<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
<rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1311">
    <dcterms:title><![CDATA[CUMHURİYET’İN İLK YILLARINDA TÜRKİYE’DE YENİ DİL VE KÜLTÜR SİYASETİNİN OLUŞMASI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Alfabe, Dil, Kültür.  ÖZET  Cumhuriyetin ilanı’nın ardından 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile değişik niteliklerde öğretim yapan bütün eğitim kurumları yeni sisteme göre yeniden düzenlenmiştir. 1920–1928 yılları arası Türk inkılâbının sosyal ve kültürel olarak yeni, dil inkılâbının da hazırlık dönemi olarak görülmüştür. Ülkede yenileşme çalışmaları devam ederken bunlardan en önemlilerinden bir tanesi olarak görülen harf devriminin gerçekleştirilmesi için Mustafa Necati’nin Maarif Teşkilatı’na Dair Kanun’un maddeleri görüşülürken, ‘Dil Heyeti’ adını taşıyan bir kurulun oluşturulması kararlaştırılmıştır. Dil Heyetince bu konuda yapılacak hazırlıkların harf inkılâbının gerçekleşmesinde işlerin kolaylaştırılmasının devletin genel siyasetine uygun düşeceği belirtilmektedir. Mustafa Kemal Atatürk’ün de yakından takip ettiği Dil Heyetinin çalışmaları sonucunda Latin Harflerinin kabulü gerçekleşmiştir. Hızlı bir biçimde dil alanında dönüşümün yaşandığı bu dönemde Türk tarih tezinin; Osmanlıcılık, İslamcılık ve Turancılık akımları karşısında Türk milliyetçiliğinin resmi ideolojisi olarak benimsenmesi şeklinde ortaya çıkması, dil alanında yapılan tartışmalara önemli boyut getirmiştir. Kültür inkılâbının birer parçası olarak görülen dil meselesi kültür politikasının yukarıdan ve tedrici olarak uygulanmaya geçmesinin dönemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tavır ve hareketi Dil Kurultayları ve Türk Dil Kurumu çalışmaları ile , &quot;Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek&quot; olarak tespit edilmiştir. 26 Eylül–5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı&#039;nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun &quot;Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın&quot; adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. Atatürk&#039;ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de kültür politikasının oluşturulmasında önemli adımlar atılmıştır. Sonuç olarak konu ile ilgili bildiride esas teşkil eden; ‘Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Türkiye’de Yeni Dil ve Kültür Siyasetinin Oluşması’ konusunda yapılan faaliyetler arşiv belgeleri ışığında ortaya konulmaya çalışılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2318]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1310">
    <dcterms:title><![CDATA[TANZİMAT ROMANLARINDA KADIN ve EĞİTİM]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Tanzimat, Kadın, Eğitim.  ÖZET  Tanzimat dönemi romanlarında yazarlar, eğitim kavramını sistemli bir biçimde ele almışlar; roman kurgularını da bu sistem dâhilinde geliştirmişlerdir. Ele aldıkları konuların farklılığı, kahramanların çeşitliliği, hatta üsluplarındaki keskin ayrılıklar; romanların ortak paydalarda buluşan eğitim sistematiğini etkilememiştir. Romanların genelinde kahramanların öğretim süreci aktif bir eylem olarak detaylandırılmazken; erkeğin kadını eğitme süreci ayrıntılı olarak aktarılmıştır. Erkek kahramanlar; kadınların eğitiminin her aşamasına hâkimdirler ve onların, kendi kontrolleri dışında gerçekleşmesi muhtemel eğitim alma sürecini engellerler. Kadın kahramanların okuma yazma öğrenmeleri, dil bilmeleri, müzik aleti çalıp şarkı ve şiir bilgisine vakıf olmaları; kendilerine fayda sağlamaktan çok babalarına, eşlerine, kendilerini himaye eden erkeklere layık olmalarına; onları mutlu etmelerine yöneliktir. Bu