<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
<rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1321">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRKÇE YAZAN KADIN ŞAİRLERİN ŞİİRLERİNİN KARŞILAŞTIRMALI OLARAK İNCELENMESİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Türkçe şiir, eril söylem, “kadın” şair.  ÖZET  Türkçe edebiyatta şiir üzerine yapılan eleştirel çalışmalar oldukça yetersizdir. Şiire eleştirel düzlemde gereken değerin verilmemesi, söz konusu “kadın” şairler olduğunda daha da dikkat çekici bir hâl alır. Edebiyatta ve edebiyat eleştirisinde hâkim erkek egemen yapı ile “kadın” şair olarak kategorize edilerek ilk ayrımcı yaklaşımla söylem düzleminde karşılaşan “kadın” şairlerin şiirlerine yönelik eleştirel değerlendirmelerde ciddi sorunlarla karşılaşılır. “Kadın” şairlerin şiirleri üzerine yapılan çalışmalar çoğunlukla onların öz yaşam öykülerine odaklanmakta ve edebî eleştirinin gereklerini yerine getirmeden yapılan yorumlarla sınırlı kalmaktadır. Bu bildiride Türkçe şiirde önemli etkileri olan Gülten Akın ve Didem Madak’ın şiirleri karşılaştırmalı olarak incelenecektir. Ayrı bir alan olarak kategorize edilen “kadın” şairlerin poetikaları, şiirlerindeki izlekler üzerinden incelenmiş; şiirlerdeki dilsel özellikler, metinler arası ilişkiler, din ve cinsellik izlekleri çözümlenmiş ve ataerkil anlayışın etkisiyle biçimlenen eril söylemin şiirlerin inşasındaki etkilerine bakılmıştır. Şiirlerin beslendiği kaynaklar ve şairlerin birbirleriyle etkileşiminin olup olmadığı sorgulanmış, böylece Türkiye şiirinde “kadın” şairlere ait bir poetikadan söz edilip edilmeyeceği ve şairlerin şiirlerinde eril söylemin hâkimiyetini sürdürüp sürdürmediği tartışılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1854]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1320">
    <dcterms:title><![CDATA[TATAR ( KAZAN) TÜRKÇESİ DEYİMLERİNDE “ARAP HARFLERİ”]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Arap alfabesi, Tatar (Kazan) Türkçesi, Türkiye Türkçesi, deyimler.  ÖZET  Türkler geçmişten günümüze Köktürk, Uygur, Arap, Kiril, Latin gibi pek çok alfabe kullanmışlardır. Bunlar içinde en uzun sürelisi ve en yaygını yaklaşık bin yıl boyunca tarihî ve bazı çağdaş Türk lehçelerinin yazımı için kullanılan Arap alfabesidir. Söz konusu alfabedeki harfler, Türkiye Türkçesinde olduğu gibi ( “elifi mertek sanmak”, “lâmı cimi yok”, “mimlemek” vb.) Tatar (Kazan) Türkçesinin söz varlığında da kullanılmaya devam etmektedir. Bu söz varlığı içerisinde yer alan deyimler, uzun yıllar birlikte yaşamış toplumların ortak kültür hazinelerinin, öte yandan zaman içinde oluşan farklılıkların ortaya çıkarılması açısından büyük öneme sahiptir. Bu çalışmamızda, Arap harflerinin Tatar (Kazan) Türkçesi deyimlerindeki varlığını incelenmiş Türkiye Türkçesindeki şekilleriyle karşılaştırma yapılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2039]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1319">
    <dcterms:title><![CDATA[TOPLUMSAL DEĞİŞİM SÜRECİNDE NAMIK KEMAL’IN EĞITIM ANLAYIŞINDAN GÜNÜMÜZE YANSIMALAR]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Namık Kemal, Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatı, Eğitim ve Terbiye, Türk Eğitim Tarihi  ÖZET  Namık Kemal’in (1840-1888) öncülüğünü ettiği yeni edebiyat anlayışının, toplumu çağdaşlaştırmayı ve eğitmeyi amaçladığı bilinmektedir. Onun eserlerinde eğitim, yeni bir insan modeli yaratma anlamında ele alınmış; bir çağdaşlaştırma süreci olarak değerlendirilmiştir. Çağdaş eğitim yaklaşımlarından