<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
<rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/578">
    <dcterms:title><![CDATA[İNGİLİZ YAZAR JONATHAN SWIFT’IN OSMANLI  TÜRKÇESİNDEKİ MACERASI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Bu bildiride, ünlü İngiliz yazar Jonathan Swift’in (1667-1745) Osmanlı  Türkçesindeki macerasından hareketle Güliver’in Seyahatleri adlı romanı  üzerinden yazarın eserlerinin Osmanlıca Türkçesine yapılan çevirilerinin  çağdaş çeviribilim kuramları bağlamında irdelenmesi amaçlanmaktadır.  Bu çerçevede, öncelikle Jonathan Swift’in Osmanlıca Türkçesine çevrilen  eserleri hakkında genel bilgi verilecek daha sonra ise özellikle Güliver’inSeyahatleri adlı romanının üç farklı çevirisi incelenecektir. Tanzimat ile  birlikte Batı kültür ve edebiyatından Osmanlı Türkçesine bir çeviri hareketi  başlamış ve birçok eser çevrilmiştir. Batı’nın olduğu gibi çevrilmeye  çalışıldığı kanısı yaygın olsa da son yıllarda yapılan çalışmalar, çevirmen ve  yayıncıların Batı’nın tanınmış, seçkin yazar ve eserlerini çevirmeye özen  gösterdiklerini ortaya koymuştur. Swift’in romanı da tüm dünyada bilinen ve  birçok dile çevrilen eserlerden biridir. Bu eserin, Seyfettin Özege tarafından  hazırlanan Eski Harflerle Basılmış Türkçe Eserler Kataloğu’nda (5 C. 1971,  1973, 1975, 1977, 1979) Osmanlı Türkçesine yapılan üç çevirisi  bulunmaktadır. Birincisi Mahmud Nedim Efendi tarafından 1289 [1872]  yılında çevrilen Güliver Nâm Müellifin Seyahat-nâmesi, ikincisi çevirmeni  bilinmeyen; ancak Resimli Ay Neşriyatı’nın yayımladığı “On Kuruşa Bir  Kitap” serisinin on yedinci kitabı olan Cüceler Memleketinde (1927) isimli  eser, üçüncüsü ise yazarı ve çeviri tarihi bilinmeyen ve Matbaa-i Hayriye ve  Şürekâsı tarafından “Çocuk Dünyası Neşriyatından” isimli serinin dokuzuncu  kitabı olarak yayımlanan Güliver’in Seyahat-nâmesi – Devler Ülkesinde isimli  eserdir. Bu üç eserden ilk ikisinde ön söz bulunmaktadır. Bu ön sözlerden  hareketle, Güliver çevirilerinin Osmanlı/Türk kültür ve edebiyat  çoğuldizgesindeki yeri irdelenmeye çalışılacaktır. İrdeleme sırasında “süreçöncesi  çeviri normları bağlamında bu eserlerin neden seçildikleri ve nasıl  çevrildikleri üzerinde durulacaktır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2688]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/577">
    <dcterms:title><![CDATA[DİVAN ŞAİRİ KAZAK-ZÂDE İBRAHİM TÂ&#039;IB&#039;IN KOŞMALARI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Kazak-zâde İbrahim Tâ’ib, 1794’te Malatya’da doğmuş, iki Türkçe divanı  olan Klasik Türk Edebiyatının son şairlerinden biridir. İbrahim Tâ’ib, divan  şiiri geleneğini benimsemiş, her iki divanında da ağırlıklı olarak bu tarzda  eserler vermiş; aynı zamanda halk şiirine de ilgi duymuş bir şairdir.  Divanlarında heceyle gazel örnekleri vermiş, ayrıca bilinen tek nüshası  Almanya-Berlin Millî Kütüphane Ms.or.oct.2171 numarada kayıtlı birinci  divanında sekiz tane koşma yazmıştır.Bu sempozyumda, halk şiiri-divan şiiri  etkileşiminin güzel örneklerinden olan ve henüz üzerinde çalışma yapılmamış  bu divanda geçen koşmaları tanıtacağız.