<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
<rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1338">
    <dcterms:title><![CDATA[OSMANLI DİVÂN EDEBİYATINDA BİR ÂŞK MÜHENDİSİ: FERHÂD]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Osmanlı Şiiri, Divân Edebiyatı, Aşk, Ferhad. ÖZET  Klasik kültürümüzde destan ve savaş kahramanlarımız olduğu gibi, gönül kalelerini fethetmiş ve bizlere kalp vadisinde kılavuzluk yapmış olan aşk kahramanlarımız da vardır. Ferhad, Mecnun, Hüsrev, Cemşid, Hüma, Vamık, Ramin bunlardan meşhur olanlardır. Âşk meydanında, topu çevgenleriyle çalmışlar ve kimseye kaptırmamışlardır. Bu kahramanlar arasında bir âşk mühendisi olan Ferhad’ın, Osmanlı şiir varaklarına yansımış olan âşka bakış ve duyuş portresini klasik edebiyatımızın en bilinen şairlerinden; Şeyhî, Ahmed Paşa, Necatî Bey, Fuzulî, Bakî, Hayalî Bey, Nâbî, Nefî, Neşatî, Şeyhülislam Yahya, Nedim ve Şeyh Galib divânlarını incelemek suretiyle ortaya koymaya çalışıldı. Bir suyolu mühendisi olan Ferhad’ın âşk sahasında da gerçek bir mühendis olduğunu görüldü. Edebiyat tarihimiz boyunca divân şairlerimiz Ferhad’ın ağzından âşka dair sözler söylemiş ve nahif duygularını Ferhad vasıtasıyla dile getirmişlerdir. Seçilerek zikredilen beyitler bu duyguların birer şahididirler.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2274]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1339">
    <dcterms:title><![CDATA[UCENJE RİJECİ TURSKOG JEZİKA]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Pozajmene rijeçi: Glagolska rekcija , glasovna promjena, fraza.  SAŽETAK  Ucenje rijeci je vrlo slozen proces. Da bi studenti naucili rijeci turskog jezika neophodan je kvalitetan rjecnik. Nazalost mi u Bosni i Hercegovini nemamo jedan takav rjecnik namjenjen za studente. Zato profesori svojim znanjem moraju zamijeniti rjecnike. Ja, kao student koji se susreo sa svim problemima ucenja rijeci i nedostatka rjecnika, u svom izlaganju bih zeljela pokazati svoja zapazanja, negativne strane metoda koje su se do sada koristile, te dati prijedloge za poboljsanje istih.Navesti cu nekoliko primjera: -uz svaki glagol treba navesti padez koji on zahtijeva zato sto se rekcija glagola bosanskog jezika razlikuje od rekcije glagola turskog jezika(npr. bakmak + dativ, görmek + akuzativ), te zato sto se neki glagoli mogu koristiti sa vise padeza a u tom slucaju imaju potpuno razlicita znacenja( npr. yatmak-lezati, leci;sa dativom znaci opruziti se,izvaliti se; sa instrumentalom znaci imati seksualni odnos, spavati s kime) -uz svaku imenicu navesti sve glasovne promjene kojima podlijeze ili ako je izuzetak od nekog pravila (nehir,nehri ;saç,saçı ;renk,rengi) -uz saku rijec navesti fraze u kojima se ta rijec koristi ( npr. bacak-noga, bacak bacak üstüne atmak-prebaciti nogu preko noge) -nikako ne pretjerivati u davanju znacenja (npr. ne davati arhaizme ) itd. Vrlo je bitno naglasiti ove stvari, inace ce recenice koje studenti budu konstruisali biti nepravilne a cesto i besmislene.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2015]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1340">
    <dcterms:title><![CDATA[TEKKE VE ZAVİYELERİN BALKANLAR’DAKİ ROLÜ VE ÖNEMİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş Veli, Bektaşilik, Anadolu, Balkanlar, Bosna Hersek.  