<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
<rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1488">
    <dcterms:title><![CDATA[BOSNALI KÂİMÎ VE DİVANI’NIN MİLLİ KÜTÜPHANE NÜSHALARI ÜZERİNE]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Bosna, Kâimî, Divan ve Tasavvuf. ÖZET  Bosna-Hersek, Fatih döneminden günümüze kadar her yüzyılda onlarca Türkçe eser veren şair ve yazar yetiştiren kültür coğrafyalarımızdan birisi olmuştur. Bütün Rumelili sanatçılar gibi Bosnalı şairler de bulundukları coğrafyada yüzyıllarca Türkçenin temsilcisi olmuşlardır. 17. yüzyıl şairlerinden biri olan Hasan Kâimî de Bosnalı şairlerden biridir. Kâimî Divanı’nın Saraybosna, Türkiye ve farklı ülkelerdeki Anahtar Kelimeler: Hevâyî, sıradışı bir şair, yemek adları, sebze adları, meyve adları.  ÖZET  Bilindiği gibi, Divan edebiyatı genel olarak belli şiir kalıplarında yazılan ve belli konuları işleyen eserlerden oluşur. Ancak bu geleneğin dışına çıkan şairler de olmaktadır. Abdurrahman Hevâyî Kubûrîzade (ö.H.1129/M.1710) bu tür şairlerden sayılır. Divanında bir halk insanı olarak güncel hayatın olağan konularını doğal bir dille ifade etmiştir. Hevâyî’nin şiirlerinde serpiştirilmiş biçimde sıradışı çeşitli bilgiler bulunmaktadır. Etnik grupların, bazı şehir ve nehirlerin isimleri; yemek, sebze ve meyve adları vs gibi. Biz bildirimizde Osmanlı mutfak kültürü için malzeme mahiyetinde geçen kelimeler üzerinde duracağız. Mesela arpa, buğday, un, kepek, nân hamır, nişâ,, cüllâb, balık çorbası, semek, tuz, piyaz, tarhana şorbası, pilav, bulğur, kebâb, külbasdı, halvâ, çorba, tavuk-piliç, çılbır, kayğana, işkenbe, zırnîh, oğul balı, şa’riyye, basdırma, kaymak, mantı, yahni, turşı, lokma ‘âşûre, aş, orman kebabı, tahin, etli kapuska, rûğan·ı dunbâle vs gibi mutfak malzemesi yanında meyve ve sezelerden amrud, fındık, kestâne muşmula, şeftalû, üzüm, vişne, baldıran, kavuncak, pazı, isfinâc, bögrülce, nohûd, lahana, şalğam, ayva, turb, mışmış, gûre, zerde, yemiş, çekirdek, kurı kızılcık, kiras, susam, marul, dârçın, lûbiya, karpuz, keçi boynuzı, kelem vs; içeceklerden ayran, su, buzlu yoğurt, sovuk su, şerbet, vişne hoşabı, vaşnâb, kestâne suyı, çay, kahve vs; mutfak alet ve terimlerinden elek, tava, tabak, fincan, çanak, aşçı, aşçı başı, bozahâne, sahn·ı simât, kırba, ziyâfet, vs gibi. Hevâyî dîvânında, Bosna’yı ve orada hangi yemekle buluşacağını da yazmış: Etli kapuska içün Bosna·ya varsak eyâ,/ Bize bişmiş bir iki baş kelem gelmez·mi? Sonuç: Hevâyî ve çağdaşı şairlerin eserleri, yaşadıkları dönemin günlük yaşantısını ortaya koymak bakımından önemlidir. Üzerinde çeşitli çalışmalar yapılan divan şairlerimizin eserlerinin farklı yaklaşımlarla yeniden ele alınması, halk bilimi araştırmaları için yeni bilgiler kazandıracaktır. Bildiride, Hevâyî’nin bir ailenin özel kütüphanesindeki yazma nüshasından da yararlanılmıştır. altmıştan fazla nüshasının bulunması, şairin sanatı ve şöhreti konusunda bir gösterge niteliğindedir. Bu çalışmada, kaynaklarda Boşnaklar arasında çok sevildiği belirtilen Bosnalı Şeyh Hasan Kâimî’nin şiirleri ve divanının (Türkiye) Milli Kütüphane Nüshaları üzerinde durulmaktadır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2204]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1489">
