<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
<rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1351">
    <dcterms:title><![CDATA[KÜLTÜR TARİHİMİZ AÇISINDAN BLAGAY (ALP-ERENLER ) TEKKESİNİN ÖNEMİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Tekke, Blagay Tekkesi, Bosna-Hersek.  ÖZET  Kültür tarihimiz açısından kültürümüzün yayılmasında ve yayılan bölgelerde derin izler bırakan alp-erenler ve kurdukları tekkeler önemli bir yere sahiptir. Alp-erenler, sahip oldukları sağlam kültür anlayışlarını dini değerlerle harmanlayıp kurmuş oldukları tekkeler sayesinde önemli fonksiyonlar ifa etmişlerdir. Sadece yerleşim alanlarıyla sınırlı kalmayıp Anadolu, Rumeli ve Avrupa’ya kadar uzanan bir ağ içerisinde birbirlerinden destek alıp sağlam bir kültür anlayışı ortaya koymuşlardır. Bu çalışmada XIII. Yüzyıl’da bir Horasan eri olarak Anadolu’ya gelen, Anadolu ve Rumeli&#039;nin fethi esnasında gazalara katılan, kahramanlığı ile bilinen bir Türk ereni Sarı Saltuk ve Blagay Tekkesi’nin (Alp-erenler Tekkesi) öneminden bahsedilecektir. Tekkeler kültür tarihi açısından önemli yere sahiptirler. Sarı Saltuğ’un Anadolu’da yaşadığı dönem, Selçukluların en karışık zamanı ve yıkılma sürecine girdiği dönemdir. Bu dönemde dağılmaya başlayan Türk Kültürünü yeniden bir araya getirme, yaşatma dervişler ve tekkeler sayesinde olmuştur. Bosna-Hersek’te Blagay Tekkesi, Alp-erenler Tekkesi olarak da bilinmektedir. Bu tekke dini, tasavvufi değerlerin yanı sıra sosyal ve kültürel anlamda önemli bir yere sahipti. Çünkü dini değerlerle birlikte yaşanan milli değerler bu bölgelerin fetihleri sırasında çok önemli görevler üstlenmiştir. Balkan Coğrafyası’nda Tekkeler, genellikle yerleşim yerleri dışında tabir yerinde ise kuş uçmaz kervan geçmez yerlerde kurulmuşlardır. Öncelikle iç âleme hitap eden dünyanın cazibesinden uzak adeta gönülleri feth eden mekânlar tercih edilmiştir. Bu mekânlar ve münzevi hayat insanların manevi çekim alanları olup cazibe merkezleri haline gelmiştir. Böylece gönülleri fethedilen insanların dini ve kültürel etkileşimleri daha kolay olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlardaki fetih hareketlerinden kısa sürede sonuç alması bunun bir göstergesidir. Tekkenin kuruluş mekânı, mimarisi, iç donanımı adeta kültürümüzün bir parçası olduğunu gösteriyor. Özellikle son dönmelerde ziyaretçi sayısının artması buraya verilen önemi de beraberinde getirmiştir. Tekkenin bakım ve onarımının ülkemiz tarafından yapılmış olması bizim için ayrı bir önem arz eder. Çalışma üç bölümden müteşekkil olup; birinci bölümde; tekkeler ve fonksiyonları, ikinci bölümde; Saltuk-name destanı ve Sarı Saltuk, üçüncü bölümde; Blagay Tekkesi ve kültür tarihi açısından önemi değerlendirilmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2023]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1350">
    <dcterms:title><![CDATA[TEME U POEZİJİ POKRETA PRVİ NOVİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Ključne riječi: prvi novi, poezija, promjena, tematika, čovjek  SAŽETAK  Teme koje su obraĎivane u poeziji do pojave pokreta prvi novi bile su, manje ili više, poznate i nije se od njih mnogo odstupalo. MeĎutim, promjena koju je pokret prvi novi unio u tursku poeziju je to da su Orhan Veli Kanık, Oktay Rifat Horozcu i Melih Cevdet Anday smatrali da apsolutno sve može biti tema za pjesmu što nije bio slučaj u književnosti koja im je prethodila. Čovjek iz naroda kao i sve što ga okružuje imali su svoje mjesto u njihovoj poeziji. U književnom stvaralaštvu predstavnika pokreta prvi novi nailazimo na široku lepezu tema, od kojih su neke po prvi puta