<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
<rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1451">
    <dcterms:title><![CDATA[SEZAİ KARAKOÇ ŞİİRİNDE “AŞKIN OKUNMAZ KIYILARI”]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Sezai Karakoç, İkinci Yeni, aşk, cinsellik, kadın.  ÖZET  Osmanlı Türk mesnevisinin poetikasını oluşturmaya yönelik deneme niteliği taşıyan Victoria Rowe Holbrook’un “Aşkın Okunmaz Kıyıları” adlı eseri, Şeyh Galib’in “Hüsn ü Aşk” mesnevisi üzerinden Cumhuriyet Türkiye’siyle birlikte görmezlikten gelinen, yok sayılan bir duyarlılığın da izlerini sürer. Çağdaşı şairlerin kadını ısrarla meta durumuna düşürüp cinsel bir obje niteliği içerisinde algılatma çabalarına karşılık Karakoç da, “Mona Rosa” şiirinden itibaren çok uzaklardan bize aşina gelen ancak dillendiremediğimiz, eski mesnevilerden kalma bir aşk anlayışı ve tasavvurunu şiirlerinde anlatmaya başlar. Nitekim Karakoç, klasik edebiyatımızın çok meşhur mesnevilerinden birisi olan Leyla İle Mecnun’u çağdaş bir yorumla yeniden yazmıştır. Bu çalışmada, Karakoç’un aşk anlayışı ve kadını ele alış biçimş şiirlerindeki örneklerle belirlernirken; şairin düzyazılarındaki örnek metinler aracılığıyla ilgili konu üzerinden İkinci Yeni şairlerine yönelttiği tenkitleri de dikkatlere sunulmuştur.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2302]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1450">
    <dcterms:title><![CDATA[İKİNCİ YENİ ŞİİRİNİN ÜSLUBUNA BİR GEREKÇE OLARAK “İNSAN]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: İkinci Yeni, modernizm, birey, kentleşme, kapitalistleşme.  ÖZET  Kimi eleştirmenler İkinci Yeni şiir hareketinin üslubunu “muğlâklıktan kapalılığa, absürd ve saçmadan anlamsızlığa” kadar bir yığın sözle tenkit ederken; edebi metne yaklaşım biçimi açısından en temel unsurlardan birisi olan: “ şairler kendilerini yazarlar, yaşadıkları devirde devraldıkları malzemeden” kaidesini ıskalamışlar veya görmek istememişlerdir. İşte biz bu çalışmada deformasyon, sapmalar ve yoğun metinler arası göndermelerle okuyucudan çok ciddi bir gayret ve kültürel birikim isteyen İkinci Yeni şiir hareketinin üslubuna bir gerekçe olarak yaşadıkları devrin netice verdiği “insan” ön plana çıkarılacaktır. Bunu yaparken öncelikle İkinci Yeni’nin etkin olduğu 1950-60 yılları arasında Türk toplumunun sosyolojik durumun özetlenecek, sonrasında şairlerin gerek düzyazılarından gerekse şiirlerinden örneklerle savı destekleme yoluna gidilecektir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2290]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1449">
    <dcterms:title><![CDATA[EDEBİYAT DERSLERİNDE SESLİ ŞİİR OKUMA VE ŞİİR DEFTERİ TUTMA ETKİNLİKLERİ ÜZERİNE ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİ GÖRÜŞLERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Türk Dili ve Edebiyat Dersi, Sesli Şiir Okuma, Şiir Defteri Tutma, Öğretmen e Öğrenci Görüşleri  ÖZET  Bu çalışma, edebiyat derslerinde sesli şiir okuma ve şiir defteri tutma etkinliklerine ilişkin öğretmen ve öğrenci görüşlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, 2009-2010 