<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
<rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1511">
    <dcterms:title><![CDATA[FUZÛLÎ’NİN “YÂ RAB” REDİFLİ GAZELİNİN ŞERHİ VE YAPISALCILIK AÇISINDAN İNCELENMESİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Fuzûlî, klâsik şerh, yapısalcılık, klâsik Türk edebiyatı, gazel, Yâ rab. ÖZET  Bu çalışmanın amacını, Fuzûlî’nin “Yâ Rab” redifli gazelinin klâsik şerhi yapıldıktan sonra yapısalcılık açısından incelemesi oluşturmaktadır. Yapısalcılık, 20.yüzyıl ile beraber dilbilim alanındaki gelişmelerle özellikle Saussure’ün katkılarıyla gün yüzüne çıkan ve modern tarzda metin çözümleme yöntemi diyebileceğimiz bir dilbilim alanıdır. Klâsik Türk edebiyatında şiiri oluşturan kelime-mana ilişkileri de yapısal olarak incelemeye uygun birer malzemedir. Bu açıdan çalışmada, Fuzûlî’nin “Yâ Rab” redifli gazelinin yapısal açıdan taşıdığı özellikler, biçimle öz arasında bulunan ilişkiler belirtilmiş; gazel şekil, anlam ve yapısalcılık açılarından incelenmiştir. Sonuç olarak yapılan bu işlemlerle gazelin şekil, içerik, anlam ve sanatsal değeri ortaya çıkarılmış ve estetik değeri saptanmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2218]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1510">
    <dcterms:title><![CDATA[ŞEYH GÂLİB’İN ‘‘DÜŞTÜ’’ REDİFLİ GAZELİNİN ŞERHİ VE  ￼YAPISALCILIK AÇISINDAN İNCELENMESİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Şeyh Gālib, Gazel, Şerh, Yapısalcılık. ÖZET  Bu çalışmanın alanını, XVII. yüzyıl Klâsik Türk şairlerinden ve Sebk-i Hindî’nin en önemli temsilcilerinden Şehy Gālib’in “düştü” redifli gazelinin, öncelikle klâsik şerh metodu ile ardından da yapısalcılık açısından incelenmesi oluşturmuştur. Öncelikle dilbilim ve yapısalcılık hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra Şehy Gālib’in gazeli şekil, anlam olarak açıklanmış ve yapısal özellikleri gösterilmiştir. Şeyh Gâlip’in incelediğimiz gazeli, şiirindeki ses, söz ve anlam öğelerinin nasıl bir denge içerisinde uyuştuğunu gösteren en güzel örneklerinden biridir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2246]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1509">
    <dcterms:title><![CDATA[NECATİ „NİN “YOK” REDİFLİ GAZELİNİN YAPISALCILIK YÖNTEMİNE GÖRE İNCELENMESİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Yapısalcılık, Necati, Klasik şerh, Şerh. ÖZET  Bu çalışmanın alanını temelde, Klâsik Türk Edebiyatı şairlerinden mesnevileriyle öne çıkan, Necâtȋ’nin “yok” redifli gazeli oluşturacaktır. Gazel öncelikle klâsik şerh metodu ile açıklanacak akabinde de 20. Yüzyılın’ın etkin edebi kuramlarından biri olan yapısalcılık açısından incelenecektir. Klâsik Türk edebiyatı metinlerinin modern metotlarla incelenmesi, içinde bulunduğumuz kültürel konum ve bu metinlerin günümüz insanı tarafından anlaşılarak okunması ve bu metinlerin sadece tarihin malı olmaktan kurtulması açısından çok önemlidir. Klâsik yöntemle yapılan açıklamalarda, gazelin biçim ve özünde gizli kalan başka yönlerinin de ortaya konulup şairin dünyasını, bugünün okurlarına sunma hedeflenmektedir. Bu hedef doğrultusunda Necâtȋ’nin gazeli şekil, anlam ve yapısal uyum açılarından ortaya konulacaktır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2271]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1508">
