<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
<rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1421">
    <dcterms:title><![CDATA[MEHMET AKİF ERSOY’DA TASVİR]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Mehmet Akif, Tasvir, Realizm.  ÖZET  Osmanlı’nın temel dinamiklerinden olan ve on dokuzuncu yüzyılda Batı tarafından Osmanlı’ya problem olarak sunulan din, dil, vatan ve bayrak gibi meselelerin tam ortasında Mehmet Akif Ersoy yer alır. Çalışmada, Akif’in Safahat ve Safahat dışındaki şiirlerinden faydalanmak suretiyle olayları, mekânları ve kişileri bu “problemler” çerçevesinde nasıl tasvir ettiği analiz edilmiştir. Çalışmada Batı tarafından problem olarak dayatılan konular, Akif’in gözünden tanınmak istenmiş ve yakın dönemdeki sosyal, siyasî, ekonomik ve edebî hayata ışık tutulmuştur. Olay, mekân ve kişi olmak üzere Akif’in tasviri üçe ayrılmış. Akif’in din, adalet, irade, tembellik ve cahillik eleştirisi gibi konuları nasıl tasvir ettiği anlatılmaya çalışılırken, mekân bağlamında şehrin meyhanelerine, kahvehanelerine, camilerine, mezarlıklarına; olay bağlamında Balkan Savaşları’na, Kurtuluş Savaşı’na; kişi bağlamında ise Köse İmam’a, Asım’a ve Asım’ın nesline bakılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2213]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1420">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRK ROMANININ İLK DÖNEMLERİNE YANSIYAN KANUNSUZLUK]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Türk Romanı, eşkıyalık, başkaldırı, kırsal yaşam.  ÖZET  Hayatın aynası olarak görülen roman, düşünsel ve toplumsal değişmelerin birçoğunu bünyesinde barındırır. Modern edebiyatın en iyi temsilcilerinden olan edebi tür, önceki devirlerde devam eden sözel anlatı türlerinin de devamı gibidir. Bu bağlamda sözlü geleneğin ön plana çıkan özelliklerinden eşkıyalık, çağdaş bir tür olan romanda yer alır. Resmi tarihin ötesinde edebiyata da sosyal bir olgu olarak yansıyan ve Eric J. Hobsbawm geliştirdiği “soylu eşkıyalık” terimi, sanayileşme süreci Türk romanında Yaşar Kemal başta olmak üzere birçok eserde yankısını bulacaktır. Fakat Türk romanın ilk dönemlerinde yaşanan toplumsal değişimlerin yansıması olarak Eric J. Hobsbawm tanımladığı “soylu eşkıyalık” teriminin farklı bir durumu gözlemlenir. Sosyal olaylarla ilintili olan bu durum soylu eşkıyalığın aksine soysuz bir başkaldırı olarak romanda yer alır. Dönemin siyasal şartları düşünüldüğünde bu durum kolaylıkla açıklanabilir. Osmanlı Devletinin yıkılış süreciyle başlayan yenileşme süreci İstanbul dışında kalan bölgelerde özellikle Anadolu’da gelir dağılımında eşitsizliğe neden olur. Ekonomik sıkıntıların yanı sıra halkın savaşlar karşısında yenilgisi/korkusu da kanunsuz yapılanmayı ortaya çıkaracaktır. Romanlara yansıyan bu süreç “eşkıya-devlet-köylü” üçgeni içinde, çatışmalar doğuracak şekilde ilerler. Bu çalışmada kanunun zayıfladığı bu dönemi eserlerine taşıyan/değerlendiren sanatçıların romanları incelenmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2238]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1419">
