<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
<rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1328">
    <dcterms:title><![CDATA[ANTAKYA SALLANGAÇ TÜRKÜLERİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Antakya, Türkü, Sallangaç, Sallangaç Türküleri.  ÖZET  Bildiriye öncelikle bir giriş bölümüyle başlanılnış; bu bölümde türkü kavramından, Hatay türkülerinden ve sallangaç kavramından söz edilmiştir. Sonrasında salıncak ya da sallangaç türkülerinin oluşmasına Antakya eğlence hayatı ve ikliminin nasıl olanak tanıdığı ve bu tarz türkülerin nasıl oluştuğu üzerinde durulmuş, sallangaç (salıncak) türkülerinin yöreye özgülüğünden bahsedilmiş; ancak benzer yaklaşımların Anadolu’da da bulunduğu Şükriye Tutkun’un salıncak albümü örnek verilerek ortaya konulmuştur. Yine, bildiriye konu olan sallangaç türkülerinin bir veya iki örnekle sınırlı olmadığını ve Antakya yöresinde uzun soluklu bir sallangaç türküsü söyleme geleneği olduğunu göstermek amacıyla çalışmanın son bölümüne yeter sayıda sallangaç türküsü örneği konulmuşur. Yörede tespit edilen 19 sallangaç türküsünden bildiriye alınan 9’unun adları şöyledir: Yaprak Gazellendi - Hanım Arabaya Binmiş - Hasan Dağı Oymak Oymak - Mavilim Yakdın Beni - Ninem Kurmuş Yol Üstüne Çıkrığı - Pınara Vurdum Kazmayı - Elmas Dolu Çekmecesi - Kızın Adı Emneli - Antakya Dağın Diktir]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2118]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1329">
    <dcterms:title><![CDATA[BİLGE KARASU’NUN USTA BENİ ÖLDÜRSEN E! ADLI HİKÂYESİNİN İSİM İÇERİK BAĞLAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Bilge Karasu, us, ben, tahlil.  ÖZET  Usta Beni Öldürsen E! hikâyesi on iki bölümden oluşan Göçmüş Kediler Bahçesi kitabının yedinci hikâyesidir. Alıntı ve Gönderge Yöntemiyle Yapılan metinlerarasılık tekniği ile -Koncaku Monogatari Şu- Japon Öyküsü, hikâyenin arka planını oluşturur. Buna göre iblisleşivermiş olan bazı ana babalar herkesi ortadan kaldırdıkları gibi çocuklarını da ortadan kaldırırlar. Hikâyede, kişiliğin oluşumunda en önemli iki etken olan kalıtım ve çevreden kalıtımın ağır basışı, ustasının tüm çabalarına rağmen çırağının iblişleşmesinin önüne geçemeyişi anlatılır. Öykünün isim-içerik ilişkisi iki farklı okumaya da müsaittir. Başlığa göre değerlendirildiğinde usta-çırak ilişkisinin ön plana çıktığı görülür. Ancak kelimelerin arka planda yüklendikleri anlamlar da göz önünde bulundurulduğunda hikâye yepyeni bir yapıya bürünür. Buna göre us+ta [us, akıl/zihin; ta, bulunma hali eki] akılda; ben ise vücutta oluşan siyah leke anlamındadır. Hikâyede ben, nefret imgesidir. Kelimelere bu yönleriyle bakıldığında öykü başlığı zihinde nefreti öldürsene şekline çevrilir. Bu bildiride Usta Beni Öldürsen E! hikâyesinin isim-içerik ilişkisi üzerinden tahlili yapılmaya çalışılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2189]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1330">