    <dcterms:title><![CDATA[ŞEYH GALİP’İN ‘‘HASRETİZ’’ REDİFLİ GAZELİNİN ŞERHİ VE YAPISAL AÇIDAN İNCELENMESİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Divan şiiri, gazel şerhi, Şeyh Galib, Sebk-i Hindi, yapısal açıdan inceleme. ÖZET  Bu çalışmada, 18. yüzyılın önemli divan şairlerinden Şeyh Galib’in ‘‘ hasretiz’’ redifli gazeli, klasik şerh yöntemiyle ve ardından da yapısal açıdan incelenmektedir. Günümüzde divan edebiyatının ve divan şiirinin dili toplum tarafından anlaşılamamaktadır. Bu durum divan şiirinin açıklanma zorunluluğunu gerekli kılmaktadır. Şeyh Galib’in dili, kullandığı kelimeler, mazmunlar, terkip ve tamlamalar şiirin günümüz insanları arasında anlaşılmasını engellemektedir. Bunun yanında Şeyh Galib divan edebiyatında sebk-i hindi ekolünün en önemli temsilcisidir. Bu açıdan da şiirleri şerhe muhtaçtır. Yine son zamanlarda yapılan şerhleri de incelediğimizde Şeyh Galib’in yazdığı divan şiiri türleri adına yeterince şerh çalışması yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu çalışmada hasretiz redifli gazel; anlam, şekil ve yapısal açıdan incelenmektedir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2248]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1507">
    <dcterms:title><![CDATA[FUZULİ’NİN OLUP REDİFLİ GAZELİ İLE NECİP FAZIL’IN BEN BAŞLIKLI ŞİİRİNDEKİ AŞIĞIN KARŞILAŞTIRILMASI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Fuzuli, Necip Fazıl, Âşık. ÖZET  İnsan eşref-i mahlukat, yaratılmışların en şereflisidir. Allah insanı yaratılanlar içerisinde en üst mertebede yaratmakla birlikte insanı kainatın odak noktasına, merkezine yerleştirmiştir. Her varlığın buluştuğu, birleştiği yer insanoğludur. Bu durum insanoğlunu, hakikate açılan en güzel ayna haline getirmiştir. Hakikatin kelime anlamı, gerçeklik, asıl, öz demektir. Varlık aleminde bilinen-bilinmeyen her şeyin aslı vardır. İnsanoğlu bu aslın her daim peşindedir ve bu aslı bilmekle hakikatine erecektir. Şeyh Galip’e göre de insan, yaratılışın özünü ve hikmetini bilmelidir. Eskiden hazinelerin viranelerde saklanmasına telmih yapan Şeyh Galip insanı bir viraneye benzetmekte ve içindeki hazinelerin ortaya çıkartılması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu çalışma ile Şeyh Galip’in kim olduğu ve Kendine bir hoşça bak; sen alemin özüsün; varlıkların gözbebeği olan insansın bercestesi ile biten şiirini Şeyh Galip’in insana olan bakış açısıyla incelemek amaçlanmıştır. Allah’ın aşık kulu olan insan da, yaratılışın özünü ve hikmetini bilmelidir. Aşık için Fuzuli canını cananına sunmalıdır derken Necip Fazıl ise Seni aramam için beni uzağa attın demektedir. Bu çalışma ile Necip Fazıl Kısakürek ve Fuzuli’nin aşık olan insana olan bakış açısı değerlendirmeye çalışılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2263]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1506">