öğretim yılı ikinci döneminde yürütülmüştür. Öğrencilere bahar döneminde lisede edebiyat derslerinde yaptıkları sesli şiir okuma ve şiir defteri tutma etkinliklerine yönelik bir anket uygulanmıştır. Ankette 6 adet açık uçlu soru bulunmaktadır. Öğretmenlere ise, derslerde bu tür faaliyetler yapıp yapmadıklarını öğrenmek amacıyla 6 sorudan oluşan benzer bir anket uygulanmıştır. Araştırmaya 73 öğrenci ve 10 öğretmen katılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler frekans ve yüzdelerle açıklanmış ve yorumlanmıştır. Çalışma nitel araştırma türündedir. Bulgular, tablo biçiminde sunulmuş, öğretmen ve öğrenci görüşlerinden çarpıcı ve ilgi çekici olanlarından doğrudan alıntılar yapılmıştır. Elde edilen verilere göre öğrenciler; bu tür etkinlilerin derslere olan ilgiyi arttırdığını, şiire olan sevgiyi arttırdığını, derslerde kullanılan fon müziğinin duygusallıklarını ortaya çıkardığını, şiirler ve şiir defteri sayesinde daha çok şair tanıdıklarını, diğer derslerde de bu tür faaliyetlerin olması gerektiğini, kendilerini şiirle daha rahat ifade edebildiklerini belirtmişlerdir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1851]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1448">
    <dcterms:title><![CDATA[REFİK HALİT KARAY’IN “ESKİCİ” HİKÂYESİNİN SÖZ DİZİMİ AÇISINDAN ÇÖZÜMLENMESİ VE ETKİNLİK ÖRNEKLERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Çözümleme yöntemi, Türkçe dersi, Eskici, Refik Halit Karay.  ÖZET  Refik Halit Karay, 20 yüzyıl hikâye ve romancıları arasında seçkin bir yere sahiptir. Türkçeyi ustalıkla kullanan yazarın kurgu gücü, sözcük seçimi ve cümle yapısındaki çeşitlilik dikkat çekmektedir. Türkçe dersi, temelde bilginin beceriye dönüştürüldüğü bir derstir. Dinleme, konuşma, okuma ve yazma olmak üzere temel dil becerileri, dil bilgisi alanıyla tamamlanır. Dil bilgisi öğretiminde tercih edilen yöntemlerden biri, çözümleme çalışmalarıdır. Türkçe dersinde bütünlük ilkesinin gereği olarak temel dil becerilerinin geliştirilmesi sırasında dil bilgisi konularına da değinilmekte, söz konusu dil bilgisi unsurlarının işlevleri sezdirilmeye çalışılmaktadır. Bu çerçevede, çözümleme çalışmalarını tümevarım çalışmalarının tamamlayıcısı olarak görmek mümkündür. Bu yolla öğrencilerin fark etme, ilişki kurma, karşılaştırma, işlevini sezme, birleştirme gibi zihinsel becerileri gelişebilir. Çözümleme çalışmalarında uygulanan parçalama ve ayrıştırma tekniklerinin yardımıyla cümle ile ilgili bilgileri kavratmak kolaylaşabilir. Dil bilgisi öğretiminde tümevarım ve çözümleme yöntemini bütünlük yaklaşımı doğrultusunda uygulamak, işlevsel dil bilgisi öğretimine önemli katkılar sağlayabilir. Bu çalışmada Refik Halit Karay’ın “Eskici” adlı hikâyesi, söz dizimi açısından çözümlenmiş ve kullanışlı etkinlikler hazırlanmıştır. Bu etkinliklerin, çözümleme yönteminin niteliğini artırdığı ve bilginin beceriye dönüşmesini sağladığı söylenebilir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2227]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1447">