    <dcterms:title><![CDATA[YENİKAPI MEVLEVİHANESİ’NİN ŞAİR ŞEYHLERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Mevlevîlik, Mevlevî Edebiyatı, Yenikapı Mevlevîhânesi, Şair Şeyhler. ÖZET  Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin vefatından sonra kurulan ve zaman içinde sistemli bir tarikat hâline gelen Mevlevîlik, düşünce, kültür, sanat ve edebiyat hayatımıza doğrudan ya da dolaylı bir şekilde etki etmek sûretiyle, pek çok değerli şahsiyetin yetişmesine vesile olmuştur. Bu süreçte Mevlevîhâneler âdeta Mevlevîliğin hayata dönük yüzü olmuş, türlü sanat faaliyetleri de daha ziyâde bu mekânlar vâsıtasıyla gerçekleştirilmiştir. İstanbul’un beş önemli Mevlevîhânesinden, kuruluş tarihi itibarıyla da Galata’dan sonra ikinci sırada bulunan Yenikapı Mevlevîhânesi, Mevlevîlik tarihine damgasını vuran birçok önemli şahsiyetin yetişmesine katkıda bulunmuştur. Bu şahsiyetlerden biri olan ve aynı zamanda mûsikimizin pîri kabul edilen Buhûrîzâde Mustafa Itrî, Câmi Ahmed Dede’nin dervişlerinden olup mûsiki bilgilerini Yenikapı Mevlevîhânesi’nde almıştır. Klâsik Türk şiirinin son büyük şairi kabul edilen Şeyh Gâlib ve ünlü bestekârlarımızdan Hammâmîzâde İsmail Dede Efendi de Ali Nutkî Dede’nin elinde yine bu dergâhta yetişmiştir. Yenikapı Mevlevîhânesi’nde, kuruluşundan kapanışına değin, 20 ismin şeyh olarak atandığı belirlenmiştir. Esasen şeyh efendilerin neredeyse tamamı sanatın bir veya birkaç dalı ile hem-hâl olmuş olmakla birlikte, bildirinin amacı ve çerçevesi gereği bunlardan sadece, kaynaklarda şairlik yönü bulunduğu belirtilen ve aynı zamanda birkaç beyit de olsa şiir örneklerine yer verilenler üzerinde durulmuştur. Bu meyanda dergâhın tarihçesinin yanı sıra, aralarında Kemâl Ahmed Dede, Doğânî Ahmed Dede, Sabûhî Ahmed Dede, Câmi Ahmed Dede, Nâci Ahmed Dede, Nesib Yusuf Dede, Ârifî Ahmed Dede, Sâfî Mûsâ Dede, Ali Nutkî Dede, Abdülbâki Nâsır Dede, Abdurrahim Künhî Dede, Mehmed Celâleddin Dede ve Abdülbâki Baykara Dede’nin de bulunduğu on üç ismin hayatları, edebî kişilikleri ve eserleri üzerinde ana hatlarıyla durulmuş, ayrıca şiir örneklerine yer verilmiştir. Böylece hem şeyh efendilerin şairlik yönlerine, hem de aynı zamanda bir edebî muhit olan Mevlevîhânelerin dil ve edebiyamızın gelişimine sağladığı katkılara dikkat çekilmeye çalışılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2043]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1418">
    <dcterms:title><![CDATA[XV-XVI. YÜZYILDA PİRLEPE’DE İSKÂN VE NÜFUS]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Pirlepe, Tahrir defterleri, mahalle, Balkanlar, nüfus.  ÖZET  Antik dönemlere kadar gidebilen tarihi ile Pirlepe, bugün Makedonya’ya bağlı bir şehir olup eski Osmanlı kasabalarından biridir. Vukaşin tarafından prenslik olarak ilan edilen kasaba Vukaşin’den sonra oğlu Marko’nun Osmanlı hâkimiyetini tanımasıyla beraber 1382 tarihinde Osmanlı egemenliğine dâhil olmuştur. Babuna dağının eteğinde Vardar’a tabi olan karasuya dökülen bir küçük çayın kenarında kurulmuş bir kale konumunda olan Pirlepe Osmanlı idari yapısı içerisinde Rumeli Eyaleti’nin Paşa livası sağ kol kasabaları arasında yer almaktadır. II. Mehmet’in saltanatı döneminden itibaren kasaba ciddi bir şekilde gelişme göstermiştir. Başlangıçta bir Balkan devleti olarak doğan Osmanlı İmparatorluğu Türklerin Balkanlar’a gönüllü göçünü sürekli teşvik etmiştir. Nüfus iskânının yanı sıra askeri ve mali şartlar da bu politikayı zorunlu kılmıştır. Bu bölgelere Anadolu’dan gelen dervişler, gaziler ve diğer unsurlar memleket açma ve fütuhat yapıp, civar köylere veya tamamen boş ve tenha yerlere yerleşerek ziraat ve hayvancılıkla meşgul olmuşlardır. Ayrıca, şehirde dini hayır kurumları inşa etmişlerdir. Pirlepe Kasabası özellikle 1478 yılarından sonra fiziki ve nüfus yapısı değişerek tipik Osmanlı şehri haline dönüşmüştür. İnceleme konumuzun temel kaynakları Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Devlet Arşivlerinde bulunan l6. Yüzyıla ait tahrir defterleri olacaktır. Bu çalışmada, Osmanlı yönetiminde yaklaşık beş asır kalan Pirlepe’nin iktisadi ve sosyal özellikleri, merkez mahalleleri, kır iskân yerleşim bölgelerindeki Müslüman - gayrimüslim nüfus, içtimai yapı, üretim birimleri, meslek grupları, yetiştirilen ürünler ve tahsil edilen vergiler tespit edilmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2024]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1417">
