<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
<rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/2097">
    <dcterms:title><![CDATA[TANZİMATTAN SONRA BOSNA&#039;DA YAPILAN EDEBİ ÇEVİRİLER]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Bosna-Hersek&#039;in Fatih Sultan Mehmet tarafından 1463 tarihinden  fethedilmesinden itibaren 500 yıl boyunca Müslüman Türkler ve Boşnaklar  arasında çok sıkı bir dil ve kültür etkileşimi olmuştur. İstanbul&#039;a giderek  Arapça, Farsça ve Türkçe öğrenen aydınlar arasından Osmanlı Türkçesi&#039;yle yazan şairler çıkmış ve bu şairler divan meydana getirmişlerdir. Bu dönemde  metinler Türkçe aslından okunup anlaşıldığı için çeviri çalışmalarına pek fazla  rastlanmaz. Ancak Osmanlı Devleti&#039;nin bölgeden çekilmeye başladığı  19.yüzyıldan itibaren çeviri çalışmaları yapılmaya başlanmış ve bu çeviriler  günümüzde de devam etmektedir. Tanzimat&#039;tan itibaren başlayan bu çeviri  çalışmalarını ilk olarak Çatica, Başagiça, Avde Karabegoviça gibi isimler  Namık Kemal, Ziya Paşa,Tevfik Fikret, Muallim Naci gibi isimlerden çeviri  yaparak başlatmışlardır. Bu tercüme çalışmalarının edebiyat edebiyat teorisi,  edebi tenkit gibi açılardan Bosna edebiyatına katkıları olmuştur. Bu çalışmada  Tanzimat&#039;tan sonra Bosna&#039;da yapılan edebi çeviriler tesbit edilip bu çevirilerin  Bosna kültür ve edebiyatına katkıları incelenecektir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:date><![CDATA[2013]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1440]]></dcterms:extent>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1500">
    <dcterms:title><![CDATA[TARİHE SIR OLAN SIRRİ BABA HAZRETLERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Bosna hersek, Abdurrahman Sırri Baba Hazretleri, Nakşibendi tarikatı, Sırri Baba ilahileri, tasavvufi terimler.  ÖZET  Tarihler 1463’e geldiği zaman Bosna-Hersek büyük bir değişim evresine hazırlanmaktaydı. Zemini hazırlanmış olan Bosna-Hersek 1463 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından Bosna kısmı feth edildi. 1482 yılında ise fethin yarıda kalan Hersek kısmı, II. Sultan Bayezid tarafından feth edilerek Bosna-Hersek’in fethi tamanlanmştır. Fakat bu fetihler diğer fetihler den çok daha farklıdır. Çünkü bu topraklar 200 yıla aşkın tıpkı bir nazlı gelin edasıyla alınmıştı. Fatih Sultan Mehmet’in Bosna fethi gerçekleşmeden, 200 yıl önce giden Tarikat şeyhlerinin İslam anlayışıyla insanlara aşıladıkları karşılıksız hizmet ve hoşgörüleriyle halkın büyük çoğunluğu bu fethe hazırdı. Sarı Saltuk, Ayvaz Dede gibi bir çok Tarikat ehlilerin attıkları tohumların meyvelerinden biri de Sırri Baba Hazretleridir. Nakşibendi tarikat şeyhlerinden biri olan Abdurrahman Sırri Baba Hazretleri ‘nin mürşidi ona Sırları bilen anlamında ‘’Sırrı Baba’’ lakabını vermiştir. Bu lakabı ona veren Sırrı Baba’nın Mürşidi Şeyh Hüseyin Zukıc’tir. Mürşidinden almış olduğu feyizle,Sırrı Baba Oglavak’ta Nakşi Tekke’si kurar. Burada halkın dini boyutu dışında, fakirlere, yolculara ve yolda kalanlara tekkenin kapılarını açarak halka gösterdiği cömert ve samimi davranışlarıyla kısa sürede halkın gönüllerini fetheder. Aynı zamanda Osmanlı gelmeden tarikat şeyhlerimizin yapmış oldukları geleneğin, canlı tutulmasına ve gönüller de İslam şuurunun her yönden temsil boyutunu yaşayarak örnek olur. Sırri Baba Hazretleri, Oglavaktaki tekkesiyle sadece o bölgenin halkına değil Bosna Valisi Mehmet Vecihi paşa gibi bir çok devlet büyüklerinin gönüllerini feth ederek tekkeyi ziyarette bulunmuşlardır. Yazmış olduğu Arapça ve Osmanlıca ilahilerle insanların Allaha olan yakınlığının artmasına ve o zaman da insanlar arasındaki kardeşlik bağlarının kuvvetlenmesine vesile olur. Bu çalışmada, yöntem olarak Bosna Enstitüsü, Tarih Enstitüsü ve Gazi Hüsrev kütüphaneler taranıp, alan ve Sırri Baba hakkında bilgisi olan kişilerin görüşlerine başvuruldu. Bu çalışma da, Abdurrahman Sırrı Baba hazretlerin sırlarına ortak olmak, onu tanımak ve basılan Arapça ilahilerinin yanı sıra farklı mecmualarda olan bugüne kadar basılmamış, Osmalıca yazılan ilahilerini toplamak amaçlanmıştır. Sırrı Baba’nın İslam Tasavvuf anlayışını, elde edilen Osmanlıca ilahileriyle tahlil edilmeye çalışılır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2175]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1295">
