<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
<rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1438">
    <dcterms:title><![CDATA[BOSNA AĞITLARI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Bosna, Balkanlar, Türk Halk Edebiyatı, Bosna Ağıtları.  ÖZET  Bosna Hersek tarihi ve jeopolitik konumu itibariyle hem Balkan tarihi hem de Osmanlı tarihi içinde önemli bir yere sahiptir. On beşinci yüzyılda Osmanlı Devletine önce sancak ardından eyalet olan Bosna bu süre boyunca Osmanlı Hükümetinin kendilerine sağlamış olduğu refah ve huzurlu ortam içinde Osmanlı Devleti’nin hem kendisine hem de ileri gelenlerine karşı samimi duygular ile bağlanmış ve bağlılıklarını da çeşitli vesilelerle ifade etme imkânı bulmuşlardır. Bu sevgi ve bağlılığın ifade bulduğu eşsiz eserlerden bazıları da ağıtlardır. Bu bildiride Bosna halkının ağıtları tarihi ve sosyal bağlamı içinde değerlendirilmiştir. Ağıtların yakılmasındaki tarihi ve sosyal conteks göz önünde bulundurularak yapılacak olan analizlerle Bosna halkının Türk halkıyla olan ebedi muhabbeti ortaya konulmaya çalışılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2191]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1439">
    <dcterms:title><![CDATA[XIX ASIR AZERBAYCAN ŞAİRİ MİRZA MUHSİN HAYALİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Hayali, poetika, gazel, elyazma, lirika.  ÖZET  Mirza Muhsin Hayali Azerbaycanın Guba ilinde dünyaya gelmiş, şiirsel yaratıcılığı burada faaliyet gösteren “Gülistan” edebi meclisinin son dönemine rastlayan şairlerimizdendir. Bilindiği gibi, XIX yüzyılın birinci yarısında düzenlenmiş ilk edebî meclislerden olan “Gülistan”ın faaliyetleri, üyeleri hakkında bilgimiz çok azdır. Bildiğimiz odu ki, “Gülistan”ın temelini görkemli âlim ve şair Abbaskulu ağa Bakıhanov Kudsî koymuş, meclisin oluşturulmasında dostu Gubalı Ahunt Abdullah ona yakından yardım etmiştir. “Gülistan” ebedi meclisinin 1819, 1835 yıllarında düzenlendiğini söyleyen tetkikatcılarımız olmuştur. Mirza Muhsin Hayali’nin hayat ve yaratıcılığına dair elimizde yeterli bilgi yoktur. Görkemli edebiyyatşinas Salman Mümtaz şairin eserlerini topladığı elyazmada onun h.1263 yılında (m.1846-1847) Guba&#039;da doğduğunu, Molla Ali Ahundun oğlu olduğu için soyadının Ahundov olduğunu göstermiştir. Araştırmacı MirzaMöhsünün hayatı hakkında yazıyor: “Hayali Türkçe, Farsça, Rusça savada sahipti, bir süre Guba&#039;da mektebdarlık etmiştir.” Mirza Muhsin Hayalinin edebi mirasına dair 3 elyazma Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Elyazmaları Enstitüsü&#039;nde saklanmaktadır. Bunlardan B-514 şifresi altında korunan gazel nastalik hattı ile aktarılmış yazma şairin eksik Dîvânıdır. 189 sayfadan oluşan toplunun her sayfasında bir gazel aktarılmıştır. Buradaki gazeller divanlar için geleneksel olan harf sıralanması ile dizilmemiştir. Nüshanın göçürülme tarihi ve katibin adı kayıt edilmemiştir. B-1523 şifreli, aktarılma tarihi ve katibi belirsiz diğer bir el yazmada şairin 36 şiiri toplanmıştır. Kayd ettiğimiz gibi, klasik poeziyanın geleneklerine sadıkkalan, eserlerini sade, açık dilde yazan Mirza Möhsin’in şiirlerinde sevgi lirikası yer alıyor. Bu şiirlerde sevgi, hicrandan şikayet, vuslat özlemi, vefasız güzellerden sitem- güzar, bazı vesilelerle devirden, şairin kendi durumundan hoşnutsuzluk içtenlikle kaleme alınmıştır. Şair klasik Şark poetikasının sanatsal ifade araçlarından, poetik figürlerden kullanımlara özellikle önem vermiş, klasik türk şiirinin sahib olduğu tüm sembolik imgelerden ustadane bir şekilde istifade etmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2253]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1440">