svoje mjesto našle u poeziji. MeĎu najzastupljenijim temama pokreta prvi novi nalazi se život običnog čovjeka, ljubav, Drugi svjetski rat, djetinjstvo, radost življenja, smrt, putovanje. Jedna od ključnih stvari za koje se pokret prvi novi zalagao bila je pridavanje važnosti društvu, odnosno malom, običnom čovjeku iz gradske društvene sredine čije je samo postojanje kao i sve ono što ga okružuje poput nesretne ljubavi, ratnih nedaća, smrti, putovanja i sl., bilo dovoljno važno da bude opjevano u njihovim pjesmama. Običan čovjek iz nižeg društvenog staleža, u njihovoj poeziji zaživio je sa svim ljudskim manama i vrlinama, ponekad je švorc, drugi put pak, pijan, neiskvaren je ali i nemoćan spram nepravde, on trpi, on se bori, živi jednoličnim životom, raduje se malim stvarima, pati zbog žulja, i sve svojstveno čovjeku ni njemu nije strano.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2019]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1349">
    <dcterms:title><![CDATA[ESKİ VE ORTA TÜRKÇEDE GEÇEN BAZI FİİLLERİN ÇEŞİTLİ ALTAY DİLLERİNDEKİ GÖRÜNÜMLERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Altay dilleri, Eski Türkçe, Orta Türkçe, Fiiller. ÖZET  7. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar, “Eski Türkçe” ve “Orta Türkçe” olarak anılan dil devreleri içinde ortaya konmuş çeşitli dil yadigârlarından alınmış bazı fiil örnekleri, çağdaş Altay dillerinin (Turki, Moğolca, Tunguzca, Mançuca vs.) sözvarlığında hâlihazırda bulunan benzer şekil ve örneklerle karşılaştırılarak ses bilgisel ve yapıbilgisel açıdan incelenmiştir. Elde edilen sonuçların ışığında, Eski ve Orta Türkçede geçtiği tespit edilen bu örnek fiillerin etimolojik yapısı ve geçiş yolları ortaya çıkarılmıştır. Bu vesileyle Altay dillerinin bazılarında bulunan ses ve yapı açısından değişime uğrasa da aynı kökten türemiş veyahut eşasıllı olması kesin ya da muhtemel olan fiillerin durumuyla ilgili olarak genel bir değerlendirme yapılmış, Altay dillerinin ortak söz varlığı Eski ve Orta Türkçeden seçilmiş fiil kök ve gövdelerinin baz alındığı bir zeminde karşılaştırmalı olarak irdelenmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2002]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1348">
    <dcterms:title><![CDATA[XVI. YÜZYILDA BOSNA VE AHISKA’DA SOSYAL VE EKONOMİK YAŞAM]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Bosna Sancağı, Saraybosna, Gürcistan Cumhuriyeti, Ahıska Sancağı.  ÖZET  XVI. Yüzyılın sonlarında Osmanlı Devleti için büyük stratejik önem taşıyan iki bölge  vardı. Birincisi, devletin batısındaki Bosna, ikincisi devletin doğusundaki Ahıska. Bosna Adriatik Denizi‟ne, ordan da Akdeniz‟e, Ahıska ise Kafkaslara ve daha sonra Hazar Denizi‟ne Osmanlıların yolunu açıyordu. Bosna ve Ahıska Sancakları arasında şu benzerlikleri görmekteyiz; Her iki sancak önemli stratejik konuma sahip olup; biri Batı‟da, diğeri Doğu‟da uç sancağı idi. Bosna‟nın fethi Osmanlı‟yı Adriatik Denizi‟ne kavuşturarak Akdeniz‟de hakimiyetini, Ahıska‟nın fethi de Osmanlı Devleti‟nin Kafkaslar yolunu açarak Hazar Deniz‟i kıyılarını kontrol altına alınmasını sağlıyordu. Bosna Avrupa ve Asya, Ahıska ise Anadolu ve Kafkasya arasında bir köprü idi. - Her iki sancak Osmanlı medeniyetinin yerleşim alanı olmakla aynı kaderi paylaşmışlardır. Bosna Doğu ve Batı, Ahıska ise Doğu ve Kafkasya dilleri ve medeniyetlerinin en önemli birleştiği noktalar idi. - Her iki sancağın başkentleri olan Saraybosna ve Ahıska‟da Müslüman, Ortadoks, Katolik, Musevi dinlerinden oluşan halk, huzur içerisinde yaşamakta idi. Bu yüzden Saraybosna Avrupa‟nın Kudüs‟ü, Ahıska ise Kafkasların Kudüs‟ü