<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
<rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1441">
    <dcterms:title><![CDATA[NÂ’İLÎ’NİN “ANDELÎB” REDİFLİ GAZELİNİN ŞERHİ VE TEMATİK AÇIDAN İNCELENMESİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Nâ’ilî, Gazel, Andelîb, Şerh, Tema. ÖZET  Bu çalışmanın amacını, 17. yüzyıl divan şairlerinden Nâ’ilî’nin “andelîb” adlı gazelinin tematik açıdan incelenmesi oluşturmaktadır. Gazel, öncelikle klasik şerh metodu ile şerh edilecek, ardından da aynı temanın şaire özgün yanları ele alınacaktır. Divan şiirini anlamak için şiirde kullanılan mazmunlar, temalar hakkında az çok fikir sahibi olmak gerekmektedir. Tabi bunun yanında şairin hayatını, ruh dünyasını bilmek de faydalı olacaktır. Bu yüzden şairin edebi kişiliği ve sanatı hakkında da bilgi verilecektir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2239]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1440">
    <dcterms:title><![CDATA[ÂŞIK ÖMER’İN ŞİİRLERİNDE KUŞLAR]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Âşıklık geleneği, Âşık Ömer, Kuşlar.  ÖZET  Ozan- baksı geleneği olarak adlandırabileceğimiz İslamiyet öncesi halk edebiyatı geleneği; kültürümüzün tarihsel süreç içerisinde yaşamış olduğu değişim ve dönüşümlerle yeni bir biçim ve öz kazanmıştır. Özellikle de İslamiyet’in kabulünün tetiklediği bu biçim ve öz değişimi Âşıklık geleneği olarak adlandırılan yeni bir geleneğin ortaya çıkmasına yol açmış ve bu geleneğin temsilcileri de âşıklar olmuştur. Yaşadıkları toplumun sesi olan âşıklar şiirlerinde motif ve sembol bakımından zengin bir hazine olan hayvanları kullanmıştır. Bu hayvanların başında da kuşlar gelmektedir. Çalışmamızda 17. yüzyıl âşıklarından biri olan ve ağırlıklı olarak Konya’nın Hadim ilçesine bağlı Korualan kasabasında yaşadığı düşünülen Âşık Ömer’in, şiirlerinden yola çıkılacak, bu sayede âşıklık geleneği içerisinde kuşların sahip olduğu yer ve öneme ufak bir temasta bulunulmuştur.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2199]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1439">
    <dcterms:title><![CDATA[XIX ASIR AZERBAYCAN ŞAİRİ MİRZA MUHSİN HAYALİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Hayali, poetika, gazel, elyazma, lirika.  ÖZET  Mirza Muhsin Hayali Azerbaycanın Guba ilinde dünyaya gelmiş, şiirsel yaratıcılığı burada faaliyet gösteren “Gülistan” edebi meclisinin son dönemine rastlayan şairlerimizdendir. Bilindiği gibi, XIX yüzyılın birinci yarısında düzenlenmiş ilk edebî meclislerden olan “Gülistan”ın faaliyetleri, üyeleri hakkında bilgimiz çok azdır. Bildiğimiz odu ki, “Gülistan”ın temelini görkemli âlim ve şair Abbaskulu ağa Bakıhanov Kudsî koymuş, meclisin oluşturulmasında dostu Gubalı Ahunt Abdullah ona yakından yardım etmiştir. “Gülistan” ebedi meclisinin 1819, 1835 yıllarında düzenlendiğini söyleyen tetkikatcılarımız olmuştur. Mirza Muhsin Hayali’nin hayat ve yaratıcılığına dair elimizde yeterli bilgi yoktur. Görkemli edebiyyatşinas Salman Mümtaz şairin eserlerini topladığı elyazmada onun h.1263 yılında (m.1846-1847) Guba&#039;da doğduğunu, Molla Ali Ahundun oğlu olduğu için soyadının Ahundov olduğunu göstermiştir. Araştırmacı MirzaMöhsünün hayatı hakkında yazıyor: “Hayali Türkçe, Farsça, Rusça savada sahipti, bir süre Guba&#039;da mektebdarlık etmiştir.” Mirza Muhsin Hayalinin edebi mirasına dair 3 elyazma Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Elyazmaları Enstitüsü&#039;nde saklanmaktadır. Bunlardan B-514 şifresi altında korunan gazel nastalik hattı ile aktarılmış yazma şairin eksik Dîvânıdır. 