    <dcterms:title><![CDATA[KLASİK TÜRK ŞİİRİNDE KİŞİLERE YAZILAN GAZELLER]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: gazel, methiye, Rumeli şairleri, nazım şekli. ÖZET  Klasik Türk şiirinde edebi türlerle nazım şekilleri arasında standart bir ilişki yoktur. Bununla beraber bazı konular daha çok belirli nazım şekilleriyle yazılmıştır. Söz gelimi sosyal konular ve mersiyeler daha çok terkib-i bend; aşk hikâyeleri, mesnevi; önemli olaylara veya yapılara tarih düşürme kıt’a; hikmet ve felsefe içerikli fikirler ise rubai nazım şekilleriyle yazılmıştır. Gazel nazım şekli ise daha çok sevgili, aşk, işret ve tasavvuf konuları etrafında yazılmıştır. Gazelde konular genellikle soyuttur ve kurgu ise bu soyutluk üzerine inşa edilmiştir. Gazel nazım şeklinde ele alınan konu, düşünce ve hayaller etrafında edebi geleneğe uygun olarak belirli mazmunlar ve tipler işlenmiştir. Divan şiirinde geleneksel içerik ve işlevinin dışında, doğrudan kişilere hitap eden gazeller de yazılmıştır. Başta Rumeli şairleri olmak üzere gerçek kişiler için yazılan bu gazellerin kurgusu da farklıdır. Soyut konu ve kişiler yerine ismiyle anılan ve övülen bazen de yerilen kişiler şairin muhatabıdır. Bu tarz gazeller, farklılıkları nedeniyle üslup, folklor ve tarih açısından da malzeme sunmaktadırlar. Bu bildiride kişi adları anılarak yazılan gazellerin üslup, tür ve içerik açısından incelemesi yapılmış, edebiyat tarihimiz içindeki özel durumu belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca bu gazellerin genel olarak hangi edebi tür ve zeminde yazıldıkları üzerine değerlendirmeler yapılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2228]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1505">
    <dcterms:title><![CDATA[HATAY AĞZINDA ÇAĞDAŞ TÜRK LEHÇELERİNİN İZLERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Hatay Ağzı, Çağdaş Türk Lehçeleri, ses bilgisi, şekil bilgisi, söz varlığı. ÖZET  Anadolu ağızları binlerce yıllık geçmişi olan Türkçenin kaybolmaya yüz tutan hazinelerini saklayan zengin bir kaynaktır. Ancak bu kaynak sadece eskileri saklamakla kalmaz sürekli de  Bu sebeple birçok alanda olduğu gibi bu alanda da karşılaştırmalı çalışmalar çok değerli sonuçlar ortaya koyacaktır. Bu düşünce ile bu bildiride Anadolu ağızları içerisinde çok önemli bir yeri olduğuna inandığımız Hatay Ağzında Çağdaş Türk Lehçelerinin izleri gösterilmeye çalışılacaktır. Hatay’da ana dili Türkçe olan unsurlarla ana dili Arapça olan insanlar uzun yıllardan beri birlikte yaşadığı için insanlarda müthiş bir kendi kültürünü koruma içgüdüsü gelişmiştir. Özellikle de kültürün en önemli unsuru olan dilde bu çok daha belirgin olarak görülmekte ve insanlar ağız özelliklerini korumak için özel bir çaba göstermektedirler. Bu bildiride Hatay Ağzı üzerine yapılmış çeşitli araştırmalarla ve Çağdaş Türk Lehçeleri üzerine yapılmış araştırmalar karşılaştırılmıştır. Hatay Ağzı ile Çağdaş Türk Lehçelerindeki ses, şekil ve söz varlığı açısından ortak noktalar tespit edilmiştir. Özellikle Hatay Ağzı ile Azeri Türkçesi arasında ses, şekil ve söz varlığı açısından benzerlikler belirgin  olarak görülmüştür.  ￼Türk’ün duygu ve düşünceleri, değişik durum ve davranışları ayrıntılı bir biçimde dile  ￼getirme eğilimi ile çağlar boyu Türkçenin bütün anlatım yollarından, türetme kurallarından yeterince yararlanarak oluşturduğu zengin söz varlığı ile sürekli beslenir. Bunun sonucunda bugün Anadolu ağızlarımız ölçünlü dile oranla birkaç kat daha geniş bir sözvarlığına ve ölçünlü  ￼dilde olmayan morfolojik özelliklere sahip olmuştur.  ]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2006]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1504">