idi. Çalışmamızda Bosna, Saraybosna ve Ahıska‟nın etimoloji verilmiş ve tarihi şahsiyetlerden Bosnalı Gazi Hüsrev Bey, Ferhad Paşa ve Ahıskalı Hızır Paşa, Menüçöhr ve ünlü kadın siyasetçi Dedisimedi Debora hakkında bilgiler, Mençöhr ve ailesine Sultan IV. Murad‟ın verdiğü 1593 tarihli fermanı da yer almaktadır. Çalışmamızda XVII. Yüzyıl Osmanlı bilim adamlarından Evliya Çelebi‟nin „„Seyahatnamesi‟‟ ve Katip Çelebi‟nin „„Cihannüma‟‟sına göre Saraybosna ve Ahıska hakkındaki bilgiler verilmiştir. Çalışmamızda Saraybosna ve Ahıska‟nın kısa tarihini verdikten sonra bölgelerin sosyal- ekonomik durumu, vergi kalemleri, miktarları, ölçü ve tartı birimlerini incelemeye çalışılmıştır. Ahıska ile ilgili bilgiler, 1595 tarihli “Defter-i Mufassal Vilayet-i Gürcistan” tahrir defterine dayanarak „„Ahıska Sancağı Güney Nahiyesi‟‟ ışığında açıklığa kavuşturulmuştur. „„Defter-i Mufassal Vilayet-i Gürcistan‟‟ tahrir defterinin „„Ahıska Sancağı Güney Nahiyesi‟‟ bölümünün ilk defa olarak günümüz Türkçesine çevrilmesi çalışmamızın en önemli hususlarındandır. Bu çevirinin ve yapılan araştırmanın hem Türkiye, hem Gürcistan, hem de Kafkasya tarihçiliği için önemli olduğunu düşünülmektedir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2279]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1347">
    <dcterms:title><![CDATA[İVO ANDRİÇ’İN ‘DRİNA KÖPRÜSÜ’ BAĞLAMINDA HAYATLARA UZANAN KÖPRÜLER: BOSNA-HERSEK]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Köprü, şehirler, doğu-batı, kültür, çatışma.  ÖZET  İnsanlık tarihi boyunca üretilen ve evrensel kültürel miras olarak adlandırılan eserler, geçmiş değerlerin günümüze aktarılmasında önemli görevler üstlenmektedir. Kültürel mirasın önemli parçalarından biri de kuşkusuz köprülerdir. Köprü, iki şey arasında bağ veya ilişkiyi sağlayan şey anlamına gelmektedir. Köprüler sadece iki mekânı bağlayan somut yapılar olmaktan çıkıp bulundukları bölgede birer ikon haline gelirler. Taşıdıkları anlam itibariyle kentin sembolü olurlar. Kentin kimliklerini taşıyıp orada yaşayan insanlarla birlikte birçok olaya tanık olup şehrin başkarakterini oynarlar. Bosna-Hersek, geçmişten günümüze köprülerle zengin bir ülke olup buradaki köprüler, iki uzak yeri birleştiren taş yapılar olmaktan çıkmış bazen barışın simgesi olduğu farklı kültürlerin kaynaştığı birer mekânken bazen de savaşın başlangıç yerleri olmuşlardır. Bosna-Hersek’teki köprüler, mimari estetik olmanın dışında ayrı bir ruh taşımaktadırlar. İvo Andriç’in Osmanlı Döneminde Sokollu Mehmet Paşa tarafından yaptırılan Drina Köprüsünü anlattığı ‘Drina Köprüsü’ adlı eserinde köprü sadece iki yakayı birleştiren değil aynı zaman da doğu ile batı kültürünü de birbirine geçişini sağlayan bir kahraman olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine Osmanlı Döneminde yapılan Mostar Köprüsü çok kültürlülüğün sembolü olmuştur. Ancak bununla beraber köprüler her zaman kültürleri birleştiren yaklaştıran bir görev üstlenmemişlerdir. Bazen de yıkımların başlangıç yerleri olmuşlardır. Saraybosna’daki Latin ve Vrbanja Köprüleri savaşların ilk kıvılcımlarının ateşlendiği mekânlardır. Sunumuzda, İvo Andriç’in Drina Köprüsü adlı romanı bağlamında Bosna-Hersek’teki köprülerin taşıdığı anlamlar irdelenmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2292]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1346">