    <dcterms:title><![CDATA[BOSNA HERSEK’TE TÜRK VARLIĞININ SÖZLÜ KÜLTÜR ORTAMINDAKİ İZLERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Sözlü Tarih, Yazılı Tarih, Türkü, Balkan Sahası, Bosna Hersek, Sözlü Vesika.  ÖZET  Kültürel mirasın, tecrübe edilmiş bilginin, törelerin ve davranışların tarihi vakalara dair belleğin sözlü kültür ortamı ürünlerinden halk türküleri içinde ezgi eşliğinde arşivlendiği bilinen bir gerçektir. Bu bağlamda halk türkülerinin temel işlevlerinden birinin, türkü metni ve icrası aracılığıyla sözlü tarihi birikimin kuşaktan kuşağa aktarılması olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Türkü metninin ve metnin ihtiva ettiği sözlü tarihe dair bilginin bir ezgi eşliğinde söylenmesiyle toplumsal bellekte bilgi canlı bir şekilde kalabilmektedir. Türküler bu özelliğiyle ritmik bir arşiv belgesi özelliğine haiz olup türkü metinlerinden hareketle hem halkbilimsel verilere hem de, kaydı sözlü bellek tarafından tutulmuş tarihsel malumata ulaşmak mümkündür. Bu çalışmada Bosna tarihinin bir bölümünü ihtiva eden örnek bir türkü metninden hareketle Bosna’daki Türklük tarihinin izleri sürülmüştür.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2192]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1416">
    <dcterms:title><![CDATA[ÇOCUK EDEBİYATINDA “KARAKTER” KAVRAMI VE AYLA KUTLU’NUN ÇOCUK KİTAPLARININ BU AÇIDAN DEĞERLENDİRİLMESİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: çocuk edebiyatı, karakter, özdeşim, Ayla Kutlu.  ÖZET  Platon’dan günümüze sanatın ana işlevinin izleyende/alımlayanda katharsis (arınma) oluşturmak olduğu kabul edilmiştir. Katharsis büyük ölçüde alımlayanın tahkiyenin merkezindeki karakterlerle “özdeşim” kurması yoluyla sağlanabilmektedir. Bilindiği üzere kurgunun dört temel öğesi zaman, mekân, karakter ve olaydır. Metinde zaman ve mekân, karakter ile kurgunun yapısına girebilir. Karakter aynı zamanda kurguda olayı başlatan, geliştiren ve eyleyen ana unsurdur. Karakter olmadan kurgunun diğer elemanları ölüdür, olay ise yoktur. O halde, karakter kurgunun diğer elemanlarının hareketlenmesini, hayatiyet kazanmasını mümkün kılar. Çocuk edebiyatında da karakterle özdeşim kurma meselesi, hem sorunlu bir konu olarak çokça tartışılmakta hem de çocuğa evrensel, millî ve ahlâkî değerlerin aktarılmasında verimli bir araç olduğundan sıkça gündeme getirilmektedir. Çocuklar 3-6 yaş aralığında davranışlarının büyük bir bölümünü yakın ve uzak çevrelerindeki gerçek kişileri ya da film, animasyon, kitap gibi kurgusal yapıtlardaki kahramanları örnek alarak oluşturmaktadırlar. Özellikle kurgusal karakterler sahip oldukları olağanüstü güçler ve imrenilecek fiziksel özellikleriyle çocukların gözünde ideal rol modelleri oluşturmaktadırlar. Bu “her şeye sahip olan ve her şeyi yapabilen” karakterler çocuğun gerçeklik algısını zedelemekte ve onların var olmayan, ulaşamayacakları, gerçek dışı karakterleri model almalarına neden olmaktadır. Bir de buna, son dönemlerde çocukları hedef tüketici kitlesi olarak gören şiddet, fantastik ve cinsellik örüntüleriyle dolu görsel ve yazılı ürünlerin karakterleri de eklenince durum daha tehlikeli bir hâl