ÖZET  Türklerde ilk tarikatın kurucusu Ahmet Yesevi Hazretleri’dir. Ahmet Yesevi, yetiştirdiği müritlerini Anadolu’ya göndermiş ve bu müritler Anadolu’nun manevi mimarları olmuşlardır. Halka arasından Anadolu’ya gelen müritlerin sayısı doksan dokuz bin olarak ifade edilmektedir. Ayrıca bu müritlere Horasan erenleri adı da verilmektedir. Her mürit Anadolu’nun çeşitli yerlerini mesken tutmuş ve bulundukları yerlerde birer tekke veya dergâh inşa etmiştir. Bu mistik kurumların (tekke veya zaviyelerin), bunların kurucuları ve yöneticilerinin (pirlerin, şeyhlerin ve dervişlerin) sadece dini, sosyal ve kültürel yaşamda değil, aynı zamanda siyasal ve ekonomik hayatın düzenlemesinde, siyasi hudutların genişletilmesinde, elde edilen toprakların işletilmesinde, imar ve iskânında da önemli etkileri vardı. Anadolu’da tarikatlar arasında en önemlisi hiç şüphesiz Hacı Bektaş Dergâhı’dır. Anadolu’dan Balkanlar’a, kısmen Mısır’a ve Yakındoğu ülkelerine dek geniş bir coğrafyaya yayılmış olan Alevi Bektaşi dergâhlarının ana merkezi Hacıbektaş’taki Pir Evi’dir. Bugün Balkanlarda tespit edilen tekke sayısı yirmi üçtür. İşte bu bildiride de yukarıda sayısını verdiğimiz tekkelerin Balkanlardaki rolü ve önemi üzerinde durulmuştur.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2276]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1341">
    <dcterms:title><![CDATA[KAZAKÇA, TATARCA VE RUSÇADAKİ KARŞILAŞTIRMALI YAPILAR]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: karşılaştırıcı, kazak, тatar, rusça, inşaat, eğitim yöntemleri. ÖZET  Bu yazıda Kazakça, Tatarca ve Rusçadaki karşılaştırmalı yapılar ve anlamları örneklerle karşılaştırılarak ele alınmıştır. Dilin genelce araçlarından biri karşılaştırmanın bitişimli ve esnek dillerdeki yapılma yollarının özelliklerini bilmenin filologlar ve çevirmenler için pratik öneminin büyük olduğudur.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2011]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1342">
    <dcterms:title><![CDATA[ADALET AĞAOĞLU’NDA BİR ANLATIM TEKNİĞİ OLARAK KURGU SORUNLARI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Adalet Ağaoğlu, roman, modernizm, yazar  ÖZET  Türk edebiyatının, kurgu sorunları üzerine titizliğiyle de bilinen, önemli isimlerinden Adalet Ağaoğlu (d.1929) romanlarının tümünde yazar profiliyle öne çıkan, ya da otobiyografik göndermeli farklı roman kişilerine yer vermek suretiyle; okurunu hem sanat anlayışına, hem de roman yazış sürecine tanık ettirir. Hayır… (1987), Yazsonu (1980) ve Romantik Bir Viyana Yazı’nda (1993) meslekleriyle var olan ve roman sanatıyla ilgilenen bu kişilere yer verilmesi, Adalet Ağaoğlu’nun eserlerine ve roman sanatına yönelik tartışmaların, düşüncelerin ortaya çıkmasına sebep olur. Hayır…’ın kişilerinden olan Yazar, Ağaoğlu’nun romancı kimliğiyle çakışan sanat anlayışına sahipken; Yazsonu’nun iki anlatıcısından biri olan Yazar, Ağaoğlu ile birçok bakımdan benzerlik gösterir. Romantik Bir Viyana Yazı’nda ise okurla doğrudan konuşan sesin sahibi olan Ağaoğlu, klâsik yapıdaki roman sanatına ironik bir yaklaşım sergiler. Bu çalışmada, anılan üç eserde yazar kimliğiyle yer alan anlatıcı profilleri üzerinden, Ağaoğlu’nun kurguyu sorunsallaştırma biçimleri çözümlenmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2284]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1343">
    <dcterms:title><![CDATA[ZEYNEP CEMALİ’NİN ESERLERİNDE CİNSİYET ROLLERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Çocuk edebiyatı, Zeynep Cemali, Cinsiyet rolleri.  ÖZET  Zeynep Cemali, çocuklar için yazarken çocuğun gözüyle bakabilmeyi becerebilmiş önemli yazarlardan biridir. Ortaya koyduğu eserlerde, çocuğu yormayacak sade ve anlaşılır bir dili, düzgün cümle kuruluşlarıyla sağlamıştır. Bu bağlamda edebilik vasfı taşıyan eserlerinin eğitsel yönü de kuvvetlidir. Çocuğun hayal dünyasını etkileyen çocuk edebiyatı ürünlerinin dolaylı ya da doğrudan vermek istedikleri bu eğitsel yönün bir parçasıdır. Çocuk edebiyatı ürünlerinin tercih edilebilir olmalarının en önemli ölçütü ister istemez eğitsel yönleri olmuştur. Zeynep Cemali roman ve