189 sayfadan oluşan toplunun her sayfasında bir gazel aktarılmıştır. Buradaki gazeller divanlar için geleneksel olan harf sıralanması ile dizilmemiştir. Nüshanın göçürülme tarihi ve katibin adı kayıt edilmemiştir. B-1523 şifreli, aktarılma tarihi ve katibi belirsiz diğer bir el yazmada şairin 36 şiiri toplanmıştır. Kayd ettiğimiz gibi, klasik poeziyanın geleneklerine sadıkkalan, eserlerini sade, açık dilde yazan Mirza Möhsin’in şiirlerinde sevgi lirikası yer alıyor. Bu şiirlerde sevgi, hicrandan şikayet, vuslat özlemi, vefasız güzellerden sitem- güzar, bazı vesilelerle devirden, şairin kendi durumundan hoşnutsuzluk içtenlikle kaleme alınmıştır. Şair klasik Şark poetikasının sanatsal ifade araçlarından, poetik figürlerden kullanımlara özellikle önem vermiş, klasik türk şiirinin sahib olduğu tüm sembolik imgelerden ustadane bir şekilde istifade etmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2253]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1438">
    <dcterms:title><![CDATA[BOSNA AĞITLARI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Bosna, Balkanlar, Türk Halk Edebiyatı, Bosna Ağıtları.  ÖZET  Bosna Hersek tarihi ve jeopolitik konumu itibariyle hem Balkan tarihi hem de Osmanlı tarihi içinde önemli bir yere sahiptir. On beşinci yüzyılda Osmanlı Devletine önce sancak ardından eyalet olan Bosna bu süre boyunca Osmanlı Hükümetinin kendilerine sağlamış olduğu refah ve huzurlu ortam içinde Osmanlı Devleti’nin hem kendisine hem de ileri gelenlerine karşı samimi duygular ile bağlanmış ve bağlılıklarını da çeşitli vesilelerle ifade etme imkânı bulmuşlardır. Bu sevgi ve bağlılığın ifade bulduğu eşsiz eserlerden bazıları da ağıtlardır. Bu bildiride Bosna halkının ağıtları tarihi ve sosyal bağlamı içinde değerlendirilmiştir. Ağıtların yakılmasındaki tarihi ve sosyal conteks göz önünde bulundurularak yapılacak olan analizlerle Bosna halkının Türk halkıyla olan ebedi muhabbeti ortaya konulmaya çalışılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2191]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1437">
    <dcterms:title><![CDATA[KÜLTÜREL SÜRECE KATKILARI BAĞLAMINDA TÜRKİYE’DE EDEBİYAT-SİNEMA İLİŞKİSİNİN ÖNEMİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Türk Edebiyatı, Türk Sineması, Kültürel Kimlik, Kültürel Yapı.  ÖZET  Kültür bir toplumun tarihsel süreç içerisinde ürettiği ve kuşaktan kuşağa aktardığı maddi ve manevi özellikler bütünüdür. Sanat ise gerek yaratım gerekse sunum süreçleri boyutuyla kültürel kimlik verilerinden hem faydalanan hem de bunun aktarımını ya da yeniden şekillenmesini sağlayan en prestijli araçtır. Tüm sanatların bileşkesi konumunda olan sinema ise görsel ve işitsel boyutuyla bunu sağlayan en hızlı ve en etkili araçtır. Dünya sinemasında da köklü bir tarihe dayanan sinema- edebiyat ilişkisi, ülkemizde adeta olmazsa olmaz boyutuyla günümüze kadar süreklilik arz etmiştir. Türk sinema tarihi başlangıcından günümüze kadar Türk edebiyatını kendisine kaynak edinmiştir. Sosyal- siyasal ve ekonomik unsurların sıklıkla değiştirdiği ve yeniden biçimlendirdiği Türk toplumsal yapısıyla