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2682]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/576">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRKÇE DEYİMLEŞMİŞ BİRLEŞİK FİİLLERLE BOŞNAKÇA  DEYİMLEŞMİŞ BİRLEŞİK FİİLLER ARASINDA BENZER  OLANLAR]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Bu sunumda geçmiş yüzyıllarda Bosna&#039;da kullanılmış olan Türkçenin söz  varlığı ile ilgili bazı özellikler üzerinde durulacaktır. Tarihî Bosna  Türkçesinde tespit edilen birleşik fiillerin bir kısmı öğe ve anlam bakımından  günümüz Boşnak dilinde var olan kelime öbekleriyle benzerlikler  göstermektedir. Bir dilin sözvarlığının, o dili konuşan toplumun maddî ve  manevî kültürün yansıtıcısı, kavramlar dünyası olduğu düşüncesinden  hareketle, uzun süre içerisinde temasta bulunmuş olan Türkçe ile Boşnakçanın  kültür akrabalığı açısından birbirne yaklaştığı, önemli ilişkiler kurduğu  sonucuna varılmaktadır. Bu iki dili konuşmuş olan insanların, bazı durumları  dile yansıtmada birbirine eş anlatım yollarına baş vurdukları doğal gibi  görünmektedir.  Bu sunumda, Türkçe ile Boşnakça arasında gelişmiş olan etkileşim konusuna  fazla giremeden, her iki dilde benzerlik gösteren ve deyim niteliğinde olan  birleşik fiillere dikkat çekmekle yetinilecektir. Ele alınacak örnekler her iki  dilde gerek anlam, gerekse söz dizimi bakımından benzerlik göstermekte ve  anlamca aynı ögelerden oluşmaktadır. Boşnakça anlatımların bazıları halen  edebî dilde varlığını sürdürmektedir. Buna karşın, sunumda gösterilecek bazı  Boşnakça örnekler sadece halk dilinde duyulmaktadır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2624]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/575">
    <dcterms:title><![CDATA[AFGANİSTAN’DA TÜRK DİLLERİ VE TÜRKÇE ÇALIŞMALARI  HAKKINDA BİR ARAŞTIRMA]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Türkiye ile Afganistan dostluğu Mustafa Kemal Atatürk döneminde en iyi  dönem olarak bilinir. Atatürk Afganistan’ın modern eğitim sistemine ulaşması  için askeri, mülki, alanlarında birçok öğretim üyesini göndermiştir. Kabil  Üniversitesi’nde ilk Tıp, Hukuk ve Siyasal Bilgiler Fakültelerini kuranlar  Türkiye’den gönüllü olarak giden Türk subaylar ve mülki erkânlar olmuştur.  Bu Fakültelerde Eğitim ve öğretim yıllarca Türk akademisyenleri tarafından  verilmiştir. Türkiye’nin Afganistan’a eğitim ve sağlık alanındaki çalışmaları  1960’lı yıllara kadar devam etmiş, fakat bu yıllardan sonra Afganistan  Sovyetler Birliği’ne yönelince Türk akademisyenleri Türkiye’ye geri  dönmüştür.  Bildiride Kabil Devlet Üniversitesi Türkoloji bölümün ve Afgan-Türk  okullarının Afgan halkına Türkçe eğitim ve öğretimi hakkında, bu güne kadar  yapmış oldukları kültürel çalışmaları hakkında bilgi verilecek, ayrıca  Afganistan ordusunun askeri liselerinde Türkçe dersleri üzerine durulacaktır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2639]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/574">
