<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
<rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/598">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRK SAĞININ İDEOLOJİK BAGAJI: NİHAL ATSIZ  ROMANLARINDA MİTLER VE MİLLET]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Milliyetçi elit, milli kimliğin yaratılması sürecinde, var olan tarihsel ve siyasi  koşulların da etkisiyle bazı mitler, efsaneler, semboller kullanır. Buradaki esas  amaç milli kimliği kimliğe meşruiyet kazandırarak devamlılığını  sağlayabilmektir. Edebiyat kitleleri etkileyebilme gücü açısından bu ideolojik  bagajın yaratılmasında önemli rol oynar. Bu doğrultuda bakıldığında;  Türkiye’de sağ düşüncenin şekillenmesinde Nihal Atsız’ın yarattığı birikimin  önemli katkıları bulunduğu görülebilir. Atsız’ın sunduğu ya da yeniden  ürettiği mitler, semboller, düşman imgeleri sağın milliyetçi ideolojik bagajını  tamamlamıştır. İşte, bu çalışmada yazarın Bozkurtlar Diriliyor, Bozkurtların  Ölümü ve Deli Kurt romanlarında Türklük imgesi, düşman, ve devlet  kavramlarına bakış açısı anlatılmaya çalışılacaktır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2675]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1519">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRK ŞİİRİNDE SPOR VE SULTAN 3. SELİM’İN BİR GAZELİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Sultan 3.Selim, divan, spor, şiir, futbol, edebiyat, Osmanlı. ÖZET  Günümüzde spor insan yaşamının önemli bir parçası olarak önem arz etmektedir. Futbol ise sporun en çok ilgi duyulan dalıdır. Toplumla bütünlesmiş yapısı itibariyle siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmeleri etkileyip yönlendirebilen sporun özellikle de futbolun edebiyata da konu olması kaçınılmazdır. Bu çalışmada Türk şiirinde spor, özellikle de futbol ele alınacak, konu ile ilgili olarak da Sultan 3. Selim’in İlhami mahlası ile yazdığı Divan’ında bulunan bir gazeli dikkatlere sunulmuştur.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2277]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1409">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRK TARİHİNDE Q. BİRHANEDDİN YARADICILIGINDAN ARAŞDIRMALAR]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Türk dili , Burhaneddin, Dogu, Batı Türkiye.  ÖZET  Türk elleri dünyanın en eski ellerinden olarak, dört bin yıla yakın geçmişlerinde Asya, Afrika ve Avrupa kıtalarına yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler kurmuşlar. Bu gün kabul edilen fikre göre Türklerin ana yurdu Orta Asyada Altay-Ural dağları arasındaki bozkırlar olup ve etrafa yayılmışlar. Bu gün Türkdilli eller Balkanlardan Büyük Okyanus’a kadar (yakutlar), Kuzeyde Buz denizinden güneyde Tibete kadar geniş bir arazide yaşıyorlar. Halkın ekseriyetini teşkil eden Türkler Türkiye, Doğu ve Batı Türküstan, Azerbeycan Türkmenistandan başka Tataristan, Çuvaşistan, Yakutistan ve Altay dağları Baykal gölü arasındaki Altay, Hakas ve Tuba eyaletlerinden ve halkın daha azını teşkil etmek üzre Yugoslaviyada (Makedoniya ve Üsküb’de), Lehistanda, Romanya’da (Dobruça ve Bessarabiya), Bulgaristan’da (Batı Trakya’da), Irakda (Kerkükde), Suriye’de, Afganistan’da, Kıbrıs’ta ve İranın bazı eyaletlerinde