<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
<rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/608">
    <dcterms:title><![CDATA[MEHMED REŞİD BOSNEVÎ VE DİVANI ÜZERİNE BİR İNCELEME]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Bosnalı bir şair olan Mehmed Reşid Bosnevi 17. yüzyılın sonları ile 18.  yüzyılın başlarında yaşamış mutasavvıf şairdir. Öğrenimine Bosna&#039;da başlayıp  ve daha sonra İstanbul&#039;da tamamlayan Mehmed Reşid Bosnevi’nin en önemli  eseri Divan’ıdır. Şiirlerini çoğunlukla Türkçe bir kısmını ise Farsça yazmıştır.  Bu çalışmamızda Bosna ve Bosna edebiyatı hakkında kısaca bilgi verildikten  sonra Reşid Bosnevi’nin hayatı ve Divan’ı tanıtılacaktır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2673]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/607">
    <dcterms:title><![CDATA[DOBRUCA TATAR TÜRKÇESİNDE HAYVAN ADLARIYLA  KURULMUŞ ATASÖZLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Asya’nın ortalarından gelip Dobruca’yı yurt tutan Tatar Türkleri,  beraberlerinde kültürlerini ve kültürlerinin yansıması dillerini de bu  coğrafyaya getirmiş ve kültürlerini ve dillerini burada geliştirip yaşatmaya  devam etmişlerdir. Tatar Türklerinin sözlüklerindeki her bir kelime onların  geçmişini aydınlatacak bir fener hükmünde olduğu gibi, onların çeşitli  mevzularda anlamı güçlendirmek, ifadeyi canlandırmak için kullandıkları  deyimler ve özellikle de atasözleri milletin geçirmiş olduğu safahatı gözler  önüne sermede yararlanılacak öncelikli kaynaklardan biridir. Bunlardan  hayvan isimleri ile kurulmuş atasözleri ise mazide milletin hayvanlar ile olan  münasebetini, milletin yaşantısını bunanla birlikte müşahede becerisini  yansıtması bakımından önemlidir. Daha da önemlisi bunların Tatar  Türklerinin çeşitli kavramlara karşılık bulmada soyutlama becerilerinin ne  denli olduğunu ortaya koymasıdır. Bu bildiride Dobruca Tatar Türklerinin  atasözleri taranarak elde edilen hayvan isimleriyle kurulmuş atasözleri ve  hayvan isimleri çeşitli açılardan değerlendirilecektir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2715]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/606">
    <dcterms:title><![CDATA[BORROWING AS A LINGUISTIC OUTCOME OF LANGUAGE  CONTACT ETYMOLOGY OF COLOUR TERMS IN TURKISH]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[There are universals in semantics of color in (probably) all languages (Berlin  and Kay 1969). However, semantics of color may show varieties from oneculture to another depending on factors such as, life-style, climate, history, and  socio-political circumstances. Languages in their turn carry traces of all  historical changes and socio-cultural development, resulted as a contact with  other cultures and languages. Semantics of color terms in Turkish, which this  paper explores, presents a wide variety of etymological development which  parallels the socio-cultural developments of that period, together with political  and demographic factors have led to the linguistic change. The radical changes  in the Turkish language mainly emerge after Turks come into contact with  other cultures and religions, the most significant among which, their  converting to Islam in 7th century. By 10th century, Turks have mainly  accepted Islamic culture and shaped their social lives according to Islamic  criteria. This significant change in its turn