<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
<rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1478">
    <dcterms:title><![CDATA[AHİRET KÜLTÜRÜ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Ahiret, ölüm, mezarlık, kültür, mezartaşı.  ÖZET  Mezarlıklar, bir toplumun inancının olduğu kadar duygularının da yansıdığı mekânlardır. Geleneksel olanın dışında mezarların inşasında, süslemelerinde, kitâbelerinde söylenememiş sözler, dile getirilememiş duygular yansımıştır. İnsanlar, mahallelerindeki veya şehir merkezlerindeki mezarlıklar sayesinde ecdadıyla birlikte olmaya devam etmiş, bir bakıma hatıralarıyla iç içe yaşamıştır. Tanımlanan bu yaşam biçiminin aynı inanca mensup olan bütün toplumlarda aynı olduğu söylenemez; nitekim Müslüman olmakla beraber kimi toplumlarda mezar geleneği ve buna bağlı olarak gelişen edebiyat, sanat ve süsleme geleneği birbirlerinden çok farklıdır. Bu çalışmada ise, Ünye ilçesindeki Elmalık ve Türbe mezarlıkları incelenmiştir. Mezartaşlarının mevtayı tanımlayıcı özellikleri, süslemeleri ve edebî metin özellikleri üzerinde durulmuştur. Böylece toplumun hayatı ve ahireti algılayış biçimi ortaya konmaya çalışılmıştır. Ortak inanç İslâmiyet olmakla beraber farklı milletlerin ahireti algılamada farklılıkları ve ortak yanları da böyle bir çalışma ile görülmüş ve âdeta bir gönül haritası ortaya çıkarılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2114]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1479">
    <dcterms:title><![CDATA[ORHUN YAZITLARI’NDA KADINLA İLGİLİ SÖZ VARLIĞI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Orhun Yazıtları, Kadın, Söz Varlığı.  ÖZET  Türk dilinin tarihî sözvarlığı içerisinde, zengin bir biçimde karşılanan &quot;kadın&quot; kavramı, doğrudan &quot;kadın&quot; sözcüğünü karşılamasının yanı sıra çeşitli adlandırmalarla kadının o toplumdaki yerini, sosyal statüsünü ve yaşantısını yansıtmaktadır. Türkçenin çeşitli adlandırmalar, birleşmeler ve ekleşmelerle zengin bir şekilde oluşturduğu “kadın”la ilgili söz varlığı, kadının tarihî görünümünü ve dil kültür değişim sürecini göstermektedir. Türk dilinin ilk yazılı belgeleri olan Orhun Yazıtları da Türkçenin yazılı olarak takip edebildiğimiz dönemi içinde &quot;kadın&quot; kavramı ile ilgili söz varlığını görebilmemiz, kadının sosyal statüsünü ve yaşantısının izlerini bulabilmemiz açısından oldukça önemlidir. Bu bildiride, Orhun Yazıtları&#039;nda &quot;kadın&quot;la ilgili söz varlığı tespit edilmiş, ifade ettikleri ve tarihî süreç içerisinde kazandıkları anlamlarına göre incelenmiştir. Söz konusu kavramların -tespit edebildiğimiz ölçüde- tarihî metinlerdeki kullanılışı ve kazandığı anlamlar ele alınarak çağdaş Türk dillerinde bu sözcüklerin uzantıları ortaya konulmaya çalışılmıştır]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2168]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1480">