    <dcterms:title><![CDATA[MUSTAFA KUTLU’NUN “UZUN HİKÂYE” ADLI ESERİNDE TÜRKÇENİN SÖZ VARLIĞI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Söz varlığı, Türkçe, Uzun Hikâye, Mustafa Kutlu.  ÖZET  Mustafa Kutlu, son dönem Türk edebiyatının hikâyecilik alanında dikkat çeken isimlerinden biridir. 2000 yılında yayımlanan “Uzun Hikâye” adlı eseri, yazarın yaşamından izler taşıyan, otobiyografik bir eserdir. Yeryüzünün eski ve köklü dilleri arasında bulunan Türkçe, son derece kıvrak ve zengin bir dildir. Bu kıvraklık ve zenginlik, dolayısıyla anlatım olanağına yansımış, yüzyılların imbiğinden damıtılarak günümüze dek ulaşmıştır. Şairlerin ve sanatçıların kılavuzluğunda gelişen Türkçe, onların katkılarıyla daha güçlü bir nitelik kazanmıştır. Söz varlığı, bir dilin sadece sesleri, sözcükleri ve kalıp sözlerinin donmuş şekillerinden ibaret olmayıp aynı zamanda bir toplumun maddi ve manevi yaşamını bütün gerçekliğiyle ortaya koyan, canlı bir sistemdir. Bir dilin söz varlığı, Aksan’ın belirttiği gibi, sözcüklerin yanı sıra deyim, ikileme, terim, atasözü, kalıp söz, çeviri söz gibi yapıları içeren bütünün adıdır. Bu bağlamda söz varlığı, dilin tarihini ve kavram dünyasını aydınlatmakta; yüzyıllar boyunca ortaya çıkan ses, biçim, söz dizimi ve anlam değişikliklerini yansıtmakta, hangi diller arasında ne tür değişimlerin gerçekleştiğini göstermektedir. Bu çalışmada, Mustafa Kutlu’nun “Uzun Hikâye” adlı eserinde Türkçenin söz varlığının nasıl kullanıldığı sorusunun cevabı aranmıştır. Bu nedenle çalışma, betimsel niteliklidir. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi ile gerçekleştirilmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2217]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1446">
    <dcterms:title><![CDATA[MEMLUK KIPÇAK TÜRKÇESİ İLE YAZILMIŞ DİNİ ESERLERİ VE ÖZELLİKLERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Memlük Türkçesi, Dini eserler, Kıpçakça. ÖZET  Memlükler devrinden günümüze kadar ulaşan yazılı eserlerin büyük bir kısmını dini konuları içeren eserler oluşturmaktadır. Çünkü Memlükler bir İslam devleti olduklarından birçok dini ve dini çeviri eserler meydana getirmişlerdir. Memlük topraklarında yaşayan Kıpçaklar ve onlardan olan sultanların hepsi ilk başta müslüman olmamıştır. Anadolu ve Orta Asya’dan gelen müslüman Kıpçakların dışında, Deşt-i Kıpçak bozkırlarından Mısır’a akın eden şamanist ve yarı şamanist Kıpçakların da olduğu ve bunların Mısır’da Kıpçak dili ve kültürünün, özellikle Bozkır Kıpçaklarının kültür unsurlarının da yansımasına neden olduğu söylenmektedir. Önceleri bir köle olarak gelip islam dinini kabul eden bunlardan kimileri Memlük devletine bağlı büyük şehirlerde valilik yapmışlar ve hatta sultanlık derecesine kadar yükselenler olmuştur. Yani, Arapça bilmeyen, gayr-ı müslim ülkelerden gelen Kıpçaklara islam dinini öğretme amacı Mısır’da Arapça dini eserlerin Kıpçakçaya çokça çevrilmesine önemli etkisi olmuştur. Tarihi Türk lehçeleriyle kaleme alınmış dini eserlerden sadece hristiyan dinini öğütleyen “Kodeks Kumanikus” Kazakistan ve diğer BDB Türkologları tarafından detaylı olarak incelenmiştir. Türk dili ve tarihi açısından bu eserin ne kadar kıymetli olduğunu tartışmıyoruz. Ancak