<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
<rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1455">
    <dcterms:title><![CDATA[KIRIM TATAR KÜLTÜR TARİHİNDE “TONGUÇ” İLE “ŞAFAK” RİSALELERİNİN ÖNEMİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: İsmail Gaspıralı, Tonguç-Şafak, Kırım, Tatar.  ÖZET  1883 yılında ilk Kırım Türkçesiyle süreli yayın “Tercüman” gazetesi yayına başlamıştır. Yayının kurucusu, Türk Dünyasında aydınlatma faaliyetlerinin öncüsü olan İsmail Gaspıralı’nın bu mühim yayını önseci süreli yayın denemeleri olan 2 önemli mecmua “Tonguç” ile “Şafak”’ın meydana geliş tarihleri, muhtevaları vb üzerine yapılan bir çalışmadır. Kırım Türk Tatarcasıyla 1881, 1883’lerde yayınlanan “Tonguç” ile “Şafak” risaleleri Volgaboyu Tatarları, Orta Asya Türk boyları, Kafkas Türkleri vb arasında bilinen içtimai-edebi yayınlardır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2293]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1388">
    <dcterms:title><![CDATA[KIRIM’IN POLIETNIK ORTAMINDA TÜRK VE SLAV DILLERININ IŞLEVI: KIRIMTATAR, RUS VE UKRAYNA DİLLERİ ÖRNEĞİYLE]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Alıntı, interferens, onomastik, Polietnik ortam.  ÖZET  Ukrayna’da çok milletli bölgelerin siyasi ve sosyal sorunlarıyla birlikte farklı dillerin işlevi sorunu üzerinde de araştırmalar yapılmaktadır. Kırım Yarımadası bazı milletlerin diasporası için yerleşke olmuş, bazı halklar içinse köklü ve tarihi yerleşme yeridir. Bununla Kırım çok önemli, bir o kadar da zor bir bölgeyi teşkil eder. Buradaki dil çeşitliliği tabii demografik sayıyla denktir. Rus ve Kırımtatar dilleri ilk sırayı alırken, Ukrain dili üçüncü pozisyondadır. Fakat bu üçü dil durumunu dengelemekten uzaklar. Çalışmamızın maksadı: çokdilli Kırım’da diller işlevinin teorik temelini oluşturulma denemesi. Böyle işleve dil taşıyıcılarının hazır olup olmamalarının tespiti. İnceleme esnasında çokdilli Kırım’da dillerin işlekliği kaydedilmiştir, farklı dil seviyelerinin interferens derecesi ölçülmüştür. Kırım Türk Tatar dilinin leksik zenginliği bölgenin yerli halklarına (aborjinlerine) dostluk münasebeti, refah ve eminlik ortamında hayatını sürdürme olanağını sunmaktadır. Kırım yer adları (kırımtatar toponimisi) Ukrayna’nın güneyini tamamıyla kaplamıştır. Kırımtatar dili ise Rus dilinin halk ibarelerini, deyimlerini almıştır. Tarihi, siyasi veya sosyokültürel etkiye bağlı olarak bir insan bireyi, etnik hüviyeti ne ise, psikolojik olarak değişebilir, farklı kültür etkisinde kalabilir ve anlam dünyası farklı manalarla zenginleşebilir. Kırım’ın Slav halkları Türk asıllı kelimeleri dillerinde alıntı olarak yaygın bir şekilde kullanıyorlar. Türkçeden alıntılar bir çok kategoride toplanabilir: esnaf terminolojisi, diğer profesyonel alanları terim sözler. Aynı süreci Kırımtatar dilinde de görebiliriz. Anadilimiz bu Polietnik(çok milletli) bölgenin aktif oyuncusudur.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1868]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1436">