    <dcterms:title><![CDATA[ÂŞIK ÖMER’İN ŞİİRLERİNDE KUŞLAR]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Âşıklık geleneği, Âşık Ömer, Kuşlar.  ÖZET  Ozan- baksı geleneği olarak adlandırabileceğimiz İslamiyet öncesi halk edebiyatı geleneği; kültürümüzün tarihsel süreç içerisinde yaşamış olduğu değişim ve dönüşümlerle yeni bir biçim ve öz kazanmıştır. Özellikle de İslamiyet’in kabulünün tetiklediği bu biçim ve öz değişimi Âşıklık geleneği olarak adlandırılan yeni bir geleneğin ortaya çıkmasına yol açmış ve bu geleneğin temsilcileri de âşıklar olmuştur. Yaşadıkları toplumun sesi olan âşıklar şiirlerinde motif ve sembol bakımından zengin bir hazine olan hayvanları kullanmıştır. Bu hayvanların başında da kuşlar gelmektedir. Çalışmamızda 17. yüzyıl âşıklarından biri olan ve ağırlıklı olarak Konya’nın Hadim ilçesine bağlı Korualan kasabasında yaşadığı düşünülen Âşık Ömer’in, şiirlerinden yola çıkılacak, bu sayede âşıklık geleneği içerisinde kuşların sahip olduğu yer ve öneme ufak bir temasta bulunulmuştur.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2199]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1441">
    <dcterms:title><![CDATA[NÂ’İLÎ’NİN “ANDELÎB” REDİFLİ GAZELİNİN ŞERHİ VE TEMATİK AÇIDAN İNCELENMESİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Nâ’ilî, Gazel, Andelîb, Şerh, Tema. ÖZET  Bu çalışmanın amacını, 17. yüzyıl divan şairlerinden Nâ’ilî’nin “andelîb” adlı gazelinin tematik açıdan incelenmesi oluşturmaktadır. Gazel, öncelikle klasik şerh metodu ile şerh edilecek, ardından da aynı temanın şaire özgün yanları ele alınacaktır. Divan şiirini anlamak için şiirde kullanılan mazmunlar, temalar hakkında az çok fikir sahibi olmak gerekmektedir. Tabi bunun yanında şairin hayatını, ruh dünyasını bilmek de faydalı olacaktır. Bu yüzden şairin edebi kişiliği ve sanatı hakkında da bilgi verilecektir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2239]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1442">
    <dcterms:title><![CDATA[SÜRELİ ÇOCUK YAYINLARINDA EDEBİ TÜRLERİN DAĞILIMI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Çocuk dergileri, edebi türler.  ÖZET  Türkiye’de modern anlamda çocuk edebiyatının gelişimi Tanzimat yılları ile başlamaktadır. Bu dönemde Batı kökenli birçok tür edebiyatımıza girmiş, sanatçılar bu yeni türleri gerek eski konularla gerekse yeni konularla birlikte kullanmışlardır. Tanzimat döneminde yaygınlık kazanan süreli yayınlar, özellikle yeni fikirlerin halka aktarılmasında önemli işlevler yüklenmişlerdir. Dünyada yayımlanan ilk çocuk dergisi olarak kabul edilen “Lilliputian Magazine” adlı dergi John Newbery tarafından 1751 yılında İngiltere’de çıkarılmıştır. Bizde ise ilk çocuk dergisi, aynı adla yayımlanan bir gazetenin eki olarak verilmeye başlanan “Mümeyyiz” adlı dergidir. 1869’da Sıtkı Bey tarafından çıkarılan bu dergi, didaktik yapısıyla ön plana çıkmaktadır. Yıllar içerisinde değişim gösteren Türk çocuk dergiciliği sosyal hadiselerden ayrı düşünülemez. Cumhuriyet’in ilanından sonra 1928’den itibaren yeni harflerle yayın hayatlarına devam eden bu dergiler, Cumhuriyet’in ilk yıllarında devrin öngördüğü çocuk modelinin yetiştirilmesi için araç işlevi görmüşlerdir. Yine tarihi süreç içerisinde yaşanan sosyal hadiselerin, demokratik düzene yapılan müdahalelerin yansımalarına dergilerde rastlamak mümkündür. Türkiye’nin Amerika ile ilişkilerini sıklaştırdığı 1950’li yıllardan itibaren Amerika’dan ithal çizgi romanlar çocuk dergilerinin sayfalarını doldurmuştur. 