Türk kültürünün, Türk İslam Kültürünün temel kaynağı sayılan bu tür eserleri incelemek şöyle dursun, Memlük Kıpçak eserleri hakkında zikredilen eserler arasında bunların adı bile geçmemektedir. Dini eserlere ortak bir özellik olarak onların yazılış devri ile dil özelliklerini söyleyebiliriz. Bu eserlerin büyük çoğunluğu Memlükler Devleti’nin son dönemlerinde kaleme alındıklarından, bunlarda Osmanlıcanın etkisi açıkça görülmektedir. Dolaysıyla bu eserler dilini araştırmacılar Oğuz-Kıpçak karışık dilli eserler olarak adlandırmaktadırlar. Makalemizde Kazakistan ve diğer BDB ülkelerinde bilinmemekte olan Memlük Kıpçak Türkçesiyle yazılmış dini eserler hakkında hakkında genel bilgiler verilmiş, onların dil özellikleri, yazılış amaç ve tarihleri, incelenme seviyesi meselelerden söz edilmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2030]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1445">
    <dcterms:title><![CDATA[“ARZU-KAMBER” ÜZERİNE MUKAYESELİ BİR ARAŞTIRMA]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: “Arzu Kamber”, halk hikâyesi, aşk, ortak yapı, bayatı-mani  ÖZET  Türk epik geleneğinde kendine özgü yeri olan ve sevilen destanlardan biri “Arzu Kamber”dir. Azerbaycan edebiyat bilimciliğinde “bayatılı destan” (manili destan) gibi sunulan bu folklor metni diğer Türk halklarında “hikâye”, “masal”, “halk hikayesi” adı altında ele alınmaktadır. İlginçtir ki, hacimce çok büyük olmayan bu destan hemen hemen bütün Oğuz Türkleri - Azerbaycanlılar, Türkler, Gagavuzlar, Türkmenler, Kerkük Türkmanları, Nogaylar, Kırım tatarları, aynı zamanda Urumlar ve diğer Türk milletleri arasında bugüne dek de yaşamaktadır. Bizim tarafımızdan bu destanın Türk halkları arasından 40`dan fazla varyantı derlenmiştir. “Arzu-Kamber”in kapsadığı coğrafi bölge de çok geniştir –Rumınya`dan Gagavuz iline dek, Azerbaycan`dan Türkmenistan`a, Türkiye`den Güney Azerbaycan`a kadar uzanan geniş bir arazide yayılmış bu destanın benzersizliği onun poetik metinlerinin genel Türk folklorunun lirik türlerinden olan manilerden oluşmasıdır. “Arzu Kamber”in çeşitli varyantlarında yer alan şiirler-bayatılar, maniler vs. genellikle ortak veya benzerdir. “Arzu Kamber”in konusu bir aşk hikâyesidir. Bildiride “Arzu Kamber”le ilgili aşağıdaki hususlara dikkat çekilmiştir: “Arzu-Kamber” masalının-destanının yayılma coğrafyası, “Arzu-Kamber”in yayılmış ve yayımlanmış varyantlarının istatistiği, “Arzu-Kamber”in varyantlarının yapı bakımından mukayesesi, ortak olan bir yapının tespiti.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2254]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1444">
    <dcterms:title><![CDATA[AZERBAYCANIN ŞEKİ-ZAKATALA YÖRESİNİN TÜRK MENŞELİ ETNOTOPONİMLERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Etnotoponim, Kabile, Halk, Tarih, Söykökü.  