hikâyelerinde konu bakımından çeşitlilik sağlamıştır. Eserleri sosyal ilişkileri ve meseleleri içeren zengin kurmaca hayatların üzerine kuruludur. Eğitsellik özelliği göz önüne alındığında, bireylerin kimliğini belirleyen cinsiyet rollerinin çocuk edebiyatı ürünlerinde işleniş biçimi, üzerinde durulması gereken bir konudur. Bu çalışmada, insanın çeşitli hallerini yansıtan eserleri, cinsiyet rolleri açısından incelenmiş geleneksel Türk aile yapısı ile ilişkilendirilerek tartışılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2247]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1344">
    <dcterms:title><![CDATA[ÖZBEK CEDİT EDEBİYATINDA TEMA]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Özbek Cedit Edebiyatı, tema, eğitim, din, bilim.  ÖZET  Bildiride, birçoğu 1937-1939 yılları arasında öldürülen Özbek cedit edebiyatı temsilcilerinin eserlerinde “eğitim, bilim, din ve toplumsal yozlaşma” teması ele alınmıştır. Özbek edebiyatında 1910 ve 1930 yıları arası, Cedit Edebiyatı Dönemi olarak adlandırılır. Edebiyat bu dönemde yönünü halka çevirir ve edebi eserler “millet için edebiyat” şuuruyla yazılır. Bu dönemin öne çıkan belli başlı şair ve yazarları Mahmud Hoca Behbudi, Münevverkari, Hamza Hakimzade Niyazi, Sıddıki Aczi, Sadriddin Ayni, Abdurauf Fıtrat, Abdulla Kadiri ve Çolpan’dır. Özbek edebiyatında hikaye, roman ve tiyatro gibi türlerin ilk örnekleri bu dönemde verilir. Bu dönemin şair ve yazarları eserlerinde daha çok toplumsal problemler üzerinde dururlar. Özbek ceditçilerin eserlerinde en çok işledikleri tema eğitim, bilim, din ve toplumsal yozlaşmadır. Onlar İslam dünyasındaki geri kalmışlığın başlıca nedeni olarak gördükleri eğitim sistemini masaya yatırırlar. Türkistan medreselerinde verilen eğitimin, - son dönemlerde- çağın gereksinimlerini karşılayamadığını ileri sürerek, eğitim sisteminin nasıl olması gerektiği konusu üzerinde dururlar. Onlar için din ve bilim bir bedenin ayrılmaz uzuvlarıdır. Öyleyse sağlıklı nesiller yetiştirebilmenin ön şartlarından biri, eğitim kurumlarında dini ve dünyevi ilimlerin bir arada okutulmasıdır. Ancak bu sağlanırsa Türkistan’ın esaret zincirini parçalayabileceğini, toplumsal yozlaşmanın önünün kesilebileceğini, modern dünyanın seviyesine ulaşılabileceğini savunurlar.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2035]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1345">
    <dcterms:title><![CDATA[BOSNA HERSEK’TE BAĞIMSIZLIK SONRASI MİLLİ KİMLİĞİN İNŞASINDA FOLKLORUN İŞLEVİ VE ÖNEMİ ÜZERİNE]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Bosna Hersek, Milli Kimlik, Folklor.  ÖZET  Kültürel tarzlar, kalıplar ve yapıların oluşturduğu ve oluşturmaya devam ettiği bilgi olarak tanımlanması mümkün olan folklor kavramının başta eğlendirme ve hoşça vakit geçirme, toplumsal kurumlara ve törelere destek verme, eğitim ve kültürün genç kuşaklara aktarılması, toplumsal ve kişisel baskılardan kurtulma ve de başkaldırı gibi temel işlevlere sahip olduğu söylenebilir. Bunun yanında, folklorun en önemli işlevlerinden birinin de kimlik tanımlamasında önemli bir gösterge olduğu gerçeğidir. Folklorun bu yönü, özellikle yeni kurulan devletlerin milli kimliklerini yapılandırmalarında önemli bir işleve sahiptir. Folklor, bağımsızlığına yakın zamanda kavuşan Bosna Hersek devletinin kendi milli kimliğini tanımlamasında ve bu kimlik üzerinden kendini tanıtmasında önemli bir işlevi yerine getirmektedir. Dolayısıyla, Bosna Hersek’te bağımsızlık sonrası milli kimliğin inşasında folklorun önemli bir işleve sahip olduğunu söylemek mümkündür. Bildiride bu bağlamda, Bosna Hersek’te bağımsızlık sonrası milli kimliğin inşasında folklorun işlevi ve önemi meselesi üzerinde durulmuştur.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2122]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1346">
