<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
<rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1341">
    <dcterms:title><![CDATA[KAZAKÇA, TATARCA VE RUSÇADAKİ KARŞILAŞTIRMALI YAPILAR]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: karşılaştırıcı, kazak, тatar, rusça, inşaat, eğitim yöntemleri. ÖZET  Bu yazıda Kazakça, Tatarca ve Rusçadaki karşılaştırmalı yapılar ve anlamları örneklerle karşılaştırılarak ele alınmıştır. Dilin genelce araçlarından biri karşılaştırmanın bitişimli ve esnek dillerdeki yapılma yollarının özelliklerini bilmenin filologlar ve çevirmenler için pratik öneminin büyük olduğudur.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2011]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1340">
    <dcterms:title><![CDATA[TEKKE VE ZAVİYELERİN BALKANLAR’DAKİ ROLÜ VE ÖNEMİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş Veli, Bektaşilik, Anadolu, Balkanlar, Bosna Hersek.  ÖZET  Türklerde ilk tarikatın kurucusu Ahmet Yesevi Hazretleri’dir. Ahmet Yesevi, yetiştirdiği müritlerini Anadolu’ya göndermiş ve bu müritler Anadolu’nun manevi mimarları olmuşlardır. Halka arasından Anadolu’ya gelen müritlerin sayısı doksan dokuz bin olarak ifade edilmektedir. Ayrıca bu müritlere Horasan erenleri adı da verilmektedir. Her mürit Anadolu’nun çeşitli yerlerini mesken tutmuş ve bulundukları yerlerde birer tekke veya dergâh inşa etmiştir. Bu mistik kurumların (tekke veya zaviyelerin), bunların kurucuları ve yöneticilerinin (pirlerin, şeyhlerin ve dervişlerin) sadece dini, sosyal ve kültürel yaşamda değil, aynı zamanda siyasal ve ekonomik hayatın düzenlemesinde, siyasi hudutların genişletilmesinde, elde edilen toprakların işletilmesinde, imar ve iskânında da önemli etkileri vardı. Anadolu’da tarikatlar arasında en önemlisi hiç şüphesiz Hacı Bektaş Dergâhı’dır. Anadolu’dan Balkanlar’a, kısmen Mısır’a ve Yakındoğu ülkelerine dek geniş bir coğrafyaya yayılmış olan Alevi Bektaşi dergâhlarının ana merkezi Hacıbektaş’taki Pir Evi’dir. Bugün Balkanlarda tespit edilen tekke sayısı yirmi üçtür. İşte bu bildiride de yukarıda sayısını verdiğimiz tekkelerin Balkanlardaki rolü ve önemi üzerinde durulmuştur.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2276]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1339">
    <dcterms:title><![CDATA[UCENJE RİJECİ TURSKOG JEZİKA]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Pozajmene rijeçi: Glagolska rekcija , glasovna promjena, fraza.  SAŽETAK  Ucenje rijeci je vrlo slozen proces. Da bi studenti naucili rijeci turskog jezika neophodan je kvalitetan rjecnik. Nazalost mi u Bosni i Hercegovini nemamo jedan takav rjecnik namjenjen za studente. Zato profesori svojim znanjem moraju zamijeniti rjecnike. Ja, kao student koji se susreo sa svim problemima ucenja rijeci i nedostatka rjecnika, u svom izlaganju bih zeljela pokazati svoja zapazanja, negativne strane metoda koje su se do sada koristile, te dati prijedloge za poboljsanje istih.Navesti cu nekoliko primjera: -uz svaki glagol treba navesti padez koji on zahtijeva zato sto se rekcija glagola bosanskog jezika razlikuje od rekcije glagola turskog jezika(npr. bakmak + dativ, görmek + akuzativ), te zato sto se neki glagoli mogu koristiti sa vise padeza a u tom slucaju imaju potpuno razlicita znacenja( npr. yatmak-lezati, leci;sa dativom znaci opruziti se,izvaliti se; sa instrumentalom znaci imati seksualni odnos, spavati s kime) -uz svaku imenicu navesti sve glasovne promjene kojima podlijeze ili ako je izuzetak od nekog pravila (nehir,nehri ;saç,saçı ;renk,rengi) -uz saku rijec navesti fraze u kojima se ta rijec koristi ( npr. bacak-noga, bacak bacak üstüne atmak-prebaciti nogu preko noge) -nikako ne pretjerivati u davanju znacenja (npr. ne davati arhaizme ) itd. Vrlo je bitno naglasiti ove stvari, inace ce recenice koje studenti budu konstruisali biti nepravilne a cesto i besmislene.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2015]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1338">