bağlamda Tanzimat romanlarında kadın ve erkek kahramanların ilişkilerinin başlangıç, gelişme ya da bitiş aşamalarının etkin bir öğrenme/öğretme eylemi üzerinden aktarıldığı gözlenmektedir. Şemseddin Sami’nin “Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat” adlı romanında, Talat ve Fitnat’ı buluşturan yegâne amaç, okuma yazma öğretme/öğrenme eylemidir. Ahmet Mithat’ın “Felatun Bey ve Rakım Efendi” romanın kahramanı Rakım, dostluk kuracağı İngiliz aileyle kızlarına ders verme gayesiyle tanışır; cariyesi Canan’la bilakis ilgilenmesinin esas nedeni ise ona gerekli tahsil ve terbiyeyi vermek isteyişindendir. Namık Kemal’in “Cezmi” adlı romanın kahramanı Cezmi, kendisine eş olması uygun görülen Ayşe’yi eğitme görevini üstlenmiştir. Samipaşazade Sezai’nin “Sergüzeşt” romanında ise ana karakter Dilber, esaret günlerinin tek mutlu anlarını okulda geçirdiğini vurgulamış, aralarındaki sınıf farkını gözetemeyip evin oğlu Celal’e umutsuzca âşık olduğunda ise yaşamını okuduğu “Pol ve Virjini” romanına uyarlayarak sonlandırmıştır. Benzer bir şekilde Nabizade Nazım’ın romana da ismini veren kahramanı Zehra; kendisini terkeden kocasından intikam alma yöntemlerini, defalarca okuduğu “Monte Kristo Kontu”ndan ilham alarak kendi yaşamına uyarlamıştır. Bu çalışmada, seçilen Tanzimat romanlarının kadın kahramanlar üzerinden toplumbilimsel yaklaşımla yapılmış içerik çözümlemeleriyle, eğitim temasının gerçek yaşamdan romana yansıyan sistematiği ortaya konulmuş; öncelikli amaçları halkı eğitmek olan Tanzimat yazarlarının kadın eğitimine bakış açıları, dönemin kadın gerçekliğine de ayna tutulmuştur.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2306]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1309">
    <dcterms:title><![CDATA[TARIK BUĞRA&#039;NIN KALEMİNDEN MEHMET AKİF]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Tarık Buğra, Mehmet Akif, ruh çözümlemesi.  ÖZET  Tarık Buğra&#039;nın &quot;Firavun İmanı&quot; adlı eserinde işlediği konular arasında Mehmet Akif ve Türk Millî Mücadelesi büyük yer tutmaktadır. Bu eser neredeyse bir &quot;Akif2İn ruh çözümlemesi&quot; çalışmasıdır. Akif belli bir süre bu dünyada yaşamış, sonra yok olup gitmiş bir canlı değil, ötelerin ötesinden gelip, ufukların ve çağların ötesini gören, hep yanımızda olan, bizi var kılan en kıymetli değerlerimizdendir. O tarihin en güzel milletinin en güzel fertlerinden idi. O, milletini, medeniyetini, dinini, peygamberini, Çanakkale’yi, Sakarya’yı, Millî Mücadele’yi, cemiyetini destanlaştıran, mısralaştıran ve ölmezleştiren bir ruhtu. Aynı zamanda mısralarını milletleştiren bir büyük abideydi. Öyle ki o bir büyük medeniyetin belki son temsilcisi ama yeni bir medeniyetin doğum sancılarıyla kıvranan binlerce, milyonlarca ervah-ı şühedanın söze dökülmüş, kelama ve kaleme gelmiş, mısra mısra harf -be- harf görüntüsü ve müjdecisi idi. Ne var ki tarihin her anında gördüğümüz iblis tabiatlılar, firavun imanlılar bunu hepimizden önce kavradılar ve bu ateşin insanı, bu volkan gibi kaynayan ve aziz milletinin mutluluğundan başka bir şey dert etmeyen “bülbül” şairini susturmak, yok saymak ve itibardan düşürmek istediler. İşte bu bildiride Akif’in şahsında bu büyük kavganın nasıl olduğunu, nasıl yaşandığı ele alınmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2308]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1308">