ÖZET  Insanların yerlesmiş olduklan en eski yerlerden biri de hiç süphe yok ki, Türk dünyasının ayrılmaz bir parçasi olan Azerbeycandır. Azerbaycanda tarihin eski devirlerinden baslamış günümüze kadar korunmuş Türk menşeli yer adları mevcuttur. Tarihi milattan öncelere ait bu yer adları eski yazılı kaynaklar ve folktor arastrmalarında açık bir sekide ifade olunmuşdur. Azerbaycan&#039;ın tarihi geçmişi, cografi konumu ve halkların etnik menşeyi hakkrnda bilgi veren yer adları (toponimler) zaman zaman parçalanarak bir birinden ayrı kalmış Türk dünyasının büyük geçmisinin ögrenilmesi için degerli bir kaynaktır. Her bir yer adı ait olduğu halkın dili, tarihi, etnoqrafiyası, dünya görüşleri, teşeklülû, etnogenetik yapısı, medeniyeti gibi özellikier hakkında çokyönlü bilgi verir. Yer adları sadece belirli bir yerin adını bildirmekle yanısıra, o yerlerde yaşayan halkın etnik yapısı gibi çeşitli özellikleri de bildirmektedir. Malumdur ki, etnotoponimler halkın tarihini, etnogenezini, onun yayılma areallarını öğrenmek açısından son derece büyük önem kesb edir. Etnotoponimlerin müeyyen qrupu halqın teşekkülünde hansı kabile, tayfaların iştirak etdiyini, bu prosesin özünün ne zaman baş verdiyini müeyyenleşdirmeye imkan verir ve halkın tarih boyu yaşadığı ve yayıldığı arazini müeyyenleşdirmek için tutarlı kaynakdır. Azerbaycan türklerinin etnogenezinde bir çok kadim türk kavimleri iştirak etmişler. Bu kavimlerin her biri Azerbaycann arazisindeki toponimlerde adlarını koruya bilmişlerdir. Azebaycanın Şeki-Zakatala yöresi tarih boyunca birçok türk kavimlerinin göç etdiyi arazilrden olmuştur. Bu kavimlerden Hun, Avar, Savir, Katak, Bulqar, Hazar, Kıpçak, Tele, Muğal, Bucaq ve b. bölgenin etnotoponimlerinin formalaşmasında mühüm rolu olmuşdur. Sunulan çalışmada Azerbaycan&#039;nın zengin tarihe malik olan arazilerinden Şeki-Zaqatala yöresindeki yer adları incelenmiştir. Şeki-Zakatala yöresi Azerbaycan Türk köklerinin daha derin katlarını, ümumtürk tarihinin eski çağlarını öyrenmek üçün misilsiz hazinedir. Makalede Azerbaycan&#039;nın Şeki-Zaqatala yöresindeki mevcut olan bazı yer adları ve bu yerlere adlarını vermiş eski Türk menşeli tayfalarla bağlı bilgiler verilmiş, türk halklarının soy kökünde bulunan etnik tayfa ve kabile birlesmeleri ile bağlı tahliller aparılmıştır. Yer adları ile ilgili yöre halkı arasında dolaşan efsane ve rivayetlerde eski türk kültürünün izleri araştırılmış, zaman-zaman bu topraklara göç eden eski türk tayfalarından söz edilmis, bazı yer adlarının menseyi hakkında bilgi verilmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1873]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1443">
    <dcterms:title><![CDATA[MEMLÛK KIPÇAKÇASINDA HÂL EKLERİNİN KULLANIMI ÜZERİNE]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Hâl eki, memlûk kıpçakçası, yönelme hâli. ÖZET  Hâl ekleri, eklendikleri kelimelerin diğer kelime ve kelime gruplarına anlamca bağlanmalarını sağlayan çekim ekleridir. Hâl eklerinin belli işlevleri bulunmaktadır. Bu eklerin bazı işlevleri benzer ya da aynı olabilmektedir. Hâl eklerinin benzer ya da aynı işlevde kullanılmaları, fiillerin zaman içinde farklı çatı ve anlam özelliklerine sahip olmaları gibi sebeplerle hâl eklerinin Eski Türkçe döneminden başlayarak çeşitli metinlerde birbirlerinin yerlerine kullanıldıkları görülmektedir. Memlûk Kıpçakçası, tarihî Türk lehçelerinden Kıpçakçanın Mısır ve çevresinde, Memlûk Devletinin