    <dcterms:title><![CDATA[BİR YOLCUNUN HİKÂYESİ: YOLCU NEREYE GİDİYORSUN]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Samiha Ayverdi, Yolcu, ideal karakter.  ÖZET  Yolcu Nereye Gidiyorsun Samiha Ayverdi’nin tezli romanıdır. Ayverdi, eserde insanın hayatını bir yolculuğa benzetir. Buna göre her insanın ölümü ve yeni doğanlar yolda gelip giden kafileler gibidir. Eserin temel düşüncesi başkahraman söylediği “Kendimi bildim bileli seferde olan bir yolcuyum” sözünde özetlenir. İnsanların hem mekânsal hem de ruhsal dünyada yaşadığı değişikler dolayısıyla her insan bir yolcudur. Yazar, bu eserde, ilk romanlarına göre biraz daha memleket meselelerine toplumsal sorunlara değinir. Batılı yaşam tarzının kadınlarda ve gençlerde oluşturduğu olumlu ve menfi etkiler, İkinci Abdülhamit döneminin sıkıntılı yılları işlenen başlıca iki konudur. Bu çalışma, Adli’nin kişiliğinden yola çıkarak Samiha Ayverdi’nin düşünce dünyasını, problemlere bakışını ortaya çıkarmayı hedeflemektedir. Ayverdi, problemli bir gençliğin karşısına Adli’nin olumlu dünyasını çıkarır. Adli’yi idealize ederek kanayan yaraya neşter vurur. Roman, güncel gençliğin sorunlarına da ayrı bir bakış açısı sunmaktadır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2190]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1481">
    <dcterms:title><![CDATA[MUSTAFA KUTLU’NUN HİKÂYELERİNDE ZAMAN İFADELERİ VE BU İFADELERE YANSIYAN ZİHNİYET ÜZERİNE BAZI DİKKATLER]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Mustafa Kutlu, Modern Türk Hikâyesi, Zaman, Zihniyet.  ÖZET  Bütün hikâye ve roman yazarlarının yaptığı iş esasında bir “öykü/hikâye” anlatmaktır. Bir anlatıcı/yazar, “anlatıcı, öykü, yer, zaman, kişiler” vb. unsurlar etrafında hikâyeyi anlatır. Bu hikâye anlatmanın doğasında vardır. Bir yazarı özgün yapan hikâyedeki bu unsurlar değil, bu unsurları düzenleme tarzıdır. Düzenlenen bu unsurlar dil ile anlatılır, hayat kazanırlar. Her anlatımda bir bakış açısı vardır. Bakış açısı bir zihniyeti de gösterir. Edebi metinde okura verilmek istenen mesajlara giderken bakış açısını göz ardı edemeyiz. Hikâye/romanın unsurlarından birisi olan “zaman” değişik zaman ifadeleriyle anlatılır. Metindeki zaman ifadelerine de bir zihniyet yansıyabilir. Modern Türk hikâyeciliğinin en önemli isimlerinden birisi olan Mustafa Kutlu’nun hikâyeleri bu açıdan zengin zaman ifadeleri ile doludur. Bu bildiride, Mustafa Kutlu’nun hikâyelerindeki zaman ifadelerine yansıyan “zihniyet” konusu üzerinde durulmuştur.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2219]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1482">
    <dcterms:title><![CDATA[“BOSNA HİKÂYELERİ” İZİNDE BOSNA’YA YOLCULUK]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Bosna Edebiyatı, İvo Andriç, Bosna hikâyeleri.  ÖZET  Bir edebî eserin şekillenmesinde eseri kaleme alan yazarın kültür birikimi, yetiştiği ortam, hayata bakışı, gözlem yeteneği gibi pek çok unsur etkili olmaktadır. Bu durum açık veya kapalı bir biçimde yazarın kurgu dünyasını etkilemektedir. İvo Andriç de gözlemlerini başarılı bir şekilde eserlerine aktaran Yugoslav edebiyatının önemli sanatçılarından biridir. Türkçeye çevrilen “Drina Köprüsü, Irgat Siman, Travnik Günlüğü, Uğursuz Avlu, Ver Elini Çocukluk” adlı eserleriyle Bosna edebiyatını Türk dünyasına tanıtarak katkı sağlayan Ardviç’in “Bosna Hikayeleri” adlı eseri de Bosna’ya dair izler taşıması ve Bosna edebiyatını yansıtması açısından oldukça önemlidir. Bu çalışmada, İvo Andriç’in pek çok eserinde konu edindiği gibi “Bosna Hikayeleri”nde hem mekan olarak Bosna’yı ele alışı hem de satır aralarında Bosna kültürüne ait unsurlara yer verilişi incelenmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2112]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1483">