    <dcterms:title><![CDATA[KADIN EDEBİYATI ÇALIŞMALARINA BİR KAYNAK OLARAK NEVSAL-İ MİLLÎ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Nevsal-i Millî, Edebiyat Yıllığı, Kadın Edebiyatı, Yeni Türk Edebiyatı Tarihi.  ÖZET  Nevsal-i Millî 1330-1914 yılında tek cilt hâlinde yayımlanmış bir yıllıktır. Altmış kadar şahsiyet hakkında malumat bulunmaktadır. Tanzimat sonrası edebiyat tarihi çalışmaları içinde önemli bir kaynak olan eser, yaşayan şair ve yazarların kısa hayat hikâyelerinin yanında el yazılarından ve eserlerinden örnekler barındırmaktadır. Bunlarla beraber, Türk edebiyat tarihinin görevini kolaylaştırmak gibi bir iddia da taşıyan yıllık, çıktığı dönemde büyük ilgi görür. Sadece edebiyat tarihi için değil siyasî ve toplumsal tarih için de önemli belgelere sahip olan Nevsal-i Millî’de yeni Meclis-i Mebûsan üyelerinin resimlerine ve gazete ve dergilerin alfabetik sıraya göre tanıtıldığı “Matbuatımız” bölümüne yer verilmektedir. Bu çalışmada, Nevsal-i Millî’nin kadın edebiyatı çalışmalarına hangi açılardan kaynaklık edebileceği ele alınmıştır. Bu yapılırken kadın edebiyatı kavramı, Türkiye’de kadın edebiyatı çalışmaları ve eserde adı geçen kadın edebiyatçıların edebî şahsiyetleri ve eserleri tetkik edilecektir. Bilindiği üzere kadın edebiyatı çalışmaları Türk edebiyatında da önemli bir hacme ulaşmıştır. Hem teorik okumalar hem de monografi çalışmaları ardıardına üniversitelerin çalışmalarına girmekte, kimi üniversitelerde kadın edebiyatı araştırmalarına dâir birimler kurulmaktadır. Burada, bu çalışmalardan da söz açılmıştır. Bunun öncesinde dönemin yaygın bir yayın faaliyeti olan nevsal ve salname geleneğinden örneklere yer verilmiştir. Günümüz edebiyat araştırmalarında teori çalışmalarının daha ön plana alındığı bilinmektedir. Burada, hem teorik çalışmaları (Kadın Edebiyatı) hem de edebiyat tarihçiliği bir arada ele alma yolu takip edilmiştir. Bildiride söz konusu edilecek kadın edebiyatçılardan Nigâr Hanım’ı Yahya Kemal; İhsan Raif’i Rıza Tevfik’in kaleme almış olması Nevsal-i Millî’nin değerini artırmaktadır. Bu isimlerin yanısıra Yaşar Nezihe Hanım, Belkıs Şevket Hanım, Gülistan İsmet, Emine Semiye, Halide Edib eserde yer alan kadın yazarlarımızdır. Cenab Şehabeddin’in “Kadınlarımıza Dair”, Ahmed Refik’in “Osmanlı Tarihinde Kadınlar”, Müfid Ratib’in “Şekspir’in Kadınları”, Ruşen Zeki’nin “Bizde Hareket-i Nisvan” makaleleri çalışma içerisinde ele alınmıştır. Burada adı geçen kadın sanatçılardan alınan örnek metin ve şiirler de Latinize edilmiş olarak sunulmuştur.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2323]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1307">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRKİYE’DE HALKEVLERİ’NİN KÜLTÜREL POLİTİKASI VE FAALİYETLERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Türkiye, Halkevleri, Kültürel Politika.  ÖZET  Türkiye’de, Halkevleri’nin açılmasında amaçlanan kültürel politika ve faaliyetler, cumhuriyet Türkiyesi açısından önemli bir adım olmuştur. Avrupa’da ve Osmanlı Devleti’ne bağlı topraklarda milliyetçilik ideali giderek yükselmişti. Osmanlı Türkleri arasında da Türk halkının kültürel birliğini ortaya koymak ve uygarlıkta ilerlemesini sağlamak düşüncesiyle, 25 Mart 1912’de, İstanbul’da ve yurt genelinde Türk Ocakları şubeleri açıldı. Cumhuriyetin ilanından Halkevleri’nin kurulduğu 1932’ye kadar geçen dönemde; Türk Ocakları’nın aşırı milliyetçi tutumu rahatsızlık vermiş, rejimi değiştirmeyi amaçlayan ve Türkiye’nin bütünlüğünü tehlikeye düşürebilecek bir takım siyasi gelişmeler yaşanmıştı. Serbest Cumhuriyet Fırka (SCF)’nın kuruluşunu takiben, iktidar adayı bir siyasi parti haline geldiği o günlerde, Cumhuriyet Halk Fırkası (CHF)’nın kültür faaliyetlerini yürüten ve CHF yönetimiyle uyuşmazlığa düşen Türk Ocakları kapatılmıştır. Bu arada CHF yönetimi, o zamana kadar kültürel alandaki inkılâpların gereken etkiyi sağlayamadığını görmüş; Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik ve Laiklik konuları başta