    <dcterms:title><![CDATA[OSMANLI DİVÂN EDEBİYATINDA BİR ÂŞK MÜHENDİSİ: FERHÂD]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Osmanlı Şiiri, Divân Edebiyatı, Aşk, Ferhad. ÖZET  Klasik kültürümüzde destan ve savaş kahramanlarımız olduğu gibi, gönül kalelerini fethetmiş ve bizlere kalp vadisinde kılavuzluk yapmış olan aşk kahramanlarımız da vardır. Ferhad, Mecnun, Hüsrev, Cemşid, Hüma, Vamık, Ramin bunlardan meşhur olanlardır. Âşk meydanında, topu çevgenleriyle çalmışlar ve kimseye kaptırmamışlardır. Bu kahramanlar arasında bir âşk mühendisi olan Ferhad’ın, Osmanlı şiir varaklarına yansımış olan âşka bakış ve duyuş portresini klasik edebiyatımızın en bilinen şairlerinden; Şeyhî, Ahmed Paşa, Necatî Bey, Fuzulî, Bakî, Hayalî Bey, Nâbî, Nefî, Neşatî, Şeyhülislam Yahya, Nedim ve Şeyh Galib divânlarını incelemek suretiyle ortaya koymaya çalışıldı. Bir suyolu mühendisi olan Ferhad’ın âşk sahasında da gerçek bir mühendis olduğunu görüldü. Edebiyat tarihimiz boyunca divân şairlerimiz Ferhad’ın ağzından âşka dair sözler söylemiş ve nahif duygularını Ferhad vasıtasıyla dile getirmişlerdir. Seçilerek zikredilen beyitler bu duyguların birer şahididirler.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2274]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1337">
    <dcterms:title><![CDATA[BOSNA HERSEK’TEN ORTA ANADOLU’YA UZANAN KÜLTÜR KÖPRÜSÜ: KONYA SELÇUKLU BOSNA HERSEK MAHALLESĠ ÖRNEĞĠ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Bosna Hersek, Türkiye, Konya, Bosna Herkek Mahallesi, kültürel ilişkiler.  ÖZET  Türk kültür tarihinin izlerini taşıyan Bosna Hersek’le Türkiye arasındaki bağlar, 1909’da resmî anlamda kesilse de sosyo-kültürel anlamda hâlâ güçlü bir şekilde devam etmektedir. Asırlarca birlikte yaşama tecrübesinin getirdiği bu bağların yansımaları Anadolu’da farklı şekillerde görülebilmektedir. Konya’nın Selçuklu ilçesindeki Bosna Hersek Mahallesi’nin bu açıdan ayrı bir önem teşkil ettiği düşünülmektedir. Bosna Hersek Savaşı ardından Selçuklu Belediyesi tarafından kurulan bu mahalleye Bosna Hersek adı verilmiş ve yapılan okul, park, cami, köprü, sokak vs. yapılara da Bosna Hersek ve bu ülkeyle bütünleşmiş olan adlar verilerek adetâ küçük bir Bosna Hersek oluşturulmuştur. 4 Kasım 1994 tarihinde her iki tarafın isteğiyle Selçuklu ve Teşanj Belediyeleri arasında kardeşlik ve işbirliğinin, ihtiyaç ve imkânlar dâhilinde tüm konularda Bosna Hersek’teki savaş sırasında ve sonrasında da devam edeceğinin bildirildiği anlaşmanın ardından; 24 Ağustos 2011 tarihinde Saray Bosna Stari Grad Belediyesi arasında ‘KardeĢ ġehir’ protokolü imzalanarak tarihî ve kültürel bağ iliĢkilerini geliĢtirecek konferans, panel, çevre, sanat, sağlık, spor gibi etkinliklerin ynaında turizm ve görsel programların sivil toplum kuruluĢlarının katkılarıyla destekleneceği mesajı verilmiĢtir. Bosna Hersek Mahallesi örneğinin temel alındığı bildiride, bahsi geçen anlaşmalar, yapılar, belge ve çeşitli görsel malzemelerle de desteklenerek ortaya konulmuş ve sosyal, tarihî, kültürel yapının korunup yaşatılması bağlamında ele alınarak birtakım değerlendirmeler yapılmıştır]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2153]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1336">