almaktadır. Geçmişin aşırı didaktik, davranışlar açısından kusursuz, slogancı çocuk karakterleri, çocuk eğitimi açısından ne kadar verimsiz ise çağın fiziksel ve sosyal yönden aşırı idealize edilmiş, yorulmak bilmez çocuk karakterleri de bir o kadar sakıncalıdır. Bu nedenle çocuk edebiyatında karakter oluşturma konusunda dikkatli olunmalı ve karakterlerin fiziksel ve ruhsal açıdan çocukların gelişim aşamalarına uygun çizilmelerine önem verilmelidir. Örneğin okul öncesinde animistik özellikleri ön plânda olan bitki, hayvan gibi karakterler uygunken, ilköğretim dönemi için çocuk karakterlerin başlarından geçen olayların anlatıldığı eserler daha elverişlidir. Alanyazında kişi, karakter, kahraman, antikahraman öğeleri arasındaki farkların açık olmadığı görülmektedir. Bu nedenle çalışmaya öncelikle bu öğeler arasındaki farkların belirlenmesiyle başlanması plânlanmakta, daha sonra ise animasyon, film, edebiyat gibi alanlarda çocuk karakter oluşturma yöntemlerinin örneklerle açıklanması düşünülmektedir. Son olarak elde edilen kuramsal bilgiler ışığında, örneklem olarak seçilen çağdaş Türk çocuk edebiyatı yazarlarından Ayla Kutlu’nun çocuk kitaplarındaki karakterler verilerinin yorumlanması hedeflenmektedir. Böylece çalışmada  sırasıyla doküman tarama ve betimsel analiz yöntemleriyle Ayla Kutlu kesiti üzerinden Türk çocuk edebiyatındaki karakter kavramı açıklanmaya çalışılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2195]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1415">
    <dcterms:title><![CDATA[GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİNDE SIRA DIŞI MEKÂNLAR]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Olağanüstü yerler, efsane, inanış.  ÖZET  Bu araştırmanın amacı, Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu bölgesinde yer alan sıra dışı mekânlara ve onlara dair inanış ve efsanelere ışık tutmaktır. Araştırmada bulgular; gözlem ve görüşme yöntem ve teknikleri kullanılarak elde edilmiştir. Bölge, sıra dışı mekânlar ve onlara dair anlatmalarla doludur. Araştırma sonucunda yörede kutsal olduğuna inanılan veya korkulan birçok sıra dışı mekânın varlığı tespit edilmiştir. Siirt, Mardin, Diyarbakır ve Şırnak’ta muhtelif dağ, tepe ve mağaraların olağanüstü varlıklara dayalı anlatmalarla sıra dışı bir mekâna dönüştüğü görülür. Siirt’teki Siyah Ev, şifa arayıcıların uğrak yeridir. Şırnak’taki Bikreş mağarası ile Mardin’deki Gırnavaz Tepesi cinlerin yaşadığı yerler olması dolayısıyla sıradan mekânlardan ayrılırlar. Mardin’deki Yılanlı Dağ ile Siirt’teki Kara Mağara kaplıcası mitik bir simge olan yılanla kesişir. Diyarbakır’daki Kafka Mağarası içinde var olduğuna inanılan altınları ve hazineyi koruyan yaratığıyla halk inanışında yerini alır. Siirt’te yaşayan Şahmeran efsanesi, mağarada saklı olan şifalı suyla ve onu koruyan insan-yılan-balık vücutlu bir varlıkla ilişkilidir. Mardin’deki Şeyh Şaaran mağarası ile Siirt Şirvan yolunda bulunan bir mağara, kutsal su simgesiyle dikkati çeker ve şifa arayıcıların uğrak yeri olur. Güneydoğu Anadolu bölgesindeki sıra dışı mekânların tespit ve tahlilini amaçlayan bu çalışmanın aynı zamanda, ilkelden çağdaşa uzanan yolculukta, insanoğlunun duygu ve düşünce dünyasının anlaşılmasına da katkı sunması beklenmektedir]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2161]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1414">