    <dcterms:title><![CDATA[RECEP ŞÜKRÜ GÜNGÖR’ÜN HİKÂYECİLİĞİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Recep Şükrü Güngör, çağdaş hikâye, ferdiyetçilik, içtimai konular.  ÖZET  Günümüz Türk hikâyeciliğinin önemli isimlerinden biri de Recep Şükrü Güngör’dür. Yüreğimin Mevsimi adlı ilk kitabını 2001 yılında yayımlayan yazar, daha sonra Kuruluş/Kurtuluş, Hüsn ile Aşk, Âdem ile Havva, Yas Ayini, Can Ağrısı kitaplarını yayımladı. Son hikâye kitabı olan Kayıp Ruhlar Kıraathanesi’ni okuyucuyla Sütun Yayınları buluşturdu. Bu çalışmayla söz konusu hikâye kitaplarından hareketle Güngör’ün hikâyeciliğini belirleyen unsurlar ve böylelikle hikâyeciliği tespit edilmeye çalışılmıştır. Kendine özgü bir yapı içerisinde hikâyeciliğini içerik, dil ve teknik yönüyle sürekli geliştirmeye açık tutmasını bilen bir yazar olması onun öncelenmesi gereken önemli bir vasfıdır. Onun hikâyelerinde, ferdiyetçilikten içtimaî meselelere doğru genişleyen bir muhteva ve kurmaca yapısı bulunmaktadır. Modern Türk hikâyeciliğinde yetkinliğe ulaşmış yazarlarımızdan biri olarak Güngör, Türk edebiyat tarihindeki yerini şimdiden ayırtmış gibi.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2222]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1484">
    <dcterms:title><![CDATA[REFİK HALİD KARAY’IN ANA DİLİMİZ HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Refik Halid, ana dil, tenkit, sadeleşme, mizah.  ÖZET  Refik Halid Karay Türkçeyi en iyi kullanan yazarlarımızdan biridir. Onun bu hususiyeti eserlerine de yansımış, yazar, ana dil hakkındaki tenkitlerini gerek roman ve hikâyeleri, gerekse hatıra, kronik ve mizah yazıları vasıtasıyla okuyucularına aktarmıştır. Bu çalışmada; Refik Halid’in Türkçenin yanlış kullanımı, dilde sadeleşme ve yeni sözcükler türetme gibi ana dilimizin geleceğini ilgilendiren mevzular hakkındaki görüşleri iki bölüm halinde incelenmiştir. Yazının birinci bölümünde yazarın romanlardaki tenkitleri dile getirilmiş, ikinci bölümde ise hatıra, kronik ve mizah yazılarındaki tenkitleri ele alınmıştır. Refik Halid gibi dili tüm zenginlikleriyle ele alan bir yazarın görüşleri pek tabii ki dikkate değerdir. Bu çalışma da bunu ortaya koymak amacıyla kaleme alınmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2225]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1485">
    <dcterms:title><![CDATA[DOĞAL AFETLERİN KLASİK TÜRK ŞİİRİNE YANSIMASINA BİR ÖRNEK: SÂBİR PÂRSÂ DİVANI’NDA DEPREM İLE İLGİLİ DÖRT TARİH MANZUMESİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Klasik şiir, Sâbir Pârsâ Divanı, afet, deprem.  ÖZET  Hayatı her cephesiyle kucaklayan klasik Türk şiirinde, doğal afetlerin izine de rastlamak mümkündür. İnsanı derinden etkileyen doğal afetler, klasik şiirin içsel bakış açısı ile divanlarda işlenmiştir. Bu afetler karşısında insanın aczini dile getiren bu manzumelere örnek olarak Sâbir Pârsâ Divanı’nda yer alan dört tarih manzumesi bildirimizin konusunu teşkil etmektedir. Biri Arapça, biri Farsça, biri de Türkçe birer beyitlik üç şiir ile beş bentlik bir müseddesten ibaret bu manzumelere konu olan depremin tarihi 1069 hicri 1658–59 miladi tarihini göstermektedir. XVII. yüzyılda sosyal sıkıntıların yanı sıra deprem ve yangın gibi doğal afetlerin de sıklıkla görüldüğü tarih kitaplarında kayıtlıdır. Sâbir Pârsâ ile aynı devirde yaşayan Cevrî Dîvânı’nı neşreden Hüseyin Ayan da Na’îmâ Târîhi’nden şunları nakleder: “ 1642 M. (1052H.)’de İstanbul’da büyük bir zelzele olmuş, bu hadise “kıran”a bağlanmıştır. 