olmak üzere, inkılâpların halka benimsetilmesi, halkın eğitilmesi amacıyla, 19 Şubat 1932’de, ilk olarak 14 ilde Halkevleri kurulmuştur. Halkevleri kurulmasında temel amaç; Toplumsal dönüşümü sağlamak, önceki sosyal yapıdan farklı olarak dil, din ve ırk ayrımı gözetmeksizin, soyut bir halk kavramı gütmek, toplumsal entegrasyonu oluşturmak hedefidir. Böylece, kültürel faaliyetler devlet kontrolü altında yürütülecekti. Bu düşünceyle; Halkevleri yöneticileri, Kültür, Dil ve Edebiyat, Güzel Sanatlar, Halk Dershaneleri ve Kurslar, Temsil (Tiyatro), Tarih ve Müze, Sosyal Yardım, Kütüphane ve Yayın, Spor ve Folklor gibi kollar oluşturmuş, çalışmalar yürütmüşlerdi. Yazıda, bu kültürel faaliyetlerin nasıl yürütüldüğü ve ulaşılan sonuçlara yer verilmiştir. Yararlanılacak kaynaklar; TBMM Arşivi, dönemin Gazete ve Dergileri, Halkevleri’nin yayınları ve bu konudaki bilimsel kitap ve makalelerdir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2310]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1306">
    <dcterms:title><![CDATA[ÇİNCEDEN ESKİ UYGURCAYA TERCÜME EDİLEN METİNLERDEKİ PROBLEMLER ÜZERİNE]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Uygurca, Budist Türk Edebiyatı, Tercüme.  ÖZET  Budist Türk edebiyatının en temel özelliklerinden biri, bu edebiyatın bir tercüme edebiyatı olmasıdır. Tercümeler, Hint dillerinden (Sanskritçe, Prākritçe), Toharcadan ve daha ziyade de Çinceden yapılmıştır. Bildirimizde, Çinceden tercüme edilen metinler ele alınmış ve Uygur mütercimlerin, eserleri nasıl tercüme ettikleri ve karşılaştıkları problemler incelenmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2319]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1305">
    <dcterms:title><![CDATA[CEYHUN ATUF KANSU ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Ceyhun Atuf Kansu, Kansu’nun şiirleri, nesirleri.  ÖZET  Bu çalışmada Ceyhun Atuf Kansu’nun hayatı, edebi şahsiyeti, eserleri ve Türk Edebiyatına katkısı incelenmiştir. Ceyhun Atuf Kansu’nun gerek kişiliği gerekse edebi yönü hakkında pek fazla çalışma yapılmamıştır. Bu sebeple Kansu’nun eserlerinden yola çıkılarak onun kişiliği, edebi anlayışı, eserlerindeki konular gün yüzüne çıkarılmaya çalışılmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kısaca Kansu’nun hayatı anlatılmıştır. İkinci bölümde edebi şahsiyeti, edebiyata, şiire bakış açısı incelenmiştir. Kansu’ya göre aydının, şairin nasıl olması gerektiği konusu üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde de eserleri iki başlık altında incelenmiştir. Çalışma henüz düşünce aşamasındayken Kansu’nun sadece nesirlerinin incelenmesi amaçlanmıştı; fakat kelimenin tam anlamıyla bir ozan olan Kansu’nun nesirlerini şiirlerinden, şiirlerini nesirlerinden ayırmak imkânsız olduğundan ilk bölümde nesirleri, ikinci bölümde şiirleri incelenmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2317]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1304">
    <dcterms:title><![CDATA[HÜNER-NÂME’NİN BOSNA NÜSHASI ÜZERİNE DEĞERLENDİRMELER]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Hümâmî, Sînâme, Hünernâme, Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesi.  