    <dcterms:title><![CDATA[KARŞILAŞTIRMALI EDEBİYATIN YAYILMA ALANI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Karşılaştırmalı Edebiyat, Edebiyat Tarihi, Tarih ve Edebiyat, Metin İncelemesi, Metodoloji.  ÖZET  Karşılaştırmalı edebiyat, kavramlar, metinler ve disiplinler arasında ciddi bir köprü kurmaktadır. Gelişen teknoloji ve yeni araştırma fırsat ve yaklaşımlarının da etkisiyle, karşılaştırmalı edebiyat, hem yeni çalışma alanları, hem de yeni teknikler kazanmıştır. Giderek popülaritesi yükselen bu alanın bilime ışık tutması ve araştırmacılara kaynak, çalışma alanı sağlaması söz konusudur. Öte yandan, küreselleşen dünyamızda, yeni bilim alanlarının mevcut istekleri karşılamadaki rolü kaçınılmazdır. Bu bildiride, amaç karşılaştırmalı edebiyatın yayılma alanını tespit ederek bu disiplinin edebiyatlar arasındaki etkileşimdeki rolünü saptamaya çalışmaktır. Yine, bildiride XX. ve XXI. yüzyılın önemli bir disiplini olan “karşılaştırmalı edebiyat”a ait literatür incelenip kronolojik esas ve gelişime ait kıstaslar göz önünde bulundurularak edebiyatların tarihçesi çerçevesinden hareketle ilgili etkileşimleri saptanmıştır. Bunun dışında, benzerlik, hareket ve kaynak noktaları hakkında hükümlere ulaşılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1860]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1335">
    <dcterms:title><![CDATA[BOSNA MECMUASI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Bosna Mecmuası, Osmanlı Devleti, Balkanlar, Basın-Yayın.  ÖZET  Osmanlı Devleti’ndeki basın hayatı incelendiğinde, II. Abdülhamit Dönemi’nin (1876-1909) çok önemli bir konuma sahip olduğu görülür. Çünkü bu dönemde basın-yayın sansüre uğramış, birçok dergi ve gazete kapatılmıştır. İşte bu dönemde basın hayatına başlayan ve çok kısa bir süre hayatta kalan bir gazete incelenecek: Bosna Mecmuası. Bosna Mecmuası, Ekim 1908 tarihinde iki sayı olarak çıkan bir gazetedir. İstanbul’da basılmış ve tamamı Osmanlıcadır. Gazetenin imtiyaz sahibi Bosnalı Mehmed Nureddin’dir. Bu çalışmada Bosna Mecmuası tanıtılmış ve onun gözüyle Osmanlı ve Balkanlar incelenmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2193]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1334">
    <dcterms:title><![CDATA[YENİ TÜRK EDEBİYATI MUKADDEMELERİNDE EDEBİ TÜR VE MESELELER HAKKINDAKİ MÜLAHAZAT]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Mukaddeme, Tanzimat, Servet-i Fünun, mülahazat, edebi türler.  ÖZET  Türk edebiyatı 1839 Tanzimat Fermanı diğer bir adı ile Mustafa Reşid Paşa tarafından Gülhane Hattı Hümayunu da denilen yenileşme beratının yürürlüğe girmesiyle hızlı bir değişim ve gelişim içerisine girer. Esasında Osmanlı Devleti’nin, Batı medeniyetine yönelişi resmiyet kazanmamış haldeyken, varolan ve devam eden değişim ve gelişim böylelikle resmiyet kazanır. Bu berat birçok alanda olduğu gibi edebiyat alanını da etkiler ve aktif bir fikir haline dönüştürür. Böylelikle Türk edebiyatına yeni türler girmeye başlar. Batı edebiyatından, edebiyatımıza, roman, hikâye, şiir(teknik, tema), tiyatro, gazete, deneme, fabl, makale, röportaj gibi yeni edebi türler girer. Batı orijinli edebi türlerin önsözü, eskilerin tabir ettiği sebeb-i telif-i kitap(kitabın yazılışının sebebi) tabir edilen mukaddeme(önsöz) de değişime uğrar ve varolan terim anlamının yanında başka bir mana ve görev de üstlenir. Yeni dönem de mukaddeme yenileşme dönemi edebiyatı ürünlerinin ilk sayfalarında eserin niçin ve ne maksatla yazıldığı anlamının yanında şahsiyetlerin edebi anlayışlarının belirleyici olduğu bir saha halini alır. Çalışmada Tanzimat ve Servet-i Fünun edebiyatı dönemi içinde yazılan edebi eserlerin önsözlerinden hareketle, eser mukaddemelerinde geçen dönem edebiyatı hakkındaki meseleler, edebi tür ve şahsiyetlerin edebi türlere bakışını verilmeye çalışıldı.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2245]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1333">