1970’li yılların sonlarında Kıbrıs sorunu ile yükselen milliyetçilik duyguları da devrin dergilerine etki etmiştir. Çalışmada, 2011 yılında yayımlanmış çocuk dergilerinden beş adedinin ilk iki sayıları incelemeye tabi tutulacaktır. Bu dergiler: TRT Çocuk, Türkiye Çocuk, Diyanet Çocuk, Gonca ve Birdirbir adlı dergilerdir. Tarama modelinde betimsel bir yaklaşım benimsenerek gerçekleştirilen bu araştırmada doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Tarama modelleri, geçmişte ya da halen var olan bir durumu var olduğu şekliyle betimlemeyi amaçlayan araştırma yaklaşımlarıdır. Araştırmaya konu olan olay, birey ya da nesne kendi koşulları içinde ve olduğu gibi tanımlanmaya çalışılır. Çalışmaya konu olan dergi sayılarının tümü temin edilmiştir. Bu dergiler taranarak dergi içeriğindeki türler bir tasnife tabi tutulmuştur. Bu çalışmada 2011 yılında yayın hayatını sürdüren beş dergi, betimsel analiz metoduyla incelemiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2305]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1443">
    <dcterms:title><![CDATA[MEMLÛK KIPÇAKÇASINDA HÂL EKLERİNİN KULLANIMI ÜZERİNE]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Hâl eki, memlûk kıpçakçası, yönelme hâli. ÖZET  Hâl ekleri, eklendikleri kelimelerin diğer kelime ve kelime gruplarına anlamca bağlanmalarını sağlayan çekim ekleridir. Hâl eklerinin belli işlevleri bulunmaktadır. Bu eklerin bazı işlevleri benzer ya da aynı olabilmektedir. Hâl eklerinin benzer ya da aynı işlevde kullanılmaları, fiillerin zaman içinde farklı çatı ve anlam özelliklerine sahip olmaları gibi sebeplerle hâl eklerinin Eski Türkçe döneminden başlayarak çeşitli metinlerde birbirlerinin yerlerine kullanıldıkları görülmektedir. Memlûk Kıpçakçası, tarihî Türk lehçelerinden Kıpçakçanın Mısır ve çevresinde, Memlûk Devletinin hâkim olduğu coğrafyada kullanılmış olan koludur. Memlûk Kıpçakçası ile atçılık, okçuluk, fıkıh gibi eserlerin yanında sözlük ve gramer kitapları ile edebî eserler yazılmıştır. Bu eserlerde birbirinin yerine kullanılmış olan çok sayıda hâl eki olduğu görülmektedir. Bu bildiride Memlûk Kıpçakçasında birbirlerinin yerlerine kullanılan hâl eklerinin işlevleri ve bu eklerin söz dizimindeki rolleri incelenmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2031]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1444">
    <dcterms:title><![CDATA[AZERBAYCANIN ŞEKİ-ZAKATALA YÖRESİNİN TÜRK MENŞELİ ETNOTOPONİMLERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Etnotoponim, Kabile, Halk, Tarih, Söykökü.  ÖZET  Insanların yerlesmiş olduklan en eski yerlerden biri de hiç süphe yok ki, Türk dünyasının ayrılmaz bir parçasi olan Azerbeycandır. Azerbaycanda tarihin eski devirlerinden baslamış günümüze kadar korunmuş Türk menşeli yer adları mevcuttur. Tarihi milattan öncelere ait bu yer adları eski yazılı kaynaklar ve folktor arastrmalarında açık bir sekide ifade olunmuşdur. Azerbaycan&#039;ın tarihi geçmişi, cografi konumu ve halkların etnik menşeyi hakkrnda bilgi veren yer adları (toponimler) zaman zaman parçalanarak bir birinden ayrı kalmış Türk dünyasının büyük geçmisinin ögrenilmesi için degerli bir kaynaktır. Her bir yer adı ait olduğu halkın dili, tarihi, etnoqrafiyası, dünya görüşleri, teşeklülû, etnogenetik yapısı, medeniyeti gibi özellikier hakkında çokyönlü bilgi verir. Yer adları sadece belirli bir yerin adını bildirmekle yanısıra, o yerlerde yaşayan halkın etnik yapısı gibi çeşitli özellikleri de bildirmektedir. Malumdur ki, etnotoponimler halkın tarihini, etnogenezini, onun yayılma areallarını öğrenmek açısından son derece büyük önem kesb edir. Etnotoponimlerin müeyyen qrupu halqın teşekkülünde hansı kabile, tayfaların iştirak etdiyini, bu prosesin özünün ne zaman baş verdiyini müeyyenleşdirmeye