<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
<rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1378">
    <dcterms:title><![CDATA[ESKİ TÜRK EDEBİYATINDA ÂŞIĞIN BEĞENME, İMRENME VE KISKANMA HALLERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Eski Türk Edebiyatı, Şiir, Beğenme, Kıskanma, İmrenme.  ÖZET  Klâsik Türk Edebiyatı, Yüksek Zümre Edebiyatı, Saray Edebiyatı, Eski Türk Edebiyatı ve Divan Edebiyatı gibi çeşitli isimlerle anılan edebiyat dönemi sevgili, âşık ve rakip üçgeni etrafında dönen bir aşk kurgusunu ele almaktadır. Bu aşk kurgusunda âşık; bütün sıkıntıları yaşayan, sevgiliye ulaşamayan, onu her zaman rakibin yakınlarında gören kısacası yenilgilerle donatılmış bir tiptir. İşte bu durum dahilinde, onun farklı; ama birbirine oldukça yakın ruh hallerinden kıskanma, imrenme ve beğenme unsurları üzerinde durulmuştur. Böylece âşığın rakip karşısındaki değişken tutumları tanımlanmıştır. Bu yapılırken de öncelikle geleneğin şiir türünden hareket edilmiş ve şiir örnekleriyle âşığın psikolojik dönüşümleri gösterilmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2262]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1379">
    <dcterms:title><![CDATA[DİVAN ŞİİRİNDE SEVGİLİNİN BAKIŞINA DAİR]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: aşk, sevgili, göz, bakış.  ÖZET  Sevgili divan şiirinin kendine özel aşk kurgusu içinde şekillenen en önemli tiptir. Sevgilinin tasviri yapılırken her ne kadar ağzı, dişi, burnu, boynu, gerdanı, boyu, endamı, yürüyüşü çeşitli mazmunlarla ele alınmış olsa da en dikkat çeken uzvu yüzü, yüzünde de gözleridir. Bu açıdan sevgilinin gözleri ve bakışları hemen her şair tarafından en güzel sıfat ve mazmunlarla değerlendirilmiştir. Bu bildiride divan şiirinde âşık-sevgili bağlamında sevgilinin bakışları ele alınmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2207]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1380">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRKÇE ÖYKÜLERDE TERSİNLEME: AZİZ NESİN ÖYKÜLERİ ÖRNEĞİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Tersinleme (İroni), Aziz Nesin Öyküleri, Tersinleme türleri, Öykü Metin Türü.  ÖZET  Tersinleme (İroni) kabaca “düşündüğünün tam tersini söylemek” biçiminde betimlenebilir. Tersinleme, özellikle kısa öykülerde, niyetlenen iletiyi vurgulamak amacıyla birçok yazar tarafından yeğlenen bir edebi tekniktir. Genel olarak Sözel tersinleme Dramatik tersinleme ve Durum tersinlemesi olmak üç türü bulunmaktadır. Sözel tersinleme en yaygın olarak bilinen türdür ve yazarın ya da öyküdeki bir karakterin söylediğiyle niyetinin farklı olduğu durumları içeririr. “küçültme” ve “abartma” olmak üzere iki alt türü bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, bir şeyin doğası olduğundan daha küçük gösterildiğinde/ küçültüldüğünde; ikincisi ise daha büyük gösterildiğinde/abartıldığında ortaya çıkar. Dramatik tersinlemede, karakter içinde bulunduğu durumun farkında değildir; oysa okur bunu biliyordur. Son olarak Durum tersinlemesinde, verili durumun sonucu okurun ve karakterin beklemediği bir sonuçtur. Bu çalışmada, tersinleme Aziz Nesin’in dört farklı öyküsünde incelenmektedir: Ah, Biz Eşekler, Bunlar Bizim Dertlerimiz, Ne Güzel Memleket