    <dcterms:title><![CDATA[EDEBİYATTAN SİNEMAYA ESAT MAHMUT KARAKURT UYARLAMALARI VE MELODRAM SİNEMASINA ETKİLERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Yazınsal, uyarlama, tema, sinema-yazın, melodram, içerik, çözümleme.  ÖZET  Türk Sineması tüm tarihsel dönemlerinde hazır edebi kaynaklara yönelmiş ve yararlanmıştır. Bu kaynaklar; şiir, roman, öykü, basılmış anomin halk hikâyeleri, teatral metinler, biyografilerdir. Cumhuriyet Dönemi romancılarından Esat Mahmut Karakurt yapıtları en çok sinemaya uyarlanmış yazarlardan biridir. Bu yanıyla, Türk Sinemasında popüler melodram türünü derinden etkilemiş bir kaynaktır. Bu çalışmada Esat Mahmut Karakurt’un sinemaya uyarlanmış tüm yapıtları anlatısal ve görsel yapı olarak incelenmiş, karşılaştırılmış ve Türk Sineması popüler melodramlarında oluşturduğu etkiler, izler ve yerleştirdiği kalıplar ortaya çıkarılmıştır. Yöntem olarak; tek tek izlenen bu filmlerin içerik çözümlemesi yapılmış, (öykü kalıpları, ana ve yan karakterler, mekân ve zaman kullanımı) yazarın/yönetmenin kurduğu dünya ve yaklaşımı ortaya çıkarılmış, yazınsal metinle filmsel süreç arasındaki uylaşım karşılaştırılarak tüm bu film uyarlama/üretim sürecinin kolektif kabule dönüşümü, Türk Sinemasında popüler melodram türüne etkileri ve izleri belirlenmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2288]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1413">
    <dcterms:title><![CDATA[O NEKİM TURSKİM RİJEÇİMA U JEZİKU ALBANACA U REPUBLİCİ MAKEDONİJİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Pozajmene rijeçi: Turskim rijeçima, u jeziku Albanaca u republici Makedoniji  SAŽETAK  Jedan iz jezika koji je ostavio znaçajan uticaj u Albanskon jeziku jeste turski jezik, jezik Osmanske Imperije. Kao şto je poznato, Osmanska Imperija u Balkanu ostala vişe od pet vijeka. Imajuçi u vidu ovu çinjenicu, uticaj osmana i kod albanaca bio je u mnogim oblastima, kao u arhitekturi, u socijalnom zivotu i mentalitetu i dr., takodjer imao je duboki uticaj i u oblasti jezika. Petovekovni period Osmanske Imperije u Balkanu, medju drugima, duboko je uticao i u jeziku albanaca u Makedoniji. Albanci iz Makedonije pozajmili su rijeçi iz turskog jezika u raznim oblastima, kao şto su: vojna oblast - bori, mejdan, fitil, tel; u oblasti odeçe - çarçaf, çarape, gajtan, sënduq; porodiçni zivot - penxhere, hambar, zimbil; druştveni zivot- adet, esap, manushaqe, hon ; u oblasti administracije - vergji, pashallarë, vezir, xhelat, mahqeme, myhyr ( vulë), veqil, haraç i dr.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2014]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1412">
    <dcterms:title><![CDATA[ARAPSKO TURSKO PİSMO U BUKVARU REDJEPA VOKE]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Pozajmene rijeçi: Azbuka, arapsko, albanska, tursko, pismo, prerodba, skola, obraozovanje.  SAŽETAK  Redjep Voka je jedan od najznaçajnijih prerodbenjaka,koji je dao veliki doprinos albankoj azbuci u XIX veku. Albansku azbuka prerodbenjaka,Redzepa Voke jeste arapsko-turskim pismom. Ona obuhvata 34 slova sa arapsko-turskog pisma.U XIX veku,imalao je i druge azbuke sa latinskim grckim pismom. Predstavnici arapskog-turskog pisma u albanskom bukvaru bili su odgojeni u skolama tursko-osmanske imperije. Ova çinjenica govori da jedan dio obrazovanih u ovim skolama smatrali da arapsko-tursko pismom moze se pisati i albanski jezik Ovaj Redzepov stav i misao bio je do odrzavanja Manastirskog Kogresa (1908) u Bitolu ( danasnja Bitola u Republici Makedoniji) ,u kome je usvojena albanka azbuka sa 36 glasa uglavnom iz latinskog pisma.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2013]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description></rdf:RDF>