influenced the language, the main  source of literature. Taken into account the structural changes in Ottoman  Turkish, it can be observed that they appear as a result of contact with Islamic  culture and therefore with Arabic and Persian. This exploratory work  addresses only basic color terms in which the case of phonological changes  and borrowings in color etymology are traced from Proto-Turkic to Modern  Turkish period, paying special attention to language contact phenomenon and  its linguistic outcomes. In order to carry out this study, online edition of  Nişanyan Etymological Dictionary of Turkish Language has been used. Data  has been retrieved from online web site of the dictionary  (http://www.nisanyansozluk.com). By tracing the etymology of basic color  terms in Turkish: black, white, red, yellow, green and blue, it is attested that  four, out of six basic color words used in Modern Turkish today, have been  borrowed from Arabic or Persian. This can be explained as a case of cultural  diffusion and language contact of Turkish with those languages. Although  Turkish has been in the spin of change all throughout its history, most of the  changes took place starting from Middle Turkic period, and the highest  number of borrowings are incorporated during the Ottoman Turkish period.  Not only lexical features and vocabulary, but also structural and  morphological elements of other languages are adopted into Ottoman Turkish.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2683]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/605">
    <dcterms:title><![CDATA[NECAD İBRİŞİMOVİÇ’İN “KARABEY” VE MİZANCI MEHMET  MURAT’IN “TURFANDA MI YOKSA TURFA MI” ADLI  ROMANLARINDA “İNANÇ” TEMİ ÜZERİNE KARŞILAŞTIRMALI  BİR İNCELEME]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Doğu ve Batı dünyası arasında köprü vazifesi gören Saraybosna ve İstanbul  birçok farklı dinin birbirine temas ettiği iki nokta; kültürel zenginliklerle dolu,  ortak geçmişleri olan iki şehirdir. Aralarındaki ortaklığın tarihsel bir süreci paylaşmaktan başka cepheleri de vardır. İslâm inancı; bir zamanlar tek bir  devletin bayrağı altında bulunan; fakat artık ayrı sınırlar içerisindeki bu iki  şehrin yakınlığını artıran manevî bir güçtür. XIX. yüzyılın sonlarında yaşanan  ayrılığa karşı insanların birleştirici güç olarak daha sıkı tutunduğu İslâm  inancı, edebiyata da etki etmiş, Boşnak ve Türk edebiyatlarının o dönem  yazılmış ya da o dönemi işleyen tarihî romanlarında ortak bir tema olarak  yerini almıştır diyebiliriz. Bu çalışmada Boşnak edebiyatının ünlü  yazarlarından Necad İbrişimoviç’in XIX. yüzyıl sonlarındaki Saraybosna’yı  gözler önüne taşıdığı tarihî romanı Karabey ile Mizancı Mehmet Murat’ın  Turfanda Mı Yoksa Turfa Mı adlı, Osmanlı Devleti’nin son demlerinde  toplum yapısındaki değişme ve gelişmeleri İslâmî düzen etrafında takip ettiği  romanı, önce müstakil bir şekilde ele alınacak, daha sonra ise inanç teması  bağlamında karşılaştırılarak incelenecektir. İnceleme esnasında toplumbilim,  felsefe ve tarih alanlarından daha isabetli sonuçlar elde etmek adına  yararlanılacaktır. Edebî eserler hakkında yapılan her çalışma, mevcut eseri  daha iyi anlamak adına gerçekleştirilen bir çabadır. Bu çabaya ilave olarak  eserler vasıtasıyla Boşnak edebiyatı ile Türk edebiyatı arasında ayniyet teşkil  eden unsurları ortaya çıkarmak ve Saraybosna ile İstanbul şehirlerinin dinî,  kültürel zeminde buluşan yönlerine işaret edebilmek; böylelikle edebiyat  araştırmalarına katkı sağlamak ve kültürel temasları canlandırmak  amaçlanmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2674]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/604">