    <dcterms:title><![CDATA[SAİT FAİK VE MİLJENKO JERGOVİÇ’İN HİKÂYELERİNDEKİ ÇEVRESEL ETMENLERİN ANLAMSALLIĞI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Günlük hayat, uyum, sıradanlık, küçük insanlar.  ÖZET  Modern Tür hikâyeciliğin kurucusu olarak kabul edilen Sait Faik, klasik hikâye kurallarını yıkmış getirdiği yeniliklerle &quot;kökü kendisinde olan&quot; bir yazar olarak kabul edilir. Daha çok kendisinden yola çıkarak çevresindeki izlenimlerini anlatan yazar, insan gerçeğini anlamaya çalışmıştır. İnsanların yaşama biçimlerini, isteklerini, tasalarını, korkularını ve sevinçlerini irdeleyerek kendisine özgü bir tarz oluşturmayı başarmıştır. Hikayelerinde küçük insanı şiir kokusunda anlatır. Saraybosna&#039;da doğan Miljenko Jergoviç adlı yazar da Sait Faik gibi hikâyelerinde hayatı aşırılıklara kaçmadan şiir tadında ifade etmiştir. Akıcı bir dille olayları anlatırken başka insanların dikkat etmediği küçük unsurlara farklı anlamlar yükler. Farklı milletlere ait olmakla birlikte iki yazarın tekniği ve bakış açıları arasında benzerlikler gösterilmektedir. İkisi de çevredeki canlı cansız unsurları kullanarak hikâyelerinin temasını oluştururlar. Eserlerinde trajediler görülmez. Miljenko Jergoviç, Bosna savaşını hikâyelerinde konu ederken dahi savaşın arka planındaki sıradan günlük hayatın fotoğrafını bize verir. Sait Faik ve Miljenko Jergoviç, yaşamın sahnelerini küçük fotoğraflarla betimler.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2301]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1347">
    <dcterms:title><![CDATA[İVO ANDRİÇ’İN ‘DRİNA KÖPRÜSÜ’ BAĞLAMINDA HAYATLARA UZANAN KÖPRÜLER: BOSNA-HERSEK]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Köprü, şehirler, doğu-batı, kültür, çatışma.  ÖZET  İnsanlık tarihi boyunca üretilen ve evrensel kültürel miras olarak adlandırılan eserler, geçmiş değerlerin günümüze aktarılmasında önemli görevler üstlenmektedir. Kültürel mirasın önemli parçalarından biri de kuşkusuz köprülerdir. Köprü, iki şey arasında bağ veya ilişkiyi sağlayan şey anlamına gelmektedir. Köprüler sadece iki mekânı bağlayan somut yapılar olmaktan çıkıp bulundukları bölgede birer ikon haline gelirler. Taşıdıkları anlam itibariyle kentin sembolü olurlar. Kentin kimliklerini taşıyıp orada yaşayan insanlarla birlikte birçok olaya tanık olup şehrin başkarakterini oynarlar. Bosna-Hersek, geçmişten günümüze köprülerle zengin bir ülke olup buradaki köprüler, iki uzak yeri birleştiren taş yapılar olmaktan çıkmış bazen barışın simgesi olduğu farklı kültürlerin kaynaştığı birer mekânken bazen de savaşın başlangıç yerleri olmuşlardır. Bosna-Hersek’teki köprüler, mimari estetik olmanın dışında ayrı bir ruh taşımaktadırlar. İvo Andriç’in Osmanlı Döneminde Sokollu Mehmet Paşa tarafından yaptırılan Drina Köprüsünü anlattığı ‘Drina Köprüsü’ adlı eserinde köprü sadece iki yakayı birleştiren değil aynı zaman da doğu ile batı kültürünü de birbirine geçişini sağlayan bir kahraman olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine Osmanlı Döneminde yapılan Mostar Köprüsü çok kültürlülüğün sembolü olmuştur. Ancak bununla beraber köprüler her zaman kültürleri birleştiren yaklaştıran bir görev üstlenmemişlerdir. Bazen de yıkımların başlangıç yerleri olmuşlardır. Saraybosna’daki Latin ve Vrbanja Köprüleri savaşların ilk kıvılcımlarının ateşlendiği mekânlardır. Sunumuzda, İvo Andriç’in Drina Köprüsü adlı romanı bağlamında Bosna-Hersek’teki köprülerin taşıdığı anlamlar irdelenmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2292]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description></rdf:RDF>