toplu halde yaşıyorlar. Bazı Türk ellerinin en mühimi Oğuz Türkleridir. Bu gün onlar İran, Türkiye, Azerbeycan, Türkmenistan, Irak ve Balkan Türkleri de Oğuz Türklerinden ibaretdir. Oğuzlar müslüman oladuktan sonra İran ve Anadoluya hicret edip, Selcuklar ve Osmanlılar gibi büyük bir İslam devleti kurmuşlar. Oğuz elleri çoklu kabilelerinden ibaretdir. Mahmud Qaşqariye göre kıpcak, yemek, peçenek ve bulgar lehceleri de oğuz grupuna dahildir. Soyca oğuzların Salur boyundan çıkmış, Kadı Burhaneddin Qeyseriyyede anadan olmuşdur. Anadilli şerimizin ilk büyük nümayendesi hesab olunur. M. Quluzade demiştir ki, onun şiirleri Azerbeycan halkının bedii medeniyyetini öğrenmek açısından kıymetlidir. O, ana dilinde ilk defa tuyug yaratmışdır. K. Burhaneddin Azerbeycan şifahi ve yazılı edebiyat ananelerinden Türk halklarının poetik uğurlarından behrelenerek kamala çatmışdır. O, Balasagunlu Yusuf, Yunus İmire, Ahmed Yasevi, Ali, Hasanoğlu şairlerinden ilham almışdır. Onun divanı ana dilinde yazılmış, günümüze kadar gelmiştir. İlk şiir divanıdır. K. Burhaneddin’in şahsiyeti, yaratıcılığı Doğu-Batı ve Avrupa alimleri tarafından araştırılmış, hakkında hayli kitaplar yazılmış ve yazılmaktadır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1869]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1360">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRK TOPLUMUNDA NASREDDİN HOCA VE FIKRALARI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Türk kültürü, ortak akıl, tarihi şahsiyet, sembol. ÖZET  Nasreddin Hoca bir halk klasiğidir ki, o Türk soylu halkların hepsinde aynı karakterde ama farklı isimlerle yer alır. İnsanların kendi davranışlarını kontrol etmelerini, ne yaptıklarının bilincinde olmalarını sağlayarak; pervasız davranışlar sergileyenlere göndermelerde bulunur. Bu yönüyle aslında toplumda bir kontrol mekanizmasıdır. Toplumsal sorunlara vurgu yapar, o sorunun kaynağına dikkat çeker; sorunları ince bir zekâ ve büyük bir ustalıkla fıkralarına taşır ve aynı ustalıkla kolay çözümler üretir. Güldürmece yönünden o Türk toplumunun ortak aklıdır. Toplumun bireysel olarak dile getiremediği düşünceleri dile getirir, dini, sosyal, siyasi konuların hassas ve tehlikeli noktalarına ustaca değinir; onda kırma ve kırılma yoktur. Nasreddin Hoca Türk toplumunun adeta özetlenmiş sembolüdür. Önce tarihi bir şahsiyet iken daha sonra sembol olmuştur. Nasreddin Hoca akıllı mı deli mi, kurnaz mı saf mı, ahlaklı mı değil mi, evli mi bekar mı, çocuğu var mı yok mu...? Nasreddin hoca deyince birçok insan tipini bir arada buluruz. Nasreddin Hoca her yerde, her yüzyılda yaşayan bir tiptir. O Türk toplumunun, Türk kültürünün özelliklerini bünyesinde taşıyan bir fıkra tipidir; aklıyla, ahlakıyla, cahilliğiyle, kurnazlığıyla, vs. bütün yönleri doğrudur. Nasreddin Hoca Türk insanının ahlaki yönünü yansıtır ve insanları ahlaki yönden eğitir. Söylenmek ve ya anlatılmak istenen, onun dilinde ince ve derin bir ifade ile bulur. Gayr-ı ahlaki davranış sergileyen; zulmedenler, bağnazlar, kendini bilgili zanneden cahiller vs. ondan nasibini alır. Nasreddin Hoca toplumdaki beğenilmeyen davranışlara bir tepkidir ve onun fıkraları bu olumsuz davranışların kontrol altına alınmasında kullanılır. Bildirinin