    <dcterms:title><![CDATA[BABUR-NÂME’DE KADINLA İLGİLİ SÖZ VARLIĞI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Türk dilinin tarihî söz varlığı içerisinde “kadın” kavramı, kadının tarihî  görünümü ve dil kültür değişim sürecini göstermesi açısından oldukça  önemlidir. Çeşitli adlandırmalar, benzetmeler-ilişkilendirmeler ve  ekleşmelerle oluşan &quot;kadın&quot;la ilgili söz varlığı Türk dilinin kavram  zenginliğini vurgulamasının yanı sıra sosyal bir statü göstergesi olarak kadının  o toplumdaki yerini, temsilini ve yaşantısını yansıtması açısından da ayrıca  önem taşımaktadır.  Bu bağlamda, Türk ve dünya tarihindeki hatırat türünün öncü ve en önemli  örneğini veren Babur’un (1483-1530) 16. yüzyılda kaleme aldığı Babur-nâme  adlı eserinde, “kadın”la ilgili söz varlığı tespit edilecektir. “Kadın”la ilgili  belirlenen kavramlar, tarihî süreç içerisinde kazandıkları anlamlarına göre  incelenerek sınfılandırılacaktır. Söz konusu kavramların -tespit edebildiğimiz  ölçüde- tarihî metinlerdeki kullanılışı ve çağdaş Türk dillerindeki uzantıları  ortaya konulacaktır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2689]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/603">
    <dcterms:title><![CDATA[SAİT FAİK ABASIYANIK’IN KÜÇÜREK (KISA) ÖYKÜSÜ “BEN VE  ONLAR”IN ROLAND BARTHES’İN S/Z ADLI ESERİNDE YER ALAN  “SEMANTİK KOD” BAKIMINDAN YENİDEN OKUMA DENEMESİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Öykü, kendine ait özellikleriyle, yeni yorumlara açık ve derin boşluklar  taşıyan bir anlatı türüdür. Bu çalışma, öykünün bu derin boşluklarında,  imgesel ve semantik unsurlarla satır aralarını yeniden okuma denemesidir. Bu  çalışmada Sait Faik Abasıyanık’ın “Ben ve Onlar” adlı kısa öyküsünün  taşıdığı anlam yükü, Roland Barthes’in S/Z adlı eserindeki beş koddan ( 1.  Deneyin Sesi ( Özgür seçim edimleri)EYL.2. Kişinin Sesi  (Anlambirimcikler)ANL. 3. Bilimin Sesi (Ekinsel düzgüler)GÖN. 4. Gerçeğin  Sesi (yorumlar)YOR. 5. Simgenin Sesi (Karşısav) SİM.), birisi olan “Kişinin  Sesi /Semantik Kod” bakımından yeniden okunmuştur. Değerlendirmede, Sait  Faik Abasıyanık’ın kısa öykülerinden biri olan “Ben ve Onlar”ı seçilmesinin  nedeni, dünya edebiyatında “short short story” veya “flash fiction” gibi  adlandırmalarla bilinen, Küçürek (kısa) öykü tarzında olmasıdır. Ramazan  Kaplan’a göre yüz sözcüğü geçmeyen bu anlatılar beş yüz sayfalık bir  romanda, anlatılmak isteneni birkaç tümceyle anlatır. Hızlı iletişim çağında,  her şeyin parçalanıp küçüldüğü, dost sohbetleriyle saatlerce süren sofraların  yerini, kısa sürede tüketilen Fast- Food’un alması, özlem sözcüklerinin  sayfalarca sürdüğü mektupların yerini ise birkaç harfe sıkıştırılarak yazılan  kısa mesajların aldığı, tüketim çağında yaşayan insanın, günün yirmi dört  saatinin bir dakikasına sığdırabileceği bu öyküler, çağın bir aynası gibidir.  