beraber, kültürel unsurlar da sürekli yeniden şekillenmiştir. Türk kültürel tarihini maddi manevi tüm unsurlarıyla başarılı bir şekilde kendisine konu edinerek yansıtan Türk edebiyatından yapılan uyarlama filmler Türk sinema tarihinde ayrı bir önem oluşturur. Toplumsal yapısı gereği görsel unsurların yazınsal unsurlardan daha çabuk algılanıp özümsendiği ülkemizde, sinema geniş ve farklı yapılardaki kitlelere ulaşabilen bir sanattır. Edebi eserlerin görsel bir sanat olan sinema filmlerine dönüştürülmesi gerek sinema sanatına olan ilgi gerekse filme kaynak olan metne duyulan merak boyutunda daha ilgi çekici konuma gelmiştir. Bu bağlamda sinema Türk edebiyatında konu edinilen kültürel yapı öğelerini daha geniş kitlelere ulaştırma başarısını sağlamıştır. Bildiri metni bu bilgiler ışığında özellikle Türk sinemasının edebi eserleri kaynak edinme yoluyla kültürel kimlik oluşturma ve kültürel mirası aktarma üzerindeki rolünü ve önemini incelemeyi amaçlamaktadır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1859]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1436">
    <dcterms:title><![CDATA[KIRIMTATAR HALK YIRLARININ USLUBİ ÖZELLİKLERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: söz, tasviriy vastalar, dil, üslup, kırım tatar dili.  ÖZET Üslübiyette, yani konuşma, kitap usülü ve halk yırlarında, bediy eserleri dilinde Kırım Tatar dilin söz zenginliği, gramer kuruluşu ve fonetik araçlar buyük önem taşır. Üslübiyet hakkında belli şahıs Ömer İpçi şöyle demişti: «Muellifin üslübü onun saçların rengine, gözlerin hareketi, dilin çevirinmesi ve kalbinin atışına benzer; usul burun gibi,her keste farklıdır. Leksikoloji bölümüne ait o tasviriy vastalarla bağlı konular üzerinde yapılan araştırmalara dayanarak konu açıklanıyor; Toplam – Kırım Tatar halk yırlarında mecazın kullanışı. Kırım Tatar dilinde mecaz yirlarin dilinde çok kullanılır. Mecazın kendine has özelliklere sahip, nutkun çeşit inceliklerine yansıyor. Dilde yaygın olan vasıtalar (kıyaslar, mecazlar, kıyaslar, mübalağalar, allegoriler) sanatsal ve edebiy anlamı tamamlamak için hizmet ederler. Yirlarda edebiy sanaat sözlerinin kullanmayı düşündüğü leksik materyali seçtığı basamak en ilginç safhadır, çünkü özellikle leksik materyal tıpkı bir ayna gibi halk yırlarının manasını yansıtır. edebi sanatlarını ifade eden kelimeler problemi hala bugün en esas, hem de aktüel meselelerinden biridir. Dilbiliminde edebi sanatların mahiyetini ve önemini esas alacak olursak, ortaokul ve lise programında konuşma gelişimi sırasında edebi sanatlar (metafor (mecaz), hiperbol (mübalağa), ironi (mizah), kıyas, epifor, grotesk, alegori) öğrenildikçe bunlar hem dilin zenginliği, hem anlam kanunlarının gelişim surecinin sonucu oluyor. . Dilin tasviri vasıtalalrı klasik eski dönemlerden beri kendilerine dikkat çekiyorklar. Onlar retorikte, şiiriyette ve diğer dağlarda etraflı bir şekilde tasvir olunuyor. Onların klasifikasyonu çoktan işlenildi. Tropların mahiyeti sözcüksel biriminin geleneksel kullanımında verilen ve şu birimiyle sanatsal konuşmada özel üslübi fonksiyonunda gelen anlamların karşılaştırmasındadır. Tropların metin yorumlamasında ve anlamasındaki rolü yardımcı olsa bile, çok önemlidir. Leksikoloji bölümüne ait o tasviriy vastalarla bağlı konular üzerinde yapılan araştırmalara dayanarak konu açıklanıyor; genel olarak – Kırım Tatar dilinde mecazın kullanışı. Kırım Tatar dilinde mecaz bediy eserin dilinde, ilmiy usul ile yazılmış metinlerin dilinde çok kullanılır. Mecazın kendine has özelliklere sahip, nutkun çeşit inceliklerine yansıyor.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2165]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1435">