amacı bir Türk bilgesi olan Nasreddin Hoca’yı bir kültür koruyucusu, eğitimci ve din adamı olarak, toplumun değer yargılarıyla ilgili tavırlarını (uyuşmayan dini, ahlaki, vs. toplumdaki her türlü davranış bozukluklarını hesaba çekmesi gibi) ortaya koymaktır. Aynı zamanda fıkralarıyla insanları güldürürken düşündüren, düşündürürken ise sorumluluğunu hatırlatan yönlerine dikkat çekmektir. Bunu yaparken fıkralarından yola çıkılacak, konuyla ilgili Nasreddin hoca fıkraları incelenmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2278]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1428">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRK YAZI ESERLERİNDEKİ ATASÖZLER]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Kazakistan Cumhuriyeti, N.A. Nazarbayev, Müslümanlar, atasözleri, Orta Asya, Türk edebiyatı.  ÖZET  XI-XII yüzyıllar tarihte müslümanların geliştiği devir olarak bilinmektedir. Bu devirde Orta Asya’da Karahanlılarla başlayan edebiyat, kültür ve sanat gelişimi tarihte görülmemiş zirvesine ulaştı. Türki milletlerin manevi, medeni ve tarihi hayatında özellikle bu devirde yaşamış olan büyük düşünürlerin, ilim adamlarının, edebiyat ustadları ile dilci ulemanın Türki dillerinin güzel edebiyatının gelişimine oldukça büyük katkıları olmuş ve onlar sonraki nesiller için zengin edebi ve medeni miras bırakmış bulunmaktadır. Kökü ta derinlere kadar gitmekte olan halkımızın paha biçilmez mirasına değinen Kazakistan Cumhuriyeti cumhurbaşkanı N.A. Nazarbayev bir konuşmasında: “Bu uçsuz bucaksız bozkırı öteden beri mekan tutmuş olan halkımızın tarihi kökleri çok derinlere kadar ulaşmaktadır. Onun kendine özgü dünya görüşü, kökleşmiş milli gelenekleri, gelişmiş büyük kültür ve medeniyeti vardır. Eskilere gömülmüş kadim devirleri karıştırmasak da yakın dönemlik tarihi bulunan Türk hakanlıkları devrinden bugüne kadar ulaşmış olan tarihi ve kültürel eserleri bile Türk uygarlığının seviyesini göstermesi bakımından yeterlidir. Jusip Balasağuni’nin “Kutadgu Bilig’i”, Mahmut Kaşgari’nin “Türk Sözlüğü”, Hoca Ahmet Yesevi’nin “Divan’ı Hikmet’i”, Ahmet Yügineki’nin “Hakikat hediyesi” gibi eşiz eserleri, ayrıca dünyanın ikinci hocası diye bilinen Ebu Nasır El-Farabi’nin bugüne kadar araştırılmış olan muhteşem mirasları büyük bir tarihin, yüce bir medeniyetin ve tükenmez bilginin ebedi meyveleridir” diyerek bu mirasın gelecek nesil için ne kadar önemli olduğuna dikkat çekmektedir. Halkımız hep «sözdin körki - makal», yani “sözün özü atasözlerdir” diye bilmektedir. Asırlar derinliğine ibret nazarıyla baktığımızda atalarımızın hayat tecrübesinden çok anlamlı ibretler çıkarttıkları ve bunu hikmetler dolu sayısız çok atasözlerle nasıl bize aktarmaya çalıştıklarını görürüz. Her dilin en ince ve inci sözleri babalarından miras olarak aldıkları bu nevi hikmetli sözleri olduğu kuşkusuzdur. Bunlar halkla bir bütündür ve ayrılmaz bir parçasıdır. Kazaklarda buna makal-metel derken, Türk halklarında buna genelde atalar sözü denilmektedir. Bu makalede Türk halkları medeniyetinde ve hayatında kendine özgü özel bir yeri bulunan eşsiz babalar mirasından biri olan nakiller, hikmetler ve atasözleri üzerinde durulup, onları ihtiva ettiği anlamı ve içeriği açısından Kazak halkının makal-metelleriyle karşılaştırılması yapılmıştır. Böylece güzel edebiyatımızın ne kadar yüksek bir medeniyetin parçası olduğuna ve kökünün ne kadar derinlere kadar gittiğine şahit olunmuştur.