hâkim olduğu coğrafyada kullanılmış olan koludur. Memlûk Kıpçakçası ile atçılık, okçuluk, fıkıh gibi eserlerin yanında sözlük ve gramer kitapları ile edebî eserler yazılmıştır. Bu eserlerde birbirinin yerine kullanılmış olan çok sayıda hâl eki olduğu görülmektedir. Bu bildiride Memlûk Kıpçakçasında birbirlerinin yerlerine kullanılan hâl eklerinin işlevleri ve bu eklerin söz dizimindeki rolleri incelenmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2031]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1442">
    <dcterms:title><![CDATA[SÜRELİ ÇOCUK YAYINLARINDA EDEBİ TÜRLERİN DAĞILIMI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Çocuk dergileri, edebi türler.  ÖZET  Türkiye’de modern anlamda çocuk edebiyatının gelişimi Tanzimat yılları ile başlamaktadır. Bu dönemde Batı kökenli birçok tür edebiyatımıza girmiş, sanatçılar bu yeni türleri gerek eski konularla gerekse yeni konularla birlikte kullanmışlardır. Tanzimat döneminde yaygınlık kazanan süreli yayınlar, özellikle yeni fikirlerin halka aktarılmasında önemli işlevler yüklenmişlerdir. Dünyada yayımlanan ilk çocuk dergisi olarak kabul edilen “Lilliputian Magazine” adlı dergi John Newbery tarafından 1751 yılında İngiltere’de çıkarılmıştır. Bizde ise ilk çocuk dergisi, aynı adla yayımlanan bir gazetenin eki olarak verilmeye başlanan “Mümeyyiz” adlı dergidir. 1869’da Sıtkı Bey tarafından çıkarılan bu dergi, didaktik yapısıyla ön plana çıkmaktadır. Yıllar içerisinde değişim gösteren Türk çocuk dergiciliği sosyal hadiselerden ayrı düşünülemez. Cumhuriyet’in ilanından sonra 1928’den itibaren yeni harflerle yayın hayatlarına devam eden bu dergiler, Cumhuriyet’in ilk yıllarında devrin öngördüğü çocuk modelinin yetiştirilmesi için araç işlevi görmüşlerdir. Yine tarihi süreç içerisinde yaşanan sosyal hadiselerin, demokratik düzene yapılan müdahalelerin yansımalarına dergilerde rastlamak mümkündür. Türkiye’nin Amerika ile ilişkilerini sıklaştırdığı 1950’li yıllardan itibaren Amerika’dan ithal çizgi romanlar çocuk dergilerinin sayfalarını doldurmuştur. 1970’li yılların sonlarında Kıbrıs sorunu ile yükselen milliyetçilik duyguları da devrin dergilerine etki etmiştir. Çalışmada, 2011 yılında yayımlanmış çocuk dergilerinden beş adedinin ilk iki sayıları incelemeye tabi tutulacaktır. Bu dergiler: TRT Çocuk, Türkiye Çocuk, Diyanet Çocuk, Gonca ve Birdirbir adlı dergilerdir. Tarama modelinde betimsel bir yaklaşım benimsenerek gerçekleştirilen bu araştırmada doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Tarama modelleri, geçmişte ya da halen var olan bir durumu var olduğu şekliyle betimlemeyi amaçlayan araştırma yaklaşımlarıdır. Araştırmaya konu olan olay, birey ya da nesne kendi koşulları içinde ve olduğu gibi tanımlanmaya çalışılır. Çalışmaya konu olan dergi sayılarının tümü temin edilmiştir. Bu dergiler taranarak dergi içeriğindeki türler bir tasnife tabi tutulmuştur. Bu çalışmada 2011 yılında yayın hayatını sürdüren beş dergi, betimsel analiz metoduyla incelemiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2305]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description></rdf:RDF>