ve Fil Hamdi. Araştırmamızda Aziz Nesin öykülerinin seçilmesinin nedeni, kendisinin toplumu ve politikacıları açık, dobra bir biçimde eleşiren bir mizah yazarı olarak bilinmesi ve mizahta da tersinlemenin bir araç olarak sıkça kullanılacağının öngörülmesidir. Çalışmanın bulgularının Aziz Nesin’in ne türden tersinlemeyi daha sık kullanmayı yeğlediğini ortaya koymuş ve yazarın söz konusu tersinleme türünü seçmedeki niyetini ortaya koymayı sağlamıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2242]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1381">
    <dcterms:title><![CDATA[DĠNÎ ġAHSĠYETLER ETRAFINDA OLUġAN ANLATI TÜRLERĠNĠN TASNĠFĠ ÜZERĠNE DÜġÜNCELER: AZĠZ MAHMUD HÜDAYĠ ÖRNEĞĠ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Efsane, Menkıbe, Memorat, Dini Şahsiyet, Aziz Mahmud Hüdayi.  ÖZET  Dini şahsiyetlerin etrafında oluşan sözlü anlatı türlerinin tam anlamıyla ne olduğu ve sınırları hakkında kesin yargıların oluşmadığı; üzerinde ittifak edilmiş bir literatür birliği sağlanamadığı görülmektedir. Bu durum efsanelerin ve alt türlerinin bugün itibarıyla farklı icra ortamlarında anlatılıyor olması ve oluşum süreçlerinin tamamlanmış olmamasının sonucudur. Çeşitli sosyal ortamlarda kutsal sayılan dinî şahsiyetler etrafında birçok sözlü anlatı icra edilmektedir. Bu anlatı türlerinin tarifi, tasnifi üzerinde çeşitli görüşler ortaya konmaktadır. Bu çalışmalar daha çok sözlü kültürden elde edilen yeni anlatı metinleri üzerinde yapılan tespit ve değerlendirmelere dayanmaktadır. Bu da bize folklorun yenilenebilir doğası gereği sözlü kültür ortamından derlenerek ortaya konan yeni çalışmalarla söz konusu tarif ve tasnif gayretlerinin devam edeceğini göstermektedir. Bu çalışmada amaçlanan, Aziz Mahmud Hüdayi etrafında oluşan ve tarafımızdan derlenen sözlü anlatı metinleri üzerinden dinî şahsiyetler etrafında teşekkül eden anlatı türleri üzerine bir tasnif denemesi yapmak ve bu suretle bundan sonra yapılacak çalışmalara katkı sağlamaktır. Çalışmamızda dinî şahsiyetler etrafında oluşan sözlü anlatı türleri üzerine daha önce yapılan tasnifler değerlendirilmiş ve konu ile ilgili düşüncelerimiz ortaya konulmuştur. Aziz Mahmud Hüdayi etrafında teşekkül eden ve tarafımızdan yazılı sözlü ve elektronik ortamdan derleme metoduyla elde edilen “metin”ler, işlevleri doğrultusunda hangi türe dâhil edilmelidir ve bu metinler kaç grupta incelenmelidir sorularına cevap aranmıştır. Ayrıca dinî şahsiyetler etrafında oluşan anlatılar üzerine yapılan çalışmaların kapsamı ve bu çalışmaların nasıl yapılması gerektiği konusu üzerinde de durulmuştur.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2157]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1382">
    <dcterms:title><![CDATA[GEÇİŞ DÖNEMLERİ BAĞLAMINDA ARMAĞAN OLGUSU: ANADOLU VE BALKANLAR]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Armağan, geçiş dönemleri, Anadolu, Balkanlar, ritüel.  