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2240]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/576">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRKÇE DEYİMLEŞMİŞ BİRLEŞİK FİİLLERLE BOŞNAKÇA  DEYİMLEŞMİŞ BİRLEŞİK FİİLLER ARASINDA BENZER  OLANLAR]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Bu sunumda geçmiş yüzyıllarda Bosna&#039;da kullanılmış olan Türkçenin söz  varlığı ile ilgili bazı özellikler üzerinde durulacaktır. Tarihî Bosna  Türkçesinde tespit edilen birleşik fiillerin bir kısmı öğe ve anlam bakımından  günümüz Boşnak dilinde var olan kelime öbekleriyle benzerlikler  göstermektedir. Bir dilin sözvarlığının, o dili konuşan toplumun maddî ve  manevî kültürün yansıtıcısı, kavramlar dünyası olduğu düşüncesinden  hareketle, uzun süre içerisinde temasta bulunmuş olan Türkçe ile Boşnakçanın  kültür akrabalığı açısından birbirne yaklaştığı, önemli ilişkiler kurduğu  sonucuna varılmaktadır. Bu iki dili konuşmuş olan insanların, bazı durumları  dile yansıtmada birbirine eş anlatım yollarına baş vurdukları doğal gibi  görünmektedir.  Bu sunumda, Türkçe ile Boşnakça arasında gelişmiş olan etkileşim konusuna  fazla giremeden, her iki dilde benzerlik gösteren ve deyim niteliğinde olan  birleşik fiillere dikkat çekmekle yetinilecektir. Ele alınacak örnekler her iki  dilde gerek anlam, gerekse söz dizimi bakımından benzerlik göstermekte ve  anlamca aynı ögelerden oluşmaktadır. Boşnakça anlatımların bazıları halen  edebî dilde varlığını sürdürmektedir. Buna karşın, sunumda gösterilecek bazı  Boşnakça örnekler sadece halk dilinde duyulmaktadır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2624]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1487">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRKÇE İLE İLİŞKİSİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Saha (Yakut) Türkçesi, kök, ses değişikleri.  ÖZET  Saha (Yakut) Türkçesi, Kuzey Sibirya Türk Lehçeleri içerisinde değerlendirilmektedir. Bu lehçe ana Türkçeden erken bir tarihte ayrıldığı ve coğrafya olarak da uzakta kaldığı için, genel Türkçeden çok uzaklaşmıştır. Bu nedenle birçok bilim insanı Saha (Yakut) Türkçesi’ni ayrı ve bağımsız bir dil olarak ele almaktadır. Saha (Yakut) Türkçesi, lehçe olarak “z”li ve “ş”li (Zetasizm) sesleri kullanmaktadır. Kullanılan bu sesler sözcüklerin kök ve ek yapılarını etkilemiştir. Bunun sonucu olarak, sözcüklerin köklerindeki seslerin özelliklerine göre (Sedalı, Sedasız); ekler değişik biçimde görülür. Bir sözcüğün kökündeki son sesin özelliğine bağlı olarak ekler; 8, 16 bazen de 20 değişik biçimde bu köke eklenir. Bu çalışmada sözcüklerin köklerindeki son sesin özelliği dikkate alınarak, eklerin ses değişmeleri ele alınmıştır. Böylelikle Eski Türkçenin sözcük köklerindeki seslerinin özellikleri de düşünülerek; bu seslerin nasıl korunduğu ve kökteki son sese göre sözcüğün aldığı ekin nasıl bir değişime uğradığı tespit edilmeye çalışılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2036]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/2047">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRKÇE İLE İLİŞKİSİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Saha (Yakut) Türkçesi, kök, ses değişikleri.  