    <dcterms:title><![CDATA[KÖŞE YAZARLARININ KALEMİNDEN ÇAĞDAŞ TÜRK BASINININ EVLİYA  ￼CUMHURİYET VE MİLLİYET GAZETELERİ ÖRNEĞİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Basın, Cumhuriyet Gazetesi, Evliya Çelebi, Milliyet Gazetesi, Seyahatname.  ÖZET  Tarihsel, coğrafi, etnik ve teknik açılardan başka kaynaklarda kolay karşılaşılamayan bilgilerle dolu olan amatör seyyah Evliya Çelebi’nin eserinde pek çok insan, yer ve olaya rastlanmaktadır. Evliya Çelebi, 17. yüzyıl tarihli Seyahatnamesi’nin renkliliğinin paralelinde çizgi filmlerden belgesellere uzanacak düzeyde farklı projelere esin kaynağı olmuş ve günümüze kadar etkisini sürdürmüştür. Evliya Çelebi ile Seyahatnamesi, Türk basınının da kullandığı temalar arasında yer almış; hatta gazete köşelerinin ön planda tutulan fenomenlerinden biri olmuştur. Cumhuriyet ve Milliyet gibi gazetelerin dünden bugüne uzanan panoramaları içinde Evliya Çelebi ve Seyahatnamesi, M. Turhan Tan, Burhan Felek, Refii Cevat Ulunay, Melih Aşık, Taha Akyol gibi birçok köşe yazarı tarafından gazete sütunlarına taşınmıştır. Köşe yazarlarının başvuru kaynakları arasına giren Seyahatname, coğrafya, tarih, folklor ve birçok alan ya da disiplinle ilişkili olarak değerlendirilmiştir. Evliya Çelebi ile eserinin geçtiği gazete pasajları, Seyahatname’nin Türkiye’de basılması çalışmalarından, çok gezen siyasilerin meşhur seyyahla özdeşleştirilmesine, turizme, spora, iktidarda bulunanlardan geçinmeyi alışkanlık haline getirenlere, 20. yüzyıl sonlarında Balkanlarda yaşanan politik sorunlara ve aslında daha birçok farklı konuya yayılacak şekilde geniş bir yelpaze oluşturmaktadır. Yazarların Evliya Çelebi ve Seyahatname eksenli aktarım ya da yorumları, ünlü gezgin ile eserini, günümüz yaşantısına ve değerlerine ulaşabilmek, bunlara tanı koyabilmek veya karşılaştırma yapabilmek açısından bir çıkış noktası haline getirmektedir. Bu bağlamda Seyahatname’deki anlatı, nerden nereye gelindiğini göstermek, son döneme yönelik olguları somutlaştırabilmek ve bir takım sonuçlar çıkarabilmek için bir kriter haline dönüşmekte ya da dönüştürülmektedir. Böylece günümüze yönelik algıyı etkilemektedir. Diğer yandan yayın organlarında ulaşılan bulgular, medyanın Evliya Çelebi’yi nasıl algıladığını gösterirken aynı zamanda kamuoyunun algılama şekline yönelik fikir vermektedir. Bu çalışma, Evliya Çelebi ve Seyahatnamesi’nin iki gazetenin köşe yazarları aracılığı ile basın düzlemine nasıl taşındığını ve ünlü gezginin modern Türk basını üzerindeki etkisini örneklemek amaçlıdır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2266]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1434">