ÖZET  Geçiş dönemleri ve bu dönemler etrafında uygulanan ritüeller insan yaşamını kuşatır ve belirler. Kişinin yaşamı doğumundan ölümüne kadar bu ritüel süreçlerle içi içedir. Her geçiş dönemi ferdi çevreleyen topluluğun katıldığı bir dizi törensel uygulamayı beraberinde getirir. Bu törenler, ritüelin yapılmasını gerektiren kişiler için hayatlarının yeni bir aşamaya ulaştığına dair bir bilinç oluştururken aynı zamanda bireyin toplumla ve toplumun kendi içerisinde ilişkilerini yenilemesine imkan sağlar. Armağan, insanoğlunun toplumsal bir varlık oluşunun somutlaştığı köklü olgulardan birisidir. Hediye verme bu nedenle de her toplumsal etkinlikte önemli bir yere sahiptir. Armağan, toplumsal ilişkileri düzenler ve geliştirir. Armağanın en görünür ve yaygın olduğu toplumsal etkinlikler arasında geçiş dönemleri etrafında şekillenen ritüeller vardır. Doğum, evlilik veya ölüm gibi geçiş dönemleri incelendiğinde hediyeleşme ve dayanışmanın yoğunluğu hemen gözlemlenebilir. Bu bildiri armağan olgusunu geçiş dönemleri bağlamında ve Anadolu Balkanlar örneklerinde inceleyerek benzerlik ve farklılıkları tespit etmeyi amaçlamaktadır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2160]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1383">
    <dcterms:title><![CDATA[ÇAĞDAŞ TÜRK TİYATROSUNDA SAMUEL BECKETT ETKİSİ: GÜLE GÜLE GODOT VE GODOT’YU BEKLEMEZKEN]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Metinlerarasılık, Absürd Tiyatro, Samuel Beckett, Ferhan Şensoy, Cahit Atay.  ÖZET  Samuel Beckett, II. Dünya Savaşı’nın beraberinde getirdiği yıkımın insanlık üzerindeki olumsuz etkisinin dışa vurumu olarak kabul edilen absürd tiyatronun önemli temsilcilerinden biridir. Beckett’in Güle Güle Godot oyunu ise tiyatro tarihinde absürd tiyatronun önemli örneklerinden biri olarak kabul görmüştür. Bu oyun yazıldığı tarihten itibaren dünya genelinde çok fazla ilgi çekmiş ve tesirlerinin günümüzde de devam ettiği görülmüştür. Samuel Beckett’in Godot’yu Beklerken isimli oyunun Türk tiyatrosuna da etkisi söz konudur. Metinlerarası ilişkiler kuramının uygulanacağı bu çalışmanın temelinde ise Samuel Beckett’in ve Godot’yu Beklerken isimli oyununun Türk tiyatrosuna olan etkisini gösteren iki ayrı eser yer almaktadır. Ferhan Şensoy’un 1993 yılında yayımlanan Güle Güle Godot ve Cahit Atay’ın 1994 yılında yayımlanan Godot’yu Beklemezken isimli oyunları ile Samuel Beckett’in Godot’yu Beklerken isimli oyunu arasındaki bağın kuram ışığında açığa çıkarılması çalışmanın temel amaçlarındandır. Bu bağlamda metinlerarası ilişkiler kuramı doğrultusunda okunacak eserlerin kaynak metin ile ilişkisi ve yazarların kaynak metni nasıl algıladığı/yorumladığı tespit edilmeye çalışılmıştır]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2286]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1384">
    <dcterms:title><![CDATA[MEMET BAYDUR’UN TİYATRO YAZARLIĞI VE ELEŞTİRİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Memet Baydur, tiyatro, eleştiri, bozuk düzen, uygar insan.  ÖZET  Memet Baydur (1951-2001), Türk tiyatro tarihine yirminci asrın son çeyreğinde yazdığı eserleriyle damgasını vuran en başarılı yazarlardan biridir. İlk olarak 1982’de yazdığı Limon adlı oyunuyla gündeme gelen yazar, son oyunu Lozan (2001)’a kadar çoğu Devlet Tiyatrosunda sahnelenen toplam yirmi altı eserle gündemdeki yerini korur. Pek çoğu bir toplumsal gerçeği tanıma bağlamında durum tespitine dayanan bu eserlerin dokusuna ülkenin 1980-2000 yılarına ait politik, ekonomik, sosyolojik ve kültürel anlayışı hâkimdir. Memet Baydur, tiyatro