yararlanılarak hazırlanan Türkçe ve Türk Edebiyatı dersi öğretim programının amaçlarından en önemlisi olan düşünen, eleştiren, sorgulayan, yeniliğe açık bireyler yetiştirmek; Namık Kemal tarafından ilk kez Tanzimat döneminde ortaya atılmıştır. Bu çalışmada Namık Kemal’in eserlerinde, Tanzimat sonrası değişen toplumda yerini alan eğitimli, iradeli, sorgulayıcı, vatanını ve milletini seven, kahraman, hamiyet sahibi insan tipi tüm yönleriyle ele alınmış; böylelikle yazarın Türk eğitim tarihindeki yeri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada nitel araştırma tekniklerinden doküman analizi kullanılmıştır. Edebiyatı ve sanatı estetik açıdan değil, sosyal fayda açısından değerlendiren Namık Kemal, tüm eserlerini eğitici bir fikir adamı kimliğiyle kaleme almıştır. Onun makale, mektup, roman ve tiyatro türü eserlerinde doğrudan ya da dolaylı olarak eğitime yer verdiği görülmektedir. Eğlencelerin “en edibanesi” ve “en faydalısı” olarak tanımladığı tiyatroya ayrı bir önem veren yazar; bu tür vasıtasıyla toplumu eğitmeyi ve bilgilendirmeyi amaçlamıştır. Romanlarında da sosyal fayda prensibini savunan yazar, İntibah adlı romanında tek yönlü bir eğitim metodunu eleştirirken Cezmi adlı romanda ise ideal eğitim modelini dikkatlere sunmuştur. Namık Kemal, dil ve edebiyatı yeni insanı eğitmek için bir araç olarak kullanmıştır. Onun arzuladığı eğitim modelinin günümüzdeki eğitim anlayışıyla benzerliği dikkat çekicidir. Onun özellikle kadınların ve çocukların eğitimi, ahlak, aile, terbiye konusundaki görüşleri çağının ilerisindedir. Geleneksel tarzda bir eğitimin karşısında olan Namık Kemal’in düşünen, eleştiren, sorgulayan, bilimin rehberliğini kabul eden, yeniliğe açık bireyler yetiştirme gayreti bugünkü çağdaş eğitimin de en önemli amaçlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Çağının ilerisindeki düşünceleriyle dikkat çeken Namık Kemal’in 19. yy. daki görüşleri 21. yy. için de geçerliliğini sürdürmektedir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2237]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1318">
    <dcterms:title><![CDATA[OSMANLININ ROMANYA’DAN ÇEKİLİŞİNDEN GÜNÜMÜZE KADAR ROMANYA TÜRKLERİNCE YAYINLANAN DERGİLER VE MEKTEP VE AİLE MECMUASI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Journals, Mektep ve Aile, Literary, cultur, Romanian Turks.  ÖZET  Romanya Türkleri, Osmanlının bölgeden çekilmesinden sonra pek çok sayıda dergi çıkarmışlardır. İlk çıkan dergiler, Osmanlıca, sonrakiler ise Türkçe olarak yayımlanmıştır. Örnek olarak Dobruca, Hareket, Sadâkât, Şark, Işık, Emel, Sadây-ı Millet, Türk Birliği gibi dergileri verebiliriz. Mektep ve Aile Mecmuası da bunlardan biridir. Mektep ve Aile Mecmuası, 1915-1916 yılları arasına Romanya’da yayımlanmış aylık bir dergidir. Mehmet Niyazi ve İbrahim Temo gibi yazar ve aydınlar bu dergiye makale yazmışlardır. Mektep ve Aile dergisi, edebi, ilmî ve ictimâî bir dergidir. Bu bildirimizde Romanya Türkleri tarafından yayımlanmış olan dergileri ve Mektep ve Aile dergisi ele alınmıştır. O dönemin edebi ve kültürel durumuna ışık tutulmuştur.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2221]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1317">