    <dcterms:title><![CDATA[ÖZBEK HALK EDEBİYATINDA DEVLET KIPTAN DESTANI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Afganistan’ın Kuzeyinde yaşayan Özbek Türkleri bu gün bölge Güney  Türkistan adıyla anılmaktadır. Özbek Türkleri arasından çıkan Devlet Kıptan  destanı sözlü olarak günümüze kadar varlığını sürdürmektedir. Devlet Kıptan  yiğit, Cesur bir Özbek kahramanı olarak 20. yüz yılın başlarında Güney  Türkistan’da bağımsızlık mücadelesi veren Özbekler arasından çıkmış, olağan  üstü başarılar göstererek meşhur olmuştur. Dönemin Afgan devleti tarafından  fecih şekilde şehit edilir. Ölüsü üç gün boyunca şehirde asılı kalır.  Bildirimizde Devlet kıptan destanı ve bu yiğit kahramanın halk tarafından  söylenen duygulu şiirleri hakkında durulacaktır. Ayrıca Devlet Kıptan  hakkında yazılan kitaplar ve araştırmalar hakkında bilgi verilecektir.  Afganistan Özbek Türklerinin destanları hakkında kısaca bilgi verilecektir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2703]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/573">
    <dcterms:title><![CDATA[YABANCILARA TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE KULLANILAN YÖNTEM  VE MATERYALLERE GENEL BİR BAKIŞ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Dünyada yaşayan en köklü dillerden biri olan Türkçe, özellikle son yıllardaki  siyasi gelişmelerin paralelinde öğrenilmek için oldukça talep edilen bir dil  halini almıştır. Bu talep doğrultusunda, dünyanın çeşitli ülkelerinde Türkçe  öğretim merkezleri yaygınlaşmıştır. Türkçe özellikle Hint Avrupa dil ailesine  mensup dillerden oldukça farklı bir gramer yapısına sahiptir. Bu farklılık  Türkçe&#039;nin öğrenilmesini ve öğretilmesini zorlaştırmaktadır. Bu çalışmada biz Türkçe&#039;nin öğretiminde kullanılabilecek yararlı öğretim tekniklerinden;  Dilbilgisi Tercüme Yöntemi, İşitsel-Görsel Yöntem, İşitsel-Dilsel  Yöntem,Doğrudan Yöntem, Grupla Dil Öğretim Yöntemi, Telkin Yöntemi,  Kültürler Arası iletişim odaklı yöntem,Göreve Dayalı yöntem ele alacağız.  Aynı zamanda yabancılara Türkçe öğretiminde karşılaşılan zorlukları,var olan  öğretim merkezlerinin yeterliliğini ve mevcut materyallerin içeriklerini de  incelemeye çalışacağız.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2635]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/572">
    <dcterms:title><![CDATA[AVRASYA’DA TÜRKLERİN İLK ÇAĞLARI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Bildiride ilk önce Doğu Avrupaya Orta Çağda göç etmiş olan Türk boyları,  Doğu Avrupa’da kurulan Türk devletleri teker teker tanıtılacak, özellikle  Göktürklerin müttefikleri olan Hazarlar üzerinde durulacaktır. Sonra  Kaşgarlının, haritasında Doğu Avrupa boylarını nasıl gösterdiği anlatılacaktır.  Üçüncü konu Volga (İdil) Bulgarları, yazıtları ve dilleri ve bu dilin Çuvaşça  ile olan gramer ilişkileri olacaktır. Volga Bulgarcası ve Çuvaşçanın özellikleri  diğer Türk dillerinden nasıl ayrılmaktadır? Tuna Bulgarlarının dili hakkında  ne biliyoruz? Macarcaya ulaşan en eski Türk etkisi ne olmuştur? Hazarların  dili Bulgar-Çuvaş tipinden miydi, Genel Türkçe tipinden mi? Moğolcanın  Türk dillerine uyan sözcükleri ve ekleri acaba hangi Türk diline en yakındır?  Burada r / l konusundan başka diğer Çuvaş-Bulgar-Moğol dil bağlantıları  üzerinde de durulacaktır.  