    <dcterms:title><![CDATA[CİNÂNÎ DÎVÂNI’NDA ŞİKÂYET]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Edebiyatı, Cinânî Divanı, şikâyet, mizah. ÖZET  Klasik Türk şiirinde en çok işlenen konulardan biri de şikâyettir. Divan şairleri, kendi yaşadıkları sorunların yanı sıra çevresinde yaşanan aksaklıkları şiirleri aracılığıyla sıkça dile getirmiştir. Çalışmamızda 16. yüzyıl divan şairi Cinânî’nin divanına bu açıdan yaklaşılmış ve şiirlerini şikâyet unsuru bakımından değerlendirilmiştir. Daha çok mizah ve mübalağanın ağır bastığı şiirlerde yer alan şikâyet unsurlarını tespit edilmiş bu şikâyetlerin nedenleri ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Böylelikle çalışmamızın, şairin yaşadığı dönemin özellikleri ile sosyal ve ekonomik hayatına dair bilgilere bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2259]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1503">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRK EDEBİYATI VE FOLKLORUNDA DEĞİRMEN]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: inanma, hikâye, değirmen, edebiyat, motif.  ÖZET  Tarihin ilk dönemlerinden bu yana insanoğlu, etrafındaki canlı- cansız varlıkları anlamlandırmaya çalışmıştır. Bu varlıkları kendisiyle ilişkilendirerek, zararlarından korunmaya çalışmış ya da onlardan fayda beklemiştir. Bu ilişkilerin sonucunda, çeşitli inanmalar, efsaneler, uygulamalar ortaya çıkmıştır. Geçmiş dönemlerde iktisadi yaşamın gereği olarak hayatımızda yer alan değirmenler; edebiyatın masal, hikâye, mani, ninni, türkü, bilmece, atasözü gibi türlerinde sıklıkla işlenmiş, hakkında çeşitli inanışlar ortaya çıkmıştır. Değirmenler, günümüzde teknolojinin gelişmesiyle önemini kaybetse de, kültürümüzün zengin miraslarından biridir. Bu bildiride Türk edebiyatının nazım ve nesir türlerinde farklı şekillerde işlenen değirmen motifi örneklerle değerlendirilmiştir]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2177]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1502">
    <dcterms:title><![CDATA[BOSNA VE HERSEK CEMİYET-İ İLMİYESİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler; Bosna-Hersek, Cemiyet-i İlmiye, Misbah.  ÖZET  Her ne kadar Tanzimat Fermanı, daha çok siyasi, sosyal, idari ve hukuki yapıda değişimi öngören bir metin olsa da, Tanzimatçılar yenileşmenin temel şartının eğitim ve yeniliklere öncülük edecek aydınları yetiştirmek gerektiğini kavramışlardır. Tanzimatçıların bu tutumu, Tanzimat sürecini bir aydınlanma süreci olarak karşımıza çıkarmaktadır. Bu dönemde yenileşme davası, yukardan lütfedilen bir dava olmaktan çıkmış, aydınların savunduğu bir davaya dönüşmüştür. Aydınlar çeşitli cemiyetler kurarak toplumu aydınlatmayı kendilerine bir görev saymışlardır. 1861’de kurulan “Cemiyet-i İlmiye-i Osmaniye” ve 1879’da kurulan “Cemiyet-i İlmiye” halk eğitimi amacıyla kurulan bu türden cemiyetlerdir. Bosna-Hersek Osmanlı Devleti’nden ayrıldıktan sonra, özellikle İstanbul’da yetişmiş, Osmanlı aydını diye tabir edebileceğimiz bir takım aydınlar, 28 Eylül 1912’de “Bosna ve Hersek Cemiyet-i İlmiyesi”ni kurarlar. Tıpkı Osmanlıdaki örneğinde olduğu gibi bir de “Misbah” adıyla dergi çıkarırlar. Bu çalışmada cemiyetin kurucuları, üyelik esasları, cemiyetin amacı, faaliyetleri tespit edilerek, Bosna ve Hersek halkının eğitimine katkısı ortaya konmuştur.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2285]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description></rdf:RDF>