Yoruma açık ve yananlam öğelerinin fazlasıyla bulunduğu bu öyküler,  “Semantik Kod” bakımından incelemeye değerdir. Metni temel olarak  yazınsal yapıttan ayıran, onu estetik bir ürün değil, anlam aktarıcı bir kılgı,  olarak gören Barthes, S/Z adlı eserinde, metni anlambirimlere ayırarak  incelemiştir. Bu çalışmada, Anlambilimin gönderme yaptığı yananlam veya  anlambirimcikler, Roland Barthes’in izlediği yöntem dâhilinde bir sözcük veya sözcükler dizisi ile belirtilip, ANL. kısaltmasıyla gösterilmiştir. Seçilen  öykü metninin çoğulluğu ise anlambirimciklerin çeşitli şekillerde  yorumlanmasına olanak sağlamıştır. Anlam derinliği olan bu öykülerde,  herkesin kendinden bir şeyler bulması mümkündür. Bu makalede, yaşam  mücadelesi içinde, ait olmadığı bir ortamdan çıkmaya çalışan bir aydının, içsel  mücadelesi açıklanmaya çalışılmıştır. Toplum yaşamından aile yaşamına  doğru perspektif bir yapıda aktarılan bu öykü çalışması, toplumsallıktan  bireyselliğe uzanan bir yolculuk niteliğindedir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2731]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/602">
    <dcterms:title><![CDATA[MUSTAFA KUTLU’NUN ZAFER YAHUT HİÇ HİKÂYESİNDE  ANLATIM TEKNİKLERİ VE TEMATİK UNSURLAR AÇISINDAN  BİR BAKIŞ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Yazı hayatına 1970’li yılların başında katılan Mustafa Kutlu, Türk  hikâyeciliğinde kendine özgü bir yere sahiptir. Kutlu, anlatımda geleneğe  yönelmiş, böylece de gelenekle modern hikâye tarzının sentezine ulaşarak,  yeni ve farklı bir hikâye tarzı geliştirmiştir. Bugün “yaşayan mektep” olarak  bilinen Kutlu’nun şimdiye kadar yirmi hikâye kitabı çıkmıştır. Bu hikâyeler  anlatım tarzı, şekil, muhteva bakımından gösterdikleri değişiklikler dikkate  alınarak araştırmacılar tarafından çeşitli biçimde dönemlere ayrılarak  incelenmiştir. Çalışmada bahsettiğimiz Zafer yahut Hiç hikâyesi, 2000  yılından itibaren Uzun Hikâye kitabıyla başlatılan son döneme girer. Dönemin  genel hususiyetlerini yansıtan hikâye, burada olay örgüsü, konular, kişiler,  zaman, mekân, bakış açısı ve anlatıcı bakımından incelemeye tabi tutulmuştur. ABSTRACT  Mustafa Kutlu, who has begun his creative activity in 1970 has got special  place in the Turkish story writing. He created new and different method of  narration in his story writing combining modern and traditional methods  altogether. Kutlu who has been known with his “Live School” published 20  story books. The stories had been studied by different researchers on the basis  of the method of narration, style and plot in different periods. Moreover the  classifications of his stories haven’t been differed greatly. The story of “Zafer  yahut Hiç” (“Victory or Nothing”) belongs to the book of “The Long Stories”  beginning from 2000 years. The story which reflected general feature of the  century has been analyzed from the view point of theme, character, time,  setting, view point.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2711]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/601">
    <dcterms:title><![CDATA[IRAK TUZHURMATU TÜRKMENLERİNDE TOY (DÜĞÜN) İLE  İLGİLİ ÖRF VE ADETLER]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Oğuzlardan devraldıkları örf, adet ve geleneklerini yaşatma gayreti içinde olan  Irak Türkleri, teknolojinin gelişmesi ile son çeyrek asırdır ister istemez şehir  ve kasabalarda kendi kültürlerini yaşatmada gözle görülür şekilde  yavaşlamışlardır. Araştırmalarımızda birçok hadisenin artık şehir ve  kasabalarda değil de köylerde yaşatılmaya gayret edildiğini tesbit ettik. Başta  Kerkük şehri olmak üzere, Tuzhurmatu, Tellafer, Altunköprü