    <dcterms:title><![CDATA[BAKİ’NİN ŞİİRLERİNDE İNSAN-TABİAT İLİŞKİSİ HAKKINDA BAZI DEĞERLENDİRMELER]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Baki Divanı, Klasik Tarz, Modern İnceleme Yöntemleri. ÖZET  Günümüzde, özellikle klasik Türk şiir metinlerini okuma, anlama ve yorumlama sürecinde bazı müşküllerin varlığı bilinen bir gerçektir. Şair-metin-okur bağlamında karşılaşılan bu zorluklar/açmazlar bir kısım bildiri ve makalelerimizde dile getirildi. Hâlihazırda, şiir metinlerini anlama ve yorumlama konusunda “Klasik Tarz”ın dışına çıkılmadan, bir başka ifadeyle söyleyecek olursak çağdaş Batılı yöntemlerden yararlanılmadan sürdürülmektedir. Bunun sonucu olarak, metnin anlam tabakalarına yani çok anlamlılık yapısına ulaşmamız zorlaşmaktadır. Elbette, klasik tarzdan feragat edilmemeli; ancak, sürekli gelişen, yenilenen çağdaş edebiyat kuram ve yöntemleri de dikkate almak icap eder. İşte bu kısa açıklamanın ışığında, Baki Divanı’ndaki insan-tabiat ilişkisini ihtiva eden beyitlerden bazıları yorumlanacaktır. Baki insanda tabiatı ve aynı zamanda tabiatta insanı görmeye çalışan, bunda da gayet başarılı olan bir usta şairdir. Bu hususta hem çağdaşı hem de daha sonraki yüzyıllarda yaşayan şairler tarafından örnek alınmıştır. Elbette, Baki’de olduğu kadar, diğer Divan şairleri için de insan-tabiat ilişkisi aynı özellikleri taşır; ancak, ele alınacak örnek metinlerin yorumları, öteki sanatçıların metinlerini anlama ve açıklama hususunda katkı sağlayacaktır. Metinleri anlama ve yorumlama sürecinde, temeli Klasik Tarz oluşturacaktır; aynı zamanda çağdaş yöntemlerden de istifade edilecektir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2257]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1433">
    <dcterms:title><![CDATA[TERCÜME-İ TEVĀRİH-İ YEZDİ VE DİL ÖZELLİKLERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Tercüme-i Tevārih-i Yezdi, Dil Billimi, XVI. Yüzyıl Anadolu Türkçesi, İslam Tarihi.  ÖZET  “Tercüme-i Tevārih-i Yezdi’’ XVI. yüzyıla ait tercüme bir tarih metnidir. Tarih gibi geniş bir alanı kapsadığı için söz varlığı bakımından zengindir. Döneminin söz varlığı ve dil özellikleri açısından Türk Dili araştırmacıları için malzeme oluşturmaktadır. Konusu itibariyle de, tarih araştırmaları için önemli bir kaynaktır. Birçok yünüyle ilgi çeken eser üzerine doktora çalışması yapılmaktadır. Metnin çevirisi, dil özelliklerinin incelenmesi ve sözlük çalışması olmak üzere gerçekleştirilecek çalışmanın amacı; alanla ilgilenen tüm araştırmacılara söz varlığı ve dil özelliklerini ortaya koyarak yardımcı olmaya çalışmaktır. Pek çok katalog taramasının ardından Kütahya-Tavşanlı Zeytinoğlu Kütüphanesi’nde tespit edilen eser tek nüshadır. Eserin isminin kataloğa farklı kaydedildiği anlaşılmıştır. Eser, ‘‘Tevārih-i Pezdavi Tercümesi’’ adıyla kayıtlanmıştır. Fakat eserin iç kapağında, yazarın düştüğü notta, bu ismin Pezdavi değil Yezdi olduğu açıkça görülmektedir. Ayrıca yazar eserini bitirirken de son sayfanın ilk satırında ‘‘Tevārih-i Yezdi tercemesin bu arada bitti’’ şeklinde yazmıştır. Eser 43 Ze 527 katalog numarası ile kayıtlı olup 273 yapraktır. Genel olarak 20 satır olan eserin bazı sayfaları 19-21 satır arasında değişkenlik gösterir. Yazı türü Arap, konusu İslam tarihidir. Eserin son sayfasında belirtildiği üzere Yezdi adlı bir şahıs tarafından hicri 989 (miladi 1582) yılında tercüme edilmiştir. Eserin yazılış tarihi de yine yazar tarafından son satırda belirtilmiştir. Yine eserin içinde geçen bilgilerden hareketle Farsça başka bir eserden tercüme edildiği anlaşılmaktadır. Yazmanın kimi yerlerinde Ebu Cafer Muhammed Bin Cerirü’t-Taberi’nin ismi kimi yerlerde ise eseri Tarih-i Taberi’nin ismi kullanılmıştır. Bu sebeple Yezdi’nin eserini Ebu Cafer Muhammed Bin Cerirü’t-Taberi’den tercüme ettiği düşünülmektedir. Oldukça hacimli olan eser harekesiz olmakla birlikte kimi yerleri özellikle harekelenmiştir. Dil özellikleri olarak arkaik özellikler gösteren sözcükler bulunmaktadır. Bu bildiride yazma çeşitli yönleriyle tanıtılmış, metinden örneklerle metnin imlası, fonetik ve morfolojik özellikleri üzerinde durulmuştur.