    <dcterms:title><![CDATA[TERCÜME-İ AYNÜ’L-HAYAT’TA “DOĞUM” İLE İLGİLİ UYGULAMALAR]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Tercüme-i Aynü’l-Hayat, Doğum, Halk inanışları, Hayvan.  ÖZET  İnsan yaşamının en önemli geçiş dönemlerinden biri olan doğumla ilgili çeşitli inançlar, gelenek ve görenekler ve bunlara bağlı oluşan ritüeller şüphesiz kültürün içinde önemli bir yer teşkil ederler. Geçiş dönemlerinin başlangıcı olan doğum çevresinde oluşan halk inanışlarını 16. yüzyıl Osmanlı âlimlerinden Bâlî Efendi tarafından yazılan Tercüme-i Aynü’l- Hayat adlı eser çerçevesinde ele alınmıştır. Eser, Hayatü’l-Hayavan’ın Ömer bin Yûnus el-Hanafî el-Nahifî tarafından yapılan muhtasarının Türkçeye tercümesidir. Eserde kuşların ve hayvanların özellikleri, faydaları yanında birçok hayvanın insanla ilgili gerek fiziksel gerekse psikolojik rahatsızlıkları iyileştirici özelliklerinden bahsedilmiş, doğumla ilgili birçok uygulamaya da yer verilmiştir. Çalışmamızda eserde doğum öncesinden doğum sonrasına kadar olan doğurganlığı arttırıcı, doğum kontrolünü sağlayıcı ve doğumu kolaylaştırıcı birçok uygulama tasnif edilerek incelenmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2176]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1331">
    <dcterms:title><![CDATA[“KİTAB-I DEDEM KORKUT” İLE ÇAĞDAŞ KIRGIZCADAKİ BAZI ORTAK KELİMELER HAKKINDA]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Kitab-ı Dedem Korkut, Türkiye Türkçesi, Kırgız Türkçesi, kültür, genetik benzerlik.  ÖZET  XV. asrın sonlarında yazıya geçirildiği söylenen “Kitab-ı Dedem Korkut” adlı eser, sadece Türk dilinin ve edebiyatının değil aynı zamanda Türk kültürünün de en önemli kaynaklarından biridir. Oğuz Türkçesiyle yazıya geçirildiği belirtilen bu eser, Anadolu dışında yaşayan diğer Türk halklarında da mevcuttur. Türkmen, Azeri, Gagauz gibi Oğuz gruplarında eserin kendisi mevcutken Kazak (Kıpçak), Özbek (Karluk), Altay (Sibirya) gibi Türk halklarında ise eserdeki Bamsı Beyrek boyu farklı isimlerle yaşamaktadır. Ayrıca Kazaklarda “Korkut Ata” adı altında anlatılar da kayda geçirilmiştir. Bununla birlikte Kazaklarda bağımsız bir destan olarak kaydedilen “Alpamıs”ın Özbeklerde “Alpomiş”, Altaylarda “Alıp-Manaş” olduğu ve bunların prototipinin Bamsı Beyrek olabileceği de ifade edilmiştir. Hatta Kırgızlara ait olan “Manas Destanı”ndaki başkahraman Manas’ın “Kitab-ı Dedem Korkut”taki Bamsı Beyrek’le ilişkisi kurulmuştur. Ayrıca “Kitab-ı Dedem Korkut”ta geçen “Segrek” isminin, “Manas Destanı”ndaki “Sırgak” adlı kahramanın prototipi olduğu da ileri sürülmüştür. Bu bağlamda “Kitab-ı Dedem Korkut”, Türk destancılık geleneğinde bir merkez görevi üstlenebileceği gibi Türk lehçelerindeki kelimelerin kültürel açıdan mukayesesinde de temel bir kaynak olarak kullanılabilir. Özellikle de “atlı bozkır medeniyeti”nin en önemli temsilcilerinden olan Türk halklarının hayvancılık, akrabalık, organ terimleri bakımından mukayesesi değerli veriler ortaya koyacaktır. Bu noktada ise Türk halklarının genetik benzerlikleri devreye girecektir. Genetik benzerlik ise bilim adamlarının köken olarak aynı ırka dayalı olan toplumlar için kullandığı bir terimdir. Bu bildiride ise “Korkut Ata Kitebi” adıyla Kırgızcaya aktarılan eser de göz önünde bulundurulmak suretiyle Çağdaş Kırgız Türkçesi ile “Kitab-ı Dedem Korkut”taki ortak kelimeler tespit edilmeye ve bu kelimelerin kültürel arka planı hakkında bilgi verilmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1879]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1332">