    <dcterms:title><![CDATA[DEDE KORKUT KİTABI’NIN VATİKAN NÜSHASINDAKİ BAZI FARKLI KELİMELER ÜZERİNE]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Vatikan nüshası, farklı kelimeler.  ÖZET  Dede Korkut Kitabı’nın Vatikan nüshası Dresden nüshası ile mukayesede daha az araştırılmış ve metin tertibi zamanı çoğunlukla yardımcı kaynak olarak değerlendirilmiştir. Vatikan nüshası müstensihinin Oğuz abideleri üçün karakteristik olmayan harekeleme sistemini uygulaması, bazı kelimeleri ve cümleleri metinden çıkarması veya Dresden nüshasındaki kelimelerden farklı kelimeler kullanması araştırmacıların belli bir kısmında nüshanın kusurlu bir nüsha olduğuna dair fikir oluşturmuştur. Buradaki farklı kelimeler çoğu zaman yanlışlıklar sırasına alınmış ve müstensihin kopyaladığı metni anlayamadığı yönünde yorumlanmıştır. Oysa titiz tarihi ve etimolojik tahlil bu kelimelerin Dresden nüshasındaki kelimelerle eşanlamlı olduklarını ve metnin mazmunu ile doğrudan bağlı olduğunu ortaya koymaktadır. Vatikan nüshasındaki farklı kelimelere şunları örnek göstermek mümkündür: Orsan وُ ا رْ سَ ا رْ ا “ordugâh, karargâh”: Tekür alındı, melik dutıldı, tuğ yıkıldı. Orsanı ا yañıldı, kâfir kaçdı (V. 84). Dresden nüshasında orsanı yañıldı ifadesi yoktur. Yazılı kaynaklarda bu kelimeye rastlanmamaktadır. Fikrimizce orsan kelimesi or kökünden yaranmıştır. Abidelerde bu köke bağlı oraq “şah çadırı, karargâh”, oram ”etraf”, ordu ~ orda “yaşayış yeri” vb. kelimeler tespit edilmiştir. Olğacı وُا رْ ل سَ غ جِی “kiralık asker, ücret karşılığı hizmet gösteren süvari”. Dresden nüshasında bu kelimenin yerine aynı anlamlı ulufeci kelimesi kullanılmıştır. Olğa kelimesini “ödeme, maaş” anlamında Türk ve Moğol dilleri için ortak kelime olarak nitelendirmek mümkündür. Bu kelime Moğolcadaki olğa - “ücret vermek, ödemek, maaş vermek, temin etmek” fiilinin ad korelyatıdır. Beri بسَرِیا “tamam”. Bu kelime eski metinlerde sık sık geçen barı / varı “tamam, bütün” kelimesinin fonetik varyantı ve çağdaş Türkiye Türkçesinde daha çok diyaloglarda kullanılan tamam ünleminin semantik anlamdaşı, karşılığıdır. Mağmun سَ رْ غ وُ رْ ا “ zavallı”. Arapça ğabene سَ سَ سَ ا  “aldatmak” köküne bağlı mağbun ا سَ رْ غ وُ رْ ا “aldatılmış, incitilmiş, zavallı” kelimesinin konuşma dilindeki şeklidir. Vatikan nüshasındaki şekli ile çağdaş Azerbaycan konuşma dilinde kullanılmaktadır. Bildiride Vatikan nüshasında kullanılmış diğer kelimeler üzerine de açıklamalar yapılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1866]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1490">
    <dcterms:title><![CDATA[THE COMPARATIVE ANALYSIS OF CRIMEAN AND TURKISH LEGENDS: THE VALUE ASPECT]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Key words: Turkish legend, Crimean legends, universal values.  ABSTRACT  Crimea and Turkey have many similarities in terms of nature, traditions, and languages. Both Crimea and Turkey have a multicultural background of folklore. There are Turkic peoples (Crimean Tatars), Greeks, Armenians, Karaites in Crimea. Almost the same national structure exists in Turkey. There is a difficult political situation in Crimea because different ethnic groups cannot live in peace. Folklore, as an oral history and a mythological subconsciousness of nation, gave us productive material for the analysis of national