    <dcterms:title><![CDATA[BİR DİLBİLİMCİ OLARAK ALİ ŞİR NEVAYÎ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Dil, tarih, Ali Şir Nevayî, Dilbilim, Türkçe. ÖZET  Dil; duygu, düşünce ve isteklerin aktarılmasını sağlayan doğal bir vasıtadır. İnsanoğlu, tarihin eski çağlarından beri bu vasıtayı kullanmıştır. Kimi zaman sesle, kimi zaman jest ve mimikle kimi zaman da yazıyla anlaşmaya çalışmıştır. Dil, yapısını bünyesinde koruyarak zamanla gelişir. Başka dillerle kelime alışverişinde bulunur. Bu alışveriş bazen yoğun bir şekilde bazen de göze çarpmayacak kadar az bir şekilde olur. Alınan kelimelerin de o dilde uzun zaman kalıp kalmamasına o dili kullanan insanlar karar verir. Tarih, din ve coğrafi ortamlar o dilin şekillenmesi için son derece önemli unsurlardır. Derin bir tarih olgusu, farklı coğrafyalarda yaşamış olmaları ve çeşitli dinlere bağlı olma durumu Türklerin de dilini oldukça şekillendiren konular olmuştur. Bu vasıtalarla dil zaman içinde lehçe dediğimiz çeşitli kollara ayrılmıştır. Bu kollarda farklı ses özellikleri, farklı yapılar ve farklı kelime birikimi oluşmaya başlamıştır. Bu farklı kollar içerisinde Çağatay Türkçesi diye bir kol oluşmuş ve Ali şir Nevayî diye de bir âlim çıkarak Türkçenin bu lehçesi ile çok değerli eserler meydana getirmiştir. Gerek sözlük çalışması yapmış, gerek divanlar hazırlamış gerekse de başka alanlarda birikimlerini gözler önüne sermeyi başarmıştır. Türk dünyasının en önemli şahsiyetlerinden biri olan Ali Şir Nevayî, Türk dilinin ve edebiyatının gelişmesinde önemli katkıları olmuş büyük bir ediptir. Hayatı boyunca Türkçenin diğer diller karşısındaki önemine dikkat çekmiş ve bu doğrultuda eserler meydana getirmiştir. Bu çalışmada dilbilim ve Ali Şir Nevayî üzerinde durulmuştur. Dilbilimin alt kolları olan, anlambilim, sözlükbilim, biçimbilim vb. konuları Ali Şir Navayî’nin eserleri göz önüne alınarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu değerli şahsiyetin belirli manzum parçaları anlam itibariyle değerlendirililmiş, yaptığı sözcük çalışması sözcükbilim ve sözlükbilim anlayışıyla irdelenmiş, eserleri günümüz dilbilim anlayışıyla tanzim edilmiştir. Bu çalışmalar yapılarak Ali Şir Nevayî eserlerinin de dilbilim konusunda ne derece önem arz ettiği gözler önüne serilmeye çalışılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1999]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1316">
    <dcterms:title><![CDATA[ŞUARA TEZKİRELERİNDE ANEKDOTLAR VASITASIYLA BİLİNÇALTINA VERİLEN MESAJLAR: KÜNHÜ’L-AHBÂR’IN TEZKİRE KISMI ÖRNEĞİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Klâsik Türk Edebiyatı, Şuara Tezkireleri, Künhü’l-Ahbar, Gelibolulu Mustafa Âlî, Anekdot.  ÖZET  Şuara tezkireleri, Osmanlı şair ve ediplerinin biyografileri hakkında bilgi veren en eski ve güvenilir kaynaklar olarak kabul görmektedir. Türk edebiyatında Mecalisü’n-Nefâis ile (Çağatay sahası) başlayan tezkire yazma geleneği, 20. yüzyılın başında yazılan Tuhfe-i Nailî’ye kadar devam etmiştir. Yakın geçmişte ise tezkirelerin tıpkıbasımları yahut bugünkü harflere aktarılmış (transkripsiyonlu) metinleri oldukça ciddi çalışmalar neticesinde günümüz insanının istifadesine sunulmuştur. Mamafih bu önemli çalışmaların yanında tezkirelerle ilgili yapılması gereken başka önemli çalışmalar da vardır. Bunlardan biri Türk şairlerinin biyografilerine dair bilgiler ihtiva eden şair tezkirelerinin mukayeseli ve tenkidî bir bakış açısıyla ele alınması; bir diğeri ise tezkirelerde verilen bilgilerin güvenirliklerinin sorgulanması ve tezkirecilerin bu eserleri yazmaktaki asıl gayelerinin belirlenmesidir. Zira bu eserlerin hangi kimlik, karakter ve bakış açılarına sahip insanlar tarafından kaleme alındığı konusu araştırılmayı beklemektedir. Bu bildiride Osmanlı edebiyatının önemli müelliflerinden sayılan Gelibolulu Mustafa Âlî’ye ait Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı’nda yer alan biyografilerin, içerdikleri anekdotlar vasıtasıyla, okuyucunun bilinçaltına verdiği mesajlar üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda, tezkirecinin anlattığı anekdotlar üzerinden Osmanlı toplumunu şairiyle, sultanıyla, kadısıyla, ilmiye sınıfıyla ve sosyal yapısıyla hangi karakter ve bakış açısından ele aldığı ortaya konmaya çalışılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2038]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1315">
