<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
<rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1522">
    <dcterms:title><![CDATA[SEYAHATNAMELERİN ETNOGRAFİK METİN OLARAK ÇÖZÜMLENMESİ: EVLİYA ÇELEBİ’NİN ANTAKYASI VE GÜNÜMÜZE ARTAKANLAR]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Antakya, Evliya Çelebi, Antropoloji, Etnografi.  ÖZET  Antakya tarihi çok eski dönemlere dayanan, Akdeniz bölgesinin en doğu ucunda yer alan bir geçiş bölgesi kentidir. Tarihin her döneminden günümüze kadar birçok medeniyete ev sahipliği yapan bu kent, çok kültürlü yapısına günümüzde olduğu gibi Osmanlılar döneminde de yansıtmıştır. Ünlü Seyyah Evliya Çelebi’nin kaleminden aktardığı Osmanlı dönemi Antakya’sına ait notlar tarihi bilgi olmanın çok ötesinde etnografik metinler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle, seyyahın eseri tarihçiler, coğrafyacılar, arkeologlar ve tıpçılar açısından önemli olmakla birlikte, aynı zamanda da interdisipliner bir çalışma alanı olan antropologlar için toplumsal yapı, ekonomi, dinsel inanç, gelenek ve kültürün analizin de son derece önemli etnografik bir kaynaktır. Evliya Çelebi’nin zaman zaman abartılı anlatısı dışında, olayın içinde bizzat kendisinin bulunması, gittiği yerlerde yaşaması ve birebir gözlem yapabilmesi sonucu ortaya koyduğu veriler, dönem kent kimliğinin açıkça ortaya konulmasına ışık tutmaktadır. Toplum tarafından sözlü biçimde aktarılan kendi dönemine ait olmayan olayları yazılı hale getirerek dönemin toplumsal belleği üzerine verileri aktarmaktadır. Bu doğrultuda bu bildiride, Evliya Çelebi’nin gözünden o dönem Antakya’sına ilişkin, mimari, kültürel, coğrafik, dini, sanatsal ve ekonomik gözlemlerini ele aldığı seyahatnamesinde ki yazılı veriler etnografik açıdan yeniden yorumlanmış, günümüz Antakya’sın da o dönemden artakalanlar ortaya konulmuştur.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2172]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1510">
    <dcterms:title><![CDATA[ŞEYH GÂLİB’İN ‘‘DÜŞTÜ’’ REDİFLİ GAZELİNİN ŞERHİ VE  ￼YAPISALCILIK AÇISINDAN İNCELENMESİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Şeyh Gālib, Gazel, Şerh, Yapısalcılık. ÖZET  Bu çalışmanın alanını, XVII. yüzyıl Klâsik Türk şairlerinden ve Sebk-i Hindî’nin en önemli temsilcilerinden Şehy Gālib’in “düştü” redifli gazelinin, öncelikle klâsik şerh metodu ile ardından da yapısalcılık açısından incelenmesi oluşturmuştur. Öncelikle dilbilim ve yapısalcılık hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra Şehy Gālib’in gazeli şekil, anlam olarak açıklanmış ve yapısal özellikleri gösterilmiştir. Şeyh Gâlip’in incelediğimiz gazeli, şiirindeki ses, söz ve anlam öğelerinin nasıl bir denge içerisinde uyuştuğunu gösteren en güzel örneklerinden biridir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2246]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1508">
    <dcterms:title><![CDATA[ŞEYH GALİP’İN ‘‘HASRETİZ’’ REDİFLİ GAZELİNİN ŞERHİ VE YAPISAL AÇIDAN İNCELENMESİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Divan şiiri, gazel şerhi, Şeyh Galib, Sebk-i Hindi, yapısal açıdan inceleme. ÖZET  Bu çalışmada, 18. yüzyılın önemli divan şairlerinden Şeyh Galib’in ‘‘ hasretiz’’ redifli gazeli, klasik şerh yöntemiyle ve ardından da yapısal açıdan incelenmektedir. Günümüzde divan edebiyatının ve divan şiirinin dili toplum tarafından anlaşılamamaktadır. Bu durum divan şiirinin açıklanma zorunluluğunu gerekli kılmaktadır. Şeyh Galib’in dili, kullandığı kelimeler, mazmunlar, terkip ve tamlamalar şiirin günümüz insanları arasında anlaşılmasını engellemektedir. Bunun yanında Şeyh Galib divan edebiyatında sebk-i hindi ekolünün en önemli temsilcisidir. Bu açıdan da şiirleri şerhe muhtaçtır. Yine son zamanlarda yapılan şerhleri de incelediğimizde Şeyh Galib’in yazdığı divan şiiri türleri adına yeterince şerh çalışması yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu çalışmada hasretiz redifli gazel; anlam, şekil ve yapısal açıdan incelenmektedir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2248]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1451">