imkan verir ve halkın tarih boyu yaşadığı ve yayıldığı arazini müeyyenleşdirmek için tutarlı kaynakdır. Azerbaycan türklerinin etnogenezinde bir çok kadim türk kavimleri iştirak etmişler. Bu kavimlerin her biri Azerbaycann arazisindeki toponimlerde adlarını koruya bilmişlerdir. Azebaycanın Şeki-Zakatala yöresi tarih boyunca birçok türk kavimlerinin göç etdiyi arazilrden olmuştur. Bu kavimlerden Hun, Avar, Savir, Katak, Bulqar, Hazar, Kıpçak, Tele, Muğal, Bucaq ve b. bölgenin etnotoponimlerinin formalaşmasında mühüm rolu olmuşdur. Sunulan çalışmada Azerbaycan&#039;nın zengin tarihe malik olan arazilerinden Şeki-Zaqatala yöresindeki yer adları incelenmiştir. Şeki-Zakatala yöresi Azerbaycan Türk köklerinin daha derin katlarını, ümumtürk tarihinin eski çağlarını öyrenmek üçün misilsiz hazinedir. Makalede Azerbaycan&#039;nın Şeki-Zaqatala yöresindeki mevcut olan bazı yer adları ve bu yerlere adlarını vermiş eski Türk menşeli tayfalarla bağlı bilgiler verilmiş, türk halklarının soy kökünde bulunan etnik tayfa ve kabile birlesmeleri ile bağlı tahliller aparılmıştır. Yer adları ile ilgili yöre halkı arasında dolaşan efsane ve rivayetlerde eski türk kültürünün izleri araştırılmış, zaman-zaman bu topraklara göç eden eski türk tayfalarından söz edilmis, bazı yer adlarının menseyi hakkında bilgi verilmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1873]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1445">
    <dcterms:title><![CDATA[“ARZU-KAMBER” ÜZERİNE MUKAYESELİ BİR ARAŞTIRMA]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: “Arzu Kamber”, halk hikâyesi, aşk, ortak yapı, bayatı-mani  ÖZET  Türk epik geleneğinde kendine özgü yeri olan ve sevilen destanlardan biri “Arzu Kamber”dir. Azerbaycan edebiyat bilimciliğinde “bayatılı destan” (manili destan) gibi sunulan bu folklor metni diğer Türk halklarında “hikâye”, “masal”, “halk hikayesi” adı altında ele alınmaktadır. İlginçtir ki, hacimce çok büyük olmayan bu destan hemen hemen bütün Oğuz Türkleri - Azerbaycanlılar, Türkler, Gagavuzlar, Türkmenler, Kerkük Türkmanları, Nogaylar, Kırım tatarları, aynı zamanda Urumlar ve diğer Türk milletleri arasında bugüne dek de yaşamaktadır. Bizim tarafımızdan bu destanın Türk halkları arasından 40`dan fazla varyantı derlenmiştir. “Arzu-Kamber”in kapsadığı coğrafi bölge de çok geniştir –Rumınya`dan Gagavuz iline dek, Azerbaycan`dan Türkmenistan`a, Türkiye`den Güney Azerbaycan`a kadar uzanan geniş bir arazide yayılmış bu destanın benzersizliği onun poetik metinlerinin genel Türk folklorunun lirik türlerinden olan manilerden oluşmasıdır. “Arzu Kamber”in çeşitli varyantlarında yer alan şiirler-bayatılar, maniler vs. genellikle ortak veya benzerdir. “Arzu Kamber”in konusu bir aşk hikâyesidir. Bildiride “Arzu Kamber”le ilgili aşağıdaki hususlara dikkat çekilmiştir: “Arzu-Kamber” masalının-destanının yayılma coğrafyası, “Arzu-Kamber”in yayılmış ve yayımlanmış varyantlarının istatistiği, “Arzu-Kamber”in varyantlarının yapı bakımından mukayesesi, ortak olan bir yapının tespiti.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2254]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1446">