    <dcterms:title><![CDATA[KIRIM TATAR DİLBİLGİSİ HAKKINDA BİRKAÇ SÖZ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Türk dilleri, Kırım Tatar dili, Kırım Tatar. ÖZET  Sorunun Formülasyonu. Uzun yıllar boyunca (sürgün yılları) Kırım Tatar filoloji alanında araştırma çalışmaları gerçekleşmedi. Bugün Farklı yönlerde araştırma gerçekleşiyor. Buna rağmen, dil incelemesi ile ilgili birçok sorun keşfedilmemiş kalıyor. Bunlardan biri ise önkoşulu dilbilgilerinin durumunun hem senkroni hem art zamanlı açıdan incelemesine ihtiyacı olan farklı zamanlarda yazılmış Kırım Tatar dilinin dilbilgilerinin incelemesi. İş bu makalenin amacı farklı dönemlerde yayınlanmış Kırım Tatar dilinin temel dilbilgilerinin açıklamasıdır. Dil incelemesi dilbilgisi derledikçe gerçekleşiyordu. Çağdaş Türk dilbilimi dillerin ezici çoğunluğu dilbilgisi yapısının monografik açıklamaları bakımından büyük deneyim kazandı. Etraflı olmayan olsa da ama karşılaştırmalı tarihsel niteliğinin sahibi olan Türkoloji eserleri ile sunulmuş (O. Betlingk, W.Radloff, W. Bang, M. Räsänen, vb gibi) önemli araştırmaları var. Somut Türk dillerinin tarihsel araştırmaları başlandı. Türkologların dilbilimcilerin ezici çoğunluğu somut Türk dillerinin yapısının açıklanması, onların kelime, dilbilgisi ve fonolojik yapısı ile meşguldü. Türk dillerinin yapısının özelliği ile ilgili bilgi edinme gelişmeleri için dilbilgisi araştırmalarında Türk dilbilgisinin çoğu olaylarının özünü ve tabiatını ortaya koyan ve gösteren P.L. Melioranskiy, A.N. Samoyloviç, V.A. Gordlevskiy, N.K. Dmitriyev Türkologları Dilbilimcileri okuluna önemli ölçüde borçluyuz. Sunulan çalışmada Türk dillerinin temel dilbilgileri ve Kırım Tatar dilinin dilbilgisi incelenilmiş ve açıklanmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2029]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1314">
    <dcterms:title><![CDATA[BATI TRAKYA (YUNANĠSTAN) AĞIZLARI ÜZERĠNE]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Ağız, Batı Trakya, Fonetik, Morfoloji, Sentaks. ÖZET  Son yıllarda Anadolu ve Rumeli ağızlarına verilen önem artmış ve yapılan çalışmalar oldukça hız kazanmıştır. Ancak üzerinde araştırma ve inceleme yapılmayı bekleyen bir hayli yöre ağzı da mevcuttur. Onun için bildirimizde henüz kapsamlı bir akademik çalışma yapılmayan Batı Trakya Ağızları hakkında bilgi vermeyi amaçladık. Çalışmamızın dayanak noktasını 2009-2011 yılları arasında yapmış olduğumuz 86 ses kaydının verilerine dayanarak oluşturulmuştur. Derlenen ağız metinleri üzerinde yapılan ses bilgisi, şekil bilgisi, cümle bilgisi ve söz varlığı incelemeleriyle bölgenin üç ağız yöresi barındırdığını tespit edilmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1997]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1313">