    <dcterms:title><![CDATA[SÖZLÜ KÜLTÜR ORTAMINDAN DERLENEN MASALLARIN YAZIYA AKTARIMI ÜZERİNE BAZI DİKKATLER]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Halk Bilimi, Kültür Ortamları, Masal, Söz, Yazı.  ÖZET  Halk bilimi sahası içerisinde değerlendirilen masallar, insanlık tarihi boyunca öncelikle yüz yüze iletişimin sağlandığı sözlü kültür ortamı içerisinde söze dayalı olarak üretilip aktarılmıştır. Medeniyet seviyesinin yükselmesi ve yazının icadıyla birlikte diğer halk bilgisi ürünlerinde olduğu gibi masallar bir yandan sözlü kültür ortamı içerisinde üretilip aktarılırken diğer yandan da yazılı kültür ortamına uyum sağlamış ve yazıya aktarılarak kitaplaştırılmıştır. Görselliğin ön planda olduğu günümüz dünyasında ise masallar elektronik kültür ortamına adapte olarak; çeşitli internet sitelerinde görsel ve işitsel malzeme haline getirilmiş hatta sinemaya aktarılmış böylece ilgililerine ulaştırılmıştır. Masallar halk bilimciler tarafından daha çok sözlü kültür ortamı içerisinde, sözlü kaynaklardan derlenerek yazıya aktarılmıştır. Gerek Avrupa’da gerekse Türkiye’de halk bilimi araştırmalarının erken dönemlerinde masallar üzerine yapılan çalışmalara bakıldığında masalların icra bağlamı ele alınmaksızın sadece masal metnine odaklanılarak derlendiği ve derlenen bu masal metinleri üzerine daha çok tip ve motif çalışmalarının yapıldığı görülmektedir. Bugünkü halk bilimsel teoriler göz önünde bulundurulduğunda halk bilimi araştırmalarının yapıldığı erken dönemlerde halk bilimciler ya da meraklılar tarafından derlenen masalların yazıya aktarımında gerek dil ve üslup gerekse metnin üretildiği bağlam ile ilgili çok çeşitli eksikliklerin olduğunu görülmektedir. Bu bildiride; Türkiye’de çeşitli araştırmacılar tarafından derlenen masallardan hareketle sözlü kültür ortamında icra edilen halk bilgisi ürünlerinin yazıya aktarımında karşılaşılan sorunlar halk bilgisi ve dil bilgisi verileri ışığında ele alınarak bir durum tespiti yapılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2173]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1333">
    <dcterms:title><![CDATA[MİTOLOJİ VE ARKEOLOJİNİN KESİŞTİĞİ NOKTADA OSMANLI EDEBİYATI: TÂC-I İSKENDER&#039;İN PEŞİNDE]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: İskender-i Zülkarneyn, Taç, Gorona, Divan Şiiri.  ÖZET  Makedonya&#039;dan Hindistan&#039;a uzanan bölgede muazzam büyüklükte bir imparatorluk kuran İskender-i Zülkarneyn, hem kendi zamanında hem de sonraki nesiller üzerinde ciddi bir etki bırakmış, adı yüzyıllar boyunca unutulmamıştır. O günden bu güne hakkında yazılan kitaplar ve anlatılan hikâyeler İskender&#039;in bıraktığı izin ne denli derin olduğunu göstermesi bakımından dikkate değerdir. Bu etkinin bu kadar büyük ve sürekli olmasında, İskender&#039;in çok genç yaşta tahta çıkmasına rağmen elde ettiği büyük başarı, bazı kişisel özelikleri, yaptırdığına inanılan &quot;âyîne-i gîtî-nümâ&quot; (cihanı gösteren ayna) ve &quot;sedd-i İskender&quot; ile karanlıklar ülkesinde arayıp bulamadığı &quot;âb-ı hayat&quot; gibi konular belirleyici olmuştur. İskender&#039;in tarihî ve edebî eserlere konu olmasına sebep de büyük oranda bu hususlardır. Bunlar yanında zaman zaman eserlerde sözü edilen ve İskender&#039;le birlikte anılan bir başka konu ise gücün ve ihtişamın simgesi hâline gelmiş meşhur tacı ve bu taçla ilgili anlatılanlardır. Evliya Çelebi&#039;nin Seyahatnâme&#039;de hakkında uzunca bilgi verdiği bu taç &quot;Gorona&quot; ve &quot;Manlifke&quot; gibi adlarla bilinmektedir. Tarihte birçok hükümdarın başını ve hayallerini süsleyen taç, önemli bir siyasi simge olarak görülmüş, zaman zaman da savaşlara sebebiyet vermiştir. Tam ifadesiyle &quot;taç kimdeyse güç ondadır&quot;. İskender&#039;le ilgili diğer konular kadar olmasa da Divan şairleri