problems and discovery of their solutions, so we believe that it will be possible to do the same research with Turkish legends. It is also important to find similarities and differences between Crimean and Turkish folklore, discovering the common motifs and analyzing why exactly these motifs are common between these cultures. Investigating common values of different nations is of great importance for this research. The crisis of modern culture appeals for search of universal values. It is especially productive for the studying of legends from different nations which live in one cultural space, such as Crimea and Turkey. The analysis of the variants of legends from various people or different times can give fruitful results. The study of legends from different nationalities can help the identification of value preference horizontally and the study of legends from one culture, but in a different time, will give value preference vertically.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2016]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1491">
    <dcterms:title><![CDATA[MUSAHİPZADE CELAL’İN “ESKİ İSTANBUL YAŞAYIŞI” ADLI ESERİNDE GÜNDELİK YAŞAM]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Musahipzade Celal, İstanbul, kültür, gelenek, gündelik yaşam.  ÖZET  İstanbul, çok eski devirlerden günümüze kadar doğal güzellikleri, tarihî yapıları ve zengin kültürel birikimiyle yerli/ yabancı pek çok sanatkârın ilgisini çekmiş ve takdirini kazanmıştır. Bu bağlamda ciltler dolusu eser kaleme alınmıştır. Söz konusu zengin kültürel mirasa ilgi duyanlardan biri de Musahipzade Celal’dir. Türk edebiyatında tiyatro türünün önemli temsilcilerinden biri olan Musahipzade, bizzat gözlemlediği ya da büyüklerinden dinlediği son iki yüz yıllık Osmanlı yaşama biçimini çeşitli görünüşleriyle eserlerine yansıtır. Bu eserlerden bir tanesi de “Eski İstanbul Yaşayışı”dır. Yazar tiyatrolarında Osmanlıya karşı ironik bir tavır sergiler. 1946’da kaleme alınan bu eserde ise, daha nesnel, daha sevecen bir tavır takınır. Bu eser daha çok anı niteliğindedir. Eserde, Osmanlı gelenek ve göreneklerine etraflıca yer verilir. Bu zengin kültürel birikim içerisinde aile yaşamı, meslek grupları, eğlence kültürü, giyim-kuşam geniş bir şekilde yer alır. Yazarın diğer eserlerindeki dil ve üslup özensizliği bu eserde de göze çarpmaktadır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2269]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1492">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRKİYE’DE SÖZLÜ KÜLTÜRÜN SANAL ORTAMA AKTARIM ÖRNEĞİ: “FACEBOOK VE BOŞNAK KÜLTÜRÜ”]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Türkiye, Boşnaklar, Halkbilim, Kültür, Facebook  ÖZET  Halkbilimi araştırıcılarının yıllardır algıladıkları alan/sahası kavramı teknolojik gelişme ve değişmelerle birlikte bağlamsal bir dönüşüm süreci içindedir. Teknolojik gelişmelerin başında gelen ve küreseli bir tuşla yerelle, yereli ise evrenselle buluşturan internet, “ikinci sözlü kültür” bağlamı olarak kültürün yaratıldığı ve yaşatıldığı, kuşaktan kuşağa aktarıldığı elektronik bağlam olarak değerlendirilebilir. İnternet site/ köyler, çeşitli grup ve hemşehri dernekleri gibi toplulukların elektronik ortama taşındığı göstermektedir. Sanal ortama taşınan grup ve dernekler