    <dcterms:title><![CDATA[KIRIMTATAR HALK YIRLARININ USLUBİ ÖZELLİKLERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: söz, tasviriy vastalar, dil, üslup, kırım tatar dili.  ÖZET Üslübiyette, yani konuşma, kitap usülü ve halk yırlarında, bediy eserleri dilinde Kırım Tatar dilin söz zenginliği, gramer kuruluşu ve fonetik araçlar buyük önem taşır. Üslübiyet hakkında belli şahıs Ömer İpçi şöyle demişti: «Muellifin üslübü onun saçların rengine, gözlerin hareketi, dilin çevirinmesi ve kalbinin atışına benzer; usul burun gibi,her keste farklıdır. Leksikoloji bölümüne ait o tasviriy vastalarla bağlı konular üzerinde yapılan araştırmalara dayanarak konu açıklanıyor; Toplam – Kırım Tatar halk yırlarında mecazın kullanışı. Kırım Tatar dilinde mecaz yirlarin dilinde çok kullanılır. Mecazın kendine has özelliklere sahip, nutkun çeşit inceliklerine yansıyor. Dilde yaygın olan vasıtalar (kıyaslar, mecazlar, kıyaslar, mübalağalar, allegoriler) sanatsal ve edebiy anlamı tamamlamak için hizmet ederler. Yirlarda edebiy sanaat sözlerinin kullanmayı düşündüğü leksik materyali seçtığı basamak en ilginç safhadır, çünkü özellikle leksik materyal tıpkı bir ayna gibi halk yırlarının manasını yansıtır. edebi sanatlarını ifade eden kelimeler problemi hala bugün en esas, hem de aktüel meselelerinden biridir. Dilbiliminde edebi sanatların mahiyetini ve önemini esas alacak olursak, ortaokul ve lise programında konuşma gelişimi sırasında edebi sanatlar (metafor (mecaz), hiperbol (mübalağa), ironi (mizah), kıyas, epifor, grotesk, alegori) öğrenildikçe bunlar hem dilin zenginliği, hem anlam kanunlarının gelişim surecinin sonucu oluyor. . Dilin tasviri vasıtalalrı klasik eski dönemlerden beri kendilerine dikkat çekiyorklar. Onlar retorikte, şiiriyette ve diğer dağlarda etraflı bir şekilde tasvir olunuyor. Onların klasifikasyonu çoktan işlenildi. Tropların mahiyeti sözcüksel biriminin geleneksel kullanımında verilen ve şu birimiyle sanatsal konuşmada özel üslübi fonksiyonunda gelen anlamların karşılaştırmasındadır. Tropların metin yorumlamasında ve anlamasındaki rolü yardımcı olsa bile, çok önemlidir. Leksikoloji bölümüne ait o tasviriy vastalarla bağlı konular üzerinde yapılan araştırmalara dayanarak konu açıklanıyor; genel olarak – Kırım Tatar dilinde mecazın kullanışı. Kırım Tatar dilinde mecaz bediy eserin dilinde, ilmiy usul ile yazılmış metinlerin dilinde çok kullanılır. Mecazın kendine has özelliklere sahip, nutkun çeşit inceliklerine yansıyor.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2165]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1896">
    <dcterms:title><![CDATA[Klasični Jezici I Samovrednovanje Visokoškolske Ustanove]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Key words: klasični jezici, silabusi, Bolonjski proces, autoevaluacija  ABSTRACT  U radu je reč o nekim elementima samovrednovanja visokoškolske ustanove (Filološki fakultet BU), odnosno o (auto)evaluaciji u ovom slučaju kurikuluma neohelenskih studija i silabusa klasičnih jezika u okviru studijskog programa Jezik, književnost, kultura (skraćeno JKK). Postupak samovrednovanja pripada po definiciji „bolonjskom procesu“, što podrazumeva potom institucionalnu spoljašnu proveru kvaliteta. Iskustvo sa akreditacijom implikuje mnogo birokratskog traćenja vremena, ali ako se taj deo posla prepusti onima koji su za to zaduženi, ostaje onaj bolji deo, a to je dalje unapređivanje rada sa studentima, što podrazumeva i sopstveni rad.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[IBU Publishing]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-03]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1823]]></dcterms:extent>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1353">