zaman zaman bu taçtan eserlerinde söz ederler. Taç genel itibarıyla eserlerde İskender&#039;e aidiyeti ve gücün sembolü olması yönüyle ele alınır. Bu çalışmada İskender&#039;e ait olduğuna inanılan taçla ilgili kaynaklarda yer alan bilgiler bir araya getirilmiş ve şairlerin dilinde tacın ne şekilde kullanıldığına dair tespitlere yer verilmiştir. Bunlara, yakın zamanda ele geçirilen İskender tacıyla İskender&#039;in &quot;eşek kulakları&quot;nı veya &quot;boynuzları&quot;nı örtmek için kullandığı söylenen başlığına dair bilinenler de eklenmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2267]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1334">
    <dcterms:title><![CDATA[YENİ TÜRK EDEBİYATI MUKADDEMELERİNDE EDEBİ TÜR VE MESELELER HAKKINDAKİ MÜLAHAZAT]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Mukaddeme, Tanzimat, Servet-i Fünun, mülahazat, edebi türler.  ÖZET  Türk edebiyatı 1839 Tanzimat Fermanı diğer bir adı ile Mustafa Reşid Paşa tarafından Gülhane Hattı Hümayunu da denilen yenileşme beratının yürürlüğe girmesiyle hızlı bir değişim ve gelişim içerisine girer. Esasında Osmanlı Devleti’nin, Batı medeniyetine yönelişi resmiyet kazanmamış haldeyken, varolan ve devam eden değişim ve gelişim böylelikle resmiyet kazanır. Bu berat birçok alanda olduğu gibi edebiyat alanını da etkiler ve aktif bir fikir haline dönüştürür. Böylelikle Türk edebiyatına yeni türler girmeye başlar. Batı edebiyatından, edebiyatımıza, roman, hikâye, şiir(teknik, tema), tiyatro, gazete, deneme, fabl, makale, röportaj gibi yeni edebi türler girer. Batı orijinli edebi türlerin önsözü, eskilerin tabir ettiği sebeb-i telif-i kitap(kitabın yazılışının sebebi) tabir edilen mukaddeme(önsöz) de değişime uğrar ve varolan terim anlamının yanında başka bir mana ve görev de üstlenir. Yeni dönem de mukaddeme yenileşme dönemi edebiyatı ürünlerinin ilk sayfalarında eserin niçin ve ne maksatla yazıldığı anlamının yanında şahsiyetlerin edebi anlayışlarının belirleyici olduğu bir saha halini alır. Çalışmada Tanzimat ve Servet-i Fünun edebiyatı dönemi içinde yazılan edebi eserlerin önsözlerinden hareketle, eser mukaddemelerinde geçen dönem edebiyatı hakkındaki meseleler, edebi tür ve şahsiyetlerin edebi türlere bakışını verilmeye çalışıldı.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2245]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1335">
    <dcterms:title><![CDATA[BOSNA MECMUASI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Bosna Mecmuası, Osmanlı Devleti, Balkanlar, Basın-Yayın.  ÖZET  Osmanlı Devleti’ndeki basın hayatı incelendiğinde, II. Abdülhamit Dönemi’nin (1876-1909) çok önemli bir konuma sahip olduğu görülür. Çünkü bu dönemde basın-yayın sansüre uğramış, birçok dergi ve gazete kapatılmıştır. İşte bu dönemde basın hayatına başlayan ve çok kısa bir süre hayatta kalan bir gazete incelenecek: Bosna Mecmuası. Bosna Mecmuası, Ekim 1908 tarihinde iki sayı olarak çıkan bir gazetedir. İstanbul’da basılmış ve tamamı Osmanlıcadır. Gazetenin imtiyaz sahibi Bosnalı Mehmed Nureddin’dir. Bu çalışmada Bosna Mecmuası tanıtılmış ve onun gözüyle Osmanlı ve Balkanlar incelenmiştir.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2193]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1336">
