİLERİN  OKUMA VE DİNLEME BECERİLERİNDE KULLANDIKLARI  STRATEJİLER]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Dil öğrenme stratejileri hem ana dili gelişimi sürecinde hem de ikinci bir dil  öğrenmede, öğrenme sürecinde bireylerin aktif ve başarılı olmasını destekler.  Özellikle ikinci bir dilin öğrenilmesinde anlama ve anlatma becerilerini  geliştirmek için her birey çeşitli stratejiler geliştirerek daha kolay ve pratik  yollardan beceri elde etmeye çalışırlar. Dil öğrenme stratejileri bilişsel,  duygusal ve sosyal nitelikli olabilmektedir. Dil öğrenme sürecinde stratejisi  kullanabilen öğrenciler, hem daha kolay öğrenmekte hem de strateji becerileri  kazanmakta; sonuç olarak da daha başarılı olabilmektedirler.Bu araştırmada  Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen öğrencilerin anlama ve anlatma  becerilerine dönük olarak kullandıkları stratejilerin araştırılması  hedeflenmektedir. Araştırmanın çalışma grubu yabancı ülkelerden gelen  İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi TÖMER’de Türkçe öğrenmeye çalışan  üniversite öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmanın yöntemi nitel betimsel bir araştırmadır. Araştırmaya veri toplamak için odak grup görüşmesiyle  gözlem yapılmıştır. Araştırma sürecinde elde edilen nitel veriler içerik analizi  yöntemiyle yorumlanmıştır.Öğrencilerle yapılan görüşme ve gözlemlerde elde  edilen verilere göre öğrencilerin iletişim kurmak için birbirlerinden yardımlar  aldıkları, bilişsel ve duyuşsal birtakım stratejiler geliştirerek aktif oldukları  görülmüştür.  Ayrıca Türkçeyi öğrenirken daha rahat davranmak için ana dillerine ya da  daha önceden öğrendikleri dile ait yapıları yazma ve konuşma ortamına  taşıdıkları görülmüştür.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2679]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1796">
    <dcterms:title><![CDATA[Türkçeyi Yabancı Dil Olarak Öğrenenlerin Yazılı Kompozisyonlarının İçerik ve Biçim Açısından Değerlendirilmesi]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Key words:languge education; languge testing and assessment  ABSTRACT  Yazma, beyinde yapılandırılmış bilgilerin yazıya dökülmesi işlemidir. Bunun için öğrencilerin dinledikleriyle okuduklarını iyi anlamaları ve zihinde yapılandırmaları gerekmektedir. Yazma duyguların, düşüncelerin, isteklerin, tasarıların yazılı olarak ifade edilmesidir. Yazma, insan düşüncesini çeşitlendirilmesi ve geliştirilmesi, düşünceyi kalıcı kılması ve sözü kişinin sınırları dışına taşıması nedeniyle önemlidir.  Öğrencilerin yazma becerisini ne ölçüde geliştirdiklerini ve eksik ve güçlü yönlerini tespit etmek; yazma etkinliklerinde yapılacak etkinliklerin planlamasını etkili bir şekilde yapmak yazma becerisinin ölçülmesine ve değerlendirilmesine bağlıdır. Yazma becerisi ölçülürken ve değerlendirilirken yazının şu dört boyutuna dikkat edilmelidir (Kantemir, 1995; Deniz, 2000; Özkırımlı, 1994; Olgun, 1996):  1.Dış yapı: Yazının kâğıt üzerindeki görünüşü.  2.İçyapı (anlatım): Yazıda anlatılan duygu veya düşünce.  3.İmla: Dilbilgisi kurallarına uyma ve kelimelerin doğru şekilde yazımı.  4.Noktalama: Yazının anlaşılmasını kolaylaştıran işaretler.  İçerik değerlendirilirken dikkat edilmesi gereken kriterler ise şu şekilde sıralanabilir (Blasingame, 2000; Kozlow ve Bellamy, 2005; Paquette, 2002; Shuul and Sullivan, 2001).  1. Fikirler: Yazının vermek istediği mesaj  2. Organizasyon: Anlam akışı ve fikirlerin mantıklı sıralanışı  3. Üslûp: Yazarın yazıya verdiği kişilik, tat ve stil  4. Kelime seçimi: Etkili ve doğru kelime kullanımı  5. Cümle akıcılığı: Cümlelerin düzgün ve akıcı olması  Çalışmada, Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenlerin yazılı ürünlerinin içerik ve biçim açısından değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Böylelikle hem Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenlerin yazılı anlatımda karşılaştıkları güçlükler tespit edilecek hem de Türkçeyi yabancı dil olarak öğretenlerin yazılı anlatımı geliştirmek için yapacakları etkinlikleri planlarken dikkat etmeleri gereken ilkler ortaya çıkarılabilecektir.  Araştırmanın yöntemi olay ve olguları betimlemek amacıyla yapılan alan araştırması yöntemidir. Araştırmanın çalışma evreni TÖMER’de Türkçeyi iyi seviyede öğrenen yabancı uyruklu öğrencilerdir. Bu everenden seçilen ve Gazi Üniversitesine bağlı olarak çalışan TÖMER’de Türkçeyi iyi seviyede öğrenen 50 öğrenci ise örneklemi oluşturacaktır. Bu öğrencilerden toplanan yazılı kompozisyonlar yukarıda sıralanan kriterlere göre araştırmacı tarafından geliştirilen ölçek kullanılarak değerlendirilecektir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[IBU Publishing]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-03]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1902]]></dcterms:extent>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1266">
    <dcterms:title><![CDATA[TURKEY AND EU RELATIONS ON REALISTIC TEORY PERSPECTIVE]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Keywords: International Relations, Realist theory, the balance of power, EU, Turkey-EU relations.  ABSTRACT  In this study, critique of realist approach, which has shaped the discipline of İnternational Relations has been argued. The discipline that mentioned above, emerged mostly as a result of Realist Theory contribution has been critiqued to explain toda’s complex World is one of the basic theses defended in this case study. Realist Theory is concentrated on power emphasis only on the nation-state as an actor, and being very simple and such features have been explained and critiqued in details.  Relations with the EU has always been very important for Turkey, and refered to be tough process. Altought from the signing of the ankara agreement and continuing in diffrent stages to the present day, developments in vorious stages have caused different expectations fort he both parties , neither Turkey has given up to the membership decision, nor European Union has completely rejected turkey’s membership process. At luxembourg Summit in december 1997 the country’s name among the canditaes for full membership was not included , and as a result of this, Turkey’s response was very threating in cutting the political dialogue with the EU. Turkey’s candidancy was confirmed by the Helsinki European Council in December 1999, preparing a pre-accession strategy and accession partnership document showed some easygoings in the attitude of the EU Council aganist the country. Finally as a result of these changes, once more the relations of mutual obligations and expectations come to the a fore period.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-24]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2124]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2233-1565     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description></rdf:RDF>