ÖZET  Saha (Yakut) Türkçesi, Kuzey Sibirya Türk Lehçeleri içerisinde değerlendirilmektedir. Bu lehçe ana Türkçeden erken bir tarihte ayrıldığı ve coğrafya olarak da uzakta kaldığı için, genel Türkçeden çok uzaklaşmıştır. Bu nedenle birçok bilim insanı Saha (Yakut) Türkçesi’ni ayrı ve bağımsız bir dil olarak ele almaktadır. Saha (Yakut) Türkçesi, lehçe olarak “z”li ve “ş”li (Zetasizm) sesleri kullanmaktadır. Kullanılan bu sesler sözcüklerin kök ve ek yapılarını etkilemiştir. Bunun sonucu olarak, sözcüklerin köklerindeki seslerin özelliklerine göre (Sedalı, Sedasız); ekler değişik biçimde görülür. Bir sözcüğün kökündeki son sesin özelliğine bağlı olarak ekler; 8, 16 bazen de 20 değişik biçimde bu köke eklenir. Bu çalışmada sözcüklerin köklerindeki son sesin özelliği dikkate alınarak, eklerin ses değişmeleri ele alınmıştır. Böylelikle Eski Türkçenin sözcük köklerindeki seslerinin özellikleri de düşünülerek; bu seslerin nasıl korunduğu ve kökteki son sese göre sözcüğün aldığı ekin nasıl bir değişime uğradığı tespit edilmeye çalışılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[IBU Publishing]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-03]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1959]]></dcterms:extent>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1299">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRKÇE KISA ÖYKÜLERDE EĞRETİLEME KULLANIMI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Eğretileme, Yapısal Eğretileme, Yönelimsel Eğretilme, Varlıkbilimsel Eğretileme, Kısa Öykü Metin Türü.  ÖZET  Eğretileme, iki şey arasında bağlantı kurmak veya bir benzerliği belirtmek için sözcüğün düz anlamından başka bir anlamda kullanılmasıdır. Düşünce ve eylemlerimizin bir parçası olan eğretilemeler kültürel bir olgudur. Bu çalışmada, eğretileme farklı yazarlar tarafından yazılmış dört farklı kısa öyküde incelenmektedir: Karanfiller ve Domates Suyu (Sait Faik Abasıyanık), Keçi (Yaşar Kemal), Bir Orman Hikayesi (Sabahattin Ali), ve Harika Çocuk (Orhan Kemal). Veri tabanımızda yer alan kısa öykü yazarları Türk edebiyatında önemli bir yeri olan yazarlardır. Seçilen yazarlardan Sait Faik Abasıyanık ve Yaşar Kemal şiirsel anlatımları ve gerçeği kurgulama biçimleriyle yine veri tabanımızda yer alan diğer yazarlar Sabahattin Ali ve Orhan Kemal’den farklılaşmaktadır. S. Ali ve O. Kemal ise yalın ve gerçekçi anlatımlarıyla dikkati çekmektedir. Bu çalışmada, söz konusu yazarların öykülerindeki eğretileme kullanımı Lakoff ve Johnson’ın (1980) ‘Kavramsal Eğretileme Kuramı’ kapsamında sınıflandırdığı yapısal, yönelimsel ve varlıkbilimsel eğretileme bağlamında incelenmektedir. Çalışmamızın bulgularının yazarlar arasındaki yalın/şiirsel/gerçekçi biçemsel farklılıkların eğretileme kullanımına sıklığı ve türüne yansıdığı önvarsayılmaktadır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2309]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1889">