beraberinde kültürel öğelerini yeniden kurgulama fırsatı yakalamışlardır. Yeme-içme kültürü, giyim-kuşam, gelenek görenekler, halk müziği ve dansları, sözlü kültür ürünleri gibi birçok halkbilimi kadrosu bunlara dahil edilebilir. Çalışma, Türkiye’de daha çok Bosna kültürünü yayma ve yaşatma odaklı grup ve derneklerin uzantısı olan sanal site ve gruplar üzerinden Türkiye’de Bosna/Boşnak kültürünün elektronik bağlamdaki durumu incelenerek kültürel aktarımın özellikle hangi halkbilim kadrolarında yoğunlaştığı tespit edilmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2243]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1493">
    <dcterms:title><![CDATA[MEHMET AKİF’İN HERSEKLİ ARİF HİKMET İÇİN YAZDIĞI BİR MERSİYE]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Mehmet Akif, Hersekli Arif Hikmet, Mersiye.  ÖZET  Mehmet Akif Ersoy’un şiirlerini topladığı eserin adının Safahat olduğu malumdur. Akif bu esere sağlığında bazı şiirleri almamıştır. İşte bunlardan biri (Bosna) Hersekli Arif Hikmet Bey için yazdığı bir mersiyedir. Arif Hikmet Bey İslam edebiyatında Bosna Hersekli şairler arasında önde gelen isimlerden biridir. Söz konusu mersiye, Akif’in vefatından sonra hazırlanmış olan bazı Safahat baskılarında bulunmakla beraber çoğu Safahat’ta yer almamaktadır. O sebeple de pek fazla bilinmemektedir. Akif, son derece sevdiği ve saydığı Arif Hikmet’i “Milletin oydu hakikatte hele Sâdî’si” diye nitelendirmektedir. Mersiye, her ne kadar Herseklinin vefat ettiği 1903 yılında yazılmış olsa da ilk defa matbuatta Sırat-ı Müstakim mecmuasında 12 Şubat 1324(1908) tarihinde yayımlanmıştır. Şiir, 246 beyitlik uzunca bir metindir. Mersiyenin Herseklinin hayatı, devri içindeki yeri ve önemi, Akif’in Arif Hikmet Bey ve yaşadığı dönemle ilgili düşünceleri, onun vefatı münasebetiyle dile getirdiği sosyal eleştiriler bakımından önemi büyüktür. Diğer yandan, söz konusu mersiye Türk edebiyatı tarihinde Divan edebiyatında önemli yeri olan mersiye türünün Tanzimat sonrası yazılmış örneklerden bir olması bakımından da dikkat çekicidir. Bildiride bu mersiye şekil, muhteva dil ve üslup açısından ele alınıp değerlendirilecektir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2295]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1494">
    <dcterms:title><![CDATA[NAZİM DİVANINDA İSTEK ÜZERİNE YAZILAN GAZELLER]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: ısmarlama şiir, şiir yazma sebebi, şiir başlığı. ÖZET  Bir işin yapılmasına yol açan gizli veya açık bir sebep vardır. Şairleri de şiir yazmaya sevk eden sebepler bulunması tabiidir. Her şiir için farklı bir durum veya olay o şiirin yazılması için şairi harekete geçirir. Bu sebeplerin bilinmesi şiirde yer alan ifadelere şairin kastettiği yönde mana verilmesinde yardımcı olur. Bazı şairler eserlerinin dibacelerinde şiir hakkındaki genel görüşlerini açıklar. Mesnevilerin sebeb-i telif bölümlerinde şairi o eseri yazmaya teşvik eden sebeplerin belirtildiği örnekler vardır. Şura tezkirelerinde şairlere ayrılan bölümlerde bazı şiirlerinin yazılış sebepleri ile ilgili bilgilere de rastlayabiliyoruz. Nazım şekli veya türü bir şiirin neden yazıldığı konusunda bir fikir vermesi bakımından yardımcı olur. Bazı şiirlerin daha yakından incelenmesi net olmasa bile yazılış sebebi hakkında tahminde bulunmamıza yarayabilir. Bazı şiirlerin başında neden yazıldıklarına dair açıklamalara nadir olarak yer verilir. Yazılanların tamamı dikkate alındığında bu bilgilere ulaşılabilen şiir sayısı oldukça azdır. Divan şairleri şahsi sayılabilecek bilgileri açıklamamayı tercih ederler. Var olan notlar da müellif hattı olan nüshalar veya müsveddelerde bulunur. 