    <dcterms:title><![CDATA[KLASİK TÜRK EDEBİYATINDA HAYÂLLE OLUŞTURULAN EDEBÎ TERİMLERİN KULLANIMLARI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Edebiyatı, Hayâl, Hayâl-i Dakik, Edebî Terim, Tezkire.  ÖZET  Hayâl kavramı gerek edebî, tasavvufî ve gösteri sanatlarına ait bir terim olarak gerekse gerçek anlamıyla divan şiirinde sıkça kullanılan bir kelime olarak karşımıza çıkmaktadır. Pek çok bilim dalında olduğu gibi klasik edebiyatta da geçmişte kullanılan edebî terimlerin divan ve tezkirelerdeki yüklendikleri manaları tam tespit etme önemli bir problem olarak önümüzde durmaktadır. Bu bağlamda edebî terimler arasında çok önemli bir yer tutan hayâl ve hayâlden müştâk kavramların da kullanımları örneklerle aydınlığa kavuşturulması gerekmektedir. Bildirimizde, divan şiirinde bir edebî terim olarak hayâlin, “şi‘r-i hayâl-engîz, ebyât-ı hayâl- engîz, nâzım-ı dakîk-hayâl, hayâlât-ı garîb, hayâl-güster, hayâl-i hâs, rengîn hayâl, muhayyel söz, şebistân-ı hayâl, nâzik hayâl, ince hayâl, kej hayâl, yanlış hayâl, hayâl-i hâm, fânûs-ı hayâl, hayâl-i zıll tamlamalarıyla değişik asırlardan seçilmiş divan ve tezkirelerdeki kullanımlarını ve anlamlarını örnekler üzerinden izah etme amacı güdülmüştür.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2224]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1512">
    <dcterms:title><![CDATA[KLASİK TÜRK EDEBİYATINDA NERGİS]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Klasik Türk şiiri, çiçek, nergis, çağrışımlar.  ÖZET  Klasik Türk Edebiyatında şairler sevgiliyi tasvir ederken gül, nergis, lale, servi, sümbül gibi birçok çiçek isminden ve bu çiçeklerin özeliklerinden faydalanırlar. Söz konusu çiçeklerden biri de nergistir. Edebiyatımızda en çok göz ile ilgili olarak kullanılmıştır. Taç yaprakları arasındaki sarı nokta nergise yorgun ve uykusuzluk hali verir. Bu yüzden gözün uykulu, mest ve hasta olması nergise benzetilir. Şekil ve renk bakımından piyale, kadeh, şamdan ve sarı taca benzetilmiştir. Çalışmamızda önce nergis hakkında genel bilgi verilmiş, Klasik şiirimizden seçtiğimiz beyitlerle şairlerimizin ne gibi çağrışımlar içinde şiirlerini yazdıklarına değinilmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2226]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/2730">
    <dcterms:title><![CDATA[Klâsik Türk Edebiyatı Metinlerindeki ―Efendi/ Sultan (Sevgili) – Kul/ Köle  (ÂĢık)‖ Mazmunu Hakkında Bazı Tespitler]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[BaĢlangıçta sevgiliye ―sahip olmak‖ arzusuyla yola çıkan aĢıkın aĢkı, aĢk  yolunda ilerledikçe ilahî bîr boyut kazanmaya baĢlar. Bu zorlu yolda aĢık, sevgiliye  ulaĢtığını zannettiği anda, kendisinin bir ―Hiç‖ olduğunu tekrar tekrar anlar. Bu his,  aĢıkın ―(…) ruhundaki boĢluğu durmadan bùyùtmektedir (GĠRARD, 2001: 141)‖.  AĢık, kendini kaybettiği aynı aĢk denizinde, tekrar kendini bulmaya çalıĢır. AĢk  oyununun baĢında, meclisin mumu olan sevgilinin ıĢığını, oyunun sonunda ondan  devralacak ve ondan aldığı bu ıĢığı, ilahî olana yônlendirecektir. Dolayısıyla aĢıkın  kulluğu hiçbir Ģekilde değiĢmeyecek; baĢlangıçta, efendi (sevgili) sinin kul (kôle) u  olan aĢık, sonraları ilahî sevgili (yaratıcı) karĢısındaki kulluğuna devam edecektir.  Nesneler değiĢse de aĢıkın gôrevi değiĢmemektedir.  Klâsik Tùrk edebiyatı metinlerinde, ―Sevgili-AĢık‖ mazmunu etrafında geliĢen bu  tarzda pek çok ôrneğe rastlamak mùmkùndùr.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:date><![CDATA[2011-05]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[73]]></dcterms:extent>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/3409">