Altay akrabalığı yanlısı olan araştırmacılar Çuvaş-Bulgar kolunun Türk ve  Moğol dil grupları arasında bir köprü teşkil ettiği düşüncesindeydiler. Türkçe  ve Moğolca ortak unsurları çeşitli evrelere bölmek mümkündür. Evrelerin  birinde Eski Uygurca Moğolcayı etkilemiş, Cengiz Han’dan itibaren  Moğolcanın Türk dillerine etkisi güçlü olmuştur. Türk-Moğol etkileşmelerinin  en önemli çağı Eski Uygurcanın etkisinden öncedir. Bu etkinin genellikle Ana  Türkçeden değil, Çuvaş-Bulgar tipi bir Türk dilinden geldiğini görüyoruz.  Değindiğimiz çağda Moğolların dillerini bu şekilde etkileyebilecek tek toplum  Orta Asya Hunlarıdır. Bunlar MÖ 3. yy. ve MS 2. yy. arasında Çin’in  kuzeyinde ve kuzey doğusunda en önemli güç olmuş, MS 2. yy.da Çin ve  Hint-Avrupalı, Tohar oldukları düşünülen müttefikleri tarafından yenilgilere  uğratılınca batıya göç etmiş, Hun konfederasyonunun bir kısmı MS 350  yılında Volga nehrine varmış, 370’te bu nehri geçip Avrupanın tümünü  karıştırmıştır. Buna göre Ana Türkçenin lehçeleşmesi Orta Asya Hunlarından  önce olmuş, Hunları yöneten Türk boyu Çuvaş-Bulgar tipinden bir dili  konuşmuştur. Eğer Altay dilleri akrabalığı varsa, bu akrabalığın bu Hunların öncesine rastlaması gerekmektedir ve bunu kanıtlamak daha mümkün  olmamıştır.  Eğer vakit olursa veya bu konuda soru sorulursa Uygur Bozkır Kağanlığı’nda  1250 yıl önce milli din kabul edilen ve Doğu Türkistan Uygurlarının  birçoğunun inandığı Mani dini ile Bosnalıların Bogomil dini arasındaki  muhtemel ilişki konusunda da birkaç söz söyleyebilirim: Manicilik Mısır’da  da önemli bir din olmuş, Orta Çağda Akdeniz’de Tunus’a, Fransa’ya kadar  yayılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2622]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/571">
    <dcterms:title><![CDATA[GAZÂYÎ-İ BOSNAVÎ’NİN MAKSAD-I AKSÂ ADLI ESERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Gazâyî-i Bosnavî’nin künyesi “İbni Hasan Dede Şa’bân Gazâyî el-Bosnavî el-  Yayçevî olup, şair kimliğiyle Gazâyî olarak şöhret bulmuştur. Mensup olduğu  yer Bosna, oturduğu yer ise Yayçe (Jajce)’dir. Yayçe, bugün Bosna-Hersek  merkezinde Vrbas nehrinin kenarında, Banya Luka, Mrkonjiç Grad ve Donji  Vakuf yollarının kesişim noktasında bir yerleşim yeridir. Gazâyî-i Bosnavî,  1022/1613 tarihinde Kanice ve çevresine kadı olmuş ve buranın gazilerini  ibadete düşkün dindar insanlar görerek bir ilmihal ve va’z u nasihat kitabı  yazmak istemiştir. Ancak, içine bir şeyhe bağlanmanın gerekliliği doğmuş ve  o sırada tarikat halifesi olarak Leskofça’dan Peçuy’a gelip yerleşmiş bulunan  Halvetî şeyhlerinden Şeyh Hasan Efendi’nin manevi terbiyesine girmiştir.  Arkadaşlarıyla birlikte bu şeyhe bağlanan Gazâyî insanlara faydalı olmak için  Maveraünnehrli ünlü velîlerden Aziz bin Muhammed Nesefî (ö.1300)‘nin Maksad-ı Aksâ adlı nasihat kitabını şerhetmiş ve ortaya güzel bir öğüt kitabı  koymuştur. Mensur olmakla birlikte içinde birçok manzum parça, vecize, şiir  vb. yer alan eser edebî yönden çok değerlidir. Bir şerh eserinden ziyade, telifî  bir tercüme özelliği gösteren eserde anlatılan konular sıkça meşhur beyitlerle  verilmiş ve böylece akıcı ve çekici bir üslup sağlanmıştır. Bu bildiride bu eser  edebî yönden analitik biçimde incelenip tanıtılacaktır.  