    <dcterms:title><![CDATA[TARİHE TANIKLIK EDEN ROMAN: DRİNA’DA SON GÜN]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler Faik Baysal, Drina’da Son Gün, İkinci Dünya Savaşı, Yugoslavya Türkleri.  ÖZET  Türk romanının değişmez mekânı olan İstanbul’dan sonra, Milli Mücadele ve akabinde Cumhuriyetle birlikte başlayan değişim, Anadolu’yu da edebiyatımızın mekânı haline getirir. Ancak bununla yetinmeyen bazı yazarlar, yurt dışındaki Türklerin yaşadığı mekânları ve olayları da eserlerine taşırlar. Bu özellikteki yazarlardan biri de Faik Baysal’dır.  Bu çalışmanın amacı, Drina’da Son Gün adlı romanda, Baysal’ın İkinci Dünya Savaşı yıllarında Yugoslavya Türklerinin yaşadığı insanlık dramını ele alış tarzını tespit etmektir. Ayrıca tarihî gerçeklere bağlı kalarak yazılan bu romandan hareketle, barışın sağlanması hususunda neler yapmak gerektiğini sonraki nesillere aktarmaktır. İnsanın insana yaptığı korkunç işkenceyi ayrıntılı bir şekilde ele alan romanın tarihsel arka plânını irdelemek ve romanda savunulan insanî duygular üzerinde durmak da çalışmanın bir diğer amacıdır. Drina&#039;da Son Gün, sadece Baysal’ın yazarlığı açısından değil, Türk Edebiyatı için de şahıs kadrosu, olayların geçtiği mekânlar, dayandığı tarihsel gerçeklik ve roman boyunca değişik vesilelerle dile getirilen çözüm önerileri bakımından oldukça sıra dışı ve ilginç bir romandır. Yugoslavya göçmeni Rıza Selmanoviç’in (Yenerer) yaşamış olduğu bazı olaylara dayanan romanda, eski Yugoslavya Türklerinin İkinci Dünya Savaşı yıllarında yaşadığı sıkıntılar, giriştikleri varolma mücadelesi ve sonunda Türkiye&#039;ye göç etmeleri anlatılmaktadır.  Bu bağlamda çalışmamızda; İkinci Dünya Savaşı Yugoslavya’sında yaşanan insanlık dramına, savaşın mekâna nasıl yansıdığına, romanın tarihî gerçekliğine ve romanda ileri sürülen çözüm önerilerine sırasıyla değinilmiştir. Sonuç kısmında ise, çalışmamızın genel bir değerlendirmesi yapılmıştır. Savaş, savaşın nedenleri ve barış içinde birlikte yaşama şartları tespit edildikten sonra, Baysal’ın savaşa bakışı ile ilgili ulaşılan bilgiler ve çıkan sonuçlar, kendi değerlendirmelerimizle birleştirilmiştir]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2307]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/2385">
    <dcterms:title><![CDATA[TARİHİ SÜREÇTE TÜRK DİLİNİN YABANCI DİL OLARAK ÖĞRETİMİ-ÖĞRENİMİ ÇALIŞMALARI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Bu çalışmanın amacı, Türk dilinin tarihi süreçte yabancı dil olarak öğretim ve öğrenimi üzerine yapılan faaliyetleri, kaynakları anlaşılır bir şekilde açıklamaktır. Türk dilinin bilinen tarihinden günümüze kadar yabancı dil olarak öğretimi ve öğrenimi üzerine yapılan çalışmalar, sahalar, filologlar ve eserleri  araştırılmıştır. Ulaşılan kaynaklara dayanılarak tarihte Türk dilinin yabancılara öğretimi ve öğrenimi çalışmaları; Arap ve Farslara Türk dilinin öğretimi,  Rusya’da Türk dilinin öğretimi ve öğrenimi, Balkanlarda Türk dilinin öğretimi ve öğrenimi, Batıda Türk dilinin öğrenilmesi ve çağdaş Türk dili öğretimi şeklinde konu beş başlıkta toplanmış ve bu bağlamda incelenmiştir. Eskiden günümüze Türkçenin yabancı dil olarak da köklü ve güçlü bir dil olduğu bu çalışmada belgeleriyle anlatılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:date><![CDATA[2012-05-04]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[939]]></dcterms:extent>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1309">
    <dcterms:title><![CDATA[TARIK BUĞRA&#039;NIN KALEMİNDEN MEHMET AKİF]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Tarık Buğra, Mehmet Akif, ruh çözümlemesi.  ÖZET  Tarık Buğra&#039;nın &quot;Firavun İmanı&quot; adlı eserinde işlediği konular arasında Mehmet Akif ve Türk Millî Mücadelesi büyük yer tutmaktadır. Bu eser neredeyse bir &quot;Akif2İn ruh çözümlemesi&quot; çalışmasıdır. Akif belli bir süre bu dünyada yaşamış, sonra yok olup gitmiş bir canlı değil, ötelerin ötesinden gelip, ufukların ve çağların ötesini gören, hep yanımızda olan, bizi var kılan en kıymetli değerlerimizdendir. O tarihin en güzel milletinin en güzel fertlerinden idi. O, milletini, medeniyetini, dinini, peygamberini, Çanakkale’yi, Sakarya’yı, Millî Mücadele’yi, cemiyetini destanlaştıran, mısralaştıran ve ölmezleştiren bir ruhtu. Aynı zamanda mısralarını milletleştiren bir büyük abideydi. Öyle ki o bir büyük medeniyetin belki son temsilcisi ama yeni bir medeniyetin doğum sancılarıyla kıvranan binlerce, milyonlarca ervah-ı şühedanın söze dökülmüş, kelama ve kaleme gelmiş, mısra mısra harf -be- harf görüntüsü ve müjdecisi idi. Ne var ki tarihin her anında gördüğümüz iblis tabiatlılar, firavun imanlılar bunu hepimizden önce kavradılar ve bu ateşin insanı, bu volkan gibi kaynayan ve aziz milletinin mutluluğundan başka bir şey dert etmeyen “bülbül” şairini susturmak, yok saymak ve itibardan düşürmek istediler. İşte bu bildiride Akif’in şahsında bu büyük kavganın nasıl olduğunu, nasıl yaşandığı ele alınmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2308]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1792">