ÖZET  İranlı Şair Emir Hüseynî’nin Sî-nâme adlı eseri Hümâmî tarafından Hicri 839’da (Miladi 1435 ) Türkçeye tercüme edilmiştir. Eserin üç nüshası, Süleymaniye- Bibliotheque Nationale - British Museum (Library), çeşitli çalışmalarda zikredilmiş ve üzerlerinde çalışılmıştır. Ancak aynı eserin Hüner-nâme olarak da adlandırıldığı bilinmektedir. Eserin H.935’te istinsah edilmiş bir nüshası da 5822 arşiv numarası ile Bosna Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesinde Hüner-nâme adıyla yer almaktadır. Bu eser 106 varak olup, her sayfa11 satırdır. Eserin fotokopisi Türk Dil Kurumu Kitaplığında 445 kayıt numarasıyla yer alır. Bu tebliğde Sî-nâme’nin daha önce bahsedilmemiş Bosna nüshası tanıtılmış, diğer nüshalarla farkları ortaya konulmuş ve eserin derkenarında yer alan bazı beyitlerden bahsedilmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2321]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1303">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRKİYEDE 1992-1995 TARİHLERİ ARASINDA YAYINLANAN DERGİLERDEKİ BOSNA KONULU ŞİİRLER]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Türk Edebiyatı, Süreli Yayın, Dergi, Bosna Şiiri.  ÖZET  Bosna Savaşı, Bosna-Herek’te 1 Mart 1992 tarihinden 14 Aralık 1995 tarihine kadar sürmüş olan bir savaştır. Farklı bir coğrafyada meydana gelen ama aynı kültür coğrafyasında olan bizlerin bu savaşa karşı duruşumuzu edebiyat açısından ele alarak iki ayrı mekânda bulunan aynı kültürün insanlarının ortak acısı olan Bosna Savaşını Türk edebiyatındaki yansımasını ortaya çıkarmaya çalıştık. Türkiye o tarihlerde çıkan süreli yayınlarda (dergi) yayınlanmış Bosna temalı şiirler tespit edilip Türk Edebiyatında şiir türünde Bosna Savaşı teması ele alınmış ve süreli yayınlar aracılığıyla Türk halkının Bosna Dramı hakkındaki duyguları açıklanmaya çalışılmıştır. Edebiyat tarihle ilişki içerisinde olduğu vakit zamanın hem tanıklığını yapar hem de kaydını tutar. Tutulan bu kayıtlara ulaşıldığında geçmiş günlerin panoraması gözlemlenebilecektir. Savaşın çirkin yüzünü dile getireceğimiz zaman bu kaynaklara dönülerek bir bağ kurulmuştur. Bu savaşın etkileri başka bir ülke edebiyatında ne sıklıkla yer bulduğu dile getirilmiştir. Araştırma yöntemi kullanılarak elde edilen bulgular sayısal veriler izah edilmiş. Bütün dergilere ulaşmanın zorluğu göz önüne alınarak ortalama bir dergi sayısına ulaşılıp tümevarım uygulanmış ve toplam kaç adet şiir yayımlandığı veri olarak sunulmuştur. Bir ülkenin yaşadığı bir savaşın etkilerinin başka bir ülkenin edebiyatında bir tür ele alınarak incelenmiş ve Bosna halkının Türkiye vatandaşlarına ve Türk edebiyatına karşı ilgisi artırılmaya çalışılmıştır. Kaynaşan iki halkın ortak değerler üretme adına küçük de olsa bir adım atılması sağlanmıştır. Şiirlerin yer aldığı süreli yayınlar(dergiler): İcmal Dergisi, Diyanet Aylık Dergi, Çınar Gençlik Dergisi, Güneysu Dergisi, Ağla Çınarım Ağla, Yedi İklim, Tını, Mürşid Dergisi, Sabır, Türk Edebiyat Dergisi, Milli Folklor Dergisi, Türk Yurdu Gençlik Dergisi, Seda Dergisi, Palandöken, Bizim Dergâh Dergisi, Ümit Dergisi, İcmal Dergisi, Sızıntı, İslami Edebiyat Dergisi]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2311]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1302">
    <dcterms:title><![CDATA[BUKET UZUNER’İN ÖNCEKİ VE SONRAKİ KADIN HİKÂYESİNE FEMİNİST BİR BAKIŞ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Feminizm, kadın, kadın kimliği.  ÖZET  Okur merkezli kuramlar sınıflamasına giren Feminist eleştiri, psikanaliz, Marksizm, okuyucu olarak kadına yönelen eleştiri ve yazar olarak kadına yönelen Feminist eleştiri gibi açılımlarla disiplinlerarası(psikolojik, kültürel, politik, sosyolojik, biyolojik, edebi, dilbilimsel gibi) bir yaklaşımı içermektedir. Feminist edebiyat eleştirisi, kültür ve edebiyattaki yerleşik ve dolayısıyla erkeğin bakış açısını yansıtan değerleri, kalıpları sorgular, işin öteki yüzüne dikkat çeker. Böyle bir amaçla, bu çalışmada, Buket Uzuner’in Önceki ve Sonraki Kadın başlıklı hikâyesi, feminist okumaya tâbii tutulacaktır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2316]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description></rdf:RDF>