    <dcterms:title><![CDATA[SAİT FAİK VE MİLJENKO JERGOVİÇ’İN HİKÂYELERİNDEKİ ÇEVRESEL ETMENLERİN ANLAMSALLIĞI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Günlük hayat, uyum, sıradanlık, küçük insanlar.  ÖZET  Modern Tür hikâyeciliğin kurucusu olarak kabul edilen Sait Faik, klasik hikâye kurallarını yıkmış getirdiği yeniliklerle &quot;kökü kendisinde olan&quot; bir yazar olarak kabul edilir. Daha çok kendisinden yola çıkarak çevresindeki izlenimlerini anlatan yazar, insan gerçeğini anlamaya çalışmıştır. İnsanların yaşama biçimlerini, isteklerini, tasalarını, korkularını ve sevinçlerini irdeleyerek kendisine özgü bir tarz oluşturmayı başarmıştır. Hikayelerinde küçük insanı şiir kokusunda anlatır. Saraybosna&#039;da doğan Miljenko Jergoviç adlı yazar da Sait Faik gibi hikâyelerinde hayatı aşırılıklara kaçmadan şiir tadında ifade etmiştir. Akıcı bir dille olayları anlatırken başka insanların dikkat etmediği küçük unsurlara farklı anlamlar yükler. Farklı milletlere ait olmakla birlikte iki yazarın tekniği ve bakış açıları arasında benzerlikler gösterilmektedir. İkisi de çevredeki canlı cansız unsurları kullanarak hikâyelerinin temasını oluştururlar. Eserlerinde trajediler görülmez. Miljenko Jergoviç, Bosna savaşını hikâyelerinde konu ederken dahi savaşın arka planındaki sıradan günlük hayatın fotoğrafını bize verir. Sait Faik ve Miljenko Jergoviç, yaşamın sahnelerini küçük fotoğraflarla betimler.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2301]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1345">
    <dcterms:title><![CDATA[BOSNA HERSEK’TE BAĞIMSIZLIK SONRASI MİLLİ KİMLİĞİN İNŞASINDA FOLKLORUN İŞLEVİ VE ÖNEMİ ÜZERİNE]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Bosna Hersek, Milli Kimlik, Folklor.  ÖZET  Kültürel tarzlar, kalıplar ve yapıların oluşturduğu ve oluşturmaya devam ettiği bilgi olarak tanımlanması mümkün olan folklor kavramının başta eğlendirme ve hoşça vakit geçirme, toplumsal kurumlara ve törelere destek verme, eğitim ve kültürün genç kuşaklara aktarılması, toplumsal ve kişisel baskılardan kurtulma ve de başkaldırı gibi temel işlevlere sahip olduğu söylenebilir. Bunun yanında, folklorun en önemli işlevlerinden birinin de kimlik tanımlamasında önemli bir gösterge olduğu gerçeğidir. Folklorun bu yönü, özellikle yeni kurulan devletlerin milli kimliklerini yapılandırmalarında önemli bir işleve sahiptir. Folklor, bağımsızlığına yakın zamanda kavuşan Bosna Hersek devletinin kendi milli kimliğini tanımlamasında ve bu kimlik üzerinden kendini tanıtmasında önemli bir işlevi yerine getirmektedir. Dolayısıyla, Bosna Hersek’te bağımsızlık sonrası milli kimliğin inşasında folklorun önemli bir işleve sahip olduğunu söylemek mümkündür. Bildiride bu bağlamda, Bosna Hersek’te bağımsızlık sonrası milli kimliğin inşasında folklorun işlevi ve önemi meselesi üzerinde durulmuştur.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2122]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1344">
    <dcterms:title><![CDATA[ÖZBEK CEDİT EDEBİYATINDA TEMA]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Özbek Cedit Edebiyatı, tema, eğitim, din, bilim.  ÖZET  Bildiride, birçoğu 1937-1939 yılları arasında öldürülen Özbek cedit edebiyatı temsilcilerinin eserlerinde “eğitim, bilim, din ve toplumsal yozlaşma” teması ele alınmıştır. Özbek edebiyatında 1910 ve 1930 yıları arası, Cedit Edebiyatı Dönemi olarak adlandırılır. Edebiyat bu dönemde yönünü halka çevirir ve edebi eserler “millet için edebiyat” şuuruyla yazılır. Bu dönemin öne çıkan belli başlı şair ve yazarları Mahmud Hoca Behbudi, Münevverkari, Hamza Hakimzade Niyazi, Sıddıki Aczi, Sadriddin Ayni, Abdurauf Fıtrat, Abdulla Kadiri ve Çolpan’dır. Özbek edebiyatında hikaye, roman ve tiyatro gibi türlerin ilk örnekleri bu dönemde verilir. Bu dönemin şair ve yazarları eserlerinde daha çok toplumsal problemler üzerinde dururlar. Özbek