oyunlarında yerel unsurlardan yola çıkarak evrensel olanı göstermenin peşindedir. Eserlerin tamamında önemsenen en temel unsur, ‘uygar dünya’ ve ‘uygar insan’ olgusudur. Yazarın genellikle eleştirel ve sorgulayıcı bir tutum sergilemesi de bu esasa dayanır. Yazar, tiyatro sanatına doğrudan eğitici, öğretici bir rol vermez veya sorunlara çözüm reçetesi yazma görevini yüklemez ama tiyatronun cesaret gerektirdiğine ve toplumun uygarlık yolunda geliştirici bir güce sahip olduğuna inanır. Memet Baydur’un tiyatrosunda eleştiri, ekonomik ve kültürel boyutları olmakla birlikte daha çok sosyal ve politik yönde gelişir. İnsanî erdemlere sığmayan bireysel davranışlar, toplumsal duyarsızlıklar, uygar çağın gerisinde kalmış politik yaklaşımlar ve baskıcı siyasal yönetimler bu eleştirinin çerçevesini oluşturur. Yazarın keskin bir mizahı da kattığı, toplumun her kesiminden insanı görüş ve düşünceleriyle buluşturduğu tiyatro oyunlarında kullandığı dil ironiktir. Doğa, köy ve kenti kapsayan çevre sorunları; toplumsal hayat, kadının sosyal yaşamdaki yeri, aydın sorumluluğu, sığ modernlik anlayışı; yerel yönetim, sanatsal faaliyetlere bakış; teknolojik gelişme ve bilimsel kalkınma; hukuk ve adalet anlayışı, klişe adetler, geleneksel yaşayışlar ve ezberlenmiş doğrular bu ironik dilin eleştiri konularıdır. Çalışmada ‘belge tarama yöntemi’ kullanılacaktır. Amaç, Memet Baydur’un tiyatro yazarlığını araştırmak ve 1980 sonrası Türk edebiyatına kazandırdığı tiyatro oyunlarının eleştiri alanlarını belirlemek, bilimsel değerlerini tanıtmaktır]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2296]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1385">
    <dcterms:title><![CDATA[FERİDU&#039;D-DÎN ATTÂR&#039;DA MECZÛB VE İLÂHÎ KUDRETLE İLİŞKİSİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Feridu&#039;d-Dîn Attâr, Meczûb, cezbe, Allâh, sır. ÖZET  Meczûb kavramının, Türkçede tam bir karşılığını bulmak zordur. Arapçada ise, &#039;cezbeye kapılmış&#039; anlamını içermekle, bir anlamda, Allâh&#039;ın çekim kuvvetinin etkisinde olmayı i&#039;fâde eder. Bu anlamda meczûb, Türk halk kültüründe, ilâhî sırlara mâlik özel bir kişilik olarak kabûl edilegelir. Feridu&#039;d-Dîn Attâr da, dîne dâir bâzı sırları, meczûbun ağzından dile getirir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2216]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1386">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRK EDEBİYATINDAKİ BİÇİM VE TÜRLERİN TEMEL BECERİ ALANLARIYLA İLİŞKİSİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Türk edebiyatı, biçim, tür, dilin beceri alanları.  ÖZET  Türk edebiyatı, ilk sözlü ürünlerinden bu yana pek çok edebi tür ve biçimi bünyesinde barındırmıştır. Bu biçim ve türlerden bazıları doğrudan milli özellikler gösterir. Bazıları ise çeşitli edebi dönemlerde, akımların, kültürel etkileşimlerin sonucu olarak başka edebiyatlardan alınmıştır. Sanatçı ürünlerini oluştururken üslubuna bağlı olarak, aktaracağı malzemeyi uygun bir şekilde ifade edecek kalıplar arar. Bu kalıplar, edebiyattaki biçimleri oluştururken, sanatçının konu tercihleri ise türleri meydana getirir. Her tür veya biçim, bir beceri alanıyla ilişkilidir. Dilin dört temel beceri alanı vardır. Bunlar: Dinleme, konuşma, okuma ve yazmadır. Bu beceri alanları birbiriyle ilişkili olup bireyin gelişim süreciyle paralel olarak kazanılır. Bu çalışmada Türk edebiyatındaki edebi biçim ve türler beceri alanlarıyla ilişkilendirilmiştir. Türk edebiyatında yer alan ve başlangıçtan bugüne kadar ulaşan bütün edebi biçim ve türler tespit edilmiş ve bunlar dilin dört temel beceri alanıyla ilişkilendirilmiştir. Sözlü edebiyata ve yazılı edebiyata ait bu biçim ve türlerin manzum ve mensur olmaları bakımından ayrımı yapılmış ve bunların tek tek hangi beceri alanına ait olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Bunun için sadece ilişkilendirme düzeyinde kalınmamış, öğretmen görüşlerine de başvurulmuştur. Konya’da bulunan ilkokul, ortaokul ve lise düzeyindeki okullarda görev yapan 35 öğretmene bu türlerin hangi beceri alanlarıyla ilişkili olduğuna dair görüş belirtmeleri için bir ölçek sunulmuştur. İlgili ölçeğin yorumlanması ve alan taraması sonucunda oluşan görüşler doğrultusunda Türk edebiyatındaki biçim ve türlerin hangi beceri alanlarıyla ilişkili olduğu açıklanmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1855]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1387">
    <dcterms:title><![CDATA[TÜRK EDEBİYATINDA KENT KÜLTÜRÜ ÖGELERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Kent Kültürü, Türk Edebiyatı, Kültürel Miras, Sosyal Bellek, Kentleşme.  ÖZET  Kültürel gelenekler ve yaşam biçimleri, makro düzeyde ulusların, mikro düzeyde ise bireylerin, dünya uluslar birliği içindeki yapıda, kendilerini kimlik olarak temsil etmesini sağlayan başat etmen olarak görülmektedir. Ancak dünyanın giderek küçülerek bütünleştiği ve adeta tek kültür haline geldiği küreselleşme çağı ile birlikte, geleneklerimiz ve yaşam biçimlerimiz hızla değişmektedir. Örneğin kentler, bu değişimin en çok hissedildiği yerlerin başında gelmektedir. Çünkü kentler, sürekli değişen, büyüyen, nefes alan ve yaşayan organizmalardır. Üstelik genellikle insan yaşadığı kente benzer, yaşamı süresince o kentin kimliğini edinir. Bu anlamda kompleks bir kent ortamı içerisinde yaşayan semt sakinlerinin, fiziksel ve toplumsal çevre algısı önem kazanmaktadır. Özellikle, bilgi toplumunun değerlerinin ve demokrasinin şekillenerek gelişmesinde etkin olan kent ve kentli kimliği, sosyal bilimciler açısından 1980’li yıllardan itibaren yeni bir yaklaşımla irdelenmektedir. Ancak ne yazık ki günümüz kentlerinde, kentin kültürünün taşıyıcısı olan ve günlük yasamın temelini oluşturan birçok yapı ve düzenleme, kentin dönüşüm sürecinde yok olma tehlikesi ile karsı karsıya bulunmaktadır. Bu süreci belki durduramayız ama en azından onları gelecek kuşaklara iletmek üzere kayıt altına alabiliriz. Kentsel kimliğin kaybolmaması, toplumsal belleğin, kültürel mirasın sürekliliğinin sağlanması için bu yapı ve düzenlemelerin korunması, yaşatılması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, kent kimliği kavramının Türk edebiyatı çalışmalarında izini sürmektir. Kentlerin kimliğinin şekillenmesinde sosyal, ekonomik ve kültürel değişimlerin edebi metinlerdeki yansımaları irdelenecektir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1863]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description></rdf:RDF>