    <dcterms:title><![CDATA[SEZAİ KARAKOÇ ŞİİRİNDE “AŞKIN OKUNMAZ KIYILARI”]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Sezai Karakoç, İkinci Yeni, aşk, cinsellik, kadın.  ÖZET  Osmanlı Türk mesnevisinin poetikasını oluşturmaya yönelik deneme niteliği taşıyan Victoria Rowe Holbrook’un “Aşkın Okunmaz Kıyıları” adlı eseri, Şeyh Galib’in “Hüsn ü Aşk” mesnevisi üzerinden Cumhuriyet Türkiye’siyle birlikte görmezlikten gelinen, yok sayılan bir duyarlılığın da izlerini sürer. Çağdaşı şairlerin kadını ısrarla meta durumuna düşürüp cinsel bir obje niteliği içerisinde algılatma çabalarına karşılık Karakoç da, “Mona Rosa” şiirinden itibaren çok uzaklardan bize aşina gelen ancak dillendiremediğimiz, eski mesnevilerden kalma bir aşk anlayışı ve tasavvurunu şiirlerinde anlatmaya başlar. Nitekim Karakoç, klasik edebiyatımızın çok meşhur mesnevilerinden birisi olan Leyla İle Mecnun’u çağdaş bir yorumla yeniden yazmıştır. Bu çalışmada, Karakoç’un aşk anlayışı ve kadını ele alış biçimş şiirlerindeki örneklerle belirlernirken; şairin düzyazılarındaki örnek metinler aracılığıyla ilgili konu üzerinden İkinci Yeni şairlerine yönelttiği tenkitleri de dikkatlere sunulmuştur.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2302]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1375">
    <dcterms:title><![CDATA[SEZAİ KARAKOÇ’UN EĞİTİME BAKIŞI: 2 ÜNİVERSİTE]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar kelimeler: Eğitim, eğitim kurumları, edebiyat, edebiyat eğitimi.  ÖZET  Sezai Karakoç, Cumhuriyet döneminde yetişmiş hem şair, hem düşünürlerimizden biridir. Onun şiir kitaplarının yanında deneme, eleştirme ve düşünce yazıları da vardır. Bu tür yazılarında din, dil, edebiyat, sanat, Doğu, Batı, birey, aile, toplum, devlet, kültür ve medeniyet gibi pek çok konunun yanında, eğitim ve öğretim gibi toplumu doğrudan doğruya ilgilendiren kavramları da ele almıştır. Onun ayırıcı özelliği, bu kavramlara ve eğitim kurumlarına gelenekten gelen birikimle yerli ve çağdaş bir açıdan bakabilmesidir. Sezai Karakoç’un eğitim anlayışının temelinde eğitimin “hedefli bir uğraş alanı” olduğu düşüncesi vardır. Onun eğitime dair düşüncelerinin metinlere dayalı olarak tespit edilmesi, hem onun sanatının daha yakından tanınmasına, hem ülkemizde hâlâ sürmekte olan edebiyat eğitimi arayışlarına bir ışık tutulmuştur. Bu çalışmada eğitim sistemimizin daha ziyade üniversite dönemine dair düşünceleri üzerinde durulmuştur.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2303]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/570">
    <dcterms:title><![CDATA[SEZAİ KARAKOÇ’UN ŞİİRLERİNDE TOPRAK UNSURU]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Sezai Karakoç, 1950’lerden itibaren dȃhil olduğu şiir dünyamızda şairliği ve  mütefekkir kimliği ile kendine has bir yer edinmiştir. Karakoç’un diriliş  düşüncesi Allah’a inanma etrafında örgülenmiş ve Karakoç şiirini bu temel  üzerinde yükseltmiştir. Kelimeyi güçlü bir silah gibi kullanarak kurduğu  şiirlerinde her kelime ayrı bir öneme sahiptir. Bu bağlamda Karakoç’un şiirlerinde yer alan toprak ve toprakla ilgili  kelimeler belli bir dünya görüşünün ifadesidir. Sezai Karakoç’un şiirlerinde  tabiata ait unsurlara sıkça rastlamak mümkündür. Karakoç, yoğun bir şekilde  eleştirisini yaptığı modernizmin karşısına tabiîliği, tabiatla iç içe olma  durumunu koyar. Modernizmin karşısında yenilmiş, kendini ve aslını  kaybetmiş olan insan ancak tabiatla yeniden buluştuğu, onunla iç içe olduğu  zaman gerçek kimliğine geri dönebilecek ve olması gereken yerde  durabilecektir. Kȃinatı meydana getiren dört ana unsurdan biri olan toprak ise  Karakoç’un şiirine zaman zaman insanın aslını temsil eden bir öz yahut da  tabiîliğe ait bir unsur olarak doğal ortamdaki haliyle yansımıştır. Bu çalışmada  Sezai Karakoç’un şiirlerinde yer alan toprak unsuru incelenmiş ve şiirin iç  realitesi etrafında oluşturduğu anlam dünyası bakımından irdelenmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2677]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1461">
    <dcterms:title><![CDATA[SEZAİ KARAKOÇ’UN YAZ ŞİİRİNDE MİLLET ANLAYIŞI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Sezai Karakoç, Millet, Osmanlı Devleti, Yaz, Diriliş.  ÖZET  Sezai Karakoç, 1950&#039;den itibaren Türk şiirine dâhil olan modern Türk şiirinin öncü şairlerinden biridir. Ancak o sadece şairliğiyle değil entelektüel kimliğiyle ve kurduğu Diriliş Düşüncesiyle de Türk düşünce tarihi içerisinde önemli bir yere sahiptir. Toplum yaşamının her safhasına ait bir düşüncesi olan ve bir medeniyet tasavvuru geliştiren Karakoç, milleti aynı ideale sahip insanların meydana getirdiği bir toplum olarak tanımlar. Her millet mevsimsel bir döngü içerisinde varlığını devam ettirir ve bazen kış bazen de yaz yaşar. Ona göre Türk milleti bin yıldan beri varlığını devam ettiren bir millettir ve Osmanlı Dönemi bu milletin &#039;yaz mevsimi&#039;ni ifade etmektedir. Milletin üzerinden şu an içinde bulunulan kış örtüsü kaldırıldığında ise &#039;diriliş&#039; gerçekleşecek ve yeniden bir yaz mevsimi yaşanacaktır. Buradan hareketle bu çalışmada Sezai Karakoç&#039;un &#039;Yaz&#039; isimli şiiri onun millet anlayışı bağlamında ve sembolik şiir dili irdelenerek incelenmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2304]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/2082">