1645 M. (1055 H.)’de güneş ve ayın tutulmaları da “melhame”lerin kayıtlarına göre uğursuz sayılmıştır. 1648 M. (1058 H.)’deki İstanbul ve civarını sarsan büyük zelzele de “uğursuz” olarak yorumlanmış ve devletin başsız kalacağına işaret sayılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2209]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1486">
    <dcterms:title><![CDATA[SARAYBOSNA HALKININ BATIL İNANIŞLARI HAKKINDA BİR DERLEME-İNCELEME]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Batıl, İnanç, Batıl İnanış.  ÖZET  Kültürel etkileşim, psikolojik ve çevresel faktörler sonucunda ortaya çıkan batıl inanışlar artık hayatın bir parçası olmuştur. Daha çok ileri yaştaki insanların bilip uyguladığı batıl inanışlar, çok hızlı yayılan ve gelişen küresel bilgi toplumunda kaybolmaya yüz tutmuştur. Bu çalışmada, Saraybosna’nın muhtelif yerlerinde yaşayan Müslüman Boşnak kadın ve erkeklerle görüşülüp, batıl inançları hakkında bilgi toplanılmıştır. Batıl inançları daha çok duyma ve yaşama ihtimali olan insanlar orta yaş ve üzeri kitle olduğu için, görüştüğümüz kişileri buna göre seçilmiştir. Yapılan görüşmeler sonucu elde edilen bulgular; çocuk sahibi olamayan kadınlarla ilgili inanışlar, hamile, lohusa kadın ve çocukla ilgili inanışlar, hayvanlar, ölümler ve diğer batıl inanışlar olmak üzere konularına göre derlenmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2170]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1487">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRKÇE İLE İLİŞKİSİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Saha (Yakut) Türkçesi, kök, ses değişikleri.  ÖZET  Saha (Yakut) Türkçesi, Kuzey Sibirya Türk Lehçeleri içerisinde değerlendirilmektedir. Bu lehçe ana Türkçeden erken bir tarihte ayrıldığı ve coğrafya olarak da uzakta kaldığı için, genel Türkçeden çok uzaklaşmıştır. Bu nedenle birçok bilim insanı Saha (Yakut) Türkçesi’ni ayrı ve bağımsız bir dil olarak ele almaktadır. Saha (Yakut) Türkçesi, lehçe olarak “z”li ve “ş”li (Zetasizm) sesleri kullanmaktadır. Kullanılan bu sesler sözcüklerin kök ve ek yapılarını etkilemiştir. Bunun sonucu olarak, sözcüklerin köklerindeki seslerin özelliklerine göre (Sedalı, Sedasız); ekler değişik biçimde görülür. Bir sözcüğün kökündeki son sesin özelliğine bağlı olarak ekler; 8, 16 bazen de 20 değişik biçimde bu köke eklenir. Bu çalışmada sözcüklerin köklerindeki son sesin özelliği dikkate alınarak, eklerin ses değişmeleri ele alınmıştır. Böylelikle Eski Türkçenin sözcük köklerindeki seslerinin özellikleri de düşünülerek; bu seslerin nasıl korunduğu ve kökteki son sese göre sözcüğün aldığı ekin nasıl bir değişime uğradığı tespit edilmeye çalışılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2036]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description></rdf:RDF>