ceditçilerin eserlerinde en çok işledikleri tema eğitim, bilim, din ve toplumsal yozlaşmadır. Onlar İslam dünyasındaki geri kalmışlığın başlıca nedeni olarak gördükleri eğitim sistemini masaya yatırırlar. Türkistan medreselerinde verilen eğitimin, - son dönemlerde- çağın gereksinimlerini karşılayamadığını ileri sürerek, eğitim sisteminin nasıl olması gerektiği konusu üzerinde dururlar. Onlar için din ve bilim bir bedenin ayrılmaz uzuvlarıdır. Öyleyse sağlıklı nesiller yetiştirebilmenin ön şartlarından biri, eğitim kurumlarında dini ve dünyevi ilimlerin bir arada okutulmasıdır. Ancak bu sağlanırsa Türkistan’ın esaret zincirini parçalayabileceğini, toplumsal yozlaşmanın önünün kesilebileceğini, modern dünyanın seviyesine ulaşılabileceğini savunurlar.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2035]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1343">
    <dcterms:title><![CDATA[ZEYNEP CEMALİ’NİN ESERLERİNDE CİNSİYET ROLLERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Çocuk edebiyatı, Zeynep Cemali, Cinsiyet rolleri.  ÖZET  Zeynep Cemali, çocuklar için yazarken çocuğun gözüyle bakabilmeyi becerebilmiş önemli yazarlardan biridir. Ortaya koyduğu eserlerde, çocuğu yormayacak sade ve anlaşılır bir dili, düzgün cümle kuruluşlarıyla sağlamıştır. Bu bağlamda edebilik vasfı taşıyan eserlerinin eğitsel yönü de kuvvetlidir. Çocuğun hayal dünyasını etkileyen çocuk edebiyatı ürünlerinin dolaylı ya da doğrudan vermek istedikleri bu eğitsel yönün bir parçasıdır. Çocuk edebiyatı ürünlerinin tercih edilebilir olmalarının en önemli ölçütü ister istemez eğitsel yönleri olmuştur. Zeynep Cemali roman ve hikâyelerinde konu bakımından çeşitlilik sağlamıştır. Eserleri sosyal ilişkileri ve meseleleri içeren zengin kurmaca hayatların üzerine kuruludur. Eğitsellik özelliği göz önüne alındığında, bireylerin kimliğini belirleyen cinsiyet rollerinin çocuk edebiyatı ürünlerinde işleniş biçimi, üzerinde durulması gereken bir konudur. Bu çalışmada, insanın çeşitli hallerini yansıtan eserleri, cinsiyet rolleri açısından incelenmiş geleneksel Türk aile yapısı ile ilişkilendirilerek tartışılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2247]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1342">
    <dcterms:title><![CDATA[ADALET AĞAOĞLU’NDA BİR ANLATIM TEKNİĞİ OLARAK KURGU SORUNLARI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Adalet Ağaoğlu, roman, modernizm, yazar  ÖZET  Türk edebiyatının, kurgu sorunları üzerine titizliğiyle de bilinen, önemli isimlerinden Adalet Ağaoğlu (d.1929) romanlarının tümünde yazar profiliyle öne çıkan, ya da otobiyografik göndermeli farklı roman kişilerine yer vermek suretiyle; okurunu hem sanat anlayışına, hem de roman yazış sürecine tanık ettirir. Hayır… (1987), Yazsonu (1980) ve Romantik Bir Viyana Yazı’nda (1993) meslekleriyle var olan ve roman sanatıyla ilgilenen bu kişilere yer verilmesi, Adalet Ağaoğlu’nun eserlerine ve roman sanatına yönelik tartışmaların, düşüncelerin ortaya çıkmasına sebep olur. Hayır…’ın kişilerinden olan Yazar, Ağaoğlu’nun romancı kimliğiyle çakışan sanat anlayışına sahipken; Yazsonu’nun iki anlatıcısından biri olan Yazar, Ağaoğlu ile birçok bakımdan benzerlik gösterir. Romantik Bir Viyana Yazı’nda ise okurla doğrudan konuşan sesin sahibi olan Ağaoğlu, klâsik yapıdaki roman sanatına ironik bir yaklaşım sergiler. Bu çalışmada, anılan üç eserde yazar kimliğiyle yer alan anlatıcı profilleri üzerinden, Ağaoğlu’nun kurguyu sorunsallaştırma biçimleri çözümlenmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2284]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description></rdf:RDF>