    <dcterms:title><![CDATA[GÜNÜMÜZ KAZAK ŞİİRİNİN EDEBİ DÜNYASI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Şiir, lirik, metaforik karakter, mitolojik düşünce, lirik karakter.  ÖZET  Ülkemiz bağımsızlığını kazandıktan sonra yaşanan içtimai, siyasi, kültürel değişimler şiire de yansıdı ve Kazak şiirini derinden etkiledi. “Bağımsızlık Sonrası” şeklinde adlandırılan dönemle birlikte ortaya çıkan yeni düşünceler ve bakış açıları, yeni bir yenilenme döneminin de başlangıcı oldu. Bu durum beraberinde Kazak edebiyatına da yeni bir bakış açısı getirdi. Siyasi, içtimai ve felsefi, manevi ve ruhi konular başta olmak üzere, dünyada cereyan eden değişimler ve toplumdaki çelişkiler 1991 yılından itibaren Kazak şiirlerinde çeşitli şekillerle görülmeye başladı. Prof. Dr. Z. Ahmetov konumuzla ilgili görüşlerini: “Kazak halk şiirlerinde tabiat ve kâinat tasviri büyük yer tutmaktadır. Böyle olması doğaldır. Çünkü konargöçer hayat tarzı sürdüren, hatta kara kış da dâhil bütün mevsimlerde günlük hayatlarının çoğunu uçsuz bucaksız bozkırda, gökyüzü altında, akarsu kıyılarında geçiren bir toplumun kendini daima doğanın kucağında gibi hissetmesi şaşılacak bir olay değildir” şeklinde belirtir. Gerçekten tabiatla olağanüstü yakınlık, ondaki olayların derin sırrını anlama yeteneğini geliştirmeye sevk eder. İnsanoğlu yaşamının temeli doğadadır. İnsan ile doğa, bütün sanat eserlerinin temel objesidir. Özellikle lirik şiirlerde doğanın her anı çeşitli yöntemlerle işlenerek, farklı bir karaktere/tipe dönüşür. Buna örnek olarak günümüz genç Kazak şairlerinin birkaçının şiirlerinde Ay ve Yıldız’ın bir kişi (kahraman) seviyesine yükselip betimlendiğini fark edebiliriz. XXI. y.y. şiir dünyası, öncekilerin temelini attıkları yönü daha da geliştirerek, ona yeni bir ivme, yeni bir hız kazandıran genç şairlerin katılımıyla daha da zenginleşmiştir. Lirizmde insan ile tabiatı kaynaştırmak, eşitleme yöntemiyle betimlemek büyük bir şiirsel araştırmayı gerektirmektedir. Günümüz Kazak şiirlerindeki tabiat lirizmi yeni bir döneme girmiştir. Tabiatı; bilinç prizması üzerinden insan karakterinin sırrıyla karşılaştırarak betimleme, insanın iyi ve kötü eylemleri aracılığıyla gösterme, bir karakter sıfatıyla işleme günümüzde genç şairler arasında iyi yönde gelişmektedir. Bu makalenin başlıca amacı, bağımsızlık sonrası Kazak şiirinin edebî niteliğini ve tarz-nazım-metin özelliklerini ayrıntılı olarak araştırmaktır. Ayrıca, bağımsızlık yıllarındaki edebî eserlerin özelliklerini ortaya koymak, bazı şairlerin eserlerinin Kazak edebiyatı tarihindeki yerini belirlemektir. Bunun yanı sıra, bağımsızlık yıllarında geleneğe bağlı olarak kaleme alınan eserlerdeki yeniliği ve yeniciliği edebî açıdan tahlil etmek, lirik şiirlerinden hareketle şairlerin sanatını değerlendirmektir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1861]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1312">
    <dcterms:title><![CDATA[KIRGIZ TÜRKÇESİNDE İŞİTME DUYU FİİLLERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Kırgız Türkçesi, duyu fiilleri, algılama, tat duyu fiilleri.  ÖZET  Zihnî bir sürecin başlangıcını oluşturan duyu fiillerinin, mantık ve ruh bilimleri için önemli olduğu kadar dilbilimi için de önemli ve ciddî rol oynadığı son zamanlarda ortaya çıkmaktadır. Buna rağmen Türkoloji alanında disiplinler arası bir konu olan duyu fiilleri yeterli oranda incelenmemiştir. Bu çalışmada duyu fiillerinin bir türü olan işitme duyu fiilleri sözcüksel anlambilim açısından ele alınmış ve Kırgız Türkçesi sözlüklerinden tespit edilen işitme duyu fiilleri örneklendirmelerle değerlendirilmiştir. Ayrıca işitme duyu fiillerinin anlamsal özellikleri ve türleri üzerinde durulmaya çalışılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2027]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description></rdf:RDF>