18. yüzyıl divan şairi Nazim Divanı’nda birçok şiirin başında yazılış sebeplerini açıklayan açıklamalar yer alır. Bunlardan bazıları uzun sayılacak ölçüdedir. Şair dört gazelinin başında o şiirlerini arkadaşlarının isteği üzerine yazdığını belirten açıklamalara yer verir. Ismarlama kabul edilen bu durumu şairin açıkça belirtmekden çekinmemesi önemlidir. Çalışmamızda Nazim Divanında istek üzerine yazılan şiirlerin şairin diğer şiirlerine kıyasla sanat değeri üzerinde durulmuş ve istenen hedeften sapmalar olup olmadığı ortaya konulmaya çalışılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2032]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1495">
    <dcterms:title><![CDATA[ELEŞTİREL DÜŞÜNME BECERİSİNİ KAZANDIRMADA BİR YOL GÜNLÜĞÜ: BALKANLARA DÖNÜŞ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Eleştirel düşünme, Balkanlara Dönüş, Nedim Gürsel.  ÖZET  Bu çalışmada literatür taraması yöntemiyle Balkanlara Dönüş adlı romanın eleştirel düşünme becerisini geliştirmeye etkisi tespit edilmeye çalışılmıştır. Eleştirel düşünme; sanat ve edebiyatla geliştirilmesi mümkün olan bir beceridir. Okullarda eleştirel düşünme becerisini ezberci anlayışla öğretmeye çalışmak yerine, bu tür romanlarla kazandırmak çok daha etkili olacaktır. Balkanlar doğasıyla, zengin tarihiyle ve kültürel çeşitliliğiyle insanlık için çok büyük bir mirastır. Değeri yüksek olan diğer her toprak gibi, Balkan toprakları da yıllarca savaşların, mücadelelerin ortasında kalmıştır. Saraybosna’da yaşanan acılar, savaşın soğuk yüzü aslında tüm insanlık için bir yaradır. Nedim Gürsel Balkanlara Dönüş adlı romanında Saraybosna dramını içten ve gerçekçi bir dille okura sunmaktadır. Yazar şiirsel üslûbuyla Makedonya’da geçirdiği günleri anlatırken, Balkanlardaki Türk mirasının önemi hakkında da bilgi vermektedir. Türk-Yunan ilişkilerine farklı bir bakışla yaklaşmaktadır. Balkanlara Dönüş bir gezi kitabı, anı kitabı hem de tarihe kaynaklık edecek bir güncedir. Romanı okuduğumuz zaman, savaşın geride bıraktıklarını görürüz. Yaşananları sorgulamamızı, yeniden düşünmemizi ve farklı bakış açısıyla olaylara bakmamızı sağlayan bir anlatım mevcuttur. Bilgi çağını yaşadığımız günümüzde kazanmamız gereken eleştirel bakış açısının gelişmesi için, bu gezi izlenimleri iyi bir yol gösterici olacaktır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2200]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1496">
    <dcterms:title><![CDATA[ŞAİR TEZKİRELERİNDE BOSNA TASVİRLERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Klâsik Türk Edebiyatı, Şair Tezkireleri, Bosna. ÖZET  Klâsik Türk edebiyatında şair biyografileri hakkında bilgi veren şuara tezkireleri, içerdikleri biyografik bilgilerin yanında edebî açıdan da bazı malzemeler ihtiva eden eserler durumundadır. Bunlardan biri de tezkire müelliflerinin şairleri tanıtırken onların doğdukları, yaşadıkları veya herhangi bir vesileyle bulundukları mekânları da söz konusu