    <dcterms:title><![CDATA[Task Based Learning - New Challenge in Education]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Key words: task based learning, teacher, european framework, national curriculum, education  ABSTRACT  Task Based Learning is one of the approaches in the area of applied linguistics and second language teaching studies. There are still too little researches made about this approach. So far it is too frequently underlined the fact that a teacher is only a tutor in the class, that he has to be less possibly included in the process of learning and acquisition. That&#039;s a well known fact, but Task BAsed Learning brings a whole new perspective. The teacher is the one that uses his creativity and responsibility to control the ways in which the students learn some new lexical or grammatical units. Accept representing a new approach, it also puts a serie of new challenges before the whole education system. In this paperwork those new challenges will be presented and followed by some examples in the context of some european national curriculums, and, in the end, also in the context of the croatian education system. Common european framework for languages is one of the basic documents in which are listed the main challenges of this new approach. We shall see also in what way Croatia handles new teoretical and practical trends. So there will be also presented a Croatian national and educational standard as an attempt to create a certain guide for teachers that would provide them directions to design a teaching process with high quality. This paperwork brings a detailed teoretical review together with some particular examples from the national curriculums, and also it represents a good foundation for the future researches in order to improve the quality of education not only for Croatia, but in all the education systems around the world.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[IBU Publishing]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-03]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1795]]></dcterms:extent>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/354">
    <dcterms:title><![CDATA[TASK BASED LEARNING:A COMMUNICATIVE ALTERNATIVE FOR EFL TEACHERS AND LEARNERS]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[TBL is an approach that makes the task the basic unit for planning and teaching. It contrasts with approaches that are centred around grammar because it involves the specification not of a sequence of language items, but of a sequence of communicative tasks to be carried out in the target language. TBL aims to engage learners in real language use. This can be done by designing tasks which require learners to use the language for themselves. Tasks hold a central place both in current SLA research and in language pedagogy. Tasks serve to provide learners with a natural context for language use. As learners work to complete a task, they have opportunities to interact, which are thought to facilitate language acquisition. The difference between traditional approaches to teaching English, such as PPP, and TBL is that in TBL, the focus on language form comes at the end as the communication task is the central point to the framework. Therefore, a typical TBL lesson consists of ‘pre-task’, ‘task cycle’ and ‘language focus’ stages. This paper aims to explain the content of the stages, giving English language teachers some ideas about the kind of activities for each of them.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2015-12]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2964]]></dcterms:extent>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1930">