    <dcterms:title><![CDATA[SEZAİ KARAKOÇ’UN YAZ ŞİİRİNDE MİLLET ANLAYIŞI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Sezai Karakoç, has been one of the leading poets of the modern Turkish poetry  since 1950. However, he is not only a poet with his intellectual identity but  also the idea of resurrection has an important place in the history of the  Turkish thought. Karakoç has an idea for every aspect of community life and  he has developed the convention of civilization. Also he describes the nation as  community of people with the same ideals. Every nation keeps its existence in  a seasonal cycle, and sometimes lives in the winter and sometimes in the  summer. According to him, the Turkish nation is a nation that has survived  for a thousand year; Ottoman period refers to season of the summer of this  nation. And if we take off the winter cover from nation, resurrection will take  place and summer will come back again.  Thus, In this study, Sezai Karakoç`s poem”summer” will be examined from  the aspect of his nation understanding and symbolic language of poetry.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:date><![CDATA[2013]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1438]]></dcterms:extent>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/2978">
    <dcterms:title><![CDATA[Shakespeare – New Dimensions – Way of Life]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[In this article I will be dealing with Shakespeare’s work and lifestyle he has created, the  connection of Shakespeare and modern world in any sense! Shakespeare’s protagonists, his messages, links  with Islam, his place of nowhere, the role model he has become; interference with purpose or without it on a  daily basis. I will try to show, through his famous characters like Hamlet and King Lear, how Shakespeare  reconciled all ideologies of this earthly world and created one new/old ‘religion’ – Ardonic state of mind.  To write on such topic requires personal aspect as well as professional approach, even though these two can  not be strictly separated in my work.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:date><![CDATA[2010-06]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[724]]></dcterms:extent>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/2475">
    <dcterms:title><![CDATA[Shakespeare between Interculturalism and Cultural Imperialism]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Shakespeare is a most active participant in so-called intercultural theatre. This essay tries to determine the position of Shakespeare in intercultural discussions which consist of the two important issues: cultural equality and authenticity. Most of intercultural Shakespeare productions include non-western cultural elements which are employed merely to decorate the framework of Shakespearean plot, character and theme. While intercultural approaches to Shakespeare produce cultural equality they also lose Shakespearean authenticity.    However, there are so many intercultural Shakespeare productions in which the use of  Shakespeare makes certain the delivery of universal themes. But, the main structure underneath Shakespeare ``universality`` is global capitalism which creates the illusion of universal Shakespeare in the form of international theatre festivals. The use of Shakespeare gives those international productions a quality of high art and makes certain easy circulation in the countries that are under Western influence. That is why productions announce themselves in public as Shakespearean and intercultural, creating an illusion of utopian cultural pluralism. But, a close analysis of intercultural Shakespeare only reveals the liaison between interculturalism and cultural imperialism.  ]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:date><![CDATA[2012-05]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1016]]></dcterms:extent>
</rdf:Description></rdf:RDF>