etmeleridir. Tezkireciler, bazen sadece bahsi geçen yerin adını vermekle yetinirlerken bazen de benzetme unsurlarından yararlanmak suretiyle o mekânı tasvir ederler. Böylece şairlerin hayatlarına dair bilgiler verirken aynı zamanda devrin edebî ve kültürel merkezleri durumundaki coğrafî mekânları da kendi bakış açılarıyla tanıtmış olurlar. Bu tebliğde, Türk edebiyatında XVI. yüzyıl ile XVIII. yüzyıl arasında kaleme alındığı ifade edilen şair tezkirelerinde, şairlerin hayatlarına dair bilgi verilirken Bosna’nın hangi ifadelerle ele alınıp tasvir edildiği ortaya konmaya çalışılmıştır. Böylelikle tezkire müelliflerinin Bosna’ya bakışları kronolojik olarak dikkatlere sunulmuştur.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2037]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1497">
    <dcterms:title><![CDATA[IRAK TÜRKMENLERİNİN HORYAT GELENEĞINDE SAZLAMALAR]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Irak Türkmenleri, Türkmen halk kültürü, hoyrat, sazlamalar.  ÖZET  Irak’taki Türkmen halkı kuzeyden güneye doğru Telafer, Musul, Erbil, Altunköprü, Kerkük, Tuzhurmatu, Tazehurmatu, Kifri gibi şehir ve kasabalarla, Bağdat’a kadar bunların etrafındaki köylerde yaşamaktadır. Bağdat’ta da bulunan Türkmenler, daha güneyde hakim nüfusa sahip değillerdir. Halk şiirlerinden sayılan hoyrat (horyat) türü, duygu ve düşüncelerin kalbi etkilemesi ile dışa yansıyan türlerinden ölüm, acı olaylar, hastalık, hasret çekme, sel felaketi, deprem felaketi, esir olma durumu, yangın gibi doğal veya sonradan insan kaynaklı acıya sebep hadiseler beraberinde dilin, kalbe tercüman olmasını dile getirir. Bu da acı ve etkileyici bir tondur. Her toplumda duygu yüklü hadiseler vardır. Grup halinde yaşayan insanların tamamında ağıt görülmektedir. Edebiyat ilminde bu tür, şifahî ürünlerdendir. Ağıt türüne, İslâmiyetten önceki Türklerde “Sagu” denirken; Divan edebiyatı zümresinde bu adın karşılığı olarak, “Mersiye” kullanılmaktadır. Hoyratları, Türkmen kadınları mevlitlerde, düğünlerde, kına gecelerinde söyledikleri gibi cenazelerde de söylenmektedirler. Horyatın ağıt şeklini de genelde kadınlar terennüm etmektedir. Bildirimizde Erbil ve daha güneyde yerleşen Türkmenlerin anonim ve söyleyeni belli örneklerinden derlediğimiz ağıt şeklindeki horyatları gösterirken; horyat içerikli ağıtlarda görülen, anne ve baba için kız evlatların; kız kardeşlerin hem erkek kardeşi, hem de kız kardeşi için; ananın kız ve erkek çocuğu için, koca için; öksüzlük ve yetimlik kavramlarıyla bezetilerek ve çoğu zaman ölenin ağzından konuşarak oluşturulan şekilleri üzerinde duracağız. Aynı zamanda ağıtların karakteristik özelliğinin horyat tarzına ve ölçüsüne uydurulduğu üzerinde durulacaktır. Ağıt şeklindeki var olan bu türü araştırmamızdaki amacımız, Türk Dünyasında ortak değer yargılarımızdan olan, şifahî ürünlerimizden saydığımız ağıtların Oğuz boylarından gelip kendini nasıl muhafaza ettiği, Türk edebiyatında hoyrat olarak bilinen horyatların adlandırmadaki hataları bertaraf ederek, horyatın edebî alanda zenginliğini göstermektir. Yöntem olarak alan araştırması yapılmış, horyatın anonim ve söyleyeni belli örnekleri dikkate alınmıştır]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2164]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description></rdf:RDF>