    <dcterms:title><![CDATA[KARŞILAŞTIRMALI EDEBİYATIN YAYILMA ALANI]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Karşılaştırmalı Edebiyat, Edebiyat Tarihi, Tarih ve Edebiyat, Metin İncelemesi, Metodoloji.  ÖZET  Karşılaştırmalı edebiyat, kavramlar, metinler ve disiplinler arasında ciddi bir köprü kurmaktadır. Gelişen teknoloji ve yeni araştırma fırsat ve yaklaşımlarının da etkisiyle, karşılaştırmalı edebiyat, hem yeni çalışma alanları, hem de yeni teknikler kazanmıştır. Giderek popülaritesi yükselen bu alanın bilime ışık tutması ve araştırmacılara kaynak, çalışma alanı sağlaması söz konusudur. Öte yandan, küreselleşen dünyamızda, yeni bilim alanlarının mevcut istekleri karşılamadaki rolü kaçınılmazdır. Bu bildiride, amaç karşılaştırmalı edebiyatın yayılma alanını tespit ederek bu disiplinin edebiyatlar arasındaki etkileşimdeki rolünü saptamaya çalışmaktır. Yine, bildiride XX. ve XXI. yüzyılın önemli bir disiplini olan “karşılaştırmalı edebiyat”a ait literatür incelenip kronolojik esas ve gelişime ait kıstaslar göz önünde bulundurularak edebiyatların tarihçesi çerçevesinden hareketle ilgili etkileşimleri saptanmıştır. Bunun dışında, benzerlik, hareket ve kaynak noktaları hakkında hükümlere ulaşılmıştır.]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[1860]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description><rdf:Description rdf:about="https://omeka.ibu.edu.ba/items/show/1337">
    <dcterms:title><![CDATA[BOSNA HERSEK’TEN ORTA ANADOLU’YA UZANAN KÜLTÜR KÖPRÜSÜ: KONYA SELÇUKLU BOSNA HERSEK MAHALLESĠ ÖRNEĞĠ]]></dcterms:title>
    <dcterms:abstract><![CDATA[Anahtar Kelimeler: Bosna Hersek, Türkiye, Konya, Bosna Herkek Mahallesi, kültürel ilişkiler.  ÖZET  Türk kültür tarihinin izlerini taşıyan Bosna Hersek’le Türkiye arasındaki bağlar, 1909’da resmî anlamda kesilse de sosyo-kültürel anlamda hâlâ güçlü bir şekilde devam etmektedir. Asırlarca birlikte yaşama tecrübesinin getirdiği bu bağların yansımaları Anadolu’da farklı şekillerde görülebilmektedir. Konya’nın Selçuklu ilçesindeki Bosna Hersek Mahallesi’nin bu açıdan ayrı bir önem teşkil ettiği düşünülmektedir. Bosna Hersek Savaşı ardından Selçuklu Belediyesi tarafından kurulan bu mahalleye Bosna Hersek adı verilmiş ve yapılan okul, park, cami, köprü, sokak vs. yapılara da Bosna Hersek ve bu ülkeyle bütünleşmiş olan adlar verilerek adetâ küçük bir Bosna Hersek oluşturulmuştur. 4 Kasım 1994 tarihinde her iki tarafın isteğiyle Selçuklu ve Teşanj Belediyeleri arasında kardeşlik ve işbirliğinin, ihtiyaç ve imkânlar dâhilinde tüm konularda Bosna Hersek’teki savaş sırasında ve sonrasında da devam edeceğinin bildirildiği anlaşmanın ardından; 24 Ağustos 2011 tarihinde Saray Bosna Stari Grad Belediyesi arasında ‘KardeĢ ġehir’ protokolü imzalanarak tarihî ve kültürel bağ iliĢkilerini geliĢtirecek konferans, panel, çevre, sanat, sağlık, spor gibi etkinliklerin ynaında turizm ve görsel programların sivil toplum kuruluĢlarının katkılarıyla destekleneceği mesajı verilmiĢtir. Bosna Hersek Mahallesi örneğinin temel alındığı bildiride, bahsi geçen anlaşmalar, yapılar, belge ve çeşitli görsel malzemelerle de desteklenerek ortaya konulmuş ve sosyal, tarihî, kültürel yapının korunup yaşatılması bağlamında ele alınarak birtakım değerlendirmeler yapılmıştır]]></dcterms:abstract>
    <dcterms:publisher><![CDATA[International Burch University]]></dcterms:publisher>
    <dcterms:date><![CDATA[2013-05-17]]></dcterms:date>
    <dcterms:extent><![CDATA[2153]]></dcterms:extent>
    <dcterms:identifier><![CDATA[ISSN 2203-4548     ]]></dcterms:identifier>
</rdf:Description></rdf:RDF>