    <dcterms:title><![CDATA[Türkçe Öğrenen Yabancıların Konuşma Becerilerinde Sosyolinguistik Etkenler  Bekir İnce]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Key words: Sociolinguistics, foreign language teaching, Turkish education, cohesion, conjunction  ABSTRACT  Dilbilimsel yaklaşımlar, bir metnin anlamlı ve sağlıklı bir şekilde oluşabilmesi için &quot;bağlılık&quot; özelliğine sahip olması gerektiğini söylemektedir. Bağlılık ile ilgili çalışmalara baktığımızda bağlılığın metnin yüzeyindeki ilişkileri düzenleyen temel bir yapı olduğu görülmektedir (Halliday ve Hasan, 1976). Erdağı’na göre bir metnin yüzey yapısındaki dilsel birimler birbirlerine dilbilgisel kurallar çerçevesinde ardıl bir biçimde bağlıdırlar ve bu ise, metindeki dilsel, dilbilgisel uyum, yani bütünlüktür (Erdağı, 2008:14). Türkçe öğrenen yabancı öğrencilerin sözlü performansla oluşturdukları metinlerin iletişim amacına hizmet edebilmesi ve tutarlı olabilmesi, oluşturdukları metinlerin bağlılık özelliğine sahip olmasına bağlıdır. Halliday ve Matthiessen (2004) bağlılık yaratan dört büyük grup önermişlerdir. Bunlar metin içi göndergeler, eksiltiler, bağlaçlar ve sözcüksel bağlılıktır (akt. Akıncı, 2007). Yabancılara Türkçe dersi bağlamında öğrencilerin metin bağlılığı ile ilgili sorunlar yaşandığı bilinmektedir (Çotuksöken, 1983) Bu çalışma, yabancı dil olarak Türkçe öğrenen ve farklı coğrafyalardan gelen öğrencilerin sözcükleri, cümleleri bir araya getirerek metni oluştururken sıralama ve yan tümce bağlaçlarını ne sıklıkta ve hangi tercihle kullanma eğiliminde olduklarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Zira bağlaçlar, bağlama işlevleriden gelen özellik dolayısıyla, cümleler arasında konu ve anlatım bütünlüğünü sağlayan temel unsurlardır. Bu bağlamda Sakarya Üniversitesi bünyesindeki TÖMER’de A2/B1 seviyesinde eğitim gören Bosna-Hersek, Makedonya, Sırbistan ve Bulgaristan gibi Balkan ülkelerinden gelen öğrencilerin sözlü metinlerindeki bağlılık özelliği ile eşdeğer seviyedeki Türkmenistan, Azerbaycan gibi Türkî Cumhuriyetlerden gelen öğrencilerin sözlü metinlerindeki bağlılık özellikleri karşılaştırmalı bir bakış açısı ile incelenmiştir. Çalışma nitel araştırma olup alan araştırması yöntemine dayanmaktadır. Araştırma kapsamında öğrencilere yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılan bir kısa film izlettirilmiş akabinde ise öğrencilerle film hakkında 4 dakikalık bir mülakat yapılarak öğrenci görüşleri ses kayıt cihazı ile kaydedilmiştir. Daha sonra çözümlenen ses kayıtları üzerinden elde edilen verilerin analizi yapılmıştır. Çalışma sonuçları değişik coğrafyalardan gelen öğrencilerin, metin bağlılığını oluşturan unsurlardan “sıralama” ve “yan tümce” bağlaçlarını farklı sıklıkta kullandıklarını ortaya koymuştur. Çalışmanın sonuçlarına göre yabancılara Türkçe öğretiminde öğrencilerin ürettikleri metinlerde bağlılık oluşturma işlevi taşıyan unsurların öğretimine ilişkin etkin stratejiler belirlenmesi gerektiği ve değişik dilsel yapıların öğretilmesinde sosyolinguistik özelliklerin de göz önünde tutulması gerektiği söylenebilir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[IBU Publishing]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-03]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1736]]></dcterms:extent>
</rdf:Description></rdf:RDF>