gibi şehirlerde  de az da olsa kültürel gevşeme kendini göstermektedir. Buna rağmen  kültürlerine saygıda kusur etmemiş, yaşatma azimlerini sürdürme çabası içine  girmişlerdir. Kültürü hayata tatbik etmede, birlikte yaşama mecburiyetinde  olan milletlerde kültür transferi de olmaktadır. Bunun en açık örneği Erbil  şehridir. Erbil’de nüfusun çoğunluğunu Kürtler teşkil ettiğinden dil, kültür  alışverişi çok yaşanmaktadır. Etkilenmenin daha az olduğu bazı şehir, kasaba  ve köyler de zamandan nasibini almıştır. Bu bağlamda bildirimizin kültürel  sıcaklığını koruma azmi içinde olan Tuzhurmatu kasabasının folklorik açıdan  ele aldığımız bu kısmını günümüzden yaklaşık 35 – 40 yıl gerisinde halkın  yaşadığı, uyguladığı şekliyle yansıtma gayreti içine girdik. Kız isteme, ev  kurma, evlenme, sünnet, çocuk isteme, hamilelik, çocuğa ad koyma, ölüm vs.  hayatın içinde ve hayata yön veren bunlar gibi dönüm noktalarını bu şehir baz  alınarak Irak Türkmenleri halk şiirleri örnekleriyle vermeye çalıştık.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2728]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/600">
    <dcterms:title><![CDATA[AZERBAYCANIN GEDEBEY YÖRESİNİN TÜRK MENŞELİ  ETNOTOPONİMLERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Malumdur ki, etnotoponimler halkın tarihini, etnogenezini, onun yayılma  areallarını öğrenmek açısından son derece büyük önem kesb edir.  Etnotoponimlerin müeyyen qrupu halqın teşekkülünde hansı kabile, tayfaların  iştirak etdiyini, bu prosesin özünün ne zaman baş verdiyini  müeyyenleşdirmeye imkan verir ve halkın tarih boyu yaşadığı ve yayıldığı  arazini müeyyenleşdirmek için tutarlı kaynakdır. Her bir yer adı ait olduğu  halkın dili, tarihi, etnoqrafiyası, dünya görüşleri, teşeklülû, etnogenetik yapısı,  medeniyeti gibi özellikier hakkında çokyönlü bilgi verir. Yer adları sadece  belirli bir yerin adını bildirmekle yanısıra, o yerlerde yaşayan halkın etnik  yapısı gibi çeşitli özellikleri de bildirmektedir. Türk dünyasının ayrılmaz bir  parçasi olan Azerbeycan insanların yerlesmiş olduklan en eski yerlerden  biridir. Azerbaycan&#039;ın tarihi geçmişi, cografi konumu ve halkların etnik  menşeyi hakkrnda bilgi veren yer adları (toponimler) zaman zaman  parçalanarak bir birinden ayrı kalmış Türk dünyasının büyük geçmisinin  ögrenilmesi için degerli bir kaynaktır. Azerbaycanda tarihin eski devirlerinden baslamış günümüze kadar korunmuş Türk menşeli yer adları mevcuttur. Tarihi  milattan öncelere ait bu yer adları eski yazılı kaynaklar ve folktor  arastrmalarında açık bir sekide ifade olunmuşdur.Azerbaycan türklerinin  etnogenezinde bir çok kadim türk kavimleri iştirak etmişler. Bu kavimlerin her  biri Azerbaycann arazisindeki toponimlerde adlarını koruya bilmişlerdir.  Azebaycanın Gedebey yöresi tarih boyunca birçok türk kavimlerinin göç  etdiyi arazilrden olmuştur. Bu kavimlerden Hun, Katak, Qarqar, Kıpçak ve b.  bölgenin etnotoponimlerinin formalaşmasında mühüm rolu olmuşdur.  Sunulan çalışmada Azerbaycan&#039;nın zengin tarihe malik olan arazilerinden  Gedebey yöresindeki yer adları incelenmiştir. Gedebey yöresi Azerbaycan  Türk köklerinin daha derin katlarını, ümumtürk tarihinin eski çağlarını  öyrenmek üçün misilsiz hazinedir. Makalede Azerbaycan&#039;nın Gedebey  yöresindeki mevcut olan bazı yer adları ve bu yerlere adlarını vermiş eski  Türk menşeli tayfalarla bağlı bilgiler verilmiş, türk halklarının soy kökünde  bulunan etnik tayfa ve kabile birlesmeleri ile bağlı tahliller aparılmıştır. Yer  adları ile ilgili yöre halkı arasında dolaşan efsane ve rivayetlerde eski türk  kültürünün izleri araştırılmış, zaman-zaman bu topraklara göç eden eski türk  tayfalarından söz edilmis, bazı yer adlarının menseyi hakkında bilgi  verilmiştir.    