ABSTRACT  Gazayi-i Bosnavi&#039;s the identifier is Ibn al-Hasan Dede Şa&#039;bân Bosnavî Gaza is  al-Yaycevî. He has found fame as a poet identity Gazai. In Bosna in Jajce  lived. Yaychi, Bosnia and Herzegovina is a settlement on the edge of the river  Vrbas. Gazayi-i Bosnavî, in 1613 in Kanice and its around been the kadi and  for the veterans of this place asked to write an advice book. However, he felt  the need to connect to a sheikh and Halveti sheikh entered to spiritual training  of Shaykh Hasan Efendi. Gazi was connected to this the sheikh; and Maksad-  Aqsa which was written by Aziz bin Muhammad Nasafi (d. 1300) announced  to be beneficial to the people. This work which was written as prose, many  poems, aphorism etc. contains and by literary aspects are very valuable. In this  paper will be examined and be introduced this work in analytical form, and  literary aspects will be assessed.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2712]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/570">
    <dcterms:title><![CDATA[SEZAİ KARAKOÇ’UN ŞİİRLERİNDE TOPRAK UNSURU]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Sezai Karakoç, 1950’lerden itibaren dȃhil olduğu şiir dünyamızda şairliği ve  mütefekkir kimliği ile kendine has bir yer edinmiştir. Karakoç’un diriliş  düşüncesi Allah’a inanma etrafında örgülenmiş ve Karakoç şiirini bu temel  üzerinde yükseltmiştir. Kelimeyi güçlü bir silah gibi kullanarak kurduğu  şiirlerinde her kelime ayrı bir öneme sahiptir. Bu bağlamda Karakoç’un şiirlerinde yer alan toprak ve toprakla ilgili  kelimeler belli bir dünya görüşünün ifadesidir. Sezai Karakoç’un şiirlerinde  tabiata ait unsurlara sıkça rastlamak mümkündür. Karakoç, yoğun bir şekilde  eleştirisini yaptığı modernizmin karşısına tabiîliği, tabiatla iç içe olma  durumunu koyar. Modernizmin karşısında yenilmiş, kendini ve aslını  kaybetmiş olan insan ancak tabiatla yeniden buluştuğu, onunla iç içe olduğu  zaman gerçek kimliğine geri dönebilecek ve olması gereken yerde  durabilecektir. Kȃinatı meydana getiren dört ana unsurdan biri olan toprak ise  Karakoç’un şiirine zaman zaman insanın aslını temsil eden bir öz yahut da  tabiîliğe ait bir unsur olarak doğal ortamdaki haliyle yansımıştır. Bu çalışmada  Sezai Karakoç’un şiirlerinde yer alan toprak unsuru incelenmiş ve şiirin iç  realitesi etrafında oluşturduğu anlam dünyası bakımından irdelenmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2677]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/569">
    <dcterms:title><![CDATA[KUZEYDOĞU BULGARİSTAN AĞIZLARINDA ŞİMDİKİ ZAMAN  EKİNİN VARYANTLARI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Kuzeydoğu Bulgaristan ağızları şu ana kadar fazla çalışılmayan bakir bir saha  olup bu konuda müracaat edilecek kaynak sayısı da yetersizdir.Şimdiki zaman  eki ise ağız bölgelerinin belirlenmesi hususunda kriter alınan konulardan  biridir. Ekin bu öneminin yanında Kuzeydoğu Bulgaristan ağızlarında  göstermiş olduğu çeşitlilik çalışma konumuzun belirlenmesini etkilemiştir.  Çalışmamızda, bahsedilen bölge ile ilgili yapılmış ağız çalışmalarından ve  kendi mülakat kayıtlarımızından faydalanılarak şimdiki zaman ekinin değişikşekilleri diğer ağız bölgeleriyle karşılaştırmalı olarak ortaya konulmaya  çalışılacaktır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2681]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description></rdf:RDF>