    <dcterms:title><![CDATA[MEMLUK KIPÇAK TÜRKÇESİ İLE YAZILMIŞ DİNİ ESERLERİ VE ÖZELLİKLERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Memlük Türkçesi, Dini eserler, Kıpçakça. ÖZET  Memlükler devrinden günümüze kadar ulaşan yazılı eserlerin büyük bir kısmını dini konuları içeren eserler oluşturmaktadır. Çünkü Memlükler bir İslam devleti olduklarından birçok dini ve dini çeviri eserler meydana getirmişlerdir. Memlük topraklarında yaşayan Kıpçaklar ve onlardan olan sultanların hepsi ilk başta müslüman olmamıştır. Anadolu ve Orta Asya’dan gelen müslüman Kıpçakların dışında, Deşt-i Kıpçak bozkırlarından Mısır’a akın eden şamanist ve yarı şamanist Kıpçakların da olduğu ve bunların Mısır’da Kıpçak dili ve kültürünün, özellikle Bozkır Kıpçaklarının kültür unsurlarının da yansımasına neden olduğu söylenmektedir. Önceleri bir köle olarak gelip islam dinini kabul eden bunlardan kimileri Memlük devletine bağlı büyük şehirlerde valilik yapmışlar ve hatta sultanlık derecesine kadar yükselenler olmuştur. Yani, Arapça bilmeyen, gayr-ı müslim ülkelerden gelen Kıpçaklara islam dinini öğretme amacı Mısır’da Arapça dini eserlerin Kıpçakçaya çokça çevrilmesine önemli etkisi olmuştur. Tarihi Türk lehçeleriyle kaleme alınmış dini eserlerden sadece hristiyan dinini öğütleyen “Kodeks Kumanikus” Kazakistan ve diğer BDB Türkologları tarafından detaylı olarak incelenmiştir. Türk dili ve tarihi açısından bu eserin ne kadar kıymetli olduğunu tartışmıyoruz. Ancak Türk kültürünün, Türk İslam Kültürünün temel kaynağı sayılan bu tür eserleri incelemek şöyle dursun, Memlük Kıpçak eserleri hakkında zikredilen eserler arasında bunların adı bile geçmemektedir. Dini eserlere ortak bir özellik olarak onların yazılış devri ile dil özelliklerini söyleyebiliriz. Bu eserlerin büyük çoğunluğu Memlükler Devleti’nin son dönemlerinde kaleme alındıklarından, bunlarda Osmanlıcanın etkisi açıkça görülmektedir. Dolaysıyla bu eserler dilini araştırmacılar Oğuz-Kıpçak karışık dilli eserler olarak adlandırmaktadırlar. Makalemizde Kazakistan ve diğer BDB ülkelerinde bilinmemekte olan Memlük Kıpçak Türkçesiyle yazılmış dini eserler hakkında hakkında genel bilgiler verilmiş, onların dil özellikleri, yazılış amaç ve tarihleri, incelenme seviyesi meselelerden söz edilmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2030]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1447">
    <dcterms:title><![CDATA[MUSTAFA KUTLU’NUN “UZUN HİKÂYE” ADLI ESERİNDE TÜRKÇENİN SÖZ VARLIĞI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Söz varlığı, Türkçe, Uzun Hikâye, Mustafa Kutlu.  ÖZET  Mustafa Kutlu, son dönem Türk edebiyatının hikâyecilik alanında dikkat çeken isimlerinden biridir. 2000 yılında yayımlanan “Uzun Hikâye” adlı eseri, yazarın yaşamından izler taşıyan, otobiyografik bir eserdir. Yeryüzünün eski ve köklü dilleri arasında bulunan Türkçe, son derece kıvrak ve zengin bir dildir. Bu kıvraklık ve zenginlik, dolayısıyla anlatım olanağına yansımış, yüzyılların imbiğinden damıtılarak günümüze dek ulaşmıştır. Şairlerin ve sanatçıların kılavuzluğunda gelişen Türkçe, onların katkılarıyla daha güçlü bir nitelik kazanmıştır. Söz varlığı, bir dilin sadece sesleri, sözcükleri ve kalıp sözlerinin donmuş şekillerinden ibaret olmayıp aynı zamanda bir toplumun maddi ve manevi yaşamını bütün gerçekliğiyle ortaya koyan, canlı bir sistemdir. Bir dilin söz varlığı, Aksan’ın belirttiği gibi, sözcüklerin yanı sıra deyim, ikileme, terim, atasözü, kalıp söz, çeviri söz gibi yapıları içeren bütünün adıdır. Bu bağlamda söz varlığı, dilin tarihini ve kavram dünyasını aydınlatmakta; yüzyıllar boyunca ortaya çıkan ses, biçim, söz dizimi ve anlam değişikliklerini yansıtmakta, hangi diller arasında ne tür değişimlerin gerçekleştiğini göstermektedir. Bu çalışmada, Mustafa Kutlu’nun “Uzun Hikâye” adlı eserinde Türkçenin söz varlığının nasıl kullanıldığı sorusunun cevabı aranmıştır. Bu nedenle çalışma, betimsel niteliklidir. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi ile gerçekleştirilmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2217]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description></rdf:RDF>