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2251]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1432">
    <dcterms:title><![CDATA[KIBRIS RUM KESİMİ TARİH DERS KİTAPLARINDA “TÜRK” VE “TÜRKİYE” İMAJI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Kıbrıs Meselesi, Rum Ders Kitapları, Türk ve Türkiye İmajı, Enosis.  ÖZET  Bilindiği üzere günümüz Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli dış politika meselelerinden biri de “Kıbrıs Meselesi”dir. 1877- 1878 Osmanlı- Rus Savaşı’nın siyasî sonuçlarından olarak, Kıbrıs’ın idaresinin İngilizlere geçmesiyle birlikte, Türkler açısından günümüze kadar sürecek bir “Kıbrıs Meselesi” de başlamış bulunuyordu. Balkan Savaşları ve arkasından I. Dünya Savaşı’nın getirdiği şartlar Kıbrıs Türkleri’nin problemlerini gittikçe artırdı. 1958 Zürih ve 1959 Londra Antlaşmaları çerçevesinde kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti de barış ve huzur ortamını getiremediği gibi, Ada Türkleri’ne yönelik baskı ve sindirme harekâtı, dozunu artırarak devam etti. Ada’nın Yunanistan’a ilhakı anlamına gelen “Enosis”i gerçekleştirme harekâtı, garantör ülke olarak Türkiye tarafından 1974 Kıbrıs Barış Harekâtıyla önlendi. Bu tarihten itibaren Kıbrıs Türkleri barış ve huzur ortamına kavuşmaya başladı. Bu barış ve huzur ortamında Ada’daki Türkler, siyasî erklerini de ispat ederek KKTC adıyla kendi devletlerini kurarak medenî dünyada insanca ve hür olarak yaşama ve tanınma mücadelesi içine girdiler. Ancak, “Enosis” idealini hiçbir zaman zihinlerinden silemeyen Kıbrıs Rumları, Adanın tümünü temsil ettiği iddiasıyla, kalıcı bir barışın tesisine katkı sağlamaktan uzak durmaktadır. Bugün Kıbrıs Türkleri hür ve eşit şartlarda Adada var olmanın mücadelesi içindedirler. Her iki toplum arasında eşitlik ve dostluk duygularının gelişmesi şüphesiz eğitim sisteminde “öteki” kavramına bakışla yakından alâkalıdır. Bu açıdan ders kitaplarında ve özellikle “tarih ders kitapları”nda her iki toplumun birbirine bakışı, gelecekte kurulması düşünülen kalıcı barışın tesisi açısından önem arzetmektedir. Bu düşüncelerden hareketle, bu bildiride, Kıbrıs Rum Kesimi tarih ders kitaplarında “Türk” ve “Türkiye” imajı, tespit edilmiştir. Sözkonusu tarih ders kitaplarında halen okutulmakta olan Lise kitapları esas alınırken, yeri geldiğinde ilköğretim kitapları da dikkate alınmıştır. Kıbrıs Rum Kesimi eğitimi, Yunanistan eğitim sisteminin bir parçası olduğundan, Kıbrıs Rum Kesimi ders kitaplarında ortaya konan “Türk” imajı, bir bakıma Yunanistan ders kitaplarındaki “Türk” kavramı hakkında da önemli ipuçları verecektir. Dolayısıyla Ada Rumlarındaki “Türk” ve “Türkiye” imajı tespit edilirken, Balkan barışı açısından fevkalâde önem arz eden “Yunanistan’ın Türk dünyasına bakışı” da kısmen anlaşılmış olacaktır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2025]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description></rdf:RDF>