    <dcterms:title><![CDATA[Klasik Türk Edebiyatında Eğitim Bağlamında  Behiştî’nin “Heşt Behişt” Mesnevisi]]></dcterms:title>
    <dcterms:date><![CDATA[2009-06]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[386]]></dcterms:extent>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/563">
    <dcterms:title><![CDATA[KLASİK TÜRK ŞİİRİNDE HAYÂL]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Klasik Türk Şiirine yapılan eleştirilerin önde gelenlerinden biri de “hayâl  mahsûlü bir şiir” olmasıdır. Oysaki Türk şiirinde üslubu meydana getiren  unsurların başta gelenlerinden biri de şüphesiz ki hayaldir. Ve mısraların arka  planında yatan bu hayalin anlaşılması klasik şiirimizi anlamada hayâtî bir  öneme sahiptir. Bu kavram aynı zamanda pek çok şaire “Hayâlî” mahlasını  verdirecek kadar büyük bir önemi haizdir. Hayal kavramı gerek edebî,  tasavvufî ve gösteri sanatlarına ait bir terim olarak gerekse gerçek anlamıyla  divan şiirinde sıkça kullanılan bir kelime olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu  arada hayâle dayanan birçok edebî sanatın varlığını da ifade etmek  gerekmektedir. Bununla birlikte hayâl kelimesinin imaj (imge) kavramıyla  aynı manada kullanılması bu kavramların içinde bulunduğu bir anlam  kargaşasını da beraberinde getirmektedir. Bu durum da ister istemez Klasik  Türk Edebiyatı için de bir sorun teşkil etmektedir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2014-05-23]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2692]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2303-582X     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1506">
    <dcterms:title><![CDATA[KLASİK TÜRK ŞİİRİNDE KİŞİLERE YAZILAN GAZELLER]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: gazel, methiye, Rumeli şairleri, nazım şekli. ÖZET  Klasik Türk şiirinde edebi türlerle nazım şekilleri arasında standart bir ilişki yoktur. Bununla beraber bazı konular daha çok belirli nazım şekilleriyle yazılmıştır. Söz gelimi sosyal konular ve mersiyeler daha çok terkib-i bend; aşk hikâyeleri, mesnevi; önemli olaylara veya yapılara tarih düşürme kıt’a; hikmet ve felsefe içerikli fikirler ise rubai nazım şekilleriyle yazılmıştır. Gazel nazım şekli ise daha çok sevgili, aşk, işret ve tasavvuf konuları etrafında yazılmıştır. Gazelde konular genellikle soyuttur ve kurgu ise bu soyutluk üzerine inşa edilmiştir. Gazel nazım şeklinde ele alınan konu, düşünce ve hayaller etrafında edebi geleneğe uygun olarak belirli mazmunlar ve tipler işlenmiştir. Divan şiirinde geleneksel içerik ve işlevinin dışında, doğrudan kişilere hitap eden gazeller de yazılmıştır. Başta Rumeli şairleri olmak üzere gerçek kişiler için yazılan bu gazellerin kurgusu da farklıdır. Soyut konu ve kişiler yerine ismiyle anılan ve övülen bazen de yerilen kişiler şairin muhatabıdır. Bu tarz gazeller, farklılıkları nedeniyle üslup, folklor ve tarih açısından da malzeme sunmaktadırlar. Bu bildiride kişi adları anılarak yazılan gazellerin üslup, tür ve içerik açısından incelemesi yapılmış, edebiyat tarihimiz içindeki özel durumu belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca bu gazellerin genel olarak hangi edebi tür ve zeminde yazıldıkları üzerine değerlendirmeler yapılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2228]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description></rdf:RDF>