    <dcterms:title><![CDATA[Task-based Language Teaching( TBLT) in Chinese Higher Education: EFL Teachers’ Perceptions]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Key words:TBLT, EFL teachers, Chinese college  ABSTRACT  Very large numbers in English language classes in China present a challenge to language learners, teachers and policy makers. Nunan’s (2003) proposal that TBLT can be of particular relevance in the Asia-Pacific countries suggests that empirical studies in this area are necessary. This paper reports on an empirical study of the perceptions of Chinese teachers of English in higher education.  As the number of English learners in China has increased dramatically, it is not rare to have a college class with over 100 students especially since the expansion of college enrolment in 1999 (Wang&amp; Zhang, 2011). Nunan (2003) suggests that TBLT emerges as a central concept from a study of curriculum guidelines and syllabi in Asia-Pacific countries including Japan, Vietnam, China, Korea and Malaysia. The National Curriculum Syllabus for English Language Teaching in China, published in 2001, advocates the use of TBLT. But TBLT has not been sufficiently researched to be proven empirically in classroom practice in foreign language learning in higher education (Carless, 2004; Zhang, 2005). Research on curriculum innovation and implementation suggests that one of the causes of the discrepancy between theory and classroom practice may be teacher attitudes (Evdokia, 1996). Teachers are inclined to translate innovative ideas to conform with their own style of teaching (Wagner，1991).  This study investigates EFL teachers’ attitudes towards TBLT and assesses the current implementation of TBLT in Chinese colleges. The methodology is primarily qualitative and analysis is carried out via questionnaires and interviews. This paper reports on the research design and focuses in particular on the results of the study involving the interview and a questionnaire survey of teachers’ familiarity with the concept of TBLT, their use of this method, and the challenges it poses for their practice as English teachers.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[IBU Publishing]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-03]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2102]]></dcterms:extent>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1320">
    <dcterms:title><![CDATA[TATAR ( KAZAN) TÜRKÇESİ DEYİMLERİNDE “ARAP HARFLERİ”]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Arap alfabesi, Tatar (Kazan) Türkçesi, Türkiye Türkçesi, deyimler.  ÖZET  Türkler geçmişten günümüze Köktürk, Uygur, Arap, Kiril, Latin gibi pek çok alfabe kullanmışlardır. Bunlar içinde en uzun sürelisi ve en yaygını yaklaşık bin yıl boyunca tarihî ve bazı çağdaş Türk lehçelerinin yazımı için kullanılan Arap alfabesidir. Söz konusu alfabedeki harfler, Türkiye Türkçesinde olduğu gibi ( “elifi mertek sanmak”, “lâmı cimi yok”, “mimlemek” vb.) Tatar (Kazan) Türkçesinin söz varlığında da kullanılmaya devam etmektedir. Bu söz varlığı içerisinde yer alan deyimler, uzun yıllar birlikte yaşamış toplumların ortak kültür hazinelerinin, öte yandan zaman içinde oluşan farklılıkların ortaya çıkarılması açısından büyük öneme sahiptir. Bu çalışmamızda, Arap harflerinin Tatar (Kazan) Türkçesi deyimlerindeki varlığını incelenmiş Türkiye Türkçesindeki şekilleriyle karşılaştırma yapılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2039]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1765">
    <dcterms:title><![CDATA[TATAR ( KAZAN) TÜRKÇESİ DEYİMLERİNDE “ARAP HARFLERİ”]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Arap alfabesi, Tatar (Kazan) Türkçesi, Türkiye Türkçesi, deyimler.  ÖZET  Türkler geçmişten günümüze Köktürk, Uygur, Arap, Kiril, Latin gibi pek çok alfabe kullanmışlardır. Bunlar içinde en uzun sürelisi ve en yaygını yaklaşık bin yıl boyunca tarihî ve bazı çağdaş Türk lehçelerinin yazımı için kullanılan Arap alfabesidir. Söz konusu alfabedeki harfler, Türkiye Türkçesinde olduğu gibi ( “elifi mertek sanmak”, “lâmı cimi yok”, “mimlemek” vb.) Tatar (Kazan) Türkçesinin söz varlığında da kullanılmaya devam etmektedir. Bu söz varlığı içerisinde yer alan deyimler, uzun yıllar birlikte yaşamış toplumların ortak kültür hazinelerinin, öte yandan zaman içinde oluşan farklılıkların ortaya çıkarılması açısından büyük öneme sahiptir. Bu çalışmamızda, Arap harflerinin Tatar (Kazan) Türkçesi deyimlerindeki varlığını incelenmiş Türkiye Türkçesindeki şekilleriyle karşılaştırma yapılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[IBU Publishing]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-03]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1956]]></dcterms:extent>
</rdf:Description></rdf:RDF>