    <dcterms:title><![CDATA[MİTOLOJİ VE ARKEOLOJİNİN KESİŞTİĞİ NOKTADA OSMANLI EDEBİYATI: TÂC-I İSKENDER&#039;İN PEŞİNDE]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: İskender-i Zülkarneyn, Taç, Gorona, Divan Şiiri.  ÖZET  Makedonya&#039;dan Hindistan&#039;a uzanan bölgede muazzam büyüklükte bir imparatorluk kuran İskender-i Zülkarneyn, hem kendi zamanında hem de sonraki nesiller üzerinde ciddi bir etki bırakmış, adı yüzyıllar boyunca unutulmamıştır. O günden bu güne hakkında yazılan kitaplar ve anlatılan hikâyeler İskender&#039;in bıraktığı izin ne denli derin olduğunu göstermesi bakımından dikkate değerdir. Bu etkinin bu kadar büyük ve sürekli olmasında, İskender&#039;in çok genç yaşta tahta çıkmasına rağmen elde ettiği büyük başarı, bazı kişisel özelikleri, yaptırdığına inanılan &quot;âyîne-i gîtî-nümâ&quot; (cihanı gösteren ayna) ve &quot;sedd-i İskender&quot; ile karanlıklar ülkesinde arayıp bulamadığı &quot;âb-ı hayat&quot; gibi konular belirleyici olmuştur. İskender&#039;in tarihî ve edebî eserlere konu olmasına sebep de büyük oranda bu hususlardır. Bunlar yanında zaman zaman eserlerde sözü edilen ve İskender&#039;le birlikte anılan bir başka konu ise gücün ve ihtişamın simgesi hâline gelmiş meşhur tacı ve bu taçla ilgili anlatılanlardır. Evliya Çelebi&#039;nin Seyahatnâme&#039;de hakkında uzunca bilgi verdiği bu taç &quot;Gorona&quot; ve &quot;Manlifke&quot; gibi adlarla bilinmektedir. Tarihte birçok hükümdarın başını ve hayallerini süsleyen taç, önemli bir siyasi simge olarak görülmüş, zaman zaman da savaşlara sebebiyet vermiştir. Tam ifadesiyle &quot;taç kimdeyse güç ondadır&quot;. İskender&#039;le ilgili diğer konular kadar olmasa da Divan şairleri zaman zaman bu taçtan eserlerinde söz ederler. Taç genel itibarıyla eserlerde İskender&#039;e aidiyeti ve gücün sembolü olması yönüyle ele alınır. Bu çalışmada İskender&#039;e ait olduğuna inanılan taçla ilgili kaynaklarda yer alan bilgiler bir araya getirilmiş ve şairlerin dilinde tacın ne şekilde kullanıldığına dair tespitlere yer verilmiştir. Bunlara, yakın zamanda ele geçirilen İskender tacıyla İskender&#039;in &quot;eşek kulakları&quot;nı veya &quot;boynuzları&quot;nı örtmek için kullandığı söylenen başlığına dair bilinenler de eklenmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2267]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1332">
    <dcterms:title><![CDATA[SÖZLÜ KÜLTÜR ORTAMINDAN DERLENEN MASALLARIN YAZIYA AKTARIMI ÜZERİNE BAZI DİKKATLER]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Halk Bilimi, Kültür Ortamları, Masal, Söz, Yazı.  ÖZET  Halk bilimi sahası içerisinde değerlendirilen masallar, insanlık tarihi boyunca öncelikle yüz yüze iletişimin sağlandığı sözlü kültür ortamı içerisinde söze dayalı olarak üretilip aktarılmıştır. Medeniyet seviyesinin yükselmesi ve yazının icadıyla birlikte diğer halk bilgisi ürünlerinde olduğu gibi masallar bir yandan sözlü kültür ortamı içerisinde üretilip aktarılırken diğer yandan da yazılı kültür ortamına uyum sağlamış ve yazıya aktarılarak kitaplaştırılmıştır. Görselliğin ön planda olduğu günümüz dünyasında ise masallar elektronik kültür ortamına adapte olarak; çeşitli internet sitelerinde görsel ve işitsel malzeme haline getirilmiş hatta sinemaya aktarılmış böylece ilgililerine ulaştırılmıştır. Masallar halk bilimciler tarafından daha çok sözlü kültür ortamı içerisinde, sözlü kaynaklardan derlenerek yazıya aktarılmıştır. Gerek Avrupa’da gerekse Türkiye’de halk bilimi araştırmalarının erken dönemlerinde masallar üzerine yapılan çalışmalara bakıldığında masalların icra bağlamı ele alınmaksızın sadece masal metnine odaklanılarak derlendiği ve derlenen bu masal metinleri üzerine daha çok tip ve motif çalışmalarının yapıldığı görülmektedir. Bugünkü halk bilimsel teoriler göz önünde bulundurulduğunda halk bilimi araştırmalarının yapıldığı erken dönemlerde halk bilimciler ya da meraklılar tarafından derlenen masalların yazıya aktarımında gerek dil ve üslup gerekse metnin üretildiği bağlam ile ilgili çok çeşitli eksikliklerin olduğunu görülmektedir. Bu bildiride; Türkiye’de çeşitli araştırmacılar tarafından derlenen masallardan hareketle sözlü kültür ortamında icra edilen halk bilgisi ürünlerinin yazıya aktarımında karşılaşılan sorunlar halk bilgisi ve dil bilgisi verileri ışığında ele alınarak bir durum tespiti yapılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2173]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description></rdf:RDF>