ETHNO TOPONYMS OF THE TURKISH ORIGIN OF GEDEBEY  REGION OF AZERBAIJAN  One of the oldest places where people settled is the Azerbaijan is an integral  part of the Turkish community. In Azerbaijan names of Turkish origin from  the ancient times of history has been preserved until today. Toponyms which  give information about Azerbaijani history, geographial position and origin of  people. It is known that the ethno toponyms assume extremely important for  studing history, ethnogenesis of nation. Some turkish communities took part in  the formation of the ethnogenesis of Azerbaijani turks They kept their names  in the toponyms of Azerbaijani ground. Gedebey region of Azerbaijan  throughout the history of Azerbaijan has been one of regions of the migration  of Turkish tribes. These tribes Huns, Kataks, Qarqars and etc. played an  important role in the formation of the ethnonymis of the region. In present  work investigated the land names of Gedebey region of Azerbaijan. Gedebey  region is the unique treasure for studing the ancient history of Azerbaijani. In the present article were given information about place names of Gedebey  region of Azerbaijan.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2630]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/599">
    <dcterms:title><![CDATA[XX YÜZYIL AZERBAYCAN EDEBİYATINDA TAHMİS TARZININ  ÜSTADI NOVBERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Yirminci yüzyılda, özellikle de eski Sovyetler döneminde Azerbaycan  edebiyatı yeni görevler üstlenmiş, şiire yeni konular gelmiş, birtakım klasik  şiir türlerinden vazgeçilmiştir. “Novberi” mahlasıyla şiirler yazan Kerbelayi  Gara Meşedi Suleyman oğlu Garayev böyle bir dönemde yaşayarak klasik  edebi geleneği yaşatmaya çalışan, Nevai ve Fuzuli şiirlerine tahmisler yazan  şairlerden olmuştur. O, 1885 yılında Şuşa&#039;da, tüccar ailesinde doğmuş,  eğitimini de burada almış, Arap, Fars ve Rus dillerini öğrenmiştir. 1920  yılında Azerbaycan&#039;da Sovyet hakimiyeti kuruluncaya kadar şair ticaretle  uğraşmış, İran, Suriye, İrak ve Suudi Arabistan&#039;a seyahat etmiştir. Novberi XX yüzyılın ilk yıllarında Fuzuli geleneklerinin takipçisi olarak tanınmış  kendisiyle hemfikir olan Aliağa Vahid, Ali Nazmi, Salman Mümtaz gibi  şahsiyetlerle defalarca görüşmüştür. Novberi Füzuli yaratıcılığına o kadar  hayran olmuş ki, şiirlerinden birinde kendisiyle aynı dönemde yaşamak, hatta  onun kalemi, mürekkebi olmak istediğini belirtmiştir. Fuzuli şiirlerine yazılan  tahmisler şairin yaratıcılığında önemli yer tutmaktadır. Onun Fuzuli&#039;nin “Ya  Rab”, “Gül”, “Beni”, “Aşk”, “Bak”, “Çare”, “Sabah” ve başka redifli  gazellerine yazdığı tahmisleri özellikle dikkat çekicidir Azerbaycan Milli  Bilimler Akademisi Elyazmaları Enstitüsü&#039;nde S-464 ve S-465 şifresile  Növberinin avtografı olan 2 ciltten oluşan tahmisler toplusu korunmaktadır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2628]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description></rdf:RDF>
